“Hastane enfeksiyonudur, ölümcüldür, rutindir, hasta kaybedilebilir ” denebilir mi ?

GERÇEKLER VE SONUÇ

Hastane enfeksiyonları, ortaya çıkmaları muhtemel olan, ama hiçbir hekimin veya hastanın başına gelmesini istemeyeceği bir tıbbi durum, tali bir hastalıktır. Bu enfeksiyonlardan korunmak mümkündür, korunma için alınması gereken önlemler,meydana geldiğinde yapılması gereken işlemlerden çok daha az maliyet, iş gücü ve acı yükler.

Dünya tıbbında, hastane enfeksiyonlarının meydana gelmesini önlemek için alınması gereken önlemler, yaşana yaşana öğrenilmiş ve edinilen tecrübelerden sonra bu önlemler, güvenlik ve tedbir paketleri olarak tıbbın hizmetine sunulmuştur. Sayıştay Başkanlığı’nın yukarıda eksiklikler olarak belirlediği hususların birçoğu da bu paketlerin içinde yer almaktadır.

Pratikte ise hastane enfeksiyonlarının meydana gelmesinin en önemli nedenlerinden biri refakatçiler ile sağlık personelinin, hatta hastaların hastane dışından taşıdıkları patojenlerin, daha sonra hasta veya hastanın kullandığı eşyalarla kontamine olup, hastane enfeksiyonu zincirini başlatmasıdır. Tıbbi personel ve refakatçiler hem kendilerini enfeksiyondan korumak için gereken önlemleri almalı ve hem de zaten ölümle yaşam arasında gidip gelen hastalarda yeni bir tali hastalığa sebep olabilecek patojenleri taşımamalıdırlar. Ancak özellikle operatif işlemlerde has- talar da bu konuda uyarılmalıdır. El ve vücut hijyenine dikkat edilmesi gerekirken,edilmemesi de sürecin başlamasında etkilidir.

Ülkemizdeki en büyük ve en gelişmiş teknoloji ile donatılmış hastanelerde bile, gereken tıbbi önlemler bazen alınmamaktadır. En donanımlı yoğun bakım servislerine varana kadar, hastaların yanına yakınları alınmaktadır. Bu kişiler, sadece kendi hastalarını değil, başkalarının hastalarını da enfeksiyon riski ile karşı karşıya bıraktıklarının farkında olmadıkları gibi, aynı zamanda kendi hayatlarını da riske attıklarının farkında değillerdir. Yoğun bakımlarda hasta yakınlarını ziyaret etmek isteyen kişilere sorulduğunda ise, onları özledikleri için değil, gerçekten iyi bakılıp bakılmadıklarını merak ettikleri için içeri girdiklerini ifade etmektedirler ki, bu da sağlık sistemimizin halkla ilişkiler ve hasta yakınlarını bilgilendirme konusunu daha çok çözüm üretmesinin gerekliliğine işaret etmektedir. Bu durum ülkemizdeki en büyük ve tıbbi açıdan son sistem teknolojiye sahip hastanelerde dahi geçerlidir.

Hastane enfeksiyonlarının kaynağının tespiti, iyi çalışan bir sürveyans sistemi ile olanaklıdır. Hastane enfeksiyonlarının hızlı tespiti, hızlı ve uygun antibiyotik tedavisi ile önlenmesi ve zararın, hatta uzuv ve can kayıplarının önlenmesi mümkündür. Bu noktada sağlık çalışanlarının cezalandırılmaktan korkmamaları için, gereken yasal zeminin oluşturulması son derece önemlidir. Zira sağlık çalışanları cezalandırılmaktan korktukları takdirde, enfeksiyonun kaynağının belirlenmesinde zaman kaybedileceğinden bir salgınla karşı karşıya kalınabilir. Oysa “Tıpta, her yanlış bir doğruyu öğretir ve yanlışı ne kadar çabuk öğrenirsek doğruyu o kadar çabuk buluruz ve hastaya yardımcı oluruz.”

Hastanelerin ve özellikle yoğun bakımların, hastaların izolasyonuna imkan tanıması da son derece önemlidir. Enfeksiyonlu bir hastanın, diğer hastalardan mutlaka hızlı şekilde izole edilmesi gereklidir. Aksi halde bir salgının önlenmesi mümkün olamamaktadır. Ancak bu gün itibariyle bir çok hastanede “Yoğun Bakım Yönetmeliğinde” belirtilen kriterlere fiziki imkansızlıklar sebebiyle tam olarak uyulamamaktadır.

Hastaların veya yakınlarının, aydınlatılmış onamları alınırken,  mulak surette hastane enfeksiyonları konusunda açıkça bilgilendirilmeleri ve hastalara düşen görev ve sorumlulukların da yerine getirilmesinin kendilerinden istenilmesi gerekmektedir. Bu bir taraftan hastane enfeksiyonlarını azaltacaktır, diğer taraftan da aydınlatılmış onam müessesesi hukuka uygun hale gelecektir.

Tüm Hastaneler hasta hakları çerçevesinde” Yataklı Tedavi Enfeksiyon Korunma Yönetmeliği” ve “Yataklı Sağlık Tesislerinde Yoğun Bakım Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” belirtilen önlemleri almak ve özellikle enfeksiyon kontrol komiteleri kurmak ve etkin bir şekilde çalıştırmak ve çalışmaları düzenli takip ve kontrol etmek zorundadırlar. “Hastane enfeksiyonları da trafik kazaları gibi konulan kurallara uymamaktan dolayı meydana gelmektedir”Bu nedenle etkili sürveyans-etkili kontrol gerçekleştirilmelidir.

Hastaların olabildiği kadar hastane yerine evde bakılması (operatif girişimler hariç) da hastane enfeksiyonu riskini azaltır.

Komplikasyon, zamanında farkedilmemesi veya zamanında fark edilmesine rağmen gereken önlemlerin alınmaması sonucu tıbbi uygulama hatasına dönüşebilir. Örneğin, anjiyo işlemi yapılan bir hastada hastane enfeksiyonu gelişmişse ve bu enfeksiyonun kaynağının da hastane olmadığı ortaya çıksa bile, erken teşhis ve hızlı tedavi yapılmadığından hasta zarar görmüşse (örneğin enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji dalından konsültasyon istenmemişse-üstlenme kusuru) bu takdirde tıbbi malpracticeden söz edilebilir.

Hastane enfeksiyonları “kader” değildir; önlenebilir, kontrol edilebilir ve hatta hızlı tesbit ve teşhisle, tedavi de edilebilir. Her vakada bir çok parametre birlikte incelenerek ve detaylandırılarak çıkış nedeni ve varsa sorumluları tespit edilebilir. Hastane enfeksiyonları temelde bir risk olarak tıp camiasının, hekimlerin, kurumların ve sağlık çalışanlarının korkulu rüyasıdır. Hastaların bir çoğu hala bu konunun öneminin farkında değildir. Hekime izin verilen bir risk alanı elbette vardır, tıbbın görevi bu risk alanı içinde hareket ederken,standart uygulamaları eksiksiz yapmaktır. Tıbbın emrettiği her şey yerine getirilmesine rağmen hastane enfeksiyonu meydana gelmişse komplikasyondur, aksi halde tıbbi uygulama hatasöz konusu olacaktır. Komplikasyon öngörülebilen, ortaya çıkmaması için gereken her türlü önlemin alınmasına rağmen istenmeyen neticenin ortaya çıkması hali (önlenemeyen hal)olduğuna göre, hasta tüm önlemlerin eksiksiz alındığı ve tıpta gelinen son noktanın kendisi sağlık hizmeti alırken uygulandığı bir ortamda hastane enfeksiyonu ile karşı karşıya kaldığında bu bir komplikasyondur. Oysa her hastane enfeksiyonu, aslında, tıbbi girişimin bir kademesinde yapılan bir eksikliğin veya ihmalin sonucudur. Hastane enfeksiyonlarının rutin ve kader olmadığı bir tıp anlayışının ülkemize egemen olduğu zaman gerçekte gerek hastalar, gerek hekimler ve gerekse sağlık çalışanları ile sağlık kurumları, sağlık hukukunu ve hasta haklarını ülkemizde egemen kılmış olacaklardır.



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Bu içerik ile ilgili görüşler