Önleme yakalaması ve muhafaza altına alma ile idari yakalama ve idari gözetim altına alma (2/2)

    7
    blank
    blank

    1 - “Önleme yakalaması” ne demektir ?

    Kolluğun idari görevleri arasında, toplumu tehdit eden tehlikeleri önleme amacı ile, bireylerin özgürlüklerini kısıtlama yetkisi de vardır. Örneğin kişinin vücudu veya hayatı bakımından mevcut bir tehlikenin korunması için gerekli ise, o kişinin özgürlüğünün kısıtlanması, yani “muhafaza altına alınması” olanaklıdır (PVSK 13).

    1.1 - 6638 ile getirilen (iç güvenlik paketinde), PVSK 13 ve CMK 91 ile düzenlenen yakalama yetkisi.

    27.03.2015 tarih ve 6638 sayılı Yasa ile polisin yakalama konusuna ilişkin yetkilerini düzenleyen madde ile PVSK 13 de değişiklik yapılmıştır. Eski düzenlemede polisin kimleri yakalayabileceği ve bunlar hakkında kanuni işlem yapacağı belirtiliyorken, yeni düzenlemede polisin “eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alabileceği, uzaklaştırabileceği ya da yakalayıp gerekli kanuni işlemleri yapabileceği” belirtilmektedir.

    Bu yetkilerin üzerinde kullanılacağı kişilerin kim olduğu ise PVSK 13. maddenin 1. fıkrasında 7 bent halinde sa yılmış iken, yeni bir (H) benti daha eklenerek genişletme yoluna gidilmiş ve “kendisinin veya başkalarının can güvenliğini tehlikeye düşürenler” de bu kapsama alınmıştır. Değişiklikle, aynı fıkrada yer alan “ yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar “ ibaresi “ eylemin veya durumun niteliğine göre koruma altına alır, uzaklaştırır ya da yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar” şeklinde değiştirilmiştir.

    Yakalama, kişi özgürlüğünün fiilen kısıtlanması demektir. Suç işlendikten sonraki yakalamaya adli yakalama denilir. Suç işlenmeden önce, suç işlenmesini önlemek amacıyla yapılan yakalama ise Türk hukukunda kabul edilmiş de- ğildir. Buna önleme yakalaması adı verilmektedir. Yaka- lamanın üçüncü tipi ise sağlık açısından güvence altına almak üzere yapılan ve mevcut yasalarımızda muhafaza altına alma olarak adlandırılan yakalama tipidir. Dördün- cü tip ise sınır dışı edilecek olan kişilerle ilgili olarak Ya- bancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun kabul ettiği idari gözetim adını alan yakalama tipidir.

    PVSK 13’e eklenen (H) bendi ile kendisinin veya başkala- rının can güvenliğini tehlikeye düşürenleri yakalama yet- kisi verilmiştir ki burada kullanılan “tehlikeye düşürme” kavramı muğlaktır. Hukukta tehlike, somut ve yakın tehlike ile uzak tehlike şeklinde ortaya çıkabilir. Can güvenliğini tehlikeye düşürme tanımından somut ve yakın bir tehlike kast edildiği anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenleme, henüz suç işlememiş fakat suç işlemek üzere olan bir ki- şinin yakalanabilmesi yolunu açacak niteliktedir. Kollu- ğa geniş bir takdir yetkisi tanıdığı ve belirlilik ilkesinden uzak olduğu için uygulamada hem yetkiyi kullanan hem de kolluk tedbirine muhatap olan kişiler bakımından sa- kıncalı bir düzenlemedir.

    13. maddeye eklenen “koruma altına alır” ibaresi yerindedir. Mevzuatta yukarıda belirtildiği gibi Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında çocukların ve hastaların koruma amaçlı muhafaza altına alınması kabul edilmiştir.

    Maddeye ilave edilmek istenen “uzaklaştırır” kelimesi ise, Alman Polis Kanununda düzenlenmiş olan uzaklaşma emri verme yetkisine benzemektedir. Bu yeni yetki kadına karşı şiddet ile ilgili 6284 sayılı yasada mülki amirlere verilen yetkiye paraleldir. Belirtilen yasada yer alan yetki detaylı ve kriterleri belli bir şekilde düzenlenmiş iken burada yine Anayasa’nın 13. maddesine aykırı bir şekilde sınırları belli olmayan genel bir yetki şeklinde düzenlenmesi yerinde değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda da olay yerinde polisin aldığı tedbirlere muhalefet eden kişilerin, yapılan işlemler sonuçlanıncaya kadar ve gerektiğinde zor kullanarak bundan men edileceği belirtilmektedir (CMK 168). Bu düzenlemenin de sınırları belirlenmiştir.

    Bu değişiklik ilk bakışta olumlu bir düzenleme gibi gö- zükse de, geçmiş örneklerinde görüldüğü gibi keyfi uygulamalar durumunda hak ve özgürlükler açısından büyük müdahale yaratabilecek niteliktedir. Her ne kadar değişiklik gerekçesinde bunun seyahat özgürlüğü açısından

    Anayasa’ya uygun olacağı belirtilmiş olsa da, Anayasa’nın 23. maddesinde yerleşme ve seyahat özgürlüğünün suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek  amaçlarıyla  sınırlandırılabileceği  belirtilmiştir. Oysaki  PVSK’da  değişiklik  yapan  hükümde  kullanılan ifade çok geniş kapsamlı ve yoruma açık olduğundan, her türlü durumun can güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi
    olarak yorumlanması mümkündür. Bu da keyfi uygulama yapılabilmesine  zemin  hazırlamakta,  özellikle  toplumsal olaylarda istenilen kişilerin koruma altına alınması, bir grubun ise uzaklaştırılmasına imkan tanıyacak ortam yaratmaktadır. Üstelik koruma altına alma işlemin nasıl
    uygulanacağı ve uzaklaştırmanın ne kadar uzaklığı ifade ettiği hususları başlı başına muallakta bırakılmıştır.

    1.2 - 2015-6638 sayılı kanun ile valiye verilen adli yetkiler.

    Listede  yer  alan  suçlar  arasında  5442  sayılı  İl  İdaresi Kanunu’na dayanarak ilan edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme de yer almakta ise de, bu kanunun 11. maddesinde valilere genel olarak bazı yetkiler verilmiş ise de, özel bir yetki olan sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi verilmemiştir.  Sokağa  çıkma  yasağı  Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan bir yetkidir. Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında temel hak kısıtlayan yetkilerin yasada açıkça belirlenmesi gerekir. Son zamanlarda hatalı bir şekilde yerleşen, valinin sokağa çıkma yasağı ilan etmesi uygulamasının CMK’ya yansıtılması hatalıdır.
    1.3 - Muhafaza altına alma ne demektir?

    Muhafaza Altına Alma, önleme amaçlı yakalamanın sonucudur ve adli yakalamanın sonucu olan “gözaltının” bir başka şeklidir. Yakalama Yönetmeliği 4, 5h, 5i, 5j maddelerinde çeşitli durumlardaki bu yakalama türlerini düzenlemiştir.

    Genel sağlığın korunması için gerekli olan hallerde, suç işlenmiş olmasa bile, jandarma veya polis, “muhafaza altına alma” gibi, kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte tedbirler alabilir.

    Ancak, Türkiye’de suç işlenmesinin önlenmesi için, yakalama yetkisi yoktur. Bu gibi durumlarda durdurma yetkisi (PVSK 4A) kullanılabilir.

    Kabahatler Kanunu da sarhoş olan kişileri alkolün etkisi geçene kadar muhafaza altında tutma yetkisi vermiştir.

    Kolluğun önleme amaçlı muhafaza altına alma yetkisi, çok yakın bir tehlikenin önlenmesi amacıyla yapıldığından, işlem öncesinde hakimden karar almak için vakit yoktur. Bu yetki her memur tarafından kullanılabilen, yani özel bir emre ihtiyaç göstermeyen bir yetkidir. Ancak, bu şekilde muhafaza altına alınan kişinin bu durumunun kısa sürmeyeceği anlaşılırsa, kolluğun GECİKMEKSİZİN özgürlük kısıtlamasının hukuka uygunluğu ve devamı konusunda hakimden bir karar alma zorunluluğu, Anayasanın 19 uncu maddesi uyarınca vardır.

    1.4 - Muhafaza altına alınan kişiye hak bildirilir mi?

    Kollukça önleme görevi içinde başvurduğu tedbir olarak muhafaza altına alınan ve bu şekilde özgürlüğü kısıtlanan kişiye, geciktirilmeksizin muhafaza altına alınmasının ne- deni açıklanmalıdır. PVSK 13/5 e göre de, bu haldeki kişiye bir yakınına veya güvendiği bir kişiye haber vermek zorunluluğu vardır. Muhafaza altına alınan kişiye; bunun sebebi, yakalamaya itiraz etme hakkı ve bu hakkı nasıl kullanacağı açıklanır (CMK 90/4, PVSK 13, Yakalama Yönetmeliği 6/10).

    Özgürlüğü kısıtlanan kişi bu hakkı kullanacak durumda değilse veya küçük ise, veli, vasi veya ilgilisine; yabancı ise, Konsolosluğuna haber verilmelidir.

    1.5 - Muhafaza altına almada “müdafiin” görevi var mıdır?

    Bu durumlarda işlenmiş bir suç ve şüpheli mevcut bulunmadığı için, “müdafilik” kavramı devreye giremez.

    Ancak, burada bir avukatın muhafaza altına alınan kişinin istemi üzerine Avukatlık Kanunu hükümleri çerçevesinde hukuki yardım yapması söz konusu olur.

    Bu avukatın görevi CMK’daki müdafiilik kavramından daha farklı bir içerik gösterir. Doğrudan hukuki yardımda bulunur. Avukatlık kanunundan doğan yetkilerini kullanır. Avukat burada muhafaza altına almanın hukuka uygun olup olmadığını kontrol eder. Gerekli itirazları usulüne uygun biçimde Cumhuriyet savcısına, gerekse sulh hakimine yapar.

    Eğer bu muhafaza tedbiri hukuka aykırı biçimde olmuşsa bu TCK daki “kişi özgürlüğünü kısıtlama suçunu” oluşturur ve tazminatı da gerektirir.

    2 - İdari gözetim ne demektir ?

    2013-6458 numaralı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Ka- nunu, sınır dışı etmek üzere idari gözetim altına alma ve bunun süresi gibi hususları düzenlenmiştir.

    54 üncü madde kapsamındaki yabancılar, kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır. Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.

    Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.

    Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir.

    İdari gözetimin devamında zaruret olup olmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerek görüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruret görülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara, belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimde bulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.

    İdari gözetim kararı, idari gözetim süresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerin sonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

    İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesi hâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh ceza hâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararı kesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yeniden sulh ceza hâkimine başvurabilir.

    İdari gözetim işlemine karşı yargı yoluna başvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara, talepleri hâlinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerine göre avukatlık hizmeti sağlanır.

    Hüküm gereğince, hakkında sınır dışı etme kararı alınacak yabancıların kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâl valiliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiği değerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır (m. 53).

    Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez (m. 57/1). Hakkında sınır dışı etme kararı alınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkış kurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan, kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar hakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır.

    Bu karara karşı sulh ceza hakemine itiraz edilebilir (m.57/6).

    Hakkında idari gözetim kararı alınan yabancılar, yakala- mayı yapan kolluk birimince geri gönderme merkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür (m.57/2). Geri gönderme merkezlerindeki idari gözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerinin yabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya da belgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay daha uzatılabilir (m.57/3).

    İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz