in

CMK'da Esas Mahkemesinin Verdiği Hüküm

Mahkeme yargılamanın duruşma evresini tamamladıktan sonra hükmünü verecek; dolayısıyla yargı makamı önündeki uyuşmazlığı çözerek sanık hakkında suçlu veya suçsuz biçiminde bir sonuca ulaşacaktır

Mahkeme yargılamanın duruşma evresini tamamladıktan sonra hükmünü verecek; dolayısıyla yargı makamı önündeki uyuşmazlığı çözerek sanık hakkında suçlu veya suçsuz biçiminde bir sonuca ulaşacaktır

I. GİRİŞ

Dava konusu uyuşmazlıkların belli süreç sonunda bir yargı ile çözülmesi yani “kesilip atılması” amacıyla özel makamlar belirlenmiştir. Bu makamlar önlerine gelen uyuşmazlığı bir yargı ile sonlandırırlar. Bu yargı taraflar bakımından da uyuşmazlığı kesip atan karardır. Bu anlamda yargı “karar niteliğinde hüküm” diğer bir ifadeyle “karar” olarak isimlendirilir1
Mahkeme iddianamede belirtilen olay ve sanığa ilişkin olarak karar verecektir (CMK m.225/1). Karar verilmeden önce duruşmaya getirilmiş ve mahkemede tartışılmış delillere dayanılacak, son söz sanığa verilecek ve bu deliller vicdani kanaatle serbestçe takdir edilecektir (CMK m.217/1). Öte yandan unutulmamalıdır ki, yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir (CMK m.217/2).
Mahkeme yargılamanın duruşma evresini tamamladıktan sonra hükmünü verecek2; dolayısıyla yargı makamı önündeki uyuşmazlığı çözerek sanık hakkında suçlu veya suçsuz biçiminde bir sonuca ulaşacaktır3
Mahkemenin ulaşacağı bu sonuç, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Yasası’na göre gerekçelendirilmek zorundadır.
765 Sayılı Türk Ceza Yasası’nın 29. maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesinde yer alan “cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdiri sebepleri kararda mutlaka gösterilir” 4 şeklindeki bir ibareye 5237 sayılı yeni Türk Ceza Yasasında yer verilmemiştir5. Ancak bu durum mahkemelerin verecekleri kararları gerekçelendirme yükümlülüğünün artık bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Çünkü aşağıda ayrıntılarıyla göreceğimiz gibi 1982 Anayasası m.141’le getirilen bu zorunluluk 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası m.34 ile de tekrarlanmıştır6
 

II. CEZA MUHAKEMESİ HUKUKUNDA HÜKÜM

1. Hüküm Kavramı ve Özellikleri
Hüküm, sözcük anlamı itibarıyla yargı demektir7
-Mahkeme, uyuşmazlığı çözüme bağlamak için yürüttüğü yargılama sonunda bir karar verir. Bu karar duruşmanın sona erdiğinin açıklanmasının ardından verilen ve uyuşmazlığı çözerek yargılamayı sonlandıran nihai karardır ve Ceza Muhakemesi Yasası’nda “hüküm” olarak adlandırılmıştır8
-Son karar yani hüküm yargılama makamı tarafından yerine getirilen bir faaliyettir9
-Yargılama makamının bu faaliyeti ile hükümden önce var olan şüphe yenilir-ortadan kaldırılır. Şüphe yenildiğinde yerini verilen hükmün doğru olduğu, gerçeği oluşturduğu biçiminde beliren inanışa bırakacaktır. Doğru hüküm ancak peşin hüküm sahibi olunmadan, taraf tutulmadan, acele edilmeden, ihtirastan uzak olunarak, inatçılık edilmeden, şaşkınlık gösterilmeden, yorgun, hasta ve düşünceli olunmadan, karakterli olunarak ve kendine hakim olmayı bilerek kurulabilecektir10.
Hükmün konusu savcı tarafından hazırlanan iddianamede belirtilen fiil ve bu fiilin faili/failleridir11
Ceza muhakemesi hukukunun temellerinden olan “davasız yargılama olmaz” ilkesi nedeniyle hüküm, hakkında dava açılmış bulunan fail ile onun tarafından işlendiği iddia olunan fiile ilişkin olmak zorundadır12
Hükmün konusuna ilişkin düzenleme CMK m.225’de yer almıştır. Bu madde, “hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi” başlığı altında, “(1)Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir./ (2)Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklinde düzenlenmiştir.
Hüküm, CMK m.225/2’de belirtildiği üzere mahkeme tarafından tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalarla bağlı olmaksızın verilecektir. Mahkeme hükmünü ancak hukuka uygun olarak elde edildikten sonra duruşmada ortaya konulan ve tartışılan delillere dayandırabilir13
Nitekim bu esas Ceza Muhakemesi Yasası m.217’de açıkça belirtilmiştir. Bu maddeye göre, “(1)Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir./ (2)Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir”. Hakim delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe takdir edecektir14
Unutulmamalıdır ki, 1982 Anayasası m.38/6’da yasaya aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça belirtilirken; Ceza Muhakemesi Yasası m.217/2’de de değerlendirmeye alınacak delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi gereği vurgulanmıştır. Öte yandan Çağdaş ceza muhakemesinin amacı hukuk kurallarına uygun olarak yapılan araştırmalar sonunda maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.
Ancak maddi gerçeğin araştırılması her ne pahasına olursa olsun gerçekleştirilmeyecektir. Diğer bir bakış açısıyla devletin gerçeği araştırma ve bulma konusunda sahip olduğu yetki hukuk devleti ilkeleri ışığında sınırsız değildir. Delillerin nasıl ve hangi usule göre elde edileceği yasal düzenlemelerle tespit edilmiştir. Bu yasal ilkelere aykırı yollarla elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliğini kazanacaktır15
Hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin de hükme esas alınması söz konusu olmayacaktır .16 Öte yandan hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hukuka kesin aykırılık nedenlerinden biri olarak kabul edilmiştir (CMK m.289/1-i). Ceza Muhakemesi Yasası’na göre yargılama makamları tek hakimli olabileceği gibi kurul halinde de çalışabilirler. Kurul halinde çalışan mahkemelerin nasıl karar verecekleri Ceza Muhakemesi Yasası’nın 224.maddesinde gösterilmiştir. “Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı” başlığı ile düzenlenen CMK m.224/1’e göre, mahkeme tarafından karar ve hükümlerin verilebilmesi için oybirliği veya oyçokluğu gereklidir. Öte yandan karşı oyların da tutanakta gerekçesi ile birlikte yer alması gerektiği aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir (CMK m.224/2).
Mahkemelerin hüküm vermeden önce ne şekilde müzakerede bulunacakları ve müzakere sırasında nasıl bir yöntem izleyecekleri de Ceza Muhakemesi Yasası’nda yer almıştır. CMK m.227’de “müzakereye katılacak hakimler” başlığı altında, müzakerede ancak karara ve hükme katılacak hakimlerin bulunacağı açıklanmıştır. Öte yandan aynı maddenin ikinci fıkrasında mahkeme başkanının, mahkemesinde staj yapmakta olan hakim ve avukat adaylarının da müzakere sırasında hazır bulunmalarına izin verebileceği açıklanmıştır. Müzakereye ve oy vermeye, mazereti nedeniyle katılamayan hakimin yerine duruşmada hazır bulunan yedek üyenin katılması mümkündür (CMK m.188/3). Hakimler müzakereyi ve oy vermeyi gizli görüşmede gerçekleştirirler17
Yapılacak bu müzakere mahkeme başkanı tarafından yönetilecektir .(CMK m.228). Mahkeme karar ve hükümlerini oybirliği veya oyçokluğu ile verir (CMK m.224/1). “Oyların toplanması” başlığı altında CMK m.229’da, mahkeme başkanının, kıdemsiz üyeden başlayarak oyları ayrı ayrı toplayacağı ve en sonra kendi oyunu vereceği düzenlenmiştir (CMK m.229/1).
Mahkeme başkan ve üyelerinden hiçbiri herhangi bir konu veya sorun üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez (CMK m.229/2). Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk
meydana gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenecektir (CMK m.229/3).
2. Hükmün Unsurları
a. Sorun
Hükmün sorun bölümünde mahkemenin önüne gelen gerçekleşmiş sayılan veya sayılmayan olaylar ve olaylardan kaynaklanan hukuki sorun/sorunlar ortaya konulacaktır18
-Geçmişte yaşanmış bir olayın tekrar yaşatılması, düşüncemizde yeniden canlandırılması (maddi sorun) ve ayrıca
olayın uyduğu hukuki tipin belirlenmesi (hukuki sorun) hükmün sorun bölümünde tespit edilecektir19
Hükmün konusu iddianamede gösterilen fiilden ibaret bulunacağından (CMK m.225) hakimin hükmünde iddianamede tespit edilmiş olanların dışına çıkıp çıkmadığının denetlenmesi de hükmün sorun bölümünün incelenmesi ile mümkün olacaktır20
b. Gerekçe
Gerekçe, hükmün sonuç bölümünün mantıksal dayanağıdır. Hüküm, gerekçesi ölçüsünde inandırıcı olur21
Muhakeme süresince mahkeme yaptığı tüm araştırma ve hukuki değerlendirmeleri gerekçede açıkça belirtir 22
Sonucun nedenini ve niçinini gerekçe oluşturur .23
Mahkeme, bir olayı gerçekleşmiş olarak kabul ediyorsa, bu sonuca hangi nedenlerle, niçin vardığını böyle bir kanaate ulaşmasında hangi delillerin rol oynadığını, duruşmada ileri sürülen başka delillerin kanaatinde neden etkili olmadığını, iddia ve savunmada ileri sürülen noktalar hakkındaki düşüncelerinin ne olduğunu hükmün gerekçe bölümünde göstermelidir24
Bu konuya verilen önem mahkemelerin tüm kararlarının gerekçeli olmasının anayasal (Ay m.141/3) ve yasal (CMK m.34) bir zorunluluk olarak ortaya konulmasını sonuçlamıştır.
Gerekçe yasal ve yeterli olmalıdır. Gerekçe hükmün sonucunun denetlenebilmesini sağladığı gibi keyfiliği de önler. Ayrıca sonuca ulaşanı daha özenli olmaya yöneltir ve mahkemenin ulaştığı sonucun da taraflar ve kamuoyunda
çabuk kabul görmesini sağlar. Yasalarımızda bir suçun karşılığı olarak aşağı ve yukarı sınırları olan bir ceza belirlenmiş ise bu iki sınır arasında temel cezanın tespitinde veya belirli oranlardı cezanın artırılmasını ya da indirilmesini öngören herhangi bir maddenin uygulanması faaliyetinde de gerekçe gösterilmesi zorunludur25
c. Sonuç
Olay mahkemesinin hukuki sorunla ilgili olarak ulaştığı çözüm hükmün sonuç bölümünde ortaya konulur26 Ceza Muhakemesi Yasası’nda belirlenmiş hüküm çeşitleri (CMK m.223), hükmün sonuç bölümüdür .27
Sonuç ve gerekçe arasında mantıksal bir bağ bulunması gereklidir. Bu durum hükmün de mantık kurallarına uygun olmasını sağlayacak böylece keyfilikten uzaklaşılmış olacaktır28
Yrd. Doç. Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
BU HUKUKİ ÇALIŞMA, ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİNİN 2007/2-3 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.
 

dipnotlar

1 N.Kunter/F.Yenisey/A.Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2006, k.no.3.9.
2 “Mahkeme, artık son kararı verebileceğine, olayı aydınlatmak için yapılacak başka bir iş kalmadığına kanaat getirince, duruşmanın bittiğini açıkladıktan sonra hüküm kurmalıdır”, Y2CD, 03.05.2007–2734/6246, YKD, XXXIII, 7 (Temmuz 2007), 1378.
3 E.Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, İstanbul 2007, 444
4 01.03.1926 Gün ve 765 sayılı Yasa (RG 13.03.1926, No.320).
5 26.09.2004 Gün ve 5237 sayılı Yasa (RG 12.10.2004, No.25611).
6 04.12.2004 Gün ve 5271 sayılı Yasa (RG 17.12.2004, No.25673).
7 Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, I, (A-K), Ankara 1983, 542.
8 N.Centel/H.Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 2006, 640; N.Toroslu/M.Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006, 297; B.Öztürk/M.R.Erdem, Öztürk Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2007, 735; V.Ö.Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006, 678; B.Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü, 1.Kitap, Ankara 1957, 296; Ö.Tosun, Türk Suç Muhakemesi Hukuku Dersleri, II, İstanbul 1976, 164–165. Yurtcan, CMK’da hüküm olarak adlandırılan bu kararlara “sonkarar” denilmesinin doğru olacağını, böylece mahkemenin işten el çektiğinin, bir “karar” verdiğinin ve bunun da “son” olduğunun daha net olarak ifade edileceğini belirtmektedir. Bak.E.Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, İstanbul 2007, 445.
9 Toroslu/Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 297
10 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.3.1.
11 Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, 445; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 640; Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü, 300.
12 Öztürk/Erdem, Öztürk Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 186-187.
13 Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü, 303.
14 M.T.Taner, Ceza Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1955, 312
15 F.Yenisey, “İspat Hukuku ve “Fair Trial” İlkesi”, in:Schroeder/Yenisey, Dürüst Yargılanma Hakkı (Fair Trial), İstanbul 1997, 76-77.
16 Hukuka aykırı deliller konusunda ayrıntılı bilgi için bak. Öztürk/Erdem, Öztürk Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, 476 vd.; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 626 vd.; B.Öztürk, Yeni Yargıtay Kararları Işığında Delil Yasakları (Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Deliller, Yasak Kanıtlar), AÜ. SBF. İnsan Hakları Merkezi Yayınları, Ankara 1995, 4 vd.; E.Şen, Türk Ceza Yargılaması Hukuku’nda Hukuka Aykırı Deliller Sorunu, İstanbul 1998, 5 vd.; Yargıtay ve Askeri Yargıtay Kararları İle İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Amerikan Yüksek Mahkemesi Kararları Işığında Hukuka Aykırı Deliller Semineri ve Sempozyumu, (3-10-17-24 Şubat 1995), Sempozyum Notları, İstanbul 1995, 156 vd.
17 Toroslu/Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 302; Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.76.6.
18 Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, 678; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 647.
19 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.3.11.
20 Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 647.
21 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.3.12
22 Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, 678.
23 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.3.12.
24 Taner, Ceza Muhakemeleri Usulü, 315.
25 Centel/Zafer/Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 573–574; Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 645–646.
26 Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, 678.
27 Centel/Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 647.
28 Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, k.no.3.13.

İçeriğe puanınız?

0 puan
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

0 yorum

Anayasa yapım yolları

Seçim Zamanında İdam, Af ve Mahpuslar