Ceza Hukuku İcra-İflas Hukuku Usul Hukuku

İcra ve İflas Suçlarına İlişkin Yapılan Yargılamalarda Sanığa Ulaşılamazsa Sanık Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi?

İcra ve İflas suçlarına ilişkin icra mahkemelerinde yapılan yargılamalarda İcra ve İflas Kanunu’ndaki açık hükümler gereğince (İİK 349. md.) sanığın savunmasının tespiti için davetiye göndermek suretiyle duruşmalardan haberdar etmek zorunluluğu söz konusudur.

İcra ve İflas suçlarına ilişkin icra mahkemelerinde yapılan yargılamalarda İcra ve İflas Kanunu’ndaki açık hükümler gereğince (İİK 349. md.) sanığın savunmasının tespiti için davetiye göndermek suretiyle duruşmalardan haberdar etmek zorunluluğu söz konusudur. Duruşma için tebligat yapılmadan, doğrudan sanık hakkında hüküm veya karar verilemez. Örneğin İİK’in 331. maddesine göre alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudu azaltmak suçundan dolayı yapılan bir yargılamada sanığa mutlaka tebligat yapılarak, duruşmaya çağrılmalı, sorgusu yapılarak savunma delilleri tespit edilmeli ve şikayetçinin delilleri de toplanmak suretiyle hasıl olacak duruma göre karar veya hüküm verilmelidir.

Ancak sanık adresinden taşınmış ise yani kendisine ulaşılamıyorsa bu durumda ne olacaktır? Mernisteki adresinden de bulunamıyorsa ve kolluk marifetiyle de zorla getirilemezse ne yapılacaktır?
 
İİK’in 353/1 maddesine giren disiplin veya tazyik hapsini gerektiren suçlar yönüyle herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir. Zira disiplin hapsini gerektiren suçlar bakımından yapılan yargılamalarda sanığa duruşma günü için davetiye gönderilir. Eğer sanığa tebligat yapılmasına rağmen veya yapılamadığı durumlarda tebligat kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılıp da duruşmaya gelmezse bu takdirde sanığın yokluğunda karar verilebilir.(örneğin İİK 340, 341. md. suçlardan dolayı) Nitekim uygulama da bu şekilde sürmektedir.
 
Fakat suçun yaptırımı Hapis cezası veya Adli Para cezası olan fiiller bakımından durum ne olacaktır? Bu gibi hallerde diğer ceza mahkemelerinde de uygulandığı üzere Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre sanığa duruşma gününün tayini için davetiye gönderilecek, sanık bu davetiyeye rağmen gelmediği takdirde, sanık hakkında zorla getirme kararı çıkarılarak duruşmaya getirilmesi sağlanacaktır. (CMK 193, 199 md.)
 
Dolayısıyla Ceza yargılamasında temel kural, sanığın gıyabında yargılamanın yapılmamasıdır. Bu ana kuralın istisnası ise CMK 193/2 ve 195. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme gereğince sanık hakkında toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa sorgusu yapılmamış olsa da yokluğunda yargılama bitirilebilir. Yine sanık hakkındaki suç yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi halinde sanık gelmese bile yokluğunda yargılama yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa çıkarılacak davetiyede açıkça bu durumun belirtilmesi gerekmelidir. Aksi takdirde sanığın yokluğunda duruşma yapılıp karar verilemez.
 
Peki sanığa ulaşılamama durumunda ne olacaktır. Bu takdirde Ceza Muhakemesi Kanunumuzdaki çözüm açıkça düzenlemeye bağlanmıştır. Yani sanığa davetiye yapıldığı halde sanık duruşmalara icabet etmezse bu defa CMK’nın 193. maddesine göre bu durum geçerli bir mazerete de dayanmıyorsa bu takdirde zorla getirilmesine karar verilecektir. Yine CMK’nın 199. maddesine göre, “Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.”
 
Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere sanık hakkında herhangi bir suçtan dolayı yapılan yargılamada yakalama kararı verilip verilmeyeceği hususunda görevli ve yetkili mahkemenin takdir yetkisi vardır. Bu takdir yetkisi çerçevesinde mahkeme öncelikle sanığı davetiye ile çağıracak, makbul bir mazereti bulunmadığı halde yine gelmiyorsa bu defa hakkında zorla getirme kararı alınacaktır. Sanık buna rağmen gelmediği takdirde bu kez hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır.
 
Şimdi İcra ve İflas Kanunu’na göre suçun nevi ve yaptırımı disiplin hapsi veya tazyik hapis cezası değil de hapis veya adli para cezasını gerektiren bir yargılama olduğu takdirde sanığa zorla getirme kararı verilmesine rağmen ulaşılamama halinde sanık hakkında yakalama kararı verilebilecek midir?
 
Çok spesifik bir konu olmasına rağmen uygulamada ülkemizde yerleşmiş, iyi işleyen sağlam bir adres veri tabanı bulunmağından (MERNİS olmasına rağmen) maalesef sanıklara ulaşılamamakta ve yıllar süren dosyalara rastlanmaktadır. Bu sebeple icra mahkemelerinde dosyalar birikmekte ve gerçekten alacaklı yani şikayetçi olan insanların mağduriyetine sebebiyet vermekle birlikte üzülerek belirtmek gerekir ki bazen de mağdur olan kişilerin kendi hakkını kendisi almaya yeltenmesinden dolayı da toplumsal bir infial veya toplumsal barış ortamının da bozulmasına yol açmaktadır. Bu nedenle konu önem arz etmektedir.
 
İcra Ve İflas Kanunu’na Göre Yapılan Yargılamalarda Yakala Emrinin Uygulanıp Uygulanmaması Meselesi;
 
İİK’in 331. ile 345. maddeleri arasında icra ve iflas suçlarına ilişkin düzenleme yapılmış ve suç tipleri tek tek belirlenmiştir. Bu suç tiplerine ilişkin yapılacak yargılama usullerine ilişkin ise İİK 349. maddede tanzim edilmiştir.
 
Anılan hükme göre “Şikayet, dilekçeyle veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan İcra Mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmiş ise o da celp olunur. İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesi huzuruna gelmeye veya vekil göndermeye mecburdur.İcabında mahkeme tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir. Maznun başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoluyla sorguya çekilir. Maznun şikayeti alan veya istinabe edilen mahkemenin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta marifetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür. Şikayetçi muayyen zamanda gelmez veya vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer. Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri tatbik olunur.”
 
Yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere sanık mahkemeye gelmez veya müdafi de göndermezde veya bizzat bulundurulması gereken hallerde de gelmediği takdirde hakkında zorla getirme kararı çıkarılır. Bu ihzara rağmen de gelmezse muhakeme yokluğunda sürdürüleceği hükme bağlanmıştır.
 
Örneğin gerçeğe aykırı mal beyanı veren kişilerle ilgili olarak Yasa Koyucu 338. maddesinde “Bu kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır,” şeklinde cezalandırma yoluna gitme irade tesis etmiştir.
 
fiimdi İİK’in 338. maddesine aykırılıktan dolayı yargılanan sanığa ulaşılamadığında İİK’in 349. maddesindeki usul gereğince öncelikle davetiye yapılacak, duruşmaya gelmediği takdirde hakkında zorla getirme kararı verilecek bu kez de gelmediği takdirde muhakeme yokluğunda görülmesi gibi bir durum söz konusu olacaktır. Dolayısıyla sanık duruşmaya gelip sorgusu yapılmadan 1 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalma ihtimali de bahis konusudur. Ancak böyle bir şey ne evrensel hukuka ne de ceza muhakemesi hukukumuzun temel ilkelerine uygun düşmemektedir.
 
Sanığın yokluğunda yargılama yapılmaması temel bir kuraldır. Yani sanığın sorgusu yapılmadan sanık hakkında karar verilmemelidir. Bu kaidenin esasen istisnai hallerine yukarıda değinilmişti.
 
İİK’in 349. maddesindeki belirtilen usul yani sanığın duruşmalara zorla getirilme kararına karşın gelmemesi halinde muhakemenin yokluğunda görülmesi hali, disiplin hapis cezalarında veya tazyik hapis cezalarına münhasır olduğu düşüncesindeyiz. Dolayısıyla İİK 340. maddeden yani icra dosyasında borcunu belli taksitlere bağladığı halde bu taahhüdünü yerine getirmemeden dolayı yapılan yargılamada mahkeme sanığa duruşma günü için davetiye gönderecek, tebligat eline geldiği halde duruşmalara gelemese dahi yokluğunda tazyik hapis cezası verilebilecektir.
 
Hatta sanığa icra dosyasında yapılan tebligat adresine davetiye tebliği yapılamazsa bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılarak yokluğunda tazyik hapis cezasına ilişkin karar verilebilecektir. Ancak yaptırımı hapis cezası gerektiren bir suçtan dolayı yapılan yargılamada zorla getirme kararına rağmen sanığa ulaşılamazsa sanık hakkında yakala kararı çıkarılmasına ilişkin İİK’in 349. maddesinde açık bir düzenleme bulunmadığı ilk bakışta görülmektedir. Peki bu sanık hakkında bu tedbir hiçbir şekilde uygulanamayacak mıdır?
 
Öncelikle belirtmek gerekir ki Ceza Muhakemesi Hukukumuzda, kıyas yasağı bulunmamaktadır. Dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nda Ceza Muhakemesine atıf1 yapılan düzenlemeden de yararlanmak suretiyle bu konudaki boşluğun CMK’nın 199. maddesinin uygulanmasıyla doldurulabileceği düşüncesindeyiz.
 
Yakalama emri tedbiri, yapısı gereği zorla getirme müessesesinden daha etkin bir tedbirdir. Bu nedenle ulaşılamayan sanıklarla ilgili sorunlara çare olacağı düşüncesindeyiz.
 
SONUÇ
 
İcra ve iflas Kanunumuzda İcra ve İflas suçlarına ilişkin yargılama ile ilgili hükümlere bakıldığında bir an önce yargılamaların bitirilmesi esası üzerine kurulu olduğu gözlenmektedir. Örneğin İİK’in 351/1. maddesine göre “şikayetçinin dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğu,” İİK’in 351/2. maddesinde ise “Maznunun müdafaası için tahkikatı tevsiini ancak bir kere isteyebileceği” hükümleri getirilmiştir. Benzer bir düzenleme 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunumuzda da mevcuttur.
 
Bu yasamızda da yargılamaların bir celse de bitirilmeleri esası üzerine dizayn edilmiştir. Bu nedenlerle yargılamaların bir an önce bitirilmelerinin sağlanması için sanıklara ulaşmak sorunsalının çözümü için sağlam bir adres sorgu sistemine gereksinim duyulduğu açıktır.
 
Yargılamaların uzamaması bu hususta mağduriyetlerin yaşanmaması konusunda kendisine ulaşılamayan sanıklar hakkında savunmalarının tespitine yönelik olarak CMK’nın 199. maddesine göre haklarında yakalama emri çıkarılabileceği düşüncesindeyiz. Uygulamada bazı mahkemelerin bu yönde kararlar verdikleri, bazı mahkemelerin ise yakalama kararı verdikleri halde İcra ve İflas Kanunu’nda açık bir düzenleme bulunmadığından dolayı bu ara kararından vazgeçerek geri döndüklerine rastlanmaktadır. Oysa bu durum yukarıda da açıklandığı üzere sanıkların yakalanamamaları nedeniyle yargılamaların gereksiz yere uzamalarına neden olmaktadır ve bu da mahkemelerin iş yüklerinin daha da artmasına davetiye çıkarmaktadır.
 
1) İİK’in 349/son maddesinde “Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele ile borçlunun gıyabında verilen karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemeler Kanunundaki usuller tatbik olunur.”denilmektedir.
 
İİK 353/son “İcra Mahkemesinin bu bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 04.12.2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununu kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.” denilmektedir. 

Av. Refik Ay
Bu makale, İstanbul Barosu Dergisinin 2010/2 sayısında yayınlanmıştır.


İçeriği ekleyen hakkında

Ankahukuk

Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

Yorum Ekle

Click here to post a comment