Siyasi evlilikler, ilkçağlardan günümüze birçok devletin başvurduğu önemli bir vasıtaydı. Bu uygulamayı yapan devletlerden biri de Osmanlılar idi. Erken dönemden itibaren yerli ve yabancı hanedanlarla akrabalık kuran Osmanlılar için politik evlilikler önemli bir aracı anlamına gelmekteydi.

4. Aristokrat Ailelerle Yapılan Evlilikler

Osmanlı Devleti'nin ilk iki yüz yıllık sürecinde yerli ve yabancı hanedanlar ile evlilikler yapılmıştı. Bununla beraber önde gelen ailelerle de siyasi akrabalıklar kurulmuştu. Ancak XVI. yüzyıla gelindiğinde evlilikler açısından Osmanlı Devleti'nde farklı bir tablonun ortaya çıktığı görülmektedir. Yerli ve yabancı hanedanlarla yapılan evlilikler yerini cariyelerle yapılan evliliklere ve sultan kızlarının padişahın kulları olan devlet adamlarıyla evlendirilmesine bırakmıştır.

Osmanlılar, devlet yönetiminde nasıl büyük dikkat ve ihtiyat gösteriyorlarsa hanedan kadınlarının evliliklerinde de aynı durum geçerli idi. Çünkü kendileri yönetemedikleri halde gücün onlar kanalıyla dışarı akabileceği kabul ediliyordu. Bu durum ise XV. yüzyılın sonuna doğru sultan kızlarını ve torunlarını, devlet adamlarıyla evlendirme politikasının benimsenmesiyle çözümlenmiş görünmektedir.

Hanedan ata mirasının dağılıp yok olmasını ve kadınlar aracılığıyla denetimin ele geçirilmesini engelleme gereği hep mevcuttu. Bu yüzden kadınlar üzerindeki denetim ve kontrol mekanizması devamlı işlemiştir. Kadınlar üzerindeki bu denetimin sağlanması da onların hangi erkeklerle evlenmeleri gerektiği ve dışardan kimlerin damad olarak aileyle birleşmesi gerektiği konularıyla ilgili kararların alınmasıyla ilgilidir.

Osmanlı hanedanının henüz Anadolu'daki beyliklerden kız alıp vermediği bir dönemde akrabalık tesis ettiği kişilerin önde gelen ailelere mensup olduğu görülmektedir. Beyliğin kuruluş döneminde rol oynayan ve Vefaiyye halifesi olan Şeyh Edebali de en nüfuzlu Ahi reislerinden olup Eskişehir ile Söğüd arasındaki İtburnu mevkiinde tekkesi bulunmakla beraber o havalinin en itibarlı ve sözü geçen ulularındandı. Özellikle F. Giese'nin belirttiği gibi Osmanlı Devleti'nin kuruluşu sırasında yani XIV. yüzyılın ilk yarısında Anadolu şehir ve kasabalarında mühim nüfuzları olan Ahilerin bu devletin teessüsünde önemli rolleri vardı37.

Osmanlı Beyliği'nin kuruluş döneminde hükümdarlar dervişleri kendi patrimonyal devlet sistemiyle bütünleştirmeye çabalamışlardır. Dervişler, hanedanın halk gözünde otorite ve egemenliğini meşrulaştıran en etkin aracılar konumundaydılar. Babaiyye/Vefaiyye halifesi olan Şeyh Edebali'nin de Osman Gazi ve ailesine sağladığı ilahi meşruiyet hanedanın kurulmasında en önemli faktör olarak anılmıştır38. Bunun halk rivayetinde aldığı folklorik ifade biçimi olan rüya hikâyesi bu ilişkinin gerçek tarihi olgu niteliğini değiştirmez.

Konumuz itibariyle bizim için önemli olan husus Şeyh Edebali'nin kızı ile Osmanlı Beyliği'nin kurucusu ve ilk hükümdarı Osman Gazi'nin yapmış oldukları izdivaçtır39. Osmanlı tarihleri Osman Gazi'nin oğlu Orhan Bey'in annesinin Şeyh Edebali'nin kızı Malhun Hatun olduğunu belirtirler40. Osman Bey ile ahilerin namlı şeyhi Edebali'nin kızı Malhun'un (Rabia ya da Bala

Hatun) evlendikleri tarih belli olmamakla birlikte41 bu izdivacın tamamen siyasi bir kazanç elde etmek için yapıldığı aşikârdır. Hanedan bu evlilik sayesinde kutsal adamlarla bağlarını ilk defa özenle sağlamlaştırma imkânı buldu. Aynı zamanda Osman Bey için kuvvetli dini zümrelerden biri olan ahi teşkilatının en nüfuzlu kişilerinden olan Şeyh Edebali'nin kızı ile evlenmek şüphesiz ona Anadolu'da yaşayan halk nazarında önemli bir meşruiyet kazandırmıştır. Aynı zamanda henüz yeni teşekkül etmiş olan beyliğinin büyümesinde de kendisine destek verecek bir teşkilatın yardımlarını elde etme imkânına kavuşmuş ve yapacağı işlerde kayınpederine danışarak onun nüfuzundan önemli ölçüde istifade etmiştir. Şeyh Edebali ise damadı tarafından verilen Bilecik'in yönetimi görevini üstlenmiştir.

İlki Osmanlı'nın kuruluş döneminde yapılan ulema ile evliliklerden bir diğerine de 1396 yılında rastlamaktayız. Osmanlı sultanı I. Bayezid'in kızı Hundi Hatun ile devrin büyük din bilginlerinden Şeyh Emir Buhari Niğbolu zaferinden sonra evlenmişlerdir42. Bu evliliğe Yıldırım Bayezid başta karşı çıkmışsa da ileriki günlerde kızını vermeye razı olmuştur. Bu izdivaçtan Emir Buhari ile iki kızları doğmuş olmakla birlikte onlar da annelerinden önce vefat etmişlerdir.

XVI. yüzyıldan itibaren Anadolu'daki beyliklerin tamamen ortadan kalkması ve harem-i hümayunun iyice kurumlaşması ile beraber padişah ve şehzadelerin sadece cariyelerle evlenmesi adet haline gelmiştir. Bu durumu ilk defa bozan ise Şeyhülislam Esad Efendi'nin karşı çıkmasına rağmen kızı ile evlenen II. Osman olmuştur. II. Osman'ın reformist bir padişah olmasına paralel yapmış olduğu bu evlilik yani padişahın saray dışından, cariye olmayan ve hür doğmuş bir Türk kızıyla evlenmesi halk ve devlet adamları tarafından hoş karşılanmamıştır43. O, bu davranışı ile padişahın sadece cariyelerle evlenme geleneğini yıkıyordu. Oysa Osmanlı İmparatorluğu gelenekçi bir devlet idi ve gelenek haline gelmiş bir durumun değişmesine iyi gözle bakılmazdı.

Osmanlı Devleti'nde hanedanlar arası evlilik artık yararlı bir politika olarak görülmekten çıktığı zaman hanedan, kızlarına uygun eşler bulmak için kendi yönetici sınıfına dönmüştü. Ancak yine de hanedan kendi sınırları içindeki hanedanlardan uzak durmaya çalışmıştı. Evrenosoğulları, Mihailoğulları ve Turahanoğulları gibi askeri hanedanlardan ya da ulema-idareci sınıftan gelenlerden uzak durularak evlilik ittifakından kaçınıldığı görülüyor44. Ancak bu durumun dışında birkaç istisnanın yaşandığına da şahid olmaktayız. Bunlardan biri I. Mehmed'in kızı Hafsa Hatun'un yönetici elit tabakadan Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa'nın oğlu Mahmud Bey ile evlendirilmesiyle yaşanmıştır.

Çandarlılar, Orhan Gazi döneminden başlayarak II. Selim'in tahta çıkışına kadar birçok ilmiye ricali ve devlet adamı yetiştirmiş bir Türk ailesidir. Ailenin reisi Halil Hayreddin Paşa45 ilk Osmanlı sultanı Osman Gazi'nin kayınpederi Şeyh Edebali ile akraba olup Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunda ve büyümesinde önemli rol oynayan ahi teşkilatına mensuptu. Daha o devirde aile seçkin şahsiyetlere sahip olmakla beraber tanınmış ailelerle akrabalık tesis etmiştir46. Nitekim Osmanlı Devleti'nde önemli bir mevki iştigal eden Çandarlı vezir ailesinden Çandarlızade I. İbrahim Paşa'nın küçük oğlu ve aynı zamanda vezir-i azam Çandarlı Halil Paşa'nın kardeşi olan Mahmud Çelebi ile II. Murad'ın kız kardeşi Hafsa Hatun evlenmişlerdir. Sultan II. Murad 1423 yılında Candaroğulları'ndan İbrahim Bey'in kızını aldığı zaman Çelebi Mehmed'in kızı ve kız kardeşi olan Hafsa Hatun'u47 da Mahmud Çelebi'ye vermiştir. Mahmud Bey, o sırada Osmanlı Devleti ümerasından biriydi ve sancakbeyi olarak görev yapıyordu.

Mahmud Bey, Bolu sancakbeyliğinde bulunduğu sırada Macarlarla 1444 yılında yapılan mücadele sırasında esir düşmüştür. Daha sonra Macarlar tarafından Osmanlıların evlilikler yoluyla akraba oldukları Sırplara teslim edilmiştir. Sırp despotu George Brankoviç tarafından harp müzakereleri yapılmak üzere Edirne'ye gelen Macar temsilcilerle birlikte gönderilmiştir. Sultan II. Murad Haçlılarla Edirne-Segedin muahedesini imzaladığı sırada kabul edilen maddelerden birisi de eniştesi Mahmud Bey'in esaretten kurtulmasına mukabil verilecek fidye-i necat idi48. II. Murad Mahmud Bey için yetmiş bin duka altın vermek suretiyle de bu sorunu çözmüş ve kardeşinin eşini esaretten kurtarmıştır.

Osmanlı Devleti'nde hanedanlar arası evliliğin nihayete ermesiyle sultan kızları, kardeşleri ya da torunları önemli devlet adamlarına eş olarak verilmeye başlamıştı. Bu uygulamanın örneklerinden birine de Osmanlı tarihinde Çandarlılarla birlikte en çok sadrazamı çıkaran Köprülü ailesiyle yapılan evliliklerde görüyoruz. Osmanlıların akrabalık kurduğu önde gelen ailelerden biri de Köprülüler idi.

Sultan IV. Mehmed'in kızı Emetullah Ümmi Küçük Sultan'la Köprülülerden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ilk izdivaca imza atmışlardır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa aynı zamanda Köprülü Mehmed Paşa'nın kızı Saliha Hanım ile evlenerek damadı olmuştu. Daha sonra ise IV. Mehmed'in kızı Emetullah Ümmi Küçük Sultan'la evlenerek Osmanlı hanedanına damad olmuştur. 1675 yılında Edirne'de onu taltif için yapılan bu izdivaçtan sonra kayınpederi IV. Mehmed tarafından sadrazamlık görevine tayin olmuştur. Böylece sultan başarılı olarak addettiği Köprülüler sülalesinden bir kişiyi daha atayarak aynı zamanda onların nüfuzundan yararlanmayı düşünmüştür.

Köprülüler sülalesiyle yapılan ikinci evlilik sultan II. Mustafa'nın kızı Ayşe Sultan ile Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa'nın oğlu Hacı-Fazıl Numan Paşa arasında meydana gelmiştir. Bu izdivacın çok önceden kararlaştırılmasına rağmen uzun bir zamandan sonra yapılması gibi bir özelliği vardır. 1703 senesinde yapılması planlanan düğün Edirne vak'asının ortaya çıkması nedeniyle ertelenmiştir49. Düğün tarihleri kesin olmamakla birlikte 1710 olarak kabul edilir ve izdivaçları yedi yıl sürmüştür50. İzdivaçlarından sonra kısa bir süre de olsa iki aylığına sadrazamlık yapmıştır. Son görevi olan Girit valiliği sırasında vefat etmiştir.

Köprülü vezir ailesi ile yapılan son evlilik yine II. Mustafa'nın kızlarından Safiye Sultan ile damad Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın oğlu Ali Paşa arasında yapılmıştır. Düğünleri II. Mustafa'nın tahttan indirilmesiyle gecikmeli de olsa 1710 yılında mutantan bir şekilde yapılmıştır51. Yaklaşık olarak on üç yıl süren evliliklerinden Ebu-Bekr Bey ve Zahide Sultan dünyaya gelmiştir. Zahide Hanımsultan Hacı Süleyman Paşa ile evlenmiş ve 1790 yılında vefat etmiştir. Ebu-Bekr'in akıbeti hakkında ise yeterli bilgimiz yoktur.

Osmanlı hanedanı içerisinde yapılan ve genelde sultan kızlarının veya torunlarının başarılı devlet adamlarıyla yaptıkları evliliklerdir. Devletin ilk iki yüzyılı içerisindeki evlilikleri genelde yerli ve yabancı hanedanlarla yapılan siyasi izdivaçlardan müteşekkildi. Bu süre içerisinde sultan kızları veya torunlarının devlet adamlarıyla yaptıkları evliliklerin sayısı oldukça azdı. Ancak XVI. yüzyıla doğru devlet adamlarıyla yapılan evliliklerin sayısının artmaya başladığı gözlemlenmektedir.

Osmanlıların Anadolu'da birliğini temin etmesinden sonra etrafta kızlarını verecek hanedan kalmadığından sultanları büyük devlet adamlarıyla evlendirmeye başlamışlardı. Bu evliliklerde de siyasi çıkarlar gözetilmeye ve güçlü devlet adamlarını böylece hanedana bağlamaya devam edilmiştir. Damad ünvanı vererek sevdiği devlet adamını taltif etmek padişahların sık başvurduğu bir yoldu. Devlet adamları ise hanedana damad olarak nüfuzlarını arttırma imkânına sahip olmuş oluyorlardı.

II. Mehmed döneminden önce sultan kızları ile devlet adamları arasında birkaç evlilik olsa da asıl artış bu dönemle birlikte yaşanmaya başlamıştır. Çünkü Fatih'le birlikte imparatorluğun sonuna kadar sürecek yeni bir ittifaklar örüntüsü yani devletin en üst görevlilerinin Osmanlı hanedanına evlilik yoluyla bağlanışı başlamıştır. Bu uygulamanın ortaya çıkmasında Bizans ve Sırbistan devletleriyle Karaman, Germiyan, Candaroğlu gibi Anadolu beyliklerinin Osmanlı ülkesine katılması yani devletler havuzunun kurumasının etkisi vardır. Böyle olunca padişahlar ve onların aile üyeleri için uygun eş adayları azalmıştır.

II. Mehmed'in şehzadeliği döneminde yapılan sultan kızı devlet adamı evliliklerinden biri II. Murad'ın kızı Fatma Sultan ile Zağanos Mehmed Paşa arasında meydana gelmiştir. Zağanos Mehmed Paşa II. Murad'ın kızı ile evlenmek suretiyle onun damadı, kızı Hadice Hatun'u da şehzade Mehmed'e vererek onun kayınpederi olmuş ve böylelikle Osmanlı hanedanıyla çift başlı bir akrabalık kurmuştur. Fatma sultan ile evliliklerinden Ahmed Çelebi ve Hamza Bey adlarında iki oğulları olmuştur. Ahmed Çelebi Osmanlıların hizmetinde defterdarlık yapmıştır. Hamza Bey ile ilgili ise yeterli bilgimiz yoktur.

Zağanos Mehmed Paşa, 1443 yılında vezir olarak Osmanlı Devleti'nde önemli görevler ifa etmiş ve Fatih'in lalalığı görevinde bulunarak da onun yetişmesinde rol almıştır. İstanbul'un fethinde önemli görevler üstlenmiş ve fethin gerçekleşmesinde damadı Fatih'e yardımcı olmuştur. Aynı zamanda Mora isyanının bastırılmasında ve Fatih'in Trabzon Rum İmparatorluğu üzerine yaptığı seferde yer almıştır. Böylece II. Murad'ın kızını vererek kendisine damad yaptığı ve daha sonra da Fatih'in kayınpederi olan Zağanos Mehmed Paşa hanedana önemli hizmetlerde bulunmuştur. Padişah da önemli ve güçlü bir devlet adamını kendi ekibinin içerisine dahil ederek yapacağı işlerde yardımcı olacak bir görevliyi kazanıyordu.

XVI. yüzyıla geldiğimizde artık hanedanlar arası evlilikten ziyade sultan kızlarının devlet hizmetinde bulunan askeri ve mülki ricalden kişilerle izdivaçlar yaptığını görmekteyiz. Bu evliliklerden biri de II. Bayezid'in Bülbül Hatun'dan doğan kızı Hundi Sultan ile Hersekzade Ahmed Paşa arasında yapılmıştır52. Hersekzade Ahmed Paşa'nın Anadolu beylerbeyi iken 1484 yılında yapılan evlilik yaklaşık olarak otuz yıl sürmüştür. Hundi Sultan'ın eşi bu süre zarfında şehzadeler mücadelesinde taraf tutmasından dolayı sık sık sadrazamlıktan atılmıştır. Bu durum da Hundi Sultan'ın Bursalılarla arasının açılmasına neden olmuştur.

Yavuz Sultan Selim döneminde de sultan kızları ile devlet adamları arasındaki evliliklerin devam ettiğine şahit olmaktayız. Yavuz'un kızlarından Hatice Sultan ile ilk eşi Ağrıboz sancakbeyi İskender Paşa 1509 yılında evlenmişlerdir. Bu birliktelikten Mehmed, Süleyman, Ali, Kara Osmanşah ve Nefise adlarında beş çocukları olmuştur. Kanuni 1520'de tahta çıkınca Osmanşah'a kayd-ı hayat ile Mora, İnebahtı ve Teselya sancaklarını vermiş ve o da ölünceye dek buraları idare etmiştir53.

Hatice Sultan ikinci evliliğini 1524'te meşhur vezir-i azam Makbul İbrahim Paşa ile yapmıştır. Düğünleri İstanbul'da İbrahim Paşa sarayında 15 gün süreyle devam etmiş ve çok mutantan bir şekilde yapılmıştır54. Evlilikleri on iki yıl sürmekle birlikte Mehmet Şah, Hanım Sultan ve adı bilinmeyen bir kızları olmak üzere üç çocukları olmuştur.

Osmanlı tarihinde seçkin bir devlet adamı olan Makbul İbrahim Paşa özellikle Kanuni zamanında önemli vazifelerde bulunmuştu. Daha Hatice Sultan55 ile evlenmeden önce Kanuni Manisa'da sancakbeyi iken onunla tanışma imkânına nail olarak onun nedimi olmuştu. Zamanla mesleğinde yükselmiş ve Enderun'da görev yaparken 1523 yılında Kanuni tarafından vezir-i azamlık görevine atanmıştır56. Vezir-i azamlık göreviyle beraber Rumeli Beylerbeyliğinin de bahşedilmesi İbrahim Paşa'ya muazzam bir güç sağlamıştı. Sefer-i hümayunlara katılarak da bu gücün daha da artmasını sağlamıştır. Mohaç savaşında Budapeşte'nin, 1534-1535 doğu seferinde Safevilerle yapılan mücadelede Tebriz'in ve Bağdad'ın alınmasında Kanuni'ye refakat etmiştir. Ancak artan nüfuzu ve iktidarı tekeline almaya başlaması, her istediğinin yerine getirilmesi ve onun oluru alınmadan hiçbir şeyin yapılmaması yani kendisinin bir nevi padişah gibi hareket etmesi sonunu hazırlamaya yeterli olan etkenlerden biridir.

İbrahim Paşa'nın yavaş yavaş kariyerinin sonuna gelmesinde hanedan içerisinde meydana gelen iktidarı ele geçirme kavgasının etkisi olmuştur. İbrahim Paşa'nın özellikle şehzade Mustafa ve annesi Mahidevran ile arasının iyi olduğunu yazışmalarından görebiliyoruz. Bu durum ise aralarının açık olduğu sultanın nikahlı hasekisi Hurrem Sultan'ın hoşnutsuzluğunu daha da arttırmıştı. Hurrem'in de amacı sultan öldükten sonra kendi oğullarından birini Mehmed veya Bayezid'i tahta çıkartmaktı. Bu yüzden İbrahim Paşa'ya karşı sultanı etki altına alarak onun idam edilmesinde rol oynamış olabilir. İbrahim Paşa'nın57, kaynanası Hafsa Sultan'ın 1534 yılında ölümünden hemen sonra ilk fırsatta doğu seferinden döner dönmez 1536'da idam edilmesi de bunu doğrular niteliktedir. Çünkü Hafsa Sultan'ın kızı ve damadı ile doğal olarak yakın bağları vardı. Yani İbrahim Paşa'nın düşüşünde en büyük âmilin Hurrem Sultan olduğu görülmektedir. Hurrem de böylece Mustafa'ya yakın olan güçlü sadrazamı ortadan kaldırarak kendi oğullarından birinin tahta geçmesi için zemin hazırlamaya başlamıştır.

Yavuz'un kızı Şah Sultan ile sancakbeyi Lütfi Paşa bir başka sultan kızı ve devlet adamı evliliğine imza atmışlardır58. Lütfi Paşa Yavuz'un Çaldıran ve Mısır seferlerine katılmış, görevinde zamanla yükselerek sancakbeyliğinden vezir-i azamlık mertebesine ulaşmıştır. Ancak zamanla eşiyle arası açılmış ve 1541 yılında on dokuz yıl süren izdivaçları boşanma suretiyle sona ermiş, vezir-i azamlık görevinden de azledilmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında sultan kızlarının önde gelen devlet adamları ile izdivaçlarına devam edilmiştir. Kanuni'nin Hurrem Sultan'dan doğan kızı Mihrimah Sultan ile Diyarbakır Beylerbeyi Rüstem Paşa 1539 yılında evlenmişlerdir59. Düğünleri Şehzade Bayezid ile Cihangir'in sünnet düğünleriyle birlikte tantanalı bir şekilde yapılmıştır. Yirmi iki yıl süren izdivaçlarından Ayşe Hümaşah ile Osman Bey doğmuştur. Ayşe Hümaşah önce sadrazam Semiz Ahmed Paşa ile daha sonra da Nişancı Feridun Paşa ile evlenmiş ve 1594 yılında kardeşi Osman Bey de 1576 yılında vefat etmiştir.

Damad Rüstem Paşa, Kanuni döneminin önemli şahsiyetlerinden biri olup hanedan içerisinde oldukça etkili olmuştur. Diyarbakır Beylerbeyi iken hanedana damad olmuş ve ilerleyen zamanda 1544 yılında vezir-i azam olarak etkisini arttırmaya başlamıştır. Bu yükselişinde ise kaynanası Hurrem Sultan'ın büyük desteğini görmüştür. Hurrem Sultan, kızı Mihrimah ve damadı Rüstem Paşa üçlü ittifakı Kanuni'nin diğer eşi Mahidevran ve oğlu Mustafa'yı tasfiye etmeye çalışmışlar ve entrikaları neticesinde 1553 yılında şehzade Mustafa'nın öldürülmesine neden olmuşlardır. Yeniçeriler çok sevdikleri60 Mustafa'nın öldürülmesinden Hurrem ve Rüstem'i sorumlu tutmuşlar, bunun üzerine de Kanuni damadını görevinden azletmiştir. Ancak Rüstem Paşa iki yıl süren bu durumun sonucunda 1555 yılında tekrar vezir-i azamlık görevine dönmüştür. Bu gelişmede de yine Hurrem Sultan'ın etkisi olmuştur. Rüstem Paşa'nın görevden alınmasından sonra Hurrem, sultana yazarak onun için şefaatte bulunmuştur61.

Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus da sultan kızı damad evliliğinden sadece sultanların değil anneleri ve hasekilerinin de büyük yarar sağlamasıdır. Bunun ilk örneğini de sultan Süleyman'ın eşi Hurrem ile Rüstem Paşa'nın ittifaklarında görmekteyiz. Böylece Hurrem şehzade Mustafa'yı ortadan kaldırtarak kendi oğullarının tahta geçmesi için bir adım öne geçmiştir.

Kanuni'den sonra tahta geçen II. Selim, kızlarını devlet adamlarıyla evlendiren bir diğer sultandır. Nurbânû Sultan'dan doğan İsmihan adlı kızını Sokullu Mehmed Paşa'ya vermiştir. Şehzade Selim ile Bayezid mücadelesinde Selim'in üstünlüğünü temin eden Sokullu'ya başarısına mükâfaten 1562 yılında nikâh edilmiştir. Ancak bu sırada iki hanımla evli bulunan Sokullu, eşlerini boşamak zorunda kalmıştır. İsmihan Sultan ile evliliklerinden İbrahim Han dünyaya gelmiştir. Damad Sokullu Mehmed Paşa Kanuni tarafından 1565 yılında vezir-i azamlık görevine getirilmiş ve II. Selim'in saltanatı boyunca ve III. Murad'ın hükümdarlığının ilk beş yılında görevine devam etmiş ve 1579 yılında suikast sonucu öldürülmüştür.

Osmanlı sultanlarından I. Ahmed hükümdarlığı süresince kızlarını devlet adamlarıyla evlendiren padişahlardan biridir. Özellikle kızlarından Ayşe Sultan'ın vezir İbşir Mustafa Paşa ile yaptığı evlilik oldukça ilginçtir. İbşir Mustafa Paşa, 1655 yılında Ayşe Sultan ile kısa süreliğine de olsa izdivaç yapmıştır. Evlenmeden önce İbşir Mustafa Paşa devrinin kötü geçmişli vezirlerinden biri olarak ün yapmıştı. Ancak Ayşe Sultan ile evlenmesinden sonra onun ısrarlarıyla belalı bir soyguncu ve eşkıya olan vezir sadrazam yapılmıştır62. IV. Mehmed ve Valide Turhan Sultan onu damad yapmak ve sadrazam tayin etmek stratejisini benimsediler. Bu göreve gelmesinde eşinin telkinleri etkili olsa da asıl neden onun eşkıyalıklarına ve soygunlarına son vermektir. Hanedan böylece bir paşayı damad olarak sultan ailesi içerisine dahil ederek fesadı kontrol altına almayı amaç edinmiştir. Paşa'nın İstanbul'a gelmesi ve orada karısının sarayında yaşaması gerekeceğinden yeri sabitleşecekti ve devlet onu denetim altında tutabilecekti. İstanbul'a gelişinden henüz kısa bir zaman geçmişti ki burada çıkan bir ayaklanmada öldürülmüştür. Bu evlilik aynı zamanda hoşnutsuz paşayı onurlandırma ve hükümdar hanesiyle birleştirme işlevi görmüştür.

Sultan İbrahim döneminde özellikle küçük yaştaki sultan kızları devlet adamlarıyla evlenmeye başlamışlardır. Onlardan biri de henüz üç yaşında Silahdar Yusuf Paşa ile evlenen İbrahim'in kızı Fatma Sultandır. İlk evliliği kocasının idamı nedeniyle bir sene sürmüş ve dört yaşında musahib Fazlı Paşa'ya verilmiştir. Fazlı Paşa sultan kızı ile evliliğinden sonra kaptan-ı derya olmuştur. Ancak bu görevinde uzun kalamamış, azledilerek dış vazifelere tayin edilmiştir.

Burada bizim için önemli olan husus niçin küçük yaştaki sultan kızlarının devlet adamlarıyla erken bir dönemde evlendirilmesine ihtiyaç duyulduğudur. Sultan kızı vezir birleşmesiyle yaratılan iktidar bağları sultan kızının yaşamı süresince birden fazla evlilik yapılabilmesiyle güçleniyordu. Kendilerinden yaş itibariyle oldukça büyük olan vezir, sadrazam ve kaptan-derya gibi devlet görevlisi eşlerinin devamlı sefer-i hümayunlarda olmaları, her an ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalmaları, idam ve doğal nedenlerden dolayı ölmeleri gibi durumlarda sık sık eş değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Bu nedenle bir sultan kızının ölene kadar en az beş veya altı kez evlendiği görülüyordu63

IV. Mehmed'in hükümdarlığı döneminde sultan kızlarının evliliklerine devam ettiklerini görmekteyiz. Kızlarından Hatice Sultan, 1675 yılında ikinci vezir Mustafa Paşa ile evlenmiştir. Edirne'de yapılan düğünleri yirmi gün sürmüş ve debdebeli bir şekilde yapılmıştır. Düğün esnasında Hatice Sultan'ın kardeşi Ümmi Sultan ile Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın da nikâhları kıyılmıştır. On bir yıl süren izdivaçlarından Mehmed, Hasan, Vasıf, Abdullah ve Ayşe adlarında beş çocukları olmuştur. Çocuklar hakkında yeterli bilgimiz bulunmamaktadır.

Hatice Sultan ikinci evliliğini 1691 yılında yapmış ve II. Ahmed kız kardeşini Silahdar Moralı Hasan Paşa'ya vermiştir. Hasan Paşa hanedana damad olmasının nimetlerinden faydalanmış ve 1703'te vezir-i azamlık görevine atanmıştır. Ancak, kısa süren bu görevinden sonra İzmit'e sürülmüştür. Eşi Hatice Sultan ise sultanların taşraya çıkmaları yasak olduğu halde padişah III. Ahmed'ten izin alarak kocasının yanına gitmiştir. Hasan Paşa'nın 1713'te ölümü üzerine izdivaçları sona ermiştir.

Burada üzerinde durmamız gereken önemli konulardan biri önceki dönemlere nispeten neden XVII. yüzyılda sultan kızı damad evliliklerinde bu kadar fazla artış yaşanmıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında en büyük amilin valide sultanların çabalarının olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Evli sultan kızları anne ve babalarının yaşadığı hareme kolay ulaşma imkânına sahiptiler ve bilgi verme, kuryelik yapma ve politik strateji belirleme görevi yapabiliyorlardı. Valide sultanlar evli kızlarının sahip oldukları bu özellikleri göz önünde bulundurarak onların yapacakları evliliklere karışıp kiminle izdivaç yapacaklarına karar veriyorlardı. Sultan kızları ile annelerinin çıkarları genelde birbiriyle örtüşüyordu. Sultan kızlarının hedefi eşlerinin politik kariyerlerini ve buna bağlı olarak ömürlerini uzatmak, annelerininki ise harem dışından kendilerine sadık ve politik müttefikler bulunmasını garanti altına almaktı. Bu nedenlerden dolayı sultan kızlarının evlilikleri aracılığıyla kurulan ilişki ağları büyük önem taşıyordu. Valide sultanlar bütün bunları hesaba katarak gerek sultan kızlarının gerekse de torunlarının izdivaçlarında belirleyici bir rol oynamışlardır.

Osmanlı hanedanına XVIII. ve daha sonraki dönemlerde devlet adamları damad olmaya devam etmişlerdir. Ancak bu yapılan evlilikler daha önce yapılan izdivaçlara nazaran siyasi yönden geri planda kalmıştır. Çünkü, önceki yüzyıllarda yapılan evliliklerde sultan kızlarının evlenecekleri kişiler hakkındaki kararı valide sultan ve padişah belirliyorken artık sultan kızları istedikleri kişilerle evlenmeye başlamışlardır. Evliliklerde daha titiz ve seçici olunurken bu durumun giderek kaybolduğunu görüyoruz. Tabi ki bunda güçlü valide sultanların devrinin sona ermesi de önemli bir etkendir. Bu da gösteriyor ki hanedanın siyasi menfaatlerinden önce başka istekler devreye girmeye başlamıştır.



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler