Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Cumhuriyet Başsavcısı Tarafından İadesi

Image default
Karar

Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcısının, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen … sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı iade ettiği, kararın iade edilmesi nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki bir varlık kazanmadığı, iade edilen karar üzerine iddianame düzenlendiği ve artık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dosya içerisinde bulunmasının hukuken bir anlam ifade etmeyeceği, bu kapsamda da verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilmesini gerektirecek bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki Mahkemesince iddianame kabul edilmek suretiyle davanın açılmış olduğu anlaşıldığından, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiş ve Ceza Muhakemesi Kanununun maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na tevdiine karar verilmiştir.

T.C YARGITAY 
7.Ceza Dairesi 
Esas: 2018/ 18938 
Karar: 2019 / 591 
Karar Tarihi: 15.01.2019

Dava: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheliler …, …, …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/08/2016 tarihli ve 2016/68487 soruşturma, 2016/36101 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın o yer Cumhuriyet Başsavcısı tarafından iade edilmesini müteakip, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/08/2016 tarihli ve 2016/68487 soruşturma, 2016/26294 esas, 2016/19842 sayılı iddianamenin kabulü ile kovuşturma aşamasına geçilerek Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/614 esasına kayden, yargılama devam ederken anılan Mahkemece verilen 20/02/2018 tarihli, 2016/614 Esas ve 2018/114 sayılı durma kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii BAKIRKÖY 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/04/2018 tarihli ve 2018/294 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 30/05/2018 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07/06/2018 tarih ve KYB. 2018/48873 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 5/1. maddesinde yer alan “… ağır ceza Cumhuriyet Başsavcıları, merkezdeki Cumhuriyet Savcıları ile bağlı ilçe Cumhuriyet Başsavcıları ve Cumhuriyet Savcıları üzerinde, gözetim ve denetim hakkına sahiptir” şeklindeki, benzer şekilde 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Cumhuriyet Başsavcısının Görevleri” başlıklı 18. maddesinde yer alan, “Cumhuriyet başsavcısının görevleri şunlardır: 1. Cumhuriyet Başsavcılığını temsil etmek, 2. Başsavcılığın verimli, uyumlu ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak, iş bölümünü yapmak, 3. Gerektiğinde adli göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak, 4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının; ağır ceza mahkemesinin yargı çevresinde görevli Cumhuriyet başsavcıları, Cumhuriyet Başsavcı vekilleri, Cumhuriyet savcıları ile bağlı birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır. Asliye ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısının o yer yargı çevresinde görevli Cumhuriyet savcıları ile bağlı birimler üzerinde gözetim ve denetim yetkisi vardır.” şeklindeki ve 5235 sayılı Kanunun “Cumhuriyet Savcısının Görevleri” başlıklı 20. maddesine göre ise; “Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır: 1. Adli göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak, 2. Cumhuriyet başsavcısı tarafından verilen adli ve idari görevleri yerine getirmek, 3. Gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcısına vekâlet etmek, 4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. Aynı yerde görev yapan Cumhuriyet başsavcı vekili bulunmadığında, Cumhuriyet Başsavcısına vekâlet edecek olanı Cumhuriyet başsavcısı belirler.” şeklindeki düzenlemeler ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlıklı 172. maddesinde yer alan “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” şeklindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde;

Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcısının, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/08/2016 tarihli ve 2016/68487 soruşturma, 2016/36101 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı iade ettiği, kararın iade edilmesi nedeniyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki bir varlık kazanmadığı, iade edilen karar üzerine iddianame düzenlendiği ve artık kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dosya içerisinde bulunmasının hukuken bir anlam ifade etmeyeceği, bu kapsamda da verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın taraflara tebliğ edilmesini gerektirecek bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki Mahkemesince iddianame kabul edilmek suretiyle davanın açılmış olduğu anlaşıldığından, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Dairemizin 16.10.2018 tarihli ve 2018/7458 Esas, 2018/10322 karar sayılı Kanun Yararına Bozma ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/12/2018 tarih ve KD-2018/48873 sayılı yazısı ile itirazda bulunulduğu anlaşılmakla;

Yeniden yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden itirazın reddine, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 308/3. maddesi gereğince itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİNE, 15.01.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?