arama

Hukuk Fakültesinin Kantininden Mezun Olmak

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • ankahukuk ankahukuk
Hukukçu olmak ümidiyle Hukuk Fakültesine kaydolan nice müzmin ümitvar, fakülteden önce fakültenin kantininden mezun olmuştur.

Kantin, her daim sınıftan daha çok mezun vermiştir.Sınıfların kasvet dolu havası, bitmek bilmeyen ağır dersler, çıt çıkarttırmayan hocalar, maalesef ki çaresiz hukuk öğrencisine, hep kantinin çay kokan huzurlu yolunu göstermiştir. Bu sebeple de dersleri kantindeki sınıf muhabbetleriyle, masadan masaya dolaşan mahlaslı notlarla takip eden, halinden memnun kitle, hiç de azınlıkta olmamıştır. Hatta fakültede, kantinin dışında ders çalışamayanlar dahi vardır. Yani kantin, hukuk öğrencisine sınıftaki kürsü-den daha çok şey bahşetmiştir ve değişmeyen bir gerçek varola gelmiştir ki, Hukuk Fakültesi öğrencisi, kantini amfiden biraz fazla sevmiştir.Esasında “hukuk fakültesinin kantininden mezun olmak” tabiri şair-yazar Onat Kutlar’a aittir. Önemli bir kantin müdavimi olan ve fakülteyi son sınıfta bırakan Kutlar, bu sözü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin kantininde, kendisi gibi kantinden mezun Ülkü Tamer ve Doğan Hızlan ile bir şiir sohbeti sırasında,binbir ümit fakülteye girip kantini seçen hukuk öğrencileri için söylenmiştir. Ülkü Tamer, fakültede girdiği ilk dersin daha onuncu dakikasında “Yahu benim burda ne işim var?” deyip on birinci dakikasında da kendini zar zor kantine atmıştır ve bir yıl dayanabildiği Hukuk Fakültesi ile tek bağı kantin olmuştur artık. Okulu yarım bırakan sınıf firarisi,kantin müdavimi edebiyatçılar az değildir, Hukuk Fakültesinin pek bilinmeyen bir misyonu da, birçok şair ve yazarın kendilerini tanıdıkları efsunlu bir yer oluşudur. Önce sınıftan kantine kaçıp saatlerce okumuş yazmış birlikte dergiler çıkarmışlar sonra kantinde dar gelince kendilerini edebiyat ya da iletişim fakültelerine atmışlardır. Fakat her zaman ilk mekteplerinin hukuk kantini olduğu, inkar edemedikleri gerçeklikleri olmuştur; Atilla İlhan’ın Selim İleri’nin,Tarık Buğra’nın…Tarık Buğra, okuldan kopuk, kendi tabiriyle fakültedeki kantin dolu “serserilik” yıllarının kendisi için hep büyük şans olduğunu söylemiştir.Çünkü hocaların, fikir meclislerinin, akademik toplantıların veremediğini, hırpalanmış küçük masaların etrafında dilinin döndüğünce kantin vermiştir.
 
Muhabbetle ısınan hukuk kantinleri, hararetli konuların tartışıldığı, fikir dergilerinin çıkarıldığı,kim bilir kaçıncı kez alınan derslerin çalışıldığı,kütüphanede barınamayanların sığındığı, şiirlerin karalandığı bir dergah olmuştur hep. İlham doludur kantinler. İlk şiiri “Ümitlerimin Gemisi”ni Hukuk Fakültesi öğrencisiyken yazan Necati Cumalı belkide bu şiirini kantinde her zaman oturduğu köşesinde yazmıştır. Kalabalık bir cadde kadar hareketli,bazen bir meyhane kadar efkârlı olan kantin şiir yazacak şairin tepesinde martılar uçuşturur. Genellikle bodrum katta olan, loş ışıklı, havasız, demli çay kokan, duvarları siyasi afişlerle bezeli, babacan kantincilerin işlettiği, hararetli sohbetlerin tekkesi bu eşsiz mekan, ne aradığını bilene her istediğini sunar, dersten kaçanı bir kolonun arkasına gizler, üşüyenin eline bir çay verip en sıcak yerine oturtur,aşıklara kucak açar, derdi sohbet olana bilgi deryası arkadaş bulur, uykusuz gecelerin yolcusuna da sessiz bir duvar dibi oluverir… Kantinde herkes aradığını bulur. Kantin, kendisine gelenin derdini alır, eksiğini tamamlar hemen.

Muhabbetin kaynayıp demlendiği, derde derman kantin, kimisine fakülteyi sevdirmiş, içindeki hukukçu olma arzusunu daha bir perçinlemiştir;kimisine de başka bir yol seçmesi için kulağına hep cesaret fısıldamıştır. Çünkü kantinler uyanıktır orada kendini gizleyemezsin, öğrencinin ciğerini bilir.Belki de Romancı Marquez’e, babasıyla amansız çekişmeler pahasına Fakülteyi bırakma cesaretini yine bir kantin vermiştir.Kantinler, teorinin menbaı üniversitenin, uygulama mekanıdır. Burada öğrendiğini söyler, fikrini tartışır, bilgini satarsın yine senin gibilere. Çünkü kantin eşitlerin mekanıdır; herkes aynı masada oturabilir,aynı çayı içebilir, aynı sohbete iştirak edebilir.Sınıflarda ön sıraları dolduran yeri belli çalışkanlar,kast sisteminin olmadığı kantinde ancak boş buldukları yerlere oturabilirler. Kantin kibirsizdir, oturulacak bir sandalye, içilecek bir bardak çay her zaman bulunur.
Kantinler üniversitenin modern kültür kahveleridir.Eskiden şehrin aydınlarının biraraya gelipçay, kahve eşliğinde sohbet ettikleri yerlerin üniversitedekikarşılığı kantindir. Sözlü kültürün toplumumuzdaönemli bir yeri vardır. Her daim konu-şacaklarımız, anlatacaklarımız vardır. Tarihimiz debir kahvehane milleti olduğumuzu göstermiştir.Fakültenin de kültür kahvesi olan kantin, belki debu yüzden bu kadar vazgeçilmezimiz olup, benli-ğimizde bu kadar yer etmiştir. Bugün hangi hukuk-çuya üniversite anıları deseniz yüzünde tebessüm,burnunda çay kokusu, aklında samimiyet dolukeyifli masaların olduğunu bilirsiniz.
Av. Güliz Genç
Hukuk Gündemi Dergisi, 2013-2 sayısı