Kamu Güvenine Karşı Suçlar

Bu içeriğimizi46 Dakika, 41 Saniyede okuyabilirsiniz!

Kamunun güveni; hukuk düzeninin, herhangi bir hukuksal olayı kanıtlama yeteneği tanıdığı şeylerle doğruluk ve gerçekliğine herkesçe güvenilmesini öngördüğü şekil ve alametler; belirti, iz, işaret,nişan, simgenin sahtecilikten korunmalarını görmek ve bilmek biçiminde oluşmuş genel, sürekli, toplumsal bir hak ve yaradır. Diğer bir anlatımla kamunun güveni; özel veya kamu hukukunun kanıtlama gücü tanıdığı şey, şekil ve alametlere karşı olan genel güvendir. Toplumun inanma ve bireyin aldatılmama hakkı kamu güvenini oluşturur.

Kamunun güvenine karşı suçlar, geniş anlamda sahtecilik suçlarıdır.

               Kamu güvenine karşı suçlar:

               1. Kamusal değerler üzerinde sahtecilik (kalpazanlık); (a) paralarda, (b) kamu değeri kağıtlarında (paraya eşit sayılan değerlerde), (c) değerli damgalarda sahtecilik,

               2. Mühürlerde sahtecilik,

               3. Belgelerde sahtecilik,

olmak üzere üç ana bölüme ayrılmaktadır.

               Sahteciliğin ortak öğeleri:

1.Aldatma yeteneği, 2. zarar olanak ve olasılığı, 3. kasıttır.

               Sahteciliğin, diğer bir tanımla gerçeği taklit veya tağyir/tahrifin; aldatma yeteneği olması,zarar olanak ve olasılığının bulunması, kasten yapılması gerekir.

                5237 sayılı Kanun ile 765 sayılı Kanunda yer alan hükümlerin karşılaştırmalı incelenmesi:

               I-Kamusal değerler üzerinde sahtecilik (Kalpazanlık)

                PARALARDA SAHTECİLİK

               1. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 197/1: 2 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ve (52. madde gözetilerek) 5 günden 10.000 güne kadar adli para cezası.

                   (b) 765 sayılı T.C. K. madde 316/1: 3 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 1000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlarda öngörüler artış oranı uygulanır).

               Her iki madde de  “para” nın ulusal veya yabancı ülke parası olması arasında fark gözetilmemiştir. Ancak,  “parada sahtecilik” diğer deyimiyle “kalpazanlık” suçunun işlenebilmesi için ulusal paranın Ülkemizde ve yabancı paranın ülkesinde yasal olarak dolaşımda (tedavülde) bulunması gereklidir.

               5237 sayılı Kanunun 197/1. maddesi,  madeni veya kağıt para ayrımı yapmaksızın, bu iki para türünü de içermektedir. 765 sayılı Kanunun 316/1. maddesi bakımından ise para, yalnızca madeni paradır. Kağıt para, aynı Kanunun 331. maddesinde tanımlanan kamu değeri kağıtları kapsamında yer almaktadır. Anılan  maddenin yollamasıyla “para” olarak hüküm ifade eder.

               5237 sayılı Kanunun 197/l. maddesiyle 765 sayılı Kanunun 316/1. maddesi gereğince paradaki sahteciliğin kandırıcılık yeteneğinin bulunması gerekir. Ancak; 765 sayılı Kanun  “kandırıcılık yeteneği” ile “sürüm yeteneği”ni birbirinden farklı kavramlar olarak benimsediği halde,  5237 sayılı Kanun “Kandırıcılık yeteneği “ ile “sürüm yeteneği” ayırımına yer vermemiştir.

Kandırıcılık ve sürüm yetenekleri aynı anlamda kullanılmakta olup eşdeğerdir. Bu nedenledir ki 5237 sayılı Kanunda 765 sayılı Kanunun 321. maddesinin karşılığı bir hüküm yoktur.

               5237 sayılı Kanunun 197/1. maddesinin maddi öğesi; yasal olarak dolaşımda bulunan ulusal veya yabancı ülke parasını sahte olarak üretmek, sürmek amacıyla nakletmek, muhafaza etmek veya dolaşıma sürmek (tedavüle koymak)tır. Üretmek sözcüğünün, taklit ve tağyiri kapsadığında kuşku yoktur.

               765 sayılı Kanunun 316/1. maddesinin bir ve ikinci bentlerindeki taklit, tağyir yerine 5237 sayısı Kanunun 197/1. maddesinde üretmek sözcüğü kullanılmıştır.

               765 sayılı Kanunun 316/1. maddesinin üçüncü ve dördüncü bentlerindeki; sahte paraları ülkeye sokmak, saklamak, dolaşıma sürmek , almak  eylemlerinin “taklit veya tağyir eden kişi veya aracısıyla anlaşarak” işlenmesi koşuluna, 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiştir. Anılan Kanunun 197/1. maddesindeki suçun oluşması için, fıkra metninde sayılan seçimlik hareketlerden birisinin yapılması yeterlidir. Üreten kişi veya aracısıyla anlaşma durumunda sorun 5237 sayılı Kanunun “suça katılmayı” düzenleyen 37- 40. maddeleri ışığında çözümlenmeli ve üreten ile üretenin aracısı veya bunlarla anlaşanlar hakkında hakim, aynı Kanunun 61. maddesindeki ölçütlere göre gerekçesini açıklayıp temel cezaları belirlemelidir.

               5237 sayılı Kanunun 197/1. maddesindeki suçun manevi öğesi;

               Maddede tanımlanın suçun gerçekleşebilmesi için genel kastın bulunması gereklidir.

Dolaşımdaki paranın sahte olarak üretilmesi, sahte olduğunu bilerek ülkeye sokmak, nakletmek,muhafaza etmek veya dolaşıma sürmek bilinç ve iradesidir.

               2. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 197/2: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve (52. madde gözetilerek) 5 günden 730 güne kadar adli para cezası.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 318: Kanunun 316 ve 317. maddelerindeki cezalar üçte birden yarıya kadar indirilerek hükmolunur.

               İki madde arasındaki tek ortak nokta; sanığın sahte parayı, bu niteliğini bilerek almasıdır.

               765 sayılı Kanunun 318. maddesinin uygulanabilmesi için sanığın,(a)sahte parayı üretme suçuna katılmamış ve üreten veya aracısıyla anlaşmamış bulunması ve (b) sahte parayı dolaşıma  koymak üzere ülkeye sokması, satın alması, kabul etmesi, saklaması veya herhangi bir biçimde  dolaşıma sürmesi gerekir.

               5237 sayılı Kanunun 197/2. maddesinde bu koşullar yoktur. Sahte paranın üretenden, aracıdan veya bunlar dışında bir kişiden alınması arasında fark gözetilmemiştir. Sahte parayı veren yönünden eylem dolaşıma sürmektir. Madde bu düzenlemeyle; sahte paranın dolaşıma sürülmesini önlemek istemiş, yalnızca “sahteliğini bilerek kabul etmeyi” yaptırıma bağlamıştır.

               Sahte parayı üretenin eylemine ortak olmak, üreten veya aracısıyla anlaşmak; (maddenin birinci fıkrasıyla ilgili açıklamada belirtildiği gibi) 5237 sayılı Kanunun 37-40. maddelerine göre çözümlenmelidir.

               Sahte parayı, dolaşıma koymak için ülkeye sokmak, almak, kabul etmek, sürmek; 197.maddenin 1. fıkrasındaki suçu oluşturur.

               5237 sayılı Kanunun 197/2. maddesindeki suçun maddi öğesi; sahte parayı, bu durumunu bilerek kabul etmektir.

               Manevi öğe; Sahte parayı, sahte olduğunu bilerek alma, kabul etme bilinç ve iradesidir.

               3. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 197/3: 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 320: (15. madde gözetilerek) 7 günden 6 aya kadar hapis veya 50 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası; ( Suç tarihine göre 765 sayılı Kanunun 19.maddesi ile 3506 ve 4421 sayalı Kanunlarda öngörülen artış oranı uygulanır), para cezası dolaşıma sürülen paranın 5 katından az olamaz.

               Her iki madde tam olarak birbirinin koşutudur. Maddi ve manevi öğeleri aynıdır.

               Maddi öğe: Sahte olduğu bilinmeden kabul edilen paranın (sonradan, bu niteliği öğrenildiği halde) bilerek dolaşıma konulmasıdır.

               Manevi öğe: Sahteliğini sonradan öğrendiği parayı, dolaşıma sürmek suretiyle elden çıkarmak bilinç ve iradesidir.

                KAMU DEĞERİ KAĞITLARI (PARAYA EŞİT SAYILAN DEĞERLER)

               (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 198: Paraya eşit sayılan değerlerin belirtildiği bir tanım maddesidir.

               (b) 765 sayılı T.C.K. madde 331 ve 316/2 (son): 331. maddede paraya eşit sayılan değerler olan kamu değeri kağıtları açıklanmakta, 316/2(son) madde ise, ulusal ziynet altınlarının da “para” hükmünde olduğu belirtilmektedir.

               765 sayılı T.C.K.nun 331. maddesi (ikinci cümlesi) uyarınca “kağıt para” kamu değeri kağıtlarındandır ve kamu değeri kağıtları para gibidir. Bunlar; (a) Yasa gereği madeni paralar gibi dolaşıma konulmuş kağıt paralar, (b) Devletçe çıkarılan taşıyana yazılı senet ve kuponlar

(c) Kurumlarca yetkileri doğrultusunda izne dayalı olarak çıkarılan (ve para gibi dolaşıma konulabilen) belge ve senetlerdir.

               5237 sayılı (Yeni) T.C.K.nun 197/1. maddesiyle kağıt paralar, madeni paralara eş tutuldukları için 198. maddede ayrıca belirtilmemiştir.

               765 sayılı Kanunun 331. maddesi Devletçe çıkarılan belgeyi, taşıyana yazılı senet ve kupon olarak belirtirken, 5237 sayılı Kanunun 198. maddesi “senet” yerine “bono” sözcüğünü kullanmış, belgeler kapsamına “hisse senetleri” ve “tahvilleri” de eklemiştir. Tahvillere, yetkili kurumlar tarafından çıkarılan belgeler kapsamında da yer verilmiştir.

               765 sayılı Kanun bu belgeleri; kamu değeri kağıtları (itibarı amme kağıtları) olarak adlandırırken 5237 sayılı Kanun, paraya eşit sayılan değerler başlığını kullanmıştır.

               Bunlar dışında gerek Devlet tarafından, gerekse yetkili kurumlarca çıkarılan ve maddelerde açıklanan belgelerin özellik ve nitelikleri bakımından iki Kanun arasında fark bulunmamaktadır.

               Milli ziynet altınları üzerindeki sahtecilik hakkında, paralarda sahteciliğe ilişkin hükümlerin uygulanabilmesi bakımından; 765 sayılı Kanunun 316/2 (son) fıkrasının karşılığı, 5237 sayılı Kanunun 198. maddesiyle (son cümlede)  düzenlenmiştir.

               DEĞERLİ  DAMGALARDA SAHTECİLİK

               1. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 199/1: 1 yıldan beş yıla kadar hapis ve (52. madde  gözetilerek) 5 günden 730 güne kadar adli para cezası.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 322/1: 316,318,320. maddelerdeki cezaların yarısı.

                   (c) 765 sayılı T.C.K. madde 329/1: (15. madde yollamasıyla) 7 günden 1 yıla kadar hapis ve 200 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

               Her iki Kanun da değerli damgaların ulusal ve yabancı ülkeye ait olması arasında ayırım gözetmemiştir. Değerli damga üzerinde sahtecilik suçunun işlenebilmesi için, bunların yasal olarak dolaşımda bulunması gereklidir.

               5237 sayılı Kanunun 199/1. maddesinde tanımlanan suçun maddi öğesi: yasal olarak dolaşımda bulunan ulusal veya yabancı ülkeye ait değerli damgayı sahte olarak üretmek, (sürmek amacıyla) ülkeye sokmak, nakletmek, muhafaza etmek veya dolaşıma (tedavüle) koymaktır.

               765 sayılı Kanunun 329/1. maddesinde belirtilen; gerçek bir değerli damganın, üzerindeki kullanıldığını gösteren işaret silinerek, yok edilerek yeniden kullanılması sahte değerli damgayı dolaşıma sürmek niteliğindedir ve 5237 sayılı Kanunun 199/1.maddesine uygun suçu oluşturur.

               Maddede tanımlanan suçun manevi öğesi: dolaşımdaki değerli damganın sahte olarak üretilmesi, sahte olduğunu bilerek; ülkeye sokulması, nakil veya muhafaza edilmesi, dolaşıma konulması bilinç ve iradesidir.

               765 sayılı Kanunun 322/1. maddesi, aynı Kanunun 316, 318, 320. maddelerine yollama yaptığından, anılan maddelerle ilgili olarak yukarıdaki açıklamalar bu konuda da geçerlidir.

               2. (a) 5237 sayılı (Yeni ) T.C.K. madde 199/2: 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve (5 günden 730 güne kadar) adli para cezası.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 327/1: 1 aydan 3 yıla kadar hapis ve 50 liradan 400 liraya kadar ağır para cezası ( 19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranları uygulanır).

               765 sayılı Kanunun 327/1. maddesinin uygulanabilmesi için, sanığın; (a) sahte olarak üretmek (taklit veya tağyir) eylemine katılmamış olması, (b) sahte değerli damgayı kullanması gerekmektedir.

Oysa, 5237 sayılı Kanunun 199/2. maddesi bu koşulları öngörmemiştir. Kişinin, sahte değerli damgayı üretenden veya bir başkasından alması arasında fark bulunmadığı gibi kullanması da zorunlu değildir.

Yalnızca “almak” maddedeki suçun oluşması için yeterlidir. Sahte olarak üretmek (taklit ve tağyir) eylemine katılma, 37-40. maddeler uyarınca; sahte damganın kullanması da dolaşıma sürmek niteliğinde olup 199/1. madde kapsamında; değerlendirilir.

               5237 sayılı Kanunun 199/2. maddesindeki suçun maddi öğesi: sahte olarak üretilmiş değerli damgayı, sahteliğini bilerek kabul etmektir.

               Suçun manevi öğesi: değerli damgayı sahte olduğunu bilerek almak, kabul etmek bilinç ve iradesidir.

               3. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 199/3: 1 aydan 6 aya kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 327/2: 320. maddedeki ceza üçte biri oranında indirilir.

               Bu iki madde, öğe ve koşulları yönünden birbiriyle uyumludur.

               Suçun maddi öğesi: sahte olduğu bilinmeden kabul edilen değerli damganın,sahteliği sonradan öğrenilmesine karşın kullanılması, elden çıkarılması gibi yollarla dolaşıma konulmasıdır.

               Manevi öğe ise; sonradan sahteliği öğrenilen sahte değerli damganın, bilerek dolaşıma konulması bilinç ve iradesidir.

               4. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde: 199/4 ve (b) 765 sayılı T.C.K. madde: 322/2’ de değerli damga sayılan damgalı kağıt ve pullar belirtilmiştir.

               Değerli damgalar: (a) damgalı kağıtlar, (b) damga pulları, (c) posta pulları, (d) belli bir vergi veya harcın ödendiğini belgeleyen pullar, (e) pul dengi diğer değerli kağıtlardır.

               Sahtecilik suçuna konu olabilmesi için, değerli damganın özel bir yasayla çıkarılmış ve yasa uyarınca kullanılmakta, dolaşımda olması, iptal işareti taşımaması gerekir.

               PARA VE DEĞERLİ DAMGALARI YAPMAYA YARAYAN ARAÇLAR

              (a)5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 200: 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve (5 günden 730 güne kadar) adli para cezası.

               (b) 765 sayılı T.C.K. madde 323: 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 200 liradan 1000 liraya kadar ağır para cezası; madde 324: 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 100 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranları uygulanır).

               765 sayılı Kanunun 323. maddesi, kağıt parayı da kapsayan kamu değeri kağıtları (paraya eşit sayılan değerler) ile değerli damgaların üretiminde kullanılan özel filigranlı kağıtların; 324. maddesi, filigran, filigranlı kağıt, madeni para, değerli damga sahteciliğinde kullanılacak araç (alet) ve gereç (malzeme)nin; yapımını, alım ve satımını, devrini, saklanmasını yasaklamıştır.

               5237 sayılı Kanunun 200. maddesi bulların tümünü kapsayacak biçimde; paraların (ve paraya eşit sayılan değerlerin), değerli damgaların yapımında kullanılan araç ve gerecin izinsiz olarak üretilmesini, ülkeye sokulmasını, satılmasını, devredilmesini, satın alınmasını, kabul ve muhafaza edilmesini yaptırıma bağlamıştır.

               Böylece hazırlık hareketleri düzeyindeki eylemler, belirtilen konulardaki sahteciliklerin baştan önlenebilmesi için cezalandırılmaktadır.

               Suçun maddi öğesi: paralar, paraya eşit sayılan değerler ve değerli damgaların yapımında kullanılan araç ve gereçleri üretmek,ülkeye sokmak, satmak, devretmek, satın almak, kabul veya muhafaza etmek seçimlik eylemleridir.

               Suçun manevi öğesini: Açıklanan seçimlik eylemlerle para, paraya eşit değer veya değerli damgalarda sahtecilik yapmak amacı, bu doğrultudaki bilinç ve irade oluşturmaktadır.

                ETKİN PİŞMANLIK

5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 201: 197, 198, 199 ve 200. maddelerde tanımlanan suçlarla ilgili olarak cezadan kurtulmaya olanak veren etkin pişmanlık durum ve koşulları açıklanmıştır.

               (b) 765 sayılı T.C.K. madde 326: 316-325.  maddelerde belirtilen suçlarda cezadan bağışıklık  durum ve koşulları gösterilmiştir.

               765 sayıl Kanunun 326. maddesine göre; soruşturma ve kovuşturma makamlarınca haber alınmadan önce, kendi  istek ve iradesiyle 316-325. maddelerdeki suçlardan bir veya birkaçının sonuç doğurmasını engelleyen ve bunun fiilen gerçekleşmesini sağlayan sanığa ceza verilmez.

               Suçun doğmasını engellemek yeterli olup suç ortaklarını ele vermek zorunlu değildir.

               Buna karşılık 5237 sayılı Kanunun 201. maddesinin birinci fıkrası gereğince: Kanunun 197,  198 ve 199 maddelerinde belirtilen suçlarla ilgili seçimlik hareketlerden bir veya birkaçını gerçekleştiren kişiye; 1-(a) sahte para veya değerli damgaları dolaşıma koymadan ve (b) resmi makamlarca haber  alınmadan önce, 2- (a) diğer suç ortaklarını ve (b) sahte olarak üretilen para veya değerli damgaların üretildiği veya sakladığı yerleri bildirmesi, 3- verilen bilginin; (a) suç ortaklarının yakalanmasını ve (b) sahte olarak üretilen para ve değerli damgaların ele geçirilmesini sağlaması durumunda cezaya hükmolunmaz.

               201. maddenin ikinci fıkrası ;aynı koşullarla; suç ortaklarıyla sahte para veya değerli damga üretiminde kullanılan araç ve gerecin ele geçirilmesini sağlamayı zorunlu kabul etmiştir.

               II- Mühürlerde sahtecilik

               1. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 202/1: 2 yıldan 8 yıla kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 332: 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 50 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası ( 19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

               765 sayılı Kanunun 332. maddesiyle hükümet makamlarının buyruk ve kararlarına konulan mühürler korunmaktadır. Bunların buyruk ve kararları belgelemek, diğer kağıtların doğruluğunu ve gerçeğe uygunluğunu onaylamak için kullanılması gerekir.

               5237 sayılı Kanunun 202/l. maddesinde; bu mühürlerin Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ve Başbakanlık mühürleri olduğu belirtilerek, duraksama ve yanılgıya yer bırakılmamıştır.

               Suçun maddi öğesi: anılan mühürleri sahte olarak üretmek veya (sahteliğini bilerek) kullanmaktır.

               Manevi öğesi: maddede sayılan yönetim katlarına ait mührü sahte olarak üretmek veya sahte mührü kullanmak, bunları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmek bilinç ve iradesidir.

               Gerçek bir buyruk veya karar üzerine sahte mühür basılırsa bu maddedeki suç, buyruk ve karar da sahteyse hem mühürde ve hem de resmi belgede sahtecilik suçları oluşur.

               2. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 202/2: 1 yıldan 6 yıla kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 333: 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 20 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası ( 19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

               765 sayılı Kanunun 333. maddesinin birinci fıkrası; resmi daire ve kamu kurumlarının mühürlerinin sahte olarak üretilmesini (taklit olunmasını) veya sahteliği bilinerek kullanılmasını, ikinci fıkrası ise; kamuya güven vermek için kullanılan onay ve belgelendirmeye özgü diğer alet, aracın üretilmesini (taklidini) veya kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır.

               5237 sayılı Kanunun 202/2. maddesi; kamu kurum ve kuruluşları yanında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak üretmeyi ve bilerek kullanmayı suç olarak nitelendirmiştir.

               765 sayılı Kanunun 333/2. maddesindeki “kamuya güven vermek için kullanılan onay ve belgelendirmeye özgü diğer alet ve araçlar” la ilgili düzenlemeye 5237 sayıl Kanunun 202. maddesinde değinilmemiştir. Bunlar, maddenin 2. fıkrasındaki tanım ve niteliğe uygunsa, anılan fıkra uygulanır.

Uygun değilse, öğe ve koşulları oluştuğu takdirde sahtecilik ve/veya dolandırıcılık suçlarına vücut verip vermediği değerlendirilmelidir.

               5237 sayılı Kanunun 202/2. maddesindeki suçun maddi öğesi: maddede açıklanan kurum veya kuruluşlarca belgelemek veya onaylamak için kullanılan mührü sahte olarak üretmek veya sahteliğini bilerek kullanmaktır.

               Manevi öğe: bu mühürleri sahte olarak üretmek veya sahteliğini bilerek kullanmak bilinç ve iradesidir.

               Sahte mührün uygulandığı belge de sahteyse, hem mühür ve hem de belge sahteciliği söz konusu olur.

               Mühür bozma

               3. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 203 cezası: 6 aydan 3 yıla kadar hapis veya  52. maddenin yollamasıyla) 5 günden 730 güne kadar adli para cezası.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 274/1: 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve 40 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 veya 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

               Her iki madde arasında düzenlenme amacı ve öğeleri bakımından bir fark yoktur.

               Suçun maddi öğesi: bir şeyin saklanması veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için, kanun veya yetkili makam buyruğuyla konulmuş mührün kaldırılması, mühür kaldırılmasa da konuluş amacına aykırı hareket edilmesidir.

               Manevi öğe: kanun veya yetkili makam buyruğuyla konulan mührü, konulma neden ve amacına aykırı olarak kaldırma veya aynı sonucu doğuracak davranışı bilerek ve isteyerek yapmak bilinç ve iradesidir.

               765 sayılı Kanunun 274. maddesinin 2. ve 3. fıkralarındaki eylemler, 5237 sayılı Kanunun 257. maddesi kapsamında suç oluşturduğundan, bu bölümde ayrıca düzenlenmemiştir.

               765 sayılı Kanunun “kamusal değerler üzerinde sahtecilik” ve “ mühürlerde sahtecilik” bölümlerinde yer aldığı halde, 5237 sayılı Kanunda bulunmayan veya ayrıca düzenlenmemiş olan hükümler:

                 (1) 765 sayılı Kanun madde 317: para değerini indirmek suretiyle sahtecilik (tağyir) yalnızca madeni paralarda olanaklıdır. Bunun yanında genellikle değer yükseltme veya değeri yüksek para sahteciliği yapıldığından etki alanı çok dardır.

               5237 sayılı Kanun temelde, paralardaki sahtecikler arasında bir ayırım benimsemediğinden bu düzenlemeye yer vermemiştir.

               Para değerini indirmek suretiyle sahtecilik de 5237 sayılı Kanunun 197. maddesi kapsamında değerlendirilir.

               (2) 765 sayılı Kanun madde 319: bu maddede öngörülen cezayı artırıcı nedenler, hakimin temel cezayı belirlerken 5237 sayılı Kanunun 61. maddesi ışığında gözetmesi ve değerlendirmesi gereken ölçütler kapsamında bulunduğundan, ayrıca düzenlenmesine gerek görülmemiştir.

                   (3)765 sayılı Kanun madde 321: 5237 sayılı Kanun, 197/1. maddeyle ilgili açıklamada da belirtildiği üzere tüm sahteciliklerde olduğu gibi, bir kandırıcılık (aldatma) yeteneği kabul etmiştir.

               5237 sayılı Kanuna göre “kandırıcılık yeteneği” ile “sürüm yeteneği” ayrı değil, aynı (eş) anlamdaki terimlerdir. Bu nedenle, 765 sayılı Kanunun 321.maddesinin benzeri bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

               (4) 765 sayılı Kanunun 325,328 ve 329.maddeleri: demiryolu veya diğer kamu (yolcu, mal) taşıma işletmeleri biletlerinde sahtecilik (sahte olarak üretmek, sürmek için almak, korumak, bilerek sürmek veya önceden kullanılmış olduklarına ilişkin işareti yok ederek kullanmak) suçu, 5237 sayılı Kanun tarafından ayrıca düzenlenmemiştir.

               765 sayılı Kanunun 329/1. maddesindeki “değerli damgalar” üzerindeki önceden kullanıldığına ilişkin İptal) işaretinin silinip kullanılması (dolaşıma sürülmesi), yukarıda açıklandığı üzere 5237 sayılı Kanunun 199/1. maddesi kapsamındaki suçu oluşturur. Bunun dışında 765 sayılı Kanunun 325, 328 ve 329/1. maddelerinde sayılan eylemler; 5237 sayılı Kanunun belgelerde sahtecilik suçları kapsamında yer almaktadır.  

                Demiryolu, diğer kamu taşıma işletmelerinin biletleri; kamu kurumu, kuruluşu veya özel hukuk tüzelkişisi biçimindeki konumuna göre resmi belge ise 5237 sayılı Kanunun 204. ve özel belge ise 207. maddesindeki suçu oluşturur. 

               765 sayılı Kanunun 329/2. maddesinde tanımlanan eylem, diğer yasal öğelerinin de gerçekleşmesi durumunda 5237 sayılı Kanun uyarınca ancak, dolandırıcılık suçuna vücut verebilir.

               (5) 765 sayılı Kanunun 334, 335 ve 336. maddeleri: anılan maddelerin,  5237 sayılı Kanunda doğrudan karşılığı düzenlemeler yoktur. Bunların iz, işaret ve eserlerinin sahte olarak veya gerçeğinin ele geçirilerek hukuka aykırı biçimde kullanılmasıyla oluşturulması; konuldukları şeyin özelliğine göre (örneğin 5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere araç plakası üzerinde sahte mühür izi oluşturulması gibi) belgelerde sahtecilik suçu olarak değerlendirilmek gerekir.

               (6) 765 sayılı Kanunun 337 ve 338. maddeleri: anılan maddelerdeki ölçü ve tartı aletlerinin tanımı, suç ve yaptırımları; 3516 sayılı Ölçüler ve Ayarlar Kanunu ile düzenlenmiş olduğundan, 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiştir.

               III- Belgelerde sahtecilik

               Genel olarak sahtecilik

               Bir hile (dolan) suçu olan sahtecilik; yazıda, sözde ve eylemde sahtecilik olarak sınıflandırılabilmektedir. Gerçeğin herhangi bir biçimde değiştirilmesi, gerçeğe aykırı yazı, söz veya eylemin doğru diye ileri sürülmesi sahteciliktir.

               Genel olarak sahtecilik, başkasını aldatmak için kullanılan her türlü hile ve yöntemlerdir. Her hile (dolan), aldatmaya elverişle şey sahtedir. Kanıtlama araçlarında, gerçekliğine inanılması gereken biçim ve alametler; belirti, iz, işaret, nişan, simgede gerçeğin bozulması, değiştirilmesi sahteciliktir.

               Hile, sahteciliğin ayrılmaz bir öğesidir. Sahtecilik amaç değil, amacı gerçekleştiren; haksız çıkar elde etmek, amaçlanan bir başka suça ulaşmak için kullanılan araçtır.

               Belge tanımı:

               Belge; hukuken hüküm ifade eden ve bir hakkın doğmasına, hukuksal ilişkinin veya bir olayın, olgunun kanıtlanmasına yarayan yazıdır. Belgeden söz edebilmek, öncelikle “yazılılık” koşulunun gerçekleşmesine bağlıdır.

               Bir yazının belge niteliğini elde edebilmesi için taşınır bir şey (kağıt, bez, levha, plaka ve benzeri) şeyler üzerine yazılmış olması; yazının bireyselliği ve kimliği (yazıdaki irade açıklamasının belli bir kişi veya kuruma ait) ve içeriğinin bulunması; kanıt aracı (hukuksal bir olgu/olayı veya bir hakkı kanıtlamaya elverişli) olabilmesi; hukuksal bir değer taşıması; gerekir. İrade bildiriminde bulunan veya gerçeği onaylayan kişinin belirlenebilir olması yeterlidir.

               Belgelerde sahteciliğin ana şekilleri:

               Belgede (yazıda) sahteciliğin konu edilebilmesi,gerçeğin tahrif/tağyir veya taklit edilmiş olmasını gerektirir.

               Tahrif/tağyir; gerçeğin kanıtı olan belgenin kapsadığı fiili ve hukuki durumunda değişiklik yapmak, taklit; bir belgenin kısmen veya tamamen tıpkısını oluşturmaktır.

               Bu suç; (a) gerçek belgeyi değiştirme, başkalaştırma,bozma veya (b) tamamen veya kısmen sahte belge düzenleme, şeklinde gerçekleştirilebilir.

               Tahrif/tağyir (değiştirme, başkalaştırma, bozma) suretiyle sahtecilik; çıkarma veya ekleme yöntemiyle, taklit suretiyle sahtecilik de imza ve metin taklidi, sahte metin düzenlemek biçiminde yapılmaktadır.

               Diğer bir açıklamayla;belgede sahtecilikte gerçek iki türlü değiştirilebilir:

(l) Maddi sahtecilik;

yazıda fiziksel değişikliktir ve maddi izler bırakır. (2) Fikri sahtecilik; öze, içeriğe ilişkindir. Biçimlere ve merasime uyarak,görünüşte gerçek bir belge düzenlenmekte olup içeriği ve özü gerçek ve doğru değildir. Bu nedenle maddi iz bırakmaz.

               Maddi sahtecilikte, önceden   gerçek bir belge vardır. Suç sonra işlenir. Fikri sahtecilikte, önceden gerçek bir belge yoktur. Sahtecilik belgenin düzenlenmesiyle ortaya çıkar.

               Bunların ışığında belgelerde sahteciliği; bir hakkın veya hukuksal sonuç doğuran bir eylemin kanıtlanmasına özgülenmiş yazıda, zarar verme bilinciyle gerçeğin taklit veya tahrifidir biçiminde tanımlamak olanaklıdır.

               Belgelerde sahteciliğin ortak öğeleri:

               Belgelerde sahteciliğin, diğer anlatımla gerçeğin taklit veya tahrifinin aldatma yeteneği olması, zarar olanak veya olasılığı bulunması, kasten (zarar verme bilinciyle) yapılması gerekir.

               Eylemin belge niteliğindeki yazı üzerinde gerçekleştirilmiş olması, sahtecilik suçunun ön koşuludur.

               Aldatma yeteneği; belgedeki sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamaması, başkalarını aldatabilecek biçim ve içerikte olmasıdır. Aldatma yeteneğini, suçun maddi öğesine göre hakim takdir eder. Aldatma yeteneğinin bulunmadığı kaba taklit veya tahrif halinde kamu güveni sarsılmayacağından işlenmez sahtecilik suçu vardır.

               Zarar olanak ve olasılığı; belgenin doğruluğuna inanılmasında kamu yararı vardır. Bu nedenledir ki sahtecilik kamu güvenine karşı suçlardandır. Zararın doğması zorunlu değildir. Zarar olanak ve olasılığı belgede sahteciliğin gerçekleşmesi için yeterlidir.

               Kandırıcılık yeteneği bulunan belgede sahtecilikte; belgeye duyulan inanç sarsılacağından ve bunun sonucunda da toplumun inanma, bireyin aldatılmama hakkı ihlal edilmiş olacağından, zarar olasılığı her zaman vardır. Belgede sahtecilik gerçekleştiğinde kamu güveni hemen ve kaçınılmaz

biçimde sarsılır ve kamu zararı doğar. Ayrıca bireysel zarar, genel zarara eşlik edebilir. Sahtecilikte bireysel zarar genellikle ve kamusal zarar mutlaka vardır.

               Zarar; hukukça korunan bir hak ve çıkarın bozulması anlamındadır.

               Sahtecilik, soyut tehlike suçudur. Sahtecilik eylemi işlendiğinde zarar veya zarar tehlikesi doğacağından suç oluşur.

               5237 sayılı Kanun ile 765 sayılı Kanun hükümlerinin karşılaştırılmasına gelince;

                Resmi belgede sahtecilik

                1.   (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde  : 204/1 : 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.  (b)-1) 765 sayılı T.C.K. madde 342/1, 346: 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis.

             2)   “       “         “           “    342/3, 346 : l yıldan 3 yıla kadar ağır hapis.

            3)   “       “         “           “    344, 346    : 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

   4)   “       “         “           “    350    : 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

   5)   “       “         “           “    356    : 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

Ayrıca;               

6)   “       “         “           “    325    : 1 aydan 1 yıla kadar hapis ve 50 liradan aşağı olmak üzere ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artırım oranları uygulanır).

              7) 765 sayılı T.C.K. madde 328    : 7 günden 6 aya kadar hapis ve 50 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artırım oranları uygulanır).

              8) 765 sayılı T.C.K madde  329/1 : 7 günden 1 yıla kadar hapis ve 200 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artırım oranları uygulanır).

               9) 765 sayılı T.C.K madde 334     : 332 ve 333. maddelerdeki cezalar 1/3 oranında indirilerek uygulanır.

             10)  “       “         “          “    335     : 332, 333 ve 334. maddelerdeki cezalar uygulanır.

              11)  “       “         “          “    336     : 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 liradan 500 liraya

kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artırım oranları uygulanır).

               2. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 204/2: 3 yıldan 8 yıla kadar hapis.

                   (b)-1) 765 sayılı T.C.K. madde 339/1-1. cümle, 346: 3 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis.

                         2)   “       “        “            “    340, 346                  : 3 yıldan  10 yıla kadar ağır hapis.

                         3)   “       “        “            “    341/1-1. cümle, 346: 3 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis.

                         4)   “       “        “            “    341/2, 346               : 1 yıldan 5 yıla kadar hapis.

                         5)   “       “        “            “    350, 351. maddeler yollamasıyla 352: 2 yıldan 5 yıla kadar

hapis.

                         6)   “       “        “            “    355                          : 2 aydan 6 aya kadar hapis ve 3000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artırım oranı uygulanır).

               Resmi belgede sahtecilik suçu; (1) Yetkili kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve (2) Bireyin (yetkili kamu görevlisi olmayanın) resmi belgede sahteciliği olmak üzere iki kesime ayrılır.

               5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin 1. fıkrası bireyin resmi belgede sahteciliği, 2. fıkrası kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği  suçlarını, 3. fıkra da sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli resmibelgeyi tanımlayıp düzenlemiştir.

               5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasının altında, kapsamına giren 765  sayılı Kanunun ilgili maddeleri gösterilmiştir.

               Resmi belge; Kamu görevlisi veya hukuken yetkili kılınan tarafından, yasa gereğince yerine getirdiği işlev (fonksiyon) nedeniyle düzenlenen belgedir. Resmi belgeye bu niteliği ve hukuksal sonuçları yasa hükmü verir. Belgeyi düzenlemek kamu görevlisinin görevi içinde bulunmalı ve belge yasada öngörülen usul, biçim ve işlemlere uygun düzenlenmiş olmalıdır.

               Kamu görevlisince düzenlenen ve doğrudan doğruya kamuyu ilgilendiren belgeler hem içerik hem de biçim bakımından resmi belge olduğu gibi içeriği özel hukuka ilişkin bulunduğu halde, yetkili kamu görevlisince düzenlenmesi veya onaylanması nedeniyle de belge biçim bakımından resmi belgedir.

                Yetkili kamu görevlisinin, yukarıda tanımlanan resmi belgeyi tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlemesi veya gerçek resmi belgeyi değiştirmesi, başkalaştırmasıyla suç gerçekleşir.

               Resmi belge düzenlendiğinde veya değiştirildiğinde suç tamamlanır. Düzenleyen veya değiştiren kişi yönünden suçun oluşması için ayrıca kullanmak gerekli değildir.Resmi belgede sahtecilikte kullanma, öğe veya ağırlatıcı neden olmadığından, sahteciliği yapan ve kullanan aynı kişi ise tek bir sahtecilik suçu,sahteciliği yapanla kullanan ayrı kişilerse ayrı suç söz konusudur.

               Bireyin resmi belgede sahteciliği suçu, herhangi bir kişi tarafından işlenebilir. Belgenin düzenlenmesinde görevsel nedensellik bağı bulunmayan, yetkili olmayan kamu görevlisi de bu kapsamdadır.

               Yetkili kamu görevlisiyle özel kişi arasında bir anlaşma (suç ortaklığı) varsa, kamu görevlisi sıfatı esas olacağından, bireyin eylemi kamu görevlisinin suçuna katılmaktır. Kamu görevlisiyle birey arasında anlaşma yoksa (kamu görevlisinin aldatılmış olması – özel kişi tarafından bir araç olarak kullanılması durumunda) bireyin resmi belgede sahteciliği suçu ortaya çıkar.

               765 sayılı T.C.K.nun 339. maddesinin 1. fıkrası kamu görevlisinin; resmi belgenin aslında,  340. maddesi resmi belgenin özünde, 341. maddesinin 1. fıkrası resmi belgenin onaylı suretinde, 2. fıkrası resmi belgenin içeriğine ilişkin onaylı özetlerde, 342. maddesinin 1. fıkrası bireyin; resmi belgenin aslında, 2. fıkrası resmi belgenin onaylı suretinde sahteciliği, 346. maddesi bu sahte belgeleri bilerek kullanma suçunu, 344. maddesi ticari kimliğin, ticari belgeye gerçeğe aykırı olarak yansıtılması, 350. maddesi bireyin ve 352. maddesi kamu görevlisinin kimlik ve benzeri belgelerde, 355. maddesi kamu görevlisinin ve hukuken yetkili kılınanın, 356. maddesi bireyin özel yarar sağlayacak belgelerde sahtecilik suçlarını düzenlemiştir.

               765 sayılı Kanunun 344. maddesinde tanımlanan ticari senedin kambiyo senedi olması, Türk Ticaret Kanundaki biçimsel öğeleri tam olarak taşıması durumunda suç, resmi belgede sahtecilik niteliğini kazanır. Aksi halde,  özel belge sayılır.

               5237 sayılı Kanuna göre belgede sahtecilik kapsamında değerlendirilmesi gereken 765 sayılı Kanunun 325. maddesi demiryolu ve diğer kamu taşıma işletmeleri biletlerinde sahteciği, 328.maddesi bu sahte biletleri bilerek kullanmayı, 329/1. maddesi  gerçek biletin üzerindeki önceden kullanıldığına ilişkin (iptal) işaretini silip yeniden kullanmayı, 334. maddesi hükümet makamlarının, kamu kurum ve kuruluşlarının veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının  onay veya belgelendirmede kullandıkları mühürlerin sahte iz,işaret ve eserlerini içeren belgeleri oluşturmayı, 335. maddesi bunları bilerek alma, devretmeyi, 336. madde ise gerçek mührü hukuka aykırı biçimde ele geçirip onay ve belgelendirmede kullanmayı yaptırıma bağlamıştır.

               325, 328 ve 329/1. maddelerde tanımlanan gerçek biletleri  üreten işletme, kamu kurumu niteliğinde olup bunu yasanın verdiği izinle gerçekleştiriyorsa; sahte üreten veya kullananın eylemi resmi belgede sahtecilik suçunu, kamu kurumu değilse özel belgede sahtecilik suçunu oluşturur.

               334, 335. maddelerdeki suçun oluşup tamamlanabilmesi için de mühür iz, işaret veya eserini içeren belgenin, içerik ve biçim olarak tam, hukuksal sonuç doğurmaya elverişli bulunması gerekir.

               765 sayılı T.C.K. nun yukarıda belirtilen (339, 340, 341, 342, 344, 346, 350, 352, 355, 356. maddeler ile 325, 328, 329/1, 334, 335, 336. maddelerindeki) tüm suçlar hakkında; eylem, birey (yetkili kamu görevlisi olmayan) tarafından gerçekleştirilmişse 5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin 1. fıkrası, suç yetkili kamu görevlisince işlenmişse aynı maddenin 2. fıkrası uygulanır    

               5237 sayılı Kanunun 204/1,2. maddesindeki suçun maddi öğesi; bir resmi belgeyi, başkasını aldatacak biçimde, sahte olarak düzenlemek (taklit etmek) veya değiştirmek (tahrif/tağyir etmek), sahte resmi belgeyi bilerek kullanmaktır.

               Suçun manevi öğesi; kasıttır. Eylemi zarar verme bilinç ve iradesiyle gerçekleştirmektir.

               Resmi belgede sahtecilik suçlarında ortak ağırlatıcı neden

               3.  (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 204/3: 1 ve 2. fıkralardaki ceza yarısı oranında artırılır.

                   (b)- 1) 765 sayılı T.C.K. madde 339/1- 2. cümle: 5 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis.

                          2)   “       “         “           “    340/son cümle  : “      “      “     “      “       “      “

                          3)   “       “         “           “    341/1- 2. cümle: 4 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis.

                          4)   “       “         “           “    342/2. fıkra       : 4 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis.

                          5)   “       “         “           “    342/4. fıkra       : 2 yıldan 5 yıla kadar ağır hapis.

               Resmi belgeler kanıtlama gücü bakımından; (1) sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli (kesin-mutlak/salt) olanlar, (2) aksi (tersi) belirleninceye kadar geçerli  olanlar (kesin-mutlak/salt olmayanlar) biçiminde ikiye ayrılır.

               5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin 1. ve 2. fıkralarındaki resmi belgeler, kural olarak aksi (tersi) belirleninceye kadar geçerli olanlardır.

               204. maddenin 3. fıkrasının uygulanmasını gerektiren sahteliği kanıtlanıncaya kadar geçerli (ayrıcalıklı kanıtlama gücüne sahip) olan resmi belgeler kanunlarda açıkça gösterilmiş bulunanlardır.

               Bunlar;

  • H.U.M.K. nun 295. maddesi gereğince (davacı ve davalısı bulunan, hasımlı) mahkeme ilamları,
  • C.M.U.K. nun 267. maddesi uyarınca duruşma tutanakları,
  • İcra ve İflas K. nun 38. maddesinde açıklanan ilam niteliğini taşıyan belgeler,
  • Noterlik K. nun 82. maddesi uyarınca noterlerce düzenlenen belgeler,
  •  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  hakkında K. nun 178. maddesi  gereğince seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklar,
  •  Umuru Belediyeye Ait Ahkamı Cezaiye Hakkında 486 sayılı Kanunun Bazı Maddelerini Değiştiren 1608 sayılı K. nun 6. maddesi gereğince düzenlenmiş tutanaklar,
  • Kaçakçılıkla Mücadele K. nun 21.maddesinde belirtilen kaçakçılığa ilişkin tutanaklardır.

               Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

               4. (a)– 1)5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 205/1. cümle: 2 yıldan 5 yıla kadar hapis.

                          2)    “        “          “         “           “    205/ 2. cümle: 1. cümledeki ceza yarı oranında artırılır.

                   (b)- 765 sayılı T.C.K. madde 348: 339, 342, 343, 344. maddelerdeki cezalara hükmolunur.

               765 sayılı Kanunun 348. ve 5237 sayılı Kanunun 205. maddesinin ortak özelliği; bir gerçek belgenin haksız olarak bozulması, yok edilmesi (ortadan kaldırılması), gizlenmesidir.

               5237 sayılı Kanunun 205. maddesi yalnızca resmi belgeleri (özel belgeyi bozmak,yok etmek, gizlemek 208. maddede düzenlemiştir), 765 sayılı Kanunun 348. maddesi hem resmi ve hem de özel belgeleri kapsar.

               5237 sayılı Kanunun 205. maddesi her türlü resmi belge hakkında uygulanabilir. 765 sayılı Kanunun 348. maddesinin uygulama alanı resmi belgenin aslı veya aslı yerine geçen suretidir.Onaylı da olsa diğer suretler 348. madde kapsamına girmez.

               Suçun konusu gerçek (sahte olmayan) belgedir.

               Suç, gerçek belgeyi, maddi varlığını yok edecek nitelikte kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak veya yararlanılamaz duruma getirmek suretiyle bozmak, gizlemek biçiminde işlenebilir.

               Belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir belgeyi değiştirmek (belgede sahtecilik) biçimsel suç olduğu halde, gerçek belgenin bozulması, yok edilmesi, gizlenmesi maddi suçtur. Eylem sonucunda belgedeki esaslı öğeler yok olmuş, hukuksal değerini yitirmişse suç tamamlanır.Esaslı öğeler zarar görmemiş, belgenin hukuksal değer ve sonucu devam ediyorsa suç  kalkışma aşamasında kalmıştır.

               5237 sayılı Kanunun 205. maddesinin maddi öğesi; gerçek bir resmi belgeyi, haksız olarak bozmak, yok etmek veya gizlemektir.

               Manevi öğe; kasıttır. Suçun güdüsü (saiki) amaçlanan sonuca göre belirlenir.

               Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

               5. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 206: 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve (52. maddenin yollamasıyla) 5 günden 730 güne kadar adli para cezası.

                   (b)-1) 765 sayılı T.C.K. madde 343/1: 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

                         2) 765 sayılı T.C.K. madde 343/2: 6 aydan 2 yıla kadar hapis.

                         3)    “      “         “           “    351 (yalan bildirim aşamasında kalmışsa): 6 aydan 2 yıla

kadar hapis ve 5.000 liradan 30.000 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranları uygulanır).

                        4) 765 sayılı T.C.K. madde 353 (yalan bildirim aşamasında kalmışsa): 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve 5.000 liradan 30.000 liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

               765 sayılı Kanunun 343/1. maddesi; resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında memura karşı bireyin, kendisinin veya başkasının kimlik veya sıfatı hakkında veya belgeyle doğruluğu kanıtlanacak diğer durumlar hakkında yalan bildirimde bulunmasını, aynı maddenin 2. fıkrası doğum, ölüm, nüfus işleri ve adli işlere ilişkin cezayı artırıcı nedeni;

                351. maddesi; kimlik ve benzeri  belgelerin düzenlenmesi sırasında kendi adı,soyadı, sıfatı konusunda gerçeğe aykırı, yalan bildirimde bulunulmasını ve bu doğrultuda tanıklık edilmesini;

              353. maddesi; kolluğun denetimine bağlı defter tutmaya veya sanat, mesleğinin işlemlerine ilişkin olarak kolluğa bilgi vermeye zorunlu olan bireyin yanlış, gerçeğe aykırı bilgi vermesini; 

tanımlayıp yaptırıma bağlamıştır.

               5237 sayılı kanunun 206. maddesi; tüm bunları kapsayacak biçimde “ bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan bildirimde bulunmayı” suç saymıştır.

               Suçun oluşabilmesinin koşulu; düzenlenen resmi belgenin, bildirimin doğruluğunu kanıtlama gücüne sahip olmasıdır.

               Eylem,yalan bildirim aşamasında kalmışsa 206. maddedeki suç oluşur. Yalan bildirim üzerine düzenlenen belge araç olarak kullanılıp yeni bir resmi belge düzenlenmesi sağlanmışsa; suç, 204. maddeye uygun resmi belgede sahteciliğe dönüşür.

               Ancak; sanık, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, bir başka kişiye ait kimlik bilgilerini kullanırsa 206. maddeyle değil, 5237 sayılı Kanunun 268. maddesi gereğince “iftira” suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.

               206. maddedeki suçun maddi öğesi; bireyin,  bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip  kamu görevlisine, belgenin düzenlenmesi sırasında yalan bildirimde bulunmasıdır.

               Manevi öğe; kasıttır. Sanığın, açıklamada bulunduğu kişinin yetkili kamu görevlisi olduğunu bilerek ve isteyerek yalan bildirimde bulunması, eylemi bu bilinç ve iradeyle gerçekleştirmesidir.

               Özel belgede sahtecilik

               6. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 207: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

                   (b)-1) 765 sayılı T.C.K. madde 345, 346: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

                         2)    “       “         “         “     344         : 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

                         3)    “       “         “         “     353         : 3 aydan 1 yıla kadar hapis      

                         4)    “       “         “         “     325         : 1 aydan 1 yıla kadar hapis ve 50 liradan aşağı

olmamak üzere ağır para cezası (19 madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

                         5) 765 sayılı T.C.K. madde 328         : 7 günden 6 aya kadar hapis veya 50 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası (19 madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranı uygulanır).

                         6) 765 sayılı T.C.K. madde  329/1     : 7 günden 1 yıla kadar hapis ve 200 liraya kadar ağır para cezası (19 madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranları uygulanır).

               5237 sayılı Kanunun 207. maddesi, 765 sayılı Kanunun 345 ve 346. maddelerini kapsayacak biçimde özel belgede sahtecilik suçunu düzenlemiştir. Her iki Kanunun anılan maddeleri  yönünden özel  belgede sahtecilik suçunun tanımı ve yasal öğeleri bakımından ayrılık bulunmamaktadır.

               Özel belge; kamu görevlisinin görevi nedeniyle düzenledikleri dışında kalan, resmi belgeden sayılmayan, resmi bir işlem nedeniyle düzenlenmiş olmayan, ancak; doğrudan hukuken hüküm,sonuç meydana getiren, bir hakkın doğmasına veya kanıtlanmasına yarayan yazıdır. Kuşkusuz konusuhukuka aykırı olmamalıdır.

               Özel belgede sahtecilik suçunun maddi öğesi; iki ayrı eylemden oluşur. Bunlardan biricisi kısmen veya tamamen sahte belge düzenlemek veya gerçek belgede değişiklik yapmak, ikincisi belgeyi kullanmaktır. Özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için, bir öğe olarak kullanmanın gerçekleşmesi gerekir. Kullanma ya özel belgede sahteciliği yapan veya sahteciliği bilen bir başkasınca olur. Kullanma sonucunda bir haksız çıkar sağlanmış olup olmamasının suçun oluşumuna etkisi yoktur.

Genel veya özel zarar olasılığı yeterlidir.

               Suçun manevi öğesi; Kasıttır.

               Sahte özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması veya haksız çıkar sağlanması 212. maddeye göre ayrı suçtur.

               765 sayılı Kanunun 344. maddesinde sözü edilen ticari kimlik konusunda yalan bildirimle düzenletilen ticari belge, kambiyo senedi niteliğinde değilse veya kambiyo senedi olup da zorunlu biçimsel yasal öğe yönünden eksikse;  353. madde uyarınca kolluğun denetimine bağlı defterde sahtecilik yapılmışsa, deftere gerçeğe aykırı bilgiler yazılmışsa; ayni Kanunun 325, 328 ve 329/1. maddelerinde açıklanan demiryolu, diğer kamu taşıma işletmeleri biletleri, kamu kurum veya kuruluşu niteliğinde olmayan, özel hukuk tüzel kişisi konumunda bulunan işletmelerce çıkarılıyorsa; bunlarla ilgili sahtecilik, 5237 sayılı Yasanın 207. maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçunu oluşturur.

               765 sayılı Kanunun 346. maddesine göre , sahte özel belgeyi bilerek kullanmak suçu yalnızca 345. maddeyle sınırlı olduğu halde, 5237 sayılı Kanunun 207. maddenin 2. fıkrası, yukarıda açıklanan ve 1. fıkranın kapsamına giren tüm özel belgede sahtecilik suçlarında uygulanır.

               Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

               8. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 208: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 348             : (345. madde yollamasıyla) 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

               Her iki madde de birbiriyle uyumlu biçimde gerçek özel belgeyi bozmak, yok etmek (ortadan kaldırmak), gizlemek eylemlerini suç olarak kabul etmiştir.

               Yukarıda “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” bölümündeki genel nitelikteki açıklamalar, “özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” konusunda da geçerlidir.

               5237 sayılı Kanunun 208. maddesi, 207.maddenin kapsamındaki 765 sayılı Kanunun 345. ve özel belge niteliğinde bulunan 344, 353 ve 325, 328, 329/1. maddelerinde belirtilen belgeler hakkında da uygulanır.

               Suçun maddi öğesi;  gerçek bir özel belgeyi, bozmak, yok etmek (ortadan kaldırmak) veya gizlemektir.

               Manevi öğe; kasıttır. Suçun güdüsü (saiki) amaçlanan sonuca göre belirlenir.

               Açığa imzanın kötüye kullanılması

               9. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 209/1: 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

                   (b) 765 sayılı T.C.K. madde 509/1-1.cümle: 3 aydan 3 yıla kadar hapis ve 150 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası (19. madde ile 3506 ve 4421 sayılı Kanunlardaki artış oranları uygulanır).

               765 sayılı Kanunun (malvarlığına karşı suçlar) kısmında ve (inancı kötüye kullanma) bölümünde yer alan açığa imzanın kötüye kullanılması; öğretide suçun tipi ve öğeleri bakamından bir sahtecilik suçu olarak değerlendirilmiştir. Bu görüşü benimseyen 5237 sayılı Kanun, anılan suçu belgelerde sahtecilik bölümünde düzenlemiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasındaki açıklama da bu görüşü doğrulamaktadır.

               Bunun dışında her iki Kanun arasında; 765 sayılı kanunun kağıdın imzalı ve yazısız, 5237 sayılı  Kanunun ise kağıdın imzalı ve kısmen veya tamamen boş (yazısız) olması koşulu dışında suçun tanımı ve öğeleri bakımından fark yoktur.

               Taraflar arasındaki hukuken geçerli ilişki nedeniyle, belirli bir biçimde doldurulup kullanılmak üzere teslim olunan, imzalı ve kısmen veya tamamen boş kağıdın, verilme nedeninden farklı olarak doldurulmasıyla suç oluşur.

               Verilme nedeni gerçekleşmediği takdirde kağıdın aynen iadesi gerekeceğinden, doldurulması durumunda da suç oluşacaktır.

               5237 sayılı Kanunun 209/1. maddesindeki suçun maddi öğesi; imzalı ve kısmen veya tamamen boş olarak teslim olunan kağıdın, verilme nedeninden farklı biçimde doldurulmasıdır.

               Manevi öğe; aradaki anlaşmaya, verilme nedenine aykırı doldurma; böylece verenin zararına hukukça hüküm doğuracak bir işlem yapma bilinç ve iradesidir.

               Suçun kovuşturulması kişisel yakınmaya bağlıdır.

               10. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 209/2: açığa imzalı kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçiren veya elde bulundurup hukuki sonuç doğuracak biçimde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.

  • 765 sayılı T.C.K.madde 509/2: imzalı ve yazısız kağıdı, haksız olarak ele geçirip dolduran kişinin eylemi, belgede sahteciliktir.

               765 sayılı Kanunun 509/2. maddesi, açığa imzalı yazısız kağıdı, kendisine verilen dışında bir kişinin hukuka aykırı olarak ele geçirip doldurmasını belgede sahtecilik kabul ederken, 5237 sayılı Kanunun 209/2. maddesinde “ele geçirme” yanında hukuka aykırı olarak ”elde bulundurma” da belgede sahtecilik kapsamında kabul edilmiştir.

               Kuşkusuz, haksız olarak ele geçirilen veya elde tutulan açığa imzalı, boş kağıdın belgede sahtecilik suçunu oluşturabilmesi; onun hukuksal sonuç doğuracak şekilde doldurulmasıyla olanaklıdır.

               İmzalı ve kısmen veya tamamen yazısız kağıdı sahibinin rızası dışında; çalma, dolandırma, hile, kandırma ve benzeri yöntemlerle; yolunu, fırsatını bulup haksız olarak elde etmek, elde tutmak, gizlemek suretiyle doldurulup kullanıldığında 209. maddenin 2. fıkrası yollamasıyla yasal öğelerine göre resmi veya özel belgede sahtecilik suçlarına ilişkin hükümler uygulanır.

               Resmi belge hükmünde belgeler

               11. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 210/1: emre ve hamile (taşıyana) yazılı kambiyo senedi, emtiayı (ticari malları) temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname hakkında resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

      (b)765 sayılı T.C.K madde 349/2: kambiyo senetleri, emtiayı temsil eden senetler,ortaklık ve alacaklılık sağlayan belli tutarı temsil eden hisse senetleri, tahviller, hazine bonoları, kıymetli evrak ve mali değeri temsil eden veya çıkaranın mali yükümlülüklerini içeren belgeler hakkında resmi belgede sahtecilik hükümleri uygulanır.

               5237 sayılı Kanunun 210/1. maddesindeki “hisse senedi” terimi; ortaklık ve alacaklılık sağlayan belli tutarı temsil eden hisse senetlerini ve mali değeri temsil eden veya çıkaranın mali yükümlülüklerini içeren belgeleri de kapsadığından; hazine bonoları ise, emre veya taşıyana yazılı senet ve tahvil niteliğinde bulunduğundan; 765 sayılı Kanunun 349/2. maddesiyle uyumludur. 210/1. madde fazla olarak “vasiyetname”yi içermektedir.

               Böylece, esasta özel belge, resmi belgeye benzetilmiştir. Benzetme, belgeye özgüdür ve resmi belgede sahteciliğe ilişkin hükümlerin uygulanmasıyla sınırlıdır.

               Vasiyetname dışında kalanların resmi belge olarak değerlendirilmesi, Türk Ticaret Kanununda öngörülen biçimsel zorunlu öğeleri taşımaları halinde olanaklıdır. Zorunlu öğelerde eksiklik, bunların özel belge olarak kabulünü gerektirir.

               Maddedeki vasiyetname; vasiyet edenin el yazısıyla düzenlediğidir. Noter önünde düzenleme suretiyle oluşturulan vasiyetname, zaten 5237 sayılı Kanunun 204. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan resmi belgelerdendir.

               765 sayılı Kanunun 349. maddesinin 1. fıkrasındaki “ mahkemeler ve resmi dairelerde kanunen geçerli sayılan belge düzenlemeye yetkili olanların kamu görevlisi (memur) gibi değerlendirileceği” hükmüne 5237 sayılı Kanunda  yer verilmemiştir.

               12. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 210/2-l. cümle: 3 aydan 1 yıla kadar hapis.

                     (b) 765 sayılı T.C.K. madde 354/1                           : 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 100 milyon liradan 300 milyon liraya kadar ağır para cezası(19. madde ile 4421 sayılı Kanundaki artırım oranları uygulanır).

               Her iki maddenin de konusunu kamu görevlisi olmayan, görevli ve yetkili bulunmayan tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve diğer sağlık mesleği mensubunun düzenlediği (özel nitelikteki) belgedir.

               Yetkili kamu görevlisi olan sağlık mesleği mensubunun düzenlediği belge (rapor), doğrudan 5237 sayılı Kanunun 204. maddesine uygun resmi belgedir.

               765 sayılı Kanunun 354/1. maddesi sahte özel sağlık raporunun, resmi makamlara sunulmak üzere düzenlenmesini, suçun koşulu olarak kabul ettiği halde, 5237 sayılı Kanun, koşul koymaksızın belgenin “gerçeğe aykırı ” düzenlenmesini suçun oluşması için yeterli görmüştür.

               5237 sayılı Kanunun 210. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesindeki suçun maddi öğesi; yetkili kamu görevlisi olmayan tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubunun gerçeğe aykırı (özel nitelikte) belge düzenlemesidir.

               Suçun manevi öğesi; kasıttır.

               13. (a) 5237 sayılı (Yeni) T.C.K. madde 210/2-2. cümle: sahte düzenlenen belge kişiye haksız çıkar sağlar veya kamunun, kişilerin zararına bir sonuç doğurursa, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

                     (b)-1) 765 sayılı T.C.K. madde 354/2: 2 yıldan 4 yıla kadar hapis..

                           2)   “       “         “         “      354/3: 4 yıldan 6 yıla kadar hapis.

                           3)   “       “         “         “      354/4: 4 yıldan 8 yıla kadar hapis.

5. fıkra uyarınca 2. ve 3. fıkralardaki hapis cezasına 200 milyon liradan 600 milyon liraya ve 4. fıkradaki hapis cezasına 300 milyon liradan 900 milyon liraya kadar ağır para cezası (19. madde ile 4421 sayılı Kanundaki artırım oranları gözetilerek) eklenir,

                          4) 765 sayılı T.C.K. madde 354/6: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis.

               5237 sayılı Kanunun 210. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi; 765 sayılı Kanun 354.maddesinin 2’den 6’ya kadar olan fıkralarında ayrıntılı olarak sayılan hallerin tümünü kapsayacak ve daha geniş bir biçimde “kişiye haksız çıkar sağlaması, kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması” halinde resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin ceza hükümlerinin uygulanmasını uygun bulmuştur.

               Bu suçun maddi öğesi; sağlık mesleği mensubunun, kişiye haksız çıkar sağlayan veya kamunun veya kişilerin zararına doğuracak nitelik taşıyan sahte belge düzenlemesidir.

               Manevi öğe; kasıttır. Eylemi haksız çıkar sağlamak veya zarar vermek bilinç ve iradesiyle gerçekleştirmektir.

               Daha az cezayı gerektiren hal

               14. (a) 5237 sayalı (Yeni) T.C.K. madde 211: verilecek ceza yarı oranında indirilir.

                     (b) 765 sayılı T.C.K madde 347 : resmi belgede 1 aydan 2 yıla kadar, özel belgede 7 günden 6 aya kadar hapis.

               765 sayılı Kanunun 347 maddesi; kendisinden önceki (339’dan 346’ya kadar olan) maddelerdeki sahtecilik suçları hakkında ve yalnızca “ gerçek bir olayın kanıtını elde etmek amacıyla” işlenmesi halinde uygulanabilir.

                5237 sayılı Kanunun 211. maddesi hem “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın kanıtlanması” hem de “gerçek bir durumun belgelenmesi” amacıyla ve tüm belgede sahtecilikler için uygulanabilen ortak hafifletici nedendir.

               Maddenin uygulanabilmesi için, hukuksal bir ilişkiye dayanan alacağın veya gerçek bir olayın kanıtlanması amacıyla sahtecilik yapılmış olması gerekir. Kişi iyi niyetle, doğru ve gerçek olduğuna inandığı bir alacağın veya olayın kanıtını oluşturmak için hareket etmiş bulunmalıdır. Bu inanç, akla uygun ve kabul edilebilir, geçerli (meşru) olmalıdır.

               İçtima kuralı

               15. 5237 sayılı (Yeni) T.C.K madde 212: Sahte resmi veya özel  belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.

               Bu maddenin 765 sayılı Kanunda karşılığı yoktur.

               Resmi belgede sahtecilik düzenleme ve değiştirmeyle oluşur. Onun kullanılmasıyla gerçekleşen diğer suç  nedeniyle ayrıca cezalandırmada bir duraksama yoktur.

               Özel belgede sahtecilik suçunun oluşması, ancak sahte belgenin kullanılmasına bağlıdır.

Uygulamada; sahte özel belgenin kullanılmasıyla ayrı bir suç (örneğin dolandırıcılık) işlendiğinde fikri içtima (biçimsel toplama) kuralına göre en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir.

               5237 sayılı Kanunun 212. maddesi,böylece özel belge yönünden “fikri içtima”  kuralına istisna koymakta, özel belge bir başka suçun işlenmesinde kullanıldığında her iki suçtan da ceza uygulamasına olanak sağlamaktadır.

               16. 765 sayılı Kanunun 357. maddesindeki “ gerçek bir belgenin ilişkin olduğu kişi hakkında yalan bildirim” suçuna, 5237 sayılı Kanunda yer verilmemiştir.

               Bunun; gerçek kimlik konusundaki yalan bildirim, başka bir suça vücut veriyorsa o suçun cezasının uygulanmasının, aksi halde yönetsel yaptırımın yeterli olacağı düşüncesine dayandığı anlaşılmaktadır.

KESKİN   KAYLAN

Ankahukuk.Com
Logo
Yeni Üyelik Kaydı
Şifreyi Sıfırla