Ceza Hukuku Genel Final Sınavı Soru ve Cevapları- AÜHF – 26.06.2018

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2-A Sınıfı 2017-2018 Akademik yılı Ceza Hukuku Genel Hükümler Final Sınavı Soru ve Cevapları

MERHABA    ARKADAŞLAR…

            Final sınavında geçme oranı %65‘in üzerinde oldu. Oldukça yüksek olan bu oran, önemli miktarda not eklemesi yapılmış olması nedeniyle, esasında gerçeği yansıtmamaktadır.

            Geçme notu 60 olarak belirlendi.  Vizesi yüksek (60 ve üzeri) olan bir öğrenci finalde en az 53-54 alamadıysa kaldı. 53-54 puan alan öğrencinin notu 60’a çıkarılarak tamamlandı. Vizesi en az 40 olan bir öğrenci 60 aldığında, notu yukarı çekilerek geçirildi.

            Puanlar 50-55 arasında yoğunlaştı.  90 ve üzeri puan alan öğrenci sayısı birkaçı geçemedi. Bunun sebebi çok büyük ihtimalle ikinci dönemin yarısından itibaren derslere devam edilmemesi, zamanında çalışılmaması, pratik çalışmalara hazırlıklı gelinmemesi, soruların dikkatli okunmaması ve vize notlarının yüksek olmasına güvenilmesidir.

            Notlarına itiraz eden arkadaşlarımın aşağıdaki cevap anahtarını dikkatle okumalarını, özellikle rica ediyorum. 

            Bütünleme sınavına kalanlara başarılar diliyorum.

            İyi tatiller…

                                                                                          Prof. Dr. Türkan YALÇIN

1. “… özgürlük  olmadan yaşanabilir, pekala özgürlükten vazgeçilebilir. İşin aslı, korkuyla yaşayan yurttaşların ilk vazgeçtikleri şeydir özgürlük. O kadar ki neredeyse özgürlüklerinden olmak için, özgürlüklerinin ellerinden alınması için, gözlerinin önünden ilelebet uzaklaştırılması, resimlerde bile görünmemesi için davetiye çıkarırlar, alkış tutarlar bunu yapacak olana…” (Javier Marias, Acı Bir Başlangıç Bu (Çev. Seda Ersavcı), YKY, 2018, s. 35.) Yazarın tasvir ettiği “yurttaş” tipini yaratan bir sistemin sahip olduğu ceza hukukunun adını ve beş önemli özelliğini yazınız. (10 puan)

CEVAP: Böyle bir yurttaş tipini yaratan devletin ceza hukuku “baskıcı”dır. Baskıcı ceza hukukunda, devlet ön plandadır ve kutsaldır. Resmi ideolojiye dayanmayan düşüncelere hayat hakkı tanınmaz, dolayısıyla ifade özgürlüğü yoktur. Yargı siyasallaşmıştır. Geçmişte “mutlakiyetçi” düzenlerde, günümüzde totaliter devletlerde görülür. Ancak kendisini demokratik olarak nitelendiren bir devlet de bu ceza hukukunun özelliklerini taşıyabilir. Suçlar fazla ayrıntılıdır, belirlilik/güvenlik ilkesi söz konusu değildir ve yargıç suç yaratabilir.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bu soru hemen hemen bütün öğrenciler tarafından doğru cevaplandırılmıştır. Birkaç öğrencimiz; ayrıcalıkçı, özgürlükçü, pozitivist ceza hukuku cevabını vermiştir. Baskıcı ceza hukukunun asli özelliklerinden olan; resmi ideolojiye dayanması, yargının siyasallaşması ve ifade özgürlüğünün olmaması konularına yer vermeyen öğrencilere, tam puan verilmemiştir.

2.  Afrika ülkesi olan Ruanda‘nın Bugesera şehrinin Nyamata kasabasında, Tutsi etnik grubuna mensup yaklaşık 59.000 kişiden 50.000’i, 1994 Nisan’ında askerler ve milis güçler tarafından katledilir. Faillerin bir kısmı soykırım suçundan mahkûm olur. Katliamın ardından izini kaybettiren milis güçlerin liderlerinden (L), 24 yıl sonra Türkiye’ye gelince, Ruanda hükümeti iade talebinde bulunur. Bu talep, iki ülke arasında iade anlaşması olmadığı gerekçesiyle reddedilir. İade talebi reddedilen (L) hakkında, Türkiye’de yargılama yapılabilir mi? Gerekçeli olarak belirtiniz. (10 puan)

CEVAP: TCK m. 13/1(a)‘ya göre TCK İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar vatandaş ya da yabancı tarafından yabancı ülkede işlendiğinde Türk kanunları uygulanır. Bu düzenleme “evrensellik ilkesi“ni içermektedir. (L)’nin işlediği iddia edilen suç olan soykırım bu fıkra kapsamında olduğundan (L) Türkiye’de yargılanabilir. Ancak bunun için TCK m.13/2‘ye göre Adalet Bakanı‘nın talebi gerekir. 

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Evrensellik ilkesi“nden söz edilmemesi.

13. maddeden söz edilmeyip, 11. ve 12. maddeye göre çözüm aranması.

 13. maddeden söz edilmesine rağmen, Adalet Bakanı’nın “talep”te bulunması zorunluluğuna değinilmemesi.

3. 14 yaşındaki Ahmet, kasap Orhan‘ın dükkânının önünde oturup etrafı seyretmekte olan Orhan’ın köpeğine, büyük bir taş atarak köpeği başından yaralar. Bir iple ağaca bağlanmış olan köpek, Ahmet tekrar taş atmaya hazırlanırken, ipini koparıp Ahmet’e doğru koşmaya başlar. Çok korkan Ahmet, yol kenarına park edilmiş olan Murat‘ın arabasının üzerine çıkmaya çalışırken, bir camı kırar ve arabanın üst kısmında da önemli hasar oluşur. Ahmet’in cezai sorumluluğunu değerlendiriniz. (10 puan)

     CEVAP: Sorudan net olarak anlaşılacağı gibi,Orhan köpeğin sahibidir ve köpeğe verilen zarar “suç”tur. (Mala zarar verme: TCK. m 151) Ahmet, kendisine yönelik hiçbir saldırı yokken köpeğe zarar vermiştir. Ahmet’in tekrar taş atmaya çalışması “teşebbüs” olmaz, suç zaten tamamlanmıştır. Ahmet, tehlikeyi kendi kusurlu hareketiyle yarattığı için, arabaya verdiği zarar nedeniyle “zorunluluk hali”nden (m. 25/2) yararlanamaz. Köpeğe verilen zararla, arabaya verilen zarar arasında “zincirleme suç” ilişkisi yoktur. Ahmet 12 yaşını tamamlamıştır ancak 15’ten küçüktür. TCK’nın 31/2. maddesine göre güvenlik tedbiri ya da ceza uygulanır.

     YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bu soruya verilen cevaplar gerçekten çok şaşırtıcı…

Köpek meşru savunmadan yararlanır.

Ahmet attığı ilk taşla “mala zarar verme” suçunu tamamlamıştır. Ancak köpeğe tekrar taş atmak istemesi teşebbüstür ve iki suç zincirleme suçu oluşturur.

Ahmet zorunluluk halinden faydalanır, çünkü yaşı küçüktür.

Köpeğin saldırısı karşısında Ahmet meşru savunma durumundadır.

Köpeğin ipi koptuğuna göre, bütün bu olanlardan Orhan sorumludur.

Yaşı küçük olduğu için Ahmet’e ceza verilmez, sadece güvenlik tedbiri uygulanır.

Araba yanlış yere park edildiği için, sahibi kusurludur…

4. Hakaret suçundan yargılanan Osman 3.000 TL “adli para cezası”na ve yargılama giderlerini ödemeye mahkûm olmuştur. Para cezasını 500’er TL’lik 6 eşit taksit halinde ödemesine karar verilen Osman, yargılama giderlerini ödememiş ve para cezasının ikinci taksidini ödedikten sonra ölmüştür. Osman’ın tek mirasçısı oğlu Mehmet’tir. a) Yargılama giderleri ve adli para cezasının ödenmeyen kısmı Mehmet’ten talep edilebilir mi? Gerekçeli ve mevzuatta dayanak göstererek açıklayınız.  (5 p.) b) Osman ölmeden önce, Osman’ın fiilini de kapsayan bir özel af kanunu çıksaydı, önceki soruya verdiğiniz cevap değişir miydi? Özel affın hukuki etkisini açıklayarak tartışınız. (5 p.)    (10 puan)

CEVAP: a) Anayasa’nın 38/7, TCK’nın 20. maddesi uyarınca (birinin yazılması yeterlidir) ceza sorumluluğu şahsidir. Bu ilkenin sonucu olarak, para cezası infaz edilmeden hükümlü ölürse, bu para mirasçılardan istenemez. Buna karşın yargılama gideri kamu alacağı statüsünde olup, mirasçıdan talep edilmesi mümkündür.

YAPILAN  TEMEL HATALAR:

Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun bu soruyu doğru cevapladığı görülmektedir. En yaygın hata, yargılama giderlerinin de cezaların şahsiliği nedeniyle talep edilemeyeceğinin söylenmesidir.

CEVAP: b) TCK’nın 65/2. maddesi uyarınca “özel af” genel aftan farklı olarak etkisini yalnızca hapis cezaları üzerinde gösterir. Dolayısıyla özel af kanunu çıkması,  Osman’ın durumunu etkilemezdi.

     YAPILAN  TEMEL HATALAR:

Bu soruyu yanlış yapma oranı diğer soruya göre daha yüksektir. Adli para cezasında, para cezası yaptırımın kendisidir. Bir hak yoksunluğu değildir. Öğrencilerin bir kısmı gerekli olmadığı halde burada, hak yoksunluğu bağlamında tartışmalara girmişlerdir. Bu öğrencilerin bir kısmının para cezasını bir hak yoksunluğu zannettiği anlaşılmaktadır ki bu temel bir hatadır.

Bir başka temel hata özel affın belirli kişi veya suçlarla ilgili olduğunun söylenmesidir. Oysa genel-özel af ayrımı suçun hukuki sonuçlarına göre yapılan bir ayrımdır.

Not: Bu soru Dr. Fahri Gökçen TANER tarafından hazırlanıp, değerlendirilmiştir.

5. Ekonomik kriz nedeniyle fabrikadaki işinden çıkarılan Selim, patronu Yasin’den intikam almak için Yasin’in evinin önünde park ettiği lüks otomobilinin tekerlerini patlatır. Ertesi gün fabrikanın garajındaki iş araçlarının iki tanesine taş atarak camlarını kırar ve üçüncü araca da taş atmak üzereyken,  fabrikada güvenlik görevlisi olan Kerem tarafından engellenir. Selim, görülmüş ve engellenmiş olmanın yarattığı kızgınlıkla, taşlardan birini Kerem’in bacağına fırlatır. Dengesini kaybeden Kerem, başını duvara çarpar ve beyin kanaması geçirerek ölür. Olayı değerlendiriniz. (20 puan)

CEVAP: Selim ekonomik kriz nedeniyle işten çıkarıldığı için, “haksız eylem”den söz edilemez ve Selim gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle “haksız tahrik”ten yararlanamaz.

 Not: Eylemin haksız olup olmadığı noktasında tereddüt yaşamaya gerek yok, böyle bir durum olsaydı, soruda mutlaka belirtilirdi.

Selim önce Yasin’in otomobiline, ertesi gün de Yasin’in patronu olduğu fabrikanın araçlarına zarar vermiştir. Araya zaman girdiği için iki ayrı “mala zarar verme” suçu işlenmiştir ve bu suçlar arasında “zincirleme suç” ilişkisi vardır. Aynı mağdura karşı, farklı zamanlarda, aynı suç birden fazla işlenmiştir ve Selim “intikam” saikiyle (aynı suç işleme kararı) hareket etmiştir. TCK’nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç oluşmuştur.

Not: Fabrikadaki araçlar başkasına ait olsaydı, soruda mutlaka belirtilirdi.

Kerem’in, Selim’i engellemeye çalışması hukuka uygundur ve Selim lehine ne haksız tahrik ne de meşru savunma söz konusu olur.

Selim taşı Kerem’in bacağına atmıştır. Dolayısıyla öldürme değil, yaralama kastıyla hareket etmektedir. Bu noktada TCK m. 23 anlamında “netice sebebiyle ağırlaşmış suç”tan söz etmek gerekir.  Failin yaralama kastıyla hareket ettiği ancak sonucun “ölüm” olduğu durum, TCK’nın 87/4. maddesinde düzenlenmiştir. Selim’in sorumluluğu bu çerçevede değerlendirilir.

YAPILAN  TEMEL HATALAR:  Bu soru pek çok açıdan yanlış cevaplandırılmıştır.

Selim’in işten çıkarılması haksızdır o nedenle haksız tahrikten yararlanır.

Selim haksız tahrikten yararlanabilirdi ancak “intikam” saikiyle hareket ettiği için yararlanamaz.

Selim haksız tahrikten yararlanabilirdi ancak eylemlerin kişiye yönelmesi gerekirdi, mala yönelik eylemleri nedeniyle haksız tahrikten yararlanamaz.

Selim araba sayısı kadar mala zarar verme suçu işlemiştir.

Suçlar arasında zaman aralığı olmadığı için tek bir suç vardır.

İki mala zarar suçu, bir de teşebbüs vardır.  Bu hata çok fazla yapılmıştır.

İki ayrı suç vardır ancak intikam saikiyle hareket ettiği için zincirleme suç olmaz.

Zincirleme suçun TCK m. 43/2’de düzenlenen şekli gerçekleşmiştir.

Kerem zaruret halinden faydalanır.!!!

Selim, Kerem bakımından nitelikli adam öldürme (TCK m. 82/1-h, i) suçundan sorumludur.

Selim, taksirli ya da muhtemel kastla adam öldürmeden sorumludur.

Selim TCK m. 23’e göre sorumludur. (TCK m. 87/4’ten söz edilmemesi önemli bir eksikliktir. Aynı şekilde m. 87/4’ten söz edip, m. 23’ten söz edilmemesi eksikliktir.)

Selim kasıtlı öldürmeye teşebbüs ve netice sebebiyle ağırlaşmış öldürmeden sorumludur.

6. Milletvekili Kenan, yapılacak seçimlerde yeniden milletvekili adayı olmuş ve aynı şehirden bağımsız aday olan Murat tarafından Kenan aleyhine büyük bir kampanya başlatılmıştır. Murat, dağıttığı broşürlerde “Sadece kendi menfaati için çalışan, sadece yandaşlarına iş bulan, ağaçlarımıza kadar el uzatanlara şehrimizi teslim etmeyelim!” şeklinde ifadeler kullanır. Seçim sonucunda Murat milletvekili olur fakat Kenan seçilemez. Bu sonuçtan Murat’ı sorumlu tutan Kenan, ofisinde çalışan 17 yaşındaki Ali ve 16 yaşındaki Can’a “Bu adama haddini siz bildireceksiniz, haydi aslanlar!” diyerek silah verir. Üçünün birlikte yaptıkları plana göre; Murat’ın tek başına yaşadığı villa tipi evine Ali meşale atacak ve Murat yanarak ölecek ya da evden çıkmaya çalışırsa ateş edilecektir. Can ise gözcülük yapıp aynı zamanda olaydan sonra kaçacakları arabayı kullanacaktır. Bir gece, cesaret kazanmak için önemli miktarda alkol alan Ali ve Can, Murat’ın evinin yakınlarına geldiklerinde, AliBu işten bizim menfaatimiz ne? Araba oradaysa teybi çalarız!” der ve Can razı olur.

Ali eve meşale atmaktan vazgeçip, evin etrafına benzin dökerek yakar ve ev yanarken bağırarak dışarı çıkan kişiye ateş eder. Daha sonra kapının önünde duran arabanın camını kırarak teybi alır. Evin alevler içinde kaldığını gören ve silah sesini duyan Can, çok korkup olay yerinden arabayla kaçtığı için, Ali eve yürüyerek döner. Ertesi gün anlaşılır ki, Ali’nin ateş ettiği kişi Murat’ın evinde kalan kardeşi Semih’tir ve Semih komşu villadakilerin müdahalesiyle kurtarılmıştır. Çalınan teyp ise bozuktur ve tamire ihtiyacı vardır. Olayda, a) Kenan (20 p.) b) Ali (10 p.)ve c) Can’ın (10 p.)sorumluluklarını değerlendiriniz. (40 puan) 

CEVAP:

  1. KENAN milletvekili seçilemediği için dokunulmazlık ya da sorumsuzluk söz konusu olmaz.

Kenan haksız tahrikten yararlanamaz çünkü Murat’ın haksız bir eylemi yoktur. Murat, TCK m. 26/1 anlamında “hakkını” kullanmaktadır. Sözleri ifade özgürlüğü bağlamında, eleştiri hakkı kapsamındadır.

Kenan, 18 yaşından küçük olan Ali ve Can’ı tasarlayarak öldürme suçuna (m. 82/1-a) ve “mala zarar verme” suçuna azmettirmiştir. Çocukların suça azmettirilmesi durumunda ceza ağırlaştırılır (m. 38/2).

Kenan aynı zamanda çocuklara silah vererek “yardım” etmiştir (m. 39/2-b) Kişi suça birden fazla biçimde iştirak ettiğinde, ağır olan şeklinin cezası verilir.

Suçun işlenme biçiminin değişmesi şeriklerin cezai sorumluluğunu etkilemez. O nedenle evin benzin dökülerek yakılması, Kenan’ın sorumluluğu açısından önem taşımaz

“Şahısta hata” nedeniyle başka bir kişiye ateş edilmesi cezai sorumluluğu etkilemez. Kenan tasarlayarak öldürmeye teşebbüsten ve evin yakılması nedeniyle mala zarar verme suçundan sorumludur.

Tasarlama “objektif” bir nedendir ve şahısta hata durumunda da ceza ağırlaştırılır.

Kararlaştırılan suçlar dışındaki suçlardan sorumlu değildir.

          YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bu soru pek çok açıdan yanlış cevaplandırılmıştır.

          Kenan milletvekilidir ve değerlendirmeler buna göre yapılmalıdır.

          Kenan haksız tahrikten faydalanır, Murat hakaret etmiştir.

Kenan haksız tahrikten faydalanamaz denmesi ancak gerekçe belirtilmemesi yani TCK m. 26/1 ve eleştiri hakkından söz edilmemesi önemli bir eksikliktir.

Kenan haksız tahrikten faydalanamaz çünkü işlediği suçlar oransızdır.

Suçun işlenme biçimi değişmiş, iştirak iradesinin dışına çıkılmıştır. Mala zarar verme ve öldürmeye teşebbüsten sorumlu değildir. Azmettirmeden sorumludur.

Azmettirmeden sorumludur denmiş ancak nitelikli şeklinden söz edilmemiş olması ve yardım etmenin görülmemesi önemli bir eksikliktir. Her ikisinden söz edildiğinde de, ağır olan, azmettirmeden cezalandırılacağının mutlaka belirtilmesi gerekir.

Şahısta hata nedeniyle, öldürmenin basit şekline teşebbüsten sorumludur.

  • ALİ, fail durumundadır vesuçun işlenme biçiminin değişmesi cezai sorumluluğunu etkilemez.

Şahısta hata yapmıştır; kararlaştırılan, tasarlayarak öldürmeye teşebbüsten ve mala zarar verme suçundan sorumludur.

Arabanın camını kırarak mala zarar verme suçunu ve teybi çalarak hırsızlık suçunu işlemiştir. Her iki suçtan da fail sıfatıyla sorumludur. Teybin bozuk olması işlenemez suça vücut vermez ancak malın değerinin azlığı nedeniyle hafifletici nedenden faydalanabilir (m. 30/2)

İradi olarak alkol almıştır, cezası azaltılmaz ve burada sebebinde serbest hareketli suç vardır.

Yaş küçüklüğü nedeniyle cezası azaltılır (m. 31/3).

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bu soru pek çok açıdan yanlış cevaplandırılmıştır.

Ali, yardım edendir.

Tek neticeli isabette sapma vardır. Tek neticeli suçta sapma vardır. Haksız tahrikten faydalanır.

Şahısta hata vardır ancak tasarlama nedeniyle ceza artırılmaz, çünkü başka kişiye karşı suç işlenmiştir.

Ali, can’ı azmettirmiştir.

Sebebinde serbest hareketli suç ve yaş küçüklüğünden hiç söz edilmemiş olması çok önemli bir eksikliktir.

  • CAN, öldürmeye teşebbüs ve evin yakılması bakımından yardım eden durumundadır.

Aynı şekilde arabanın camının kırılması ve teybin çalınması bakımından yardım edendir.

İradi olarak alkol almıştır, cezası azaltılmaz ve burada sebebinde serbest hareketli suç vardır.

Yaş küçüklüğü nedeniyle cezası azaltılır (m. 31/3)

Can’ın olay yerinden korkup kaçması gönüllü vazgeçme değildir. Diğer hususlar (ortakları vazgeçirme vs.) bir yana zaten kendi serbest iradesiyle gitmemiştir.

YAPILAN  TEMEL HATALAR: Bu soru pek çok açıdan yanlış cevaplandırılmıştır.

Can, suçların failidir, yardım eden değildir.

Tek neticeli isabette sapma vardır. Tek neticeli suçta sapma vardır. Haksız tahrikten faydalanır.

Şahısta hata vardır ancak tasarlama nedeniyle ceza artırılmaz, çünkü başka kişiye karşı suç işlenmiştir.

Gönüllü vazgeçmeden faydalanır.

Gönüllü vazgeçme yoktur çünkü diğer ortakları engellemesi gerekirdi (oysa burada söylenmesi gereken, kendi iradesiyle vazgeçmediği için gönüllü vazgeçmenin olmadığıdır.)

Sebebinde serbest hareketli suç ve yaş küçüklüğünden hiç söz edilmemiş olması çok önemli bir eksikliktir.

Düşüncelerinizi duymaktan mutluluk duyarız

Yorumda Bulunun!

Yeni Üyelik Kaydı
İsim - Soyisim (gerekli)
Short Description
Long Description
Cinsiyet (gerekli)
Doğum Tarihi (gerekli)
Şehir
Meslek (gerekli)
Okunan/Bitirilen Hukuk Fakültesi (gerekli)
Hakkında

Üye hakkında, kısa, biyografik bilgi

Şifreyi Sıfırla