İdare Hukuku Pratik-Kur Çalışması -3- AÜHF – Kasım 2013

İdare Hukuku Pratik-Kur Çalışması -3- AÜHF – Kasım 2013

ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ

İDARE HUKUKU DERSİ PRATİK ÇALIŞMALARI

2013-2014

I. SORU

Kurgusal Olay

Ankara‟da kurulu bir vakıf üniversitesi olan (V) Üniversitesinin Lisans Eğitim-Öğretim Yönetmeliği‟nde, 2010 yılında bir değişiklik yapılarak, daha önce 60 olan ders geçme (başarı) notu, 70‟e çıkarılmıştır.

Adı geçen Üniversitenin Hukuk Fakültesi‟nde öğrenim görmekte olan bazı öğrenciler, bu değişikliğin “kazanılmış hak”larını ihlal ettiği ve bu nedenle hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, Ankara İdare Mahkemesi‟nde iptal davası açmıştır.

Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız.

1. Olayda yürütülen idari faaliyetin hukuki niteliğini, bu faaliyetin yürütülme usulünü de belirterek açıklayınız.

2. Ankara İdare Mahkemesi‟nde dava açan öğrencilerin “kazanılmış hak” iddialarının haklı olup olmadığını, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında tartışınız.

3. (V) Üniversitesi Hukuk Fakültesinin öğrenim ücretinin, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılı için 25.000 TL olarak belirlenmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz.

4. (V) Üniversitesi tarafından 2013 yılında çıkartılan bir Genelge‟de, başörtülü öğrencilerin derslere alınamayacağının belirtilmesini, yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz.

***

II. SORU

Kurgusal Olay

Karayolları Genel Müdürlüğü ile (K) A.Ş. arasında, 1990 yılında, 49 yıl için otoyol yapımı, bakımı ve işletilmesi konusunda bir sözleşme akdedilmiştir.

Bu sözleşme, 3465 sayılı “Karayolları Genel Müdürlüğü Dışındaki Kuruluşların Erişme Kontrollü Karayolu (Otoyol) Yapımı, Bakımı ve İşletilmesi ile Görevlendirilmesi Hakkında

Kanun” uyarınca akdedilmiş olup; adı geçen Kanun‟a göre, bu sözleşmenin sona ermesi ile birlikte, otoyol ile bütün tesisler ve müştemilatı, her türlü borç ve taahhütten ari ve kullanılabilir durumda Karayolları Genel Müdürlüğü‟ne kendiliğinden geçecek; sözleşme, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilecektir (m.6). Yine anılan Kanun uyarınca, otoyol geçiş ücretleri tarifesi, görevli şirketin talebi, Karayolları Genel Müdürünün teklifi üzerine Bakanın

onayı ile tespit edilecektir (m.7). Öte yandan, yapılacak otoyol ve tesisler için kamulaştırma gereksinimi ortaya çıktığında, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Genel Müdürlük adına kamulaştırma yapılacağı ve kamulaştırma bedelinin tamamen veya kısmen görevli şirket tarafından ödenmesinin sözleşmede hükme bağlanabileceği de, adı geçen Kanun‟da öngörülmüş bulunmaktadır (m.8).

Buna göre, aşağıdaki soruları gerekçeli olarak yanıtlayınız.

1. a. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, b. (K) A.Ş. tarafından,

yürütülen idari faaliyetlerin niteliklerini, bu faaliyetlerin yürütülme usullerini de belirterek izah ediniz.

2. 3465 sayılı Kanun‟un 6. maddesinde yer alan, “Sözleşmeler, görevli şirketin acze düşmesi veya sözleşme şartlarını ihlal etmesi halinde, Genel Müdürlükçe süresinden önce de feshedilebilir.” hükmü ile 7. ve 8. madde hükümlerini, Karayolları Genel Müdürlüğü ile

(K) A.Ş. arasında akdedilen sözleşmenin ve (K) A.Ş. tarafından yürütülen faaliyetin niteliği bağlamında irdeleyiniz.

***

III. SORU

Anayasa Mahkemesi, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu‟na 10.06.1994 tarih ve 4000 sayılı Kanun ile eklenen Ek 18. maddede öngörülen, “Bakanlık, mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo TV, ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım ve benzeri katma değerli hizmetler konularında sermaye şirketlerine tekel oluşturmayacak koşulları da dikkate almak suretiyle işletme lisans ve ruhsatı (sermaye şirketlerinin devralacakları ve bizzat kuracakları tesislerin işletilmesine yönelik olarak) verebilir.” hükmünde geçen “işletme lisans ve ruhsatları”nı şöyle nitelendirmiştir:

“(…) irinci fıkradaki katma değerli hizmetlere ilişkin işletme lisans ve ruhsat sözleşmelerinin Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi tarafından yapılması durumunda da sözleşmelerin „imtiyaz sözleşmesi‟, daha geniş bir tanımla „idarî sözleşme‟ olma niteliği değişmeyecektir. (…) Ulaştırma Bakanlığının söz konusu fıkra gereğince, işletme lisans ve ruhsatına ilişkin sermaye şirketleriyle yapacağı sözleşmelerin idarî sözleşme olacağı kuşkusuzdur. (…) Gerçekten de, kamu hizmetinin özel teşebbüse gördürülmesine ilişkin olan ve yönetime üstünlük tanınan, koşullarını Ulaştırma Bakanlığının belirleyeceği sözleşmeler imtiyaz sözleşmeleridir. (…)”

Anayasa Mahkemesinin, 22.12.1994 tarih ve E.1994/70, K.1994/65-2 sayılı kararında, “işletme lisans ve ruhsatları” ile ilgili olarak ortaya koyduğu bu yaklaşımı, İdare Hukuku ilke ve kuralları bağlamında değerlendiriniz.

***

IV. SORU

Kurgusal Olay

İçişleri Bakanının önerisi, Bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile 15.04.2009 tarihinde atanan (İ) İli Valisi (V), (B) Belediye Meclisinin, belediye sınırları içerisindeki bir mahallenin kaldırılması yolundaki 29.09.2010 tarihli kararını, 03.10.2010 tarihinde onamıştır.

İlgili Mevzuat :

5393 sayılı Belediye Kanunu m.9/2 : “Belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, bölünmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesi, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile olur. (…)”

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükmünü de göz önünde tutarak yanıtlayınız.

1. Olaydaki idarelerin T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz.

2. (İ) İli Valisi (V)‟nin 03.10.2010 tarihli kararını, idarenin bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmeye yönelik hukuksal araçlar bağlamında irdeleyerek, bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını izah ediniz.

3. (V)‟nin vali olarak atanmasına ilişkin 15.04.2009 tarihli işlemi, idari işlem kuramı yönünden sınıflandırınız.

***

V. SORU

Kurgusal Olay

(Ü) Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), 09.06.2010 tarihinde yapılan İdare Hukuku dersi final sınavında, sıranın üzerine bazı yazılar yazmak suretiyle kopya çektiği gerekçesiyle, Disiplin Kurulunun 17.09.2010 tarihli kararıyla, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9. maddesinin birinci fıkrasının (m) bendi uyarınca, “yükseköğretim kurumundan iki yarıyıl uzaklaştırma cezası” almıştır. Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunması alınmayan (Ö)‟nün, daha sonra, sıranın üzerine yazmış olduğu yazıların, derslerle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumu 11.10.2010 tarihinde Yükseköğretim Kurulu‟na (YÖK) ileten (Ö), hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü söz konusu disiplin cezasının (Ü) Üniversitesi tarafından geri alınması için talimat verilmesini istemiştir. YÖK de, (Ö)‟nün bu talebi üzerine, açıkça hukuka aykırı biçimde verilmiş olan disiplin cezalarının geri alınması konusunda üniversitelere emir ve talimat verebilmesine olanak tanıyan 08.04.2007 tarihli Genelge uyarınca, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği 25.10.2010 tarihli yazı ile söz konusu disiplin cezasının geri alınması yönünde bir talimat vermiştir.

– 13.01.1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin ilgili maddeleri :

(***NOT: Bu Yönetmelik, 18.08.2012 tarihli ve 28388 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.)

Kınama Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Madde 5.- ” Kınama cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

(…)

b) Yükseköğretim kurumlarında duvarlara, demirbaş eşya üzerine yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek,

(…) “

Yükseköğretim Kurumundan Bir veya İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları

Madde 9.- ” Yükseköğretim kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırmayı gerektiren fiil ve haller şunlardır:

(…)

m) Sınavlarda kopya yapmak veya yaptırmak veya bunlara teşebbüs etmek. “

Savunma Hakkı

Madde 16.- ” a) Hakkında disiplin soruşturması açılan öğrenciye atfedilen suçun neden ibaret olduğu, savunmasını yapacağı tarihten en az yedi gün önce yazılı olarak bildirilir. Bu yazıda; öğrenciden belirtilen gün, saat ve yere, savunmasını yapmak üzere hazır bulunması istenilir. Tebligat yapılmasının mümkün olmadığı hallerde, öğrencinin savunmasını yapmak üzere soruşturmacıya başvurması hususu, mensubu bulunduğu kuruluşun belirli yerlerinde ilân olunur.

b) Öğrenciye yollanacak davetiyede; çağrıya özürsüz olduğu halde uymadığı veya özrünü zamanında bildirmediği takdirde, savunmadan vazgeçmiş sayılacağı ve diğer delillere dayanılmak suretiyle hakkında gerekli kararın verileceği kaydolunur.

(…) “

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız.

1. Olayda adı geçen kuruluşların T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz.

2. Olayda adı geçen kuruluşların yürütmekte oldukları faaliyetlerin hukuksal niteliklerini izah ediniz.

3. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem kuramı yönünden tasnif ediniz.

4. (Ö)‟nün, 17.09.2010 tarihli iki yarıyıl uzaklaştırma cezasına ilişkin hukuka aykırılık iddiasının, işlemin hangi unsuruna/unsurlarına ilişkin olabileceğini açıklayınız.

5. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne göndermiş olduğu 25.10.2010 tarihli yazı ile vermiş olduğu talimatı hukuken değerlendiriniz.

6. (Ü) Üniversitesinin vermiş olduğu uzaklaştırma cezasının hukuka aykırı olduğu varsayıldığında; bu ceza nedeniyle derslere devam edemeyen ve sınavlara giremeyen (Ö)‟nün, bu süreçte uğramış olduğu zararlardan dolayı idarenin mali sorumluluğunun söz konusu olup olamayacağını tartışınız.

***

VI. SORU

Kurgusal Olay

(X) A.Ş., 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca, kaynak tahsisini gerektiren, ancak kullanım hakkı sayısı sınırlandırılmayan bir elektronik haberleşme hizmetini sunmak amacıyla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu‟na, 14.05.2010 tarihinde başvuruda bulunmuş ve 05.06.2010 tarihinde, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilerek, faaliyete başlamıştır. Ancak, daha sonra, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, (X) A.Ş.‟nin yapmış olduğu başvurunun, konuyla ilgili olarak 02.03.2009 tarihinde çıkarmış olduğu bir Yönetmeliğe aykırı olduğunu tespit etmiş ve bunun üzerine, (X) A.Ş.‟nin söz konusu elektronik haberleşme hizmetini yürütemeyeceği hususunu, 11.10.2010 tarihinde, adı geçen Şirkete tebliğ etmiştir.

İlgili Mevzuat:

• 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanunun, “Kuruluş” başlıklı 5. maddesinin ilk üç fıkrası:

” Kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu kurulmuştur. Kurum, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu ile Başkanlık teşkilatından oluşur.

Kurum görevlerini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kuruma emir ve talimat veremez

Kurum’un ilişkili olduğu bakanlık Ulaştırma Bakanlığıdır. “

• 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun, “Yetkilendirme Usulü” başlıklı 9. maddesi:

” (1) Yetkilendirme, bildirim veya kullanım hakkının verilmesi yoluyla yapılır.

(2) Elektronik haberleşme hizmeti sunmak ve/veya şebekesi veya alt yapısı kurup işletmek isteyen şirketler faaliyete başlamadan önce Kurum (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) düzenlemeleri çerçevesinde Kuruma bildirimde bulunurlar.

(3) Kuruma bildirimde bulunan şirketler, sunmak istedikleri elektronik haberleşme hizmeti ve/veya işletmek istedikleri elektronik haberleşme şebekesi veya altyapısı için numara, frekans, uydu pozisyonu gibi kaynak tahsisine ihtiyaç duymuyorlar ise Kurumun belirlediği usul ve esaslara uygun bildirimle birlikte; kaynak tahsisine ihtiyaç duyuyorlar ise Kurumdan kullanım hakkı alınması kaydıyla yetkilendirilirler.

(4) Kurum, kullanım hakkı verilmesinin gerektiği elektronik haberleşme hizmetlerini ve bu hizmetlere ilişkin kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekip gerekmediğini tespit eder.

(5) Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılmasının gerekmediği tespit edilen elektronik haberleşme hizmetleri için usulüne uygun başvuruyu müteakip 30 gün içerisinde Kurumca kullanım hakkı verilir.

(6) Kullanım hakkı sayısı, ancak kaynakların sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesinin gerektiği durumlarda ve kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını teminen sınırlandırılabilir. Kullanım hakkı sayısının sınırlandırılması halinde;

a) Uydu pozisyonu ile ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin yetkilendirme politikası, hizmetin başlama zamanı, yetkilendirme süresi ve hizmeti sunacak işletmeci sayısı gibi kıstaslar Bakanlık (Ulaştırma Bakanlığı) tarafından belirlenir ve yetkilendirme Kurum tarafından yapılır. Ancak, ulusal çapta verilecek frekans bandı kullanımını ihtiva eden ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından yürütülmesi gereken elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin ihaleleri Bakanlık gerekli gördüğü hallerde doğrudan kendisi de yapabilir.

b) (a) bendinde belirtilen hususların dışında kalan ve sınırlı sayıda işletmeci tarafından verilecek olan elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesine ve/veya elektronik haberleşme şebeke ve alt yapısının tesisi ve işletilmesine ilişkin olarak, gerekli işlemler Kurum tarafından yürütülür.

(7) Kurum, kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla Bakanlığın görüşüne başvurarak gerekli tedbirleri alır ve yapılacak ihaleye ilişkin usul ve esasları belirler. Kurum ve yukarıdaki fıkranın (a) bendinde öngörülen hallerde Bakanlık, kullanım hakkı ile ilgili olan ihalelerde 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi değildir.

(8) Kullanım haklarının süresi, yirmibeş yıldan fazla olmamak üzere belirlenir. Bu madde uyarınca belirlenen yetkilendirme süreleri, şebeke ve hizmetin niteliği ile başvuru sahibinin talebi de dikkate alınmak suretiyle tespit edilir.

(9) Kurum, kullanım hakkı verilmesi taleplerini, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gerekleri, tahsis edilmesi gereken kaynakların yetersizliği ve ihale aşamasında belirlenen yeterlik şartlarının sağlanmaması sebepleriyle reddedebilir.

(10) Kullanım hakkı, işletmecinin faaliyetlerinin mevzuata aykırı olması durumunda Kurum tarafından belirlenen usul ve esaslara göre iptal edilebilir. Kullanım hakkının iptal edildiği hallerde abonelerin menfaatlerini korumak için gerekli tedbirler alınır.

(11) Kurum, kamu güvenliği, kamu sağlığı ve benzeri kamu yararı gereklerinden kaynaklanan sebeplerin tespiti halinde, şirketlerin elektronik haberleşme alanında faaliyete geçmelerini veya elektronik haberleşme sağlamalarını gerektiğinde Bakanlığın görüşünü de alarak engelleyebilir.

(12) Bu madde hükümlerine aykırı olarak elektronik haberleşme tesisi kuran, işleten veya elektronik haberleşme hizmeti verenlerin tesisleri Kurumun talebi üzerine ilgili mülki amirlerce kapatılarak faaliyetlerine son verilir.

(13) Bildirim ve kullanım hakkı ile ilgili usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak

yönetmeliklerle belirlenir. “

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız.

1. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatı içerisindeki konumunu belirleyerek, idarenin bütünlüğü ilkesi bakımından değerlendiriniz.

2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz.

3. (X) A.Ş.‟nin yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini açıklayınız.

4. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden tasnif ediniz.

5. Olaydaki idari işlemlerin hangi tarihte yürürlüğe girdiğini belirtiniz.

6. (X) A.Ş.‟nin, 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvuruyu kabul edip etmemek bakımından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sahip olduğu yetkinin hukuksal niteliğini tartışınız.

7. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, (X) A.Ş. tarafından yapılan 14.05.2010 tarihli başvurunun hukuka aykırı olduğunu tespit etmesinden sonra, yetkilendirmeyi geri almasının mümkün olup olmadığını irdeleyiniz.

8. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin 14.05.2010 tarihinde yapmış olduğu başvurunun, Kanunda öngörülen 30 günlük süre boyunca yanıtsız bırakıldığı varsayılacak olursa; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun buradaki hareketsizliğine herhangi bir sonuç bağlanabilir mi?

9. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Kanunda öngörülen 30 günlük sürenin dolmasından sonra, 03.07.2010 tarihinde, kullanım hakkını vermek suretiyle (X) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi mümkün müdür?

10. Bir an için, (X) A.Ş.‟nin, kaynak tahsisini gerektiren ve kullanım hakkı sayısı sınırlandırılan bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek üzere yetkilendirilmek amacıyla, 14.05.2010 tarihinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılan yetkilendirme ihalesine katıldığını varsayacak olursak;

a. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, ihale süreci sonucunda, ihaleye katılan istekli şirketlerden biri olan (Z) A.Ş.‟yi yetkilendirmesi halinde, bu yetkilendirme işleminin hukuksal niteliğini belirleyiniz.

b. (Z) A.Ş.‟nin ihaleye fesat karıştırdığını kanıtlayan (X) A.Ş.‟nin, (Z) A.Ş.‟ye verilmiş bulunan kullanım hakkının, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından geri alınmasını istemesi olanaklı mıdır?

c. Burada yapılan ihale süreci sonucunda ortaya çıkan sonuç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından kullanım hakkı verilmesine ilişkin işlem yönünden bağlayıcı mıdır?

11. (X) A.Ş.‟nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından, bir elektronik haberleşme hizmetini yürütmek amacıyla yetkilendirildiğini; ancak daha sonra, yetkilendirilebilmek için öngörülen koşulları kaybettiğini varsayacak olursak;

a. Bir an için, yetkilendirmenin iptali müessesesinin Kanunda düzenlenmemiş olduğu da düşünülecek olursa; söz konusu yetkilendirmenin iptal edilip edilemeyeceğini ve eğer iptal edilebilecekse, bu konuda hangi merciin yetkili olduğunu ve bu yetkisini nasıl kullanacağını izah ediniz.

b. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun mevzuat uyarınca ilişkili olduğu bakanlık olan Ulaştırma Bakanlığı‟nın, yetkilendirmenin iptaline karar verip veremeyeceğini tartışınız.

c. Bir an için, mevzuat uyarınca, Ulaştırma Bakanlığının yetkilendirmenin iptaline karar veremeyeceği ve buna rağmen, yetkilendirmenin iptaline yönelik bir karar verdiği düşünülecek olursa; bu durumda, Ulaştırma Bakanlığının söz konusu işleminin, hukuken geçerli sayılıp sayılamayacağını belirtiniz.

12. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, bir elektronik haberleşme hizmetinin yürütülmesi konusunda yetkilendirmiş olduğu (X) A.Ş.‟ye, yetkilendirme şartlarına aykırı hareketlerinden ötürü, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu‟nda öngörülen, “bir önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde üçü oranında” idari para cezası uygulaması halinde;

a. Buradaki idari para cezasının hukuksal niteliği ve özellikleri nelerdir? Devlet fonksiyonları açısından irdeleyiniz.

b. Bu yaptırım kararı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından değil de; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca Ankara Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olsaydı, (a) seçeneğindeki sorunun yanıtında herhangi bir değişiklik olur muydu?

c. (X) A.Ş.‟nin yetkilendirme şartlarını ihlal etmemesine karşın; salt adı geçen Şirketin Yönetim Kurulu Başkanının, Kurumun karar organı olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyelerinden dördü ile daha önceki bir husumeti nedeniyle, böyle bir yaptırımla karşı karşıya kaldığı düşünülecek olursa; bu durumda, söz konusu idari yaptırım kararındaki sakatlığın türünü ve bunun sonuçlarını izah ediniz.

***

VII. SORU

Kurgusal Olay

Mamak Belediye Başkanlığı‟nda görev yapan memur (M) hakkında, kendisine verilen emir ve görevleri kasıtlı olarak yerine getirmediği iddiasıyla disiplin soruşturması açılmış ve soruşturma neticesinde (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/1-C-(a) maddesi uyarınca, “1/15 oranında aylıktan kesme cezası” verilmiştir.

Anılan disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğunu ileri süren (M), bu durumu İçişleri Bakanlığı‟na iletmiş ve İçişleri Bakanı da, söz konusu disiplin cezasının geri alınması için, 08.05.2001 tarihinde, Mamak Belediye Başkanlığı‟na talimat yazısı göndermiştir.

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, gerekçeli biçimde yanıtlayınız.

1. Olayda adı geçen idari kuruluşların, T.C. idari teşkilatı içerisindeki konumlarını belirleyiniz.

2. (M)‟ye, 15.04.2001 tarihinde verilmiş olan “1/15 oranında aylıktan kesme cezası”nı, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız.

3. (M)‟nin, 15.04.2001 tarihli disiplin cezası verilmeden önce savunmasının alınmamış olduğu yönündeki hukuka aykırılık iddiasının, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabileceğini ve bu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanamayacağını izah ediniz.

4. İçişleri Bakanlığı ile Mamak Belediye Başkanlığı arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, İçişleri Bakanının, Mamak Belediye Başkanlığı‟na göndermiş olduğu 08.05.2001 tarihli talimatı hukuken değerlendiriniz.

***

VIII. SORU

Kurgusal Olay

(Ü) Üniversitesinin (X) Fakültesinde açık bulunan bir doçentlik kadrosu için, Rektörlükçe ilan yapılmış ve bu kadroya atanabilmek amacıyla (C), (D), (E) ve (F) isimli dört aday başvuruda bulunmuştur.

Başvuruda bulunan adayların durumlarını incelemek üzere, Rektör (R) tarafından, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 25/a maddesi uyarınca görevlendirilen jüri üyeleri, her bir aday hakkında ayrı ayrı olarak hazırladıkları mütalaalarını Rektörlüğe bildirmişlerdir.

Bu mütalaaların hepsinde, başvuran dört adayın da, doçentliğe atanabilmek için gerekli olan asgari şartları taşıdığı ifade edilmekle birlikte; (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasının daha uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.

Anılan mütalaaları göz önünde bulunduran Rektör (R), 02.03.2010 tarihinde (D)‟yi doçentlik kadrosuna atamış ve bu atama kararı, 11.03.2010 tarihinde (D)‟ye tebliğ edilmiştir.

Bunu öğrenen (F) ise, söz konusu atama işlemin 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine aykırı olduğu iddiasıyla, idari yargıda bir iptal davası açmıştır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.25/(a) : ” Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar. “

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen yasa hükmünü de göz önünde tutarak, gerekçeli biçimde yanıtlayınız.

1. (Ü) Üniversitesinin T.C. idari teşkilatındaki yerini ve yürüttüğü faaliyetin hukuki niteliğini belirtiniz.

2. (D)‟nin doçentlik kadrosuna atanmasına ilişkin kararı, idari işlem teorisine göre, çeşitli açılardan tasnif ediniz.

3. (F)‟nin, 2547 sayılı Kanunun 25/a maddesine dayanan hukuka aykırılık iddiası, idari işlemin hangi unsuruna ilişkin olabilir? Bu iddia, sizce haklı mıdır? Haklı olduğu varsayılırsa; söz konusu hukuka aykırılık için herhangi bir yaptırım uygulanabilir mi?

4. (F)‟nin açmış olduğu dava devam ederken, Yükseköğretim Kurulu‟nun (YÖK),

(Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne gönderdiği bir yazı ile, (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde talimat verdiği varsayımı altında;

(Not: Anayasa’da ve ilgili kanunlarda, YÖK’ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme yoktur.)

a. YÖK ile (Ü) Üniversitesi arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bağlamında, YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi‟ne böyle bir emir ve talimat verip veremeyeceğini tartışınız.

b. Anayasa‟da ve ilgili kanunlarda YÖK‟ün böyle bir yetkisinin bulunduğuna ilişkin düzenleme olmamakla birlikte; bir an için, YÖK‟ün daha önce çıkarmış olduğu bir Genelge‟de böyle bir emir ve talimat verme yetkisinin öngörülmüş olduğu düşünülecek olursa, bir önceki seçeneğe [4-(a)] ilişkin yanıtınızda değişiklik olur mu? Neden?

c. YÖK‟ün, (Ü) Üniversitesi Rektörlüğü‟ne böyle bir talimat vermek yerine; (D)‟nin atama kararının geri alınması yönünde bir işlem tesis ederek, bunu (D)‟ye tebliğ etmesi halinde, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olur mu?

d. Burada “geri alma” ifadesi kullanılmak suretiyle, (D)‟nin doçent kadrosuna atanmasına ilişkin işlemin hukuksal sonuçlarının, hangi tarihten itibaren ortadan kaldırılması talep edilmiş olmaktadır?

***

IX. SORU

Kurgusal Olay

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanlık binasının güvenliğini sağlamak üzere, TBB Başkanlığı ile 26.01.2009 tarihinde İçişleri Bakanlığı‟ndan almış olduğu izinle faaliyet yürütmekte olan (K) Koruma, Güvenlik, İnşaat, Taahhüt, Turizm Hizmetleri A.Ş. [(K) A.Ş.] arasında 05.04.2010 tarihinde bir sözleşme imzalanmış olup; bu sözleşme uyarınca, (K) A.Ş. tarafından istihdam edilen yirmi adet güvenlik görevlisi, TBB binasında görevlendirilmiştir.

Özel güvenlik görevlilerinden (G), 11.10.2010 tarihinde, beylik silahını, arkadaşı olan diğer güvenlik görevlisi (Ö)‟ye doğrultmak suretiyle şakalaşırken, silahın ateş alması sonucunda, oradan geçmekte olan Avukat (A)‟yı ağır biçimde yaralamıştır. Hemen, bir vakıf üniversitesinin tıp fakültesi hastanesine kaldırılan (A), burada bir dizi ameliyat geçirmiştir. Bu nedenle, 15.000 TL hastane masrafı ödeyen (A), (K) A.Ş. üzerinde gerekli denetimleri yapmadığından bahisle, İçişleri Bakanlığı‟na karşı, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle bir tam yargı davası açmıştır.

Bu arada, İçişleri Bakanlığı, “faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olmadığı”ndan bahisle, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini, 12.03.2011 tarihinde iptal etmiştir. Bunun üzerine, (K) A.Ş., faaliyet izninin iade edilmesi istemiyle İçişleri Bakanlığı‟na başvuruda bulunmuş ve fakat, bu talebi yanıtsız bırakmıştır.

– 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun ilgili maddeleri:

Amaç

Madde 1.- ” Bu Kanunun amacı, kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemektir. “

Kapsam

Madde 2.- ” Bu Kanun, özel güvenlik izninin verilmesine, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılmasına ve denetlenmesine ilişkin hususları kapsar. “

Özel Güvenlik Şirketleri

Madde 5.- ” Şirketlerin özel güvenlik alanında faaliyette bulunması İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Faaliyet izni verilebilmesi için şirket hisselerinin nama yazılı olması ve faaliyet alanının münhasıran koruma ve güvenlik hizmeti olması zorunludur. (…) “

Grev Yasağı

Madde 17.- ” Özel güvenlik personeli greve katılamaz. “

Görevden Uzaklaştırma Yasağı

Madde 18.- ” Özel güvenlik görevlileri lokavt dolayısıyla işten uzaklaştırılamaz. “

Denetim

Madde 22.- ” İçişleri Bakanlığı ve valilikler özel güvenlik hizmetleri kapsamında, özel güvenlik birimlerini, özel güvenlik şirketlerini ve özel güvenlik eğitimi veren kurumları denetlemeye yetkilidir. Denetimin mahiyeti, kapsamı, usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

Denetim sonucu tespit edilen eksikliklerin ilgili kişi, kurum, kuruluş ve şirketlerce verilen süre içinde giderilmesi zorunludur.

Amacı dışında faaliyet gösterdiği veya suç kaynağına dönüştüğü tespit edilen şirketlerin ve özel eğitim kurumlarının faaliyet izni iptal edilir. Bu şekilde faaliyet izni iptal edilen şirketlerin veya kurumların, kurucu ve yöneticileri, özel güvenlik şirketlerinde ve özel güvenlik eğitimi veren kurumlarda kurucu ve yönetici olamazlar. “

Kurgusal olaya ilişkin olarak aşağıda yer alan soruları, yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde tutarak yanıtlayınız.

1. Olayda adı geçen kuruluşların hukuksal durumlarını saptayınız.

2. Özel güvenlik görevlisi (G)‟nin yürütmekte olduğu faaliyetin hukuksal niteliğini belirtiniz.

3. İçişleri Bakanlığı tarafından (K) A.Ş.‟ye verilmiş olan 26.01.2009 tarihli iznin hukuksal niteliğini tartışınız.

4. Özel güvenlik görevlileri bakımından 5188 sayılı Kanunun 17. ve 18. maddelerinde öngörülen grev ve lokavt yasağının, İdare Hukukunda geçerli olan hangi ilke ile bağlantılı olabileceğini irdeleyiniz.

5. (A)‟nın açmış olduğu tam yargı davasının hukuken haklı olup olmadığını tartışınız.

6. Olaydaki idari işlemleri tespit ederek, idari işlem teorisi yönünden sınıflandırınız.

7. İçişleri Bakanlığının, (K) A.Ş.‟nin faaliyet iznini iptal ederken göstermiş olduğu gerekçenin, işlemin hangi unsuruna ilişkin olduğunu ve bu gerekçenin isabetli olup olmadığını izah ediniz.

8. Bir an için, (K) A.Ş.‟nin faaliyet izninin iptal edilmesinin, hiçbir haklı gerekçesinin bulunmadığını ve aslında, İçişleri Bakanının yeğeninin yönetim kurulu başkanı olduğu özel güvenlik şirketi olan (Y) A.Ş.‟nin güçlü bir rakipten kurtulması için böyle bir karar verildiğini varsayacak olursak; bu durumda, İçişleri Bakanlığının söz konusu iptal kararındaki sakatlığın türünü ve bunun hukuki sonuçlarını açıklayınız.

***

X. SORU

” Hükümet, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‟nun (HSYK), Erzurum Özel Yetkili Başsavcıvekilliği‟nde görevli dört savcının yetkilerini kaldırmasına ve Yargıtay Başsavcılığı, Yargıtay ile Danıştay‟ın açıklamalarına, siyasi tarihin yargıyı hedef alan en sert açıklamalarından biriyle yanıt verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın başkanlığındaki toplantıda yapılan değerlendirmeler doğrultusunda hazırlanan metni okuyan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK ve Yargıtay Başsavcılığı‟nı suç işlemekle, Yargıtay ve Danıştay‟ı yargıya müdahale ile suçlayarak karar ve açıklamaları „yargı bağımsızlığına darbe‟ olarak niteledi. Yargı için kullanılan sert ifadelerin büyük ve kalın harflerle yazıldığı metni, 21.00‟de basın toplantısında okuyan Ergin, söze „Üstlendiğimiz sorumluluk gereği gelişmeler karşısında daha fazla sessiz kalamayacağız‟ diye başladı. Ergin şunları söyledi: „Hâkimler ve savcıların yargısal denetimi yargı mercilerine bırakılmıştır. HSYK‟nın böyle bir görev ve yetkisi yoktur. HSYK yargısal görevleri olmayan idari bir kuruldur. Mahkeme kararlarını denetleme hakkı yoktur. Bu denetimi yapmaya

kalkışması açık bir yetki gaspıdır. Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu‟nun, yetkisi olmamasına rağmen önüne gelecek bir konuda toplanarak HSYK‟nın doğru yaptığını açıklaması, yasal dayanaktan yoksundur, ihsas-ı reydir, yargılama faaliyetine müdahaledir. Görev alanıyla ilgili olmayan bu konuda Danıştay Başkanı‟nın açıklaması da yanlışlıklara katkı vermektir. HSYK, yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale etmiş, taraf olmuş, yetkisini aşmış, bağımsız yargının işleyişine engel olmuş, soruşturmayı tehlikeye sokmuştur.‟ (…) “

Milliyet Gazetesi’nin internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) yer alan 18.02.2010 tarihli bu haberde yer verilen açıklamaları, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.

***

XI. SORU

” Dava, davalı idareye ait taşınmazların 31.10.1991 onay tarihli 1/1000 ölçekli Pendik İmar Planı değişikliğinde belediye hizmet ve otopark alanı olarak ayrılması nedeniyle davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idareye yaptığı taşınmazların devri talebinin reddedilmesi üzerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesi uyarınca Danıştay Dairesine yapılan başvurunun reddi yolundaki 30.3.1993 günlü, 1993/53 sayılı Danıştay 1. Dairesinin kararının iptali istemiyle açılmıştır.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesinin 2. fıkrasında „Taşınmaz mala, kaynak veya irtifak hakkına ihtiyacı olan idare, ödeyeceği bedeli de belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvurur; mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermez ise anlaşmazlık isteyen idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idari dairesinde incelenerek iki ay içinde kesin karara bağlanır.‟ kuralı yer almaktadır. Bu yasa kuralından anlaşılacağı üzere, iki idarenin taşınmaz malın devri konusunda anlaşamamaları halinde yapılan başvuru üzerine Danıştay ilgili idari dairesinin bu konuda vereceği kararın kesin olduğu ve davaya konu edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, davacı Pendik Belediye Başkanlığının davalı idarenin taşınmazların devrine muvafakat etmemesi ve Danıştay 1. Dairesine yaptığı başvurunun da dairece reddine karar verilmesi üzerine bu kararın iptali talebiyle açılan davayı incelemeye olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddine karar verildi. “

Danıştay 6. Dairesinin, metni yukarıda verilen, 14.09.1993 tarihli ve E.1993/2684, K.1993/3061 sayılı kararının, hukuken isabetli olup olmadığını tartışınız.

***

XII. SORU

Kurgusal Olay

Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi (Ö), kız arkadaşına laf attığı gerekçesiyle bir sınıf arkadaşını bıçaklamış ve bu nedenle açılan ceza davası neticesinde, Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, Türk Ceza Kanunu uyarınca, “bir yıl hapis cezası”na mahkûm edilmiş; ancak cezası “tecil” edilmiştir. Diğer yandan, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca, (Ö) hakkında disiplin soruşturması da açılmış ve (Ö)‟ye savunma hakkı tanınmaksızın, Disiplin Kurulu tarafından, “yüksek öğretim kurumundan bir yarıyıl uzaklaştırma cezası” verilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü‟ne bağlı Eskişehir Yurdu‟nda kalan (Ö)‟nün, almış olduğu bu cezalar nedeniyle yurtla ilişiği de kesilince; Ankara‟da ikamet etmekte olan ailesinin yanına gitmek üzere, 05.05.2012 tarihinde Eskişehir-Ankara trenine binmiştir. Makinist (M)‟nin uyuyakalması nedeniyle, hemzemin geçitten geçmekte olan bir araca çarpan trenin, (Ö)‟nün bulunduğu vagonu raydan çıkarak devrilmiş ve bu vagonda bulunan, (Ö) ile birlikte toplam sekiz kişi ile trenin çarptığı araçta bulunan beş kişi, ağır yaralanmıştır.

Yaralılar, hemen bir vakıf üniversitesi olan (Ü) Üniversitesinin Tıp Fakültesi Hastanesi‟ne kaldırılmış ve tedavileri burada gerçekleştirilmiştir. Söz konusu tedaviler için, her bir yaralıya 5.000 TL tutarında masraf çıkarılmış ve bu masraflar ödenmediği takdirde, yaralıların taburcu edilmeyeceği hususu, Hastane yetkililerince vurgulanmıştır.

Durumdan ailesini haberdar etmek ve Hastane masrafları için destek istemek amacıyla, cep telefonu ile, -Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu‟ndan kullanım hakkı alarak yetkilendirilen yeni bir GSM operatörü olan (X)Cell hattından- babasını arayan (Ö); babasının havale ettiği 5.000 TL‟yi ödeyerek Hastaneden ayrılmış ve 24.05.2012 tarihinde Ankara‟ya gelmiştir.

Başına gelenleri unutturacağı ve efkâr dağıtacağı düşüncesiyle, 26.05.2012 tarihinde, arkadaşlarıyla Ankara‟da bir meyhaneye giden (Ö), meyhanenin sahibi ile konuşurken, meyhane açmak ve işletmek için gerekli olan ruhsatın alınmadığını öğrenmiş ve mevzuat uyarınca, izin almaksızın açılan bu işletmenin kapatılacağını belirtmiş ve bir hukuk öğrencisi olarak böyle bir mekânda daha fazla duramayacağını söyleyerek, oradan ayrılmıştır.

Daha sonra, tren kazası nedeniyle ödemek zorunda kaldığı 5.000 TL tutarındaki Hastane masraflarından oluşan maddi zararı ile bu süreçte uğramış olduğunu öne sürdüğü 10.000 TL tutarındaki manevi zararı bakımından hukuken başvurabileceği yolları araştırmaya başlayan (Ö); anılan kazanın, tamamen (M)‟nin hatasından kaynaklandığı gerekçesiyle, (M)‟ye karşı adli yargıda tazminat davası açmaya karar vermiş ve bu arada, ayrıca, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı‟na da bir dilekçe ile başvurarak; Bakandan, adı geçen Bakanlığın ilgili kuruluşu olan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının Genel Müdürü‟ne, “(M)‟ye bir daha makinist olarak görev verilmemesi” yolunda emir ve talimat göndermesini; hatta mümkünse, Bakanın, TCDD personeli olan “(M)‟nin görevine son verilmesi” yönünde işlem tesis etmesini talep etmiştir.

İlgili Mevzuat :

– 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 1. maddesi :

” Merkezi Ankara’da olmak üzere, tüzel kişiliği olan özel hukuk hükümlerine bağlı „Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu‟ kurulmuştur.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Başbakanlığa bağlıdır. Başbakan Kurumun yönetimi ile ilgili yetkilerini gerekli gördüğü takdirde bir bakan aracılığı ile kullanabilir. “

– 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanununun 7. maddesi :

” Kişilerin tek tek veya toplu olarak eğlenmesi, dinlenmesi veya konaklaması için açılan otel, motel, pansiyon, kamping ve benzeri konaklama yerleri; gazino, pavyon, meyhane, bar, birahane, içkili lokanta, taverna ve benzeri içkili yerler; sinema, kahvehane ve kıraathane; kumar ve kazanç kastı olmamak şartıyla adı ne olursa olsun bilgi ve maharet artırıcı veya zekâ geliştirici nitelikteki elektronik oyun alet ve makinelerinin, video ve televizyon oyunlarının içerisinde bulunduğu elektronik oyun yerleri; internet kafeler ve benzeri yerler umuma açık istirahat ve eğlence yeri sayılır.

(…)

Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatı bağlı olduğu kolluk kuvvetinin görüşü alındıktan sonra belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler; bu alanların dışında il özel idareleri tarafından verilir. Kolluk kuvveti görüşünü yedi gün içinde verir. Ruhsat talepleri bir ay içinde sonuçlandırılır. İzin alınmadan açılan umuma açık istirahat ve eğlence yerleri kapatılır.

(…) “

Yukarıda verilen mevzuat hükümlerini de göz önünde bulundurmak suretiyle, kurgusal olayı, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.

***

XIII. SORU

” Yapı kullanma izni

Madde 30 – Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.

Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz. “

3194 sayılı İmar Kanununun, yukarıya aynen alıntılanan, “yapı kullanma izni”ne ilişkin 30. maddesini, İdare Hukuku kavram ve kurumları çerçevesinde niteleyiniz.

***

XIV. SORU

16.06.2012 tarihli ve 28325 sayılı Resmi Gazete‟de yayımlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi‟nde, “Kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili olarak; kamu kurum ve kuruluşları, vakıf, dernek veya bunların şirketlerine, gerçek veya tüzel kişilere; satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin alınacaktır.” kuralına yer verilmiştir.

Anılan Genelge’de öngörülen bu kuralı, İdare Hukuku açısından irdeleyiniz.

***

XV. SORU

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 213. maddesi uyarınca, “Köyler için tesis edilecek mezarlık mahalleri bu köylerin merbut olduğu kaza kaymakamlarınca Hükümet tabiplerinin mütalâası alınarak tâyin olunur. Mütaaddit ve yekdiğerine mücavir köyler için bir mezarlık mahalli tesis olunabilir. Köy mezarlıklarının iyi halde muhafazaları ihtiyar heyetlerine aittir.”

Adı geçen Kanun’da yer alan bu hükmü, İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.

***

XVI. SORU

” Kurul Başkanlığının 27/3/2013 tarihli yazısı ekinde gönderilen 25/3/2013 tarih ve 20008792.24.1-7693 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;

Alternatifbank A.Ş.‟nin (Banka) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu (Kanun) ve ilgili diğer mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinden doğan sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (v) bendi ile geçici 3 üncü maddesi uyarınca; hizmet verilecek şirketlerin bünyesinde uygun hizmet birimlerinin kurulması ve şirketlerin risk yönetimi faaliyetlerinin planlanması ve uygulanmasının fiilen Banka tarafından yerine getirilmemesi kaydıyla, Alternatif Yatırım A.Ş., Alternatif Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Alternatif Finansal Kiralama A.Ş. dahil Banka risk grubunda bulunan finansal kuruluşlara risk yönetimi hususunda destek/danışmanlık hizmeti sağlamasına izin verilmesine karar verilmiştir. “

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, yukarıda yer verilen, 04.04.2013 tarih ve 28608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 28.03.2013 tarih ve 5263 sayılı kararını İdare Hukuku açısından değerlendiriniz.

***

Daha Fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir