arama

Borçlar Hukuku Genel – Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları- 2014 – 2/A Sınıfı – AÜHF

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • ankahukuk ankahukuk

AÜHF , 2/A Borçlar Hukuku Genel Hükümler Bütünleme Sınavı Cevap Anahtarı

C.I) Ö’nün ölümü nedeniyle site yöneticisi Y sorumlu tutulamaz. Zira Y, diğer sitedeki malikler adına B ile sözleşme akdetmiştir. Y diğer site maliklerinden sadece birisidir. Temsilcinin temsil olunan adına akdettiği bir sözleşme nedeniyle temsil olunanın sözleşmeye aykırı davranışlarından şahsen sorumlu tutulması mümkün değildir. Öte yandan Y, B’nin adam çalıştıranı değildir. Bu nedenle BK.md.66 gereğince adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu tutulamaz. Zira adam çalıştıranın kusursuz olarak sorumluluğundan söz edebilmek için, çalışan kişinin, çalıştırana bağımlı olması, onun emir ve talimatı yönünde hareket etmesi gerekir. Halbuki Y, B’yi bularak, bağımsız çalışan B’nin kendi ekip ve çalışanları ile sözleşme konusu işi yapmasını talep etmiştir. Bu yönüyle olayımızda Y ile B arasında bağımsız çalışma ilişkisi vardır. Bu ilişki hukuksal niteliği itibariyle BK.md.470 vd. anlamında bir eser sözleşmesidir. Yoksa Y,B’nin işvereni değildir, aralarında bir hizmet sözleşmesi ilişkisi yoktur.
Ö’nün ölümünden dolayı B sorumlu tutulacaktır. Ö, B’ye bağımlı olarak çalışan bir kişidir. Bu nedenle B, Ö’nün çalışması sırasında zarar görmemesi için gerekli iş güvenliği önlemleri almakla yükümlüdür. Aksi halde aralarındaki hizmet sözleşmesinden doğan borca aykırı davranmış olur, sözleşmeye aykırılık nedeniyle Ö’nün ölümü nedeniyle doğan zararlardan sorumlu tutulur.
M’nin evinde meydana gelen yangın nedeniyle doğan zararlardan B sorumlu tutulur. Ö yardımcı kişidir. Y’nin M adına akdettiği sözleşme sonucu, M ile B arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Bunun sonucu olarak B, Ö’nün M’ye verdiği zararlardan dolayı BK.md.116 gereğince “yardımcı kişinin fiilinden” sorumlu tutulacaktır.
C. II)
a) B’nin ölümünden dolayı A haksız fiil faili olarak genel hükümlere göre sorumludur. A, B karşısında farazi araç işleten olarak kusursuz olarak sorumlu tutulamaz. 2918 sayılı KTK “aracın çalıntı olduğunu bilerek seyahat eden” kişilerin uğradıkları zararlardan dolayı hırsızın araç işleten sıfatıyla değil genel hükümlere göre sorumlu tutulacağını kabul etmiştir.
B’nin ölümünden dolayı gerçek işleten sıfatıyla araç sahibi M de sorumlu tutulamaz. Zira aracın çalınmasında bir kusuru yoktur. Gerçek işleten aracın çalınmasında kusurlu olduğunda zarar gören üçüncü kişilere karşı kusursuz olarak sorumlu olacaktır.
b) C’nin yaralanmasından dolayı A farazi işleten sıfatıyla kusursuz olarak sorumlu kişidir. Olayda C’nin ortak kusuru oranında tazminattan indirim yapılacaktır.
C’nin yaralanmasından dolayı gerçek işleten M kusursuz olarak sorumlu tutulamaz. Zira aracın çalınmasında kusuru yoktur.
C.III) XAŞ ile ölen maden işçisi A arasında hizmet sözleşmesi ilişkisi vardır. Bunun sonucu olarak işin görülmesi sırasında A’nın uğradığı zararlardan XAŞ sözleşmeye aykırılık nedeniyle sorumlu tutulabilir. Hizmet sözleşmesinde XAŞ nin iş güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü vardır. Bunu yerine getirmezse işçinin uğradığı zararlardan sözleşmeye aykırılık nedeniyle sorumlu olacaktır.
Kazaya XAŞ nin çalışanı Y’nin ağır kusurlu davranışı sebebiyet vermiştir.
Y olayda, XAŞ nin ifa yardımcısıdır. A ile olan sözleşme ilişkisinde, A’nın zarara uğramaması için alınması gereken önlemleri çalışanlarından Y almamıştır. Bu durumda XAŞ ifa yardımcısının eylemi nedeniyle TBK. md.116 gereğince sorumlu olacaktır.
Y ayrıca kusuruyla zarara sebebiyet verdiği için A karşısında haksız fiil hükümlerine göre sorumludur.
A’nın eşi E ve oğlu B maddi tazminat talep edemezler. Zira haksız fiillerde ve sözleşmeye aykırılıklarda maddi tazminat talebi zarar gören kişiye aittir.
Ancak yeni TBK. md.56 gereğince E ve B bu yüzden A’ya yönelik ağır bedensel saldırı nedeniyle manevi tazminat talep edebilirler.
C.IV) Bir sözleşme genel işlem koşulları niteliğinde ise bunun içinde açık olmayan ve anlaşılmaz hükümler yer alırsa, kaleme alan aleyhine yorumlanacaktır. Örneğin: Bir sözleşmede borçlu sözleşmeye aykırı davrandığında 1000 TL. ödeme yapacaktır hükmü yer almıştır. Bu ödeme acaba bir cezai şart mıdır yoksu peşin bir tazminat miktarı mıdır? Eğer cezai şart sayılırsa borçlu ayrıca alacaklının uğradığı zararları da tazmin edecektir. Hüküm açık ve anlaşılır olmadığından cezai şart değil, sözleşme ile kararlaştırılmış bir kısım tazminat olarak yorumlanır.
Soru II: Ufuk yıllardır kullandığı “Volvo 960” marka otomobili yakın zaman içerisinde araç muayene istasyonuna götürmek zorundadır; ancak araca yeniden trafiğe uygunluk belgesi verileceğinden hiç emin değildir. Bu nedenle oldukça eskimiş olan otomobilinin yerine yenisini almaya karar verir. İsmet’in galerisine uğrayan Ufuk, “BMW 335i” modelini çok beğenir. Ancak aracın daha spor gözükmesi için tamponun değiştirilmesini ve sedef boya atılmasını talep eder. İsmet atölyesinde bu değişiklikleri yapabileceğini bildirince taraflar arasında 2012 Eylül’ünde yazılı bir sözleşme imzalanır. Sözleşmeye göre araç mutlaka 31 Ekim 2012 tarihinde teslim edilecek; satım bedeli olan 60.000 TL, aracın teslim edildiği andan itibaren bir ay içinde ödenecektir. Ayrıca İsmet’in talebi üzerine, Ufuk “İsmet’e 60.000 TL borçluyum” ifadesinin yer aldığı bir belgeyi imzalayıp teslim etmiştir. Ancak Ufuk, sözlü olarak bu alacağı kimseye devretmemesini rica etmiş, İsmet de onun bu isteğini kabul etmiştir. Ancak İsmet verdiği sözde durmamış, ertesi gün yazılı bir temlik sözleşmesi ile alacağı Bekir’e temlik etmiş ve Ufuk tarafından imzalanmış olan borç senedini de aynı anda teslim etmiştir.
Araç ile ilgili değişiklikler yapılır, ancak atölyede çalışan eski otomobil yarışçısı Bahadır, aracı park ederken bir anlık dikkatsizlik sonucu tamponunu sert bir şekilde duvara çarpar. Atölyede yapılan incelemede tamponun onarılmasının mümkün olmadığı anlaşılır ve yenisinin sipariş verilmesine karar verilir. İsmet 31 Ekim 2012 tarihinde Ufuk’u arayarak aracı kararlaştırılan tarihte teslim edemeyeceğini, biraz daha zamana ihtiyacı olduğunu bildirir. Bu duruma çok sinirlenen Ufuk, bağırıp çağırdıktan sonra telefonu kapatır. Acilen otomobile ihtiyacı bulunan Ufuk bir başka galeri sahibi Rüstem’den BMW 335i ile yaklaşık olarak aynı piyasa fiyatına sahip olan “Audi A4”’ü kiralar.
15 Kasım 2012 tarihine gelindiğinde araç henüz teslim edilmemiştir. Ancak Ufuk kiraladığı araçtan son derece memnundur. Başından geçenleri Rüstem’e anlatır ve Rüstem, isterse kiraladığı Audi A4 marka aracı İsmet’le anlaştığı fiyattan satabileceğini söyler. Bu duruma çok sevinen Ufuk 15 Kasım 2012 tarihinde İsmet’i arayarak otomobili artık istemediğini ve 60.000 TL’yi ödemeyeceğini belirtir.
1)İsmet ile Bekir arasında yapılan alacağın temliki işlemi geçerli midir? Değişik ihtimallere göre gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).
Alacağın temlikinde genel olarak iyiniyeti koruyan bir düzenleme bulunmamaktadır. İyiniyet sadece istisnai bazı durumlarda korunmuştur. Bu istisnai durumlardan biri TBK.m.183/II (BK.m.162/II) hükmünde düzenlenmiştir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez.”
Olayda aslında Ufuk ile İsmet arasında sözlü olarak bir temlik yasağı kararlaştırılmıştır. Bu yasak nedeniyle İsmet ile Bekir arasındaki temlik işleminin geçersiz olması gerekirdi. Ancak Ufuk’un “İsmet’e 60.000 TL borçluyum” yazarak imzaladığı senet bu hüküm anlamında “yazılı bir borç tanıması”dır ve bu senette devir yasağı yer almamaktadır. Bu nedenle Bekir’in iyiniyetli olması durumunda İsmet ve Bekir arasındaki temlik işlemi geçerli olacak ve Ufuk yeni alacaklı Bekir’e karşı alacağın devrinin yasaklanmış olduğunu ileri süremeyecektir.
2)Ufuk, hangi hakkı/hakları kullanarak İsmet’le yaptığı sözleşmede kararlaştırılan 60.000 TL’yi ödemekten kaçınabilir? Söz konusu hakkın/hakların etkilerini de belirterek gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.). (Not: Bu hakkın/hakların kullanılması için gerekli şartları incelemeyiniz).
Ufuk ilk olarak sözleşmeden dönme hakkını kullanarak satım bedelini ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir; zira dönme hakkının sonuçlarından ilkini henüz ifa edilmemiş edim yükümlülüklerini sona erdirmek oluşturur. (5 p.).
Ufuk aynen ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini talep etme hakkını kullanarak da satım bedelini ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. Bu hakkın kullanılması sözleşmeyi sona erdirmeyip sadece satıcının asli edim yükümlülüğünü müspet zararı tazmin yükümlülüğüne dönüştürmektedir. Ancak fark teorisine göre müspet zararın tazmini talep edildiğinde artık alıcı(olayda Ufuk) kendi edimini yerine getirmekle yükümlü olmayıp müspet zararı ile kendi ediminin değeri arasındaki farkı tazminat olarak talep edebilecektir. Ufuk henüz satım bedelini ödemediği için fark teorisine göre müspet zararının tazminini talep etmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. (10 p.).
3)İsmet, tamirhanede araçların yerlerinin değiştirilmesi esnasında herhangi bir kaza meydana gelmemesi için usta bir şoför olan Bahadır’ı işe aldığını, dolayısıyla her türlü dikkat ve özeni gösterdiğini; bu nedenle teslimatın gecikmesinde kendisinin bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulabilir mi? Neden? Gerekçeli olarak açıklayınız (10 p.).
Bahadır, İsmet’in ifa yardımcısıdır. İfa yardımcılardan sorumluluk bakımından borçluya kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulma imkânı tanınmamıştır. Dolayısıyla, İsmet her türlü dikkat ve özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz. İsmet sadece farazi kusurunun bulunmadığını ispat edebilirse sorumluluktan kurtulabilir ki, olayda bu mümkün değildir.
SORU IIResim tutkunu Murat, Armoni Sanat Galerisi’nden, hayranı olduğu ünlü bir ressam (X)’e ait bir tabloyu 50 000 TL’ye satın almış ve parasını peşin olarak ödemiştir. Murat satın aldığı tabloyu evinin en gözde mekânlarından birine asmıştır. Ancak birkaç gün sonra çıkan bir yangında Murat’ın evindeki eşyalarla birlikte tabloları da büyük hasar görmüştür. Murat tabloların ne oranda hasar gördüğünü tespit etmek için yaptırdığı ekspertiz incelemesinde, Armoni Sanat Galerisi’nden aldığı ve büyük oranda tahrip olan tablonun ressam (X)’e değil, başka bir ünlü ressam (M)’ye ait olduğunu öğrenmiştir. Murat, bu durumun Armoni Sanat Galerisi yetkilileri tarafından da bilindiğini ispat ederek, satım sözleşmesini hile sebebiyle geçerli bir şekilde iptal etmiş ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği 50 000 TL’nin iadesini talep etmiştir. Galeri yetkilisi, Murat’a, kendisine teslim ettikleri tabloyu geri almadan satım bedelini iade edemeyeceklerini söylemiştir. Somut olayda Armoni Sanat Galerisi satım bedelini iade ile yükümlü müdür? Gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p).
Taraflar arasındaki satım sözleşmesi geçerli bir şekilde iptal edilmiş olduğundan, daha önce yerine getirilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekecektir. Bu noktada tarafların iade borçlarının kapsamının ne şekilde belirleneceği sorunu ortaya çıkacaktır. Sözleşme konusu tablo yanmış olduğundan Murat, TBK.m.79/I (BK.m.63/I) hükmünde iyiniyetli iade borçlusuna tanınan zenginleşmenin mevcut olmadığı savunmasında bulunabilecek ve iade borcundan kurtulacaktır. Burada açıklığa kavuşturulması gereken sorun, iade borcundan kurtulan Murat’ın Galeri’den satım bedelinin iadesini talep edip edemeyeceğidir. İki taraf borç yükleyen sözleşmelerin tasfiyesinde ortaya çıkan bu soruna ilişkin olarak iki teori mevcuttur. “İkili sebepsiz zenginleşme teorisine” göre tarafların iade borçlarının kapsamı birbirinden bağımsız olarak hesaplanır. Bu nedenle bir taraf zenginleşmenin artık mevcut olmadığı defini ileri sürerek iade borcundan tamamen kurtulsa bile diğer taraftan iadeyi talep edebilecektir. Buna karşılık “saldo teorisine” göre iade borcundan kurtulan taraf sadece, iade borcundan kurtulduğu edimin objektif değeri ile diğer tarafın iade etmesi gereken edimin değeri arasındaki farkı talep edebilecektir. Ancak saldo teorisinin de bazı istisnaları vardır. Bunlardan birini de hileye uğrayan tarafın iade borcunun belirlenmesi oluşturmaktadır. Buna göre saldo teorisin kabul edilmesi durumunda dahi söz konusu bu istisna nedeniyle hileye uğrayan Murat’ın iade borcu ikili sebepsiz zenginleşme teorisinde olduğu gibi hesaplanacaktır ve Murat iade borcundan kurtulmasına rağmen karşı taraftan satım bedelin tamamının iadesini talep edebilecektir. Dolayısıyla hangi teori kabul edilirse edilsin Armoni Sanat Galerisi 50 000 TL tutarındaki satım bedelini iadeden kaçınamayacaktır.

Bu Bölümde Son Eklenenler