Sigorta Hukuku Ders Notu

Sigorta hukukuna ilişkin özet niteliğindeki ders notu

Sigortacının tazminat yükümlülüğünün doğup doğmadığını incelerken dikkat edilecek hususlar;

  1. sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması.
  2. sigortacının himaye yükümlülüğünün doğmuş olması: sözleşmenin kurulması ile sigortacının yükümlülüğü hemen doğmaz. Sigortacının yükümlülüğü primin tamamının ya da ilk taksidinin ödenmesi ile doğar. Ancak bu hususun istisnaları vardır. Taşıma sigortasında sözleşmenin kurulması ile sigortacının yükümlülüğü doğar.
  3. rizikonun gerçekleşmesi:

sigortacı ancak bu andan sonra doğan zararları karşılamaktadır. Sorumluluk sigortalarında rizikonun gerçekleştiğinin tespiti zordur. Bu konuyla ilgili farklı teoriler vardır.

Sebep olay teorisi è icrai hareket dolayısıyla sorumluluğu doğuran olayın yapıldığı an.

Tazminat talebinin ileri sürülmesi teorisi è talebin ileri sürüldüğü an.

Zarar teorisi è çevre sorumluluğu sigortalarında zararın meydana geldiği an dikkate alınır.

Bazı durumlarda edim yükümlülüğü doğmuş olmasına rağmen tazminat yükümlülüğü sona erer. Örneğin zarar doğduktan sonra 5 gün içinde ihbar yapılmalıdır. Aksi halde sigortacının sorumluluğu sona erer.

  1. sigorta ettirenin kanunun kendisine yüklemiş olduğu külfetleri ihlal etmemiş olması:

külfet: kişinin kendisine tanınan bazı haklara ulaşabilmesi için yerine getirmesi gereken davranışları.

Sigortacının yükümlülüğü rizikoyu üstlenmektir. Bunun karşılığında prim almak sigorta ettirenin yükümlülüğündedir. Bu denge sigorta mukavelesinin kurulmasından sonra da devam eder. Sigorta ettiren rizikoyu ağırlaştırmış ise bunu ihbar etmelidir. 45 günlük ihbar etme yükümlülüğü öngörülmüştür.

Külfet ile yükümlülük arasındaki farklar: yükümlülüğünün ifası talep edilebilir. İfa yerine getirilmezse tazminat talep edilebilir. Külfetin ifası talep edilemez. Külfet yükümlülükten farklı olarak kişinin elde ettiği hukuki statünün korunması için yerine getirilir. Kişi külfeti yerine getirmezse hakkını kaybeder.

Zenginleşme yasağı ilkesi:

Sigorta sözleşmesini kumar ve bahis borcundan ayıran en önemli ilkedir.

Rizikonun belli bir topluluk üzerine aktarılması è bu topluluk riziko topluluğudur. Aynı rizikoyla muhatap olan kişilere riziko dağıtılır. Sigortacı her bir riziko için bir topluluk oluşturmakta ve rizikoyu onlara yüklemektedir. Sigorta ettirenin fiilen gerçekleşmiş zararları karşılanır. Yani sigorta ettirenin zenginleşmesi sağlanmaz.

TTK md. 1263:

Taraflar è     sigorta ettiren

                        Sigortacı

Konusu è      sigorta ettirenin menfaati

Sigortacı:

Sigorta tazminatını ödemekle yükümlü olan kişi. Sigorta murakabe kanunu md. 2 de sigorta şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni düzenlenmiştir.

  • münhasıran sigortacılık veya reasürans işleri yapmak üzere AŞ ortaklık şeklinde,
  • ödenmiş sermayelerinin 3 trilyondan az olmaması.
  • Hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılmış olması ve nama yazılı olması.
  • Ana sözleşmelerinin bu kanun hükümlerine uygun olması gerek.

Sigorta şirketleri eskiden komandit şirket şeklinde de kurulabilirken bu artık mümkün değil.

Sigorta şirketlerinin kuruluşları  hazine müsteşarlığından alacakları izne tabidir.  Yabancı sigorta şirketleri ise hazine müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıktan izin almalıdır. Sigorta murakabe kanunu md. 3/1 e göre şirketler müsteşarlıktan faaliyet göstermek istedikleri her branş için ayrı ayrı ruhsat almalıdır. Aynı kanunun md. 3/2 de düzenlenen beş halden birisinin gerçekleşmesi halinde ruhsatları iptal edilir.

!! sigorta sözleşmesi ruhsat almamış bir sigorta şirketi ile akdedilirse sözleşme mutlak butlanla batıldır. (TTK md. 1263)

sigorta şirketleri yalnızca AŞ şeklinde mi kurulur?

Sigorta murakabe kanunu md. 2/3 e göre ortak sayısı 200 den az olmamak üzere kooperatif şirketin tabi olduğu esaslara göre karşılıklı (mütüel) şirket olarak da kurulabilir.

Mütüel şirketin özellikleri:

  • tüzelkişiliğe haiz olacak.

Koop. Kanunu md. 7 ye göre kooperatifler ticaret siciline tescil ile tüzelkişilik kazanır. TTK md. 136 ya göre kooperatif ticaret şirketleri arasında sayılmıştır. TTK md. 18/1 e göre de ticaret şirketlerinin tacir olduğu kabul edildiğinden kooperatifler de tacirdir.

  • ortakların belirli menfaatlerini korumak

mütüel şirkette ortakların sigortalanması amaçlanır. Riziko sigortalanır ve ortaklar arasında zarar paylaştırılır. Üyelerin sigortalanması dışında başka bir amaçla kurulmaz. Üyeler prim ödemekle yükümlüdür.

  • değişir ortaklı olması ve değişir sermaye yapısı olması.

Ortak sayısı sınırlandırılamaz.  Sigorta murakabe kanunu md. 2/3 e göre ortak sayısı asgari 200 olarak görülmüştür.

Sigorta ettiren:

Sigorta mukavelesi akdeden şahıs. Sigortalı, lehdar ve riziko şahsı birbirinden farklı kavramlardır.  Kendisi üzerindeki parayla ölçülebilen menfaati sigorta ediliyorsa bu kişiye sigortalı denir. Eviniz sigortalandığında sigortalı eviniz üzerindeki menfaatinizin sigortalanması nedeniyle siz olursunuz.

Sigorta Bedeli:

Sigortacının zararın gerçekleşmesi halinde ödeyeceği tazminat miktarının üst sınırıdır. Kural olarak sigorta bedeli sigorta menfaatinin değerine eşit olmalıdır. Sigorta ettiren sigortacıya prim ödemekle yükümlüdür. Dolayısıyla sigorta mukavelesinden doğan hak ve yükümlülükler sigorta ettirene aittir. Sigortacı rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta tazminatını ödeyecektir.

Sigorta ettiren sigorta sözleşmesini kendi adına, kendisi akdediyorsa  “kendi ad ve hesabına sigorta” söz konusudur.  Sigorta mukavelesinin temsilci aracılığıyla yapılması halinde de bu mahiyet değişmez. Sigorta ettiren ile sigortalı aynı şahıstır.

Sigorta ettiren başkasının menfaatini sigorta sözleşmesine konu ediyorsa “başkası hesabına sigorta” söz konusudur.  Bu durumda sigorta ettiren ve sigortalı farklı şahıslardır. Sigorta ettiren fiil ehliyetine sahip olmalıdır. !!!

Hayat sigortaları 3 şekilde yapılır,

  1. ölüm kayıtlı hayat sigortaları:

ölümün belirli bir süre içinde gerçekleşmesi yolunda bir kayıtla sigorta sözleşmesi akdedilir. Belirlenen sürede ölüm gerçekleşirse tazmin borcu doğar.

  1. hayatta kalma kayıtlı:

poliçede belirtilen tarihe kadar, en son o tarihte kişi hayatta ise sigortacının tazmin borcu doğar.

  1. karma hayat sigortaları:

mal sigortalarında kişi kendi menfaatini sigorta ettirmektedir. Hayat sigortalarında kural olarak menfaat unsuru aranmaz. Ancak başkasının hayatı sigortalanırsa menfaat aranır. Bu konuda TTK md. 1321 düzenleme getirmiştir. Buna göre başkasının hayatı söz konusu olduğunda maddi veya manevi menfaatin bulunması yeterlidir. Yargıtay damat ile kayınbirader arasında da maddi ve manevi menfaatin gerçekleştiğini kabul ediyor. Oysa biri yeterli. Kişinin kirvesi ile arasında da maddi manevi menfaatin bulunduğu yönünde görüş pek isabetli değil. Yargıtay’a göre kan kardeşliği de manevi menfaat için yeterli görülmüştür. Maddi ve manevi menfaat kural olarak sözleşmenin kurulduğu esnada olmalıdır. Aksi halde sözleşme kurulmamış kabul edilir. Hayatı sigorta ettirilen kişinin bu konuda bilgi sahibi olması gerekmez. Sigorta ettiren gerçek kişi olabileceği gibi tüzelkişi de olabilir.

Sigortalı:

Menfaati sigorta edilen şahıs.

Sigorta ettiren sigorta sözleşmesine başkasının menfaatlerini konu ediyorsa başkası hesabına sigorta sözleşmesi söz konusudur. Sigorta sözleşmesinden doğan yükümlülükleri sigorta ettiren yerine getirecek ancak sigorta sözleşmesinden doğan hakları sigortalı talep edecektir.

Sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren kendi menfaatini sigorta ettirmektedir. Bunda sigorta ediminin doğrudan doğruya üçüncü kişiye ödenecek olması sorumluluk sigortasını başkası hesabına sigorta haline getirmez!!!

Sorumluluk sigortası bir kimseye karşı kanuni sorumluluk hükümlerine istinaden tazminat talebi ileri sürülebiliyorsa bu tazminat talebini garanti altına almaktadır. İşveren sorumluluk sigortası bu konuya örnektir. İşçisinin haksız fiilinden dolayı tazminat talebiyle başvuruları güvence altına alabilmeyi düzenler. TTK md. 1301 uyarınca bu tazminat başvurularında rücu talebi sigortacıya geçer. İşverene başvurulmuş, işveren sorumlu tutulmuş ve sigortacı sigorta bedelini ödemiş  ise md. 1301 uyarınca sigorta ettirenin hakları sigortacıya geçer. è halefiyet. TTK md. 1301 zenginleşme yasağının bir önemli örneğidir. Halefiyet sorumluluk sigortalarında da geçerli bir durumdur. Sorumluluk sigortalarında sigorta edimi mağdura ödenir. Sigorta ettirenin talebi ödeme talebi değil, kendisine karşı ileri sürülen tazminat taleplerinden kurtulmasıdır. İleri sürülen tazminat talebi haklı ise sigortacı tazminatı mağdura öder. İleri sürülen tazminat talepleri hem miktar hem de hukuki sebep bakımından haksız ise sigorta ettirenin talebi haksız tazminat taleplerinden kurtarılmaya yöneliktir. Sigortacının sigorta ettireni haksız tazminat taleplerinden kurtarmaya yönelik edim yükümüne hukuki himaye yükümü denir. Bu alanda sigorta ettiren mağdur tarafından ileri sürülen tazminat talepleri karşısında himaye edilir ve dava masrafları karşılanır.

Sigortada Riziko şartı:

TTK md.1321/2 e göre küçükler, mahcurlar ve gayri mümeyyizler riziko şahsı olarak gösterilerek ölüm şartlı sigorta sözleşmesi yapılamaz. Bu hüküm çocukları korumak amacıyla getirilmiştir ancak hükmün mahcurlar ve kısıtlılar bakımından bu kadar geniş tutulması doğru degildir.

17 yaşındaki bir kişi için yapılan ölüm kayıtlı sigorta sözleşmesi TTK md. 1321/2 ye göre batıldır ve kişinin 18 yaşına girmesi ile sözleşme kendiliğinden geçerlilik kazanmaz.

Riziko Şahsı:

Hayat sigortalarında hayatta kalma menfaati sigorta ettirilen kişi.

Hayat sigortalarında hayatta, ölüme karşı sigorta yapılmışsa ölüm rizikosunun gerçekleşmesi halinde prim riziko şahsı ailesine ödenir.

Lehdar:

Hayat sigortalarında riziko gerçekleşince kendisine para ödenecek kişi. Riziko şahsından farklıdır. Herhangi bir kimse lehdar olarak atanabilir. Lehdar tek taraflı beyan ile atanır.lehdarın muvafakatı aranmaz. Bu irade sigortacıya bildirilmelidir.

Üçüncü kişi lehine yapılan sigorta sözleşmelerinde mukaveleden doğan tüm haklar ve borçlar lehdara geçmez. Sadece sigorta sözleşmesinde belirtilen meblağı talep hakkı ona aittir. Lehdar sigorta bedelinki etkileyecek her türlü işleme katılma hakkına sahiptir.

Lehdar kendisinin lehdar olarak atandığını bilmek zorunda değildir. TTK md.1329 a göre lehdar tayini sigorta bedeli üzerinde bir tasarruftur. Bu kişi gerçek veya tüzelkişi olabilir. Kanun lehdar yerine “sigortadan faydalanan kimse” ifadesini kullanmıştır. TTK 1330/1.

Mevcut lehdar yerine yeni bir lehdar atamak suretiyle değiştirilebileceği gibi yerine bir lehdar atanmadan da iptal edilebilir.

Yargıtay sigorta ettirenin kendisini lehdar olarak atamasında yasaya aykırılık görmemiştir. Uygulamada da böyledir. Sigorta ettirenin böyle bir gösterime aslında ihtiyacı yoktur.

TTK md.1330 da iki tür lehdar kurumu düzenlenmiştir,

  1. dönülebilir lehdar: sigorta ettiren sigorta bedeli üzerinde hak sahibidir. Bu hak sahipliği ölünceye kadardır. Ölünceye kadar sözleşmeyi değiştirebilir. Ölüm gerçekleşinceye kadar lehdar sigorta bedelini talep yetkisine sahip değildir. Üçüncü kişi sigorta bedelini haczedebilir, sigorta bedeli temlik edilebilir, üzerinde rehin dahi kurulabilir. Sigorta ettiren, lehdar atama yönündeki beyanı sigortacıya ulaşmadan ölmüşse ortada geçerli bir beyan vardır ve lehdar atanmıştır. Bir kimse dönülebilir lehdar olarak atanmış ise bu kişi sigorta ettirenin ölümü ile hak sahibi olur. Ölümle lehdar kesinleşmiştir. Eğer dönülebilir lehdar tayin edilmiş ve bu lehdar değiştirilmek isteniyorsa değişiklik beyanı ölümden önce lehdar tarafından sigortacıya ulaşmalı. Aksi halde ilk lehdar hak sahibi olur.
  2. dönülemez lehdar: bunun için TTK md. 1330 da şekil şartları öngörülmüştür. Feragat beyanı, bu beyanın sigorta poliçesine yazdırılması ve poliçenin lehdara teslim edilmesidir. Taraflar arasında sözleşme akdedilirken öncelikle dönülebilir lehdar tayin edilmiş ancak daha sonra sigorta ettiren bu beyandan dönmeyeceğini belirtmiş olsa da taraflar arası iç ilişki bu beyandan etkilenmez ve mevcut durumda dönülebilir lehdar söz konusudur. Sigorta ettirenden önce lehdarın ölürse sigorta bedeli dönülemez lehdar kurumunda lehdarın mirasçılarına geçer. Dönülebilir lehdarda ise böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde sigorta ettirenin lehdarı değiştirme hakkı vardır. Feragat beyanı poliçeye eklenmiş ve poliçe de lehdara teslim edilmişse sigorta bedeli üzerinde tasarruf hakkı lehdara aittir. Bedel haczedilemez, rehin edilemez, temlik edilemez.

Sigortacı ödemeyi lehdara yapacaktır. Lehdar tayini geçersiz ise sigortacı ödemeyi yaptığı sırada geçersizlikten haberdar değilse yaptığı ödeme geçerlidir. Ancak lehdar tayinin geçersizliğini bile bile ödemede bulunan sigortacı gerçek lehdara ödemede bulunmakla yükümlüdür.

Birden fazla lehdar tayin edildiğinde ve bunların ne oranlarda sigorta bedelini alacağı poliçede gösterilmemişse bütün lehdarlar eşit pay alır.

İki lehdar atanmış ve lehdarlardan biri sigorta ettireni öldürmüş ise bu kişi hakkını kaybeder. Peki bu durumda kalan lehdar diğer lehdarın da payını alır mı?

TTK md.1328 de emredici ve cezalandırıcı bir hüküm bu konuyu düzenler. Sigorta ettiren kendisi riziko şahsı ise sorun yoktur. Sigorta bedeli mirasçılara intikal edecektir. Ancak riziko şahsı üçüncü bir şahıssa bedel üçüncü kişinin mirasçılarına intikal edecektir. Sigorta ettiren yanlış lehdar tayin ettiği için cezalandırılmaktadır.

Mirasçıların lehdar olarak atandıkları durumda sigorta bedelinden almış oldukları bedellerin saklı paylarından indirilmesi istenemez. Muris mirasçılarının miras payı oranında sigorta bedelinden pay almalarını isteseydi kendisini lehdar olarak atar ve ölümünden sonra bu bedel terekeye dahil olur ve mirasçılarda payları oranında paylaşırdı. O halde mirasçılar sigorta bedelinden eşit pay almalıdır. Karma hayat sigortalarında bölünebilir lehdar atama karşımıza çıkar.

Sigortanın Tasnifi:

Kanun;

can ve mal sigortaları olmak üzere ikili bir ayrım öngörmüştür.

Mal sigortası è sigorta menfaatinin konusu maldır. Kişilere sahip oldukları bir mal dolayısıyla sigorta yapılmaktadır. Kişi malın karşı karşıya olduğu riskin sonuçlarından korunmuş olmaktadır. Sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesi dolayısıyla pasifin artmasına ilişkin riski sigorta altına almaktadır. Sorumluluk sigortası da mal sigortası olarak düzenlenmiştir. Burada münferit bir maldan söz edilmesi mümkün değil; malvarlığına ilişkin bir değer söz konusudur. Sorumluluk sigortalarında mal sigortalarından farklı olarak sigorta ettirene değil mağdura ödeme yapılır.

Riziko faktörü: kendisi dolayısıyla sigorta mukavelesi yapılan nesne, sıfat.

Sigortacının edim yükümüne göre;

Tazminat sigortaları è bu tür sigortalarda sigortacının ödemekle yükümlü olduğu tutar sigorta sözleşmesinde belirlenen meblağ değil, riskin gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarardır. Tazminat sigortalarında menfaat sigortalanır.

Zenginleşme yasağı prensibi söz konusudur.

TTK md. 1283/c.2 ye göre aşkın sigorta halinde aşan kısım butlan müeyyidesi ile batıldır. Aşan kısım sigorta ettirene iade edilir. Sigorta ettiren meydana gelen zarardan fazlasını talep etme hakkına sahip değildir.

TTK md. 1264 e göre TTK da hüküm bulunmayan hallerde borçlar kanununa başvurulmalıdır. Sigortacı tazminatı ödedikten sonra sigorta ettirenin ihbar mükellefiyetini ihlal ettiğini fark edip akitten caymış ise yaptığı ödemeyi borçlar kanunu md. 61 vd.(sebepsiz zenginleşme) ye göre isteyebilir. Sebepsiz zenginleşme hukuki sebebe dayanmaz. Oysa zenginleşme yasağının hukuki sebebi vardır. (primler ödenmektedir.)

Meblağ sigortası è risk meydana geldiğinde belirlenmiş olan belli bir tutar sigortacı tarafından sigortalıya ödenir. Riskin gerçekleşmesi gerek ve yeter koşuldur.

Aşkın Sigorta:

Sigorta sözleşmesinde belirlenen sigorta bedeli sigorta değerinden yüksekse “aşkın sigorta” söz konusudur. Aşan kısım batıldır. Tek bir sigorta mukavelesi ile menfaat sigorta ettirilmişse sigorta değerini aşan kısım batıldır è aşkın sigorta.

Birden fazla sigorta mukavelesi tek menfaati sigortalıyorsa è çifte sigorta.

Aşkın sigortada kısmi butlan söz konusudur. Hukuki sebep geçersizdir. Primler iade edilir. Sigorta ettirenin hakkı sebepsiz zenginleşmeye dayanır. Kanun uygulamadan doğacak hukuk sorunlarını önlemek amacıyla istisnalar getirmiştir. TTK md. 1283 kara , TTK md. 1250 de deniz sigortalarında geçerlidir.

Taraflar anlaşarak menfaatin değerini bilirkişi ile tespit edebilir. Sigortacı bilirkişi tarafından tespit edilmiş sigorta bedeline itiraz edemez. Bu tür sigortalara “takseli sigortalar = muhammen kıymetli sigortalar” denir. Bilirkişi menfaatin değerini fazla göstermiş olsa dahi sigortacı buna itiraz edemez.

Çifte Sigorta:

Değerinin tamamı sigorta ettirilen mal aynı sürede aynı kimse tarafından aynı riske karşı ilk sigortacıya haber vermeden sigortalanırsa “çifte sigorta” söz konusudur. Yapılan ikinci sigorta sözleşmesi geçersizdir. Ancak geçersizliği askıdadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Siteden

Medeni Hukuk Final Sınavı – 1/B – A.Ü.H.F 2007-2008

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2007-2008 ÖğretimYılı I-B Sınıfı Medeni Hukuk Dersi Final...

Borçlar Hukuku Genel Ders Notu

Borçlar hukuku, borç ilişkisinin doğumunu, hükümlerini, türlerini ve sona ermesini düzenleyen...

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku – Bütünleme Sınavı – 18.07.2014 – AÜHF

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku - Bütünleme Sınavı - 18.07.2014 - AÜHF

Yabancı Mahkeme Kararlarında Mal Rejimi Tasfiyeleri İçin Zamanaşımı Başlangıcı

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin mal rejiminin tasfiyesinde zamanaşımı süresinin BAŞLANGICINA yönelik...

İş Hukukundan Kaynaklanan Davalar

4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (Kanunun 4.maddesinin a, b,...

Yargı Reformu’nun 3. paketi olan 7251 Sayılı Kanun Tanıtım Videoları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 7251 Sayılı Kanunun...

Barolar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki adli yıl açılışına davet edilmedi; “Bu suça ortak etmemeleri sevindirici”

Yargıtay Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bugün (1 Eylül) organize edilen adli yıl...

Ölüm orucundaki avukat Ebru Timtik, hayatını kaybetti

Timtik, Avukat Aytaç Ünsal ile birlikte adil yargılanma talebi için başlattığı ölüm...

- A word from our sponsor -

Araç çubuğuna atla