Siyasi evlilikler, ilkçağlardan günümüze birçok devletin başvurduğu önemli bir vasıtaydı. Bu uygulamayı yapan devletlerden biri de Osmanlılar idi. Erken dönemden itibaren yerli ve yabancı hanedanlarla akrabalık kuran Osmanlılar için politik evlilikler önemli bir aracı anlamına gelmekteydi.

2. Yerli Hanedanlarla Yapılan Evlilikler

Osmanlıların erken dönemde yaptıkları siyasal evliliklerin genelde hanedanlar arası bir özellik taşıdığını görmekteyiz. Bunlar içerisinde özellikle XIV. ve XV. yüzyıllarda yerli hanedanlar ile yapılan evliliklerin sayısı oldukça fazladır. Osmanlı sultanları Anadolu'nun Müslüman güçlerinin kızlarını hanedana gelin yaptığı gibi Anadolu beyliklerine sultan kızları da gelin olarak verilmiştir. Nitekim, Karamanoğullarından I. Alaeddin Ali Bey, I. Murad'ın kızı Sultan Hatun ünvanlı Melek Hatun'la evlenerek Osmanlılarla akrabalık tesis etmiştir. Henüz kuruluş aşamasında olan Osmanlılar için Karamanoğulları gibi güçlü bir beylikle akrabalık kurmak önemli bir gelişme idi.

II. Murad zamanında Karamanoğulları ile bir başka siyasi izdivaç daha yapılmıştır. Karamanoğullarının içişlerine karışma fırsatı veren bu evlilik Sultan Murad'ın üç kız kardeşiyle Karamanoğullarından İbrahim, İsa ve Alaeddin Ali Bey arasında gerçekleşmiştir. İsa ve Alaeddin Ali Bey'ler Osmanlı Devleti hizmetinde alıkonarak kendilerine Rumeli'nden birer sancak verildi. İbrahim Bey'e de yardımcı kuvvet verilerek Karaman'a gönderildi. Osmanlı Devleti, böylece siyasi evlilikler yoluyla Karamanoğullarının içişlerine karışma fırsatı bularak taht kavgasında belirleyici rol oynamıştır. Ayrıca, Osmanlı Devleti aynı zamanda daha önce kendilerinde olan ancak Timur tarafından Karamanoğullarına verilmiş olan Isparta ve Eğridir taraflarını ve Otluk'u geri alarak toprak kazanıyor ve sınırlarını genişletiyordu. Yani, Osmanlılar bu dönemde yapmış olduğu siyasi izdivaçlar aracılığıyla amacına ulaşmıştır.

Karamanoğulları ile yapılan bazı izdivaçlar daha önce yapılan evliliklere nazaran farklı özellikler taşımaktaydı. Karamanoğulları açısından değerlendirdiğimizde bazı izdivaçların siyasi yönden etkisinin sınırlı olduğu görülmektedir. Nitekim, sultan II. Mehmed'in oğlu II. Bayezid ile Karamanoğullarından Nasuh Bey'in kızı Hüsnüşah Hatun'un evlilikleri bu özelliği taşımaktadır. Karamanoğlu Nasuh Bey, kurulan akrabalığa rağmen hiçbir zaman Karaman beyliğinin başına geçememiştir.

Osmanlıların akrabalık tesis ettiği devletlerden bir diğeri Dulkadir beyliğiydi. Osmanlılar, Memlüklerle Dulkadiroğullarının çarpışmasından istifade ederek Dulkadir Beyliği ile akrabalık bağını tesis etmişlerdir. Dulkadir Beyliği'nin ise bu evlilikten beklentisi, Memlüklere karşı vermiş oldukları mücadelede kendilerine güçlü bir müttefik bulmaktı. Çünkü, Dulkadir Beyliği kuruluş tarihi olan 1337'den beri Memlüklere tabii idi ve bağımsızlığını kazanmak istiyordu. Bu nedenle Osmanlı Devleti'yle siyasi nedenlerden dolayı akrabalık bağı kurmayı çıkarlarına uygun bulmuştur. Ancak, Şa'ban Süli Bey zamanında da Dulkadir Beyliği Memlüklülerin himayesinden çıkamamıştır. Bu durumdan ancak 1399 yılında kurtulabilmişlerdir ve böylece tabiiyetleri yaklaşık altmış iki sene devam etmiş oldu.

Siyasi evlilik açısından dikkatimizi çeken bir başka konu ise 1399'da Yıldırım Bayezıd'ın yardımıyla amcasının oğlu Sadaka'yı tahttan indirerek beyliğin başına geçen Nasırüddin Mehmed Bey'in zamanında yaşanmıştır. Nasırüddin Mehmed Bey, Osmanlılarla dostluk münasebeti kurma amacını taşıyordu. Bu sırada Osmanlı Devleti de Timur felaketinden sonra I. Bayezıd'ın oğulları arasında yaşanan taht mücadelesine sahne olmaktaydı. Bu mücadeleye müdahale eden Nasırüddin Mehmed Bey, Çelebi Mehmed'in, kardeşi İsa Bey'i yenmesinden sonra tebrik etmek için elçilik heyeti göndermiştir4. Asıl önemli olan husus ise bu dostluk münasebetinin akabinde 1403 yılında meydana gelen Çelebi Mehmed'in Nasırüddin Bey'in kızı Emine ile evlenmesidir5.

İki hanedan arasında akrabalık bağının kurulması sayesinde Çelebi Mehmed kardeşlerine karşı yapmış olduğu taht mücadelesinde bir müttefik bulmuş oluyordu. Nitekim Çelebi Mehmed, 1412'de İnceğiz'de kardeşi Musa'ya yenilerek Bursa'ya çekilince kayınpederi Nasırüddin Mehmed Bey'den yardım istemiştir6. Nasırüddin Mehmed Bey de oğlu Süleyman'ı maiyetindeki Türkmenlerle göndererek damadının isteğini yerine getirmiş ve Çelebi Mehmed kardeşi Musa ile Rumeli'de yaptığı mücadeleyi kazanarak devletin başına geçmiştir. Ayrıca, bu evlilikle akrabalık bağı kuran Nasırüddin Mehmed Bey, damadı Çelebi Mehmed'in ölümünden sonra onun oğlu olup Osmanlı Devleti'nin başına geçen II. Murad'dan Karamanoğullarına ve Memlüklere karşı yapmış olduğu mücadelede destek görmüştür. Osmanlı Devleti'nin bu yardımı sayesinde Karamanoğullarından Kayseri şehrini geri almıştır. Görüldüğü üzere yapılan bu evlilik tamamen siyasi bir özellik arz etmektedir.

Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlılar ile Dulkadirliler arasında başlayıp sonraki devirlerde de devam eden bu siyasi evliliklere II. Murad zamanında da rastlanmaktadır. II. Murad, 1448'de ikinci Kosova zaferini kazandıktan sonra Karamanoğullarının muhtemel bir hıyanetini önlemek için Dulkadiroğulları ile akrabalık kurma kararı almıştır. Bu doğrultuda oğlu Mehmed'i 1450 yılında Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızı Sitti Mükerreme Hatun ile evlendirmiştir7. Osmanlı Devleti böylelikle hem Karamanoğullarına hem de Karakoyunlulara karşı bir müttefik bulmuş oluyordu8. Bununla birlikte Fatih, Dulkadir beyliği ile kurduğu akrabalık neticesinde beyliğin içişlerine yani taht mücadelelerine karışma fırsatını da bulmuş oluyordu. Bunun örneğini de Süleyman Bey'in oğulları arasında yaşanan mücadelede kayını Şehsüvar Bey'i diğer kayını Melik Arslan'ın yerine beyliğin başına geçirmesinde görüyoruz. Dulkadir beyliği ise bu evlilik sayesinde batıda Karamanoğullarından gelecek tehlikeye karşı Dulkadirli ülkesini koruyacak olan devrin güçlü devletinin dostluk ve ittifakını garanti etmiş oluyordu9. Bu evlilik aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin Memluk Devleti'ne karşı da Dulkadirli Beyliği'ni himaye etmesine vesile oldu.

Bir diğer hanedanlar arası evliliğe yine Fatih döneminde şahid olmaktayız. Fatih'in oğlu şehzade II. Bayezid ile Dulkadiroğullarından Alaüddevle'nin (Bozkurt) kızı Ayşe Hatun, 1467'de Amasya'da evlenmişlerdir. Kurulan bu rabıta sayesinde Alaüddevle Bey, dünürü Fatih'in yardımıyla kardeşi Şahbudak'ı yenerek 1480 yılında Dulkadirli tahtını ele geçirmiştir. Osmanlı Devleti ise bu evlilik sayesinde 1468'de Akkoyunlulara karşı girişeceği doğu seferine hazırlık olarak Dulkadiroğullarının tarafsızlığını güvence altına almış oluyordu10.

II. Bayezid ile Ayşe Hatun'un izdivaçlarıyla birlikte iki devletin rakiplerine karşı ortak hareket ettiğini görmekteyiz. Bunlardan birinde Osmanlı tahtını kardeşi sultan II. Bayezıd'ın elinden almak isteyen Cem'e karşı Alaüddevle Bey damadının yardım çağrısına olumlu cevap vermiş ve yardımda bulunmuştur. Memlüklere karşı da ortak hareket edilmesinin neticesinde 1484'te Memlük ordusu yenilgiye uğratıldı. Ayrıca Alaüddevle Bey, damadı II. Bayezıd'ın Modon seferine de yardımcı kuvvet göndererek dostluğunu devam ettirmiştir. Evliliğin getirmiş olduğu en önemli gelişmelerden birisi de bu izdivaçtan, ileride Osmanlı Devletinin dokuzuncu padişahı olacak olan ve yapmış olduğu doğu seferleriyle Memlükleri ve Dulkadir beyliğini ortadan kaldıran Yavuz Sultan Selim'in dünyaya gelmesidir11.

Osmanlı hanedan evliliklerinin bir diğer örneklerini Memlüklüler ile yapılan izdivaçlar oluşturmaktadır. Süleyman Çelebi'nin oğlu Orhan Çelebi'nin kızı Fatma Hundi12 Hatun ile Memlüklerden Sultan Barsbay 1438 yılında evlenmişler ve evlilikleri birkaç ay gibi kısa bir sürede sona ermiştir. Fatma Hatun ikinci evliliğini de 1438'de yine Memlüklerden Sultan Çakmak ile yapmış ve izdivaçları dört yıl sürmüştür. İki devlet arasında yapılan son evlilik sultan Cem'in kızı Gevher-melik sultan ile Memlük sultanı Kayıtbay'ın oğlu Nasirüddin Muhammed13 arasında yapılan izdivaçtır. 1495 yılında Kahire'de yapılan düğünle başlayan evlilikleri üç yıl sürmüştür.

İki devlet arasında yapılan üç evlilikten birincisi kısa sürmesi nedeniyle ilişkilerin üzerinde pek tesiri olmamıştır. İkinci evlilik birincisine nazaran daha uzun sürse de iki devlet arasındaki mücadeleye yol açan sebeplerin ilişkiler üzerinde belirleyici olması nedeniyle mücadeleleri geçici bir süreliğine durdursa da tamamen sona erdirememiştir. Son evlilik ise yine kısa sürmesi ve Cem Sultan'ın Osmanlı Devleti üzerinde etkisinin olmaması nedeniyle iki hanedan arasındaki ilişkilere olumlu yönde tesir edememiştir. Görüldüğü üzere yapılan siyasi evlilikler her zaman ileride zuhur edebilecek musibetleri önleyememiştir.

Osmanlı hanedanlığının akrabalık kurduğu devletlerden biri de Akkoyunlular idi. Osmanlı Devleti'nin Doğu Anadolu'da hâkimiyet mücadelesine girdiği Akkoyunlu devletinin en önemli şahsı hiç şüphesiz otuz sene yönetimde bulunan Uzun Hasan'dır. Onun zamanında Osmanlıların Anadolu'daki işlerine karışmaya başlanılması, Candaroğullarından Kızıl Ahmed'i ve Karaman beylerini Osmanlılara karşı himaye etmeleri iki hanedan arasındaki ilişkilerin bozulma sebebidir. Bu nedenlerden dolayı gerginleşen ilişkiler 1473 yılında Otlukbeli savaşının çıkmasına neden olmuştur. Yapılan bu savaşı Osmanlılar kazanmış ve Uzun Hasan elini batıdan çekmek zorunda kalmıştır14. Bizim için asıl önemlisi ise bu savaştan sonra meydana gelen izdivaçtır.

Akkoyunlu Uğurlu Mehmed Bey, babası Uzun Hasan'la kavga edip Osmanlı Devleti'ne iltica edince Fatih'in Gülbahar Hatun'dan doğan kızı Gevherhan Sultan ile 1474 yılında evlenmiştir. Böylece iki hanedan arasında kurulan akrabalık bağı sayesinde Fatih, damadı vasıtasıyla Akkoyunlu devletinin içişlerine karışma fırsatı bulmuştur. Belki de oğlunu babası Uzun Hasan'a karşı bir koz olarak kullanarak Akkoyunlu yönetiminde söz sahibi olmayı düşünmüş olabilir. Tabii ki aynı zamanda Osmanlı kuvvetlerini yenen ve başarılı gördüğü birinden de istifade etmeyi uygun görmüştür15.

Uğurlu Mehmed Bey sultanın kızı ile evlenerek ileride Akkoyunlu yönetimine geçmeyi tasavvur etmiş olabilir. İleride yaşanacak bir taht mücadelesinde arkasına Osmanlılar gibi bir desteği alması ona şüphesiz büyük bir avantaj sağlayacaktı. Fatih de damadını Sivas beylerbeyliğine tayin etmiş bulunmaktaydı. Ancak izdivaçtan daha üç yıl geçmişti ki Uğurlu Mehmed Bey 1477'de İran'da öldürülmüştür. Bu nedenle belki de yapmış olduğu evlilikten dolayı girmiş olduğu beklentileri beyhude çıkmıştır. Gevherhan Sultan ile Uğurlu Mehmed'in evliliklerinden Göde Ahmed Bey dünyaya gelmiştir. O da dayısı II. Bayezid'in kızı Aynişah Sultan ile 1490 yılında evlenerek iki hanedan arasındaki ikinci izdivacı yapmıştır.

Göde Ahmed Bey, Aynişah Sultan'la evlenerek Osmanlıların desteğini arkasına alma fırsatına ulaşmış ve nitekim dayısı aynı zamanda kayınpederi II. Bayezid'in desteğiyle 1496'da Akkoyunlu hükümdarı olmuş ancak bu durum sadece bir yıl sürmüştür. Tahttan indikten bir sene sonra da vefat etmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere Akkoyunlu devletinin yöneticilerini artık akrabaları Osmanlılar belirliyordu. Osmanlı sultanının destek verdiği kişi saltanatı ele geçiriyordu. Yine görüyoruz ki Ahmed Bey'in ölümünden sonra da Akkoyunlu Murad Bey, Osmanlılara iltica etmiş ve Yavuz'un İran seferine katılmıştır. Çaldıran muharebesinden sonra Yavuz'un verdiği kuvvetle Diyarbekir'i ele geçirmeye çalışmış ancak bu mücadelede maktul düşmüştür. Bu olay da gösteriyor ki Osmanlılar Akkoyunlu hanedanıyla kurmuş oldukları ilk sıhriyetten itibaren Akkoyunluların hemen hemen her olayına müdahil olmuşlar ve belirleyici bir rol oynamışlardır.

Akkoyunluların yanı sıra Osmanlılarla akrabalık kuran devletlerden bir diğeri de Kırım Hanlığı idi. İki hanedan arasında kurulan akrabalık bağının Osmanlı Devleti'nin iç meselelerinden birinde belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Osmanlı sultanı II. Bayezid'in saltanatının sonlarına doğru oğulları arasında taht için mücadele baş göstermişti. Ahmed, Korkud, Şehinşah ve Selim adında dört oğlu vardı ve bunlardan Şehinşah bu mücadeleye katılmamıştı. II. Bayezıd'ın son zamanlarında Korkud Saruhan, Ahmed Amasya ve Selim Trabzon sancakbeyi olarak görev yapmaktaydılar. Oğullardan Korkud taht için ilk harekete geçen şehzade olmakla birlikte Ahmed de Amasya'da Anadolu'nun felakete sürüklenmesine neden olacak Kızılbaş tehlikesini göremeyerek Şahkulu isyanının çıkmasına neden olmuşlardır16. Selim ise olayların ciddiyetinin farkındaydı ve harekete geçerek oğlu Süleyman'ın Kefe'ye sancakbeyi olmasıyla 1510 yılında onun yanına giderek bir faaliyet merkezine ulaşmış oluyordu. Ancak onun asıl amacı oğlu Süleyman'ı görmekten ziyade kardeşleri ile yaptığı taht mücadelesinde kayınpederi Mengli Giray Han'dan yardım almaktı17. Selim'in Kefe'ye geçtiğini öğrenen Ahmed, Kırım Hanına ve babasına mektuplar yazarak onun Trabzon'a geri gönderilmesini istemiştir. Selim ise daha da ileriye giderek Kırım Hanının oğlu Saadet Giray ve Tatar askerleriyle birlikte Kefe'den yola çıkarak babasıyla görüşmeye gitmiştir. Babasının Ahmed'in tahta geçirilmeyeceğine dair söz vermesine rağmen onu saltanatın başına getirmek istemesi nedeniyle Selim babasıyla çarpışmış ve mücadeleyi kaybederek 1511'de Kefe'ye geri dönmek zorunda kalmıştır. Böylece şehzade Selim kayınpederinin desteğini alarak kardeşleri ile yaptığı taht mücadelesini18 kazanmış ve yapmış olduğu izdivacın siyasi açıdan faydalarını en iyi şekilde kullanmıştır.



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler