Gündem

Belediyelere Kayyum Atanması: Bir Beka Meselesi mi Yoksa Hukuksuzluk mu?

İçişleri Bakanlığı 19 Ağustos 2019 pazartesigünü Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bedia Özgökçe Ertan’ın haklarında soruşturma yürütüldüğü gerekçesiyle görevden alındıklarını duyurmuştu.

Diyarbakır’a Diyarbakır Valisi Güzeloğlu, Mardin’e Mardin Valisi Yaman, Van’a Van Valiis Bilmez belediye başkan vekili olarak görevlendirildi. İçişleir Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Belediyeler ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı br yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devlet ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır” denildi.

İlgili Mevzuat Hükümleri

Belediyelere kayyum atanmasının yolu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte 4 Eylül 2016’da çıkarılan 674 sayılı KHK’da 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesine yapılan eklemeyle açılmıştı.

5393 Sayılı Belediye Kanunu

Madde 45- Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması durumunda, vali tarafından belediye meclisinin on gün içinde toplanması sağlanır. Meclis, birinci başkan vekilinin, onun bulunmaması durumunda ikinci başkan vekilinin, onun da bulunmaması durumunda en yaşlı üyenin başkanlığında toplanarak; a) Belediye başkanlığının boşalması veya seçim dönemini aşacak biçimde kamu hizmetinden yasaklanma cezasının verilmiş olması durumunda bir başkan, b) Başkanın görevden uzaklaştırılması, tutuklanması veya seçim dönemini aşmayacak biçimde kamu hizmetinden yasaklama cezası alması durumunda bir başkan vekili, Seçer.

(1) 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “sakatlık” ibaresi “engellilik” şeklinde değiştirilmiştir. 9483 (Ek fıkra: 15/8/2016-KHK-674/38 md.; Aynen Kabul: 10/11/2016-6758/34 md.)

Ancak, belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesinin terör veya terör örgütlerine yardım ve yataklık suçları sebebiyle görevden uzaklaştırılması veya tutuklanması ya da kamu hizmetinden yasaklanması veya başkanlık sıfatı veya meclis üyeliğinin sona ermesi hallerinde 46 ncı maddedeki makamlarca belediye başkanı veya başkan vekili ya da meclis üyesi görevlendirilir.

Görevlendirilecek kişinin seçilme yeterliğine sahip olması şarttır. Görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye meclisi üyesinin istifa etmesi halinde de bu fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra gereğince belediye başkanı veya başkan vekili görevlendirilen belediyelerde bütçe ve muhasebe iş ve işlemleri valilik onayı ile defterdarlığa veya mal müdürlüğüne gördürülebilir. Bu belediyelerde belediye meclisi, başkanın çağrısı olmadıkça toplanamaz.

Meclisin, encümenin ve komisyonların görev ve yetkileri 31 inci maddede belirtilen encümen üyeleri tarafından yürütülür. Belediye başkanı veya başkan vekili belediye meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçilir.

İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye, belediye başkanı veya başkan vekili seçilmiş olur. Oyların eşitliği durumunda kur’a çekilir. Birinci fıkranın (b) bendi uyarınca başkan vekili seçildikten sonra belediye başkanlığının (a) bendinde belirtilen nedenlerle boşalması durumunda bu maddeye göre belediye başkanı seçilir. Yeni seçilen belediye başkanının görev süresi, yerine seçildiği başkanın görev süresi ile sınırlıdır.

Başkan vekili, yeni başkan seçilinceye veya görevden uzaklaştırılmış ya da tutuklanmış olan başkan göreve dönünceye kadar görev yapar. Belediye başkanı veya başkan vekili seçilinceye kadar belediye başkanlığı görevi, meclis birinci başkan vekili, bulunmaması durumunda ikinci başkan vekili, onun da bulunmaması durumunda vali tarafından görevlendirilecek bir kamu görevlisi tarafından yürütülür.

Belediye başkanı veya başkan vekili seçimi en geç onbeş gün içinde tamamlanmadığı takdirde belediye meclisinin feshine ilişkin hükümler uygulanır.

MADDE 46 – Belediye başkanlığının herhangi bir nedenle boşalması ve yeni belediye başkanı veya başkan vekili seçiminin yapılamaması durumunda, seçim yapılıncaya kadar belediye başkanlığına büyükşehir ve il belediyelerinde İçişleri Bakanı, diğer belediyelerde vali tarafından görevlendirme yapılır. Görevlendirilecek kişinin belediye başkanı seçilme yeterliğine sahip olması şarttır.

HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den kayyum tepkisi

Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden uzaklaştırılmasının ardından Ankara’da basın toplantısı düzenleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Demokratik siyaset içinde kalarak meşru mücadele hakkımızı kullanacağız” dedi.

Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılma gerekçelerini “uydurulmuş ve hukuken hiçbir karşılığı olmayan” ifadesiyle tanımlayan Temelli, iktidarın hukuken de siyaseten de iktisaden de meşruiyet zeminini yitirdiğini söyledi.

“Bu saldırı yalnızca bize yönelik, HDP belediyelerine yönelik, HDP eşbaşkanlarına yönelik bir saldırı değildir. Bu saldırı Türkiye halklarına bir saldırıdır. Bu saldırı demokrasiye rıza göstermiş, demokraside buluşmuş insanlara bir saldırıdır… Türkiye’nin her yerindeki seçilmişlere yönelik bir saldırıdır” diyen Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden de tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Şimdi tam da demokrasiden yana, demokratik siyasetten yana inisiyatif alma zamanıdır. Halkın, halkların, Türkiye toplumunun iradesine sahip çıkma zamanıdır… Gelin demokratik siyaset zemininde geçmişte olduğu gibi yine buluşalım.”

“Hesap soracağız”

31 Mart seçimlerinden sonra yapılan uygulamalara “gerekli cevabı” 23 Haziran’da verdiklerini belirten HDP Eş Genel Başkanı, “Nasıl ki o zaman halkın iradesi en güçlü şekilde sandıktan çıkarak kendini göstermişse yine gösterecektir” diye ekledi.

Temelli, “Türkiye kamuoyuna tüm Türkiye’deki siyasi partilere, STK’lere, sendikalara, insan hakları derneklerine ve tüm kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz: Şimdi demokrasi zemininde, demokratik siyaset zemininde, demokrasi mücadelesinde buluşma zamanıdır. Asla bu zemini terk etmeyeceğiz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da bu zemin içinde kalarak, demokratik siyaset içinde kalarak meşru mücadele hakkımızı kullanacağız” ifadesini kullandı.

Temelli, HDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve milletvekillerinin de yer aldığı basın toplantısındaki konuşmasında, “Bu iktidar demokrasiden kaçıyor ama biz demokrasi mücadelesi ile bu iktidarın peşindeyiz. Mutlaka ama mutlaka bu iktidarın yaptıklarından hesap soracağız” dedi. (Kaynak)

CHP Genel Merkezi’nden kayyum açıklaması

CHP Genel Merkezi’nden İçişleri Bakanlığı’nın 3 büyükşehirn belediye başkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanması ile ilgili açıklama geldi. CHP Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, kararın hukuki değil siyasi olduğunu belirterek, “Anayasaya göre kimse ispatlanana kadar suçlu sayılmaz. Sandık hukukuna vurulan her darbe Türkiye’ye vurulmuştur” şeklinde konuştu.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Ülkemizde belediye başkanı olmanın koşulları bellidir. Hukukun üstünlüğü yok sayılmıştır. Darbe döneminde ne yapıldıysa bugün de aynısı yapılmıştır.

Belediye başkanlarının görevden alınması kararı hukuki değil siyasidir. Anayasaya göre kimse ispatlanana kadar suçlu sayılmaz. Sandık hukukuna vurulan her darbe Türkiye’ye vurulmuştur.

Demokrasilerde kural açıktır. Seçimle gelen seçimle gider, seçimle gelen kayyumla gidecekse sandık anlamını kaybeder. Millet iradesiyle inatlaşılmaz.

CHP, seçilen belediye başkanları yerine kayyum atanmasına, seçilmiş Başbakan Davutoğlu’nun istifaya zorlanmasıyla aynı tepkiyi verir. Biz adalet ve demokrasinin tarafındayız” (Kaynak)

İYİ Parti’den kayyum açıklaması

“TERÖRE MÜSAMAHA GÖSTERİLMEMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUZ”

İYİ Parti’nin en önemli önceliği Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milletidir. Terörle Mücadeledeki kararlılığımız, “Hukukun Üstünlüğü” ve “Hukuk Devleti” ilkelerine olan bağlılığımız kadar kesin ve tavizsizdir. Devletimizin nasıl ve hangi bedeller ödenerek kurulduğunu bilen, Hangi bedelleri ödeyerek milletimizi, devletimizi bir ve beraber ayakta tuttuğumuzun idrakinde olan bir Parti olarak; terörden medet uman, öven, seven, metheden, birliğimizi dirliğimizi bozan hiçbir eyleme bu aziz vatanda müsamaha gösterilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Demokrasi ve Hukuk, millet iradesinin tecelli etmesinin en önemli aracı ve teminatıdır. Bununla birlikte; seçilmiş olmak, seçilenlere suç işlemek ve hukuka uymamak imtiyazı tanımaz. Teröre ve teröre destek verenlere gerekli ceza verilmeli fakat bu süreçte alınan idari kararlar ve yapılan idari işlemler doğruluk karinesi ile devlete ve hukuka olan itimadı sarsmamalıdır.

“MESULİYET BİZZAT İKTİDARINDIR”

İdarenin bazı eylemleri terör ve teröre destek verenlere gerekli ceza verilmesi şeklinde beyan edilmişse, yapılan idari işlemler doğruluk karinesi ile hukuku sarsmayacak şekilde yapılmalıdır. Eğer bazı belediye başkanları görevden alınmasına sebep olan olaylar son beş ay içinde gerçekleşmişse bunun somut ve hukuki argümanlarla halka açıklamak iktidarın görevidir. İyi hal kağıdı verdiğiniz, seçmen listelerinde ilan ettiğiniz, seçimde propaganda fırsatı tanıdığınız malum adayların, kazananlarına mazbata verip, 4 ay sonra görevden uzaklaştırma iradenizi millete izah etme mesuliyeti bizzat iktidarındır. (Kaynak)

Hukukçu Görüşleri

Can: “Gerçekte hukuka aykırı”

Anayasa Mahkemesi eski raportörü Doç. Dr. Osman Can, konun teknik olarak demokrasi açısından tartışmaya açılmasından yana olduğunu belirtiyor. Belediye Kanunu’ndaki maddeleri hatırlatan ve KHK ek maddesi ile durumun olağanlaştırılmak istendiğini söyleyen Can, şunları belirtiyor:

“OIağanüstü hal çerçevesinde çıkartılan kararnameler OHAL’le sınırlıdır. Bu da OHAL bittiğinde ilgili hükümlerin sona ereceği anlamına gelir. Ancak, Türkiye’de böyle bir durum yaşanmadı. Olağanüstü hal olağan hale getirildi.

“Özellikle kişilerin hak ve özgürlüklerine dair konularda OHAL kararnamesi çıkarılamaz. Bunu da yaptılar ve Meclis’te onayladılar. Olağanüstü hal döneminde getirilen düzenleme olağanlaşmaya başladı. Kayyumlar teknik olarak bakıldığında hukuka uygun gibi duruyor ancak gerçekte hukuka aykırıdır.”

“Anayasa Mahkemesi’ne taşınabilir”

“Kayyumlara yönelik hukuki bir adım atılabilir mi?” sorusunu Can, şöyle yanıtlıyor:

“Kayyumla ilgili bir karşı dava açılabilir. Şöyle, KHK ile getirilen bu hükmün Meclis’te kabul edildiği dönem Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi gerekirdi. Yapılmamış o dönem. Ama şimdi Anayasa Mahkemesi’ne taşınabilir. Oradan bir sonuç çıkar mı? İşte bu ayrı bir tartışma konusu.

‘Hukuki değil politik bir karar’

“Bunlar demokratik şeyler değil. Hükümet belediye başkanı seçildikten itibaren bunların görevden alınacağı sinyalini verdi. Bunlar hukuken yorumlanacak şeyler değil. Çünkü karalar hukuki değil.  Bunları hukuki adım olarak değerlendirmek mümkün değil çünkü bunlar politik kararlardır.”

“Bakanlığın suçlamaları ifade özgürlüğü kapsamında”

İçişleri Bakanlığı’nın “terör” suçlamalarının da ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu hatırlatan Can, son olarak şunları söyledi:

“Suçlamalara bakıldığında bunların ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu görüyoruz. Bunlarla ilgili AİHM karaları var hepsi ifade özgürlüğüdür. 

“OHAL döneminde çıkartılan bir KHK var. Bu KHK ile müdahale edilmemesi gereken bir alanda belediye kanununda bir değişiklik yapılıyor ve bugünkü hukuksuzluk yaşanıyor. Zemini önceden hazırlanmış. Yani bu hukuk dışılığı anlatmak hukuki olarak mümkün değil bunların hepsi politik kararlardır.”

Özbudun: “Hukuki değil siyasi karar”

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun da, kararın “hukuki” değil “politik” olduğunu söylüyor. Çünkü, “KHK’lar Meclis’te onaylandı” diyor. Ama, bu onaylama durumunun da baştan hukuksuz olduğunu Meclis’in zaten hukuksuz bir durumu kalıcı hale getirdiğine dikkat çekiyor. Öznudun, “Karar hukuki olarak teknik olsa da yüz binlerce insanın oyunu alan seçilmişlerin görevlerinden alınmasının demokrasiye uygun olmadığını” vurguluyor. Özbudun, şunları söylüyor:

“Yerel demokrasi açısından büyük bir yara. Kayyum kararının siyasi olduğunu düşünüyorum. Yargıya başvursanız da değişen bir durum olacağını sanmıyorum. Eğer, kayyum kararları siyasi değil hukuki olsaydı, hukuken bir yol aranabilirdi. Ancak, kararlar siyasi.”

Tuncer: “Hukuk gitti keyfiyet geldi”

İnsan hakları savunucusu avukat Gülizar Tuncer de, hukuk adı altında yasadışılık yaşandığını belirterek, kayyum siyasetinin zeminin KHK’ler ile hazırlandığına dikkat çekiyor:

“OHAL kalktı deniyor. Ama öyle bir durum yok. OHAL’deki KHK’lerin olduğu gibi yasalaşmış olduğunu görüyoruz. Bu da hukukun yasadışı hale getirilmesi anlamına geliyor. OHAL döneminde yaşananlar yasalmış gibi yapıldı. Zaten o zamanda durum yasadışıydı.

“Türkiye’de artık tamamen keyfi bir durum yaşanıyor. Kayyum kararları hukuki mi değil mi diye tartışmanın bile anlamı olmadığını düşünüyorum.

“Bu dönem yaşananların hiç biri ne uluslararası anlaşmalara ne de hukuka uygun. Hiçbir hukukla bu durumu açıklayamayız. MHP-AKP bloğu keyfi bir şekilde ülkeyi yönetiyor. AİHM kararlarının, Anayasa Mahkemesi’nin ve diğer mevzuatların yerini tamamen keyfiyetin aldığını görüyoruz. Bu durumu kabul etmiyoruz.” (Kaynak)


Etiketler