Kıymetli Evrak Hukuku Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları – AÜHF – 20.07.2018

Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2017-2018 Akademik Yılı 4/B Sınıfı Kıymetli Evrak Hukuku Bütünleme Yılsonu Sınavı Soru ve Cevapları

NOT: KANUN MADDELERİ SADECE ÇALIŞMAK İSTEYEN ÖĞRENCİLERE YARDIM AMACIYLA BELİRTİLMİŞ OLUP, SINAVDA KANUN MADDELERİNİN YAZILIP YAZILMAMASI PUANLAMADA DİKKATE ALINMAMAKTADIR.

19.07.2018

Sınav Yönergesi: 1- Sınav süresi 60 dakikadır. 2- Kanun kullanılmayacaktır. 3- Başka kâğıt verilmeyecektir. 4- Yanıtlar gerekçeli olmalıdır. 5- Lütfen yazınızın okunaklı olmasına özen gösteriniz. 6- I. Soru 40; II. Soru 60 puandır. 7- Hangi sorunun yanıtlandığı açık olduğu sürece istenilen sorudan başlanılabilir. 8- Şekil içindeki italik yazılar imza anlamına gelmektedir.

Yukarıda ön ve arka yüz örneği verilen senet hakkında aşağıdaki soruları birbirinden bağımsız olarak yanıtlayınız:

1. Hasan Has senedi ödenmek için Dursun Demir’e ibraz etmiş, Dursun Demir de senette geçerli bir vade bulunmadığı gerekçesiyle senet bedelinden sorumlu olmadığını belirtmiştir. Dursun Demir’in gerekçesi yerinde midir?

Şubat ayı dışındaki her ayın 30. günü bulunmasına rağmen bazı yıllar 28 bazı yıllar da 29 günden oluşan Şubat ayında 30 günün bulunmadığı aşikardır. Bu durum da, 30 Şubat olarak belirlenen vadenin geçerli olup olmayacağına ilişkin tartışmaları beraberinde getirmektedir.

Ancak, her ne kadar Şubat ayının 30. günü söz konusu olamaz ise de, düzenleme tarihinin bu şekilde gösterildiği hallerde bunun yanılgıdan kaynaklandığının ve bu eksikliğin bononun niteliğini etkilemediğinin ve düzenleme tarihinin Şubat ayının son günü olarak yazıldığının kabulü gerekir (YHGK, 21.06.2000, E. 2000/12-1011, K. 2000/1076, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası; Başka bir uyuşmazlıkta vade olarak belirtilen 31 Haziran tarihinin Haziran ayının son günü olarak kabulünün gerektiği hakkında ayrıca bkz. Y. 12. HD, 09.03.2007, E. 2007/1118, K. 2007/4394, Kazancı İçtihat Bilgi Bankası). Aynı durum, vade bakımından da geçerli olacak ve 30 Şubat 2018 olarak belirlenen vadeden şubat ayının son günü (duruma göre 28’i veya 29’u) anlaşılacaktır. (Bununla birlikte, 30 Şubat tarihinin imkânsız bir tarih olduğu, imkânsız bir vadeyi içermesinden ve bunun sonucunda vade unsurundaki eksiklikten ötürü bononun geçersiz olduğu yönündeki bir cevap da aynı ölçüde makbûldür ve puan kırılmasına sebebiyet vermez. )

2. Senette yer alan temerrüt faizine ilişkin kayıt geçerli midir?

TTK m. 778.2.b’nin atfıyla bonolar hakkında da uygulanacak TTK m. 675.1’e göre, “Görüldüğünde veya görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan bir poliçeye (bonoya), düzenleyen tarafından faiz şartı konulabilir. Diğer poliçelerde (bonolarda) böyle bir faiz şartı yazılmamış sayılır.” Söz konusu hükümdeki faizle kastedilen kapital (anapara) faizi olup temerrüt faizinin öngörülebilmesi için o bononun görüldüğünde veya görüldüğünden belli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan bir bono olması gerekmez. Başka bir ifadeyle; düzenlenme gününden belirli bir süre sonra veya belirli bir günde ödenmesi şart kılınan bonolarda da “temerrüt faizi” ödenmesi kararlaştırılabilir. Bu sebeple, her ne kadar söz konusu bononun belirli bir günde ödenmesi şart kılınmışsa da, öngörülen faiz temerrüt faizi olduğundan, bu şart geçerlidir.

3. Hasan Has senedi ödenmek için Dursun Demir’e ibraz etmiş, Dursun Demir de senet karşılığında satın aldığı malların ayıplı olduğunu ileri sürerek senet bedelinden sorumlu olmadığını belirtmiştir. Dursun Demir’in gerekçesi yerinde midir?

TTK m. 825.1’e göre, borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def’ilerle alacaklı kim ise ona karşı şahsen haiz bulunduğu def’ileri ileri sürebilir. Malın ayıplı olduğuna ilişkin def’i senet metninden anlaşılamayacağı gibi, senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin def’ilerden de değildir. Bu def’i (malın ayıplı olduğu def’isi) şahsi def’i niteliğinde olup; kural olarak ilişkinin karşı tarafı olan Lütfü Libasçı’ya karşı ileri sürülebilir.

TTK m. 825.2 ve m. 687.1’e göre, borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan şahsi def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde mümkündür. Somut olayda, Hasan Has’ın senedi iktisap ederken bile bile borçlunun (Dursun Demir’in) zararına hareket etmiş olması ve bu durumu ispat etmesi kaydıyla Dursun Demir, lehtardan satın aldığı malların ayıplı olduğu iddiasını Hasan Has’a karşı ileri sürebilecek, aksi takdirde süremeyecektir.

4. Senet metninde, “satın aldığım mobilyalar teslim edildiği takdirde senet bedelini ödeyeceğim” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş olsaydı, bu ifadenin kıymetli evrak hukuku bakımından anlamı/önemi ne olurdu? Açıklayınız.

TTK m. 776.1.b’ye göre bono veya emre yazılı senet, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içerir. Senet metninde “satın aldığım mobilyalar teslim edildiği takdirde senet bedelini ödeyeceğim” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş olması, bu ödeme vaadinin şarta bağlanması anlamına geleceğinden, o senet bono sayılmaz (TTK m. 777.1).

Yukarıda ön ve arka yüz örneği verilen çek, Dursun Demir tarafından imzalanarak Lütfü Libasçı’ya teslim edilmiş, daha sonra Hasan Has’ın eline geçmiştir. Aşağıdaki soruları birbirinden bağımsız olarak yanıtlayınız:

1. Hasan Has’ın, süresi içerisinde çeki ödenmek üzere ibraz etmesi üzerine muhatap banka, düzenleyenin tacir değil avukat olduğu gerekçesiyle çekin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Bankanın iddiası yerinde midir?

Çek Kanunu m. 2.6’ya göre, tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler, açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Avukat olan düzenleyenin tacir olmayan çeki düzenlemesi gerekirken tacir çeki düzenlemesi Çek Kanunu’nun bu hükmüne aykırılık teşkil eder. Ancak aynı hükmün 9. fıkrasına göre, Türk Ticaret Kanunundaki unsurları taşıması kaydıyla, düzenlenen çekin bu maddede yer alan koşullara aykırı olması çekin geçerliliğini etkilemez. Bu durum çekin geçerliliğini etkilemeyeceğinden bankanın iddiası yerinde değildir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, tacir olmayan kişinin tacir çeki düzenlemesi halinde Çek Kanunu m. 7.2’ye göre tacir çekini tacir olmayan kimseye veren banka görevlisi hakkında adli para cezasına hükmolunacağı gibi; düzenleyen de Çek Kanunu m. 7.9’a göre, hamiline çek yaprağı kullanmadan hamiline çek düzenlediği için idari para cezası ile cezalandırılır.

2. Hasan Has’ın, süresi içerisinde çeki ödenmek üzere muhatap bankaya ibraz etmesi üzerine hesapta 2.000 TL karşılık bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre;

a. Çek bedelinin karşılıksız kalan kısmı ne kadardır?

Çek Kanunu madde 3.2’ye göre, “ ‘Karşılıksızdır’ işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.” Aynı maddenin 3. fıkrasının (b) bendinin 2. alt bendine göre, “[K]arşılığının kısmen bulunması halinde […] çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmi karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını (Bu rakam, 2018 yılı için 1.600 (binaltıyüz) Türk Lirası olarak belirlenmiş olup yanıtlarda bu miktarın doğru veya yanlış yazılması dikkate alınmayacaktır. ) ödemekle yükümlüdür. Tüm bunlardan hareketle, çekin 10.000(2.000+1.600)= 6.4003 (altıbindörtyüz) Türk Liralık kısmı karşılıksızdır.

b. Hamil kısmî ödemeyi kabul etmek zorunda mıdır?

Bir görüşe göre, TTK m. 818.1.h’nin atfıyla çekler hakkında da uygulanacak kısmen ödemeye dair m. 709.2’ye göre hamil kısmî ödemeyi reddedemez (ayrıca bkz. ve krş. TBK m. 84/I). Kısmî ödemeyi reddeden hamil, reddettiği kısım bakımından müracaat hakkını yitirir.

Ancak, diğer bir görüşe göre, Çek Kanunu m. 3.5’teki “kısmî ödemenin hamil tarafından kabul edilmemesi halinde” ifadesinin, hamile kısmî ödemeyi reddetme imkânı tanıdığı kabul edilmektedir. Keza, yukarıda yerilen- Çek Kanunu madde 3.2’ye göre, “ ‘Karşılıksızdır’ işlemi, muhatap bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak yapılır.” hükmü de bu görüşü destekler niteliktedir.

c. Somut olay bakımından hamil, çeke dayalı olarak kimlerden, hangi süre zarfında talepte bulunabilir?

TTK m. 814.1’e göre, hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Dolayısıyla, somut olay bakımından hamil, on günlük ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl içerisinde Lütfü Libasçı ve Dursun Demir’den talepte bulunabilir. Lütfü Libasçı’ya başvurabilmesinin dayanağı ise, “Hamiline yazılı bir çek üzerine yapılan ciro, cirantayı, başvurma hakkına dair hükümler gereğince sorumlu kılarsa da senedin niteliğini değiştirerek onu emre yazılı bir çek hâline getirmez.” hükmüdür (TTK m. 791.1).

Hamil, koşullarının oluşması kaydıyla, düzenleyen Dursun Demir’e karşı ayrıca, TTK m. 818.1.m’nin atfıyla çekler hakkında da uygulanacak sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TTK m. 732’ye göre, çekin zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde sebepsiz zenginleşmeye dayanarak talepte bulunabilir.

Kategoriden Diğer İçerikler

Medeni Hukuk – Bütünleme Sınavı Soru ve Cevapları- 2014 – AÜHF

Ankahukuk

İdare Hukuku Test Soruları ve Cevapları – 106 Adet

Ankahukuk

İdari Yargılama Hukuku Pratik-Kur Çalışması – AÜHF – 2013-2014

Ankahukuk

Kıymetli Evrak Hukuku – AÜHF 2004/05 Vize Sınavı

Ankahukuk

İdare Hukuku Pratik-Kur Çalışması – AÜHF – Kasım 2013

Ankahukuk

Medeni Hukuk Vize Sınavı – 1/B – A.Ü.H.F 2005-2006

Ankahukuk

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?

Sitemiz, kullanıcı deneyimini arttırmak için cookie (çerez) kullanmaktadır. Kabul Ediyorum >> Daha Fazlası

Gizlilik ve Çerez Politikası
Araç çubuğuna atla