Ergenekon davasında 12 yıl sonra karar: 235 sanığa beraat, 4 sanığa ise müebbet hapis cezası

Image default
Gündem

12 Haziran 2007’de ihbar üzerine İstanbul Ümraniye’deki bir gecekonduda 27 el bombasının ele geçirilmesiyle başlayan ve Yargıtay’ın bozma kararının ardından 235 sanık yönünden yeniden görülen Ergenekon davasında  karar verildi. Tüm sanıklar silahlı terör örgütü kurma ve örgüt üyeliği suçlarından beraat etti. Danıştay saldırısı sanıkları Osman Yıldırım, Alpaslan Arslan Erhan Timuroğlu, İsmail Sağır’a müebbet hapis cezası verildi.

Danıştay saldırısı Ergenekon davası ile birleştirildi

17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’a saldırı düzenlendi. Saldırıda 1 yargıç yaşamını yitirdi, 4 yargıç ise yaralandı. Danıştay Saldırısı’na ilişkin dava 13 Şubat 2008’de karara bağlandı. Davanın Ergenekon davası ile birleştirilmesi amacıyla bu karar 17 Aralık 2008’de bozuldu. Danıştay davası, 18 Mayıs 2009 tarihinde Ergenekon davası ile birleştirildi.

Danıştay saldırısının iki sanığı Erhan Timuroğlu, Alpaslan Aslan ve İsmail Sağır Cumhuriyet gazetesine düzenlenen el bombalı saldırıya ilişkin de yargılandı. 

“Devletin kirli işleri sorgulanmadı”

Dava sonrasında açıklama yapan Avukat Serkan Günel, “Dava 12 yıl sonra bitti. Davanın başında biliyorsunuz ‘Türkiye bağırsakları temizleniyor’ diyorlardı. Ancak en başından beri söylediğimiz gibi burada hiçbir zaman Türkiye’nin derin devleti ya da kirli ilişkileri soruşturulmadı, araştırılmadı. Tamamen FETÖ’cülerin yarattığı delillerle insanların evlerine, ofislerine deliller yerleştirilerek bu dava yaratıldı ve insanlar haksız yere seneleri bulan tutukluluklar yaşadı. Bugün güzel bir kararla karşınızdayız ancak geç gelen adaletin adalet olmadığını düşünüyoruz ve hiçbir verilen tazminatın da bu insanların ömründen geçen seneleri geri getirmeyeceğini biliyoruz ama inşallah bu son olur ve Türkiye bir daha böyle davalar ile karşılaşmaz” ifadelerini kullandı.

Dava sürecinde 8 kişi yaşamını yitirdi

Ergenekon davası devam ederken 8 kişi yaşamını yitirdi. Mahkeme bugün aldığı karar ile sanıkların örgüt üyeliğinden beraat ettiğini açıkladı. 

Kuddisi Okkır

Ergenekon soruşturması kapsamında 20 Haziran 2007’de tutuklanan Kuddisi Okkır, örgütün finansörü olmakla suçlanıyordu.

2008 Nisan ayında kendisine önce ‘majör depresyon’ teşhisi konan Okkır, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildi. Burada Okkır’a ayrıca zatürre ve böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Kısa süre sonra Okkır’ın  akciğer kanseri olduğu anlaşıldı. Okkır tedavi gördüğü sırada  ‘delilleri karartabileceği’ gerekçesiyle bir süre daha tutuklu kaldı. 1 Temmuz 2008 tarihinde nöbetçi mahkeme Okkır’ı serbest bıraktı. Okkır, serbest kaldıktan 5 gün sonra, 6 Temmuz günü yaşamını yitirdi. 

Türkan Saylan

Cüzzamla mücadele eden doktor Türkan Saylan yaşamını yitiren kadar kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin başkanlığını yürüttü. ÇYDD ile pek çok sosyal projeye imza attı.
Saylan’ın evi Ergenekon Soruşturması kapsamında 13 Nisan 2009 tarihinde basıldı. Saylan’ın pek çok kişisel evrakına baskında el konuldu. Saylan’ın başkanlığını yürüttüğü ÇYDD’nin büroları da baskında hedef oldu. Bir süredir kanser tedavisi gören Saylan, evine düzenlenen baskından bir ay sonra 18 Mayıs 2009’da yaşamını yitirdi. 

Ali Tatar

Yarbay Ali Tatar da soruşturma sürecinde ölenlerden biriydi. Tatar, ‘Amirallere Suikast Girişimi’ iddiasıyla önce tutuklandı ardından yapılan itirazlarla serbest bırakıldı. Savcı Süleyman Pehlivan’ın tutuklama kararına itirazı sonrası hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarıldı.

Yarbay Ali Tatar, bu kararı öğrendikten sonra 20 Aralık 2009 tarihinde hayatına son verdi. Tatar veda mektubunda “Oramiral Uğur Yiğit Komutanıma suikast iddiasında adım geçiyor. Babam öldüğü zaman ben seferdeydim. Komutanım (Oramiral Eşref Uğur Yiğit) beni arayarak, ‘Başın sağ olsun, böyle şeyler herkesin başına gelir. Sen rahat ol’ diye bana teselli vermişti. En kötü günümde yanımda olan kişiye karşı nasıl böyle bir şey düşünebilirim. Bana babacan yaklaşan bir insana sadece saygı ve minnet duyabilirim.” yazdı. Ölümünden bir süre sonra hakkında önemli bir delil olan suikast notundaki el yazısının Tatar’a ait olmadığı belirlendi. 

Erhan Göksel

Pek çok başbakana danışmanlık yapmış olan ve Verso Araştırma Şirketi’nin de sahibi olan Erhan Göksel de Ergenekon davasında yargılandı.

Göksel, 22 Ocak 2009 tarihinde gözaltına alındı. Gözaltına alınmasının ardından şirketinin tüm altyapısına el konuldu. Şirket iflas etti. Göksel’in babası gözaltından üç ay sonra kalp krizi geçirerek öldü. Erhan Göksel ise aldığı iş teklifi nedeniyle ABD’ye çalışmaya gitti. 21 Mayıs 2010 günü kaldığı otel odasında ölü bulundu. Ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklandı. Ergenekon 4. İddianamesinde Göksel hakkında ‘kovuşturmaya gerek yok’ kararı verilmişti.

İlhan Selçuk

Cumhuriyet gazetesinin başyazarlarından İlhan Selçuk, 21 Mart 2008 tarihinde ‘silahlı terör örgütünün üst düzey yöneticisi olmak’ suçlamasıyla gözaltına alındı. İlhan Selçuk iki gün sonra serbest bırakıldı. Tutuksuz yargılanmasına devam edildi. Selçuk, serbest kalmasının ardından rahatsızlandı. Bir süre tedavi gören Selçuk, 21 Haziran 2010’da yaşamını yaşamını yitirdi. İlhan Selçuk halen 1. Ergenekon İddianamesinde yargılanıyordu.

Kaşif Kozinoğlu

Odatv’ye gizli belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle Ergenekon soruşturmasında tutuklanan MİT Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun çıkacağı ilk duruşmaya 9 gün Silivri Cezaevi’nde 13 Kasım 2011’de  yaşamını yitirdi. Adli Tıp Kurumu, Kozinoğlu’nun kronik iskemik kalp hastalığı nedeniyle öldüğünü tespit etti.

Uçkun Geray

Ergenekon soruşturması kapsamında Konya merkezli operasyonda 2008’de temmuz ayında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Prof. Dr. Uçkun Geray, tedavi gördüğü hastanede organ ve solunum yetersizliği nedeniyle 30 Ocak 2009 tarihinde yaşamını yitirdi. Uçkun Geray’ın doktoru, Geray’ın gözaltına alındığı sırada yüksek tansiyon hastası olduğunu belirtmişti.

Engin Aydın

Ergenekon davasında tutuksuz olarak yargılanan, akciğer kanserine yakalandığı öğrenilen ve uzun süredir kemoterapi tedavisi gören Engin Aydın, 7 Şubat 2011’de Ankara’da evinde geçirdiği kalp krizi sonrasında hayatını kaybetti. Aydın, Ergenekon davası kapsamında 7 Ocak 2009 tarihinde gözaltına alınmış ve 11 Ocak 2009’da tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Aydın ve Yalçın Küçük, avukatlarının tutukluluğa yaptığı itirazın kabul edilmesi üzerine 11 gün tutuklu kaldıkları Silivri Cezaevi’nden tahliye edilmişti. Aydın, Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 3. iddianamede de sanık olarak yer aldı.

Ne olmuştu?

Yasayla kapatılan dönemin özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 5 Ağustos 2013’te verilen kararda, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ağırlaştırılmış müebbet, emekli Tuğgeneral Veli Küçük 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 99 yıl hapis, Tuncay Özkan ağırlaştırılmış müebbet ve diğer suçlardan 22 yıl 6 ay hapis, emekli Orgeneral Hurşit Tolon müebbet, Danıştay saldırısının faili Alpaslan Arslan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet, avukat Kemal Kerinçsizağırlaştırılmış müebbet, Mehmet Haberal 12 yıl 6 ay, Mustafa Balbay 34 yıl 8 ay hapis, Sinan Aygün 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Diğer sanıklar da çeşitli oranlarda hapis cezasına mahkûm edilmişti.

Bazı sanıklar, davaya bakan ve kapatılan özel yetkili mahkemenin gerekçeli kararını yazmasının 7 ay sürmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulunmuş ve yüksek mahkeme de “sanıkların haklarının ihlal edildiğine” hükmetmişti. İhlal kararı üzerine, yasayla kaldırılan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi yerine başvuruları inceleyen nöbetçi mahkemeler, tutuklu sanıkları tahliye etmişti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin karardan 7 ay sonra 16 bin 600 sayfadan oluşan gerekçeli kararının taraflara tebliğ edilmesinin ardından dosya, temyiz incelemesi için Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne gönderilmişti. Temyiz duruşmaları, 6 Ekim 2015’ten itibaren yapılmaya başlanmıştı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 21 Nisan 2016’da verdiği kararla, 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını, “eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un Yüce Divan’da yargılanması gerektiği yönündeki itirazının haklı olması, Danıştay saldırısı davası ile Ergenekon davası arasındaki hukuki ve fiili irtibatın somut delillerle gösterilememesi ve soruşturma, yargılama, delil toplama aşamalarında adil yargılanma ilkelerine aykırılık bulunması” gibi gerekçelerle bozmuştu.

Dosyaya hangi mahkemenin bakacağına ilişkin yaşanan yetki karmaşasının ardından, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından alınan kararla dosya, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Eski hâkim ve savcılar FETÖ’den tutuklu veya firari

“Ergenekon” soruşturmasını yürüten ve meslekten ihraç edilen savcılar Zekeriya Öz ve Fikret Seçen, FETÖ soruşturmaları kapsamında firari olarak aranıyor. Bir dönem soruşturmaya bakan firari sanık Cihan Kansız hakkında da FETÖ üyeliğinden dava açıldı.

Dönemin özel yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde dosyaya bakan hakimler Hüseyin Özese, Hüsnü Çalmuk ve Sedat Sami Haşıloğlu hakkında FETÖ üyeliği suçundan dava açıldı. Özese ve Çalmuk tutuklu bulunurken, Haşıloğlu hala firari olarak aranıyor.

Davaya duruşma savcısı olarak giren Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın da FETÖ davaları kapsamında tutuklu bulunuyor.

Ayırma ve düşme kararları

Davanın görüldüğü İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Haziran 2017 tarihli duruşmada, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin bozma ilamına uyulmasına karar vererek, Ergenekon dava dosyasıyla daha önce birleştirilen internet andıcı, terörle mücadele eylem planı ve Danıştay saldırısı dosyalarının ana dosyadan ayrılarak başka esasa kaydedilmesine hükmetmişti.

Süreçte hayatını kaybeden 11 sanık ve Yargıtay’ın beraatlerine hükmedilmesini istediği 21 sanığın dosyasını ayıran heyet, 6 Temmuz 2017 tarihli duruşmada, Ergenekon ana dava dosyasıyla birleştirilen 12 sanıklı Danıştay saldırısı dosyasıyla ilgili görevsizlik, ilk mahkemece beraat kararı verilen 21 sanıklı dosyayla ilgili beraat ve yargılama sürecinde hayatını kaybeden 11 sanıklı dosyayla ilgili de düşme kararları vermişti.

Düşme, ayırma ve beraat kararlarının ardından mahkeme heyetince dava, 229 sanık üzerinden görülmeye başlanmış ve 11 Eylül 2018’deki duruşmada verilen birleştirme kararlarıyla sanık sayısı 235’e çıkmıştı. 30 Kasım 2018 tarihli 7. duruşmada mütalaasını açıklayan savcılık, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine saldırı dava sanıklarının da aralarında bulunduğu 32 sanığa çeşitli oranlarda hapis cezası, 199 sanığa beraat, bir sanığa düşme, bir sanığa ayırma, bir sanığa suç duyurusu yapılması ve bir sanığa da herhangi bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep etmişti.

Süreçte karar verilemedi

Mütalaada, “Ergenekon silahlı terör örgütünün varlığının, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı, bu nedenle de varlığı kanıtlanamayan örgütün liderliği, üyeliği ve örgüt adına suç işlenmesinin de söz konusu edilemeyeceği anlaşılmıştır. Bu haliyle bu dava kapsamında kovuşturmaya konu edilen ‘Ergenekon’ adlı bir terör örgütünün varlığı ispat edilememiştir.” denilmişti.

Sonraki süreçte, sanıkların mütalaaya karşı beyanları alınmış, mahkeme heyetinin her duruşmada karar vermesi beklenmiş ancak duruşmalarda kimi sanıkların savunma yapmaması veya mazeret sunması nedeniyle nihai karar açıklanamamıştı.

Kaynak: T24

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?