Ceza Muhakemesi Hukuku – Hakimin Reddi – Pratik Çalışmalar – 2 – 2012-2013

Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2012-2013 öğretim yılı pratik çalışmaları

Olay 1:

Yağma suçundan sanık S hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava sırasında, suçtan zarar gören Z, davaya katılan olarak kabulünü talep eder. Katılma talebi kabul edildikten iki ay sonra, Z’nin kızı K’nin mahkeme heyeti üyelerinden H’nin oğlu O ile samimi fotoğrafları magazin basınında yer alır. Bunun üzerine sanık müdafii M, bir dilekçe ile mahkemeye başvurarak, H’nin artık tarafsız olamayacağını ifade eder ve heyetten çekilmesini talep eder. H olmaksızın toplanan mahkemenin diğer iki üyesi M’nin talebini tartışır. Üyelerden birisi H’nin tarafsızlığının şüpheye düştüğü kanaatine ulaşır. Ancak diğer üye bu görüşü paylaşmaz ve talebin reddine karar verilir. Verilen kararın hukuka aykırı olduğunu düşünen M, mahkemeye yeni bir dilekçe vererek ilk dilekçesindeki hususları ve verilen kararın neden hatalı olduğunu anlatsa da mahkeme daha önce verdiği kararı hatırlatarak talebi geri çevirir.

Sorular:

  1. M tarafından ileri sürülen iddia ne anlama gelmektedir? Bu iddianın ileri sürülmesinde uyulması gereken şekil şartları nelerdir. Açıklayınız.
  2. M’nin iddiasının hukuka uygun olup olmadığını tartışınız.
  3. Mahkeme tarafından verilen karar usul ve esas bakımından yerinde midir? Neden? Cevabınız olumsuzsa bu işlemin hukuki akıbetini tartışınız.
  4. M’nin bu karara karşı başvurduğu yol yerinde midir? Siz olayda M’nin yerinde olsaydınız nasıl hareket ederdiniz?
  5. H’nin tarafsız olamayacağı düşüncesi, M değil de mahkeme başkanı ileri sürseydi nasıl hareket etmek gerekirdi?

Cevaplar:

  1. Bu bir hakimin reddi talebidir. Hakimin reddi talebi hakimin yasaklığı sebepleri ve tarafsızlığı şüpheye düşüren sebeplerle yapılabilir. Burada yasaklılık hali olmadığı için, tarafsızlığı şüpheye düşüren sebeple hakimin reddinin söz konusu olduğu söylenebilir.

Talebi Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafii, şüpheli veya vekili, katılan veya vekili yapabilir. Bu talep yazılı veya sözlü olarak duruşma sırasında tutanağa geçirtilerek yapılabilir. Bu talep reddedilen hakimin görev yaptığı mahkemeye yapılır. Talep içerisinde, ret talebi ve reddi makul gösteren olgular gösterilmelidir. Duruşmalı işlerde ret talebi sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde ve Yargıtay’da tetkik hakiminin raporundan önce ileri sürülmelidir. Sonradan ortaya çıkan hallerde öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içerisinde hakimin görev yaptığı mahkemeye bildirilmelidir.

  1. İnceleme yaparken, objektif bir gözlemcinin hakimin tarafsız yargılama yapacağı konusunda şüpheye düşeceği anlaşılıyorsa talebin yerinde olduğu anlaşılır. Objektif gözlemcinin görüşü yeterli değilse bile, yargılama taraflarından birisinin tarafsızlık beklentisinin sübjektif olarak şüpheye düşmüş olması halinde dahi hakimin reddi talebi hukuka uygun olacaktır.
  2. Hakimin reddi konusunda, hakimin görev yaptığı mahkeme karar verir. Ancak bu muhakemeye reddi istenen hakim katılamaz. Ancak bu hakim katılmadan, mahkeme toplanamıyorsa bu mahkeme kararı veremeyecektir. Mahkeme teşekkül etmiş olsaydı dahi, toplu görev yapan mahkemelerde karar çoğunluk oyuyla verilir. Olayda çoğunluk oluşmadığı için karar usul yönünden hukuka uygun değildir.

Ağır Ceza Mahkemesi hakimi reddedildiğinde mahkeme teşekkül edemiyorsa bir sonraki daire, bir sonraki daire yoksa en yakın ağır ceza mahkemesi karar verir. Asliye ceza mahkemesi reddedildiğinde en yakın ağır ceza mahkemesi verir.

Reddin reddine ilişkin karar, bir mahkeme teşekkül etmeyen iki hakim tarafından verildiği için yok hükmündedir.

  1. Ret isteminin kabulüne ilişkin kararlar kesindir. Reddin reddine ilişkin kararlar itiraz yoluna gidilebilir. Mahkeme bu başvuruyu itiraz olarak nitelendirip, itirazı inceleyecek olan merciiye yönlendirmelidir. Bir önceki kararın yok hükmünde olduğunu söylediğimiz için, itiraz mercii reddin reddine ilişkin kararın yok olduğunu tespit eder. Aynı zamanda itiraz mercii, ret kararını da incelemeye yetkili olduğu için ret istemine ilişkin yeni bir karar tesis edecektir.
  2. Talebi Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafii, şüpheli veya vekili, katılan veya vekili yapabilir. Hakim burada sayılmadığı için kendisi talepte bulunamayacaktır. Tek yapabileceği, bu konuda Cumhuriyet Savcısını uyarmaktır.

Olay 2:

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava sırasında sanık müdafii M, mahkeme başkanı B’nin yargılamadan iki yıl önce yazdığı ve yayınladığı, aralarında sanıkların da bulunduğu bir ticari sektöre ilişkin yüksek lisans tezinde ileri sürdüğü görüşlerinden ötürü dava bakamayacağını ileri sürer. Aynı zamanda mahkemenin diğer üyelerinin ise başkanın tesiri ile tarafsızlıklarını yitirdiklerini ileri sürerek davaya bakamayacaklarını ileri sürer. Mahkeme heyeti talebi duruşmayı uzatmaya yönelik olduğu gerekçesi ile reddeder. M’nin karara karşı kanun yoluna başvurması üzerine incelemeyi yapan mercii, talebin kabulüne karar verir ve yargılamayı bizzat yapmaya karar verir.

Sorular:

  1. M tarafından ileri sürülen husus, hakimin davaya bakmasına engel midir?
  2. M’nin ret kararına karşı yaptığı başvuruyu inceleyen merciin kararı hukuka uygun mudur?

Cevaplar:

  1. Hakimin yargılama öncesi tavır ve sözleri, hakimin tarafsızlığını düşüren bir sebep olarak yargılamada ileri sürülebilir. Ancak hakimin bu görüşleri, sanıkların ve şüphelilerin şahsına ilişkin sübjektif değer yargıları içermelidir. Bir yüksek lisans tezindeki bilimsel tespitler, sektöre ilişkin objektif yargılar ise hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürmez.

Hakimin mahkeme başkanı olarak diğer hakimlerin tarafsızlığını şüpheye düşürdüğü ancak somut olgu ve delillerle ispat edilerek ileri sürülebilecektir.

  1. Talebin duruşmayı uzatmak amacıyla yaptığı anlaşılıyorsa, talep inceleme yapılmadan reddedilebilir. Bu kararlar dahi itiraz kanun yoluna tabidir. İtiraz mercii bu kararı kaldırır ve verilmesi gereken kararı verir. Bu durumda mahkeme tamamen ortadan kalktığı için dosyaya bakmakla görevli mahkemeyi de tespit etmek durumundadır. Ancak, bu dosyaya bakacak mahkeme, mümkün olduğunca kararı veren mahkemenin kendisi olmamalıdır. Aksi halde, hakimin reddi talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması kararını, kaldıran merciin davayı kendi üzerine almak için verdiği konusunda şüphe oluşur.

Olay 3:

İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan bir dava sırasında sanığın sözlerine sinirlenen mahkeme hakimi, sanığa “Memleketi sizin gibi dağdan inmeler bu hale getirdi, geldiğiniz dağa geri çıkın” der. Bunun üzerine müdafii M, hakimin davaya bakamayacağını ileri sürer. Ancak mahkeme hakimi sanığın sorgusuna devam eder. Sorgu sonrası mevcut bulunan tanıkları da dinledikten sonra oturuma ara verir. Oturuma verilen ara sırasında iddiayı inceleyen mercii, talebi kabul eder ve yargılamanın bir başka hakimle devam etmesine karar verir. Dosya kendisine gelen hakim, diğer hakimin kaldığı yerden işlemlere devam ederek yargılamayı sonlandırır.

Sorular:

  1. M tarafından ileri sürülen iddia yerinde midir?
  2. Dosya kendisine gelen hakimin yargılamaya diğer hakimin kaldığı yerden devam etmesi hukuka uygun mudur?

Cevaplar:

  1. Hakimin yargılama bitmeden, vereceği karara ilişkin kısmi de olsa ifadelerde bulunması ret sebebidir. Ara kararlarda yazılan ahlaki nitelendirmeler tarafsızlığın şüpheye düştüğü sonucunu oluşturur. Aynı şekilde taraflarda birine yönelik nefret söylemi sayılabilecek bir söz, kesinlikle hakimin objektifliğini şüpheye düşürecektir. Bu sebeplerle M tarafından ileri sürülen iddia yerindedir.
  2. 29. Maddeye göre reddi istenen hakim ancak gecikmesinde sakınca bulunan işlemleri yapabilir. Eğer hakim oturum sırasında reddedilirse, bu konuda karar verebilmek için ara verilmesi gerekiyorsa bile ara verilmez. Ancak duruşmada tarafların dinlenilmesine ve delillerin tartışılmasına geçilemez.

Yapılan inceleme sonucunda hakimin reddi talebinin kabulüne karar verilirse, gecikmesinde sakınca bulunan hal sebebiyle yapılmış işlemler dışında duruşmaya yeniden başlanır.

Bu sebeple dosya kendisine gelen hakimin yargılamaya diğer hakimin kaldığı yerden devam etmesi hukuka uygun değildir.

Olay 4:

Sanık C hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılır. Cumhuriyet Savcısı soruşturma sırasından sanığın tutuklanmasını talep eder ve hakim H, sanığın tutuklanmasına karar verir. Soruşturma süreci sonunda açılan kamu davasında H, davayı görecek olan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevlendirilir. Sanık C, H’nin tutuklama kararında kendisi ve olayla ilgili düşüncesini açıkladığı gerekçesiyle davaya bakamaması gerektiği düşüncesindedir.

Sorular:

  1. Sanık C’nin düşüncesini olan ve olması gereken hukuk bakımından değerlendiriniz.

Cevaplar:

  1. Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz. Hakimin verdiği karar esasa yönelik görüş açıklaması anlamına gelmiyorsa, hakim kovuşturma evresinde de görev yapabilmelidir. Ancak CMK Yürürlük Kanunu’nun 11. Maddesi, bu hükmün ancak hakimin 163. Maddeye göre soruşturmayı gerçekleştirmesi durumunda uygulanabileceğini söylemektedir. 163. Maddeye göre, suçüstü hali ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhuriyet Savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği sebebiyle Cumhuriyet Savcısının iş gücünü aşıyorsa sulh ceza hakimi bütün soruşturma işlemlerini yapabilir. Eğer hakim, savcının yerine geçerek bütün soruşturma işlemlerini gerçekleştirmişse kovuşturma aşamasında görev yapamayacaktır. Bunun haricindeki hallerde, örneğin soruşturma aşamasında tutuklama kararı vermiş olan hakim kovuşturma aşamasında da görev yapabilecektir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hakimin daha önce yargılamanın herhangi bir aşamasında davaya ilişkin bir görev almış olması halinde hakim tarafsızlığına şüphe düşüren bir hal olduğu görüşündedir.

Olay 5:

Hakim H, bir gece evine giderken trafik ışıklarında bir aracın yayaya çarptığını görür. Polisi arayarak yardım ister ve yaralanan yayanın hastaneye kaldırılmasını sağlar. Olaydan bir süre sonra, aracın sürücüsü hakkında açılan dava, hakimin görev yaptığı mahkemede görülmeye başlar. Hem yaralanan yaya Y ve şoför Ş yeşil ışığın kendisine yandığına ilişkin beyanda bulunur. Mahkeme başkanı olay sırasında orada olduğunu ifade ederek, Ş’nin mahkumiyetine karar verir.

Sorular:

  1. H tarafından verilen karar hukuka uygun mudur? Cevabınız olumsuzsa H’nin nasıl hareket etmesi gerekirdi?

Cevaplar:

  1. Hakimlik aynı davada tanık olarak dinlenmişse, görev yasaklarından birisi söz konusudur ve hakim görev yapamaz. Tanıklık görevi ile hakimlik görevi aynı kişide birleşiyorsa, hakim tanıklık görevini yerine getirir. Çünkü hakimin yerine hakim bulmak mümkündür ama tanığın yerine yeni bir tanık bulmak mümkün değildir. Hakimin görevi sebebiyle kovuşturma sırasında edindiği izlenimler tanıklık sayılmaz ve bu nedenle hakim reddedilemez.

Hakimin, hakimlik yapmasını engellemek amacıyla tanık olarak gösterilmesi durumunda, hakim tanıklık yapması istenen konuda bir şey bilmediğini söyleyerek bu talebi reddedebilir. 

İlgili İçerikler

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?