in

Adli Yılın Açılışının Saray’da Yapılacak Olması : 42 Baro ve 20 Yargıtay Üyesi Açılışa Katılmıyor.

Saray’da yapılacak adli yıl açılışını 42 baronun boykot etmesinin ardından bir tepki de töreni düzenleyen Yargıtay’ın içinden geldi. 20 kadar Yargıtay üyesi, “bireysel tercihlerle” törene gitmeme kararı aldı.

2019-2020 adli yıl açılış töreni 2 Eylül’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek. Yargıtay da Türkiye’deki barolara törene katılmaları için davet gönderdi. Yargıtay’ın teklifine barolardan gelen cevaplar ve Yargıtay’ın gelen cevaplara verdiği yanıtlar :

İZMİR BAROSU’NDAN AÇIKLAMA

İlk olarak İzmir Barosu daveti kabul etmedi ve şu açıklamayı yaptı:

YARGITAY BAŞKANLIĞI’NA

02.09.2019 tarihinde yapılacak olan Adli Yıl açılış töreni için tarafımıza göndermiş olduğunuz davetiyeye teşekkür ederiz.

Bir kişi rahatsız olduğu için, Türkiye Barolar Birliği Başkanının adli yıl açılış törenlerinde konuşma yapmasının önüne geçmek amacıyla yasa değişikliği yapanların salonlarında, avukatları dinleyici olarak törene çağırmanızı ancak naiflik olarak adlandırabiliyoruz.

Anlaşılan o ki; halkından kopuk bir yargı sisteminin mimarlarının, vatandaşın adalete erişimini zorlaştıranların, hiçbir canlıya yaşama imkanı tanımayanların, hakimlik ve savcılık teminatını yok sayanların, hayalleri avukatsız bir yargı olanların salonlarında adli yılı açmak, 2019 yılında da sizlere nasip olacak.

Bu cevabi yazımızla, siyasi kararlarla, mesleki faaliyetlerini gerekçe göstererek yüzlerce mensubunu tutsak ettiğiniz onurlu bir mesleğin temsilcileri olarak, yaptığınız nazik daveti geri çevirmek zorunda olduğumuzu bildiriyoruz.

Bize kalırsa, siz de o salona gitmeyin.

Çünkü yapacağınız konuşmada muhtemelen, yargının bağımsızlığından ve tarafsızlığından bahsedeceksiniz. Hak mücadelesi veren binlerce kişinin cezaevlerinde olduğunu bilmenize rağmen; kişi özgürlüğü ve güvenliğinden, ifade özgürlüğünden, adil yargılanma hakkından, basın hürriyetinden dem vuracaksınız. Kimseden emir ve talimat almadığınızı, hukuktan üstün hiçbir şey tanımadığınızı, üstünlerin hukukunu reddettiğinizi, üstüne basa basa tekrarlayacaksınız. Peki nerede? Yürütmenin başının yaşadığı sarayın salonunda.

Bizler, insan haklarının korunduğu ve geliştirildiği, hukukun yok sayılmadığı, yargının siyasi iktidarın güdümünden çıktığı günlerde, tam bağımsız bir yargı teşkilatının ev sahipliğinde yapılacak bir törene katılımı, savunduğumuz değerlere daha uygun görüyor ve bu günü umutla bekliyoruz.

Biz avukatlar, yargı bağımsızlığı için tarih boyunca mücadele ettik. Yeni adli yılda da bağımsızlığımızdan aldığımız güç ve tarihimizden gelen kararlılıkla bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

Halkın zerre kadar güven duymadığı bir yargı sisteminin parçası olmamak için sizlerin de “kendinizi özgürleştirmenizi” temenni ederiz.

Saygılarımızla.

Avukat Özkan YÜCEL

İzmir Barosu Başkanı


İSTANBUL BAROSU’NUN AÇIKLAMASI

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu’nun imzasını taşıyan açıklama

2019-2020 Yargı Yılı açılışı münasebetiyle yaptığınız davet için teşekkür ederiz.

Yargının kurucu unsuru olan savunmanın meslek örgütü olarak, yeni bir yargı yılının açılışında birlikte olmaktan kıvanç duyabilirdik.

Ancak bu toplantının Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezinde yapılacak olması, demokrasi, hukuk ve adalet adına bildiğimiz bütün öğretilerin reddi anlamına geleceğinden, davetinize icabet etmemiz mümkün olamayacaktır.

Tarihinin en ağır krizini yaşamakta olan yargının, bu bunalıma neden ve nasıl geldiğini birlikte tartışıp, çözümlerini de birlikte aramak için çok uygun bir olanağın bu nedenle tüketilmiş olması nedeniyle üzgünüz. İstanbul Barosu olarak, adalet arayışımızdan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Bu arayışın en temel göstergesi olan yargı bağımsızlığını güçlendirip pekiştirecek içtenlikli adımlar atılması gerekirken, yürütmenin mekanlarında adli yıl açma ve giderek bunu  “teamül” noktasına taşıma fikrine ortak olmak istemiyoruz. Bu ortaklıkla, sadece Anayasanın 104. Maddesinin değil, daha bir kaç ay evvel bizzat Başkanlığınızca açıklanan Yargı Etiği İlkelerinin de çelişeceği kanısındayız.

Sayın Başkan;

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı verilen bu yeni sistemin, en çok da “kuvvetler ayrılığını” tahrip ettiğini ve giderek bir “birlik” arayışının güçlendiğini siz de müşahade ediyor olmalısınız. Bu tartışmaların akademide ve pratikte en yoğun biçimde yaşandığı bir zaman diliminde, adli yıl açılışı için tercih edilen mekan, basit bir konum tayini değildir. Bu tercih, Yargıtay gibi köklü bir hukuk kurumsallığının tartışmada durduğu yeri belirlemesi bakımından son derece önemlidir. Yürütme karşısında, sadece bağımsızlığı değil, tarafsızlığı da savunarak, kuvvetler arasındaki ayrılığı  en etkin biçimde vurgulamamız gerekirken, bu iddiadan vazgeçmek, geleceği biçimlendirme hakkını da elimizden almaktadır. Başkanlığınızın, Yargı Tarihi içinde nasıl anılacağı, tam da bu dönemlerde vereceğiniz kararlarla tayin edilecektir. Savunma mesleği olarak gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak göstermeye çalıştığımız direnç, yargının diğer sujeleriyle paylaşılabilirse “hukuk devleti” yolunda çok ciddi mesafeler alabileceğimizi düşünüyoruz.Savunmanın son dönemde kaybettiği silahlara rağmen, yargının güçlenmesi olası değildir.

2 Eylül 2019 tarihinde “göstereceğiniz duruş”, sadece Barolar Yargı Etiği İlkelerindeki taahhütlerinizle değil, sadece bizzat kaleme aldığınız kendi ilkelerinizle de değil, hepsinin ötesinde adaletli bir toplumda onurlu yaşamayı hakeden yurttaşların bu talepleri ile yakından ilgilidir.

Tarihe not düşmek adına Başkanlığınızın takdirlerine sunarız.

Saygılarımızla.

                                                                                                                              Av. Mehmet DURAKOĞLU

                                                                                                                                 İstanbul Barosu Başkanı


ANKARA BAROSU’NUN AÇIKLAMASI

Ankara Barosu yaptığı basın açıklaması:


MUĞLA BAROSU’NUN AÇIKLAMASI


BURSA BAROSU’NUN AÇIKLAMASI

VAN BAROSU’NUN AÇIKLAMASI


ORDU BAROSU’NUN AÇIKLAMASI


KAYSERİ BAROSU’NUN AÇIKLAMASI

(SADECE MESLEKTAŞLARIMIZI, ZORUNLU OLARAK, HUKUKEN ve FİİLEN BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR.  SİYASİ POLEMİK, KAVGA ya da KUTUPLAŞTIRMA AMAÇLI DEĞİLDİR.) 

Değerli Meslektaşlarım ; Birkaç gündür yazılı, görsel ve sosyal medyada, Cumhurbaşkanlığı Sarayında yapılacak olan adli yıl açılışına katılınıp katınılmayacağıyla ilişkin olarak, lehe ya da aleyhe binlerce haber, açıklama ve yorumlar yapılmakta, ülkedeki ayrıştırma ve kamplaştırma Yargıya ve Barolara da sıçratılmaya çalışılmakta, bazı paylaşımlarda ise Baromuzun ismi önyargılı, kasten, bilgisiz ve bilinçsiz bir şekilde kullanılmakta, özellikle siyasetin, kavganın ve bölünmenin bir tarafı olmamız beklenilmektedir.

Kayseri Barosu Başkanlığı olarak ; göreve geldiğimiz 2016 yılı Ekim ayından itibaren, Sadece Hukukun üstünlüğü, hukuk devleti, bağımsız ve tarafsız yargı erki, Hakim ve Savcı teminatı, Yargının saygınlığı ve güvenilirliği, Yargı organ ve makamlarının birlik ve beraberliği, Yürütme ve Yasama erkleriyle karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde, birbirlerinin alanlarına müdahale etmeden, evrensel anayasa hukukunun doğal gerekleri doğrultusunda işbirliği, kutuplaştırma ve kavgadan uzak, milli birlik ve beraberlik içerisinde, uzlaştırıcı, sağduyulu ve birleştirici, Cumhuriyetin Kurucu değerlerine ve ilkelerine inanmış, Hukuk eğitimi, fakülte sayısı, kontenjanlar, staj sorunları, Yargıya alternatif paralel yargımsı yapılar oluşturma çabalarının sonlandırılması, mesleki sorunların çözümü, Güçlü Savunma ve sadece hukuk kurumu olması gereken Baro ilkeleriyle, meslektaşları arasında hiçbir ayırım yapmadan üstün hizmet anlayışı ve özellikle siyasi parti taraftarlığı, siyasi görüş, cemaat, tarikat, dernek ve stk anlayışından ve şahsi makam ve çıkar beklentisinden tamamen uzak bir Baro yönetim tarzını benimsemiş bulunmakta ve uygulamaya çalışmaktayız. Bütün bu hususlar, yaptığımız yüzlerce yazılı ve sözlü açıklamalar, yaptığımız hizmetler, eylem ve fiillerimizle sabittir. Allah herkese dün söylediğini bugün de söyleyebilmenin, dün durduğu yerde bugün de durabilmenin huzurunu versin.

Ülkemizde ve Yargıdaki kamplaşma, ötekileştirme ve kutuplaştırma her geçen gün artmaktadır. Kayseri Barosu olarak, bu değirmene su taşımadık ve taşımayacağız. Her zaman doğru bildiğimiz ilkeler doğrultusunda, sağduyulu, bağımsız ve tarafsız bir duruş sergilemeye çalışacağız. Çözüm ve samimiyet odaklı her yere katılıp, düşünce ve önerilerimizi söyleriz. Samimiyet, uzlaşma ve çözüm odaklı görmediğimiz yere ise katılmayız. Ayrıştırmaya, bölmeye ve her türlü haksızlık ve hukuka aykırılıklara karşı, her zaman dik ve onurlu bir duruş sergileyemeye çalıştık ve bundan sonra da çalışacağız. Biz bölen değil, herşeye ve herkese rağmen, birleştiren olmak için çabalıyoruz. Tek kıstasımız Hukuk, Adalet, Hak, Vicdan, Cumhuriyetin Kurucu değer ve ilkeleri ile birlik ve beraberliktir. Yani kısaca bizler, 3. Yolcuyuz ( Siyaset ve polemikten uzak, sağduyulu ve tamamen Hukuki bakış açısı yolu ) değerli Meslektaşlarım.

Her Baro bağımsız olup, katılıp katılmamak tamamen kendi takdirleridir. Bu hususu, kavga, kutuplaşma, ıstatistik, yaftalama ve ötekileştirme haline getirmemeliyiz. Samimi olarak yapılan, sorunlara çözüm bulma, uzlaşı ve diyalog kanallarının açık tutulmasını da öneriyor ve önemsiyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki Adli Yıl Açılış Törenine, Kayseri Barosu Başkanlığı Olarak Katılmayacağız.

Katılmama gerekçelerimiz, siyasi iktidardaki yargı, savunma ve hukuki konulardaki samimiyet yokluğu, sorunları kasten anlamama, oyalama taktikleri ve tam tersine, çok daha yeni ve büyük sorunlar oluşturma hususlarıdır. Yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı en önemli değerlerimizdir. Hakim ve Savcılarımızın teminat ve bağımsızlığı ile; mevcutların bir kısmını kapatma ve kontenjanlari azaltma yerine, halen yurtsuz, akademisyensiz ve niteliksiz fakülteler açma; Yatay ve dikey geçişler, fark dersler, sınavsız girilen yerlere dahi denklik vb. hukuksuz uygulamalarla, yurtdışı kaynaklı ve ucu açık binlerce öğrenci, kontenjan ve niteliksiz mezunlar sorunu; Stajyer ve Genç Avukat meslektaşlarımızın geçim sıkıntısı ve işsizlikleri; yüzbinlerce ana, baba ve ailenin hayal kırıklığı ve çaresizliği; 500-2000 TL arasında çalışan, intihar eden, ruhi bunalımla intihar aşamasında olan hukukçular, yaşlı meslektaşlarımızın perişan emeklilik ve geçim sıkıntıları; Avukatlara yönelik içler acısı emeklilik kriter ve maaş durumu; 130.000’i aşkın hukukçuya rağmen, halihazırdaki 20.000 stajyer ve 102.000 öğrenciye rağmen, sözde kazanılmış hak iddialarıyla, yani 4 yıl sonrasına sınav avuntusuna rağmen, her açıdan Bakanlığa bağlı, 5 yıl kıdem şartlı, yazılı sınavlı ve mülakatlı, imtiyazlı, sözde ve zorunlu arabuluculuk sistemini, hukuka aykırı olarak kurma ve genişletme; sözde alternatif ve paralel, gerçekte ise zorunlu yargımsı yapı oluşturma çabaları; DMK’daki açık yasağa rağmen, hukuka aykırı yöntemlerle, uzlaştırmanın özellikle hukukçu olmayanlara da açılması; bu kadar hukuk fakültesine, kontenjana ve hukukçuya rağmen, idari yargı hakimliğinin herkese açılıp, KHK’yla sınırsız hale getirilmesi; CMK ücretlerindeki açık hukuksuzluk; Bakanlığa ve siyasi iradeye bağlı yargı ve savunma oluşturma çabaları; fikir ve düşünce hürriyetine yönelik sınırlamalar; yargının erk olarak görülmemesi; hak arama ve dava açmadaki aşırı masraf ve harçlar; adil yargılama ve savunma hakkı üzerindeki engellemeler; 21. yüzyıl Türkiye’sinde hala işkence, insanlık dışı uygulama ve kötü muamele; Anayasaya ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı OHAL KHK uygulamalarının halen sürdürülmesi; yargı üzerindeki siyasi ve bürokratik baskılar, yargıyı baskı altına çabaları, Cimer-bimer uygulamasının amacından tamamen çıkıp, yargı üzerinde baskı oluşturmaya dönüşmesi; hukuk devleti yerine, polis devleti kurma uygulamaları; Yargı mensuplarının, bir kısım kötüniyetli bürokratik çeteler ve sözde medya karalama, şikayet, saldırı ve uygulamalarına karşı sahipsiz bırakılması; Hakimlik ve savcılık sınav ve mülakatlarındaki şaibe ve sıkıntılar, yargıya güven ve saygı sorunu, yargı üzerinde ve içindeki siyaset, cemaat ve tarikat etkinliği hususları; sahadaki mesleki, hukuksal ve yargısal binlerce sorunların çözümüne yönelik olarak, yargı reformu taslağındaki samimiyetsizlik, oyalama ve tam tersi eylemler ve kararlar, en önemli göstergeler olup, her biri ayrı bir turnusol kağıdı gibidir. Bizim derdimiz, sıkıntımız ve çabamız bunlara yöneliktir.

Ancak bu durumu, yeni bir polemik ve ayrıştırma malzemesi olarak kullanmayı, resmi yazılar yazmayı ve basına duyurmayı da uygun bulmuyoruz.

Zaten aynı gün, Kayseri ‘de, çok geniş katılımlı adli yıl açılış törenimiz yapılacaktır.

Gerçek ve samimi manada, Adalet, hak ve yargının sorunlarının çözülmesi temennilerinin gerçekleşebilmesi için, toplumdaki her kesimin emek, çaba, özveri ve inancına ihtiyacımız bulunmaktadır. Siyasî irade ve devlet yöneticilerinin, Yargı erkinin eşitler arasında birinci erk olduğuna, Kuvvetler Ayrılığı, Hukukun Üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkelerine, adalet, liyakat, Savunma ve eşitlik kavramlarına ve evrensel yargı kurallarına inanmaları ve saygı göstermeleri şarttır. Cumhuriyet Savcısı, Avukat ve Hakimlerimizin ise, aynı yolun yolcusu ve hizmetkarları olduklarını unutmadan, hukukun tüm evrensel ilkelerini benimseyerek, karşılıklı saygı ve meslek kurallarına tam bir inanmışlık ve adanmışlıkla, beşer olan hiçbir şeyin önünde eğilmeden, korkmadan ve çekinmeden görevlerini ifa etmeleri gerekmektedir. Tüm Hukukçuların hiçbir menfaat, makam, ikbal, siyasi görüş, güç, tarikat, cemaat ve mezhepsel konu, grup ve subjektif hususlara bakmadan ve takılmadan, sadece ve sadece evrensel ve mesleksel adalet, savunma ve yargı ilkelerine inanmaları ve bu uğurda yılmadan, usanmadan ve cesaretle mücadele etmeleri, en temel kural ve ilkemiz olmalıdır. Tüm insanlarımız, kendileri ya da grupları için değil, herkes için evrensel ve ilkesel adalet anlayışını benimsemeli ve istemelidir. Toplumun tüm katmanlarının adalet, savunma, eşitlik ve hukuk ihtiyacını en üst perdeden talep etmesi gerekmektedir.

Uzun tarihimiz sonrasında, 1923 yılında kurulan Cumhuriyetimiz, evrensel hukuk ilkelerini kabul etmiş, milli hasletimiz olan adalet, hak ve ahlak bilincine, insanlık tarihinin evrensel hukuk ilkelerini ve kurumlarını da eklemiştir. Evrensel, milli ve dini tüm hukuk, yargı, savunma ve adalet ilke ve değerlerimize ve özellikle vatandaşlık bilincine ve hukukuna sahip çıkmalı, birleştirmeli ve uygulamalıyız. Ancak ve ancak bu şekilde, milli birlik ve beraberliğimizi, ülkemizi, millet ve insan olarak varlığımızı, hukuki güvenlik ve huzurumuzu koruyabilir ve sağlayabiliriz. Devletimize, Cumhuriyetimize, Cumhuriyetin kurucu değerlerine, Kuvvetler ayrılığına ve Evrensel hukuk İlkelerine sahip çıkmaktan başka yolumuz ve çaremiz yoktur. 
Saygılarımızla…
Kayseri Barosu Başkanlığını temsilen 
Av. Cavit DURSUN 
Kayseri Barosu Başkanı


Yargıtay Başkanı Cirit’ten “adli yıl açılış töreni” eleştirilerine yanıt

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Rize’de yaptığı açıklamada, Türkiye’de adli yıl açılış törenlerinin düzenlemesinin Yargıtayın sorumluluğu ve yetkisinde olduğunu hatırlattı.

Adli yıl açılış törenini önceki yıllarda olduğu gibi Yargıtayın düzenlediğini hatırlatan Cirit, şöyle devam etti:

“2016 yılından bu yana, o tarihte ifade ettiğimiz nedenlerden dolayı adli yıl açılış töreni Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılmaktadır ve o tarihte de buna benzer itirazlar olması üzerine 29 Ağustos 2016 tarihinde neden Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde adli yıl açılışı yapıldığını izah etmiştim. Bir kere daha izah etmem gerekirse, bizim tabii uluslararası alanda birçok katılımcı ve konuğumuz gelmekte. Birçok yüksek mahkeme başkanları gelmekte ve oldukça geniş bir katılımla birlikte adli yıl açılış törenleri yapılmakta. Yargıtayımızın fiziki imkanları nedeniyle adli yıl açılış törenlerinin Yargıtayda yapılması mümkün değildi. O tarihte, 2016 yılında ‘Nerede yapalım?’ diye arkadaşlarımızla birlikte düşündüğümüzde, o derece görkemli bir geniş toplantıyı ancak milletin vergileri ile yapılan Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapmaya karar verdik. O tarihten bu yana da Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde adli yıl açılış törenlerini yaptık, bu yıl da yapıyoruz.”

Cirit, Yargıtayın şeffaflık ve hesap verebilirliği açısından geniş katılımlı bir toplantı yapılması gerektiğine dikkati çekerek, “O nedenden dolayı Türkiye Barolar Birliği, tüm baro başkanları davet edildi. Bazıları, çok küçük bir kısmı katılmayacaklarını ifade ettiler. Bu tamamen kendilerinin takdirinde olan bir konudur. İster katılırlar, ister katılmazlar ancak katılmalarını biz de arzu ederdik ama ifade ettikleri şeyler son derece çirkin, insaf ve adalet ölçülerine uygun olmayan söylemler. Yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve yargının siyasallaşması noktasında ifade ettikleri şeylerin tamamen bir geçerliliği yoktur. Türkiye’de yargı bağımsızdır.” diye konuştu.

Cirit, 150 yıllık bir kültürü ifade eden Yargıtayın da tarihten almış olduğu misyonu en iyi şekilde yerine getirdiğini vurgulayarak, “Bugün gene Yargıtay ülkemizin en gözde kuruluşu ve yargı açısından da ülkemiz açısından bir teminattır. Özveri ile çalışılmakta ve bu adli yıl açılış törenini de en iyi şekilde yapacağız bundan sonra yapılacağı gibi. Biz bu tür eleştirilere açık olmakla birlikte insaf ölçülerini aşan eleştirilere de karşı olduğumuzu ifade ettik ve ifade etmeye devam ediyoruz.” dedi.


20 Yargıtay üyesi de Saray’a gitmiyor!

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, bir Yargıtay üyesi, gerekçesini “Yürütmenin merkezi olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde adli yıl açılışı yapmak yargı bağımsızlığını zedeler. Bir siyasi partinin genel başkanının gözetimi altında bu törenin yapılmasına karşıyız. Siyasilerin etkisinden uzak bir yerde tören yapılmalı” sözüyle açıkladı. 

Yargıtay Başkanlığı, 15 Temmuz 2016’dan bu yana, adli yıl açılış törenlerini Saray’da bulunan bulunan Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenliyor. 2 Eylül Pazartesi günü yapılacak olan 2019-2020 Adli Yıl Açılış Töreni de Saray’da olacak. Yargıtay, tören kapsamında Türkiye Barolar Birliği (TTB) ve 79 baro başkanlığına da davetiye gönderdi. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’ın arasında bulunduğu 42 baro yönetimi, Yargıtay’ı eleştirerek Saray’daki törene gitmeyeceklerini açıkladı. TBB ise törene gitme kararı alırken, bu yıl Başkan Metin Feyzioğlu’nun da bir konuşma yapacağını bildirdi. İzmir Barosu, TBB’ye tepki göstererek “Bizi temsil etmiyorsunuz” dedi. 

İçeriğimize Oyunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments