Borçlar Hukuku Özel Ara Sınavı Soru ve Cevapları – 17.04.2010 – AÜHF

Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

Borçlar Hukuku Ara Sınavı Soru ve Cevapları – 17.04.2010 – AÜHF

SORU I: Berke bir alışveriş merkezinde kiraladığı dükkânda güzellik salonu işletmektedir. Berke 01 Mart 2007 tarihinde yapılan sözleşme ile işyerini 75 000 TL karşılığında Osman’a devreder. Osman bir ay kadar güzellik salonunu işlettikten sonra işlerin kötü gitmesi üzerine işyerini kapatmış ve dükkân içindeki malzemeler ile diğer araç gereçleri ihtiyaç sahiplerine bağışlamıştır. 01.12. 2007 tarihinde bir rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. Yapılan tetkikler sonucunda Osman’ın 2006 yılında karbonmonoksit zehirlenmesine maruz kaldığı ve bunun beyin fonksiyonlarında bozukluklara yol açtığı ve bu tarihten itibaren ayırt etme gücüne sahip olmadığı anlaşılmıştır. Bu tespit üzerine kardeşi Ceren, Osman’a vasi olarak atanmıştır. Ceren kardeşinin Berke ile yaptığı sözleşmeden 01.02.2008 tarihinde haberdar olmuştur. Ceren, Berke’ye başvurarak, kardeşiyle yaptığı sözleşmenin fiil ehliyetinin bulunmaması sebebiyle batıl olduğunu, bu nedenle de Osman’ın ödediği 75 000 TL’nin iadesini talep eder. Berke, söz konusu parayı ancak işyerinin kendisine devri karşılığında iade edebileceğini, fakat ortada bir güzellik salonu kalmadığı için satım bedelini iade ile yükümlü olmadığını ileri sürmüştür.

a) Ceren’in kanuni temsilci sıfatıyla Osman’ın ödediği 75 000 TL’in iadesine ilişkin talebinin hukuki dayanağı nedir? İlgili müessesenin şartlarını da belirterek gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.).

Olayda bir sebepsiz zenginleşme söz konusudur. Sebepsiz zenginleşmenin şartlarının ana hatları itibariyle belirtilmesi gerekecektir. Ayrıca olayda edime dayalı sebepsiz zenginleşme türlerinden “geçersiz sebebe dayanan iktisabın” söz konusu olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü taraflar arasındaki satım sözleşmesi fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle batıldır.

b) Berke, devrettiği iş yerinin kendisine iade edilmesinin artık imkânsız hale geldiğini ileri sürerek 75 000 TL’yi iade etmekten kaçınabilir mi? Gerekçeli olarak açıklayınız.(20 p).

Taraflar arasındaki satım sözleşmesi geçersiz olduğundan, daha önce yerine getirilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekecektir. Bu noktada tarafların iade borçlarının kapsamının ne şekilde belirleneceği sorunu ortaya çıkacaktır. Osman işyerini kapatıp içindeki eşyaları da bağışladığı için BK.m.63/I hükmünde iyiniyetli iade borçlusuna tanınan zenginleşmenin mevcut olmadığı savunmasında bulunabilecek ve iade borcundan kurtulacaktır. Burada açıklığa kavuşturulması gereken sorun, iade borcundan kurtulan Osman’ın (onun kanuni temsilcisi olarak Ceren’in) satım bedelinin iadesini talep edip edemeyeceğidir. İki taraf borç yükleyen sözleşmelerin tasfiyesinde ortaya çıkan bu soruna ilişkin olarak iki teori mevcuttur. “İkili sebepsiz zenginleşme teorisine” göre tarafların iade borçlarının kapsamı birbirinden bağımsız olarak hesaplanır. Bu nedenle bir taraf zenginleşmenin artık mevcut olmadığı defini ileri sürerek iade borcundan tamamen kurtulsa bile diğer taraftan iadeyi talep edebilecektir. Buna karşılık “saldo teorisine” göre iade borcundan kurtulan taraf sadece, iade borcundan kurtulduğu edimin objektif değeri ile diğer tarafın iade etmesi gereken edimin değeri arasındaki farkı talep edebilecektir. Ancak saldo teorisinin de bazı istisnaları vardır. Bunlardan birini de fiil ehliyeti bulunmayan tarafın iade borcunun belirlenmesi oluşturmaktadır. Buna göre saldo teorisin kabul edilmesi durumunda dahi söz konusu bu istisna nedeniyle fiil ehliyetine sahip olmayan Osman’ın iade borcu ikili sebepsiz zenginleşme teorisinde olduğu gibi hesaplanacaktır ve Osman iade borcundan kurtulmasına rağmen karşı taraftan satım bedelin tamamının iadesini talep edebilecektir. Dolayısıyla hangi teori kabul edilirse edilsin Berke 75 000 TL tutarındaki satım bedelini iadeden kaçınamayacaktır.

c) İade talebinin tabi olduğu zamanaşımı süresini ve bu sürenin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağını belirtiniz. (5 p.).

Sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan iade talebi, hak sahibinin iade talebine sahip olduğunu öğrendiği andan itibaren bir yılın, her durumda zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Olayda Osman’ın temsilcisi Ceren söz konusu sözleşmeden 01.02.2008 tarihinde haberdar olmuştur ve bir yıllık süre bu andan itibaren işlemeye başlayacaktır.

SORU II: İsmail, Serhat’a ait otomobil galerisinde ikinci el Opel marka bir otomobili görür ve çok beğenir. Otomobilin fiyatı 20 000 TL’dir. Kısa bir deneme sürüşünün ardından taraflar satım sözleşmesini yaparlar. Anlaşmaya göre, İsmail sözleşmenin yapılmasını takip eden birkaç gün içinde satım bedelini ödeyerek otomobili teslim alacaktır. Aradan iki gün geçtikten sonra İsmail galeriye uğrar ve kredi kartı ile satım bedelini ödeyerek otomobili teslim almak istediğini bildirir. Serhat, kredi kartı ile ödemeyi sadece yeni otomobiller bakımından kabul ettiğini, ikinci el otomobiller bakımından bunun mümkün olmadığını ve satım bedelini nakit olarak ödemesi gerektiğini bildirir. İsmail galerinin kapısında kredi kartı ile ödemenin mümkün olduğunu gösteren bir logonun yer aldığını belirterek kredi kartı ile ödeme hususunda ısrar eder. Serhat’ın bunun kesinlikle mümkün olmadığını belirtmesi üzerine İsmail galeriyi terk eder.

İsmail aynı gün diğer bir galeride daha çok hoşuna giden başka bir otomobil görür ve satım bedelini kredi kartı ile ödeyerek otomobili satın alır. Ardından da Serhat’ı telefonla arayarak kredi kartı ile ödemeyi kabul etmediği için artık otomobili istemediğini, sözleşmeden döndüğünü belirtir. Serhat bunun üzerine kredi kartı ile ödemeyi kabul edeceğini ve hemen gelip otomobili teslim alabileceğini söyler; ancak İsmail bu teklifi reddeder. Bunun üzerine Serhat aralarındaki sözleşme uyarınca İsmail’den 20 000 TL’nin ödenmesini talep eder. İsmail sözleşmeden dönme hakkını kullandığını ve artık kendisine borçlu olmadığını bildirir.

a) İsmail’in 20 000 TL’yi ödemekten kaçınması haklı mıdır? Olayda sözleşmeden dönme hakkının kullanılması için gerekli şartların mevcut olup olmadığını tartışarak açıklayınız. (20 p.).

İsmail’in 20 000 TL’yi ödemekten kaçınmakta haklı olması, ancak dönme hakkının şartlarının olayda gerçekleşmesi durumunda söz konusu olabilir.

Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulduğu açıktır. Gerçi sözleşmede kredi kartıyla ödemenin mümkün olup olmadığı hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak galerinin giriş kapısında kredi kartı logosunun bulunması ve Serhat’ın Osman’ı ikinci el otomobiller bakımından kredi kartıyla ödemenin mümkün olmadığı hususunda başlangıçta uyarmaması nedeniyle, güven teorisine göre yapılacak yorum sonucunda kredi kartıyla ödemenin mümkün olduğu sonucuna varılacaktır.

İsmail kredi kartıyla ödemeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen Serhat’ın aracı teslimden kaçınması onun temerrüde düşmesine yol açacaktır. Temerrüdün en önemli şartlarından biri olan ihtar şartı somut olayda gerçekleşmiştir. Zira İsmail ısrarla otomobilin teslimini talep etmiştir ve İsmail’in bu talebi ihtar niteliği taşır. Dolayısıyla olayda borçlu temerrüdü gerçekleşmiştir.

Kural olarak dönme hakkının kullanılabilmesi için İsmail’in Serhat’a ek süre vermesi gerekirdi. Ancak BK.m.107’de belirtilen hallerde ek süre vermeye gerek bulunmamaktadır. Bunlardan birini de borçlunun hal ve davranışlarından ek süre verilmesinin anlamsız olacağının anlaşılması oluşturmaktadır. Serhat kredi kartı ile ödemeyi kesinlikle kabul etmeyeceğini bildirdiği için İsmail ek süre vermeden dönme hakkını kullanabilecektir. Sonuç olarak İsmail’in dönme hakkını kullanmasının şartları somut olayda gerçekleşmiştir. Dönme hakkının kullanılması üzerine tarafların edim yükümlülükleri ortadan kalkacağı için Osman’ın 20000 TL’yi ödemekten kaçınması haklıdır.

b) Serhat kredi kartı ile ödemeyi prensip olarak kabul etmediğini, ancak bu kararını yeniden gözden geçirmek için zamana ihtiyacı olduğunu belirtmiş olsaydı vereceğiniz cevap değişir miydi? Neden? (10 p.).

Bu ihtimalde dönme hakkı ek süre vermeden kullanılamaz. Zira Serhat kredi kartı ile ödemeyi kesin olarak reddetmediği için bir önceki şıkta belirtilen istisnai durum söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla bu ihtimalde İsmail’in kullandığı dönme hakkı geçersiz olacak ve satım bedelini ödeme yükümlülüğü devam edecektir.

SORU III: Ankara’da ikamet eden Bekir, uzun zamandır kullanmadığı 1998 model kamyoneti, 2008 Nisan ayında Antalya’da küçük bir market işleten arkadaşı Cemal’e ödünç verir. Cemal kamyoneti, marketine mal taşımak için kullanmaktadır. Aradan bir ay geçtikten sonra Bekir komşusu Mehmet’e rastlar ve sohbet esnasında söz dönüp dolaşıp kamyonete gelir. Mehmet, Ankara/Gölbaşı’ındaki çiftliğindeki işleri nedeniyle bir taşıma aracına ihtiyacı olduğunu ve kamyoneti kendisine satıp satamayacağını sorar. Bekir bu teklifi memnuniyetle kabul eder ve 02 Mayıs 2008 tarihinde taraflar kamyonetin 20 000 TL karşılığında devri hususunda anlaşırlar. Bu arada Bekir kamyonetin arkadaşı Cemal’de olduğunu, ondan kamyoneti hemen talep etmesinin uygun olmayacağını, onun işlerinin aksamaması için bir süre vermek istediğini belirtir. Mehmet bu durumu anlayışla karşılar ve sözleşmede kamyonetin 01 Haziran 2008 tarihinde teslim edileceği kararlaştırılır. Satım bedeli olan 20 000 TL Mehmet tarafından Bekir’e peşin olarak ödenir.

01 Haziran 2008 tarihine gelindiğinde Mehmet Bekir’e bir SMS göndererek kamyoneti teslim etmesini ister. Bunun üzerine Bekir Mehmet’e telefon ederek, kamyonetin Antalya’da Cemal’de olduğunu, zaten bu durumdan kendisini daha önceden haberdar ettiğini, kendisinin Cemal ile konuştuğunu ve Cemal’in Antalya’daki iş yerinden kamyoneti alabileceğini belirtir. Mehmet kamyonetin kendisine Ankara’da teslim edileceğini zannettiğini, Antalya’ya gitmek için ne keyfinin ne de zamanın bulunduğunu bildirerek bu teklifi kabul etmez. Aradan geçen günler zarfında taraflar arasındaki tartışmalar alevlenerek devam eder; ancak bir sonuca ulaşılamaz. Bekir kamyoneti Ankara’da teslim etme yükümlülüğünün bulunmadığı kanısındadır. Mehmet ise kamyonet kendisine Ankara’da teslim edilmesi konusunda ısrarlı olduğunu; aksi takdirde ödediği satım bedelinin kendisine iade edilmesi gerektiğini belirtir.

a) Sözleşme konusu kamyonetin ifa yeri neresidir? Neden? Gerekçeli olarak açıklayınız. (5 p.).

İfa yerinin neresi olduğu öncelikle tarafların anlaşmasına göre belirlenir. Olayda taraflar arasindaki sözleşmede ifa yerinin neresi olduğu konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle Borçlar Kanununun tamamlayıcı hükümleri devreye girecektir. Satım konusu ikinci el kamyonet bir parça borcudur. Borçlar kanununa göre parça borçlarının, sözleşmenin yapıldığı anda borç konusu şeyin bulunduğu yerde ifa edilmesi gerekir. Sözleşme yapıldığı anda kamyonet Antalya’da bulunduğu için, ifa yeri Antalya’dır.

b) Mehmet kamyonetin kendisine Ankara’da teslim edilmemesi üzerine ödediği satım bedelinin iadesini talep edebilir mi? Neden? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Mehmet satım bedelinin kendisine iadesini talep edemez. Satım bedelinin iadesini talep edebilmesi için Bekir’in borçlu temerrüdünde bulunması ve Mehmet’in bunun üzerine sözleşmeden dönme hakkını kullanması gerekir. Oysa olayda Bekir borçlu temerrüdüne düşmemiştir. Çünkü ifa yeri Antalya’dır ve Bekir borcunu Antalya’da ifaya hazır olduğunu Mehmet’e bildirmiştir. Mehmet’in Bekir tarafından yapılan usulüne uygun ifa önerisinin Mehmet tarafından haklı bir sebep olmaksızın reddedilmiş olması onu alacaklı temerrüdüne düşürecektir. Mehmet’in alacaklı temerrüdünde bulunması nedeniyle Bekir’in borçlu temerrüdüne düşmesi söz konusu olmayacaktır. Bekir borçlu temerrüdünde bulunmadığı için de Mehmet’in sözleşmeden dönmesi ve satım bedelinin iadesini talep etmesi söz konusu olmayacaktır.

c) Bekir kamyoneti teslim borcundan nasıl kurtulabilir? Gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.).

Bir önceki şıkta belirtildiği üzere Mehmet alacaklı temerrüdüne düşmüştür. Kamyoneti teslim borcu bulunan Bekir, onu tevdi ederek bu borcundan kurtulabilir. Çünkü alacaklı temerrüdü halinde bir şeyin(mal veya para) teslimine ilişkin borçlarda borçlunun borçlanılan şeyi tevdi etme hakkı mevcuttur. Tevdi yerini ifa yerindeki hakim belirler. Ticari eşya hakim kararı olmaksızın dahi bir ardiyeye tevdi edilebilir. Tevdi borçlunun borcundan kurtulması sonucunu doğurur

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?