Medeni Usul Hukuku – Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi – Vize Sınavı Soru ve Cevapları – 25.03.2019

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi 2018 – 2019 Öğretim Yılı Medeni Usul Hukuku II. Yarıyıl Arasınavı Soruları ve Cevap Anahtarı

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi

2018 – 2019 Öğretim Yılı                                                                                               25/03/2019

Medeni Usul Hukuku II. Yarıyıl Arasınavı Cevap Anahtarı

Sınav Talimatı: Sınav süresi 1 saat 50 dakikadır. Sınav başlangıcında verilen 4 sayfalık cevap kâğıdından başka 2 sayfalık bir cevap kağıdı daha alınabilir; başka kağıt verilmeyecektir. Sorular numara sırasına göre cevaplandırılacaktır. Cevaplar mavi ya da siyah dolmakalem veya tükenmez kalemle yazılacaktır; kurşun kalem ve kırmızı kalem kesinlikle kullanılamaz. Sınav sırasında kanun kullanılamaz. Yazının okunaklı, ifade ve imlanın düzgün olmasına dikkat edilmesi önemle rica olunur.

I-OLAY

İzmir’de ikamet eden (A), İstanbul’un Ümraniye ilçesinde bulunan 10 metrekarelik boş deposunu 1.000.- TL aylık kira bedeliyle bir yıllığına İstanbul’un Bakırköy ilçesinde ikamet eden esnaf (B)’ye kiralamıştır. Taraflar, aralarında akdettikleri kira sözleşmesine, “İşbu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin olarak açılacak davalar İstanbul Çağlayan Mahkemeleri’nde görülecektir” hükmünü koymuşlardır. Aradan geçen iki aya ve (A)’nın ihtarlarına rağmen (B), herhangi bir ödeme yapmamıştır. Bu duruma sinirlenen (A), (B)’ye karşı iki aylık kira bedelinin tahsili istemiyle dava açılması için avukatı (V)’ye talimat vermiştir.

  1. Bu dava hangi görevli ve yetkili mahkeme veya mahkemelerde açılmalıdır? Açıklayınız. (7 puan)

İcra ve İflas Kanununun ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere kiralanan taşınmazlara ilişkin tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda, dava konusunun değer ve tutarına bakılmaksızın sulh hukuk mahkemeleri görevlidir (HMK m. 4, f.1-a). Somut olayda kira bedelinin tahsili davası açılmıştır. Bu nedenle görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesidir.

Yetkili mahkeme konusunda öncelikle, tarafların aralarında akdettikleri yetki sözleşmesini incelemek gerekir. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi lazımdır:

 – Kesin yetkinin bulunmadığı hallerde yapılabilir (HMK m. 18, f. 1).

– Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda yapılabilir (HMK m.18, f. 1).

– Ancak tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir (HMK m. 17, f. 1).

– Uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişki belirli veya belirlenebilir olmalıdır (HMK m. 18, f. 2).

– Taraflar, sözleşmede yetkili mahkemeyi açıkça göstermelidir. Yani yetkili kılınan mahkeme belirli olmalıdır (HMK m. 18, f. 2).

– Yazılı şekilde yapılmalıdır  (HMK m. 18, f. 2).

Somut olayda, diğer şartlar yerine gelmiş olsa da, tarafların tacir veya kamu tüzel kişilikleri olması şartı yerine gelmemiştir. Bu nedenle yetki sözleşmesi geçerli değildir.

Yetkili mahkeme konusunda genel ve özel yetkili mahkeme ayırımına gidilmelidir. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m.6, f. 1). Özel yetkili mahkeme ise sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir (HMK m.10, f.1). Sözleşmede ifa yeri belirtilmemişse, para borçları alacaklının yerleşim yerinde ifa edilir (TBK m.89). Şu halde alacaklının, yani davacının yerleşim yeri mahkemesi de ifa yeri mahkemesi olarak özel yetkilidir.

Somut olaya bakarsak yetki sözleşmesi geçersiz olduğundan İstanbul (Çağlayan) (Merkez) Sulh Hukuk Mahkemesi yetkisizdir. Yetkili mahkemeler ise, davalı (B)’nin yerleşim yerinin Bakırköy, davacı (A)’nın yerleşim yerinin İzmir olması sebebiyle İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi ve Bakırköy Sulh Hukuk Mahkemesidir.

  • a) Alacak davasını görevli ve yetkili mahkemede açan davacı (A), alacağını hangi delil veya delillerle ispatlamalıdır? Açıklayınız. (8 puan)

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 3.660 Türk Lirasını (2019 yılı için) geçtiği takdirde bu işlemlerin senetle ispat olunmaları gerekir (HMK m. 200, f. 1). Ancak karşı tarafın açık muvafakatiyle tanık dinletilebilir (HMK m. 200, f. 2). Ayrıca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 3.660 Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz (HMK m.201, f.1).

Kira sözleşmelerinin ispatı açısından bakıldığında, yıllık kira tutarı 3.660 TL’den fazla bir kira sözleşmesi tanıkla ispat edilemez; ancak senetle ispat edilebilir[1].

Somut olayda, aylık kira bedeli 1.000 TL’dir. Yıllık tutarı da 12.000 TL olup senetle ispat sınırının üzerindedir.  Bu bakımdan davacı (A), davalı (B) ile arasındaki kira ilişkisini ancak senetle (kesin delillerle) ispat edebilecektir. Bu konuda tanık dinletemeyecektir.

b) Taraflar, kira sözleşmesine; “İşbu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara ilişkin olarak açılacak davalarda taraflar iddia ve savunmalarını her türlü delille ispat edebilirler” hükmünü koysalardı önceki soruya (Soru: 2-a) vereceğiniz cevap değişir miydi? Değişirse, neden? Değişmezse, neden? Açıklayınız. (8 puan)

Delil sözleşmesi, bir vakıanın veya hukuki işlemin belli bir delil ile veya diğer deliller yanında, kararlaştırılan türdeki deliller ile de ispat edilebileceği konusunda taraflar arasında davadan önce veya yargılama sırasında yapılan bir usul sözleşmesidir. Delil sözleşmesiyle taraflar, belli delillere dayanıp dayanmama konusunda taahhütte bulunmaktadırlar (HMK m. 193, f. 1).

Delil sözleşmesinin konusu ispattır. Delil sözleşmesiyle, her türlü delille ispat edilebilecek bir hukuki işlemin ispat şartı olarak örneğin senet (yazılı delil) öngörülebilir veya ispat şartı olan senet (yazılı şekil)  ile ispat zorunluluğuna istisna getirilebilir. Örneğin, kanun uyarınca senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin tanıkla ispat edilebileceği kabul edilebilir. Fakat delil sözleşmesiyle, geçerlik şartı olan yazılı şekil yerine başka bir şekil kararlaştırılamaz.

Delil sözleşmesi, ancak belirli bir hukuki ilişki için yapılabilir. Bu sözleşmede hangi hukuki ilişkinin, hangi delille ispat edileceği açıkça kararlaştırılmalıdır. Taraflar, “bundan böyle aramızda çıkan bütün uyuşmazlıklar tanıkla ispat edilecektir” şeklinde bir delil sözleşmesi yapamazlar. Hukuki ilişkinin yanında kararlaştırılan delillerin de belirli olması gerekir. Tarafların, bir hukuki işlemin her türlü delil ile ispat edilebileceği şeklindeki sözleşmelerinin geçersiz olduğu doktrinde de ifade edilmiştir[2].

Somut olayda, taraflar, kira sözleşmesine ekledikleri hükümle, kira sözleşmesine ilişkin olarak aralarında çıkacak uyuşmazlığın belirli delillerle ispatı için delil sözleşmesi yapmak istemişlerdir. Fakat yapılan sözleşmede hangi delillerin kullanılacağı açıkça belirlenmemiştir. Bu bakımdan delil sözleşmesi geçersizdir ve davaya herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu sebeple önceki soruya verilecek cevap değişmeyecektir.

  • Davacı (A), davalı (B)’nin kiracı olarak imzasının bulunduğu kira sözleşmesini mahkemeye sunmuştur. Buna karşın davalı (B), davacı (A)’nın mahkemeye sunduğu kira sözleşmesinin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuştur. Davalı (B)’nin bu savunmasının sonucu nedir? Bu savunma karşısında mahkeme nasıl bir yol izleyecektir? Açıklayınız. (10 puan)

Soruda adi senetlere karşı sahtelik iddiası hakkında açıklama yapılması istenmiştir. Öncelikle, mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar (HMK m. 205, f. 1). Fakat taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki imzayı inkâr etmek isteyebilir. Bu durumda, mahkemede sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılacaktır (HMK m.208, f.1). Taraf, adi senedin sahteliği iddiasını, mahkemede ayrı bir sahtelik davası açarak ileri sürebileceği gibi, bu talebini, aynı davada ön sorun olarak da ileri sürebilir (HMK m. 208, f. 3).

Adi bir senetteki imza inkâr edildiğinde, mahkemenin araştırma yaparak senetteki imzanın gerçekten davalıya ait olup olmadığını tespit etmesi gerekir.

– Hakim, ilk önce yazı veya imzayı inkar eden tarafı isticvap ederek (HMK m. 169) tarafların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır; Bu şekilde bir kanaat edinirse, senedin kabulüne ya da reddine karar verir (HMK m. 211, f. 1-a).

– Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra yazı veya imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda bir kanaat edinememişse, huzurda davalıya yazı yazdırıp imza attırır (istiktap). Bu suretle elde ettiği imzayı, mahkemeye sunulan senetteki imzayla karşılaştırır. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise, gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir (HMK m. 211, f. 1-a).

– Hakim, yukarıda belirtilen inceleme ve değerlendirmelerden kesin bir kanaate ulaşamazsa, bilirkişi incelemesi yaptırır. İnkar edilen imza ile karşılaştırılacak imza arasında ilk bakışta görülebilecek derecede bir uygunluk, benzerlik veya farklılık yoksa veya inkar edilen imzanın taklit edilmesi kolaysa, hakim, imza karşılaştırılması için dosyayı uzman bilirkişiye tevdi eder. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar (tatbike medar), ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, incelemesini, inkar edilen yazı ve imzalarla, o mahkemeye getirilen ve davalıya ait olduğu kesin olan yazı ve imzaları karşılaştırmak suretiyle yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir (HMK m. 211, f. 1-b).

Somut olayda davalı adi senetteki imzayı inkar etmiştir. Bu durumda, mahkemeye sunulan senet, mahkemenin yapacağı inceleme ve vereceği karara kadar herhangi bir işleme esas alınmayacak ve mahkeme, incelemesini, yukarıda açıklandığı şekilde yapıp, senedin davalı (B)’ye ait olup olmadığı konusunda kararını verecektir.

  • a) Önceki sorudan (soru 3) bağımsız olarak, davalı (B), davacı (A) ile yaptıkları görüşmelerde, kira bedelini aylık 100.- TL olarak kararlaştırdıklarını, sözleşmeyi imzalarken aylık 100.- TL bedel üzerinden imzaladığını zannettiğini, davacı (A)’nın kendisini bu şekilde yönlendirdiğini savunmuş, kira sözleşmesini imzalarken arkadaşı (D)’nin de yanında bulunduğunu ve kendi lehine tanıklık yapabileceğini ifade etmiştir. Bu savunma karşısında hakim, (D)’yi tanık olarak dinlemeli midir? Neden? Açıklayınız. (7 puan)

Senetle ispat zorunluluğu daha önce açıklanmıştı (bakınız: soru 2-a). Bir tarafın iddiasını senetle ispat etme zorunda olması durumunda, senede karşı senetle ispat zorunluluğu ortaya çıkacaktır. Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 3.660 Türk Lirasından (2019 yılı için) az bir miktara ait olsalar bile tanıkla ispat olunamazlar (HMK m. 201, f. 1). Fakat senetle ispat zorunluluğunda olduğu gibi, senede karşı senetle ispat zorunluluğu bakımından da çeşitli istisnalar bulunmaktadır. Bu istisnalardan biri de senedin alınması sırasında gerçekleşen irade bozuklukları ve aşırı yararlanmadır (HMK m. 203, f. 1ç). Buna göre, senede karşı ileri sürülen hata, hile, ikrah ve aşırı yararlanma iddiaları tanıkla ispat edilebilir. Fakat senede karşı ileri sürülen bu iddialar söz konusu olduğunda, hakimin çok titiz bir inceleme yapması gereklidir. Aksi halde esas kural olan senetle ispat zorunluluğu kolayca ihlal edilebilir. Burada öncelikle irade bozukluğunun varlığını makul gösteren objektif sebepler ortaya konmalı, ondan sonra irade bozukluğunun varlığı inceleme konusu yapılmalıdır[3].

Somut olayda davalı sözleşmeyi imzalarken bedelde hata yaptığını ve ayrıca davalının hileyle kendisini yanılttığını savunmuştur. Yukarıda da belirtildiği üzere, davalının öne sürdüğü bu iddialar senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnası oluşturmaktadır. Fakat yine yukarıda da açıklandığı gibi hakim, titiz bir inceleme ile hata veya hileyi gösterir makul ve objektif sebeplerin mevcut olduğuna kanaat getirirse (D), mahkemede tanık olarak dinlenebilecektir. Aksi durumda (D) tanıklık yapamayacaktır.

b) Hakim, deponun bir aylık rayiç kira bedelini hesaplaması için dosyayı bilirkişiye tevdi etmiştir. Bilirkişi, raporunu hangi süre içinde mahkemeye sunmalıdır? Açıklayınız. (5 puan)

Bilirkişi raporunun hazırlanması için verilecek süre üç ayı geçemez. Bilirkişinin talebi üzerine, kendisini görevlendiren mahkeme gerekçesini göstererek, süreyi üç ayı geçmemek üzere uzatabilir. Basit yargılama usulüne tabi olan dava ve işlerde bu süreler iki ay olarak uygulanır (HMK m. 274, f. 1).

Somut olayda yetkili mahkeme sulh hukuk mahkemesi olduğundan basit yargılama usulü uygulanacaktır (HMK m. 316, f. 1-a). Bu nedenle bilirkişi, raporunu iki ay içinde mahkemeye sunmalıdır. Bu sürede sunamayacaksa iki ayı geçmemek üzere ek süre talep etmeli ve bu sürenin sonunda raporunu mahkemeye ibraz etmelidir.

c) Bilirkişi, deponun bir aylık rayiç kira bedelinin 500.- TL olduğu yönünde rapor düzenlemiştir. Taraflar bu bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürebilirler mi? İleri süremezlerse, neden? İleri sürebilirlerse, hangi yolla, hangi süre içerisinde, hangi merci nezdinde ileri sürmelidirler? Tarafların bu muhalefetlerinin sonucu ne olur? Açıklayınız. (8 puan)

Soruda, bilirkişi raporuna itiraz ve itirazın taraflar ve mahkeme bakımından sonuçları hakkında bilgi verilmesi istenmiştir.

Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (HMK m. 281, f. 1). Taraflar, yalnızca bilirkişi raporunun eksik veya belirsizlik gösteren hususlarının tamamlattırılması için değil, farklı nedenlerle, örneğin, raporun yanlış olduğunu veya bilirkişinin tarafsız olmadığını ileri sürerek de rapora itiraz edebilirler.

Bilirkişi raporuna yapılan bu itirazın açık olması, yani tarafın yaptığı açıklamalardan bilirkişi raporuna itiraz ettiğinin anlaşılması ve itirazda itiraz sebeplerinin gösterilmesi gereklidir.

Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (HMK m. 281, f. 2).

 Ayrıca bilirkişi raporunun sunulmasından sonra mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, tarafların itirazını beklemeden[4] yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (HMK m. 281, f. 3). Yani bilirkişinin raporu mahkemeyi bağlamaz, hakim bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirir (HMK m. 282, f. 1).

  • a) Önceki sorudan (soru 4) bağımsız olarak, davalı (B), iki aylık kira bedelini davacı (A)’ya elden teslim ettiğini ve davacı (A)’nın mahkemeye sunmadığı kira sözleşmesinin orijinal nüshasının arkasına, bu ödemeleri elden teslim aldığı kaydını düştüğünü savunmuş ve davacı (A)’nın kira sözleşmesinin orijinal nüshasını mahkemeye ibraz etmesini istemiştir. Bu talep karşısında davacı (A), bu nüshayı mahkemeye ibraz etmek zorunda mıdır? Zorunda değilse neden? Zorundaysa, ibraz etmemesinin sonucu nedir? Açıklayınız. (10 puan)

Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar (HMK m. 219, f. 1).

Davacının ibrazını istediği belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirilirse ve karşı tarafın da bu belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi veya tarafın ibraza yönelik talebi karşısında  karşı taraf sessiz kalırsa yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşılırsa ya da başka bir belgede ikrar olunursa, mahkeme bu belgenin ibrazı için belge kendisinden istenen tarafa kesin bir süre verir (HMK m. 220, f. 1).

Somut olayda davacı (A), davalı tarafından ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr ederse, mahkeme, davacı (A)’ya, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif eder (HMK m. 220, f.2).

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, yani davacı (A), kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, ibraz etmemesi hakkında delilleriyle birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK m. 220, f. 3).

b) Davalı (B), dava konusu kira bedelini elden teslim ettiği sırada davacı (A)’nın eşi (E)’nin de yanlarında bulunduğunu öne sürmüş ve (E)’yi tanık olarak göstermiştir. Hakim bu talebi kabul etmiş ve (E)’nin tanık olarak dinlenmesine karar vermiştir. Bu durumda (E), tanıklık yapmak zorunda mıdır? Zorundaysa, neden? Zorunda değilse, neden? Açıklayınız. (6 puan)

Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, herkes tanıklık yapmak, yani tanıklık davetine uymak zorundadır (HMK m. 245, f.1). Bu zorunluluk; davet üzere mahkemeye gelmeyi, tanıklık etmeyi ve yemin etmeyi kapsar. Fakat Kanun’da düzenlenen bazı hallerde, taraflar tanıklık yapmaktan kaçınabilirler. Tanıklar, kişisel nedenlerle (HMK m. 248), sır nedeniyle (HMK m. 249) ve menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle (HMK m. 250) tanıklıktan çekinebilirler.

Somut olayda, tanık olarak gösterilen (E), davacı (A)’nın eşidir. (E)’den eşi aleyhine tanıklık yapması istenmiştir. Fakat evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi tanığın iki taraftan birinin eşi olması halinde tanık, kişisel nedenlerle tanıklık yapmaktan çekinebilir. Ayrıca tanığın beyanı kendisine veya eşine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse tanık menfaat ihlali tehlikesiyle tanıklıktan çekinebilir. Sonuç olarak (E)’nin hem kişisel nedenlerle, hem de menfaat ihlali tehlikesiyle tanıklıktan çekinme hakkı bulunmaktadır.

  • a) Davacı (A), dava ve cevaba cevap dilekçelerinin deliller bölümünde “tanık, belge, senet, bilirkişi incelemesi, keşif ve sair deliller” ibaresine yer vermişse, dilekçelerinde öne sürdüğü iddialarını ispat edemediği durumda, son çare olarak davalı (B)’ye yemin teklif edebilir mi? Edebilirse, neden? Edemezse, neden? Açıklayınız. (6 puan)

Davalı, cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini bildirmek zorundadır (HMK m. 1291, f. 1-e). Davalı, yemin dahil bütün delillerinin nelerden ibaret olduğunu dilekçesinde göstermelidir. Bu nedenle, cevap dilekçesindeki “sair deliller” deyiminin bir geçerliliği olmayacaktır.

Uygulamada, dilekçelerde “sair deliller” ibaresine yer verilmesi halinde nasıl davranılacağı konusunda Yargıtay daireleri arasında farklı içtihatlar mevcuttu. Bir görüş bu gibi hallerde mahkemenin taraflara yemin teklif etme haklarının olduğunu hatırlatması gerektiğini kabul etmekte, diğer bir görüş ise bunu reddetmekteydi. Yargıtay, HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde  “her türlü delil”, “sair bütün deliller” gibi ibarelerin bulunması halinde yemin deliline başvurmuş sayılamayacaklarına ve bu kapsamda hakimin, ispat yükü kendisine düşen tarafa yemin teklifinde bulunma hakkını hatırlatamayacağına ilişkin bir İçtihadı Birleştirme Kararı vermiştir[5].

Bu nedenle, somut olayda, yukarıda verilen bilgiler ışığında, (A)’nın son çare olarak yemin deliline dayanması mümkün değildir.

b) Davacı (A)’nın vekili (V), genel vekaletname ile davalı (B)’ye yemin teklif edebilir mi? Edebilirse, neden? Edemezse, neden? Açıklayınız. (4 puan)

Vekilin bazı işlemleri yapabilmesi için, kendisine verilen dava vekaletnamesinde bu konuda özel bir yetkinin bulunması gerekir. Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller, HMK m.74’de sayılmış olup, vekilin yemin teklif etmesi bu hallerden biridir. Bu nedenle, vekilin yemin teklif etmesi için vekaletnamede özel olarak yetkilendirilmesi gerekir. Somut olayda, (V), genel vekaletname ile yemin teklif edemeyecektir.

  • Davacı (A), ikinci duruşmada, iki aylık kira bedelinin yanına, işlemiş faizlerin tahsili talebini de eklemek istemektedir? Bu mümkün müdür? Mümkün değilse, neden? Mümkünse, bunu hangi yolla, hangi sürede, nasıl yapacaktır? Açıklayınız. ( 6 puan)

Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia ve savunmalarını genişletebilirler (HMK m. 141, f. 1). Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilmesi, yani dilekçeler teatisi safhasının son bulmasıyla iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı başlayacaktır. İddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına çeşitli istisnalar getirilmiştir. Taraflardan biri, ön inceleme duruşmasına karşı tarafın mazeretsiz olarak gelmemesi ama kendisinin gelmesi halinde, gelmeyen karşı tarafın muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir (HMK m. 141, f. 2). Ayrıca taraflar tahkikat aşamasında karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah yoluyla iddia ve savunmalarını değiştirip genişletebilirler (HMK m. 141, f. 2)

Somut olayda davacı, ikinci duruşmada yani tahkikat aşamasında, işlemiş faizleri de talep etmek suretiyle talep sonucunu, yani iddiasını genişletmek istemektedir. Bu durumu ancak karşı tarafın açık muvafakati ya da bir kerelik kullanmak üzere ıslah yoluyla yapabilecektir.

II-METİN SORULARI

  1. Delil başlangıcı kavramını ve davadaki etkisini açıklayınız. (10 puan)

Delil başlangıcı, Kanun’da, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır (HMK m. 202, f. 2).

Şu halde, belgelerin, diğer bir deyişle uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılarının  (HMK m. 199, f. 1) delil başlangıcı olarak sayılabilmesi için şu iki şartı haiz olmaları gerekir:

  • Bu belgenin, aleyhine ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmesi veya gönderilmesi gereklidir.
  • Bu belgenin, varlığı iddia edilen hukuki işlemi ispata tam olarak yeterli olmamakla beraber, o hukuki işlemin varlığını muhtemel kılması gerekir.

Ayrıca doktrindeki bir görüşe göre, delil başlangıcının yazılı olması gerekir[6]. Diğer bir görüşe göre ise, HMK m. 202’de yazılılıktan bahsedilmediğinden, delil başlangıcının yazılı olmasına gerek yoktur[7]. Yargıtay, içtihatlarında, bazen, HUMK’dan kalan bir alışkanlıkla yazılı delil başlangıcı tabirini kullanmaktadır[8].

Senet ile ispatı gereken yani senetle ispat sınırının üzerinde olan vakıayı ispat zorunluluğu olan ya da senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunan taraf, elinde delil başlangıcı bulunması halinde tanık da dinletebilir (HMK m. 202, f. 1).

  • Taraflardan birinin keşfe karşı koymasının sonucu nedir? Kısaca belirtiniz. (5 puan)

Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar (HMK m. 291, f. 1). Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş; diğer taraf ise iddia edilen vakıayı kabul etmiş sayılır. Şu kadar ki, hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu hükmü uygulamayabilir (HMK m. 291, f. 2).


[1] Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.baskı, C. II, İstanbul, 2001, s. 2214; Kuru, Baki; İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin, Ankara, 2017, s. 264; Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Yetkin, 4. Baskı, Ankara, 2018, s. 414. Aynı yönde: Y. 1. HD. 06.02.2017 T., 2017/12369 E., 2017/665 K. “ HMK’nun 200. maddesine göre hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu düzenlemeye göre, bu miktarın üzerindeki sözleşmeler hakkında tanık dinlenmesine olanak yoktur. Kira sözleşmesinin varlığı ancak, yazılı delille ispat edilebilir. Hemen belirtilmelidir ki, sözü edilen miktar, yıllık kira tutarına bakılarak belli edilir.”

[2] Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.baskı, C. III, İstanbul, 2001, s. 2887-2888;  Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 464; Atalay, Oğuz: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Onikilevha, C. II, İstanbul, 2017, s. 1742.

[3] Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 426; Erdönmez, Güray: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Onikilevha, C. II, İstanbul, 2017, s. 1856.

[4] “…Çünkü, bilirkişiden ek rapor almak yahut yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırtmak, “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 285 inci (yasada 281 inci) maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan düzenlemeler uyarınca, zaten hâkimin sahip olduğu doğal yetkiler arasında bulunmaktadır.” (HMK m. 282 Gerekçesinden)

[5] “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde “sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller” gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa “yemin teklifinde bulunma hakkı”nı hatırlatamayacağına, 03.03.2017 günlü oturumda gerek önsorun gerek esas hakkında üçte ikiyi aşan oyçokluğu ile karar verilmiştir.” 03.03.2017 T., 2015/2 E., 2017/1 K. Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı: 17.06.2017 T. 30099 sayılı Resmi Gazete.

[6] Kuru, Usul, s. 267.

[7] Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz/Hanağası, s. 420; Erdönmez, Pekcanıtez Usul s. 1845.

[8] Örneğin, Y. 11. HD. 26.12.2017 T., 2016/8791 E., 2017/7621 K.

Daha Fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir