Geçit ve Mera İrtifakı Kurulmasına Dair Davalar

Geçit ve mera irtifakı kurulmasına dair davaların mahiyeti, özellikleri, bu tür davalarda araştırılması gereken hususlar ve deliller, uygulamada sıkça hataya düşülen ve bozma nedeni yapılan konular

“Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nin 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.

Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.

Geçit hakkı tesisi davalarında davanın niteliği gereği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir ” (T.C YARGITAY 14.Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 3261 Karar: 2019 / 324 Karar Tarihi: 14.01.2019)

a. Araştırılması Gereken Hususlar ve Deliller

Bu davada;

·          Tapu kayıtları,

·          Kadastro tespit tutanakları,

·          Çaplı kroki,

·         Geniş çaplı pafta,

·         İmar planı krokisi,

·         Mahalli bilirkişi listesi ve keşif,

Delillerine başvurulmalıdır.

Geçit yoksunluğu taşınmazın genel yola hiç bir bağlantısının bulunmaması anlamına gelirken nispi geçit ihtiyacı ise taşınmazın genel yola ulaşmasını sağlayan bir yolunun bulunması fakat taşınmazı için yeterli olmaması anlamına gelir. Mahkemece geçit yetersizliği bulunup bulunmaması objektif kriterlere göre belirlenmesi gereklidir.

b. Uygulamada Sıkça Hataya Düşülen ve Bozma Nedeni Yapılan Konular

Geçit davalarının taraflarının kimler olacağı noktasında tereddütler yaşanabilmektedir. Bu davalarda davacı lehinde geçit irtifakı istenilen taşınmazın paydaşlarından veya elbirliği mülkiyeti varsa mirasçılardan biri olabilir. Davalı tarafta yer alan ve aleyhine geçit irtifakı oluşturulan taşınmazların tüm maliklerinin davada davalı olması gerekir. Davada yer almayan fakat üzerinde geçit kurulması karar verilecek olan parsel malikleri hakkında ya ayrı bir dava açarak birleştirilmek ya da HMK’nun 124. maddesi uyarınca iradi taraf değişikliğine gidilmek suretiyle taraf teşkili tamamlanması gereklidir.

Uygulamada bazen sadece lehine geçit kurulacak taşınmaz yönünden en lehe olan yerden geçit kurulduğu gözlenmektedir. Oysaki alternatifler belirlenirken fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi göz önünde bulundurulmalıdır. Uygun geçit yeri davacıya en az külfet getiren değil komşuluk hukuku ilkeleri gereğince üzerinden geçit kurulan taşınmazlara en az yükümlenme getiren yerlerden belirlenmeli ve bu yerden geçit kurulmalıdır.

Uygulamada kadim kullanım gibi gerekçelerle taşınmazların kullanım bütünlüğünün bozulduğu durumlara rastlanmaktadır. Geçit davalarında geçerli olan kesintisizlik ilkesi gereğince kurulacak geçitin parsel bütünlüklerini bozmamasına özen gösterilmelidir. Geçit sınırları takiben oluşturulmalıdır. Sıklıkla yapılan bir hata da geçit kurulacak taşınmazın kesintisiz olarak genel yola bağlanmamış olmasıdır. Geçidin bağlanacağı genel yol ile geçit ihtiyacı içindeki taşımaz arasında kesintisiz bir bağlantı olmalıdır.

Geçit davaları bazen yıllar sürmektedir. Bu durumda aleyhine geçit kurulanların mağduriyeti söz konusu olacağından geçit bedeli belirlenirken geçit bedeli mümkün olduğunca hüküm tarihine yakın yeniden belirlenmeli ve mutlaka hükümden önce mahkeme veznesine depo edilmelidir.

Mahkemelerce bazen fiili yol bulunduğu veya herkesin gelip geçtiği yerler olduğu gerekçesi ile kurulan geçit genel bir yola bağlanmamaktadır. Oysa ki geçitler mera orman tapusuz açıklıklar üzerinden kurulamaz ve geçit yeri bunlara bağlanamaz.

Geçit davalarında yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile ilgili tereddütler yaşanmaktadır. Bu davaların mahiyeti gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması, kendisini vekil ile temsil etmiş olsa dahi davacı vekili yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekir.

Mahkemelerce tarım makinesinin geçebilmesi için 4,5 metre eninde geçit kurulması durumlarına rastlanmaktadır. Ancak bu durum çoğu kez bozma sebebi yapılmaktadır. Yararına geçit kurulacak taşınmazın niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Mahkemelerce bazen tapuda kaydı bulunmaya taşınmazlar leh ve aleyhine geçit kurulmaktadır. Oysaki zorunlu geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı bir sınırlaması olduğundan bu tür sınırlamalar ancak mülkiyet hakkına konu taşınmazlar için söz konusu olabilir. Taşınmaz mallarda mülkiyet hakkı, kural olarak o taşınmazın tapu siciline tescil edilmesi ile doğar. Tapu siciline kayıtlı olmayan bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının varlığından söz edilemeyeceğinden bu şekilde geçit kurulması mümkün değildir.

Tapu kaydı bulunmayan taşınmazlar leh ve aleyhine geçit kurulması gerekli olduğu durumlarda davanın hemen reddedilmesi doğru değildir Bu durumda geçit ihtiyacı olan ve taşınmazı tapuda kayıtlı olmayan davacıya talep ettiği takdirde mahkemece taşınmazının tapuya tescilini sağlamak amacıyla dava açması için verilmelidir. Aynı şekilde aleyhine geçit kurulması talep edilen taşınmazların da tapulu olmaması halinde davacıya davalıya ait taşınmazın da tapuya tescilini sağlamak amacıyla yetki verilmeli ve bu davaların sonucu beklenmelidir.

Sadece imar yolunun var olduğu belirtilerek geçit davalarının mahkemelerce reddedildiği durumlarla karşılaşılmaktadır. Oysaki davalı taşınmazı sınırındaki yolun fiilen kullanılıyor olması, bu yolun resmi olarak yola terk edildiği ve yol olarak kullanıma açıldığı anlamına gelmeyeceğinden açılmamış imar yollarının varlığı geçit ihtiyacını ortadan kaldırmaz.

Paftada görülmeyen orman için, mera ve yayla içi yollara veya dere yataklarına bağlantı kurularak geçit davalarının sonuçlandırıldığı görülmektedir. Orman içerisinden geçit kurulamayacağı gibi, mera ve tapusu bulunmayan mülkiyeti hazineye ait açıklıklardan da geçit kurulamaz.

 Birden fazla taşınmaz için geçit kurulması istendiğinde bunlardan birisi ana yola bağlanmakta yetinilmektedir. Davacı birden fazla taşınmazı için geçit talep etmişse ya da birden fazla kişi birden çok parsel için dava açmışsa kesintisizlik ilkesi gereğince, taraflara aralarında akdi geçit irtifakı kurmaları için uygun bir süre verilmeli veya geçide hükmederken davacılara ait taşınmazlarda dâhil olmak üzere tüm parseller lehine birbiri üzerinden geçit irtifakı kurulmalıdır.

Zorunlu dava arkadaşı olmadıkları halde bazen farklı taşınmazların malikleri olan kişiler birlikte geçit isteminde bulunabilmektedir. Bu durum sağlıklı bir sonuca ulaşılmasını zorlaştırıyorsa zorunlu dava arkadaşı olmayan davacıların birlikte açtıkları davayı tefrik etmek, her bir davacı parselinin geçit ihtiyacını kendi bünyesi içerisinde değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Davacı taraf kendince uygun gördüğü bir alternatiften geçit istiyor ve mahkemece en elverişli ve uygun olarak belirlenen yerden kurulacak geçiti istemediğini açıkça beyan ediyorsa, istemediği yerden geçit kurulmamalı bu durumda davanın reddine karar verilmelidir.

Leave a reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

Music

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edilen İlk Paketinde Hangi Düzenlemeler Bulunuyor?

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı...

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin İlk Paketi Adalet Komisyonunda Kabul Edildi.

Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda düzenlemeler içeren Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı...

Kıyı Kullanımı, Kıyı İşgali ve Sorunları

Kişisel menfaatler ile kamu yararının çatışmaya başladığı anda, merkezi idare ile mahalli idareler de bir biri...

Ecrimisil ve Uygulama Esasları

Ecrimisili, diğer tabiri ile haksız işgal tazminatını tanımlamak gerekirse; bir malın sahibi ve/veya idarenin izni bulunmaksızın...

Yıkım Kararları ve Uygulama Esasları

İdare tarafından alınan yıkım kararlarının konusu mülkiyettir.  Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının konusunu oluşturması sebebiyle...