arama

Anayasa Hukuku Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları – İstanbul Üni. Hukuk F. – 2012/2013

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • ankahukuk ankahukuk

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2012 – 2013 Eğitim – Öğretim Yılı Anayasa Hukuku Bütünleme Sınavı

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
2012 – 2013 Eğitim – Öğretim Yılı
Anayasa Hukuku Bütünleme Sınavı
Cevap Anahtarı
Tek Numaralı Öğrenciler
11.6.2013
1-      Hükümet sistemlerini kısaca açıklayarak Osmanlı-Türk Anayasalarında öngörülen hükümet sistemlerini anlatınız. (25 puan)
Cevap: 1876 Kanun-u Esasi’de öngörülen hükümet sistemi şeklen bir parlamenter sisteme benzemektedir. Çünkü iki başlı bir yürütme söz konusudur.  Ancak Bakanlar Kurulu’nun doğrudan doğruya tamamen padişah tarafından atanması ve görevden alınması, Bakanlar Kurulu’nun Meclisten güvenoyu alması gerekmemesi milletvekillerince kanun teklifinin padişahın iznine tabi olması, padişahın istediği zaman meclisi feshedebilmesi kurulmuş hükümet sistemini klasik parlamenter sistemden ayırmaktadır. Kanun-u Esasi’de 1909 yılında yapılan değişikliklerle ise tam olarak parlamenter sisteme geçilmiştir. Bakanlar Kurulu’nun oluşumunda Meclisin güvenoyu şartı getirilmiş, kanun teklifinde padişahın izni kaldırılmış, padişahın meclisi feshetme yetkisi kısıtlanmıştır (5 puan). 1921 Anayasası ile tam bir meclis hükümeti sistemi kurulmuştur. Millet egemenliği anlayışı kabul edilirken egemenliğe ait yasama ve yürütme yetkisi Mecliste toplanmıştır. Yürütme gücünün de Meclis tarafından kullanılacağı kabul edilmiştir. Bir devlet başkanlığı ve başbakanlık oluşturulmazken, Meclisin içinden İcra Vekilleri Heyeti seçileceği ve bu heyetin tamamen Meclise bağlı ve sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Devlet Başkanının bir takım görev ve yetkileri Anayasa tarafından Meclis Başkanına verilmiştir (5 puan). 1924 Anayasası meclis hükümeti ve parlamenter sistemden oluşan karma bir model benimsemiştir. Yine yasama ve yürütme yetkisinin mecliste toplanacağı düzenlenmiş,  Meclis hükümeti her zaman denetleyip feshetme yetkisine sahiptir. Bu açıdan meclis hükümeti sistemine benzemektedir. Ancak Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulması ve bakanlar kurulunun (icra vekilleri heyeti) onun tarafından oluşturulması ve meclisten güvenoyu alması parlamenter hükümeti sisteminin özellikleridir. (5 puan). 1961 Anayasası ise hükümet sistemi olarak tam anlamıyla parlamenter sistem öngörmüştür. Cumhurbaşkanı TBMM tarafından seçilmekte, başbakan Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta ve bakanlar başbakan tarafından seçilip cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. 1961 Anayasası’nda Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi adıyla çift meclisli yasama organı öngörülmüştür. Hükümet tamamını halkın seçtiği Millet Meclisi’ne karşı sorumludur. (5 puan). 1982 Anayasası da 1961 Anayasası gibi parlamenter sistem öngörmüştür, ancak tek meclisli yasama organı mevcuttur. 61 Anayasasından farklı olarak 1982 Anayasasında yürütme organı ve yürütme organı içinde Cumhurbaşkanı güçlendirilmiştir. 2007 yılında yapılan değişiklikle Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi benimsenmiştir. Ancak Cumhurbaşkanının yetkilerinde herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Bu açıdan Parlamenter Sistemden tam bir kopuş olmamakla birlikte yarı başkanlık sistemine bir kayış olduğu söylenebilir.(5 puan).
2-      1982 Anayasası’na göre devletin temel niteliklerini sayınız ve demokratik devlet ilkesinin gereklerini anlatınız.(25 puan)
Cevap: 1982 Anayasası’na göre devletin temel nitelikleri Cumhuriyetçilik, üniter devlet, insan haklarına saygılı devlet, Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet, demokratik devlet, laik devlet, sosyal devlet, hukuk devleti, milli egemenlik ve eşitlik ilkeleridir.(12.5 puan)
Demokratik devlet ilkesinin gerekleri; etkin siyasal makamlar seçimler iş başına gelmelidir ve seçimler düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır, seçimler serbest olmalı, eşit oy, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına dayanmalıdır. Seçimler birden çok siyasal parti arasında olmalıdır, muhalefetin iktidar olma şansı olmalı ve temel kamu hakları tanınmış ve güvence altına alınmış olmalıdır.(12.5 puan)

OLAY I
Taksim Gezi Parkı’nda meydana gelen olayların büyüyerek kamu düzenini ciddi şekilde bozması üzerine Bakanlar Kurulu acilen toplanmış, bu sırada Cumhurbaşkanının yurtdışında bulunmasından dolayı yerine TBMM Başkanı Bakanlar Kurulu toplantısına katılmıştır. Bakanlar Kurulu kamu düzeninin ciddi şekilde bozulduğu gerekçesiyle İstanbul, İzmir ve Ankara’da 1 ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmesine karar vermiş, bu karar Resmi Gazetede yayımlanmış ve hemen TBMM’nin onayına sunulmuştur. TBMM, olağanüstü hal süresinin 2 aya çıkarılmasına karar vermiş ve bu karar da Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Bu karara karşı Anamuhalefet Partisi ve muhalefetteki X Partisi meclis grubu ayrı ayrı Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmıştır. Bu arada Bakanlar Kurulu, olağanüstü hal kararını müteakip bir kanun hükmünde kararname çıkararak Taksim Meydanı ve diğer ana meydanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmayı yasaklamıştır. Bu kanun hükmünde kararnamenin Resmi Gazetede yayınlanmasından 20 gün sonra TBMM’deki milletvekillerinin 1/5’i kanun hükmünde kararnamenin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmıştır.
a.      Bakanlar Kurulu’nun toplanma usulünün Anayasaya uygunluğunu, Cumhurbaşkanının yurtdışında bulunması durumunu da göz önünde bulundurarak değerlendiriniz.(5 puan)
Cevap: Olağanüstü hal ilan kararını Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu alabilir. Ancak Cumhurbaşkanının hastalık ve yurtdışına çıkması gibi sebeplerle görevinden ayrılması halinde, görevine dönene kadar Meclis Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillik eder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır. Dolayısıyla olayda Bakanlar Kurulu’nun toplanma usulü Anayasaya uygundur.
b.      Bakanlar Kurulu’‘nun Taksim’deki olaylar üzerine İzmir ve Ankara’da olağanüstü hal ilan kararı vermesi Anayasaya uygun mudur?
Cevap: Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde Bakanlar Kurulu yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde olağanüstü hal ilan kararı alabilir. Olayda, kamu düzenin ciddi şekilde bozulması Taksim’de meydana gelen olaylar nedeniyle söz konusu olmuştur. Ancak bu olaylar sebebiyle Ankara ve İzmir’de de olayların çıkması ve bu şehirlerde de kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması halinde Bakanlar Kurulu’nun bu illerde de olağanüstü hal ilan etmesi söz konusu olabilir.
c.       TBMM’nin olağanüstü halin süresini uzatması Anayasaya uygun mudur?
Cevap: Bakanlar Kurulu’nun aldığı olağanüstü hal ilan kararı Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra hemen TBMM’nin onayına sunulur. Meclis bu durumda olağanüstü halin süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir. Dolayısıyla olayda TBMM’nin olağanüstü halin süresini uzatması Anayasaya uygundur.
d.      Bakanlar Kurulu’nun olağanüstü hal ilan kararı ve bu kararın onayına ilişkin TBMM kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne açılmış olan iptal davasının Anayasaya uygunluğunu değerlendiriniz.
Cevap: Öncelikle Bakanlar Kurulunun olağanüstü hal ilan kararı TBMM’nin onayına sunulmak zorundadır. TBMM’nin onayına sunulduğunda ise artık Bakanlar Kurulu’nun kararı ortadan kalkar. Dolayısıyla denetlenmesi mümkün değildir. TBMM’nin onay kararı ise bir parlamento kararıdır. Parlamento kararları da Anayasa Mahkemesi’nin denetimi dışındaki normlardandır. Bu açıdan iptal davası Anayasaya uygun değildir.
e.       Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine karşı açılmış olan iptal davasının, davayı açanlar, süre ve denetime tabi normlar açısından Anayasaya uygunluğunu değerlendiriniz.
Cevap: Anayasa Mahkemesi’ne şekil ve esas bakımından iptal davası açmaya Cumhurbaşkanı, iktidar ve anamuhalefet partisi meclis grupları ve TBMM üye tam sayısının 1/5’i tutarındaki milletvekilleri yetkilidir. Dolayısıyla davayı açanlar açısından iptal davası Anayasaya uygundur. Genel olarak iptal davası açma süresi, denetime tabi normun Resmi Gazetede yayımından itibaren altmış gündür. Ancak kanunların ve anayasa değişikliklerinin şekil bakımından iptali için bu süre on gündür. Olayda bir kanun hükmünde kararname söz konusu olduğu için şekil ve esas bakımından süre şartı altmış gündür. Olayda dava yirmi gün sonra açıldığından süre bakımından da iptal davası Anayasaya uygundur. Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tabi olan normlar kanunlar, olağan dönem kanun hükmünde kararnameleri, TBMM İçtüzüğü ve anayasa değişiklikleridir. Olağanüstü dönem kanun hükmünde kararnameleri ise Anayasa Mahkemesi’nin denetim alanı dışındadır. Ancak Anayasa Mahkemesi denetleyeceği işlemin niteliğine kendisi karar verdiğinden normun gerçekten olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi olmadığına karar verirse denetleyebilir.

OLAY II
Taksim Gezi Parkı’nda meydana gelen olaylar sırasında 15 yaşındaki A polisin sıktığı biber gazından etkilenerek hastaneye kaldırılmıştır. A’nın Babası gaz sıkan polise karşı savcılığa suç duyurusunda bulunmuş, savcılık takipsizlik kararı vermiştir. Baba bu karara karşı itiraz etmiş, itirazı 5.6.2013 tarihinde reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine A’nın Babası 15.6.2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Olaylar sırasında memur sendikası M-SEN yürüyüş için harekete geçmiş fakat polis tarafından engellenmiştir. Çıkan olaylarda sendika binası ağır hasar görmüştür. Bunun üzerine M-SEN, İçişleri Bakanlığı’na karşı açtığı davada toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. M-SEN, Mahkeme kararı olumsuz olduğu halde temyize gitmemiş ve Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan bireysel başvuru yapmıştır.  Olaylar sırasında kafasına atılan kaldırım taşlarından yaralanan polis memuru P, taşı atan gösterici G’yi yakalamış, hakkında yasal işlem başlatmış ve dava açılmıştır. Gösterici G’nin ilk derece yargılamasında beraat etmesi üzerine Polis P davayı temyize götürmüş,  temyiz kararının olumsuz olması üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Olaylar devam ederken Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı bir kanun hükmünde kararnameyle sabah 8:00 akşam 22:00 arası Taksim Meydanına giriş çıkışlar yasaklanmıştır. Bu kanun hükmünde kararnamenin Resmi Gazetede yayınlanmasından itibaren 30 gün sonra, Taksim meydanında döner büfesi işleten D, çalışma hakkının engellendiği gerekçesiyle kanun hükmünde kararnamenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur.
a.      A’nın Babasının 15.6.2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuruyu, kabul edilebilirlik koşulları açısından değerlendiriniz.
Cevap: Bireysel başvuru, Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınmış kişisel ve güncel bir hakkı doğrudan kamu gücü tarafından ihlal edilenler tarafından yapılabilir. Bireysel başvuruda bulunabilmek için iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. Başvuru iç hukuk yollarının tüketildiği ya da tüketilecek bir hukuk yolu yoksa ihlalin öğrenildiği andan itibaren otuz gün içerisinde yapılmalıdır. Olayda A 15 yaşında olduğu için yasal temsilcisi olan Babası onun adına başvuru yapabilir. İhlal kamu gücü kullanılarak gerçekleşmiştir. Takipsizlik kararına itirazın reddedilmesiyle karar kesinleşmiş ve böylece iç hukuk yolları da tüketilmiştir. Süre açısından da otuz gün içinde başvuru yapılmıştır. A’nın Babasının yaptığı başvuru kabul edilebilirlik koşullarını taşımaktadır.
b.      M-SEN’in Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyu, başvuru konusu haklar ve başvurucu açısından değerlendiriniz.
Cevap: Sendikalar özel hukuk tüzel kişileridirler. Özel hukuk tüzel kişileri tüzel kişiliğe ait haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yoluna gidebilirler. Sendikanın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ve mülkiyet hakkı kamu gücüyle ihlal edilmiştir. Bu bakımdan tüzel kişiliğe ait bir hak ihlali söz konusudur. Ancak Sendika, mahkeme kararının olumsuz olmasına rağmen temyiz yoluna gitmeyerek iç hukuk yollarının tüketilmesi şartını gerçekleştirmemiştir. Bu bakımdan iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuru kabul edilemez bulunur.
c.       Polis P’nin Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu bireysel başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmesi ve başvuru hakkı açısından değerlendiriniz.
Cevap: Adli yargıda tüketilmesi gereken son kanun yolu temyizdir. Karar düzeltme yoluna gitmek şart değildir. Polis P, temyiz kararının olumsuz olmasından sonra başvuruda bulunmuştur. Karar düzeltme yoluna gitmesi iç hukuk yollarının tüketilmesi bakımından şart olmadığından bu yönüyle başvurusu kabul edilebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruya kamu gücünden kaynaklanan işlem, eylem ya da ihmaller sebebiyle başvurulabilir. Kamu gücünü kullanan polis göstericiler tarafından yapılmış eylemden dolayı bireysel başvuru hakkına sahip değildir.
d.      Kanun hükmünde kararnameyle olaydaki gibi bir yasaklama getirilebilir mi, izah ediniz.
Cevap: Olağan dönem kanun hükmünde kararnameleri Anayasada konu bakımından sınırlanmıştır. Buna göre sosyal ve ekonomik haklar dışında kişi hak ve özgürlükleri ve siyasi haklar kanun hükmünde kararname ile düzenlenemez. Bu nedenle olağan dönem kanun hükmünde kararnamesi ile olaydaki gibi bir sınırlama getirilmesi anayasaya aykırıdır.
e.       Dönerci D’nin Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu bireysel başvuruyu kabul edilebilirlik koşulları açısından değerlendiriniz.
Cevap: Bireyler Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan iptal davası açamadığı gibi yasama işlemleri ve idarenin düzenleyici işlemlerine karşı doğrudan doğruya bireysel başvuruda bulunamazlar. Ayrıca çalışma hakkı AİHS kapsamında düzenlenmediği için başvuru konusu haklardan değildir.  Bu nedenle olayda dönerci D’nin Anayasa Mahkemesi’ne yapmış olduğu bireysel başvuru konu bakımından kabul edilemez.
 
Bu Bölümde Son Eklenenler