Borçlar Hukuku Genel – Akitten Doğan Borçlar

Borçlar Hukuku Genel, akitten (Sözleşmeden Doğan) borçlar ünite konusu

SÖZLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLAR

Akitler, iki taraflı hukuki işlemlerden olup kendilerine taraf olan kimseler arasında borç ilişkisi meydana getiren borç ilişkisi kaynaklarındandır.
I-SÖZLEŞMELERİN TÜRLERİ
1-Tek Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmeler(İvazsız-(karşılıksız)): Taraflardan sadece birine borç yüklerken diğer tarafa herhangi bir karşı edimde bulunma yükümü getirmeyen akitlere denir. (Bağışlama, kefalet)
2-İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmeler(İvazlı): Bir tarafın yerine getirdiği edim karşılığında diğer taraf da belli bir davranış biçiminde bulunmakla yükümlü olduğu akitlerdir.

II-SÖZLEŞMELERİN MEYDANA GELMESİ(AKDİN İN’İKADİ)
Sözleşmelerin meydana gelebilmesi için “sözleşmenin tarafları” adı verilen alacaklı ve borçlu tarafından açıklanmış olan karşılıklı ve birbirine uygun iki irade beyanına ihtiyaç vardır. Bu iki irade beyanından birine “icap” diğerine “kabul” denir.
1-Sözleşme Yapma Teklifi(İcap): İrade beyanlarından zaman itibariyle önce açıklanana “icap” denir. İcap sarih yada zımni olarak açıklanabileceği gibi yazılı yada sözlü şekilde de açıklanabilir. İcap tek taraflı ve varması gereken(vusulü muktazi) bir irade beyanıdır. İcapçının beyanı ile bağlı olma niyeti icaptan kesin olarak anlaşılamadığı takdir de “icaba davet” söz konusu olur. İcap yapılmak istenen akdin tüm esaslı noktalarını içermek zorundadır. İcap mutlaka bir “karşı taraf” yöneltilmiş olmalıdır.
a)İcabın Bağlama Süresi: Süreli icapta bulunan kimse bu sürenin sonuna kadar icabıyla bağlı olur. İcapçının belirttiği süre içinde ulaşacak şekilde gönderilen ancak vaktinde ulaşmayan kabul beyanını alan icapçı bu kabulle bağlı olmak istemiyorsa keyfiyeti derhal kabulcüye bildirmelidir. Aksi takdirde akit kurulmuş olur. Süresiz bir icap karşı karşıya bulunan(telefonla yada yetkili mümessilleri aracılığıyla da olur) kimseler arasında yapıldığı takdirde kabulcünün derhal kabul beyanını açıklamaması halinde bağlayıcılığını yitirir. Karşı karşıya bulunmayanların arasında yapılan süresiz icapların bağlama süresi vaktinde gönderilmiş normal bir kabul haberinin icapçıya ulaşacağı ana kadardır.
b)İcaptan Dönme: Üç halde icaptan dönülebilir. İcaptan dönme(rücu) beyanı icaptan önce veya aynı anda ulaşırsa, icaptan dönme beyanı kabulcüye icaptan daha geç ulaşmakla beraber icaptan evvel öğrenilirse.
c)Ölüm yada Ehliyetsizliğin İcaba Tesiri: İcapçının icabın açıklanmasından sonra ölmesi yada fiil ehliyetini yitirmesi halinde icapçı açısından şahsi edim niteliğindeki beyanlar geçerliliğini yitirir. Maddi edimlere ilişkin icaplar ise bağlayıcılığını korur ve kabulcünün kabul beyanını açıklaması ile akit kurulur. Kabulcünün kendisine gönderilen icabın bağlama süresi içinde ölmesi yada fiil ehliyetini yitirmesi halinde kendisine şahsi bir edimi ifa etmesini öneren beyanlar geçersiz kalır ancak maddi bir edimi ifa etmesini öneren beyanlara ölüm halinde mirasçıları kabul haberi göndererek akdi kurabilirler.
2-Sözleşmenin Kurulması(Kabul): Kabul bir sözleşmenin kurulması amacıyla icaba uygun olarak açıklanan irade beyanıdır. Kabul beyanının açıklanması ile birlikte sözleşme kurulmuş olur. Kabul beyanı tamamen icaba uygun ve onu onaylar nitelikte olmalıdır. Kabul beyanının mutlaka icabın bağlama süresi içinde icapçıya ulaştırılmış olması gerekir. Kabul beyanı yazılı yada sözlü şekilde yada mümessil aracılığıyla açıklanabilir.
a)Zımni Kabul: İcapçı işin özel niteliği ve durumun gereklerine göre açık bir kabul haberini beklemek zorunda değilse, kabulcünün uygun bir sürede icabı reddettiğini bildirmemesi halinde sözleşme tamam olur.
b)Kabulden Dönme: Kabulcünün açıklamış olduğu kabulden dönme beyanı icapçı tarafından kabulden daha önce öğrenildiği takdirde kabulden dönülmüş olur.
c)Ölüm yada Ehliyetsizliğin Kabule Tesiri: Kabul beyanında bulunan kimsenin bu beyanda bulundukta sonra ölmesi yada fiil ehliyetini kaybetmesi halinde kendisi açısından şahsi edimlerin ifasını gerektiren akitler dışında mirasçıları kabul beyanı neticesinde kurulan akitle bağlı olurlar.
3-Akdin Kurulduğu ve Hükümlerini İfade Ettiği An: Hazır olanlar arasında icra edilen akitlerde akdin kurulduğu ve aynı zamanda hükümlerini ifade etmeye başladığı an, kabulcünün icabı onayladığı yani kabul beyanını açıkladığı andır. Hazır olmayanlar arasında icara edilen akitlerde akdin kurulduğu an, kabulün icapçıya ulaştığı andır. Hükümlerini ifade etmeye başladığı an ise kurulma anından daha önce olup kabul haberinin gönderildiği(irsal olunduğu) andır. Açık bir kabule ihtiyaç duyulmayan hallerde akit hükümlerini icabın kabulcüye ulaştığı anda doğurmaya başlar.

III-SÖZLEŞMELERDE ŞEKİL KAVRAMI
Şekil iradenin belli bir tarzda yada belli vasıtalarla açıklanmasıdır. Borçlar hukukunda sözleşme serbestisi vardır. Kişiler sözleşme yaparlarken iradelerini yazılı yada sözlü, sarih yada örtük açıklayabilirler. Bazı sözleşmelerin geçerli olarak doğabilmesi yada mahkemede ispat olunabilmesi çeşitli şekil şartlarına bağlanmış bulunabilmektedir.
1-Şekil Kavramının Çeşitli Anlamları
a)Geçerlilik(Sıhhat, Muteberlik) Şekli: Bir sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını geçerli olarak doğurabilmesi için gerekli olan şekil şartına geçerlilik şekli denir. Kanuni geçerlilik şartı bir sözleşmenin geçerli olarak doğabilmesi için uyulması gereken şeklin bizzat kanunda düzenlenmiş olmasıdır. Taraflarca aksi kararlaştırılamaz, bu şekle uyulmadıkça yapılan işlemler geçerli olmaz. Tarafların istedikleri gibi bir geçerlilik şartı belirleyebildikleri durumda iradi geçerlilik şartı söz konusu olur. Kanuni yada iradi geçerlilik şekline uymamanın yaptırımı mutlak butlandır. Yapılan sözleşme baştan itibaren ve kendiliğinden geçersiz kalır. Bir sözleşmenin geçerlilik şekline aykırılık taşımasına şekil noksanı denir. Şekil noksanını bildiği halde ifada bulunan taraf yaptığı edimin iadesini talep edemez, bu ifa bağışlama niteliğindedir. Şekil noksanı nedeniyle zarar uğrayan taraf şekil noksanının oluşmasında kusuru olan taraftan bu zararının tazmin edilmesini talep edebilir. Şekil noksanı iddiası ilgili kişiler tarafından ileri sürülebilir, hakim tarafından da re’sen dikkate alınır.
b)İspat Şekli: 40 milyon ve üzeri borç ilişkilerinin varlığı ancak yazılı belge ile ispat olunabilir. İspat şekline uyulmamış olmasının yaptırımı işlemin mahkeme aşamasında ispat edilememesidir.(Kardeşler arasında yazılı delil aranmıyor, tanık yeterli)
2-Kanuni Geçerlilik Şeklinin Çeşitleri
a)Yazılı Geçerlilik Şekli: Yazılı şekilde iradeler yazılı biçimde beyan edilerek beyan sahibi tarafından metnin altının imzalanması suretiyle açıklanır. Tarafların sözleşmeyi kendi aralarında yazılı olarak tanzim etmeleri halinde “adi yazılı şekil” resmi bir memur huzurunda tanzim ettirmeleri halinde ise “resmi yazılı şekil” söz konusu olur.
b)Resmi Şekil: Hukuki işlemin yazılı yapılmasında bir resmi makamın katılımı söz konusudur. Resmi şekilde icra edilen hukuki işlemler kural olarak noterler tarafından yapılırlar. Kanunda gösterilen istisnai durumlarda ise tapu sicil memur ve muhafızları ve sulh hakimi yetkilidir. Gayrimenkullerle ilgili ayni hak işlemlerinde TAPU SİCİL MEMURU yetkilidir.
Gayrimenkul satım sözleşmesitapu memuru
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinoterler

3-Tescil ve İlan: Bir hukuki işlemin sonuçlarını doğurması kanunen devlet tarafından tutulan bir sicile bu işlemin kaydedilmesine bağlanmış ise söz konusu olan şekle ve bunun için yapılan kayıt düşme işine “tescil” denir. Bir takım hukuki işlemler ise geçerlilik şartı olarak muhtelif vasıtalarla kamuya ilan edilmeye bağlanmıştır.
4-Sözleşme Serbestisi
a)Kanuna Aykırılık: Kişiler sözleşme yaparken kanunun emredici hükümlerine aykırı hususlar kararlaştıramazlar.
b)Kamu Düzenine Aykırılık: Kamu düzenine aykırı hükümler içeren bir akit yapmaları halinde söz konusu akit geçerli olmayacaktır.
c)Şahsiyet Haklarına Aykırılık: Bir kimsenin kendi rızası ile dahi olsa şahsiyet haklarından feragat etmesi, bu haklarına aykırı hükümler içeren sözleşmelere taraf olması mümkün değildir.
d)Ahlaka ve Adaba Aykırılık: Konusu yada amacı toplum tarafından kabul edilen genel ahlak anlayışına aykırı düşen sözleşmeler hukuken geçerli olamazlar.
e)Edimin Konusunun İmkansız Olması: Edimin konusunun objektif olarak imkansız olması sözleşme serbestisi sınırlarına aykırılık teşkil eder.
5-Sözleşme Sınırlarının Aşılması: Sözleşme serbestisinin sınırlarının aşılması halinde akit mutlak butlan yaptırımı ile geçersiz kalır. Bir yada birkaç madde sınırlara aykırı ise sadece bu maddeler geçersiz kalır.(Kısmi Butlan)

IV.İRADE İLE BEYAN ARASINDAKİ UYGUNSUZLUK HALLERİ
1-İrade ile Beyan Arasında Tarafların İstemi ile Yaratılan Uygunsuzluk: İrade ile beyan arasındaki uyumsuzluk tarafların kendi kasıt ve rızaları ile yaratılmakta ve taraflardan biri yada her ikisi söz konusu uygunsuzluk durumundan haberdar olmaktadır.
a)Latife(Şaka) Beyanları: Bir kimsenin irade beyanında bulunurken yaptığı objektif olarak ciddiye alınmayacak nitelikteki abartmalar yada aşağılamalardır.
b)Zihni Kayıt: Bir kimsenin bilerek ve isteyerek asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması halinde zihni kayıt söz konusu olur.
c)Muvazaa(Danışıklılık): Muvazaalı hukuki işlemlerde irade ve beyan arasında yaratılan uyumsuzluk tarafların kastı yani iki tarafın da istemi ile ve üçüncü şahısları yanıltmak maksadıyla yaratılmaktadır.
i)Mutlak(Adi,Yalın) Muvazaa: Tarafların gerçekte herhangi bir muamele yapmayı düşünmedikleri halde sadece üçüncü şahısları yanıltmak amacıyla aralarında bir muamele yapılmış gibi göstermeleridir.
ii)Nispi(Mevsuf) Muvazaa: Nispi muvazaa gerçekte yapılan bir hukuki işlemin(asıl işlemin, gizli işlemin) görünürde yapılan başka bir işlemin(görünürdeki işlemin) ardına gizlenmesidir. Nispi muvazaa farklı şekillerde ortaya çıkabilir(Sözleşmenin niteliğinde, sözleşmenin şartlarında, sözleşmelerin taraflarında muvazaa)
iii)Muvazaanın Sonuçları: Muvazaalı işlem, mutlak butlan yaptırımı ile baştan itibaren ve kendiliğinden geçersiz kalır. Kısmi muvazaa halinde muvazaalı olan hükümleri geçersiz kalır, geçersiz kalan görünürdeki muameleye bağlı olan fer’i akit ve haklar da geçersiz kalır. İşlemin geçersiz kalması nedeniyle taraflardan birinin zarara uğraması halinde bu zararı karşı taraftan talep etmesi mümkün değildir. Akdin muvazaalı olduğu iddiası hukuken “itiraz” niteliği taşır. Sözleşmenin taraflarınca ileri sürülebilmesinin yanı sıra menfaati zedelenen üçüncü şahıslarca da ileri sürülebilir. Ayrıca hakim tarafından re’sen nazara alınır. Muvazaa iddiasının ileri süren “akdin tarafı” ise bu iddiasını yazılı belge ile ispat etmek durumundadır. Üçüncü şahıslar ise her türlü delille ispat edebilirler. Mutlak butlan nedeniyle geçersiz kalan muvazaalı akitler, icazet yolu ile geçerli hale getiremezler ve belli bir sürenin geçmesiyle de kendiliğinden geçerli sayılmazlar. Muvazaalı akitlerden herhangi bir ifa yükümlülüğü doğmaz. İfa edilmiş olan edimler geri istenebilir.Muvazaalı bir işlem ile hak iktisap etmiş olan kimse bu hakkı bir başkasına devredemez. A’nın B’ye düzenlediği yazılı borç ikrarının muvazaalı olduğunu bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen C, bu belgede yazılı olan alacak hakkını B’den devraldığı takdirde, borç ikrarı muvazaalı da olsa, alacağı temellük (devralmış) sayılır. A evini muvazaalı bir satım akdi ile B’ye devretmiş ve bu işlemin muvazaalı olduğunu bilmeyen C evi B’den devralmış ise, C tapu sicili kayıtlarına güvenerek yaptığı bu kazanımında korunur. Menkul bir malı muvazaalı bir işleme dayanarak elinde bulunduran emin sıfatlı zilyetten bu malı devralan kimse de malın mülkiyetini kazanmış olur. Nispi muvazaada gizli işlem tarafların asıl iradelerini yansıtıyorsa geçerli şekilde hüküm ve sonuç doğurur. Muvazaa iddiası resmi bir makamın taraf olarak katıldığı hukuki işlemlerde de ileri sürülemez.
2-İrade ile Beyan Arasında Tarafların İstemi Dışında Oluşan Uygunsuzluk: Bir akdin taraflarının iradeleri ile beyanları arasında istem dışı oluşan uyumsuzluk hallerine “irade fesadı halleri” denir.
a)Hata/Yanılma(Esaslı Hata): Bir kimsenin istemeden iradesine uymayan bir beyanda bulunması halinde “hata” söz konusu olur. Bir hatanın akdi sakatlayabilmesi için “esaslı hata” olması gerekir. Esaslı hata halleri şunlardır: Sözleşmenin türünde hata, sözleşmenin konusu olan şeyde hata, sözleşmenin karşı tarafında hata, miktarda hata(ancak dört işlem hataları esaslı hata değildir.), sözleşmenin zorunlu şeklinde hata, vasıtanın hatası(İrade beyanının karşı tarafa yanlış olarak iletilmesi). Esaslı hatanın yaptırımı tek taraflı bağlamazlık yani nispi butlandır. Hataya düşen taraf bu hatasını fark ettiği andan itibaren 1 yıl içinde akdi tek taraflı olarak feshedebilir. Karşı tarafın bu nedenle uğradığı zararı ödemek zorunda kalır. Borçlar kanununun 25. maddesinde sayılan hallerde ise fesih hakkı yoktur.
b)Hile(Aldatma): Bir kimseyi sözleşme yapmaya sevk etmek amacıyla gerçek dışı beyanlarla ve kasıtlı olarak o kimsede yanlış bir kanaat uyandırmak yada yanlış bir kanaatin devamını sağlamak şeklinde ortaya çıkan irade fesadı haline “hile” denir. Hileye maruz kalan taraf bu durumu fark ettiği andan itibaren 1 yıl içinde tek taraflı iradesi ile akdi feshedebilir. Hile nedeniyle akdin feshedilmesi neticesinde hileye maruz kalan taraf bu nedenle uğradığı zararını(menfi zararını) karşı taraftan talep edebilir.
c)İkrah(Korkutma,Tehdit): Bir kimsenin aslında yapmak istemediği bir sözleşmeyi, karşı tarafın yada üçüncü bir şahsın kendisine yada yakınlarına yönelmiş ciddi ve derhal vuku bulabilecek nitelikte bir tehdidin etkisi altında yapması halinde ortaya çıkan irade fesadı haline “ikrah” denir. İkraha maruz kalan irade beyanında bulunan(sözleşme yapan) kimse kurulan bu akdi kendisine yapılan tehdidin ortadan kalktığı andan itibaren 1 yıl içinde feshetme hakkına sahiptir.(nispi butlan müeyyidesi). Zararını tehdidi yapan kimseden isteyebilir.
d)İrade Fesadının Sonuçları: İradesi fesada uğrayan taraf hata ve hilede durumu öğrendiği tarihten itibaren ikrahta ise tehdidin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde akdi feshetmek hakkına sahiptir. İptal etmezse sözleşmeye onay vermiş sayılır. İrade fesadı def’i niteliğindedir. Sadece fesih hakkına sahip olan taraf ileri sürebilir ve hakim re’sen dikkate almaz. İrade fesadı iddiasının doğruluğu şahit de dahil olmak üzere her türlü delille ispat edilebilir.
V.GABİN(NİSPETSİZLİK)
İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde karşılıklı edimler(ivazlar) arasında, taraflardan birinin müzayaka(darda kalma) halinden, tecrübesizliğinden yada düşüncesizliğinden (hiffetinden) istifade edilerek oluşturulan açık oransızlığa gabin(nispetsizlik, aşırı faydalanma) denir.
1-Gabinin Şartları: Gabinin objektif şartı karşılıklı edimler arasında açık bir nispetsizlik(oransızlık) bulunmasıdır. Gabinin sübjektif şartı ise edimler arasındaki açık nispetsizliğin bu nispetsizlikten zarar gören tarafından “müzayaka halinden” yada “tecrübesizliğinden” yada “hiffetinden”(düşüncesizliğinden) yararlanılarak yaratılmış olmasıdır.
2-Gabinin Sonuçları: Bir sözleşmenin gabine maruz kalması halinde gabin nedeniyle zarara uğrayan taraf 1 yıl içinde bu akdi feshetmek hakkına sahiptir. (Nispi butlan). Gabin bir irade fesadı hali değildir.
Not: Hata, hile, ikrah, gabin nispi butlanla sakattır. Hukuki işlemi yapan kişi tam ehliyetsizse, geçerlilik şartı olarak şekil aranan hallerde şekle uyulmamışsa, işlem muvazaalı ise, işlemin konusu hukuka, ahlaka, kişilik haklarına aykırı ise ve işlemin konusu başlangıçta objektif olarak imkansızsa söz konusu işlem mutlak butlanla sakat olur.

VI.AKİTLERDE VE DİĞER HUKUKİ İŞLEMLERDE TEMSİL
Temsil bir hukuki işlemin yada sözleşmenin, temsil olunan bir kimse adına ve hesabına başka bir kimse(temsilci, mümessil) tarafından yapılmasıdır.
1-Temsilin Türleri
a)Dolaylı(Vasıtalı) Temsil: Mümessilin yapmış olduğu hukuki işlemi başkası hesabına ancak kendi adına yapmasıdır.
b)Dolaysız Temsil: Yapılan işlem baştan itibaren temsil olunanın adına ve hesabınadır ve bu durum işlemin yapıldığı üçüncü şahsa baştan itibaren bildirilir. Dolaysız temsilde mümessilin temyiz kudretine sahip olması gerekli ve yeterlidir, reşit olması gerekmez.
c)Kanuni Temsil: Mümessilin temsil yetkisini bizzat kanun hükmünden aldığı temsil türüne denir.
d)İradi Temsil: Temsil olunanın iradesinden kaynaklanır, şekle tabi değildir. Temsilciye verilen, yetkiyi üçüncü şahıslara ispatlaması için verilen yazılı belgeye “salahiyetname” denir. Ancak dava açma, sulh, tahkim, kambiyo taahhüdünde bulunma, bağışlama ve gayri menkulü devretme veya ayni bir hakla sınırlama işlemlerinin yapılabilmesi için temsilciye mutlaka özel bir temsil yetkisi verilmiş olmalıdır.Kendisine verilmiş olan yetkinin sona erdiğini bilmeyen temsilcinin iyi niyetli üçüncü şahıslarla yani yetkinin alındığını bilmeyen kimselerle yapmış olduğu işlemler temsil olunan şahsı bağlar.
e)Yetkili Temsil: Mümessilin kanundan yada temsil olunanın iradesinden kaynaklanan bir yetkiye dayanarak temsil olunan adına ve hesabına işlem yapmasına denir.
f)Yetkisiz temsil: Bir kimsenin temsil yetkisi bulunmaksızın başka bir kimsenin namına ve hesabına hukuki işlemler yapmasına yetkisiz temsil denir. Yetkisiz mümessilin yapmış olduğu hukuki işlemler baştan itibaren temsil olunanı bağlamaz. Temsil olunanın “icazet” vermesi ile işlemden doğan tüm haklar ve borçlar baştan itibaren kendisine ait olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Siteden

Olağanüstü Hal: Özgürlüğün Güvenlik Hali

Özgürlük ve güvenlik tıpkı iki mıknatıs gibi işlemektedir: Gerekli düzenlemeler yapıldığında ve...

Sigorta Hukuku Ders Notu

Sigorta hukukuna ilişkin özet niteliğindeki ders notu

Ankara İstiklal Mahkemesi’nde Bir Heyet-i Fesadiye Davası

Ankara İstiklal Mahkemesi'nin 1925 sonlarında başlattığı ve zorlama bir kararla toplu...

Ticaret Hukuku 3. Sınıf – Trakya Üni. Hukuk Fak. – Vize öncesi notlar – 2015

Ticaret Hukuku 3. Sınıf - Trakya Üni. Hukuk Fak. - Vize...

Borçlar Hukuku Genel Kur-Pratik çalışması

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Borçlar Hukuku Genel Kur-Pratik çalışması

Siteye Son Eklenenler

Mal Rejimlerinden Kaynaklı Davalar (TMK MADDE 202-281)

Mal Rejimlerinden kaynaklı davalarda araştırılması gereken hususlar ve deliller ,Uygulamada sıkça hataya...

Yargı Reformu’nun 3. paketi olan 7251 Sayılı Kanun Tanıtım Videoları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7251 Sayılı Kanunun...

Barolar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki adli yıl açılışına davet edilmedi; “Bu suça ortak etmemeleri sevindirici”

Yargıtay Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bugün (1 Eylül) organize edilen adli yıl...

Ölüm orucundaki avukat Ebru Timtik, hayatını kaybetti

Timtik, Avukat Aytaç Ünsal ile birlikte adil yargılanma talebi için başlattığı ölüm...

Avukatın Gözaltındaki Müvekkilleri ile Görüştürülmemesi ve Konu ile İlgili Ombudsman Tavsiye Kararı

Avukatın gözaltında bulunan müvekkilleriyle görüştürülmemesi ve bu süreçte yaşananlar hakkında TBMM Kamu...

Gayrimenkul Satış Vaadine Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davaları

Satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında somut durum gerektirmedikçe keşif...