İdari Yargıda Müdahale Hakkında Sık Sorulanlar – Yargı Kararları

İdari Yargıda Müdahale hakkında sık sorulan sorular ve İdari Yargı kararları ile verilen cevaplar

Müdahil yürütmenin durdurulmasını talep edebilir mi?

T.C.

DANIŞTAY

5. DAİRE

E. 2015/5863

T. 17.11.2015

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi ‘in açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yapılan gönderme uyarınca olayda uygulanacak olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 68. maddesinde müdahilin, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceği; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabileceği hükme bağlanmış olup, Kanun’un gerekçesinde de müdahilin, tarafın yardımcısı olması sebebiyle, onun işlem ve açıklamalarına aykırı işlem yapmasının müdahillik konumuyla bağdaşmayacağı, fer’î müdahilin ancak, yanında katıldığı tarafın işlemlerine yardımcı olacak nitelikte işlemler yapabileceği ve onun yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebileceği belirtilmiştir.

SONUÇ : Davalılar Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü ve İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü yanında davaya katılan Başbakanlık tarafından, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması ve yürütülmesinin durdurulması istenilmiş ise de; davalılar tarafından, anılan kararın yürütülmesinin durdurulması isteminde bulunulmadığından, müdahil Başbakanlık nın İdare Mahkemesi kararının yürütülmesinin durdurulmasına ilişkin isteminin incelenmeksizin reddine, kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, 17.11.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Müdahil Karar Düzeltme Talebinde Bulunabilir mi?

T.C.

DANIŞTAY

5. DAİRE

E. 2015/3715

K. 2015/6922

T. 9.9.2015

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : 

6100 sayılı Yasanın, bu amaç gözetilerek düzenlenen müdahaleye ilişkin hükümlerinin incelenmesinden; müdahilin, davanın tarafından bağımsız istekte bulunamayacağı, yalnızca tarafın davadaki istemine yardımcı olacak kimi açıklamalar yapabileceği ve bu konularda hukuki yardımda bulunabileceği, davaya taraf olandan bağımsız olarak tek başına kanun yollarına başvuramayacağı anlaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; Dairemizin 5/3/2015 günlü, E:2013/9584, K:2015/2031 sayılı kararına karşı, davalı idare tarafından kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmamasına karşın; davada müdahil olan nca kararın düzeltmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

SONUÇ : Bu durumda; davalı idare tarafından, söz konusu kararın düzeltilmesinin istenilmemiş olması karşısında; müdahilin, yanında davaya katıldığı taraf olmadan kararın düzeltilmesi isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığından, karar düzeltme isteminin incelenmeksizin reddine, 09.09.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

***

T.C.

DANIŞTAY

17. DAİRE

E. 2015/9316

K. 2015/1943

T. 8.5.2015

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : Uyuşmazlıkta, karar düzeltme isteminin sadece davalı idare yanında davaya katılan tarafından talep edildiği görüldüğünden, öncelikle sadece müdahil tarafından karar düzeltme isteminde bulunulup bulunulamayacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Fer’i müdahale” başlıklı 66. ” …………başlıklı 68. maddesinde: 

Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, müdahale talebi kabul edilen kişiye davayı takip edebilme, katıldığı tarafın yararına tüm iddia ve savunmalarda bulunabilme hakkı tanındığı, aynı zamanda yanında katıldığı tarafın işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan usuli işlemleri yapabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.

Söz konusu maddeler adil yargılanma hakkı kapsamında da değerlendirilmelidir.

Öte yandan, idari yargı mercileri önünde görülen davalarda, davaya müdahalenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer aldığı şekliyle uygulanacağı öngörülmesine rağmen, adli ve idari yargı düzeninde davaya müdahalede bulunan üçüncü şahısların uyuşmazlığın esasından etkilenme dereceleri farklılık arz edebilmektedir. İdari işlemlerin yargısal denetiminde işlemi tesis eden makam olarak kamu idareleri davalı konumunda yer almalarına rağmen, söz konusu idari işlem ile farklı bir statü sahibi olan üçüncü kişiler, idari işlemin hukukiliğini koruması ya da iptali sonucunu doğuracak yargı kararından, davalı konumundaki idarelerden daha fazla etkilenebilmektedirler. Bu açıdan idari yargı mercileri önündeki uyuşmazlıklarda, müdahilin sadece davalı idare ile birlikte hareket edebileceği ve tek başına kanun yoluna başvuramayacağının mutlak bir şekilde kabulü halinde, davalı idarelerin kanun yoluna başvurmamaları durumunda, davalı yanında müdahil konumunda bulunan üçüncü kişilerin, adına tesis edilen bir idari işlem konusunda hak arama özgürlüğünün temin edilememesi, bir başka ifadeyle mahkemeye erişim hakkının kısıtlanması söz konusu olabilecektir. Bu şekilde yapılacak bir yorum, yukarda yer alan düzenlemelere ve Mahkeme kararlarına aykırılık teşkil edecek, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyecektir.

Benzer bir uyuşmazlıkta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince “Menemen Minibüsçüler Odası ile Türkiye” kararında; Menemen Minibüsçüler Odasının hakkında tesis edilen idari işlemler konusunda açılan iki farklı davada; ilk davada temyiz aşamasında sınırlı savunma yapabilmesi ve esasa dair görüşlerini dile getirememesi, ikinci davada ise dava dışında kalması ve davalı Valilik tarafından kanun yoluna başvurulmaması nedenleriyle, kendisini savunamadığı sonucuna varılarak, başvuranın mahkemeye erişim hakkından yoksun bırakıldığına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, bahsi geçen düzenlemelerde yer alan ve anılan Mahkeme kararlarıyla da yorumlanan adil yargılanma hakkının uygulanabilir ve etkili olarak hayata geçirilmesi adına, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkının, kararın sonucundan doğrudan etkilenen müdahiller açısından da temin edilmesi, diğer taraftan kanun yollarına başvuru hakkını da kapsayacak şekilde kabul edilmesi bir gerekliliktir.

Bu durumda, davalı idare yanında davaya katılan şirketin, davaya konu işlemin iptalinden doğrudan etkileneceği, karar düzeltme isteminin kabul edilmemesi halinde mahkemeye erişim hakkının ve hak arama özgürlüğünün kısıtlanacağı görüldüğünden, kararın düzeltilmesini talep edebileceği kabul edilerek işin esasına geçildi.

Danıştay Dava Daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

SONUÇ : İstemde bulunan tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından düzeltme isteminin reddine, yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 08.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Müdahil Temyiz Talebinde Bulunabilir mi?

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

E. 2011/1659

K. 2011/778

T. 29.9.2011

İstemin Özeti : Davacı şirketin, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin ( Turkcell ), katıl kazan türündeki kampanyalara ilişkin olarak mobil pazarlama hizmetleri sunan firmalarla yapmış olduğu münhasırlık içeren anlaşmalar yoluyla 4054 Sayılı Kanunun 4. ve 6. maddesini ihlal ettiğine ilişkin şikayet başvurusu üzerine yapılan önaraştırma sonucunda, 

…davacı şirkete 12.3.2008 günlü, 842 Sayılı işlemle bildirilen 27.12.2007 günlü, 07-92/1191-461 Sayılı Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen davaya konu işlemin iptaline ilişkin 18.4.2011 günlü, E:2008/4519, K:2011/1655 Sayılı kararı, davalı yanında davaya katılan Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR : 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle yollamada bulunulan H.U.M.K.’nun 53. maddesinde, “hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan” 3. şahsın, iki taraftan birine katılmak için davaya müdahale edebileceği; 57. maddesinde de, müdahilin katıldığı tarafla birlikte hareket edeceği kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18.4.2011 günlü, E:2008/4519, K:2011/1655 Sayılı kararını, davaya davalı idare yanında katılan şirketin temyiz ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; müdahilin yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etme koşulunun gerçekleşmemiş olması nedeniyle, temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, müdahilin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, 29.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Müdahil e tebligat yapılması zorunlu mudur?

T.C.

DANIŞTAY

İDARİ DAVA DAİRELERİ GENEL KURULU

E. 2003/512

K. 2003/738

T. 16.10.2003

TÜRK MİLLETİ ADINA

Davacı şirketin; 506 sayılı Yasanın Ek 37. maddesi uyarınca sigorta ve emeklilerin özürlü çocuklarının gelişim ve eğitimlerine yapılacak yardımların usul ve esaslarının belirlenmesine ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının 9.5.2001 günlü, 3-181 Ek sayılı Genelgesinin 1, 7, 8, 9, 10,12, 13,14, 18/b-d-e ve 19 uncu maddelerinin iptali istemiyle açtığı davada; Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve dava konusu genelgenin 1, 7, 8, 9, 10, 12, ve 18/b-d-e maddelerinin iptaline, genelgenin 14 ve 19 uncu maddelerine yönelik davanın reddine ilişkin bulunan 6.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı kararın iptale ilişkin kısmını davalı idare temyiz etmektedir.

…Dosyanın incelenmesinden, … Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Av. … tarafından verilen 4.1.2002 günlü dilekçe ile davaya, davalı idare yanında müdahil olarak katılmak isteminde bulunulduğu, Danıştay Onuncu Dairesinin 31.1.2002 günlü kararı ile, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 53. maddesi hükmü uyarınca davalı idare ile birlikte hareket etmek üzere davanın bulunduğu noktadan itibaren istemin kabulüne karar verildiği, ancak temyize konu 6.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı Danıştay Onuncu Dairesinin nihai kararında katılma istemi kabul edilen adı geçen şirketin yer almadığı ve dolayısıyla kararın anılan şirkete tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, … Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kararın sonucu ile ilgisi bulunduğu kabul edilerek davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilmekle birlikte, kararda yer verilmediğinden adı geçen müdahilin kararın kendisine tebliği ile karardan bilgi sahibi olmak ve dolayısıyla davalı idare ile birlikte hareket etmek iradesini kullanmak suretiyle kararı temyiz etmek hakkını kullanmaktan mahrum bırakılmış olması nedeniyle kararda usule uygunluk bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı tarafından verilen temyiz dilekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusu Genelgenin 13. maddesinin de iptalinin istenilmiş olmasına karşın, Danıştay Onuncu Dairesince anılan madde ile ilgili bir değerlendirme yapılıp bu konuda herhangi bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 6.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı kararının belirtilen eksiklikler tamamlanmak üzere bozulmasına, 16.10.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

1 – Danıştay Onuncu Dairesince davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilen … Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin temyize konu kararda yer almaması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisine uymadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle temyiz istemi hakkında karar verilmesi gerektiği oyu ile, Daire kararının bu nedenle bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

2 – 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollama yaptığı HUMK’un 56. maddesinde, katılma kabul edildikten sonra müdahilin davayı bulunduğu noktadan itibaren takip ve 57. maddesinde, katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği öngörülmektedir. 2577 sayılı Yasanın 25. maddesinde de, kararların taraflara bildirileceği açıklanmıştır. Aynı yasanın 48. maddesinin 5. fıkrası yürütmenin durdurulması istekli temyiz dosyalarında tebligatın temyiz yerince yapılacağı şeklindedir.

Bu durumda müdahilin davayı izleme hakkı olduğuna ve tarafla birlikte hareket edeceği kuşkusuz bulunduğuna göre; yargılamanın her aşamasından bilgisi olması ve karar metninde yanlışlıkla yazılmamış bulunsa bile tebligatın müdahile de yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Tersi durumda, müdahil yargısal gelişmeden habersiz kalacağı gibi, kararda yazılmaması halinde taraflara da tebligat yapılmaması sonucunun da doğacağı açıktır.

Öte yandan, İdari Yargılama Usulü Kanununun 30. maddesinde iki tarafın ad ve soyadı ile ilgili yanlışlıkların, yanlışlıkların düzeltilmesi yoluyla giderilebileceği açıklanmaktadır. Eksiklik ve yanlışlık yanında, ismin hiç yazılmamış olmasının da yanlışlık kapsamında değerlendirilmesi yasanın güttüğü amacın doğal sonucudur.

Açıklanan nedenlerle dosyanın Dairesine gönderilmesi olanağı kullanılmadan temyize konu kararın diğer tebligatlarla beraber müdahile de bildirimi yapılarak, yanlışlığın düzeltilmesi ya da temyiz istemi olduğu takdirde konunun değerlendirmeye bırakılması böylece temyiz aşamasıyla ilgili yargısal akışın sürdürülmesi gerektiği oyuyla karara karşıyız.

Daha Fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir