Image default
Makale

6502 Sayılı TKHK’da Bankacılık İşlemleri Nedeni İle Tüketiciden Alınabilecek Masraflar, Bddk Kararı, Kanuna Aykırı Uygulamalar Ve Çözüm Yolları

Tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşmenin karşı tarafı olan müteşebbis veya banka, yapılan sözleşme veya verdiği hizmet nedeniyle yaptığı masrafları, 6502 sayılı Tüketici Kanunu’nun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olması koşulu ile tüketiciden talep edebilir.

Tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde, sözleşmenin karşı tarafı olan müteşebbis veya banka, yapılan sözleşme veya verdiği hizmet nedeniyle yaptığı masrafları, 6502 sayılı Tüketici Kanunu’nun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olması koşulu ile tüketiciden talep edebilir. Bankalar ve finans kuruluşları sadece BDDK tarafından tespit edilen masrafları tüketiciden talep edebilirler. Ancak tüketiciden talep edilen bu masrafların, HAKLI, MAKUL ve BELGELİ olması zorunludur.

İlhan KARAAnkara 7. Ticaret Mahkemesi Başkanı

İSTANBUL BAROSU DERGİSİ, MART-NİSAN 2015 SAYISI

1-Genel Değerlendirme

Tüketicinin taraf olduğu tüketici işlemi veya tüketici sözleşmesi nedeniyle bazı masraflar yapılması gerekebilir. Tüketici işlemlerinde yapılan masraflardan tarafların ne şekilde ve hangi oranda sorumlu olacağı veya sözleşme nedeni ile yapılan masrafların taraflar arasında nasıl paylaştırılacağı hususu son derece önemlidir. Uygulamada özellikle tüketicilerin taraf oldukları bankacık işlemleri veya tüketici kredisi sözleşmeleri nedeniyle yapılan masraflardan kimin ne şekilde sorumlu olacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygulamada tüketiciler ile finans kuruluşları ve bankalar arasında yapılan tüketici kredisi ve konut finansmanı sözleşmeleri nedeni ile bankalar aleyhine çok sayıda dava açıldığı görülebilmektedir. Mülga 4077 sayılı TKHK döneminde olduğu gibi 6502 sayılı TKHK yürürlüğe girdikten sonrada bu sorun uygulamada halen devam etmektedir.2 Mülga 4077 sayılı TKHK’da tüketicinin taraf olduğu sözleşmeler ve bankacılık işlemleri nedeni ile yapılan masraflara ilişkin kanunda genel bir düzenleme bulunmamaktaydı.3  Tüketici işlemi niteliğinde olan sözleşmeler nedeni ile yapılan masraflardan tarafların nasıl sorumlu tutulacağı genel hükümlere (TBK, MK, TTK) göre ve yerleşik tüketici mahkemesi kararları ile Yargıtay içtihatlarına göre belirlenmekteydi.

6502 sayılı TKHK’da tüketici işlemleri ve tüketici sözleşmeleri nedeni ile tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda temel ilke ve genel hüküm niteliğinde olmak üzere düzenlemeler yapılmıştır. Bankalar ve diğer finans kuruluşları tarafından 6502 sayılı TKKH’da belirlenen temel ilkelere uygun olmak şartı ile tüketicilerden alınacak masraflar konusunda gerekli düzenlemeyi yapmak ve bu konuda Yönetmelik çıkarma görev ve yetkisi kanunda yapılan düzenleme ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) verilmiştir.4 BDDK tarafından bankacılık işlemleri nedeni ile tüketicilerden alınabilecek masraflara ilişkin liste belirlenirken bu masrafların, 6502 sayılı TKHK’nın ruhuna  uygun  olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde belirlenmesi zorunludur (TKHK m.4/3). BDDK’nın bu kanunda kabul edilen bu temel ilkelere ve yerleşik Yargı içtihatlarına aykırı olacak şekilde masraf listesi tespit etmesi halinde bu durum TKHK’ya açık aykırılık oluşturur. Kanuna aykırı BDDK kararı veya Yönetmelik hükümleri hiçbir şekilde tüketici aleyhine uygulanamaz. Yargıtay yerleşik uygulamaları bu konuda istikrar kazanmıştır.

Tüketici kredisi  ve konut kredisi sözleşmesinin esas itibari ile bir tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi olduğu hiçbir şekilde unutulmamalıdır (TBK m.386; mülga BK m.306). Tüketici kredisi sözleşmesinde bankanın asli edimi tüketiciye bir miktar parayı ödünç olarak vermektir. Buna karşılık tüketicinin asli edimi aldığı parayı kararlaştırılan faizi ile birlikte ödeme planına uygun şekilde bankaya geri ödemektir. Banka tarafından tüketiciye verilen kredi nedeni ile tüketicinin asli edim yükümlülüğünde açık veya örtülü şekilde artış meydana getirecek şekilde masraf, komisyon, yapılandırma ücreti ve buna benzer isimler altında masraf olarak her hangi bir ücret alınması mümkün değildir.  6502 sayılı TKHK’da yapılan açık düzenleme nedeni ile kanunun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına aykırı olacak şekilde yapılan veya yapılacak her türlü düzenleme kanuna aykırı düzenleme olarak kabul edilir.

1.1 -Genel Olarak Masraflardan Sorumluluk

Tüketici işlemi ve tüketici sözleşmeleri nedeni ile tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda mülga 4077 sayılı TKHK’nın yürürlükte olduğu dönemde yaşanan tartışmaları ve açılan davaları sona erdirmek amacı ile 6502 sayılı TKHK m.4/3, 4 fıkrada bu konuda ayrıntılı düzenleme yapılmıştır. Kanunda yapılan düzenleme uyarınca tüketici ile yapılan sözleşmelerde kural olarak sözleşme giderlerinden  sözleşmenin karşı tarafı olan müteşebbisin (bankanın) sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Kanunda yapılan bu düzenlemenin amaca uygun olacak şekilde gayet yerinde ve isabetli olduğu söylenebilir.

6502 sayılı TKHK’da yapılan düzenleme uyarınca, tüketici işlemleri ve tüketici sözleşmelerinde tüketicinin haklı olarak sözleşmenin karşı tarafının yerine getireceğini düşündüğü masraflar ve müteşebbisin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile kendi menfaatine olmak üzere yaptığı masrafları tüketiciden talep edemez.

Tüketici işlemi niteliğinde olan sözleşmelerde ve bankacılık işlemlerinde, bankaların veya kredi veren diğer finans kuruluşlarının tüketiciden talep edebileceği masrafların BDDK tarafından tespit edileceği ve ilan edileceği esası kabul edilmiştir. Ancak BDDK tarafından alınacak masraflar konusunda gerekli düzenleme yapılmadan önce, ilgili Bakanlık  (Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) görüşünün alınması zorunludur. İlgili Bakanlık tarafından bu konuda bildirilecek görüşün “uygun görüş” olması zorunluluğu yoktur. İlgili Bakanlık tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda uygun görüş bildirilmesi zorunluluğunun bulunmaması, belkide 6502 sayılı TKHK’deki en önemli eksiklerden biridir. Kanunda yapılan düzenleme uyarınca BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda ilgili Bakanlığın “uygun görüşünü alma” zorunluluğu bulunmadığından, sadece görüş alınmasına yönelik yapılan düzenleme adeta şekli bir formaliteyi yerine getirmekten öteye bir anlam ifade etmemektedir.

Örneğin; BDDK tarafından hazırlanan ve 3 Ekim 2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelikte, 5 bu eksiklik açık şekilde görülmüştür. BDDK tarafından hazırlanan Yönetmelikte ve ek listede, tüketiciden alınabilecek masraflar arasında gösterilentahsis ücretinin, ilgili Bakanlık tarafından 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenlemeye aykırı olduğu ve

böyle bir ücret alınmasının Kanuna uygun olmadığı BDDK’ya bildirilmesine rağmen, BDDK ilgili Bakanlığın olumsuz görüşüne rağmen tüketiciden tahsis ücreti alınabileceğine yönelik düzenleme yapmıştır. Yönetmelikte yapılan düzenlemede “Tahsis Ücreti” alınmasının gerekçesi olarak kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi olarak gösterilmiştir (Yön. m.10/1). Tüketiciden alınacak kredi tahsis ücretinin kredi asıl alacağının %o5 (binde beş) oranından fazla olamayacağı kabul edilmiştir.

Bankacılık işlemlerinde tüketicilerden alınabilecek masrafları belirleme görev ve yetkisinin tümü ile BDDK’ya verilmiş olması, hiçbir şekilde masraflar konusundaki düzenlemenin tamamen BDDK’nın insafına ve insiyatifine terk edildiği şeklinde anlaşılmamalıdır. 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme dikkatli şekilde incelendiğinde bu durum açıkça anlaşılmaktadır. Tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda,  gerekli düzenlemeyi yapma ve masrafları belirleme yetkisi BDDK’ya verilmiş olmakla birlikte, alınabilecek masrafların 6502 sayılı TKHK’da belirlenen ilkelere uygun olacak şekilde tespit edilmesi zorunludur. Ancak BDDK tarafından belirlenen masrafların Tüketici Kanunu’nun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde belirleneceği kabul edilmiştir.

6502 sayılı TKHK madde 4/3 fıkrada yapılan düzenlemede tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını  beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler  ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketicidenfaiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak buKanunun  ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde BDDK tarafından belirleneceği kabul edilmiştir. Tüketici Kanunda yapılan bu düzenlemeden açıkça anlaşıldığı üzere BDDK tarafından çıkarılan Yönetmelikte, tüketicilerden alınabilecek masraf, komisyon ve diğer ücretler belirlenirken, Kanunda açıkça gösterilen ön koşullara uygun olacak şekilde bir düzenleme yapılması zorunludur. Buna göre BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar belirlenirken, belirlenen bu masrafların;

a) Tüketici Kanunu’nun ruhuna  uygun ve

b) Tüketiciyi koruyacak şekilde düzenleme,

Yapılması zorunludur.

Bu nedenle tüketiciyi korumak amacı ile çıkarılan ve yürürlüğe giren 6502 sayılı TKHK hükümleri gerekçe gösterilerek bu konuda yönetmelik hazırlayan BDDK’nın bu temel ilkelere aykırı olacak şekilde hazırladığı veya hazırlayacağı Yönetmelik ve masraf listesi kanuna açık şekilde aykırılık oluşturur. Kanuna aykırı olan Yönetmelik ve masraf listesinin mahkemeler yönünden herhangi bir bağlayıcılığı yoktur.

6502 sayılı TKHK’da yapılan bu düzenleme uyarınca kural olarak sözleşme giderlerinden karşı tarafın (banka, satıcı, sağlayıcı, girişimci) sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Kanunda yapılan bu düzenleme uyarınca, kural olarak tüketiciden sözleşme ile belirlenenin dışında ek ücret talep edilemez. 6502 sayılı TKHK’da yapılan bu düzenlemenin temelindeki asıl gerekçe, piyasada özellikle tüketicilere sunulan mal ve hizmetler için ödenecek ücretlerin kapsamının belirlenmesinde sorun yaşanmasıdır. Çünkü korunma ihtiyacı olan ve bu nedenle zayıf konumda olan tüketici, bir sözleşme yaparken, edineceği mal veya hizmeti bir bütün olarak algılar ve bunun ücretini ödediğini düşünür. Günlük hayatta bu konuda tüketicide yerleşmiş olan algı yapılan pazarlığa her şeyin dâhil olduğu yönündedir.

Örneğin; sıfır kilometre otomobil alan tüketici, haklı olarak kararlaştırılan satış bedelinin anahtar teslimi fiyatı olduğunu kabul eder. Buna karşılık kullanılmış, yani ikinci el bir otomobil alan tüketici, noter tescil masraflarından kendisinin sorumlu olduğunu bilir. Yetkili bayiden buzdolabı alan tüketici yapılan fiyat anlaşmasına eve teslim ve kurulum masraflarının firma tarafından karşılanacağını düşünür. Tüketicinin haklı olarak bir bütün olarak algıladığı ve tek fiyat biçtiği edimin daha sonra parçalara bölünmesi ve her bir parça için kendisinden ek ücret talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı açıktır.

Diğer taraftan bir sözleşme kapsamına giren bütün edimlerin, sözleşmenin asli fiyat pazarlığına dâhil olduğu şeklinde yorumu yapılması durumunda, yan edimler için bir ücret talep edilmesi tümüyle engellenmiş olacağından bu durum fiyatların artmasına neden olacak ve tüketici aleyhine sonuç doğurabilecektir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle bir sözleşmede neyin alış veriş dengesi içinde olduğu, neyin asli edim neyin yan edim olduğunun tespiti büyük önem taşır. Bu tespitin yapılabilmesi amacıyla 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenlerin girişimcilerin ve bankaların tüketiciden hangi durumlarda ek ücret talep edebileceği konusunda kanunda açık düzenleme yapılmıştır. Buna göre ortalama bir tüketicinin kendisine sunulan edim kapsamında saymakta haklı olduğu, ana sözleşme ücreti dâhilinde bu edimi de ödediğini  düşündüğü hallerde tüketiciden ayrıca ücret talep edilemez. Burada kast edilen sübjektif bir tüketici beklentisi değil, makul, dürüst yani ortalama bir tüketicinin objektif, genel ve haklı bir algısıdır. Bunun tespit edilmesi için 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada, mahkemelere yol gösterecek olan iki kriter kabul edilmiştir. Buna göre öncelikle mevzuatımızda yapılmış olan özel düzenlemelerin dikkate alınması zorunludur. Böyle bir düzenlemenin bulunmaması durumunda, 6502 sayılı TKHK’da kabul edilen temel ilke uyarınca kural olarak müteşebbisin veya bankanın kendi lehine yaptığı masraflardan tüketici sorumlu olmaz.  Bu tür masraflardan banka veya girişimcinin kendisi sorumlu olur. Çünkü yapılan masraflar tüketiciye her hangi bir yararı bulunmamaktadır.

Örneğin; tüketici kredisi ve konut kredisi sözleşmeleri nedeni ile sigorta yapılması TKHK’da yapılan açık düzenleme nedeni ile tamamen tüketicinin yazılı talebine ve onayına bağlanmıştır (TKHK m.29, 38). Sigorta yapılmasında tüketicinin de menfaati olmasına rağmen TKHK’nın emredici düzenlemesi nedeni ile tüketicinin yazılı talebi ve onayı olmadan hayat sigortası veya kaza sigortası yapılamaz. Buna rağmen kredi veren banka kendi menfaatine olduğu için sigorta yapacak olursa ödediği pirim bedelini tüketiciden talep edemez.

1.1.1 Masraflar İçin Mevzuatta Özel hüküm Bulunması

Öncelikle, Kanunda özel olarak düzenlenmiş sözleşmelerde, özellikle edim kapsamında sayılmış olan hizmetler için ayrıca bir ücret talep edilmesi mümkün değildir. Örneğin; Türk Borçlar Kanunu’nda satım sözleşmesinde devir ve taşıma giderleri için özel bir düzenleme yapılmıştır. TBK m.211 uyarınca kural olarak sözleşmede aksine düzenleme veya adet yoksa ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya aittir. Ancak taşıma giderleri alıcıya aittir. Aynı şekilde TBK 303 vd. maddelerinde kira sözleşmesi sırasında ortaya çıkan kira konusunun ayıplarının kimin tarafından giderileceği veya temizlik ve bakım giderlerini kimin ödeyeceği bellidir. Kanunda özel olarak düzenlenmemiş isimsiz sözleşmelerde ise özel olarak düzenlenmiş sözleşme hükümlerinin kıyasen uygulanması mümkündür.

Buna göre masraflarla ilgili olarak mevzuatta özel bir düzenleme bulunan hallerde öncelikle bunun uygulanması zorunludur. Ancak taraflar yaptıkları anlaşmada açıkça fiyat pazarlığına her şeyin dâhil olduğunu kabul etmiş ise artık tüketiciden kararlaştırılan fiyat dışında her hangi bir ücret alınamaz. Tüketici ile yapılan sözleşmelerde, kural olarak tüm masrafların satış pazarlığına dâhil olduğu kabul edilir.

1.1.2 Müteşebbisin Kendi Lehine Yaptığı Masraflar

Müteşebbisin (mal veya hizmet sunan, satıcı, sağlayıcı vb.) kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir ücret talep edemez. 6502 sayılı TKHK’da kabul edilen bu ilke hakkaniyet ve dürüstlük kuralına uygun bir düzenlemedir. Bu kapsamda sözleşmeyi  düzenleyenin kendisini belirli risklere karşı korumak için yaptığı masrafları daha sonra tüketiciye yüklemesi hakkaniyete uygun değildir. Zira başlangıçta sözleşme fiyatı belirlenirken tarafların risk hesaplarını yaparak ona göre edimi belirlemeleri gerekir.

Örneğin; bir hava yolu şirketinin taşıma sözleşmesi kapsamında asli edimi tüketicileri ve makul ağırlıktaki el bagajlarını taşımaktır. Yolculuk sırasında verilen yemek ve içecek servisi, el bagajından daha büyük bagajların taşınması, uçak yolcularına sigorta yaptırılması ise yan edimlerdir. Bu kapsamda sadece el bagajı ile uçan, yiyecek, içecek servisinden faydalanmayan ve sigorta yaptırmayan bir tüketicinin daha büyük bir bagajla uçan veya yiyecek içecek servisinden faydalanan yada sigorta yaptıran diğer bir tüketiciden daha ucuza uçmak istemesi makul bir istektir. Hava yolu şirketinin de bu imkânı tüketiciye sunması hakkaniyete uygundur. Esasen normal koşullarda dürüstlük kuralı ve adalet ilkesi esasen bunun yapılmasını gerektirir.

Örneğin; 6502 sayılı TKHK m.29 ve 38 hükmünde yapılan açık düzenleme uyarınca banka verdiği tüketici kredisi ve konut kredisi için tüketiciden hayat sigortası talep edemez. Ancak banka sigorta primlerini kendisi karşılayarak hayat sigortası yaparsa bu durumda ödediği pirim tutarını tüketiciden talep edemez. Çünkü sigorta sözleşmesi yapılması konusunda tüketicinin açık talebi ve onayı alınmamıştır.

Tüketicilerin bankalarla yaptıkları sözleşmelerde kural olarak banka tüketiciden faiz dışında masraf komisyon adı altında herhangi bir ücret alamaz. Yapılan kredi sözleşmesi nedeni ile tüketicinin asli edim yükümlülüğünde örtülü artış meydana getirecek şekilde, yan edimler vasıtası ile artış yapılması hiçbir şekilde mümkün değildir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre dosya, komisyon, yapılandırma ve buna benzer isimler adı altında tüketiciden masraf alınması mümkün değildir.6

Alman Federal Mahkemesi tarafından verilen kararlarda da, tüketici kredileri için taraflar arasında düzenlenen sözleşmede dosya masrafı alınmasını öngören genel işlem koşullarının (GİK) geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Aynı şekilde tüketiciden bir defaya mahsus olmak üzere olsa bile dosya parası veya komisyon ücreti adı altında  masraflar için ücret alınamayacağı kabul edilmektedir.

Örneğin; Alman Federal Mahkemesi 13/05/2014 Tarih ve Az: XI. ZR 170/13 ve XI. ZR 405/12 sayılı kararlarında bankanın taraflar arasında yapılan sözleşmede “bir defaya mahsus olmak üzere % 1 dosya masrafı alınır” şeklinde yazılan genel işlem koşulu niteliğindeki (GİK) düzenlemenin Kanuna aykırı olduğunu kabul etmiştir. Aynı şekilde taraflar arasında yapılan sözleşmede dosya ücreti alınacağına yönelik düzenlemenin de geçersiz olduğuna karar verilmiştir.7

Bankacılık işlemlerinde asli edim, yan edim ve sözleşmeyi düzenleyen bankanın kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar konusunda karar vermek işin niteliği uzmanlık gerektiren bir iştir. Bu nedenle tüketiciden veya müşteriden alınabilecek masrafları çok kolay değildir. Bu nedenle kanun koyucu 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme ile bankacılık işlemlerinde asli edim, yan edim ve sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masrafların neler olduğunun bankacılık sektörünün düzenleyici kurumu olan BDDK tarafından belirlenmesinin uygun olacağını kabul ederek kanunda bu yönde düzenleme yapmıştır. Yapılan bu düzenleme ile konun koyucu uygulamada çıkabilecek yorum farklılıklarını engellemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle, bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü  ücret, komisyon ve masraflar, ilgili Bakanlığın görüşü alındıktan sonra BDDK, bankacılık işlemleri nedeni ile tüketicilerden alınabilecek masrafları tespit eder.

Tüketiciden alınacak masraf, komisyon ve diğer ücretler BDDK tarafından belirlenirken bunun, Tüketici Kanunu’nun  ruhunauygun olarak ve aynı zamanda tüketiciyi koruyacak şekilde belirlenmesi gerektiği hiçbir şekilde unutulmamalıdır. BDDK’nın 6502 sayılı TKHK’da kabul edilen bu ilkelere aykırılık oluşturacak şekilde masraf listesi belirlemesi durumunda, yapılan düzenleme açıkça kanuna aykırılık oluşturur. BDDK’nın kanuna aykırılık oluşturacak şekilde ilgili Yönetmelikte masraf listesi belirlemesi durumunda, tüketiciler alınan bu masrafların her zaman iadesini isteyebilirler. Kanuna aykırı olarak alınan masrafların iadesi için tüketici mahkemesi veya tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılarak iadesi istenebilir.

Tüketiciden talep edilen masraflar yönünden BDDK’nın belirlediği listenin kanunun ruhuna  ve tüketicinin korunması ilkesine uygun olabilmesi için  sübjektif olan bu ölçünün somut hale getirilmesi zorunludur. Bunun için bu konudaki bilimsel görüşler, tüketici mahkemesi kararları, Yargıtay içtihatları ve yabancı ülke yüksek mahkeme içtihatlarından yararlanabiliriz. Bankacılık işlemleri ve tüketici kredileri nedeni ile bankalar ve finans kuruluşları tarafından tüketicilerden alınabilecek masraflarla ilgili olarak mülga 4077 sayılı TKHK döneminde tüketici mahkemeleri ve Yargıtay yerleşik uygulamaları ile kabul edilen ve halen uygulanan temel ilkler bize yol gösterici olabilir.

Buna göre BDDK tarafından tüketicilerden alınabileceği kararlaştırılan Yönetmelik ekinde liste halinde gösterilen masrafların, BDDK tarafından kabul edilen masraf listesinde bulunması hiçbir şekilde bu masrafların tüketiciden alınabilmesi için tek başına yeterli değildir. Tüketiciden talep edilen masrafların öncelikle BDDK listesinde yer alması zorunludur. Tüketiciden talep edilebilecek masrafların BDDK tarafından belirlenen masraf listesinde bulunması her şeyden önce ön koşuldur. Ancak tüketiciden talep edilen masraflar bu listede bulunması hiçbir şekilde tek başına yeterli değildir. İlan edilen masraf listesinin aynı zamanda 6502 sayılı TKhK’nın ruhuna ve tüketicinin korunması amacına uygun olması zorunludur.

Bu nedenle mülga 4077 sayılı TKHK döneminde olduğu gibi 6502 sayılı TKHK’nın yürürlüğe girdiği 28 Mayıs 2014 tarihinden itibaren bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerle yaptıkları tüketici kredisi ve konut finansmanı sözleşmeleri ile verdikleri hizmetler nedeniyle BDDK’nın alınabilecek masraflar listesinde kabul edilen masrafları tüketiciden talep edebilmeleri için talep edilen bu masrafların aynı zamanda HAKLI, MAKUL ve BELGELİ olması  zorunludur. Tüketiciden talep edilebilecek masrafları belirleme görev ve yetkisinin BDDK’ya verilmiş olması Yargıtay içtihatları ve tüketici mahkemesi kararları ile yerleşik hale gelen bu ilkelerin uygulanması gerektiği sonucunu hiçbir şekilde değiştirmez. Yargıtay ve tüketici mahkemelerinin eskiden beri süre gelen bu yerleşik uygulamasının aksine düzenlenecek masraf listesi 6502 sayılı TKHK’nın ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına aykırılık oluşturacağı gibi Anayasanın 172. Maddesinde düzenlenen tüketicinin korunması amacına da aykırılık oluşturur.

1.2. Bankacılık İşlemlerinde Masraflardan Sorumluluk

Bankalar ve finans kuruluşları günümüz modern toplum yaşamında ve ekonomik hayatta çok önemli bir yere sahiptir. Sürdürülebilir sağlıklı ekonomiler için her geçen gün finans kuruluşları ve bankaların bu önemli rolü sürekli artış eğilimi göstermektedir. Bugün artık banka ile hiçbir işi olmayan, kredi kartı veya banka kredisi kullanmayan veya bir şekilde yolu bankaya düşmeyen gerçek kişi yâda tüzel kişi bulunmadığı söylenebilir. Ticari veya mesleki amaç taşımayan bireysel bankacılık işlemlerinin tamamı tüketici işlemi niteliğindedir.8 Ekonomik büyümeyi finanse etmenin ve sürdürmenin en etkin yolu finansal sektörün büyük ve sağlıklı bir yapıya sahip olmasından geçer. Temel işlevleri müşterilerinin ve ekonominin ihtiyaç duyduğu finansal hizmetleri sunmak ve ödeme sisteminin çalışmasını sağlamak olan banka ve finans kurumları ekonomik faaliyetin çok önemli bir parçasıdır.9

Bankalar ve finansal kuruluşlar sıradan herhangi bir işletmeden çok farklıdır. Faaliyetleri için devletten ayrıca lisans almak zorundalar. Bankalar ve finans kuruluşlarının yapabilecekleri işler 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir. Bankaların yapabilecekleri işlerin nitelikli işler olduğunu söylemek gerekir.10 Müşterileri ile böylesine iç içe olan bankalar ve finans kurumlarının birtakım sorunlar yaşaması hatta son dönemlerde bankalar aleyhine çok sayıda dava açılması bu açıdan bakıldığında yadırganacak bir durum sayılmamalıdır. Ancak açılan dava sayısında meydana gelen bu aşırı artışın sebepleri iyi incelenerek bunların tarafların hak ve menfaat dengesine ve sözleşme özgürlüğü ile 6502 sayılı TKHK’nın tüketiciyi koruma amacına uygun olacak şekilde azaltılması son derece önemlidir.

Bankalar ve finans kuruluşları mülga TTK  m.18, Yeni TTK  m.16 anlamında tacir sayılır. Bu nedenle banka ve finans kuruluşları yaptıkları işlemlerden veya verdikleri hizmetlerden dolayı müşterilerinden ve tüketicilerden ücret talep hakkına sahiptir (Yeni TTK m.20; Mülga TTK m.22). Bankaların yaptıkları iş ve işlemler nedeniyle sürekli gözetim ve denetim altında bulunmaktadırlar. Kanunla ve aldıkları lisansla faaliyet gösteren ve TKK anlamında asıl amacı gelir elde etmek olan banka ve finans kuruluşları verdikleri hizmetler ve müşterileri ile yaptıkları kredi sözleşmeleri nedeni ile yaptıkları masraf talep edebilirler. Ancak bankanın tüketiciden talep ettiği bu masrafların öncelikle BDDK’nın belirlediği alınabilecek masraf listesinde bulunması ve aynı zamanda talep edilen bu masrafların haklı, makul ve belgeli olması zorunludur. Bu koşulların bulunmaması halinde, tüketiciden masraf adı altında ücret alınması hiçbir şekilde mümkün değildir.

Bankalar ve finans kurumları yaptıkları faaliyet itibariyle, sistemdeki paydaşlardan herhangi birinin çıkarı ön plana alınmadan değerlendirmeye tabii tutulmalıdır. Yapılan bu değerlendirmelerin siyasi otorite tüketiciler, hissedarlar, diğer  müşteriler, toplum ve düzenleyici kurumların ve diğer ilgililerin çıkarları dikkate  alınarak ekonomik gelişmelere uygun olacak şekilde değerlendirmeye tabii  tutulması yerinde  bir  uygulama olacaktır.11  Bankalar tüketicilerle yaptıkları sözleşmeler veya verdikleri hizmetler nedeniyle tüketicilerden yaptıkları masrafları talep edebilirler. Ancak talep edilen giderlerin 6502 sayılı TKHK’nın belirlediği ilkelere uygun olması ve yapılan işle orantılı olması zorunludur. Aksi halde haklı, makul ve belgeli olmayan yani tüketiciden gereksiz yere alınan giderlerin tüketicilere iadesi gerekir.

Tüketici işlemelerinde ve tüketicinin taraf olduğu sözleşmeler nedeni ile tüketiciden talep edilebilecek masraflar konusunda temel ilke niteliğinde olmak üzere 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.12 Kanun koyucu yapılan bu düzenlemede bankacılık işlemleri konusunda uygulamada yaşanan sorunları da nazara alarak ayrıntılı düzenleme yapmıştır. Kanunda yapılan düzenleme uyarınca, her türlü tüketici işlemi ile tüketicinin taraf olduğu sözleşmelerde, müteşebbisin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile müteşebbisin kendi menfaatine olarak yapmış olduğu masrafların tüketiciden talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Bankalar, tüketici kredisi  veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan  ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde BDDK tarafından belirleneceği kabul edilmiştir. Kanunda yapılan bu düzenlemenin bankacılık işlemlerinde tüketiciden gereksiz şekilde alınan ücret komisyon ve diğer masrafların alınmasını tamamen önleyebileceğini söylemek çok da mümkün değildir.

Örneğin; BDDK tarafından hazırlanan ve yürürlüğe giren Yönetmelik ve ikinde yer alan masraf listesinde tüketicilerden alınabilecek masraflar konusunda yapılan düzenlemede ilgili Bakanlığın olumsuz (karşı) görüşüne rağmen  tüketici kredileri ve konut finansmanı sözleşmeleri nedeni ile kullanılan kredinin binde beşini (%o 5) geçmemek şartıyla “Tahsis ücreti” alınabileceği kabul edilmiştir.13  BDDK tarafından alınabilecek masraflar arasında gösterilen “Tahsis Ücreti” nin 6502 sayılı TKHK’nın ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olduğun söylemek mümkün değildir.

6502 sayılı TKHK m. 4/3 fıkrada yapılan düzenlemeye kural olarak sözleşme masraflarının tüketiciden talep  edilemeyeceğitemel ilke olarak kabul edilmiştir. Tüketiciden faiz dışında alınacak masraf ve komisyon türleri ilgili Bakanlığının görüşü alınarak TKHK’nın ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olacak şekilde BDDK tarafından düzenleneceği kabul edilmiştir. BDDK tarafından alınabilecek masraflar konusunda gerekli değerlendirme ve belirleme yapılırken sistemdeki paydaşların tamamının ortak görüş ve düşüncesine uygun olacak şekilde düzenleme yapılması gerekir. BDDK tarafından çıkarılan Yönetmelik ve masraf listesinin Yargıtay’ ın bu konudaki yerleşik içtihatları ile bilimsel görüşlere uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. BDDK’nın tüketiciden alınabilecek masraflar arasında gösterilen ancak TKHK’nın ruhuna ve tüketicinin korunması amacına uygun olmayan yani “Haklı, Makul ve Belgeli” olmayan masrafların tüketiciden talep edilmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Bu tür masrafların BDDK’nın belirlediği listede yer almasının her hangi bir önemi yoktur. Normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, Anayasaya veya Kanuna aykırı olan yönetmelik hükmünün mahkemeler ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bir bağlayıcılığı bulunma- maktadır. Danıştay’ın uygulaması da aynı yöndedir.14

2 –Bankaların Tüketiciler Yönünden Önemi

Ekonomide yaşanan gelişmeler, tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve tüketimin hızlı bir artış göstermesi önemli bir finansman ihtiyacı gerek tirmektedir. Bugün için tüketicilerin ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlayan en önemli kurum ve kuruluşların, bankalar ve diğer finans kuruluşları olduğunu söyleyebiliriz. Bu yönüyle değerlendirme yapıldığında tüketicilerin büyük çoğunluğunun banka ve finans sektörüyle adeta ayrılmaz bir bütün haline geldiği söylenebilir.

Örneğin; nüfusu 75 milyonu aşan ülkemizde 2013 yılı itibariyle bireysel bankacılık hizmetlerinden yaklaşık 25 milyonu aşkın kişinin istifade ettiği; aynı şekilde kredi kartı sayısının 57 milyon, toplam banka kartı sayısının 102 milyon adedi aştığı15 nazara alındığında bankaların günlük hayatta tüketicilerle ne kadar iç içe olduğu açıkça görülebilmektedir. Bankacılık faaliyeti finansal sektörün çok önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bireysel bankacılık işlemleri alanında 2011 yılında tüketici kredilerindeki artış 39, 4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılının ilk 10 ayında tüketici kredileri 18,6 milyar TL artarak 187 milyar TL seviyesine ulaşmıştır.16

3 –Bankaların Tüketicilerden Talep Ettiği Masraflar ve Bunların Yasal Dayanakları

Bankalar yaptıkları faaliyetler itibariyle para transferi, tüketici kredileri, kredi kartları, banka kartları, mevduat hesapları, ATM kullanımı, kiralık kasa, menkul kıymet işlemleri, çek ve senet işlemleri, sigorta acenteliği, teminat verme, faktorink işlemleri, finansal kiralama acenteliği, bireysel emeklilik aracılık hizmetleri ve diğer birçok alanda hizmet verebilmektedir. Bankalar verdikleri krediler veya hizmetler nedeniyle müşterilerinden masraf ve komisyon adı altında ücret talep edebilmektedirler. Bankalar ve finans kurumları yaptıkları kredi sözleşmeleri veya verdikleri hizmetler nedeniyle mülga 4077 sayılı TKhK döneminde uygulamada dosya masrafı, komisyon gideri, istihbarat gideri, tahsis ücreti, hesap işletim ücreti, hesap işletimsizlik ücreti, görüşme masrafları, ipotek  tesis  ve fek ücreti, kasa görme  ücreti, sair komisyon gideri, dekont ücreti, belge talep etme ücreti, manüel  komisyon gideri, yapılandırma gideri, kredi  açılış  ücreti, ekspertiz gideri, emlakçı komisyonu vb. çoğu aynı amaca hizmet eden ve birbirine benzeyen 70’ e yakın farklı isim altında tüketicilerden ve diğer müşterilerden masraf adı altında ücret talep edilebilmekteydiler.17

Bankalar ve finans kuruluşları yaptıkları sözleşmeler ve verdikleri hiz- metlerden dolayı talep ettikleri ücretleri öncelikle Yeni Türk Ticaret Ka- nunu m.20 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca tacir olan bankanın ücret talep edebileceğine yönelik düzenleme (Mülga TTK m.22), Bankacılık Kanunu m.144, Bakanlar Kurulu Kararı ve Merkez Bankasının 2006/1 sayılı Tebliğine dayandırmaktadır. 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan özel düzenleme uyarınca tüketici kredileri ile tüketicilere verilen ürün ve hizmetler nedeni ile alınabilecek masrafların BDDK tarafından belir- leneceği kabul edildiğinden bankacılık işlemleri nedeni ile tüketicilerden alınan masrafların yasal dayanağı bu düzenlemedir.

3.1 –Yeni TTK m.20 hükmünde Yapılan Düzenleme

Yeni Türk Ticaret Kanunu 20. Maddesinde yapılan düzenleme eski Türk Ticaret Kanunu’nun 22. Madde karşılığıdır. Eski düzenleme yeni ka- nunda dil sadeleştirmesi yapılarak aynen muhafaza edilmiştir. Yeni TTK 20.Maddede “(1) Tacir olan veya olmayan bir kişiye ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Ayrıca tacir verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır.”Şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yapılan dü- zenleme ile tacirlerin asıl amacının gelir elde etme olduğu nazara alınarak yaptıkları iş ve işlemler nedeniyle ve verdikleri ödünç paralar nedeniyle ücret ve faiz talep edebilecekleri kanunda açıkça düzenlenmiştir. Banka- lar Ticaret Kanunu anlamında tacir sayıldıklarından ücret talep etmeleri kanuna uygun hatta yapılan işler ve verilen hizmetler nedeniyle ücret talep etmelerinin zorunlu olduğunu söyleyebiliriz.

3.2 –5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.144 hükmü

Bankalar yönünden alınan masraf ve diğer ücretlerle ilgili yasal dayanaklardan birisi ve belki de en önemlisi Bankacılık Kanunu m.144 hükmü olduğunu söyleyebiliriz. Kanununda faiz oranları ve diğer menfaatler başlığı ile düzenlenen m.144 hükmünde “ Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile  azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen  veya tamamen serbest  bırakmaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini  Merkez Bankasına devredebilir.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yapılan bu düzenleme ile kanun koyucu Bakanlar Kurulu’na bankaların uygulayacakları faiz oranlarına azami sınır getirme ve faiz dışında bankaların müşterilerinden talep edebilecekleri diğer menfaatlerin nitelikleri ve azami oranlarını belirleme yetkisi verilmiştir. Aynı düzenleme ile Bakanlar Kurulu’nun bu yetkisini Merkez Bankasına devredebileceği kabul edilmiştir.

3.3 –Bakanlar Kurulu’nun 16.10.2006  tarih, 2006/11188 Sayılı Kararı

Bakanlar kurulu, Bankacılık Kanunu m.144 hükmünde yapılan düzenlemenin kendisine vermiş olduğu bu yetkiyi, aynı kanunda yapılan açık düzenleme uyarınca T.C. Merkez Bankasına devredebileceği kabul edildiğinden, bu hükme dayanarak bu konudaki düzenleme yetkisini Merkez Bankasına devretmiştir. Bakanlar Kurulu’nun bu yetkisini Merkez Bankasına devretmesindeki en önemli etken Merkez Bankasının bankacılık faaliyetleri ve finans sektörü konusunda denetim yetkisinin bulunması, finans piyasaları ile sürekli iç içe olması ve esas itibariyle bunlarla ilgili denetim ve gözetim yetkisi bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Bakanlar Kurulu’nun bu şekilde yapmış olduğu yetki devrinin ekonomik koşullara ve piyasa şartlarına uygun olduğunu açıkça ifade etmek gerekir. Yapılan bu yetki devrine rağmen Bakanlar Kurulu Kanunun kendisine vermiş olduğu bu yetkiyi tekrar Merkez Bankasından her zaman geri alabilir. Böyle bir durumda faiz dışındaki masraf ve diğer giderlerle ilgili tespit ve değerlendirmeyi bizzat Bakanlar Kurulu’nun yapması gündeme gelebilecektir. Ancak 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme uyarınca tüketici işlemi sayılan bankacılık faaliyetlerinde tüketicilerden alınabilecek masrafları tespit etme görev ve yetkisi BDDK’ya verilmiş olduğundan bu alandaki masrafları belirleme yetkisi sadece BDDK’ya ait- tir. Tüketici işlemi sayılmayan bankacılık işlemleri yönünden Bakanlar Kurulu’nun Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan yetkisi aynen geçerli- dir. Örneğin; genel kredi sözleşmeleri nedeni ile banka tarafından alınan masrafları belirleme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Ancak bunun için öncelikle Merkez Bankasına devredilen yetkinin geri alınması gerekir.

3.4 –T.C. Merkez Bankasının 2006/1 Sayılı Tebliği18

Merkez Bankası Bakanlar Kurulu’nun kendisine yaptığı yetki devrine istinaden 09.12.2006 tarih ve 2006/1 sayılı tebliği hazırlayarak yürürlüğe koymuştur. Hazırlanan bu tebliğin amacı bankaların kredi verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulayacakları faiz oranları ve katılma hesaplarında uygulayacakları kar ve zarara katılma oranları ile kredi işlemlerinde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlere ilişkin esas ve şartların belirlenmesi hedeflenmiştir.

Merkez Bankası 2006/1 sayılı bu tebliğin 3/1 madde hükmü uyarınca bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceğini ancak vadesiz mevduat faiz oranının yıllık % 0, 25‘i geçemeyeceği kararlaştırılmıştır. Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler başlıklı 4. Madde hükmünde yapılan düzenleme ile bankalar tarafından reeskont kaynaklı krediler dışında uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının bankalarca serbestçe düzenlenebileceği kararlaştırılmıştır.

Yapılan bu düzenlemeden açıkça anlaşılacağı üzere bankaların reeskont kaynaklı krediler dışında diğer kredilerde faiz oranının serbestçe belirleyebilecekleri anlaşılmaktadır. Aynı şekilde faiz dışında sağlanacak diğer menfaatler ile tahsil edilecek masrafların nitelikleri ve sınırlarının bankalar tarafından serbestçe belirlenebileceği kararlaştırılmıştır. Buna göre bankalar ve finans kurumları yaptıkları kredi sözleşmeleri veya verdikleri hizmetler nedeniyle müşterilerden ve tüketicilerden istedikleri şekilde ve miktarda masraf talep etme hakkına sahiptir. Merkez banka- sının yaptığı bu düzenleme ile alınabilecek masraflar konusunda hiçbir sınırlama getirmemiş olması mülga 4077 sayılı TKHK’nın yürürlükte olduğu dönemde uygulamada, müşterilerin ve tüketicilerin bankalar aleyhine çok sayıda dava açmasına sebebiyet vermiştir. Dava sayılarındaki artışın halen devam ettiğini söyleyebiliriz. Merkez Bankasının tebliğin 4. maddesi ile esas hedeflediği hususun faiz dışında sağlanacak diğer menfaatler ve tahsil edilebilecek masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbest piyasa koşullarında rekabetçi bir ortamda belirlenebileceği ve bunların piyasa koşullarında makul düzeyde oluşacağı düşünülerek hazırlandığı anlaşılmaktadır. Ancak serbest piyasa koşullarında bu düşüncenin kısa vadede gerçekleşmediği ve bu nedenle bugün için çok sayıda uyuşmazlık çıkmasına sebebiyet verdiği görülmektedir. Bankalara verilen masrafları serbestçe belirleyebilme yetkisi nedeniyle uygulamada bu yetkinin banka- lar tarafından çok farklı şekilde kullanılabildiği masraf adı altında soyut isimlerle (dosya, komisyon, yapılandırma gideri, v.b.) tüketicilerden ve diğer müşterilerden ücret alınabildiği görülmektedir. Bankalar tarafından yapılan bu uygulamanın Türk Borçlar Kanunu 20 ila 25 maddeleri, mülga 4077 s.K m.6 hükmünde düzenlenmiş olan haksız şart hükümlerine aykırı olduğu söylenebilir.

Ancak 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme nedeni ile Merkez Bankası tarafından hazırlanan bu tebliğ ile masraflar konusunda düzenlemenin artık sadece tüketici işlemi niteliğinde olmayan işlemler yö- nünden geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Tüketici işlemi niteliğinde sayılan bankacılık işlemleri ve tüketicilere verilen krediler yönünden alınabilecek masrafları belirleme görev ve yetkisi sadece BDDK’ya aittir. Bankalar ve diğer finans kuruluşları BDDK tarafından çıkarılan Yönetmelikte ve eki olan masraf listesinde yer almayan bir masrafı hiçbir şekilde tüketiciden talep edemezler.

3.5 –Tüketicilerle  Yapılan Sözleşme

Bankalar ve finans kuruluşları ile tüketiciler arasında kurulan ve tü- ketici işlemi niteliğinde sayılan sözleşmelere bankanın verdiği kredi veya hizmet nedeniyle dilediği şekilde masraf, komisyon ve diğer ücretleri tahsil edebileceğine ilişkin hüküm konulduğu görülmektedir. Taraflar arasında yapılan sözleşme iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile meydana gelir. Sözleşmenin kurucu unsur niteliğini taşıyan irade beyanı kural olarak serbesti ilkesi çevresinde belirlenmektedir. Ancak modern hayatın değişen ve hızla gelişen koşulları nazara alındığında sözleşmelerin tek tek görüşülüp hazırlanma imkânının artık kalmadığını söylemek mümkündür.19

Tüketici kredisi sözleşmeleri ve diğer bankacılık sözleşmelerinin ban- ka tarafından tek taraflı olarak hazırlanması günlük yaşamda olağan hale gelmiştir. Yapılan bu sözleşmeler ağırlıklı olarak standart sözleşme niteliğindedir. Benzer şekildeki çok sayıda yapılacak sözleşmelerde kullanılmak üzere önceden hazırlanmış olan bu sözleşmeler TBK m.20 ila 25 maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabii tutulabilir. Buna göre yapılan sözleşme için içerik, kapsam ve yorum denetimi yapılabilir. Taraflar arasında yapılan sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde olması durumunda 6502 sayılı TKHK m.5 hükmü uyarınca haksız şart denetimi de yapılabilir.

Bankaların ve finans kuruluşlarının tüketicilerle yapmış olduğu standart sözleşmenin içeriğine tüketicilerin çok fazla etki edemediği uygula- mada görülen bir gerçektir. Çoğunlukla hazırlanan standart sözleşmenin vade, faiz oranı ve geri ödeme planıyla ilgili görüşme yapıldığı bunun dışında sözleşmenin matbu şekilde düzenlendiği ve tüketicinin sözleşmenin içeriğine etki edemediği görülmektedir. Önceden hazırlanan standart sözleşmenin tüketici ile müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartları haksız şart sayılır. Tüketici ile yapılan sözleşmelerde haksız şart oluşturan sözleşme hükümleri tüketici yönünden kesin olarak geçersizdir.

3.6 –BDDK Tarafından Tespit Edilen Masraflar

Bankacılık işlemlerinde alınabilecek masraflar konusunda mevzuatımızda yer alan ve yukarıda sayılan düzenlemeler esas itibari ile bankacılık işlemlerinde tüketiciler dâhil tüm müşterilerden alınacak masraflar konusunda genel düzenleme niteliğindedir. 6502 sayılı TKHK’nın yürür- lükte olmadığı dönemde tüketicilerden alınan masraflar yönünden de yukarıda yasal düzenlemeler geçerliydi. Ancak mülga 4077 sayılı TKHK’nın yürürlükte olduğu dönemde yaşanan olumsuzluklar nedeni ile 6502 sayılı TKHK’da tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda temel ilke niteliğinde olmak üzere Kanunda genel hüküm niteliğinde olmak üzere özel düzenleme yapılmıştır. Bu nedenle artık tüketiciden alınacak masraflar Kanunda kabul edilen ilkelere uygun olduğu takdirde tüketiciden talep edilebilir.

6502 sayılı TKHK  4/3  madde hükmünde yapılan açık düzenleme uyarınca tüketici işlemlerinde ve tüketici ile yapılan sözleşmelerde kural olarak sözleşme masraflarından karşı tarafın sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Tüketici ile yapılan sözleşmelerde sözleşme yapan bankanın veya müteşebbisin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyen tarafın kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masrafların tüketiciden talep edilmesi mümkün değildir.

Tüketicinin taraf olduğu bankacılık işlemleri ile bankacılık faaliyetleri kapsamında tüketicilere verilen ürün ve hizmetler kapsamında kural olarak faiz dışında her hangi bir ücret veya masraf alınamaz. Buna göre, kural olarak tüketicilerle yapılan sözleşmelerde ve banka tarafından verilen krediler nedeniyle tüketiciden masraf ve komisyon adı altında herhangi bir ücret talep edilmezse.

Ancak bankalar ve finans kuruluşları ve kredi kartı çıkaran kuruluşlar tarafından tüketicilere sunulan ürün veya hizmetler nedeniyle faiz dışında alınacak her türlü masraf ve komisyonlar BDDK tarafından tespit edilir. BDDK tarafından tüketicilerden alınabilecek ücret ve masraflar tespit edilirken ilgili Bakanlığın görüşünün alınması zorunludur.20 BDDK tüketicilerden alınabilecek masraf ve ücretler konusunda ilgili Bakanlığın görüşünü almadan alınabilecek masraf listesini belirleyemez. BDDK’ ilgili Bakanlığın görüşünü almak şartı ile bu masrafları tespit edebilir. Ancak ilgili Bakanlık  tarafından bildirilecek görüşün“uygun görüş” olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kanunda uygun görüş alınması zorunluluğu getirilmemiş olması  önemli  bir eksikliktir.

Örneğin; BDDK tarafından alınabilecek masraf listesi belirlenirken, bu konuda ilgili Bakanlığın görüşü alınmıştır. Bakanlık listede yer verilen bazı masraf kalemlerinin Kanuna aykırı olduğunu bildirmesine rağmen, BDDK bu karışı görüşe rağmen kendi tespit ettiği masraf listesinde değişiklik yapmamıştır. İlgili Bakanlık bu listede yer alan tahsis  ücreti alınabileceğine yönelik düzenlemenin 6502  sayılı  TKHK’ya  aykırı olduğunu bildirilmesine rağmen BDDK tahsis ücreti alınabileceğine yönelik düzenlemeyi masraf listesinden çıkarmamıştır (Yön, m.10/1).

6502 sayılı TKHK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte bankacılık işlemlerinde müşterilerden ve tüketicilerden alınabilecek masraflar konusunda yukarıda sayılan yasal mevzuat ile 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkra hükmü arasında çelişki bulunduğu düşünülebilir. Ancak gerçekte bir çelişki olmadığını söylemek gerekir. Bankalar Kanunu m.144 hükmünde yapılan düzenleme bankacılık işlemlerinde, tüketiciler dâhil tüm müşterilerden yapılan sözleşme veya verilen ürün yâda hizmetler nedeni ile alınabilecek masraflarla ilgili genel bir düzenleme niteliğindedir.

Ancak tüketici işlemi sayılan sözleşmeler veya ürün ve hizmetler söz konusu olduğunda öncelikle 6502 sayılı TKHK hükümlerinin uygulanması zorunludur. Çünkü 6502 sayılı TKHK tüketici işlemleri yönünden Bankacılık Kanunu’na göre daha özel kanundur (lex specialis) bu nedenle öncelikle Tüketici Kanunun uygulanması zorunludur. Tüketici işlemi sayılmayan bankacılık işlemleri veya yapılan sözleşmeler nedeni ile alınabilecek masraflar konusunda genel hükümler uygulanır.

Bu nedenle 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada temel ilke olarak yapılan bu düzenleme sadece tüketici işlemlerinde ve tüketiciye verilen ürün ve hizmetler nedeni ile uygulanabilir. Tüketici işlemi veya tüketici sözleşmesi niteliğinde olan bankacılık işlemleri nedeni ile tüketiciden faiz dışında alınan her ücret ve masraflar yönünden öncelikle 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkra hükmünde yapılan düzenleme uygulanır.

4 –Talep Edilen Masrafların Niteliği ve Kapsamı

Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerle ve diğer müşterilerle yaptıkları tüm işlemlerde asıl amaç gelir elde etmektir. Ancak burada verilen aracılık hizmeti, bankacılık hizmeti veya yapılan kredi sözleşmeleri nedeniyle hangi masrafların tüketiciden istenebileceğini tespit etmek ol- dukça önemlidir. Mülga 4077 sayılı TKHK’nın yürürlükte olduğu dönemde, uygulamada bankalar tüketicilerden farklı isimler altında miktarları azımsanmayacak kadar masraf ve komisyon almaları nedeniyle 2012 yılından itibaren dava sayılarında sürekli artış meydana gelmiştir. Dava sayısındaki artış ve tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuru sayısı 2014 yılında da artış eğilimini devam ettirmiştir. Örneğin; 2014 yılında Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuru sayısı 4 milyon civarındadır. 6502 sayılı TKHK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte hakem heyetlerinin görev sınırının 3 bin Türk Lirası olarak belirlenmesi bu artışın meydana gelmesinde önemli bir etken olmuştur.

Uygulamada bankaların yaptıkları işlemler ve verdikleri hizmetler genellikle TİCARİ ve BİREYSEL bankacılık şeklinde bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bireysel bankacılık işlemleri ağırlıklı olarak tüketici işlemi mahiyetinde kabul edilmektedir.  Bu nedenle tüketicilerin  taraf olduğu tüm bankacılık işlemleri  tüketici  işlemi  sayılır. Uyuşmazlık halinde tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerine başvuru yapılması zorunludur21   (6502 sayılı TKHK m.2, 3/k, l, 49, 83; Mülga 4077 sayılı TKHK m.22, 23). 2012 yılından itibaren bankacılık hizmetleri nedeniyle Tüketici mahkemeleri ve THH’lere yapılan başvuru sayılarında önemli bir artış meydana gelmiştir.22

Aynı şekilde tüketici mahkemelerinde açılan dava sayılarında da önemli artışlar meydana gelmiştir. Örneğin; Ankara Tüketici Mahkemelerine 2009 yılında 5.567, 2010 yılında 8.523, 2011 yılında 8.538, 2012 yılında 19.848 ve 2013 yılında 50 bin civarında dava açılmıştır.23 6502 sayılı TKHK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurulardaki parasal miktarın 3 bin Türk Lirasına çıkarılma- sı ile birlikte sayısal azalma meydana gelmiştir. Açılan davaların önemli bir kısmı tüketicilerin bankalar aleyhine açtığı davalardan oluşmaktadır. Tüketici mahkemelerinde açılan dava sayılarında dönemsel artışlar görülebilmektedir. Bazen düzenleyici kurumların verdiği kararlar veya tüketiciye yönelik bankaların yaptığı uygulamalar dava sayısının artmasında önemli bir etkendir.

Örneğin; özellikle Rekabet Kurulu Başkanlığı tarafından Türkiye’ de faaliyet gösteren 12 banka hakkında yapılan soruşturma sonucunda veri- len karar bu sayıyı önemli ölçüde artıracaktır. Rekabet Kurulu 08 Mart 2003 tarih; Dosya Sayısı: 2011–4–91;  Karar Sayısı: 13–13/198–100 sayılı kararı uyarınca Türkiye’ de faaliyet gösteren 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri konusunda anlaşma ve/veya uyumlu eylem içerisinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkın- daki Kanun’un 4. Maddesini ihlal ettikleri gerekçesiyle idari para cezası uygulanmıştır. Bankalar aleyhine başlatılan soruşturma sonucunda soruşturma konusu 12 bankanın kredi kartı alışveriş faizi ve gecikme faiz oranlarının T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenen en yüksek oran üzerinden tespit edildiği, hiçbir bankanın bu faiz oranlarında indirime gitmediği ve tüm bankaların aynı faiz oranını kullandığı iddia edilen soruşturma kapsamında yapılan değerlendirme ve incelemeler sonucundamevduat, kredi ve kredi hizmetleri alanında  Rekabet Kanunu m.4 hükmünde düzenlenen “Rekabeti Sınırlayıcı  Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar” a ilişkin hükmü ihlal ettikleri gerekçesiyle içinde devlet bankalarının da bulunda 12 bankaya toplamda 1.100.000.000, 00-TL (Birmilyaryüzmilyon TL) idari para cezası verilmiştir. Verilen idari para cezasının idari yargı itiraz süreci ve Danıştay incelenmesi tamamlanıp karar bu şekilde kesinleştiğinde bunu tüketici hukuku ve uygulamaları yönünden önemli etkileri olacağı açıktır.

Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un “Tazminat hakkı”  başlıklı 57. Madde hükmünde yapılan düzenleme uyarınca “- Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü  zararını tazmine  mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları  sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.”düzenlemesi yapılmıştır.

Rekabet Yasağının ihlali durumunda meydana gelen zararın tazmin şekli “Zararın Tazmini” başlıklı 58. Madde de düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca “ Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar  görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır./Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır  ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine,  uğranılan maddi  zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.” Şeklinde düzenlemesi yapılmıştır.

Rekabet Kanunu’nda yapılan bu düzenlemelerden de açıkça anlaşıldığı üzere Rekabet Kurumu kararında 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında uyumlu hareket ve anlaşma içinde bulundukları tespit edilmiştir. Buna göre soruşturmanın yapıldığı 2007 ila 2011 yılları arasında kredi  kullanan veya bankalara mevduat hesabı açtıran aynı zamanda kredi kartı nedeniyle yapılan alışverişlerde yüksek faiz ödemek durumunda kalan tüketiciler ve tüketici sayılmayan diğer tüm banka müşterileri bu nedenle oluşan zararın 3 katı nispetinde tazminat talep edebileceklerdir. Kararın kesinleşmesi durumunda tüketiciler tarafından bu davaların tüketici mahkemelerinde açılması veya zarar miktarına göre tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılması gerekecektir. Tüketici sayılmayan diğer banka müşterileri yönünden ticari işletme ile ilgili olarak tacir sayılan müşteriler yönünden davanın asliye ticaret mahkemesinde (TTK m.4, 5) diğer müşteriler yönünden asliye hukuk mahkemesine (HMK m.2) açılması gerekir.

Tüketicilerin ve diğer müşterilerin uğradıkları bu zarar bankaların uyumlu hareket ve anlaşmalarından ötürü meydana geldiğinden zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı 3 katı tazminat olarak  talep edebileceklerdir. Örneğin; bankayla konut finansman sözleşmesi imzalayan tüketici bankadan 100 bin TL konut kredisi kullanmıştır. Aylık 0, 85 faiz oranı üzerinden 60 ayda toplam 35 bin TL faiz ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ancak bankaların faiz konusunda anlaşma yaptığı ve uyumlu hareket ettiği Rekabet Kurumu kararı ile kesinleştikten sonra şayet bu anlaşma ve uyumlu hareket olmasaydı faizin % 10 seviyesinde daha düşük olacağı bilirkişi incelemesinde tespit edildiği takdirde bunun karşılığı olan 3.500,00-TL ‘nin 3 katı olan 10.500, 00-TL’ nın ilgili bankadan dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile tahsili istenebilecektir.

Rekabet kurumunun bu kararı veya ilerde yapılacak incelemelerde verilecek buna benzer kararlardan dolayı Tüketici Mahkemelerine çok sayıda dava açılabileceği unutulmamalıdır. Ülkemizde bireysel bankacılık işlemlerinden istifade eden kişi sayısının 25 milyondan fazla olduğu düşünüldüğünde açılan dava sayısının çok fazla olmadığı düşünülebilir. Ancak dava sayısındaki her geçen gün yaşanan artış ve meydana gelen yeni uyuşmazlıklar ve Rekabet Kurulu kararlarından dolayı bu durumun ilerleyen zamanlarda içerisinde bankalar ve finans kuruluşları yönünden büyük sorun oluşturabileceği açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle bankacılık sektörünün yasal aktörleri tarafından bir an önce bu soruna hızlı, kalıcı ve adil bir çözüm bulunması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.

Bankaların ve finans kuruluşlarının verdikleri kredi ve yaptıkları iş- lemler nedeniyle ücret ve komisyon almasının bu işlemler için yapılan yatırım ve işletme harcamalarının maliyeti ve masrafların karşılığı olması sebebiyle 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme uyarınca, BDDK tarafından alınabilecek masraflar listesinde gösterilen masraflar talep edilebilir. BDDK tarafından belirlenen listede yer almayan masraflar hiçbir şekilde tüketiciden talep edilemez. Bankaların verdikleri krediler veya yaptıkları hizmetler nedeniyle BDDK tarafından belirlenen listede yer almayan masrafların tamamının kesinti tarihinden itibaren tüketiciye iade edilmesi zorunludur.24

Bireysel bankacılık işlemleri dışında tüketicilerle yapılan kredi sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edimleri ihtiva eden kanunda düzenlenmiş belirli (tipik) veya isimsiz (atipik) sözleşme olabilir. Yapılan bireysel bankacılık sözleşmeleri ve verilen hizmetler daha çok tü- ketici lehinedir. Bu nedenle kural olarak sözleşme öncesi ve sözleşmenin devamı sırasında ve sözleşmenin sona ermesi nedeniyle yapılacak tasfiye işlemlerinde giderlerin tamamından tüketicinin sorumlu olduğu kabul edilmelidir.25  Ancak 6502 sayılı TKHK’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte tüketici ile yapılan sözleşmeler veya tüketicilere yönelik verilen ürün ve hizmetler nedeni ile alınabilecek masrafları belirleme yetkisi BDDK’ya ait olduğundan BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflarla ilgili listede gösterilmemiş olan bir masraflar hiçbir şekilde tüketiciden talep edilemez.

Kural olarak banka verdiği krediyi teminat altına almak için şahsi teminat (kefalet), ayni teminat (rehin, ipotek) veya sigortayapılmasını talep edebilir.  Ancak 6502 sayılı TKHK m. 29, 38 hükmünde yapılan emredici düzenleme nedeni ile tüketici ve konut kredisi sözleşmeleri nedeni ile tüketicinin açık talebi olmadan kredi ile ilgili olarak sigorta sözleşmesi yapılamaz. Buna rağmen banka ödenecek sigorta primini kendisi karşılamak sureti ile sigorta yaptırabilir. Banka BDDK tarafından belirlenen masraf listesinde bulunmak kaydı ile sözleşme öncesi ve sözleşme kurulduktan sonraki aşamada sözleşme nedeni ile yaptığı tüm masrafları tüketiciden talep edebilir. Tüketici, BDDK listesinde yer alan masraflara katlanmak zorundadır. Ancak bu konuda sözleşmede hüküm bulunması zorunludur. Yapılan sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edimleri ihtiva eden bir sözleşme olmakla birlikte daha çok tü- keticinin talebi üzerine kredi verenle yapılan bir sözleşmedir. Bu nedenle sözleşme yapılırken ve sözleşmenin devamında yapılan masraflara tüketici katlanmak zorundadır.26 Ancak tüketiciden talep edilen masrafların BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflarla belirlenen listede bulunması zorunludur. Bankacılık işlemlerinde ve yapılan kredi sözleş- mesi nedeni ile tüketiciden talep edilen Kanundan kaynaklanan zorunlu masraflar veya sözleşme nedeniyle yapılan ancak Kanunen zorunlu olmayan masraflar olarak karşımıza çıkabilmektedir.

4.1. -Zorunlu Giderler;

Banka tarafından yapılan zorunlu giderlerin kanundan veya diğer yasal mevzuattan kaynaklanması durumunda tüketici bu giderleri ödemek zorundadır. Yapılan bu giderlerin banka tarafından tahsil edilmesi bankaya herhangi bir fayda sağlamaz. Alınan giderler yasal yükümlülüğü yerine getirmek için ilgili kurum veya kuruluşa ödenir. Bu nedenle BDDK tarafından belirlenen masraf listesinde bulunmasa bile Kanunen alınması zorunlu olan masraflar sözleşmede hüküm bulunması koşulu ile tüketiciden talep edilebilir.

Örneğin;  Kaynak Kullanımı Destek Fonu (KKDF,  konut kredileri bugün için muaf tutulmuştur; %0), Banka Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV, %5), Doğal Afet Sigortası (DASK) şeklinde olabilir. Bunlar için alınan masraflar vergi dairesi veya ilgili kuruşlara ödenmektedir. Yasal mevzuattan, yani Kanundan kaynaklanan yukarıda sayılan bu giderlerin dışında alınması gereken başka gider bulunması durumunda banka bu giderleri de tüketiciden talep edebilir.27

Tüketici, Kanundan ve yasal mevzuattan kaynaklanan bu şekildeki zorunlu giderlere katlanmak zorundadır. Bu giderlerin kredinin kuruluşu veya devamı sırasında banka tarafından tüketici adına ve hesabına ilgili kurumlara ödenmiş olması durumunda banka bunları tüketiciden her zaman talep edebilir. Ancak bankanın aldığı masrafın haksız olması durumunda bunun üzerinden aldığı zorunlu giderlerde usulsüz alınmış sayılır. Bunların dahi tüketiciye iadesi gerekir. Ancak bazen Yargıtay’ın buna aykırı karar verdiği görülebilmektedir.28 Örneğin; bankanın, kredi sözleşmesinin yapıldığı sırada aldığı dosya ücreti veya yapılandırma sırasında aldığı yapılandırma ücreti haksızdır. Alınan bu ücretlerin iadesi gerekir. Ancak banka bu ücretleri aldığında aynı zamanda bunların üzerinden BSMV veya KKDF almış ise bunların da iadesi gerekir. Bunun aksine yapılacak tüm uygulamalar TKHK’ya aykırılık oluşturur.

4.2. -Zorunlu Olmayan Giderler;

Kanunda veya diğer ilgili mevzuatta yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen banka verdiği kredi nedeniyle sözleşmede bulunan hükme dayanarak diğer giderlerini talep  edebilir. Mülga 4077 sayılı TKHK döneminde uygulamada bankalar önceden hazırlanmış olan standart sözleşmeye konulan ve genellikle haksız şart niteliğinde olan hükme dayanarak farklı isimler altında ücret talep etmekteydiler. Örneğin; tüketiciye verilen kredi nedeni ile dosya masrafı, komisyon gideri, istihbarat gideri, hesap işletim ücreti, hesap işletimsizlik ücreti, görüşme masrafları, ipotek tesis ve fek ücreti, kasa görme ücreti, sair komisyon gideri, hesap belgesi ücreti, belge talep etme ücreti, manüel komisyon gideri, yapılandırma gideri, sigorta gideri, kredi açılış ücreti, ekspertiz gideri, emlakcı komisyonu gibi isimler altında tüketiciden masraf ve komisyon olarak ücret alabilmekteydiler. Bankaların masraf ve komisyon adı altında çok farklı isimler altında masraf talep ettikleri uygulamada sıklıkla görüle bilmekteydi. Mülga 4077 sayılı TKHK döneminde tüketici aleyhine yapılan bu haksız uygulamalara son vermek amacı ile6502 sayılı TKHK’da tüketiciden alınacak masraflar konusunda genel hüküm ve temel ilke niteliğinde olmak üzere düzenleme yapılmıştır.

6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkra hükmünde yapılan düzenleme ile tüketici işlemi niteliğinde sayılan sözleşmeler nedeni ile tüketiciden alınabilecek masraflar konusunda genel hüküm ve temel ilke mahiyetinde olmak üzere düzenleme yapılmıştır. Kanunda yapılan düzenlemeye göre, tüketiciden, kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin (banka, satıcı, sağlayıcı vb) yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için faiz dışında ek bir bedel talep edilemez. Bu nedenlekural olarak tüketici işlemlerinde ve tüketiciye sunulan ürün ve hizmetler nedeni ile faiz dışında ek bir bedel talep edilemez. Sözleşme nedeni ile yapılan tüm masraflardan banka (müteşebbis) sorunludur.

Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetler nedeni ile tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü  ücret,  komisyon ve masraf  türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar ilgiliBakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun (TKHK’nın) ruhuna  uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde BDDK tarafından belirleneceği kabul edilmiştir. 

6502 sayılı TKHK’da yapılan bu düzenleme  bankalar tarafından tü- keticiden gereksiz yere alınan masraf, komisyon, tahsis ücreti gibi haksız ücretlere amaca uygun olacak şekilde tam  bir  sınırlama getirmemiştir.29 Bu konuda Kanunda yer alan ilgili “Bakanlığın görüşü” alındıktan sonra alınabilecek masrafların BDDK tarafından belirleneceğine yönelik düzenleme son derece yetersizdir. Her şeyden önce yapılan düzenlemede “Bakanlığın uygun görüşü” şeklinde düzenleme daha uygun olurdu. BDDK tarafından belirlenen masraf listesi bunun gerekli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Örneğin; BDDK tarafından alınabilecek masraflarla ilgili listede yer alan “Tahsis ücreti” konusunda ilgili Bakanlık tarafından bunun Kanuna aykırı olduğu yazılı görüş olarak BDDK’ya bildirilmesine rağmen, BDDK uygun görüş bulunması zorunluluğu bulunmadığı gerekçesi ile ilgili Bakanlığın karşı görüşüne rağmen tahsis ücreti konusunda alınabilecek masraflar hakkındaki listede değişiklik yapmamıştır.

6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenlemede “…Bakanlığın  görüşü  alınarak bu kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde BDDK tarafından belirlenir.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır. Ancak buna rağmen yapılan düzenlemede ilgili Bakanlın uygun görüşünün bulunması zorunluluğu olmamasına rağmen BDDK tarafından belirlenecek masraf listesi ve bunların miktarının TKHK’nın tüketiciyi koruma amacı ve kanunun ruhuna uygun şekilde yapılması gerektiği açıkça ifade edildiğinden BDDK’nın aldığı kararlar yönünden önemli bir yargısal denetim kolaylığı sağlanmıştır.

BDDK tarafından tüketicilerden alınabilecek masraf kalemleri ve bun- ların miktarı belirlenirken, belirlenen masraf listesin ve miktarlarının

a) Tüketici Kanunu’nun ruhuna uygun ve b) Tüketiciyi koruyacak şekilde

Olması zorunludur. Aksi halde BDDK tarafından tespit edilen masraf alınabilecek masraf listesi ile ilgili olarak yargısal denetim gündeme gelebilecektir. Çünkü normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, Anayasaya ve Kanuna aykırı olan Yönetmelik hükmü uygulanamaz.

6502 sayılı TKHK’da yapılan düzenlemede tüketiciden alınabilecek masraflar belirlenirken BDDK tarafından belirlenen bu masrafların Kanunun ruhuna ve tüketicinin korunması amacına uygun olup olmadığını denetleyecek amaca uygun somut bir ölçü tespit edilmesi zorunludur. Bu konudaki en uygun ölçü tüketici mahkemesi ve Yargıtay içtihatları ile yerleşik hale gelen“üçü bir arada kuralı” nın uygulanmasıdır. Bu kurala göre BDDK tarafından tüketiciden alınabileceği kararlaştırılan masraf listesinin Kanunun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olabilmesi için alınabilecek masraflar listesinde bulunan masrafın

a) haklı, b) Makul, c) Belgeli

Olması zorunludur. Aksi halde talep edilen masraf BDDK listesinde bulunsa bile tüketiciden talep edilemez.

Bu kuralın aksine yapılacak düzenlemeler veya belirlenecek masraf listesi ile ilgili olarak Yargısal denetim gündeme gelebilecektir. BDDK tarafından belirlenen masraf  listesinde bulunsa  bile alınan masrafın haklı, makul ve aynı zamanda belgeli olmaması durumunda, tüketici kendisinden alınan bu masrafın iadesi için tüketici mahkemesine dava açabilir. Alınan masraf miktarının her yıl tüketici hakem heyetleri için belirlenen görev sınırında kalması durumunda, hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuru sonucunda Kanuna aykırı olacak şekilde tüketiciden alınan masrafların iadesine karar vermek zorundadır. Anayasaya ve Kanuna aykırı olan Yönetmelik hükmünün her hangi bir bağlayıcılığı yoktur. Yargıtay yerleşik uygulaması bu yönde istikrar kazanmıştır.

BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar arasında gösteril- mesine rağmen kanuna aykırı olan masrafların talep halende tüketiciye iade edilmesi zorunludur.

Örneğin; BDDK tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar arasında kabul edilen “Tahsis ücreti” 6502 sayılı TKHK’nın tüketicilerden alınabilecek masraflar için kabul ettiği temel ilke olan kanununu ruhuna uygun olma ve tüketiciyi koruma amacına uygun bir düzenleme değildir. Çünkü tahsis ücreti olarak alınan masrafın haklı, makul ve belgeli olabilmesi mümkün değildir.

BDDK tarafından alınabilecek masraf listesinde gösterilen tahsis ücre- ti ile ilgili olarak Yönetmelik hükmü iptal edilmemiş olsa bile bu şekilde alınan masrafların 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde her zaman iadesi istenebilir (TBK m.146). BDDK kararının idari yargı sürecinde iptalinin istenmemiş olması bu durumda her hangi bir değişiklik yaratmaz. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, Kanuna aykırı olan yönetmelik hükmü veya düzenleyici  kurum kararları iptal edilmemiş  olsa bile bunlara itibar edilmez. Çünkü Anayasaya ve Kanuna aykırı yönetmelik veya düzenleyici kurul veya kurum kararlarının her hangi bir bağlayıcılığı yoktur.

Örneğin; mülga TKHK döneminde tüketicilerden haksız alınan masraflarla ilgili mevzuatımızdaki en önemli yasal dayanan Bankalar Kanunu m.144 hükmüne dayanarak Merkez Bankası tarafından çıkarılan 2006/1 sayılı tebliğ ile banklara alınabilecek masraflar konusunda serbesti verilmesine rağmen yerleşik Yargıtay kararları uyarınca haklı, makul ve belgeli olmayan masrafların tüketicilere iade edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Yargıtay uygulamasında düzenleyici kurumların aldıkları kararların veya çıkardıkları yönetmeliğin Kanuna aykırı olması durumunda bunlara itibar edilemeyeceği kabul edilmektedir.

Örneğin, 6502 sayılı TKHK’da BDDK’ya bankaların tüketiciden alabi- leceği masrafları belirleme yetkisi verildiği gibi enerji piyasası ve elektrik konusunda gerekli düzenlemeleri yapmak üzere EPDK’ya Kanunla benzer şekilde yetki verilmiştir. EPDK Kanunun kendisine verdiği yetkiye göre yaptığı düzenleme ile elektrik abonelerinden kayıp, kaçak ücreti alınabileceğine  yönelik karar almıştı. Bu konu hakkında açılan davalarda tüketiciden kayıp kaçak ücreti alınmasının usul ve yasaya uygun olmadığına karar verilmiştir. Yargıtay yerleşik uygulamasına göre abonelerden (tüketicilerden ve tüketici sayılmayan abonelerden) elektrik faturalarında kayıp kaçak ücreti adı altında ücret alınamayacağına karar vermiştir.

Yargıtay  Hukuk  Genel  Kurulu,  21.05.2014, 2013/7–2454  E, 2014/678 K, sayılı ilamında, “…Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan kaçak elektrik bedelinin,  kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşüncesiyle bağdaşmaz. Elektrik kaybını önleme ve hırsızları engelleme veya hırsızı takip edip bedeli ondan tahsil etme görevi bizzat enerjinin sahibi olan dağıtım şirketine ait bir sorumluluktur…” şeklinde karar vermiştir.30

Yargıtay hukuk Genel Kurulu’nun verdiği  bu emsal kararın en önemli özelliklerinden  biri EPDK’nın Kanunun kendisine verdiği yetkiye dayanarak abonelerden kayıp ve kaçak bedeli alınabileceğine yönelik aldığı kararın Kanuna aykırı olması durumunda açıkça yargısal denetime tabi olduğuna karar verilmiş olmasıdır. Üstelik EPDK’nın aldığı karardan sonra, sözleşme ilişkisi bulunan tüketicinin bu konu hakkında, Tüketici Mahkemesinde (adli yargıda) dava açabileceği HGK kararında açıkça ifade edilmiştir.

Bu nedenle EPDK gibi kanunla oluşturulan ve bankacılık alanındaki işleri düzenleyici kurum olan BDDK’nın 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme uyarınca bankacılık faaliyetleri alanında tüketicilerden alınabilecek masrafların listesi ve alınabilecek masrafların miktarını düzenlerken bunun TKHK’ya ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olması zorunludur. BDDK’nın alınabilecek masraflar konusunda Kanuna aykırı olacak şekilde yapacağı düzenlemelerin tamamı yargısal denetime tabidir. BDDK’nın kanuna aykırı olarak alınabilecek masraf listesine dâhil ettiği masraflar tüketici mahkemesine dava açılarak veya tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılarak iade istenebilir.

4.3. -Zorunlu Olmayan Giderleri Tüketiciden İsteme Koşulları

Zorunlu olmayan giderleri tüketiciden talep etmek belli koşullara bağlıdır. Sözleşmede hüküm bulunması ve bankanın talep etmesi durumunda zorunlu olmayan giderler ancak tüketici mahkemesi kararları ve yüksek Yargıtay’ın istikrarlı ve yerleşik uygulamaları ile belirlenmiş olan koşulların gerçekleşmesi durumunda tüketiciden talep edilebilir. Bu nedenle talep edilen giderlerin  hAKLI, MAKUL VE BELGELİ  (üçü bir arada kuralı) olması zorunludur.

Talep edilen giderin haklı olabilmesi için bu konuda kanunda veya sözleşmede hüküm bulunması gerekli ve yeterlidir. Düzenlenen standart sözleşmede buna ilişkin çok geniş düzenlemeler bulunduğu nazara alındığında sözleşme ile her türlü giderin tüketicilerden tahsil edilebileceğini söylemek mümkündür.

Banka tarafından tüketiciden talep edilen gider işin niteliğine uygun olacak şekilde haklı olmakla birlikte aynı zamanda makulve belgeli olmalıdır.  Bankanın sözleşmedeki hükme dayanarak talep ettiği giderin çok yüksek fahiş miktarda olması durumunda bunun tüketiciden talep edilmesi mümkün olmaz. Bankanın sözleşmedeki hükme dayanarak talep etmekte haklı olduğu giderlerin makul olmaması durumunda talep edilen gider miktarı mahkeme tarafından yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu makul seviyeye indirilebilir. Ancak her durumda yapılan masrafların gider belgesinin bulunması zorunludur. Tüketiciden talep edilen masraflar BDDK tarafından belirlenen masraf listesinde bulunsa bile talep edilen bu masrafın gider belgesinin (fatura, fiş vb.) bulunması zorunludur.

Örneğin;  BDDK tarafından hazırlanan masraf listesinde bankanın verdiği kredi nedeni ile ekspertiz incelemesi talep edebileceği kabul edilmiştir. Kredi nedeni ile ekspertiz incelemesi yapılması durumunda, buna ilişkin ücret tüketiciden istenebilir. Ancak talep edilen ekspertiz ücretinin haklı, makul ve belgeli olması zorunludur. Banka ekspertiz ücreti adı altında 3 bin TL ücret talep etmez. Eksperiz ücreti makul olmalı aynı zamanda harcama belgesine dayanmalıdır.

Aynı şekilde kredi borcu tümüyle ödendikten sonra banka ipotek fek ücreti adı altında ücret talep edemez. BDDK masraf listesinde böyle bir ücret bulunmamaktadır. Bu nedenle kredi borcu ödendiğinde, bankanın kendiliğinden teminat amaçlı olarak tapu kaydı üzerine koyduğu ipoteği kaldırması zorunludur. Banka doğrudan tapuya yazacağı müzekkere ile ipoteğin fek edilmesini sağlayabilme imkânına sahiptir. Bu yazının yazılması banka açısından sadece bir posta gideri ödenmesi sonucunu doğurur. Hazırlanan yazının doğrudan ilgilisine teslim edilmesi durumunda böyle bir giderin yapılmasına da gerek kalmaz.

Bu nedenle banka tarafından sözleşmedeki hükme dayanarak gereksiz yere tüketiciden ipotek fek ücreti adı altında ücret talep edilmesi haksız şart niteliğinde sayılır. BDDK masraf listesinde ipotek fek ücreti alınabileceğine yönelik bir düzenleme bulunmadığından bu şekilde ücret alınması kesin olarak Kanuna aykırılık oluşturur. Tüketici, ipotek fek ücreti adı altında ödediği ücretlerin iadesini talep edebilir.

Tüketiciden ipotek fek ücreti adı altında Kanuna aykırı olacak şekilde ücret talep edilmesi durumunda, yapılan bu haksız uygulama nedeni ile tüketicilerin (veya tüketici olmayan diğer müşterilerin) banka aleyhine dava açması durumunda, banka önemli miktarda yargılama gideri ödemek durumunda kalabilir. Uygulamada her ne kadar talep edilen ipotek fek ücreti 300-500 TL seviyesinde olsa bile kredi borcu ödenmesine rağmen tüketicinin taşınmazı üzerinde kaldırılması gereken haksız bir ipotek bulunmuş olacağından tüketici (veya tüketici olmayan banka müşterisi) bu nedenle haksız ipoteğin fekki ve muarazanın men’i talepli olarak tüketici mahkemesine dava açabilir. Bu şekilde açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması durumunda, ipotek akit tablosundaki değer üzerinden yargılama gideri hükmedilir.

Örneğin; tüketici aldığı konut kredisi borcunu tümüyle ödediğinde kredi veren banka herhangi bir müracaata gerek kalmadan kendiliğinden tapu kaydında bulunan ipoteğin fek edilmesi için ilgili tapu sicil müdürlüğüne gerekli yazışmayı yapmak zorundadır. Kredi veren bankanın tüketicinin ipoteğin fek edilmesi için yaptığı başvuru üzerine makul süre içinde ipoteğin fek edilmesi için gerekli yazışmayı yapmak zorundadır. Aksi halde tüketici bu nedenle banka aleyhine dava açabilir. Dava sonunda tapu kaydında bulunan haksız ipoteğin fek edilmesine yönelik karar verildiğinde, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin bankadan tahsiline karar verilir.

Örneğin; Tüketici bankadan 100 bin Türk Lirası konut kredisi kullanmıştır. Banka taşınmaz üzerine 100 bin TL bedelli teminat amaçlı ipotek tesis etmiştir. Borç ödendiğinde bankanın kendiliğinden taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldırması zorunludur. Çünkü tüketici süresinde ve usulüne uygun şekilde tüm kredi borcunu ödemiştir. Kredi borcu ödenmesine rağmen ipoteğin fekki için tapuya yazı yazılmaması durumunda tüketici mahkemesine dava açılabilir

HGK, 28.03.2012, 2012/13-23 E., 2012/255 K, sayılı ilamında “… Zira, ipoteğin fekki, tapu sicilinde işlem yapılmasını gerektirdiğinden, bu konuda karar verilmesi görevi Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’ne değil, somut uyuşmazlık yönüyletüketici mahkemesine ait bulunmaktadır. Ayrıca, ipoteğin fekki yönüyle dava değeri 350 TL masraf değil, dava dilekçesinde gösterilen ipotek bedeli olan 70.487 TL dır…” Şeklinde ka- rar vermiştir.31

Bu nedenle konut finansmanı sözleşmelerinde ve diğer tüketici kredileri nedeniyle borç ödendikten sonra tapu kaydında bulunan ipoteğin banka veya konut finansman kuruluşları tarafından talep olmadan borç sona erdiğinde kendiliğinden kaldırılması gerekir.

Tüketiciye kredi veren banka ve finans kurumları sözleşmede hüküm bulunması koşulu BDDK tarafından belirlenen listede bulunan  masrafları haklı,  makul  ve belgeli  olması  koşulu  ile tüketiciden talep edebilirler. Banka yapılan giderleri yasal mevzuata kabul edilen gider belgesi olarak kullanılabilen fatura, fiş, gider pusulası v.b. harcama belgeleri ile ispatlamak zorundadır. Bu halde yapılan masrafların gider belge- lerini ispat yükü bankaya aittir. Yapılan gider haklı ve makul olmakla birlikte belgelendirilmediği takdirde bankanın bunu tüketiciden talep etmesi  hiç bir şekilde mümkün değildir.

Yargıtay, 13 hD, 27.06.2011,  2011/3576 E 2011/10221 K, sayılı ilamında “…davacı banka sadece kredinin verilmesi için zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebilir. Kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusundaki ispat yükü davalı bankaya aittir…” Şeklinde karar vermiştir.

Banka ve finans kurumları verdikleri krediyi teminat altına almak üzere hayat sigortası, ferdi kaza sigortası talep edebilirler. Ancak 6502 sayılı TKHK m.29, 38 hükmünde yapılan açık düzeleme nedeni ile tüketicinin açık talebi olmadan sigorta yapılması mümkün değildir. Tüketicinin talebi olmadan sigorta yapılması durumunda, ödenen sigorta primleri tüketiciden talep edilemez. Tüketicinin talebi olmadan yapılan sigorta ile ilgili tüm masraflara banka veya kredi veren finans kuruluşunun kendisi katlanmak zorundadır.

Kredi hayat sigortası kredi alanın ölümü üzerine kalan kredi borçlarının ödenmesini sağlayan özel bir sigorta türüdür. Hayat sigortası isteğe bağlı sigorta sözleşmesi niteliğindedir. Tüketicinin yazılı talebi ve onayı olması koşulu ile banka hayat sigortası yapabilir.32 Tüketicinin yazılı talebi ve onayı bulunması koşulu ile Konut kredisi alan tüketicinin ölüm ihtimaline karşılık hayat sigortası dışında hastalık ve kaza sonucu iş göremezlik veya işsizlik riskleri de aynı poliçe ile güvence altına alınabilir. Bunların ayrı bir poliçede teminat altına alınması da mümkündür.33

Tüketicinin yazılı talebi ve onayının alınması koşulu ile banka tüketiciye verdiği kredi nedeni ile hayta sigortası yapabilir. Kredi hayat sigortası her iki tarafın menfaatine olan bir sigortadır. Hayat sigortası kredi alan tüketicinin hayatı üzerine yapılan bir sigortadır. Sigortacılık uygulamasında buna “sigortalı” denilmektedir. Ancak doktrinde hayat sigortaları için “riziko şahsı” denilmesinin daha doğru olduğu kabul edilmektedir.34

6502 sayılı TKHK m.29, 38 hükmünde yapılan açık düzenleme uyarınca, tüketici kredisi nedeni ile sigorta yapılmasını tamamen tüketicinin yazılı onayına bağlanmıştır. Ancak bize göre bu şekilde yapılan düzenleme isabetli olmamıştır. Tüketiciyi koruma amacı ile yapılan bu düzenleme esasen tüketici aleyhinedir. Sigorta yapılmasını tamamen tüketicinin onayına bağlı tutmak yerine, kredi veren bankanın aynı holding veya şirketler gurubu içinde bulunan kardeş şirketine sigorta yaptırılmasına yasak getirilmiş olması daha yararlı olabilirdi.35

Uygulamada bankaların  genellikle tüketiciye verdikleri krediyi teminat altına almak amacı ile kendi kardeş şirketlerine hayat sigortası  yapılması konusunda  ısrarcı davranabildikleri görülmektedir. Bankalar yaşanan yoğun rekabet koşulları nedeni ile uygulamada genellikle faiz oranını mümkün olduğu kadar düşük gösterme çabası içine girebilmektedirler. 6502 sayılı TKHK’da yapılan düzenlemeler ve özellikle Yargıtay’ in mülga 4077 sayılı TKHK döneminden beri süre gelen yerleşik uygulamalarına göre sözleşmeye bu şekilde yazılan koşullar haksız şart sayılır. Doktrindeki baskın görüş de bu yöndedir.

Yargıtay 13 HD. 26.01.2012,  2011/8196 E, 2012/1183 K, sayılı kararında “…Bilgi formuna ekli ödeme planında 2.089, 60-TL komisyon masrafı olarak gösterilmiştir. Ancak bu masrafların hangi nedenlerle alınacağına dair sözleşmede ve bilgi formunda açıklayıcı hüküm bulun- mamaktadır. Kural olarak  banka sadece kredinin verilmesi için  zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebilir. Zorunlu masrafların neler olduğu konusunda  ispat yükü davalı bankaya aittir… ” 36 şeklinde karar vermiştir.37

6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan açık düzenlemede nedeni ile bankalar tüketiciye verdikleri kredi veya sunulan ürün ve hizmetler ne- deni ile kural olarak faiz dışında her hangi bir ücret talep edemezler. Tüketiciden alınabilecek her türlü ücret, komisyon ve bunlara ilişkin usul ve esaslar ilgili Bakanlığın görüşü alınarak BDDK tarafından tespit edilir. Bankalar tüketiciye verdikleri kredi veya hizmetler nedeni ile sözleşmede hüküm bulunması koşulu ile sadece BDDK tarafından alınabileceği ka- rarlaştırılan masrafları tüketiciden talep edebilirler.

5 – BDDK Tarafından Tespit Edilen Masraf Listesi

Mülga 4077 sayılı TKHK döneminde Bankalar ve finans kurumları- nın tüketicilerle yaptıkları sözleşmeler veya verdikleri hizmetler nedeniyle dosya  gideri, masraf,  komisyon, yapılandırma ücreti, kredi  tahsis ücreti, hesap işletim ücreti, hesap işletimsizlik ücreti gibi farklı isimler altında ücret alabilmekteydi. Mülga TKHK döneminde bu şekilde yapılan uygulamalarının hakkaniyet ve adalete uygun olmadığı konusunda finans sektörünün tarafları dâhil, doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında kabul edilmekteydi. Bankalar ve diğer finans kuruluşları yani finans sektörü maalesef Merkez Bankası tarafından kendilerine sağlanan “masrafları serbest şekilde belirleme” imkânını amaca uygun kullanamamışlardır. Yaşanan bu sorunun çözülmesi için sistemin diğer paydaşları (ilgili Bakanlık, tüketici dernekleri, Merkez Bankası vb.) gayret göstermesine rağmen sorun çözülememişti. Bu nedenle yaşanan bu sorunla ilgili olarak tüketici mahkemelerine açılan çok sayıda dava neticesinde tüketiciden alınmış olan haksız masrafların iadesi için çok sayıda dava açılmıştır.

Kanun koyucu uygulamada yaşanan ve toplumun geniş kesimini ilgilendiren bu sorunu tamamen çözüme kavuşturmak için 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada tüketiciden alınacak masraflar konusunda özel düzenleme yapmıştır. Kanunda yapılan düzenleme ile bankalar ve diğer finans kuruluşlarının tüketicilere verdikleri krediler veya ürün ve hizmetler nedeni ile alınabilecek masrafları belirleme  görev ve yetkisi BDDK’ya verilmiştir. Kanunda yapılan bu düzenleme son derece yerinde ve isabetli olmuştur. Ancak yapılan düzenlemenin yeterli olduğunu, bu konuda yaşanan sorunları tam olarak sona erdireceğini söyleyebilmek mümkün değildir.

Kanunda yapılan bu düzenlemenin uygulama açısından en  önemli faydası,  uygulamada bankalar tarafından tüketiciden alınan masraflar konusundaki “isim enflasyonuna” son vermiş  olmasıdır. 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan açık düzenleme nedeni ile BDDK tarafından hazırlanan Yönetmelikte ve EK-1 olarak ifade edilen tüketiciden alınabilecek masraflar listesinde gösterilenler dışında tüketicilerden başka isimler altında her hangi bir masraf alınması mümkün değildir. Ancak hazırlanan yönetmelikte ve EK-1 listede alınabilecek masraflar arasında “Tahsisi ücreti” adı altında ücret alınabileceğini kabul etmiş olmak Kanunun ruhuna ve tüketicinin  korunması amacına açıkça aykırılık  oluşturmaktadır. Bu şekilde yapılan bir düzenleme yerleşik Yargıtay kararlarına da açıkça aykırılık oluşturmaktadır.

İlgili Yönetmelik m.10/1 fıkrada yapılan düzenlemeye göre tahsis ücreti alınmasının gerekçesi gösterilmiştir. Buna göre; finansal tüketicilere kullandırılacak krediler için kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yönetilmesi amacıyla alınan tahsis ücreti dışında, istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun başkaca bir ücret alınamaz. Kredi tahsis ücreti, kullandırılan kredi anaparasının binde beşini (%o 5) geçemez. Kurul, gerekli gördüğü hallerde bu sınırı artırmaya ve azaltmaya yetkilidir. Yönetmelikte yapılan bu düzenleme Kanuna açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle bu düzenlemenin bir an önce değiştirilmesinde fayda bulunmaktadır. Yönetmeliğin hazırlanması sürecinde ilgili Bakan- lık tarafından tahsis ücreti alınmasına yönelik düzenlemeye kesin olarak karşı çıkılmasına rağmen BDDK yinede bu şekilde düzenleme yapmıştır.

Hemen ifade etmek gerekir ki, normlar hiyerarşisi kuralı uyarınca Anayasanın 172 maddesine ve 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada kabul edilen tüketicinin korunması ilkesine açık şekilde aykırı olan bu düzenlemeye dayanarak tahsis ücreti adı altında ücret alınması usul ve yasaya aykırılık oluşturur. Yönetmeliğin bu hükmü iptal edilmemiş olsa bile tüketici ile yapılan münferit sözleşmeler veya tüketiciye yönelik uygulamalarda banka ile tüketici arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan, alınan tahsis ücretinin iadesi için tüketici mahkemesi veya THH’ye başvuru yapılarak iadesi istenebilir. Tüketici mahkemesi veya THH’ler kendilerine yapılan bu başvurular hakkında öncelikle yönetmelik hükmünün Anayasaya ve 6502 sayılı TKHK’ya aykırı olup olmadığını değerlendirerek aykırılık oluşturduğu sonucuna vardıklarında alınan masrafların iadesine karar vermelidir.

6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada verilen yetkiye istinaden hazırlanan  bu Yönetmeliğin amacı, kuruluşlar tarafından finansal tüketicilere sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin olarak faiz veya kâr payı dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usûl ve esasları belirlemektir. Tüketici tarafından bankaya açılan vadeli, vadesiz mevduat hesabı ile katılma ve özel cari hesapları tüketici işlemi niteliğinde sayılır. Bu hesaplar nedeni ile açılacak davalarda da tüketici mahkemeleri veya THH’ler görevli ve yetkilidir.

Tüketiciden alınacak masraflar konusunda banka tarafından gerekli bilgilendirmenin yazılı veya elektronik ortamda yapılması zorunludur. Bilgilendirmenin yapıldığı konusundaki ispat yükü bankaya aittir. Bilgilendirme yapıldığı ispat edilemediği takdirde alınan masrafların tüketiciye iade edilmesi gerekir. BDDK tarafında düzenlenen masraf listesinde masraflar 5 gurup halinde sınıflandırılmıştır. Bunlar;

  1. Bireysel Krediler
  2. Mevduat/Katılım Fonu
  3. Para Transferleri
  4. Kredi Kartları
  5. Diğer Masraflar;

Şeklinde gösterilmiştir. Masrafları bu şekilde sınıflandırmak uygulama açısından büyük kolaylık sağlamıştır. Bu guruplar için tüketiciden alınacak masrafların her durumda Kanunun ruhuna uygun ve aynı zamanda tüketiciyi koruma amacına da uygun olmalıdır. Bu temel ilkelere uygun hareket edilip edilmediğini tespit etmek için Yargıtay yerleşik uygulamaları ile kabul edildiği üzere, alınan masrafların haklı, makul ve belgeli olması zorunludur (üçü bir arada kuralı). Somut olayda tüketiciden alınan masrafların bu ilkelere uygun olup olmadığı her zaman denetlenebilir. Bu ilkelere aykırı olarak tüketiciden alınan masrafların iadesi istenebilir.

Örneğin; tüketiciden talep edilen EFT ücreti için bu işlemi yapan bankanın her EFT işlemi için Merkez Bankasına, aracılık hizmeti nedeni ödemek zorunda olduğu ücret (15 kuruş ila 13, 60 Türk Lirası) ve buna ilave edilecek makul hizmet bedeli tüketiciden talep edilebilir. EFT miktarının 6.000 Türk Lirasını geçmemesi durumunda Merkez Bankasına sadece 15 Kuruş ödeme yapılması zorunludur.

Tüketicilerin yaptığı EFT işlemlerinin genellikle 6.000 TL’ yi geçmediği düşünüldüğünde işlemi yapan banka 15 Kuruşluk zorunlu masraf dışında bu miktara makul hizmet bedeli ilave edebilir.38 Buna göre EFT hizmeti veren banka Merkez Bankasına ödenmesi zorunlu olan EFT masrafını nazara alarak tüketiciden makul bir hizmet bedeli alabilir. Gönderilen para miktarına masrafa ilaveten fahiş miktarda hizmet bedeli alınması durumunda EFT  masrafına ilave olarak tüketiciden alınan masrafın makul olmayan  kısmının iadesi istenebilir.39

BDDK’nın ilgili Yönetmelikte  EFT işlemlerinde ücret alınabileceğine yönelik düzenleme yapması isabetli olmuştur. Ancakalınacak EFT ücretinin ne kadar olacağı veya neye göre hesaplanacağı konusunun açıklığa kavuşturulmamış olması  son derece önemli bir eksikliktir. Bu konudaki uygulamayı bankaların insafına ve isteğine bırakmış olmak önemli bir eksikliktir (Yön, m.12). EFT işlemlerinden makul ücret alma sınırını aşan bir ücret alınması durumunda bunların iadesi talep edilebilir.

Hesap işletim ücreti, konusunda da benzer bir düzenleme yapılmıştır. Hesap işletim ücreti alınmasına yönelik düzenleme konusunda da TKHK’ya aykırılığı gündeme gelebilir. Yapılan düzenlemede, hesap işletim ücreti, finansal tüketicinin hesap sayısına bağlı olmaksızın müşteri bazında ilgili kuruluşun belirlediği dönemlerde tahakkuk ve tahsil edilebileceği kabul edilmiştir. Hesabın yıl içerisinde kapatılması hâlinde, hesabın açık olduğu dönem için hesap işletim ücreti alınabileceği kabul edilmiştir. An- cak hesap açma ve kapama işlemleri ile hesap cüzdanı yazdırma işlemle- rinden herhangi bir ücret alınamayacağı kabul edilmiştir.40

BDDK tarafından hazırlanan listesinde yer alan masraflar, Kanunun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olmak kaydıyla tüketiciden istenebilir. Örneğin; BDDK’nın tüketiciden alınabilecek masraflara ilişkin listede yer alan “Tahsis Ücreti ve Hesap İşletim Ücreti” Kanunun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olmayan bir masraftır. Bu nedenle tüketiciden talep edilemez.

Buna karşılık BDDK’nın alınabilecek masraflar listesinde kredi kartları için belirlenen masraflar arasında yer alan “Nakit Avans Çekim Ücreti” Özellikle ATM (bankamatikler) cihazlarından kredi kartı kullanılarak nakit avans çekilmesi durumunda, makul ölçüde nakit avans ücreti alınması hakkaniyete uygundur. ATM cihazlarının bankaya önemli bir maliyetinin olduğu unutulmamalıdır.  ATM cihazlarının maliyetini etkileyen en önemli unsurlar kira, kurulum, bakım onarım, merkezi maliyetler, fonlama  maliyetleri  ve nakit taşıma maliyetleridir. Bu nedenle kredi kartlarında makul seviyede nakit avans çekim ücreti alınabilir. 41 Kısaca ifade etmek gerekirse tüketiciden alınacak masrafların her durumda haklı, makul ve belgeli olması zorunludur. BDDK tarafından bu ilkelere aykırı olacak şekilde belirlenen masraflar tüketiciden talep edilemez. Haklı, makul ve belgeli olmayan masraflar için Yönetmelikte hüküm bulunması bu sonucu hiçbir şekilde değiştirmez. 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenle uyarınca BDDK’ya verilen masrafları belirleme yetkisinin Kanuna uygun olacak şekilde, tüketici mahkemeleri ve Yargıtay yerleşik uygulamaları da nazara alınarak belirlenmelidir.

6 –Değerlendirme ve Sonuç;

Bankalar ve finans kuruluşları sağlıklı ekonomik büyümeyi gerçekleştirme, yatırım, üretim ve tüketim faaliyetlerinin finansmanında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bankalar tüketicilerle yaptıkları sözleşmeler veya verdikleri hizmetler nedeniyle kural olarak sadece BDDK tarafından tespit edilen masrafları tüketiciden talep edebilirler.  Ancak alınabilecek masraflar konusunda sözleşmede hüküm bulunması ve tüketicinin bilgilendirilmesi zorunludur. Banka ve finans kuruluşları tarafından tüketiciden alınabilecek masraflar tespit edilirken, bunun TKHK’nın ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olması zorunludur. BDDK tarafından tüketiciden alınabileceği kararlaştırılan masrafların Kanunun ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olacak şekilde tespit edilip edilmediği “haklı, makul ve belgeli olma” koşuluna uygun olup olmadığı ölçüne göre tespit edilir. Buna göre, BDDK tarafından belirlenen masrafların olarak haklı makul ve belgeli olması zorunludur. Bu ilkelere aykırı olacak şekilde belirlenen masrafların iadesi talep edilebilir.

BDDK tarafından hazırlanan Yönetmelik ve masraf listesinde TKHK’nın ruhuna ve tüketiciyi koruma amacına uygun olmayan yani haklı, makul ve belgeli olmayan masraflara yer verilmesi durumunda, “normlar hiyerarşisi ilkesi” uyarınca Anayasaya ve Kanuna aykırı olan yönetmelik hükümleri  uygulanamaz.  TKHK’nın ruhuna ve tüketicinin korunması amacına aykırılık oluşturacak şekilde hazırlanan masraf listesine dayanılarak tüketiciden alınan masrafların iadesi istenebilir.

Tüketicilerden alınabilecek masrafların tek merkezden tespit edilme- si son derece isabetli ve yerinde bir düzenle olmuştur. Ancak bu konuda TKHK’da ilgili Bakanlığın “uygun görüşü” nün alınması gerektiğine yönelik bir düzenlenin bulunmaması önemli bir eksikliktir. 6502 sayılı TKHK’da yapılacak muhtemel bir kanun değişikliğinde bunun değiştirilmesi faydalı olacaktır.

Bankalar ve finans kuruluşları ile tüketicilerle yaptıkları sözleşmelerin adil ve dengeli olması için gerekli özeni gösterdikleri takdirde taraflar arasında masraflar konusunda ve diğer konularda herhangi bir ihtilaf yaşanmayacaktır. Yapılan sözleşme nedeni ile ön bilgilendirme yapılması, alınacak masraflar konusunda tüketicinin anlayacağı şekilde bilgilendirme yapılması zorunludur. BDDK tarafından belirlenen veya belirlenecek masraf listesinin ve alınacak masraf miktarı yâda oranının sistemin tüm paydaşlarının ortak katılımı ile müzakere edilmesi ve bu konuda anlaşma sağlanması halinde kalıcı ve kesin çözüm sağlanmış olacaktır. Banka ve finans kuruluşlarının tüketicilerden alabilecekleri masrafların BDDK tarafından belirlenmesi yerinde bir düzenleme olmuştur. Ancak alınabilecek masraflar listesinde bulunan bazı kalemler yönünden (tahsis ücreti, hesap işletim ücreti gibi) sorun devam etmektedir. Üzerinde mutabakat bulunmayan masraf kalemleri yönünden tarafların bir araya gelerek bunları tarafların hak ve menfaat dengesine uygun olacak şekilde ve tüketicinin korunması amacına aykırı olmayacak biçimde çözüme kavuşturmaları gerekir. Bunun yapılması durumunda 6502 sayılı TKHK’da hedeflenen amaç gerçekleştirilmiş olur.

FİNANSAL TüKETİCİLERDEN ALINACAK üCRETLERE İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA  YÖNETMELİK EKİNDE YER ALAN LİSTE Ek-1 

Ürün veya Hizmet Sınıflandırmaları

  1.   Bireysel Krediler                                                                              

1.1. Tahsis ücreti ***

1.2. Ekspertiz ücreti

1.3. Taşınır ve Taşınmaz Rehin Tesis ücreti

        2.   Mevduat/Katılım Fonu                                                                           

2.1. hesap İşletim ücreti***

2.2. Para Çekme ücreti*

       3.   Para Transferleri                                                                              

   3.1. Elektronik Fon Transferi ücreti                                                     

   3.2. havale ücreti                                                                                 

   3.3. Swift ücreti                                                                                    

         4.  Kredi Kartları                                                                                   

4.1. Yıllık üyelik ücreti

4.2. Ek Kart Yıllık üyelik ücreti

4.3. Kart Yenileme ücreti

4.4. Nakit Avans Çekim ücreti**

           5.  Diğer                                                                                                

5.1. Kiralık Kasa ücreti

5.2. Kampanyalı ürün veya hizmetler  ücreti

5.3. Fatura Ödeme ücreti

5.4. Arşiv – Araştırma ücreti**

5.5. Onaya Bağlı Bildirim ücreti

5.6. Başka Kuruluş ATM’sinden Yapılan İşlem ücreti

5.7. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler

5.8. üçüncü Kişilere Yapılan Ödemeler****

DİPNOTLAR

2   6502 sayılı TKHK RG: 28 Kasım 2013 Tarih ve Sayı:28385 yayımlanmıştır. Aynı Kanun m.87 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca yayımlandığı tarihten itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Buna göre, 6502 sayılı TKHK 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

3   Mülga 4077 sayılı TKHK döneminde tüketici kredileri ve konut kredileri nedeni ile tüketiciden alınabilecek masraflar ve geniş açıklama için bkz. KARA İlhan, Tüketici Hukuku CD Ekli, 1. Baskı Ankara-2012, s.575 vd.

4   6502 sayılı TKHK m.4/3

5   Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere ilişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik R.G: 03.10.2014 Tarih ve Sayı: 29138 yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikte yapılan düzenleme uyarınca, “ Kuruluşlar tarafından ücretlendirilebilecek olan ürün  veya hizmetler Ek-1’de sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmanın işlemlerin finansal  niteliklerine göre ayrımı Kurumun uygun görüşü  alınarak Birlikler tarafından yapılır. Bu Yönetmelik ve ekinde yer alanların dışında herhangi bir ürün veya hizmet için ücret alınamaz” (Yön, m.6/1). Tüketiciden  alınabilecek masraf listesi son sayfaya ek belge olarak ilave edilmiştir.

6   Bu konuda geniş açıklama ve Yargıtay içtihatları için bkz. KARA, s.608 vd.

7   Basın açıklaması ve kararlar için bkz. http://www.bundesgerichtshof.de (Alman Fede- ral Mahkemesinin internet adresi) Alman Federal Mahkemesi 14 Mayıs 2014 tarihinde kamuoyunu aydınlatmak amacıyla bu konuda basın açıklaması yapmıştır. Yapılan basın açıklamasına göre; Alman Federal Mahkemesi’nin banka hukuku davalarına bakmakla görevli ve yetkili olan 11. Özel Hukuk Dairesi tüketici kredilerinde banka tarafından tüketiciden alınan dosya masrafı veya bir defaya mahsus olsa bile alınan komisyon ücre- tinin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bize göre; Alman Federal Mahkemesinin verdiği kararlar ve Yargıtay yerleşik kararlarından anlaşıldığı üzere, tüketici ile kredi veren banka veya finans kurumu arasında kurulan kredi sözleşmelerinde dosya masrafı alınmasını öngören ve önceden hazırlanmış standart sözleşme hükümleri geçersizdir.

8   KARA, s.151 vd.; 6502 sayılı TKHK m.3/k bedinde yapılan düzenleme uyarınca tüketici- nin taraf olduğu her türlü bankacılık işlemlerinin tüketici işlemi sayılacağı açıkça kabul edilmiştir. Benzer şekilde Finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler konusunu düzenleyen 6502 sayılı TKHK m.49/1 fıkrada yapılan açık düzenleme uyarınca “Finansal hizmetler, her türlü  banka hizmeti, kredi,  sigorta, bireysel  emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade eder…” tüketicinin taraf olduğu her türlü bankacılık işlemi tüketici işlemi sayılır.

9   AYDIN Hüseyin, Finans Sektöründe Tüketici Hukuku ve Uygulama Alanları Sempozyu- mu 06 Aralık 2012 İstanbul, s.1

10 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 01.11.2005 tarih, 25983 Mük. R.G. de yayınlanmıştır.

Bu kanunun 4. Maddesinde bankaların faaliyet alanı ayrıntılı biçimde gösterilmiştir.

11 Aynı görüşte AYDIN, s.2

12 6502 s.K m.4/3 fıkrada yapılan düzenlemede kural olarak tüm masrafların müteşebbi- se ait olduğunun kabul edildiğini söyleyebiliriz. Kanundaki temel ilkelerden biri  olan “tüketicinin bilgilendirilmesi ve aydınlatılması yükümlülüğü” nazara alındığında tüketici işlemlerinde ve tüketici ile yapılan bankacılık işlemlerinde alınacak masraflar konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi son derece önemlidir.

13 Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m.10/1 fıkrada “(1) Finansal tüketicilere kullandırılacak krediler için kredi ihtiyacının karşılanmasına olanak sağlayan sistemin işletilmesi ve operasyonel süreçlerin yö- netilmesi amacıyla alınan  tahsis  ücreti dışında,  istihbarat ücreti, kredi işlem fişi ücreti, ödeme planı değiştirme ücreti, değişken taksitli ödeme planı ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun başkaca bir ücret alınamaz. Kredi tahsis ücreti, kullandırılan kredi anaparasının binde beşini (%05) geçemez. Kurul, gerekli gördüğü hallerde bu sınırı ar- tırmaya ve azaltmaya yetkilidir.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

14 Danıştay 5. Daire 10/11/2005, E:2002 K:2005/5075 “…Üst hukuk normuna aykırı bulunan yönetmelik hükmüne hukuki bir değer yüklemek suretiyle hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır…” Şeklinde karar vermiştir.

15 www.bkm.gov.tr/istatistik,

16 ÖZTEKİN Mukim, Finans Sektöründe Tüketici Hukuk ve Uygulama Alanları Sempozyumu 06.12.2012, İstanbul, s.2

17 6502 sayılı TKHK m.4/3 fıkrada yapılan düzenleme uyarınca, finans kuruluşları ve bankaların tüketicilerle yaptıkları sözleşmeler veya verdikleri ürün ve hizmetler nedeni ile tüketicilerden alabilecekleri masraflar BDDK tarafından tespit edilir. BDDK tarafından belirlenen listesinde yer almayan bir masrafın tüketiciden alınması hiçbir şekilde müm- kün değildir.

18 Bu tebliğ R.G. 09.12.2006 tarih, 26371 sayıda yayınlanmıştır.

19 AKİPEK Şebnem, Tüketici Kredisi Ankara–1999 s.222

20 6502 sayılı TKHK m.3/1, b bendinde yapılan düzenleme uyarınca, bu Kanunun uygulan- masında Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını ifade eder.

21 KARA s.151 vd.

22 Tüketici hakem heyetlerine yaklaşık 125 bini aşan başvuru yapılmıştır. 2013 yılında yapılan başvuru sayısının bir önceki yıla göre % 100 ‘den fazla artış göstermiştir. 2014 yılında bu sayı 4 milyon civarındadır.

23 KARA İlhan (Makale), Ankara Adliyesi Başkent Bakış, Mayıs–2013 Sayı 1 S.22 vd.

24 Esasen yeni TBK m. 20 ila 25 hükmü uyarınca tüketici işlemi sayılmayan banka kredileri ve hizmetleri için alınan gereksiz masraflar ve hizmet bedellerinin de iadesi istene- bilir. Bu nedenle bankaların ticari kredi sözleşmeleri nedeniyle veya ticari hizmetler kapsamında müşterilerinden aldıkları haklı makul  ve belgeli  olmayan  giderleri müşterilerine iadesi gerekir.Uygulamada ticari krediler nedeniyle bankalar ve finans kuruluşları tarafından müşterilerden alınan bedellerin iade edilmesine yönelik ticaret mahkemelerine davalar açıldığı görülmektedir.

25 KARA s.671; Aynı görüşte ÇABRİ Sezer, Konut Finansman Sözleşmeleri, 12 Levha Yayıncılık 1. Bs. İstanbul–2010, s.258

26 KARA s.672, ÇABRİ, s.258

27 BDDK tarafından belirlenen masraf listesinin EK-1, 5- Diğer, 5.7. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler/ 5.8. Üçüncü Kişilere Yapılan Ödemeler, konusundaki dü- zenlemesi nedeni ile resmi kurumlara ve üçüncü kişilere ödenmesi gerekli olan masraflar başlıklı düzenleme nedeni bu masraflar tüketiciden talep edilebilir.

28 Yargıtay 13 hD, 26/03/2013, 2013/133 E, 2013/7654 K, sayılı kararında mahkeme tarafından tüketiciye iadesine karar verilen yapılandırma bedeli üzerinden tahsil edilen ve vergi dairesine ödenen BSMV’ nın tüketiciye iadesinin Kanuna aykırı olduğuna karar vermiş ise de bu karar yerleşik Yargıtay uygulaması ve Kanuna uygun değildir. Çünkü tüketiciden haksız şekilde alınan yapılandırma ücretinin iadesine karar verilince bunun üzerinden alınan BSMV’ nın de iadesi zorunludur. Asıl iade edilince onun ferilerinin de iadesi zorunludur.

29 KARA, (Makale–2), s.2

30 HGK Karar No:141

31 KARA s.674

32 KARA, s.612 vd., ÇABRİ, s.248,

Yeni TTK 1487 hükmünde yapılan düzenlemeye göre “Hayat sigortası ile sigortacı belli bir prim karşılığında sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye sigortalının ölümü veya hayatta kalması halinde sigorta bedelini ödemeyi üstlenir. Hayatı sigorta edilen kimse ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir.” Şeklinde düzenleme yapılmıştır.

33 ÇABRİ, s.249

34 ÇABRİ, s.250

35 Geniş açıklama için bkz. KARA, Ek CD HGK Karar No: 1

36 KARA s.682

37 Benzer olayda Yargıtay 13 HD. 03.02.2014, 2013/132029 E, 2014/2764 K, sayılı ilamında, tüketici kredisi sözleşmesi nedeni ile banka sadece haklı makul ve belgeli masraflarını tüketiciden talep edebilir. Gider belgesi sunulmayan ekspertiz ücreti ve diğer masrafların tüketiciden talep edilmesinin mümkün olmadığına karar vermiştir.

38 Merkez Bankasının, TL ödemeleri ve menkul kıymet işlemleri için EFT-EMKT Sistemi- nin katılımcısı olan bankalardan aldığı ücretler oldukça düşüktür. Tutarı 6.000 TL’den az olan ödemeler için alınan ücret 15 Kuruş (en düşük ücret), tutarı 544.000 TL ve üzerinde olan ödemeler için 13, 60 TL’dir (en yüksek ücret). Tutarı bu iki değer arasında kalan ödemelerden alınacak ücret tutara bağlı olarak hesaplanır. Ödemelerle ilgili haber nitelikli mesajlardan en düşük mesaj ücreti (15 Kr) alınır (2009 yılı ücret tarifesine göre). Buna göre, EFT işlemlerinde zorunlu masraf tutarı;

a) Miktarı 000 Türk Lirasına kadar olan EFT işlemlerinde…….. 15 Kuruş b)  Miktarı 544.000 Türk Lirasına ve üzerindeki EFT işlemlerinde…13, 60 TL c)  Miktarı 6.000 TL ila 544.000 TL arasında banka makul miktar alabilir.

Bu konuda bkz. http://eft.tcmb.gov.tr/EFT-tanitim.htm#

39 6.000 Türk Lirasını aşmayan EFT için TCMB ödenen ücret (15 Kuruş) + Makul Hizmet Bedeli (miktara göre 5, 10 TL gibi) = Tüketicinden Alınacak Makul Toplam EFT Ücret

40 Yön, m.13

41 Kredi kartlarında nakit avans çekim ücret ücretleri konusunda, bunlara ilişkin maliyeti etkileyen unsurların dikkatli şekilde değerlendirilmesi gerekir. Özellikle ATM para çekme makinelerinin 24 saat esaslı çalışması zorunluluğu, sürekli para bulundurma, makinelerin risklere ve müdahalelere açık olması nedeni ile faiz oranı ile karşılanmayan giderlerin hizmet bedeli adı altında alınabileceği unutulmamalıdır. Ancak bankalar buna ilişkin giderlerini tespit ederek BDDK’ya bildirmelidir.

İlginizi Çekebilir

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?