in

Makul sürede yargılanma hakkının ihlaline İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı

Yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonrası verilen karar

Yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonrası verilen karar


Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi 
Birinci Bölüm
Başvuru Numarası: 2014/2462
Karar Tarihi: 11.05.2017
MAHKEMESİ: İdare Mahkemesi
KONU: Makul sürede yargılanma hakkının ihlali

ÖZET:Başvuru, kamuya ait tesisin özelleştirilmesinden sonraki süreçte iş akdinin feshedilmesinden kaynaklanan alacakların Mahkeme kararına rağmen tahsil edilememesi, idarenin kusuruna dayalı olarak açılan davanın da süre aşımından reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
KARAR: Başvurucunun çalıştığı Türkiye Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü (TESTAŞ), Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleştirilerek bu kurum tarafından işletilmeye başlanmıştır.TESTAŞ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirme yoluyla 31/12/1995 tarihinde T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’ye satılmış, başvurucu özelleştirilen bu şirkette çalışmaya devam etmiştir.
İdare Mahkemesinde açılan davada, Özelleştirme Yüksek Kurulunun teşekkül etmediği ve özelleştirme de yapamayacağı iddiasıyla TESTAŞ’a ait Aydın tesislerinin özelleştirme işleminin iptali talep edilmiştir.
İdare Mahkemesi, kararında dava konusu işlemin iptaline karar vermiş, temyiz üzerine, Danıştay ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme istemi, aynı Daire tarafından reddedilmiştir.
İdare Mahkemesinin E.2007/801 Sıra Sayısına Kayden Görülen Dava Sürecinin Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia:
Başvurucu İdare Mahkemesinde görülen dava sürecinin makul sürede sonuçlanmadığını ileri sürmüştür.
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
Esas Yönünden: Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır.
Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır.
Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 8 aylık yargılama süresinin (bkz.§§ 19-23) makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

İçeriğe puanınız?

0 puan
Upvote Downvote

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Yorumlar

0 yorum

AYM: "Araç Sahibinin Kastinin Bulunup Bulunmadığı, Aracın Sürücü Belgesiz Kişilerce Sürülmesine Bilerek İzin Verilip Verilmediğinin Değerlendirilmesi Gerekir"

Türk Hukukunda Fikrî Mülkiyete Konu Malların Cebrî İcrası