Ceza Hukuku Genel Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları- AÜHF – 03.08.2018

Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2017-2018 Akademik yılı Ceza Hukuku Genel Hükümler Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları

1.Klasik Okul’a mensup düşünürler, hangi gerekçelerle ölüm cezasına karşıydılar? Kısaca  açıklayınız. (10 puan)

CEVAP: Ölüm cezasına karşı olanlar esasen şu argümanları ileri sürerler: Modern anlamda cezalandırma suçluyu rehabilite edip tekrar topluma kazandırmayı temel amaç haline getirdiğine göre, ölüm cezasının bu amacı gerçekleştirmesi imkânsızdır. İlkel bir cezalandırma yöntemidir ve insan yaşamını sona erdirerek ıslahtan bahsedilemez. Ölüm cezasının uygulanmasının suç oranlarını azaltmadığı bilinmektedir. Ölüm cezası gerçekte “ceza” olarak nitelendirilemez, çünkü devlet eliyle insan öldürme ceza olmaktan uzaktır, devletin kan davası güttüğü fikrini akla getirmektedir ve insan onuruna aykırıdır. En önemlisi herhangi bir adli hata yapıldığında bu hatadan dönmek mümkün değildir.

Ancak, soruda tüm bu argümanlar değil, özellikle Klasik Okul mensuplarının ileri sürdükleri  argümanlar sorulmaktadır. Klasik Okul’a mensup olan Beccaria hiçbir yurttaşın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olmadığını ve bu nedenle de bu hakkını “sosyal sözleşme” ile devlete terk edemeyeceğini savunuyordu. Bentham ise daha pragmatik bir yaklaşımla, ölüm cezasının, jüri üyelerinin insancıl nedenlerle daha yumuşak davranmalarına yol açtığını ve bu şekilde hukuku alt-üst ettiğini; aynı mantıkla, tanıkların da yalan şahadette bulunacaklarını söylüyordu.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Ölüm cezasına karşı olanların argümanlarından söz edip, Beccaria ve Bentham’a değinilmemesi. Asıl istenen de bu düşünürlere ait düşüncelerdi.

2.Pakistanlı P, “hırsızlık” ve “mala zarar verme” suçlarını işleyip ülkesinden Türkiye’ye kaçar ve Ankara’ya yerleşir. Pakistan Adalet Bakanlığı bu suçlardan dolayı Türkiye’den P’nin iadesini talep eder.  İade talebi, Türkiye’nin İslamabad Büyükelçiliği’nden bir personelin de duruşmaları izlemesi koşuluyla kabul edilir. İade edilen P’nin yargılanmasına hemen başlanır. Duruşmayı izleyen Büyükelçilik çalışanı T, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na bir kripto çekerek P’nin hırsızlık ve mala zarar verme suçu yanında, hırsızlık suçu sonrasında kaçarken işlediği “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan da yargılandığını bildirir. Olayı değerlendiriniz. (10 puan)

CEVAP:  “İadede ihtisas ilkesi” ne göre;  geri verme halinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir. (Uluslararası Adli İşbirliği Kn. m. 10-4). O nedenle P’nin iade kararında yer almayan bir suçtan yargılanması mümkün değildir.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: İlkeden söz edilmemesi.

3. a) Devlet Üniversitesi olan (X) Üniversitesi Senatosu, kütüphaneden aldığı kitabı iade etmekte geciken öğrencilere,  gecikilen her gün için 3 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir. (X) Üniversitesi, böyle bir karar alabilir mi? Neden? (5 p.)      b) TCK’nın 3. maddesinde “Suç işleyen kişi hakkında, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” ifadesi yer almaktadır. Bu düzenlemenin yerindeliğini güvenlik tedbirleri bakımından değerlendiriniz? (5 p.)   (10  puan)

CEVAP: a) Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesi, hem adli hem de idari cezalar için geçerlidir. Dolayısıyla Üniversite aldığı bir idari kararla, bir fiile karşılık ceza öngöremez. Nitekim TCK’nın 2/2. maddesinde, idarenin düzenleyici işlemle suç ve ceza koyamayacağı, açıkça düzenlenmiştir. Burada geçen ceza ibaresi, idari cezaları da kapsamaktadır.

b) Güvenlik tedbirleri, kişilere tehlikeli oldukları için uygulanan tedbirlerdir. Dolayısıyla bu tedbirlerin uygulanmasından fiilin ağırlığı değil, kişinin tehlikeliliği dikkate alınmalıdır.

YAPILAN  TEMEL HATALAR a) İdarenin bu tür bir karar alabileceğinin kabul edilmesi. Buna gerekçe olarak kütüphanecilik hizmetinin verilmesi için böyle bir cezanın gerekli olması gösterilmiştir. idari cezanın da diğer cezalar gibi bir tür “ceza” olduğunu kavranmadığı görülmektedir. 

b)Öğrencilerin önemli bir bölümü (b) şıkkını (a) şıkkının bir devamı olarak algılama hatasına düşmüştür. Oysa soruda bu konuda bir veri olmadığı gibi, (a) şıkkında sorulan hukuki kurumla, (b) şıkkında sorulan hukuki kurum birbiriyle ilgili değildir. Bu öğrencilerin bir kısmı, idari para cezasının bir güvenlik tedbiri olduğunu zannetmektedir. Bunun dışında güvenlik tedbiri ile koruma tedbiri kavramlarını karıştıranlar da olmuştur.

4.“… gündüz meskun mahalde, sanığın, idaresindeki yolcu minibüsü ile … sarı ışıkta geçiş yaparak geldiği Valilik kavşağında kırmızı ışık ihlali ile geçişine devam edip olay yeri olan Sanayi kavşağına … 100 km üzerinde bir hızla gelip, burada kendi yönüne yanan kırmızı ışıkta, minibüsün ön koltuğunda yolcu olarak bulunan X.’in … motosikletlinin yola çıktığı uyarısına rağmen, hızını azaltmadan geçişine devam ettiği sırada, … yeşil ışıkta kavşağa giriş yapan ölenin motosikletine çarparak motosikleti 60 metre sürüklemesi ve çarpma noktasından itibaren 120 metre sonra durduğu ve motosiklet sürücüsünün ölümü ile sonuçlanan olayda,…” (12. CD.  08.03.2017 277/1801) Yargıtay kararına konu olan olayı “manevi unsur” ve “ceza” açısından değerlendiriniz. Ölen kişi sanığın kuzeni olmuş olsaydı, değerlendirmeniz değişir miydi? (15 puan)

CEVAP: Meskûn mahalde defalarca kural ihlali yapan ve motosikletli bir kişinin yola çıktığı uyarısına rağmen aldırmayıp, hızını azaltmadan yola devam eden minibüs şoförünün ortaya çıkabilecek sonuçları göze aldığını, yani olayda olası kastın (dolaylı/muhtemel kast) bulunduğunu söylemek mümkündür. Bilinçli taksir bu koşullarda çok düşük bir olasılıktır. Failin kusurluluk durumu, dış dünyaya yansıyan olaylardan yola çıkılarak değerlendirilir. Bu olayda bilinçli taksir değerlendirmesi de yapılabilir ancak basit taksir hiçbir şekilde söz konusu değildir.

            Ölen kişinin sanığın kuzeni olması halinde, olası kastta hiçbir “özel” cezai indirim ya da artırım nedeni olmazken; bilinçli taksir durumunda TCK m. 22/6 gereği, cezada indirim yapılması mümkündür.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bir olasılık olarak muhtemel kasta ya da bilinçli taksire hiç değinilmemesi ve TCK m. 22/6’dan söz edilmemesi.

5. “… sanığın … araçları yakarak zarar verdiği gerekçesiyle zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca ceza tayin edilmiş ise de; … sanığın, suç tarihinde saat 01.30 – 01.59 aralığında araçları yaktığının anlaşılması karşısında, sanığın aynı zaman dilimi içerisinde sayılacak eylemleri nedeniyle tek bir suç oluştuğu gözetilmeksizin zincirleme suç oluştuğu değerlendirmesiyle fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden …” (15. CD. 18.09.2017  27708/18513) Araçların aynı kişiye ve farklı kişilere ait olması olasılıklarına göre, Yargıtay kararını değerlendiriniz. (10 puan)

CEVAP: Aynı kişiye ait birden fazla aracın çok kısa zaman aralıklarıyla yakılması durumunda tek hareket ve tek suç vardır. Maddi konunun birden çok olması suç sayısını artırmaz. Aynı hedefe yönelik birden fazla davranış, zaman aralığının kısa olması şartıyla tek harekete ve tek suça vücut verir. Zincirleme suçtan söz edilebilmesi için, öncelikle suç sayısının birden fazla olması gerekir. (TCK m. 43/1)

Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da zincirleme suçtan söz edilir. Olayda araçlar farklı kişilere aitse, hareketin ve fiilin tekliğinden söz edebilmek çok zordur. Eğer tek bir fiil (doğrusu hareket) olduğu kabul edilirse, diğer şartların da oluşması halinde zincirleme suç olabilir. Bu olasılıkta açıklamanın sağlam bir zemine dayanması koşuluyla, verilen her iki cevap da kabul edilmiştir.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Araçların aynı kişiye ait olmasını, hiçbir tartışma yapmadan zincirleme suç olarak değerlendirmek. Araçların farklı kişilere ait olmasını tek suç saymak. Hiçbir açıklama yapmadan yani fiilin tekliği konusunda bir değerlendirmede bulunmadan, zincirleme suç olduğunu kabul etmek.

6.Karpuz Üreticileri Derneği” başkanı Veli,Karpuz Satıcıları Derneği” başkanı Ali’yle işbirliği halinde, hileyle üreticiden karpuzun çok ucuza alınıp, pahalı satılmasını sağlayarak önemli miktarda kazanç elde etmektedir. Durumu öğrenen karpuz üreticisi Hasan, protesto amacıyla bir kamyon karpuzu Veli’nin evinin önüne döker ve “üreticiyiz, haklıyız, kazanacağız!” diye bağırmaya başlar. Bununla yetinmeyen Hasan, büyük bir karpuzu, evden eşiyle birlikte çıkan Veli’ye fırlatır ancak Veli’nin eğilmesi üzerine karpuz, eşi Halime’nin başına isabet eder ve yere düşen Halime’nin kolu kırılır. Bir karpuz daha alıp Veli’ye atmak üzereyken, sesleri duyup gelen Veli’nin oğlu Halil, eline geçirdiği büyükçe bir taşı Hasan’a atar ve omuzuna gelen taşın etkisiyle yere düşüp başını kaldırıma çarpan Hasan bir süre baygın kalır. Halil, ambulans çağırarak annesini ve Hasan’ı hastaneye götürür. Yapılan tetkiklerde, Hasan’ın beyin kanaması geçirdiği ve hastaneye yetiştirilmeseydi, kısa bir süre içinde öleceği anlaşılır. a) Hasan’ın (15 p.) ve b) Halil’in (5 p.) cezai sorumluluklarını değerlendiriniz. (20 puan)

CEVAP: a) Hasan’ın, Veli’nin evinin önünde bağırması, protestoda bulunması, TCK m. 26/1 anlamında, ifade özgürlüğünün bir sonucu olarak, hakkın kullanımıdır.

Veli aracılık yaparken “hileyle” karpuz üreticilerinin zarar yapmasına yol açmaktadır, dolayısıyla “haksız” bir harekette bulunmaktadır.  Hasan, haksız tahrikten yararlanır.

Olayda “tek neticeli isabette sapma” vardır. Veli’yi yaralamaya teşebbüsten, Halime bakımından da olası kast, bilinçli taksir ya da taksirle yaralamadan sorumludur.

Veli’ye tekrar karpuz atmaya çalışması, yeni bir yaralamaya teşebbüs sayılamaz. Zaman aralığı kısa ve hedef aynı olduğu için, tek bir yaralamaya teşebbüs vardır.

Veli’ye karşı işlenen suçtan dolayı, haksız tahrikten yararlanır.

b) Halil üçüncü kişi lehine meşru müdafaada bulunmaktadır, fiili suç teşkil etmez. Ortada herhangi bir suç olmadığı için, gönüllü vazgeçmeden de söz edilemez.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: TCK m. 26/1’den söz edilmemesi.

Haksız tahrikten söz edilmemesi ya da haksız tahrikin bulunmadığının söylenmesi.

Tek neticeli suçta sapma ya da çift neticeli sapma denmesi.

Hasan’ın ikinci karpuzu atmaya çalışmasını ayrı bir suç olarak değerlendirmek.

Zaruret halinin varlığını kabul etmek.

Meşru müdafaanın kabul edilmesine rağmen, gönüllü vazgeçmenin olduğunu söylemek.

7. Murat’la evlilik dışı ilişkisi sonucu hamile kalan Ayşe, Murat’ın ısrarlarına rağmen 14 haftalık bebeğini aldırmaz ve bebek 8 aylıkken erken doğum yapar. Sakat doğan bebeğin sorumluluğunu hiçbir şekilde almak istemeyen Murat, Ayşe’ye hastaneden çıkınca bebeği öldürmesini söyler. Ayşe kabul eder fakat Murat, bu konuda Ayşe’ye güvenmemektedir.  Bir gece hastabakıcı kılığında erken doğum ünitesine giren Murat, kendi çocuğu zannettiği bir başka bebeği boğarak öldürür. Murat hemen şehir dışına kaçar ve bebeği kimin öldürdüğü anlaşılamaz. Olaylardan habersiz olan Ayşe birkaç gün sonra hastaneden çıkar. Murat’ın daha önce yaptığı telkinlerin etkisiyle bebeği bir dağın tepesinden denize atar. Ayşe bebeğin boğularak ölmesini istemiştir fakat bebek başının kayalara çarpması sonucu ölür. Olayda a) Murat’ın (15 p.) ve b) Ayşe’nin (10 p.) cezai sorumluluklarını değerlendiriniz. (25 puan

CEVAP: a) Murat’ın bebeği aldırması için Ayşe’ye ısrar etmesi, Ayşe harekete geçmediği için suç oluşturmaz.

Murat bebeği öldürmesi için Ayşe’yi azmettirmiştir ve Ayşe’nin işlediği suçtan sorumludur.

Murat “şahısta hata” yaparak kendi bebeği yerine başka bir bebeği öldürmüştür.

Şahısta hata durumunda “şahsi” nitelik taşıyan cezayı ağırlaştıran nedenler uygulanmaz. Yani kendi bebeğini (altsoy)  (m. 82/1-d) öldürmüş gibi cezalandırılamaz ancak fiile ilişkin ağırlaştırıcı nedenler uygulanır. Tasarlama (m. 82/1-a) fiile ilişkindir ve ceza ağırlaştırılır. Ayrıca “çocuk” öldürmek (m. 82/1-e) başka bir ağırlaştırıcı nedendir.

b) Ayşe olanlardan habersizdir ve Murat’ın azmettirmesinin etkisiyle çocuğunu öldürmüştür. Altsoya ve tasarlamaya ilişkin ağırlaştırıcı nedenler uygulanır.

Olayda “nedensellik bağında sapma” vardır ve bu sapmanın hiçbir hukuksal değeri yoktur. Yeni bir nedensel seri başlamamıştır.

YAPILAN  TEMEL HATALAR

Bebeğin aldırılması konusundaki ısrarların hukuki değerlendirmesini yapmamak.

Ayşe’nin işlediği suç bakımından Murat’ın sorumluluğunu değerlendirmemek ya da Murat’ı sorumlu görmemek.

Tek neticeli şahısta sapma … demek. Taksirli insan öldürmekten söz etmek.

Şahısta hata durumunda, fiile ve şahsa ilişkin ağırlaştırıcı nedenlerin nasıl uygulanacağına değinmemek.

Nedensellik bağında sapmadan söz etmemek.

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?