arama

Erteleme süresi zarfında yüklenilen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar – Şartları

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • ankahukuk ankahukuk

TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde hükme bağlanan Israr Kavramı


T.C YARGITAY 10.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 5237 Karar: 2018 / 8102
Karar Tarihi: 19.11.2018

(5237 S. K m. 191) (7201 S. K m. 21)

Dava: Adalet Bakanlığı’nın, 15/10/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki kamu davasının durmasına dair İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03/05/2018 tarihli ve 2018/219 esas, 2018/435 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 22/10/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.

Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

A) Konuyla İlgili Bilgiler:

1- Şüpheli hakkında, 28/07/2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, ayrıca “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması” halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edilmesine karar verildiği,

2- Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 11/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği,

3- Ancak şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat etmemesi üzerine ikinci kez uyarılı davetiye gönderildiği, bu davetiyenin de 03/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği,

4- Şüphelinin bu tebliğlere rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat etmemesi üzerine TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca “… yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği…” gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararının kaldırılarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı,

5- İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03/05/2018 tarihli ve 2018/219 esas, 2018/435 sayılı kararı ile “sanığa gönderilen tebligatların muhtara teslim edildiği, bu nedenle sanığa yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde dava açılması gerekirken ısrar koşulu gerçekleşmeden kamu davası açıldığı” gerekçesiyle, “kamu davasının durmasına” karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği,

Dosya kapsamına göre, sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/11/2017 tarihli ve 2017/172144 soruşturma, 2017/4843 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı, sanığa denetimli serbestlik kararının yerine getirilmesi için 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması konusunda çıkarılan tebligatın 11/01/2018 tarihinde usulü ile tebliğ edildiği, sanığın süresinde başvurmaması üzerine “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden çıkarılan tebligatın da 03/02/2018 tarihinde usulü ile tebliğ edilmesine rağmen süresinde müracaat etmeyen sanık hakkında denetim yükümlülüklerine uymamakta ısrar koşulunun gerçekleştiği cihetle, yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03/05/2018 tarihli ve 2018/219 esas, 2018/435 sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C) Konunun Değerlendirilmesi:

TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Tebligat Kanunu’nun; 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (…) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı,

  1. maddesinin 2. fıkrasında;

“Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı,

Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüpheliye tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesinin gönderildiği, “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse hakkında dava açılacağı” uyarısını içeren bu davetiyenin şüphelinin bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresin kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca 11/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu şekilde şüpheliye ilk uyarının yapılmış olduğu, ancak şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne müracaat etmeyerek yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine ikinci kez uyarılı davetiye gönderildiği, “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse bu durumun yükümlülüklerine uymamakta ısrar sayılacağı ve hakkında dava açılacağı” uyarısını içeren bu ikinci davetiyenin de aynı adreste yine adresin kapalı olması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca 03/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak şüphelinin yapılan bu ikinci uyarıya rağmen 10 gün içinde kuruma başvurmamak suretiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmeyerek, ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği,

Anlaşılmıştır.

Bu hali ile 2 kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada “kovuşturma şartı” olan “ısrar koşulu” gerçekleşmiştir. Bu nedenle Mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken, “ısrar koşulunun oluşmadığı” gerekçesiyle “kamu davasının durmasına” karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

D) Karar:

Açıklanan nedenlere göre; kamu davasının durmasına dair İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03/05/2018 tarihli ve 2018/219 esas, 2018/435 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 19.11.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.