Ders Notları

Miras Hukuku Ders Notu – 2012 – İstanbul Üni. Hukuk Fak.

Kaydet(0)

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Miras Hukuku, ders kitabı ve ders sırasında kaydedilen bant kaydından aktarılmış ders notu

BU DERS NOTUNUN TÜM HAKLARI AV. AHMET NECİP ARSLAN’A AİTTİR VE KENDİSİNİN İZNİ İLE BU ALANLARDA YAYINLANMAKTADIR. DERS NOTUNUN TİCARİ AMAÇLA ÇOĞALTILMASI VE DAĞITILMASI KESİNLİKLE YASAKTIR.

Miras bırakanın, ölümü ile sona ermeyen ve mirasçılarına intikal etmeye elverişli hakları, borçları, diğer hukuki ilişkileri mirasın konusunu oluşturur.

Miras hakkı Anayasa’nın 35. Maddesi ile korunmuştur. Miras uyuşmazlıklarında Medeni Kanun’un Miras Hukuku bölümü hükümleriyle beraber, Borçlar Kanunu’nun olaya uygun ve Medeni Kanun ile çelişmeyen hükümleri de uygulanır.

Miras bırakan ancak gerçek kişi olabilir. Ancak mirasçılar tüzel kişi olabilir.

Miras bırakanın şahsına bağlı olmayan tüm haklarının ve bütün hukuki ilişkilerinin toplamına tereke denir. Şahsi hak ve borçlar ölümle sona erdiği için terekeye dahil olmaz. Manevi tazminat da şahsi bir hak olmasına rağmen, tazminat talebi miras bırakanın sağlığında ileri sürülmüşse mirasçılar bu davaya devam edebilir. Manevi tazminat isteğinin ileri sürülmüş olması, davanın açılmış olması anlamına gelmez. Ancak miras bırakan tarafından ileri sürülmüş ve mirasçılarla kanıtlanabilir bir hak iddiası gerekir.

Külli halefiyet, bir kişinin malvarlığının tümünün tek bir hukuki işlem veya hukuki olayla bir başka kişiye geçmesidir. Külli halefiyet halleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlardan birisi de mirastır.

Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar terekenin külli halefi olurlar. Bunun için herhangi bir hukuki işlem yapılmasına gerek yoktur. Külli halefler, yasal ve atanmış mirasçılardır. Vasiyet alacaklıları ise cüzi haleftir.

Yasal mirasçı kanun gereği mirasçı olan kişidir. Atanmış mirasçı miras bırakanın iradesi ile mirasçı olmuştur. Vasiyet alacaklısı ise miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufla lehine malvarlığı menfaati bırakılan kişidir. Vasiyet alacaklısı, mirasçılara karşı ölüme bağlı tasarrufun yerine getirilmesini isteme hakkına sahip olur ama terekenin borçlarından dolayı sorumlu olmaz.

Mirasçılar tereke üzerinde elbirliği ile malik olur. Tereke aktif ve pasifleriyle birlikte geçer. Hiçbir mirasçı miras üzerinde tek başına hareket edemez. Mirasçılar terekenin borçlarından şahsen ve müteselsilen sorumlu olurlar. Bu yüzden tereke borçlarından dolayı mirasçıların kendi malvarlıkları üzerinde de takip yapılabilir. Resmi tasfiye halinde ise mirasçılar terekenin borçlarından dolayı sorumlu olmazlar.

Müteselsil borçluluk, mirasın taksimine kadar devam eder. Buradan sonra borç kimin payına girdiyse borçtan dolayı o sorumlu olur. Eğer tereke alacaklılarından birisi borcun bölünmesine veya bir kişiye nakline rıza göstermemişse, mirasçılar bu borçtan dolayısıyla mirasın paylaşılmasından sonra da müteselsilen sorumlu olurlar. Bu halde de müteselsiliyet paylaşmadan sonra beş sene devam eder.

Eğer devlet mirasçı olursa, devlet terekenin borçlarından sadece edindiği miras değeri kadar sorumlu olur.

Miras bırakan, tereke üzerinde saklı paylar saklı kalmak şartıyla serbestçe tasarrufta bulunabilir. Saklı payı olanlar altsoy, anne, baba ve eştir. Bunlardan hiçbirisi yoksa mirasın tamamında serbestçe tasarrufta bulunabilir.

Yasal Mirasçılar

Zümre Sistemi

Birinci zümreden mirasçı olabilen kimse varsa ikinci zümre mirastan pay alamaz. Birinci veya ikinci zümreden mirasçı olabilen varsa üçüncü zümre mirastan pay alamaz. 

İkinci zümrede zümre başları altsoyları olmadan ölmüşse miras diğer tarafa kalır. Üçüncü zümredeki zümre başlarından birisi altsoyu olmadan ölmüşse, miras aynı tarafta kalır. Üçüncü zümrede zümre başlarının ikisi de altsoyları olmadan ölmüşse miras diğer tarafa kalır.

Mirasçı akraba evliliği gibi bir sebeple çift hısımlık bağı ile bağlı ise, iki taraftan da pay alır.

Birinci zümre mirasçılar miras bırakanın altsoyudur. Birinci zümrede zümre başı yoktur. Kök başları miras bırakanın çocuklarıdır. Eğer kök başı hayatta değilse ancak altsoyu hayattaysa kök başının payı altsoyuna geçer. Çocukların payı eşittir.

İkinci zümredeki mirasçılar mirasbırakanın annesi, babası ve onların altsoyudur. Zümre başları miras bırakanın annesi ve babasıdır. Anne ve babanın payı eşittir. Eğer bunlar ölmüşse payları kendi altsoylarına gider. Eğer bunlar yaşıyorsa altsoyları miras alamaz. Bir taraf ölmüşse bütün miras diğer tarafa gider.

Üçüncü zümre mirasçılar miras bırakanın iki taraftan da büyükanne, büyükbaba ve bunların altsoylarıdır. Zümre başları iki taraftan büyükanne ve büyükbabadır. Bir taraftaki bir zümre başı miras bırakandan önce ölmüşse onun payı aynı tarafta kalır. İkisi de ölmüşse bütün miras diğer tarafa kalır.

Sağ Kalan Eş

Eş; Birinci zümreyle birlikte mirasçıysa payı ¼, ikinci zümreyle mirasçıysa payı ½, üçüncü zümreyle mirasçıysa payı ¾’tür. Üçüncü zümrenin zümre başları ve bunların çocukları yaşamıyorsa mirasın tamamını alır.

Boşanma ile sona ermiş bir evlilikteki eski eşler birbirlerine mirasçı olamazlar. Eşlerin birbirleri lehine yaptıkları ölüme bağlı tasarruflar da, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça boşanmayla sona erer. Boşanma davası devam ederken eşlerden birisi ölürse, ölen eşin mirasçıları davaya devam edebilir. Davada sağ kalan eşin kusurluluğu ispatlanırsa sağ kalan eş mirasçı olamaz.

Evliliğin nispi butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak açılmış bir dava varsa mirasçılar davaya devam edebilirler. Evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan eş mirasçı olamaz ve kendisine ölüme bağlı tasarrufla kazandırılan hakları da kaybeder. Mutlak butlan olan hallerde açılmış davaya devam edilebileceği gibi, hiç açılmamış bir dava da açılabilir. Evliliğin nispi butlanının iddia edilebileceği hallere, ikrah, hile, korkutma, yaş küçüklüğü örnek gösterilebilir.

Her nasılsa iki kere evlenmiş olan eşin, ikinci eşi iyiniyetli ise mirastan pay alır. Bu iki eş, sağ kalan eşe düşen yasal payı bölüşürler. Eski hukuktan kaynaklanan birden çok evlenmelerde de bu hüküm uygulanır.

Evlatlık

Evlatlık ve evlatlığın altsoyu evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Evlatlığın gerçek ailesiyle olan mirasçılığı da devam eder.

Evlat edinen evlatlığa mirasçı olamaz. Ancak evlatlık iradi olarak evlat edineni mirasçı tayin edebilir.

Evlatlığın mirasçı olabilmesi için, miras bırakanın evlat edinen kişi olması gerekmektedir. Miras bırakanın mirasçılarının evlatlıkları, miras bırakana mirasçı olamaz. Evlatlık da evlat edinenin hısımlarına mirasçı olamaz.

Evlatlık evlat edinenin hem altsoyu hem de evlatlığıysa iki koldan ayrıca mirasçılık söz konusu olur. Örneğin dedenin torunu evlat edinmesi böyle bir haldir. Burada evlatlık torun, evlat edinen olan dedesinden hem oğul olarak, hem de gerçek babası mirasbırakandan önce ölmüşse onun payını torun olarak miras alabilir.

Devletin Mirasçılığı

Mirası alacak yasal veya atanmış mirasçı kimse yoksa devlet mirasçı olur. Eğer atanmış bir mirasçıya mirasın belli bir kısmı bırakılmışsa, kimseye bırakılmamış kalan kısım devletin olur.

Mirasçı olmayan hallerde, Sulh Hakimi kendilerini bildirmeleri için mirasçılara bir yıllık süre verir. Bu süre sonunda hiç kimse çıkmazsa, devlet mirasçı olur. Devletin mirasçılığı ölüm anına kadar geriye yürür.

Devlet mirasçı olursa, resen tereke defteri tutulur. Devlet miras bırakanın borçlarından ancak defterde bulunan ve kendisine intikal eden malların tutarı miktarına kadar sorumludur.

Ölüme Bağlı Tasarruflar

Ölüme bağlı tasarruf, miras bırakan kişinin, kendisi öldükten sonra hüküm doğuracak bir hukuki işlem yapmasıdır. Miras bırakanın tereke üzerinde ölüme bağlı olarak yapabileceği tasarruflar kanunda düzenlenmiş ve bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur.

Şekli Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar

Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf,  bu tasarruflarda uyulması gereken şekil şartlarını ifade eder. Ölüme bağlı tasarrufların yapılabileceği şekiller kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Bu şekiller vasiyetname ve miras sözleşmesidir.

Vasiyetname resmi, yazılı ve sözlü şekilde olabilir. Miras sözleşmesi ise sadece resmi şekilde yapılabilir.

Vasiyetname tek taraflı bir hukuki işlemdir. Sonuç doğurması için iradenin tasarruftan etkilenen karşı tarafa varmış olması gerekmez. Vasiyetname miras bırakan tarafından ölümüne kadar her zaman tek taraflı olarak değiştirilebilir. Miras sözleşmesi iki taraflı bir hukuki işlem, bir sözleşmedir. Miras sözleşmesinden kural olarak tek taraflı dönülemez.

Vasiyetname düzenleyebilmek için kişinin ayırt etme gücünü haiz olması ve on beş yaşını doldurmuş olması gerekir.  Kısıtlılar da bu şartları haizlerse vasiyetname düzenleyebilirler. Temyiz kudretinin vasiyetname yapıldıktan sonra kaybolması vasiyetnamenin geçerliliğini etkilemez. Ancak temyiz kudretini kaybeden kişi yeni bir vasiyetname düzenleyemeyeceği için vasiyetnameyi geri alamayacaktır. Yapıldığı sırada ehliyet kuralları sebebiyle geçersiz olan vasiyetname, temyiz kudreti yerine gelince geçerli hale gelmez.

Miras sözleşmesi yapabilmek için kişinin ergin olması, temyiz kudretine sahip olması ve kısıtlı olmaması gerekir. İşlemin ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan karşı tarafı genel ehliyet kurallarına tabidir.

Vasiyetname ve miras sözleşmesi yapılırken, miras bırakan temsilci kullanamaz. Miras bırakan tarafından bizzat yapılmayan ölüme bağlı tasarrufların hukuki yaptırımı yoktur. Ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan taraf temsilci vasıtasıyla işlemi yapabilir. Miras sözleşmesinin ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan tarafı sınırlı ehliyetsizse, kendisi lehine kazandırmalara hak kazanır. Kendisini borç altına sokan tasarruflar ise hüküm doğurmaz.

Ehliyet kurallarına aykırı bir miras sözleşmesi, bir vasiyetnamenin ehliyet kurallarını taşıyorsa bu sözleşmenin vasiyetname ile yapılabilmesine izin verilmiş tasarrufları resmi vasiyetname olarak ayakta tutulabilir.

Resmi Vasiyetname

Resmi Vasiyetnamede Şekil Şartları

Resmi vasiyetname iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenir. Resmi memur sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş olan diğer bir görevli olabilir. Uygulamada en yaygın olan noter tarafından vasiyetname düzenlenmesidir. Noterlerin hangi şekle riayet edecekleri Noterlik Kanunu’nda ayrıca belirlenmiştir.

Noter şekil şartlarına uymazsa, Medeni Kanun hükümlerine uyulmuş olması şartıyla o hukuki işlem geçerli olur.

Fiil ehliyeti olmayanlar, kamu hizmetinden yasaklananlar, okuryazar olmayanlar, miras bırakanın eşi, miras bırakanın üstsoy altsoy hısımları, kardeşleri ve sayılanların hepsinin eşleri resmi vasiyetnamenin düzenlenmesinde memur veya tanık olamazlar. Aynı yasak kanunda sayılmamış olmasına rağmen evlatlık ilişkisi olanlara da uygulanır. Miras bırakanın eşi de tanık veya memur olamaz. Evlilik ilişkisi sona ermişse bu hüküm uygulanmaz.

Katılan memura, tanıkların kendilerine ve yakınlarına ölüme bağlı tasarrufla kazandırmada bulunulamaz. Bu kişilere bir kazandırmada bulunulmuş ise bu tasarrufların iptali istenebilir.

Resmi Vasiyetnamenin Yapılması Usulü

Resmi vasiyetname okunarak ve imzalanarak, okunmadan ve imzalanmadan veya karma yolla düzenlenebilir. Kanun, okunarak imzalanarak ve okunmadan imzalanmadan vasiyetname türlerini düzenlemiştir. Karma yol uygulamadan doğmuş ve içtihat tarafından kabul edilmiştir.

Okunarak ve İmzalanarak Vasiyetname Düzenlenmesi

Ölüme bağlı tasarrufta bulunan kişi son arzularını notere bildirir. Noter vasiyetnameyi bu arzulara uygun olarak yazar ve metni okuması için miras bırakana verir. Metin kendi arzularına uygunsa miras bırakan metni imzalar. Noter de arkasından metni imzalar ve tarihi atar. Bu aşamadan sonra miras bırakan vasiyetnameyi okuduğunu ve bunun son arzularına uygun olduğunu tanıklara beyan eder. Tanıklar bu beyanı duyduklarını ve mirasbırakanın bu tasarrufta bulunmaya ehil görüldüğünü kağıda yazarlar ve el yazıları ile imzalarlar.

İmzalar el yazısı ile olmalıdır. İmza yerine başka bir damga veya işaret kullanarak bu şekilde vasiyetname düzenlenemez. İmza metnin en sonunda olmalıdır. Noter vasiyetçiden sonra imza atar.

Tarihin noterin el yazısı ile yazılması gerekmez. Ancak tarih, gün, ay ve yıl olarak yazılmış olmalıdır. Düzenleme yerinin gösterilmesine gerek yoktur.

Vasiyetname, vasiyetname vasiyet eden tarafından okunup imzalandığı anda yapılmış sayılır.

Okumadan ve İmzalamadan Miras bırakan son arzularını notere bildirir. Noter bunları yazar ve vasiyetnameyi iki tanığın önünde miras bırakana okur. Miras bırakan vasiyetnamenin son arzularına uygun olduğunu tanıklara açıklar. Tanıklar, mirasbırakanın beyanlarını kendi önlerinde yaptığını, onu bu tasarrufu yapmaya ehil gördüklerini, resmi memurun vasiyetnameyi okuduğunu ve miras bırakanın da okunan metni onayladığını yazarlar ve imzalarlar. 

Karma Şekilde Resmi Vasiyetname

Okuyarak ve imzalamadan, okumadan ve imzalayarak şeklinde iki farklı karma usul vardır.

Okunmadan ve imzalanarak vasiyetname, okumadan ve imzalanmadan düzenlenen vasiyetname gibi düzenlenir. Ancak bir de bunun üzerine miras bırakanın imzası eklenir. Kanun bunun imzasız haline bile rıza verdiği için, imzalı halinin geçersiz olacağını söylemek hukuki yarar taşımaz.

Okuyarak fakat imzalamadan vasiyetname de düzenlemek mümkündür. Vasiyetname, vasiyetçi tarafından okunur ve fakat imzalanamaz. Tanıklar şerh verirken vasiyetnameyi noterin okuduğunu değil, miras bırakanın kendi önlerinde okuduğunu söylerler.

Vasiyetname tamamlandıktan sonra noter bunun bir suretini miras bırakana verir. Bir suretini de kendisinde saklar. Resmi vasiyetname ve miras sözleşmeleri nüfus kütüğüne bildirilir. Ölüm vuku bulduğunda, nüfus memuru bu durumu notere bildirir. Noter de vasiyetnameyi sulh hakimine tevdi etmek üzere savcılığa iletir. Bunlar düzen hükmüdür. Bu hükümlere uyulmaması resmi vasiyetnamenin geçerliliğini etkilemez.

Özel Durumlar

Körler okumadan ve imzalamadan vasiyetname düzenleyebilirler.

Sağır ve dilsiz olan kimse okuma ve yazma biliyorsa resmi vasiyetnameyi iki şekilde de düzenleyebilir. Eğer okuma yazma bilmiyorsa, ancak okumadan ve imzalamadan vasiyetname yapabilir.

Vasiyetçi Türkçe bilmiyorsa işleme bir tercüman katılır. Noter ve tanıklar vasiyetçinin dilini biliyorsa tercümana gerek yoktur.

El Yazılı Vasiyetname

El yazılı vasiyetname, başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılır. Yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilir. El yazısıyla imzalanır.

El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere notere veya sulh hakimine bırakılabilir.

Şekil Şartları

Vasiyetname metninin el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması gerekmektedir. Metnin tümünün, tarih ve imza dahil her satırının vasiyetçinin el yazısıyla yazılmış olması gerekir. Metin, daktilo, bilgisayar veya bir başkasının el yazısıyla yazılmış ise, vasiyetname geçersizdir.

El yazılı vasiyetname kural olarak bir kağıt üzerine kalemle yazılır. Ancak herhangi bir şey üzerine, herhangi bir şey ile yazılmış metin, diğer şekil şartlarını içeriyorsa geçerlidir. Bu şekilde yapılmış bir vasiyetnamede normal kuraldan uzaklaşmayı haklı gösteren bir sebep olmalıdır. Aksi halde animus testandi’nin varlığından şüphe edilir.

Vasiyetnamenin başlığı önemli değildir.

Metin birden çok sayfadan oluşuyorsa sayfalar arasında bir bağ olması gerekir. Bağın içerik yönünden kurulabilmesi yeterlidir.

Kural olarak Latin alfabesi kullanılmalıdır. Ancak miras bırakanın iradesi tespit edilebiliyorsa, yabancı dillerin kullanılması da mümkündür.

Vasiyetname tamamlanmadan üçüncü kişiler tarafından yapılan eklentiler, vasiyetnamenin tamamını geçersiz hale getirir. Vasiyetçi yapılan eklemeyi bilse dahi vasiyetnamenin tümü geçersiz sayılır. Vasiyetname tamamlandıktan sonra yapılan ekler ise vasiyetnameyi geçersiz hale getirmez. Ancak bu ekler geçersiz olur. Ekler olmadan vasiyetin yapılmayacağı anlaşılıyorsa vasiyetnamenin tamamı geçersiz hale gelir.

Vasiyetnamenin yapıldığı tarihin de el yazısıyla ve miras bırakan tarafından yazılmış olması gerekir. Aksi halde vasiyetname iptal edilebilir. Vasiyetnameye tarih olarak kesinlikle belirlenebilir bir tarih ibaresi koyulmuş olması da yeterlidir. Örneğin, hukuk fakültesinden mezun olduğum gün, şeklindeki ibareler yeterlidir. Ancak “2012 Kurban Bayramı” geçerli bir ibare değildir. Zira gün kesin değildir. Vasiyetnamede birden fazla tarih varsa bu vasiyetnamenin geçerliliğini etkilemez.

Düzenleme tarihinin belirli bir yerde bulunmasına gerek yoktur. Metin ve tarih arasında bir bağın bulunması yeterlidir.

Metin el yazısı ile yazılır. Tarih el yazısı ile atılır. İmza, el yazısı ile atılır. Başka bir araç ile imza atılması mümkün değildir. Borçlar Kanunu’nun imza atamayanların başka araçla imza atmasına ilişkin hükümleri vasiyetname için uygulanmaz. İmza öz ad ve soyadı ile atılır. Başka kelimelerle de imza atılabilir. Ancak vasiyetçinin kimliği bu kelimelerden tespit edilebilmelidir. İmza, beyanın vasiyetçiden sadır olduğunu gösterir. İmza metnin sonunda olmalı ve vasiyetnameyi kapsamalıdır. Ancak kağıtta yer kalmamış veya vasiyetname başka bir şekilde kapatılmışsa kağıdın başka bir yerine de imza atılabilir.

 Vasiyetçi, vasiyetin yok olmasını önlemek ve mirasçılardan korumak üzere saklamak üzere notere tevdii edebilir. Bu bir geçerlilik şartı değildir. 

Vasiyetname tamamlanmadan önce herhangi bir ek şekil şartına bağlı kalınmaksızın değişiklik yapılabilir.

Vasiyetname tamamlandıktan sonra yapılan tasarrufun üzerinin çizilmesi tasarrufun iptal edildiği anlamına gelir. Vasiyetnamenin tamamlanmasından sonra yapılan eklemeler yeni bir tasarruftur ve aynı şekil şartlarına tabidir.

Sözlü Vasiyetname

Olağanüstü bir yoldur. Ancak belirli hallerin bulunması ve bu haller sebebiyle resmi ya da el yazılı vasiyetname yapmanın mümkün olmaması yapılabilir.

Her iki şartın bir arada bulunması zorunludur. Bir şekilde resmi ya da el yazılı vasiyetname yapılması mümkünse, sözlü vasiyetname yapılamaz. Sözlü vasiyetname yapıldıktan sonra bunları yapma imkanı ortaya çıkarsa, sözlü vasiyetname 30 gün sonunda hükümden düşer.

Yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi ve savaş olağanüstü hallerdendir. Ancak kanunda bunlar sınırlı olarak sayılmamıştır. Zaten kanun da, bunlar gibi diyerek bu hususu belirtmiştir. Ölüm tehlikesi yakın ve oldukça ciddi olmalıdır. Yargıtay bunda oldukça dikkatli davranmaktadır. Bir örnekte, Beyoğlu’nda hasta 8:00’da vasiyetname yapmak istemiş, 9:30’da yapmış ve 11:00’da ölmüştür. Yargıtay burada notere ulaşılabileceği gerekçesiyle sözlü vasiyetnameyi geçersiz saymıştır.

Vasiyetçinin ya da memurların vasiyetname için başka yere gitmesi gerekiyorsa ve ulaşım kesilmişse sözlü vasiyetname yapılmasına izin verilmiştir. Ancak el yazısıyla vasiyetname yapmasının da mümkün olmaması gerekmektedir.

Sözlü Vasiyetnamenin Yapılmasında Usul

Vasiyetçi son arzularını iki tanığa açıklar ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazma görevini yükler. Bu tanıkların, okuryazar olma haricinde resmi vasiyetnamede tanıklar için gereken şartları taşımaları gerekmektedir. Son arzuların iki tanığa aynı anda bildirilmesi gerekmektedir. Vasiyetçinin başkasına yazdırdığı son arzuları tanığa vermesi geçerli kabul edilmez.  Tanıklar vasiyetçinin kendilerine yüklediği belgeleme görevini kabul etmişlerse, bunu yerine getirmek zorundadır. Hiç kimse bu görevi yerine getirmek için zorlanamaz. Ama kabul ederse görevi tamamlamak zorundadır. Aradaki ilişki vekalet ilişkisidir.

Tanıkların belgeleme için iki yolu vardır. İlk yol, tanıklardan birisinin son arzuları bir kağıda yazması ve diğer tanığa imzalatmasıdır. İkinci yol tanıkların birlikte mahkemeye gidip son arzuları beyan edip hakime yazdırmalarıdır. Bu durumda iki tanık da aynı belgeyi imzalar.

Tanıklar miras bırakanı vasiyetname yapmak için ehil gördüklerini ve son arzuların kendilerine olağanüstü halde aktarıldığını mahkemeye beyan ederler.

Hazırlanan belge vakit geçirilmeden tevdi edilmelidir. Bu suiistimalleri önlemek için getirilmiş bir düzenlemedir. Tanıklar belgeyi herhangi bir sulh ya da asliye hukuk mahkemesine tevdi edebilir. Mahkeme de bunu yetkili mahkemeye gönderir.

Sözlü vasiyetnameyi yapan kişi askerlik hizmetinde bulunuyorsa teğmen veya üstü bir subaya vasiyetnameyi tevdi ederler. Eğer ülke dışında seyahat eden bir ulaşım aracında vasiyette bulunuluyorsa, aracın sorumlu yöneticisi hakim yerine geçer. Sağlık kurumlarında bulunuyorsa, o kurumun en yetkili yöneticisi hakim yerine geçer. 

Vasiyetçi için sonradan diğer şekillerde vasiyetname yapma imkanı doğarsa, imkanın doğduğu itibaren bir ay geçince sözlü vasiyetname hükümden düşer.

Miras Sözleşmeleri

Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir.

Miras sözleşmesinin yapılması şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanılmasıdır. Yani temsil vasıtasıyla yapılamaz.

Miras sözleşmesi yapabilmek için tam ehliyetli olmak aranmaktadır. Yani ölüme bağlı tasarrufta bulunanın temyiz kudretini haiz olması, ergin olması ve kısıtlı olmaması gerekir. 

Miras sözleşmesi ancak resmi şekilde yapılabilir.

Miras sözleşmesi iki taraflı bir sözleşmedir ve bağlayıcıdır. Miras sözleşmesinden tek taraflı olarak geri dönülemez.

Miras Sözleşmelerinin Türleri

Miras sözleşmesi ile bir kazandırmada bulunulabileceği gibi, bir yasal mirasçı mirastan feragat da ettirilebilir.

Miras sözleşmesinde iki taraf da ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Sadece bir tarafın da ölüme bağlı tasarrufta bulunması mümkündür. 

Ölüme bağlı tasarrufta bulunan taraf, karşı tarafı terekesinin tamamı veya bir bölümü için mirasçı olarak atayabilir. Aynı şekilde karşı tarafa belirli bir mal vasiyet edebilir. Karşı tarafı mirastan feragat ettirebilir.

Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakanın muhtemel mirasçısının, kendi terekesi üzerindeki haklarından ivazlı veya ivazsız olarak vazgeçmesini sağlar. Vasiyetname ile feragat sözleşmesi yapılamaz.

Sadece miras bırakan ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa tek taraflı, iki taraf da ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa iki taraflı miras sözleşmesi vardır.

Miras sözleşmesi karşılıklı veya karşılıksız olabilir.

Miras Sözleşmesi Yapma Ehliyeti

Miras sözleşmesi yapabilmek için, temyiz kudretine sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamak gerekir. Yani tam fiil ehliyeti gerekmektedir.

Sadece bir taraf ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa, ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan taraf genel hukuki işlem ehliyetine tabidir. Ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan isterse temsilci de kullanabilir. Bu kişi tam ehliyetsizse, tasarrufu onun yerine yasal temsilcisi yapar. Ancak tam ehliyetsiz vesayet altındaysa, sulh veya asliye mahkemelerinin izni gerekir.

Kişi sınırlı ehliyetsizse ve sağlararası ivaz borcu altına girmiyorsa, yasal temsilcinin katılmasına gerek yoktur. Kazandırma ona bir külfet yüklüyorsa bile, miras bırakanın vefatından sonra yasal temsilci mirası reddederek onu yükümlülükten kurtarabilir.

Mirastan feragat ediliyorsa, ölüme bağlı tasarrufta bulunanın yine miras sözleşmesi ehliyetine sahip olması gerekmektedir. Karşı taraf, yani feragat eden, genel ehliyet kurallarına tabidir.

Mirastan feragat, vasiyetname ile yapılamaz.

Ölüme bağlı tasarrufta bulunmayanın ehliyetsizliğin sonuçları, genel anlamda ehliyetsizliğin sonuçları ile aynıdır.

Ölüme bağlı tasarrufta bulunanın ehliyetsizliği ise iptal davası ile gündeme getirilebilir.

Miras Sözleşmesinin Şekli

Miras sözleşmesinin resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. Sözleşmenin tarafları, isteklerini resmi memura aynı anda bildirir ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve tanıkların önünde imzalarlar. Miras bırakan sözleşmenin arzularına uygun olduğunu beyan eder. Ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan tarafın böyle bir beyanda bulunmasına gerek yoktur. Tanıkların şerhi, her iki taraf da ölüme bağlı tasarrufta bulunuyorsa, iki tarafı da kapsar.

Aynı şekil kuralları mirastan feragat sözleşmesi için de geçerlidir.

Sözleşmenin ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan bir tarafı varsa, bu taraf genel şekil kurallarına tabidir. Resmi vasiyetname şekline tabi olmaz.

Tarafların aynı anda resmi memur önünde hazır bulunmaları şartı getirilmiştir. Ölüme bağlı tasarruf yapma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için, ölüme bağlı tasarrufta bulunan, resmi memurun önüne temsilci gönderemez. Ancak karşı taraf ölüme bağlı tasarrufta bulunmuyorsa, temsilci de gönderebilir.

Ölüme bağlı tasarrufta bulunmayan tarafın metni nasıl öğrendiğinin önemi yoktur. Ölüme bağlı tasarrufta bulunan ise, resmi vasiyetnamenin düzenlenme şekline uygun olarak öğrenmesi gerekmektedir. İki taraf da tanıklar önünde imza atarlar.

Miras sözleşmesinin saklanmasına gerek yoktur. Noterin miras sözleşmesini saklamamış olması, sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Ortadan Kalkması

Vasiyetnamenin Geri Alınması

Vasiyetname tek taraflı olarak yapılabilen ve kimseye yöneltilmesi gerekmeyen bir tasarruftur. Bu sebeple vasiyet, vasiyetçinin ölümüne kadar her zaman, serbestçe geri alınabilir.

Vasiyetnameyi geri almanın ilk yolu vasiyetnamenin sonradan yapılan bir başka ölüme bağlı tasarrufla geri alınmasıdır. Kanunda öngörülen şekillerden birine uyularak yeni bir vasiyetname yapılabilir. Vasiyetname, miras sözleşmesi ile de geri alınabilir.

Vasiyetçi, sonraki ölüme bağlı tasarrufta önceki vasiyetnamesini geri aldığını açıkça beyan edebilir. Önceki vasiyetname bu şekilde yürürlükten kalkmış olur. Geri alma, her türlü vasiyetname ile geri alınabilir.

Geri almanın da geri alınması mümkündür. Geri almanın geri alınmasıyla, eski vasiyetname yürürlüğe girip girmeyeceği tartışmalıdır. Eğer geri almanın geri alındığı tasarrufta bu konuda bir açıklık varsa sorun çıkmaz. Şüphe varsa, kanuni intikale dönüldüğü kabul edilmelidir. 

Vasiyetname yapıldıktan sonra bir başka vasiyetname yapılırsa ve bu vasiyetnamede, eski vasiyetnamenin geri alındığına dair bir beyan yoksa, yeni vasiyetname eski vasiyetnameyi tamamlıyorsa ikisi birden uygulanır. Bu konuda kuşkulu bir durum varsa, yeni vasiyetname eski vasiyetnamenin yerini alır. 

Vasiyetnameyi yapan kişi, vasiyetnameyi istediği zaman yok ederek geri alabilir. Vasiyetname karalama, yakma ve yırtma şeklinde yok edilebilir. Resmi vasiyetname ve sözlü vasiyetnameler de yok edilerek geri alınabilir. Ancak bunların resmi memurda saklanan kopyalarının da yok edilmesi gerekmektedir.

Vasiyetname sonradan yapılan bir sağlararası tasarrufla da geri alınabilir. Belirli mal bırakma vasiyeti, mirasbırakanın sonradan bu mal üzerinde ölüme balı tasarrufla bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar.

Vasiyetnamede belirtilmişse, terekeden çıkan mal karşılığında terekeye giren değer üzerinde vasiyet devam eder.

Vasiyetnamenin, miras bırakanın iradesi dışında kazayla ya da üçüncü kişinin kusuruyla yok olması halinde vasiyetname hükümsüz olur. Yok olan vasiyetnamenin içeriği aynen ve tamamen belirlenebiliyorsa, vasiyetname uygulanır. Aynen ve tamamen tespit edilebilen tasarruflar uygulanır. Aynen ve tamamen tespit ettirme faaliyetini, lehine tasarrufta bulunulduğunu iddia eden takip edecektir. Bu ispat için her türlü delil kullanılabilir. Burada zarar görenin tazminat isteme hakkı saklıdır.

Miras Sözleşmesinin Ortadan Kaldırılması

Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla ortadan kaldırılabilir. Miras sözleşmesine son verilmesi de ölüme bağlı bir tasarruftur. Bu sebeple miras sözleşmesinin yapılmasına ilişkin ehliyet şartları burada da yürür.

Miras sözleşmesi tarafların yazılı anlaşmasıyla kaldırılabileceği için, kaldırılabilmesi için tarafların hayatta olması gerekmektedir. Üçüncü kişi yararına olan bir tasarrufa son verilmek isteniyorsa, onunla bir mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir. Miras sözleşmesine son verme sözleşmesi, ancak adi yazılı şekilde yapılabilir.

Şekil kurallarına uyulmaması halinde, miras sözleşmesinin sona erdirilmesine dair sözleşme iptal edilebilir.

Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine mal bırakılan kişi, mirasçılıktan çıkarma sebeplerinden birisine sebep olursa, miras  bırakan miras sözleşmesinden tek taraflı olarak dönebilir. 

Bu sebepler mirasçının miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi, miras bırakana veya yakınlarına karşı aile hukukundan doğan bir yükümlülüğü aile bağını koparacak şekilde ihlal etmesidir.

Tek taraflı dönme de, bir ölüme bağlı tasarruftur. Bu sebeple tek taraflı dönme, vasiyetname şekillerinden birisiyle yapılabilir.

Çıkarma sebebinin, miras sözleşmesinin yapılmasından sonra ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Eğer daha önce gerçekleşmişse ve bunun üzerine miras sözleşmesi yapılmışsa artık miras sözleşmesinin içeriğinde, şahsın affedildiği sonucuna ulaşılır.

Dönme hakkı miras bırakana aittir. Bu sebep ortaya çıkar ve henüz dönmeden miras bırakan ölürse, sağ kalan mirasçılar dönme hakkını kullanamaz. Dönmeye ilişkin vasiyetname düzenlenebilmesi için vasiyetname ehliyetini haiz olmak gereklidir.

İvazlı miras sözleşmesinde, ivaz borcu altına giren kişi borcunu yerine getirmezse, ivaz alacaklısı borçlar hukuku kuralları uyarınca miras sözleşmesinden dönebilir. Borçlar Kanunu’nun sözleşmeden dönmeye ilişkin 123. Ve devamı maddeleri uygulanacaktır. İvaz alacaklısı, yenilik doğuran bir irade beyanıyla sözleşmeden döner. Beyan şekle bağlı değildir. Karşı tarafa vardığında hüküm doğurur.

Miras bırakan, dönme anında sınırlı ehliyetsiz olsa bile hakkını bizzat kullanabilir. İvazlı mirastan feragat sözleşmesinde ise feragat eden kişi dönme hakkına sahiptir.

Sözleşmeden dönebilmek için borcunu ifa etmeyen kişinin temerrüde düşürülmesi gerekmektedir.

İvaz ödenmese dahi, karşı taraf yeterli teminat göstererek karşı tarafın sözleşmeden dönmesini engelleyebilir.

Dönme ile miras sözleşmesi ortadan kalkar ve hiç yapılmamış gibi olur. Tarafların borçları ortadan kalkar. Miras sözleşmesi ivazlı bir miras sözleşmesi ise ve daha sonra sözleşmeden dönülmüşse, verilen ivaz sebepsiz zenginleşme kurallarına göre istenebilir.

Mirastan feragat eden kişi, feragat sözleşmesinden dönerse yeniden mirasçı sıfatını kazanır.

Miras Bırakanın Miras Sözleşmesine Aykırı Tasarrufları

Miras bırakan, birisiyle miras sözleşmesi yapmış olmasına rağmen, malları üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilir. Ama mirasbırakanın miras sözleşmesindeki yükümlülükleriyle bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına ya da sağlararası bağışlamalarına itiraz edilebilir.

Eğer ilk miras sözleşmesi ile mirasçı atanmışsa, atanan mirasçının sonradan yapılan bağışlamalara ve belirli mal vasiyetlerine itiraz etme imkanı yoktur. Ancak daha sonradan yapılan mirasçı atamalarına kendi hakkıyla çatıştığı ölçüde itiraz edebilir.

Miras bırakan miras sözleşmesinde, miras sözleşmesine aykırı tasarruflarda bulunmayacağını taahhüt etmişse veya miras bırakan kötüniyetli olarak miras sözleşmesinin diğer tarafının zararına hareket etmişse bu tasarruflara da itiraz edilebilir.

Miras sözleşmesi veya vasiyetname ile yapılan ölüme bağlı kazandırmalar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmın sonradan daralması yüzünden kendiliğinden hükümsüz olmaz. Ama davayla tenkis edilebilir.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Kendiliğinden Sona Ermesi

Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kişi veya yasal mirasçı, miras bırakandan önce ölürse, miras sözleşmesi kendiliğinden hükümsüz hale gelir. Bu hüküm emredici değildir. İkameli tasarruflar ile bu hükümsüzlük aşılabilir.

Mirastan feragat edenin miras bırakandan önce ölmesi halinde miras sözleşmesi hükümsüz hale gelmez. 

Boşanan eşler birbirine kanuni mirasçı olamazlar. Boşanmadan önce yapılan ölüme bağlı tasarruflar, aksi kararlaştırılmadıkça boşanmayla hükümsüz hale gelir. Boşanma davası devam ederken miras bırakan ölürse, mirasçılar davayı sürdürerek diğer eşin daha kusurlu olduğunu ispatlarlarsa eşi mirasçılıktan çıkartabilirler.

Evlenmenin nispi butlanını iddia etmek mirasçılara geçmez. Ancak mirasçılar açılan davayı sürdürebilir. Eğer evliliğin butlanına karar verilirse, eş yasal mirasçı da olamaz.

Mirastan yoksunluk sebeplerinden birinin varlığı halinde kişi kendisi lehine yapılmış ölüme bağlı tasarruflardaki haklarını kaybeder.

Sözlü vasiyetnamenin yapılmasından sonra diğer vasiyetnamelerden birini yapılma imkanı doğmasından sonra bir ay geçmesi ile sözlü vasiyetname hükümsüz hale gelir.

Bozucu şarta bağlı ölüme bağlı tasarruf şartın gerçekleşmesi ve geciktirici şarta bağlı ölüme bağlı tasarruf geciktirici şartın gerçekleşmemesi ile kendiliğinden sona erer.

Maddi Anlamda Ölüme Bağlı Tasarruflar

Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar kanunda tahdidi olarak sayılmıştır.

Mirastan feragat sözleşmesi sadece miras sözleşmesi ile yapılabilir. Mirasçı atanması, belirli mal vasiyeti, mükellefiyet yükleme ve ikameli tasarruflar vasiyetname ile de, miras sözleşmesi ile de yapılabilir. Bu sınırlamalara girmeyen her türlü ölüme bağlı tasarruf sadece vasiyetname ile yapılabilir.

Mirasçı Atama

Mirasçı atamanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile yapılması arasında, doğurduğu sonuç olarak fark yoktur. Ancak vasiyetname ile yapılan mirasçı atama tasarrufundan tek taraflı olarak dönülmesi mümkündür. Miras sözleşmesiyle yapılan mirasçı atama tasarrufundan kural olarak tek taraflı dönülemez.

Atanmış mirasçı tüzel kişi de olabilir.

Atanmış mirasçılar diğer mirasçılarla birlikte külli haleftirler. Bu kişiler, terekenin borçlarından da müteselsilen sorumlu olurlar.

Belirli Mal Vasiyeti

Belirli olarak vasiyet edilmiş mal terekede bulunmuyorsa kural olarak mirasçılar bu borcu yerine getirmekten kurtulur. Ancak, malın aynısının her ihtimalde sağlanacağı veya terekeden çıkan malın ikame değerinin vasiyet konusu mal yerine vasiyet alacaklısına verileceği ölüme bağlı tasarrufta tespit edilmişse bu hüküm uygulanmaz.

Vasiyeti oluşturan ölüme bağlı tasarruf, belirli bir malın veya terekenin belirli bir kısmının mülkiyetini geçirmeyi içerebileceği gibi, bu şeyler üzerinde intifa hakkı kazandırılmasını da içerebilir.

Bırakılan belirli mallar, mirasın açılması durumunda hangi haldeyse o şekilde teslim olunur. Yarar ve hasar miras açıldığı anda vasiyet alacaklısına geçer. Mirasın açıldığı an, miras bırakanın ölüm anıdır.

Vasiyeti yerine getirmekle yükümlü olanların yaptıkları masraflardan ve mala gelen hasarlardan kaynaklanan ihtilaflarda vekaletsiz iş görme hükümleri uygulanır. 

Belirli mal vasiyeti, lehine vasiyette bulunulan kişiye hakkın geçişini sağlamaz. Sadece bu kişiye bir alacak hakkı verir. Kendisine miras bırakanın ölümünde ödenecek bir sigorta alacağı vasiyet edilen kimse, sigorta sözleşmesinden doğan istem hakkını sigortacıya karşı doğrudan doğruya kullanabilir.

Alt vasiyet bir vasiyet alacaklısına vasiyet yapılmakta ama ondan da başka bir vasiyet borcu yerine getirilmesi istenmektedir. Vasiyet bırakılan şahsa bir vasiyet borcu yüklenmesidir. Yükümlülükten farklı bir şeydir.  Kısmi bir vasiyeti tenfiz memuru atanması gibi düşünülebilir.

Ön vasiyet miras bırakanın kanuni ya da atanmış mirasçılarına ayrıca başka bir şey vasiyet etmesidir. Mesele oğlu mirasçıdır ancak bir de evini vasiyet edebilir. Aksi anlaşılmadıkça, bu bir paylaştırma kuralı sayılır.  

İbra vasiyetinde vasiyet eden ölümüyle birlikte borcundan vazgeçmektedir. Ondan alacağını istememektedir. Ölümle birlikte borçtan kendiliğinden kurtarmaz. Sadece vasiyet borçlusuna kendisine borçtan kurtarıldığına dair bir talep hakkı elde eder.

Alacak vasiyeti miras bırakanın bir kişiye bir alacak hakkı bırakmasıdır. Bu hakkı yine vasiyet borçlusu yerine getirir.

İntifa vasiyeti taşınır taşınmaz mal üzerinde, terekenin bir kısmı üzerinden bir intifa hakkının kurulması anlamına gelmektedir. İntifa hakkı bir kişiye bağlı hak olduğu için miras bırakanın ölümü ile birlikte bu hak kendiliğinden kurulmaz.

Vasiyet Borçlusu

Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir.

Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder. Vasiyetleri yerine getirir. Terekenin paylaşılması için plân hazırlar. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan takipleri mirasçılara bildirir.

Bu şekilde vasiyeti yerine getirme memuru belirlenmemişse kanuni ve atanış mirasçılar vasiyet borçlusudurlar. Onlar bu konuda müteselsilen sorumludurlar. 

Vasiyeti yerine getirme görevlisinin göreve başladığı anda tam fiil ehliyeti olması gerekmektedir. Atanan kişinin bu görevi kabul yükümlülüğü yoktur. Ancak kabul ettiği anda bir sorumluluk doğar. Bu görevin bildirilmesinden itibaren 15 gün içinde görevin kabul edilmediği sulh hakimine bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır. 

Terekenin bir alacağı varsa vasiyeti yerine getirme görevlisi buna ilişkin davayı açabilir. Fakat ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkis davası için taraf olamaz. Üçüncü kişilerin terekeden bir alacağı varsa, davayı vasiyeti tenfiz memuruna karşı da açabilirler.

Vasiyeti tenfiz memuru görevlerini özenli bir vekil olarak yürütmelidir. Hatalarından dolayı mirasçılara karşı sorumludur.

Vasiyeti tenfiz memuru, uygun bir zamanda sulh hakimine verdiği dilekçe ile görevinden istifa edebilir.

Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da mirasbırakandan önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.

Vasiyet Alacaklısı

Miras bırakanın ölmeden önce yaptığı tasarrufla yerine vasiyet ettiği hayatta olan gerçek ya da tüzel kişidir. Bu kişinin hayatta olması gerekir. Birden fazla kişi vasiyet alacaklısı olabilir. Burada bir müşterek vasiyetten bahsedilir.

Vasiyet alacaklısı miras bırakandan önce ölürse, bırakılan vasiyet borçlusuna ait olur.

Bu vasiyet alacağının tabi olduğu bir zamanaşımı süresi vardır. Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Mirasçı nasıl mirası reddedebilirse vasiyet alacaklısı da vasiyeti reddedebilir. Geçmişe etkili olan retle vasiyet alacağı hiç doğmamış gibi olur bu saatten sonra kanuni mirasçılar bundan faydalanır. Vasiyet borçlusuna bu irade beyanının yönlendirilmesi gerekir.

Şart

Miras bırakan ölüme bağlı tasarruflarını şarta bağlayabilir. Bu şart geciktirici ya da bozucu olabilir. Eğer geciktirici şart ise; şart gerçekleşene kadar kişi talebi gerçekleştirdikten sonra hak sahibi olur. Bozucu şarta bağlanırsa o tasarruf miras bırakanın ölümü anında hüküm doğurur. Şart gerçekleştikten sonra o ölüme bağlı tasarruf hüküm ifade etmez. Bu durumda tasarrufun iptali ileriye doğru etkilidir.

Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.

Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar. Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.

Bozucu şart imkansız ise şart yok sayılır. Geciktirici şart imkansız ise tasarruf geçersiz sayılır.

Yükleme

Bu bir ölüme bağlı tasarruftur, koşul değildir. İlla bir kazandırmaya bağlanması gerekmez. Bazen tek başına yüklemeler söz konusu olabilir. Yüklemede esas olan amaçtır. Miras bırakanın belli bir amacını gerçekleştirilmesinin miras bırakılana ya da vasiyet borçlusuna yükletilmesidir. 

Yükleme yerine getirilmezse bir alacak davası açılamaz. Keza yerine getirilmediği için tazminat isteme hakkı da yoktur. Ancak yüklemenin yerine getirilmesi dava yoluyla istenebilir. Bu davanın amacı miras bırakanın amacının gerçekleştirilmesidir ama bir alacak davası değildir. Davacı sıfatı mükellefiyetinin yerine getirilmesini isteme hakkı olan herkese aittir.

Aynı davayı ilgililerin yanında vasiyeti tenfiz memuru da açabilir.

Kimse istemezse kanunda süre öngörülmediği için mükellefiyeti yerine getirecek kişinin hayatı ve onun ilk sıradaki mirasçılarının hayatı ile sınırlı olup daha aşağı gitmeyeceği doktrinde kabul görmektedir.

Vakıf Kurma

Miras bırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının bir kısmını veya tamamını özgüleyerek ölüme bağlı tasarrufla vakıf kurabilir. Vakıf, kural olarak vasiyetname yoluyla kurulur. Bağlayıcı olmayan bir ölüme bağlı tasarruftur. Miras sözleşmesine böyle bir hüküm koyulursa, miras sözleşmesinin o kısmı vasiyetname hükmündedir.

Vakıf, yerleşim yeri mahkemesinde tutulan deftere kayıt ile tüzel kişilik kazanır. Ölüm anında, vakıf kendiliğinden kurulmaz. Ama miras bırakanın vasiyetname olarak bıraktığı kısım, resmi senedin yerini tutar.

Vakıf, tüzel kişiliğini kanun hükümlerine uyulmak kaydıyla tescil ile kazanır. Vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa, ilgililerin veya sulh hakiminin bildirimi üzerine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce resen kurulur. 

Miras bırakanın özgülediği mal varlığı, vakfa nakledilir. Baskın görüş, vakfın tüzel kişiliği tescil ile kazanması ama tescilden itibaren malvarlığını miras bırakanın ölüm anına kadar geriye etkili olarak kazandığıdır.

Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın, miras bırakanın borçlarından sorumluluğu özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır.

İkameli Tasarruflar

Ölüme bağlı İkameli tasarruflar kendi içinde ikiye ayrılır. Bunlardan ilki yedek mirasçı atama, ikincisi art mirasçı atamadır.

Yedek Mirasçı

Miras bırakan atadığı mirasçının mirasçı olamaması durumunda, onun yerine mirasçı olabilecek kişiyi ataması durumunda yedek mirasçı vardır. Yedek mirasçı atama belirli mal vasiyetinde de öngörülebilir. 

Yedek mirasçı birden fazla kademeli olabilir. Yani yedek mirasçının mirasçı olamaması halinde, onun yerine de bir yedek mirasçı atanabilir.

Bir kişinin mirasçı olamadığı durumlar şunlardır;

  • Mirasçının miras bırakandan önce ölmesi veya mirası reddetmesi,
  • Mirastan yoksunluk sebeplerinin varlığı, örneğin mirasçının miras bırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemiş olması veya aile hukukundan doğan bir yükümlülüğünü ihlal etmesi.

Miras bırakan, İkameli tasarruf için sadece ölüm gibi bir mirasçı olamama sebebini özel olarak göstermişse, ancak bu sebeple mirasçının mirası alamaması halinde ikameli tasarruf hüküm doğurur.

Yedek mirasçının hakkı, geciktirici bir şarta bağlanmıştır. Bu şart asıl mirasçının mirası bir şekilde elde edememesidir. Bu şart, miras bırakanın ölümünden önce gerçekleşmişse, miras bırakanın ölümü anında yedek mirasçı mirasa hak kazanır.

Art Mirasçı Atama

Miras bırakan, ön mirasçı atadığı kişiyi, miras olarak kalan malvarlığını, belirli bir şart gerçekleştiğinde art mirasçıya geçirmeyi yüklediği ölüme bağlı tasarruf türüdür. 

Art mirasçıya bu şekilde bir yükümlülük yüklenemez. Yani art mirasçılık iki kademelidir. İki kademenin ölüme bağlı tasarruf şekli aynı olmalıdır. Örneğin, ilk tasarruf mirasçı atama ise, ikinci tasarruf da mirasçı atama olmalıdır.

Art mirasçı atama miras sözleşmesi veya vasiyet ile yapılabilir.

Üçüncü kademe bir ölüme bağlı tasarruf yapılmışsa, bu ölüme bağlı tasarruf kanuna aykırılık sebebiyle ölüme bağlı tasarrufun iptali usulüyle iptal edilebilir.

Eğer tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse, miras, ön mirasçının ölümü ile geçer. Miras bırakan bir süre şartı da koyabilir. Örneğin, ölümümden sonra 5 yıl için A’ya, 5’yıldan sonra B’ye şeklinde tasarrufta bulunabilir. Eğer böyle bir süre yoksa, ilk mirasçının ölümüyle art mirasçıya geçer.

Mirasçı atama varsa, her iki mirasçı da külli halef olur. Belirli mal vasiyetinde ise, mala malik oldukları müddetçe cüzi halef olurlar.

 Mirasın art mirasçıdan başka bir mirasçıya geçmesi ölümden başka bir şarta bağlanmış ve şart gerçekleşmeden önce ön mirasçı ölmüşse, art mirasçı güvence göstererek şart gerçekleşmeden ön mirasçının mirasçılarından bu payı alabilir.

 Ön mirasçının miras bırakılan malın sarfında ve idaresinde sorumlu davranma yükümlülüğü vardır. Zira, bu kişinin mirasçılığı bir şekilde geçici bir mirasçılıktır.

 Art mirasçı atanmışsa, ikameli tasarrufun içerdiği malvarlığı, bırakılan oran sulh mahkemesinde bir deftere kaydedilir. Eğer bırakılan belirli bir mal ise, bunun defterinin tutulmasına gerek yoktur.

 Miras bırakan aksini öngörmedikçe, ön mirasçının bir teminat göstermesi istenebilir. Bu teminat rehin, kefalet, banka mektubu olabilir.

 Mirası geçirme yükümlülüğü tapu kütüğüne şerh edilebilir.

 Eğer ön mirasçı güvence göstermezse veya art mirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetilmesine karar verilebilir.

 Art mirasçı, şart gerçekleştiğinde hayatta değilse, mirasa hak kazanamaz. Haliyle, art mirasçının mirasçıları bir hak kazanamayacaktır. Miras kesin olarak ön mirasçıda kalır.

Mirastan Feragat

Mirastan feragat kural olarak sadece miras sözleşmesi ile yapılabilen bir ölüme bağlı tasarruftur. Miras bırakan bir mirasçısı ile karşılıklı veya karşılıksız olarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Mirastan feragat, müstakbel bir mirasçının, miras bırakana karşı ileride doğabilecek miras hakkından vazgeçmesidir.

 Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan için ölüme bağlı tasarruf olması itibariyle, temsilci vasıtasıyla yapılamaz. Feragat eden için sağlararası tasarruf olduğu için genel hükümlere tabidir.

 Feragat kısmı olabileceği gibi, payın tamamından feragat da olabilir. Tam feragatte mirasçılık tamamen ortadan kalktığı için mirasa çağrılmaz. Mirasın borçlarından da sorumlu olmaz. Kısmi feragat eden ise, miras bırakanın borçlarından sorumludur.

 Mirastan feragat sözleşmesi her türlü mirasçı ile yapılabilir.  Bunun sıradan gitmesine gerek yoktur. Zümre sistemi içerisindeki herkesle miras sözleşmesi yapılabilir.

 Bir mirasçı, miras sözleşmesiyle mirasçı naspedilmiş ise, mirastan feragat sözleşmesi ile mirasçılıktan çıkartılabilir.

İvazlı feragat varsa, sözleşmede aksi öngörülmedikçe, sözleşme feragat edenin alt soyu için de hüküm doğurur. Yani bunlar da miras payını alamaz. İvazlı feragatte de bunun aksi kararlaştırılabilir. İvazsız feragatte, feragat edenin yerini alt soyu alacaktır. Bunun aksi ise kararlaştırılamaz.

 Miras açıldığında, tereke borçları karşılamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından ödenmiyorsa, ivazla feragat edenler de son 5 yıl içinde aldığı ivaz miktarınca tereke borçlarından sorumludur.

Feragatin Hükümsüzlüğü

Feragat eden mirasçı, feragatin hükümsüz kalması sonucunda yeniden mirasçı sıfatını kazanır.

 Feragat sözleşmesi bir başkası lehine yapılmışsa ve bu kişinin lehine yapıldığı açıkça kararlaştırılmışsa, lehine yapılan kişi bir şekilde mirasçı olamazsa, feragat sözleşmesi hükümsüz kalır.

 Mirastan feragat eden birisinin lehine olmadan feragat sözleşmesi yapmışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır. Yani miras aynı zümrede kalır. Bunlar mirasçı olamazsa, feragat sözleşmesi yine hükümsüz kalır.

Mirastan Iskat

Mirastan ıskat cezai veya koruyucu ıskat olabilir.

Bu usul saklı paylı mirasçıların mirastan uzaklaştırılması için uygulanır.

Kanunda sayılan şartlardan birisi gerçekleşmişse, bir vasiyetname yoluyla mirasçılıktan çıkarma yapılabilir. Böyle bir tasarruf miras sözleşmesinin içine girmişse, bu bölüm vasiyetname hükmünde olur.

 Çıkarmanın şekil şartı, hakkın vasiyetname yoluyla kullanılmasıdır. Bu ıskat, mirastan çıkarma sebebinin gerçekleşmesiyle kendiliğinden gerçekleşmez. Miras bırakanın bu hususu göstererek veya göstermeyerek mirasçıyı vasiyetname ile mirastan uzaklaştırmalıdır.

 Çıkarma sebebi ölüme bağlı tasarrufta gösterilmelidir. Sebep gösterilmeden yapılan mirastan çıkarma tasarrufları dava açılarak iptal edilebilir. Bu dava tenkis davasıdır. Burada kanuni miras payını değil, sadece saklı payını alır. Sebebin gösterilmesi gerekir ama delillerin eklenmesi zorunluluğu yoktur. 

 Iskat saklı paylı mirasçı, miras bırakanın kendisine veya yakınlarına ağır bir suç işlemişse, mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde veya ağır şekilde ihlal edilmişse mümkündür.

 Buradaki ağır kelimesi ceza hukuku anlamında değildir. Burada, hakim suçun ağır olup olmadığını değil, aile bağını koparacak derecede manevi ağırlığının olup olmadığına ve aynı zamanda fiilen aile bağının kopup kopmadığına bakacaktır. Fiil şikayette bulunulmadığı için takipsiz kalmış olabilir. Ama bu mirastan çıkarma için engel değildir. Fiilin azmettiricisi de mirastan çıkartılabilir.

 Mirasçının yakınları, nişanlısı, arkadaşı veya ailesi olabilir.

 Nafaka borcunun yerine getirilmemesi bu kapsamdadır. Karı koca arasındaki sadakat borcunun ihlali de bu kapsamda sayılabilir. Miras bırakanın çocuğunun onun istemediği bir kişiyle evlenmesi veya farklı bir siyasi görüşe sahip olması ise aile bağını koparan hallerden değildir. Karı ya da koca, eşinin zina yapmasından etkilenmemiş olabilir. Bu durumda aile bağını koparan bir sebep varsa bile, aile bağı bundan dolayı zedelenmemişse ıskat sebebi oluşmamıştır. Yardıma muhtaç ailesine, imkanı olduğu halde bakmayan çocuk mirastan ıskat edilebilir. Bununla birlikte, bakıma ihtiyacı olmayan birisi kendisini ziyaret etmediği için çocuğunu mirastan çıkaramaz. Ticaret kurallarına uygun olarak babasıyla rekabet eden çocuğun ıskatı için yapılan tasarruf iptal edilebilir.

 Tenkis davasının süresinde açılmaması halinde ölüme bağlı tasarruf geçerli hale gelecektir.

 Sebebin çıkarma tasarrufunun yapıldığı anda var olması gerekir. Ama ölüm anında devam ediyor olması gerekmez.

Bir şart olarak kişinin mirastan ıskat edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Örneğin, karım zina yaparsa onu mirastan ıskat ediyorum şeklinde bir tasarruf yapılıp yapılamayacağı tartışmalıdır.

 Miras bırakan aksini göstermedikçe, mirastan çıkartılan kişinin miras payı bu kişinin saklı payı, bu kişi miras bırakan ölmeden çıkartılan kişi ölmüş olsa pay kime geçecekse ona geçer. Örneğin oğlunu ıskat etmiş ve başka bir tasarrufta bulunmamışsa, torununa geçer.

 Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, miras bırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.

 Iskat sebebi hakkında yanılan miras bırakanın tasarrufu iptal edilebilir.

 Borç ödemeden aciz belgesi almış mirasçı, saklı miras payının yarısı için mirasçılıktan çıkartılabilir. Bu payın, çıkarılanın çocuklarına özgülenmesi gerekir.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Yorumu

Ölüme bağlı tasarruflar, miras bırakanın açık olmayan iradesini de içerebilir. Bu tasarrufların yorumu için ikili bir ayrım yapılır. Miras sözleşmeleri ve vasiyetnameler farklı usullerle yorumlanır. 

Miras sözleşmeleri tipik sözleşmelerken, vasiyetname tek taraflı bir tasarruftur.

Bu sebeple vasiyetname yorumu yapılırken, irade prensibi göz önüne alınır. Hiç olmayan bir tasarruf, yorum yoluyla vasiyetnameye dahil edilemez. Şekil şartlarına uygun olmayan ve bu sebeple geçerli olmayan bir vasiyetname, yoruma uygun değildir.

 Vasiyetnamenin yorumunda, vasiyetname içi ya da dışı olgulardan bahsedilir ve bunlardan faydalanılır. Miras bırakan vasiyetnamesinde yeğenine yazlık evini vasiyet etmiştir, ancak aynı adda iki tane yeğeni olduğu için ortada karışıklık vardır. Vasiyetnamenin yorumu yapılır ve vasiyetnamedeki iradenin asıl niyeti belirlenir.

 İlk prensip favor testamenti, vasiyetname lehine yorumdur. Vasiyetnamenin geçerliliği, mümkün olduğunca korunmalıdır. Vasiyetnameyi ayakta tutacak olan yorum tercih edilmelidir. Medeni Kanun’da bu prensibin bir örneği vardır.

“Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık yanılma hâlinde miras bırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.”

 Tasarruflar genel olarak kanuni miras paylarına uygun olarak yorumlanır.

 “Aksini arzu ettiği tasarruftan anlaşılmadıkça, miras bırakanın tereke malını bir mirasçıya özgülemesi, vasiyet olmayıp sadece paylaştırma kuralı sayılır.”

Bir tasarrufun muayyen mal vasiyeti mi yoksa mirasçı atama mı olduğu anlaşılamıyorsa, bırakılan malın değerine bakılır. Tereke tek maldan oluşuyorsa ve bu mal bırakılmışsa veya bırakılan malın değeri terekede önemli bir oran teşkil ediyorsa mirasçı atanmış olduğu varsayılır.

Miras sözleşmelerinde yorum güven kuralına göre yapılır. Miras bırakanın karşı tarafa yaptığı irade beyanına, hal ve şartlara göre karşı taraf hangi anlamı verecek idiyse, ona göre yorum yapılır.

Ölüme Bağlı Tasarrufların HükümsüzlüğüÖlüme Bağlı Tasarrufların Kendiliğinden Hükümsüzlüğü

Eşlerin birbiri lehine ölüme bağlı tasarrufları, evlilik ölüm dışında sona ererse, aksi tasarrufta belirtilmiş olmadıkça hükümsüz olur.

Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kişi, miras bırakandan önce ölürse ölüme bağlı tasarruf hükümsüz olur. Yedek mirasçılık ve art mirasçılık bunun istisnasıdır.

Lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kimse mirastan yoksun olursa, ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Ölüme bağlı tasarruf geciktirici şarta bağlanmış ama bir türlü şart gerçekleşmemişse, ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Ölüme Bağlı Tasarrufların Davayla İptali

İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati olan alacaklı veya vasiyet alacaklısı davayı açabilir.

 Ölüme bağlı tasarruf ehliyet yüzünden sakatsa iptal edilebilir.

 Ölüme bağlı tasarruf, hata, hile, ikrah sebebiyle sakatsa iptal edilebilir. Vasiyetnamelerde her türlü hata ölüme bağlı tasarrufun iptalini sonuçlar. Diğer işlerde saik hatası işlemin iptal edilmesini gerektirmezken, esaslı olmayan hatalar işlemin iptal edilmesini gerektirmezken, vasiyetnamenin iptaline sebep olurlar. Örneğin, miras bırakan mirastan ıskat sebebi olduğuna inanarak bir mirasçısını mirastan çıkarmışsa, ama aslında bu sebep oluşmamışsa, bu hata işlemin iptalini gerektirir. Miras sözleşmelerinde Borçlar Kanunu’nun hataya ilişkin hükümleri geçerlidir. Vasiyetnamelerdeki kural uygulanmaz. Cebir manevi bir cebir de olabilir. Miras bırakanın bir sırrının ifşa edileceği söylenerek ölüme bağlı tasarrufa yöneltilmesi buna bir örnektir.

 Tasarrufun içeriği, koşulları veya yüklemeleri kanuna veya ahlaka aykırı ise ölüme bağlı tasarruf iptal edilebilir.

Tasarruf kanunda öngörülen şekillerden birine uyulmadan yapılmışsa, iptal edilebilir. İmzayı içermiyorsa, el yazılı vasiyetname daktiloyla yazılmışsa vs. vasiyetname şekil noksanlığı sebebiyle iptal edilebilir.

 Ölüme bağlı tasarrufun sakatlığı bütün tasarrufları etkilemiyorsa, sadece bu sakat kısım iptal edilir.

 Dava sakatlığın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılır. Dava herhalde mirasın geçtiği andan itibaren kötüniyetli mirasçılara karşı 20 yıl içinde, iyiniyetli mirasçılara karşı ise herhalde 10 yıl içinde açılabilir.

 Miras bırakanın ehliyetsizliği mirasçılar tarafından defi olarak ileri sürülebilir. Bu şekilde, mirasçılar ifayı reddedebilir.

21.01.2013

Saklı Paylı Mirasçılar

Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.

Saklı pay altsoy için yasal miras payının yarısı, ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri, sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçüdür. 

Mirasçılık ve mirasın geçişi konusunda hangi hükmün uygulanacağını tespit için ölüm olayının tarihine bakılır. Eğer ölüm 2002’den önce gerçekleşmişse eski kanun uygulanır. Ayrıca 2007 yılında kardeşler saklı paylı mirasçılıktan çıkartılmıştır. Bundan önce gerçekleşen ölümlerde kardeşler de saklı paylı mirasçı olacaktır.

Iskat veya mahrumiyet sebebi varsa, saklı paylı mirasçı mirası reddetmişse saklı pay ortadan kalkar.

Kanunda gösterilen saklı paylı mirasçılarının mirasçılarına saklı pay sirayet etmez.

Eski Medeni Kanun’da azaltılmış saklı pay kurumu vardı. Terekenin yarısından fazlası kamu hizmeti görecek bir vakıf kurulumuna tahsis edilmişse, saklı paylar kanunda sayılan hisselerin üçte ikisi oranında olarak kabul edilmekteydi. Bu husus yeni Medeni Kanun’dan kaldırılmıştır.

Karı kocanın mal rejimleri saklı paya etki eder. Mal rejimi, evliliğin ölümle sona ermesi üzerine tasfiye edilecektir.

Eşler arasında geçerli olan mal rejimi mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı ise saklı pay hesabını değiştiren bir özellik yoktur. Edinilmiş mallara katılma rejiminde ve mal ortaklığı rejiminde ise bu husus saklı pay hesaplarına etki eder. Öncelikle mal rejimi tasfiye edilir. Sağ kalan eşin ölen eşten mal rejimi alacağı ve ölen eşe olan mal rejimi borcu takas edilir. Ortaya çıkan artı veya eksi değer terekeye girer. Daha sonra terekenin paylaştırılmasına girişilir. Artı değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir. Yani eş isterse sağ kalan eşe edinilmiş malların tamamını bırakabilir. Bu durumda tereke ölen eşin kişisel mallarını içerir. Bu anlaşma eşlerin ortak olmayan çocuklarını ve onların saklı paylarını etkilemez.

Terekenin Hesaplanması

Öncelikle terekeden çıkarılacak değerler hesaplanır. 

İlk olarak, mirasbırakanın borçları terekeden çıkarılır. Bu borçların geçerli olmaları ve henüz ifa edilmemiş olmaları yeterlidir. Muaccel olmaları gerekli değildir. Vasiyet borçları terekeden indirilmez. Mirasbırakanın ölümü ile sona eren borçlar terekeden indirilmez. 

Evlilik içinde kabul edilen mal rejimi edinilmiş mallara katılma ise, sağ kalan eşin artık değere katılma alacağı terekeden indirilecektir. 

İkinci indirilecek olan husus, cenaze giderleridir. Bu giderler başka kimseler tarafından yüklenilemeyeceği için terekeden indirilir. Giderler, mirasbırakanın dinine ve sosyal yaşantısına göre örf ve adete uygun masraflar indirilir. Terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri de indirilir.

 Mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir. Bu kişilerin mirasçı olması aranmaz. Aynı evde yaşıyor olma ve miras bırakan tarafından bakılma şartları birlikte aranır. Bu kişilerin kendilerine bakabilecek durumda olmaları önemli değildir.

 Bütün bu değerler çıkarıldıktan sonra terekeye eklenecek hususlar hesaplanır.

Öncelikle denkleştirmeye tabi tasarruflar eklenir. Belli şartlar altında başka kişilere yapılmış kazandırmalar terekeye iade edilir. Buna göre mirasbırakanın kanuni mirasçılarına sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tabi oldukları ölçüde terekeye eklenir.
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir. Mirasbırakan aksini belirtmişse bu tasarruf denkleştirmeye değil tenkise tabi olur.
Denkleştirmeye tabi olup da mirasçı kanuni mirasçılık sıfatını kaybedip denkleştirmeden kurtulan tasarruflar tenkise tabi tutulur. Bu tasarruflar terekeye eklenir. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da geri verilmemek kaydıyla alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi terekeye eklenir.

Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar terekeye eklenir. Bunlar ivazlı miras sözleşmeleridir. Yani alınan ivaz, terekeye eklenecektir. Bunun için ivazın ödenmiş olması gerekecektir.

Ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar bu tasarruflardandır.
Mirasbırakanın serbestçe dönebilme hakkını saklı tuttuğu tasarruflar da terekeye eklenir.

Bağışlama değil de satış işlemi yapılmış ama edimler arasında açık orantısızlık varsa, edimler arasındaki fark terekenin aktifine eklenir. Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri için de bu uygulanır.

Muvazaalı bir satışla gizlenmek istenen bağışlama sözleşmesi varsa bir nitelikli muvazaa vardır. Görünüşteki işlem muvazaa sebebiyle geçersizdir. Temeldeki işlem, işlem için özel şekil öngörülmüş ve buna uyulmamışsa geçersizdir. Eğer şekil öngörülmemişse veya öngörülen şekle uyulmuşsa temeldeki işlem geçerlidir. Bu geçerli işlem terekeye eklenir ve tenkise tabi olabilir. İşlemlerin muvazaalı olduğu, her türlü delil ile ispatlanabilir. Bu durumda mirasçılar tapu sicilinin düzeltilmesi davası açabilir. Saklı payı olsa da olmasa da tüm mirasçıların bu davayı açma hakkı vardır.

Mirasbırakanın sağlığında sağlararası tasarrufla kurduğu vakıf kurma tasarruflarının konusu da terekeye eklenir. Bunlar terekeye eklenince saklı paylara bir tecavüz olduğu tespit edilirse, vakıf tenkise tabi kısmı iade eder. Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakıf kurma tasarrufları terekeye eklenemez ama tenkis edilebilir.

Mirasbırakanın, saklı payları etkisiz kılmak için yaptığı açık olan kazandırmalar da terekeye eklenir. Burada bir süre öngörülmemiştir. Saklı payı etkisiz kılmak amacıyla yapılan bağışlamanın veya diğer türlerde hukuki işlemlerin konusu terekeye eklenir ve gerekiyorsa tenkis edilir. Kastın mirasbırakanda bulunması yeterlidir. Karşı tarafın amaca katılmış olması aranmaz. İşlemin yapılmış olduğu zamana bakılır. Zaman geçtikçe tereke küçülür ve tasarruf saklı payı ihlal eder hale gelirse de tasarruf tenkise tabi olmaz.

Mirasbırakan tarafından ve üçüncü kişi yararına yapılan hayat sigortasının alım bedeli terekeye eklenir. Terekeye eklenecek olan, mirasbırakan yaşasaydı ve poliçeyi iade edecek olsaydı alacak olduğu bedeldir.

Ret, Çıkarılma, Feragat Ve Mirastan Yoksunluğun Tasarruf Nisabına Etkisi

Bir yasal mirasçının mirası reddetmesi halinde, mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilir. Yani şemada üstü tek çizgiyle çizilir.

Mirastan ıskat halinde, mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça mirasçı sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilir ve bu kişinin saklı payı mirasbırakanın tasarruf nisabına eklenir. Çıkarılan kimsenin mirasçısı mirasbırakanın saklı paylı mirasçısı ise, ıskat edilenin payı onlara geçer.

Mirastan feragat ivazlı veya ivazsız olabilir. İvazlı feragat varsa, ivaz da terekeye eklenir. İvaz tenkise tabidir. Saklı pay ve tasarruf nisabı, feragat eden hiç çıkmamış gibi hesaplanır. En sonunda feragat edenin saklı payı tasarruf nisabına eklenir. Mirasbırakan saklı paylı mirasçılarından birisini ivazla feragat ettirmişse, hesap ıskattaki gibi yapılır. İvazlı feragat söz konusu ise ve aksi öngörülmemişse altsoy da bir şey isteyemez. İvazsız feragat eden saklı paylı mirasçının hesabının ıskattaki gibi mi retteki gibi mi yapılacağı tartışmalıdır.

Mirastan yoksunluktaki kişinin de retteki gibi mi yoksa ıskattaki gibi mi olacağı tartışmalıdır.

Mirasbırakanın Tasarruflarının Tenkisi

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı ölüme bağlı tasarruflar tasarruf nisabını aşıyorsa, saklı payı aştığı için terekeye eklenir ve tenkise tabidir.

Tenkis davası açılır ve kazanılırsa mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu tenkise tabi kazandırmaların taraflarından tasarruf nisabını aşan kısmı geri alınabilir.

Tenkis davası mirasbırakanın ölümü halinde açılabilir. Mirasbırakan ölmeden önce tasarruf nisabını açıkça ihlal edecek şekilde tasarruflarda bulunmaya başlamışsa bile saklı paylı mirasçılar bir şey yapamaz. Ancak kısıtlılık sebepleri varsa kısıtlanması mümkündür.

Tenkis davasının tarafları saklı payı ihlal edilen saklı paylı mirasçılardır. Vasiyeti tenfiz memuru bu davayı açamaz. Saklı paylı mirasçı kısıtlı ise yasal temsilcisi de davayı açabilir. Saklı paylı mirasçının lehine bir sağlararası ölüme bağlı tasarruf yapılmışsa veya denkleştirmeye tabi bir tasarruf yapılmışsa, tenkis davasında bu tasarruf da dikkate alınır.

Mirasbırakan sağlığında mirasını saklı paylı mirasçılar arasında paylaştırmaya yönelik tasarruflarda bulunmuşsa, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça bunun bir taksim kuralı olduğu kabul edilir.

Saklı paylı kişinin aciz belgesi almış alacaklıları ve iflas dairesi de tenkis davasını açabilir. Miras açıldıktan sonra alınan aciz vesikası tenkis davası açma imkanı vermez. Borçlu iflas etmiş ise her alacaklı değil, ancak iflas masası davayı açabilir. Bunun için davayı açabilecek alacaklı veya davayı açabilecek iflas masası borçluya tenkis davası açması için ihtar çekerek uygun bir süre verir. Bu ihtardan önce davayı kendisi açamaz. Eğer sürenin faydalı olmayacağı anlaşılıyorsa bu sürenin verilmesine gerek yoktur. Davayı ancak tahsil edemedikleri kısım için tenkis davası açmaları mümkündür. Mirasbırakan tarafından açılmış dava kasten takip edilmemişse alacaklılar yine de dava açabilir.

Davalılar mirasbırakanın mirasçıları veya son bir yıl içinde mirasbırakandan bağışlama ile mal kabul etmiş kişiler ve onların mirasçılarıdır. Davalı elindeki kazandırmayı bir başka kişiye devretmişse üçüncü kişiye başvurulamaz. Eğer devreden ve devralan üçüncü kişi kötüniyetli ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre bu kişilere karşı da dava açılabilir.

Dava açılma süresi en erken ölümden başlar. Kendi saklı paylarının ihlal edildiğini öğrenen saklı paylı mirasçı haklarının zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 yıl içinde davayı açmalıdır. Vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılması tarihinden itibaren, miras sözleşmelerinde mirasın açılması tarihinden itibaren 10 yılda dava açma hakkı düşer. Bu süre hak düşürücü bir süredir.

Tenkis iddiası, defi yoluyla da her zaman ileri sürülebilir.

Tenkiste Sıra

Mirasbırakan tasarruflarıyla saklı payları ihlal etmekteyse, saklı payları aşan kısım için tenkise gidilebilir. Eğer bu tek bir tasarruf ile yapılmışsa tenkiste sıra problemi ortaya çıkmaz. Birden fazla ölüme bağlı tasarruf ve sağlararası kazandırma varsa hangisinin önce tenkis edileceği sorunu ortaya çıkar. Buna göre önce ölüme bağlı tasarruflardan başlanır, daha sonra sağlararası kazandırmalara geçilir. Sağlararası kazandırmaların tarihinde yeni işlemden eskiye doğru gidilir. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

Eğer bağışlamanın ölümden sonra ifa edileceği belirtilmişse bu ölüme bağlı bir tasarruf hükmündedir.

Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları saklı payı karşılıyorsa, ölüme bağlı tasarrufların nasıl tenkis edileceği sorun teşkil eder. Bu sorun, ölüme bağlı tasarruflar orantılı olarak tenkis edilerek çözülür. Örneğin, mirasbırakan üç adet ölüme bağlı tasarruf yapmış ve bu tasarrufların toplamı saklı payı ihlal ediyor olsun. Bu halde, tasarruflar orantılı olarak tenkis edilir.

Mirasbırakan tenkis sırasını ölüme bağlı bir tasarruf ile değiştiremez. Ancak ölüme bağlı tasarruflar için kendi aralarında bir sıra tasarrufu koyabilir. Örneğin, yukarıdaki üç tasarruftan önce hangisinin tenkis edileceğini belirtebilir. Bu düzenlemeler saklı payların elde edilememesine sebep oluyorsa bu hükümler de uygulanmaz.

Ölüme bağlı tasarruf saklı paylı mirasçı lehine yapılmışsa ve bu tasarruf diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal ediyorsa, saklı payı aşan kısım tenkise tabidir.

Ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilmiş ama halen saklı paylar elde edilememişse sağlararası kazandırmaların tenkisine geçilir. Sağlararası tasarrufların en yeni tarihlisinden en eskisine doğru gidilir. Ölüme en yakın olan tasarrufun konusu geri alınır. Eğer saklı pay sağlanamamışsa, bir sonraki tasarrufa gidilir. Kazandırıcı işlemin mi yoksa ifa işleminin mi dikkate alınacağı tartışmalıdır. Sağlararası tasarrufun tarihi tespit edilemiyorsa bunlar ölüme bağlı tasarruflar gibi orantılı olarak tenkise tabi tutulurlar.

Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

Tenkisi Özellik Taşıyan Bazı Kazandırmalar

Vasiyet edilen şey bir misli eşya ise veya bir miktar para ise, tenkisi söz konusu olduğunda geri alınan şeyin tenkise tabi olmayan kısmı vasiyet alacaklısına geri verilir. Eğer tenkisi söz konusu olan şey bölünemeyecek veya bölünürse değerini kaybedecek bir eşya ise, vasiyet alacaklısının seçimlik iki imkanı vardır. Bunlardan birincisi tenkisi gereken kısmın bedelini ödeyerek malı alıkoymak, ikincisi tasarruf edilebilir kısmın değerini istemektir. Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de uygulanır.

Tereke hesaplanırken, vasiyet konusu mirasbırakanın ölümü anındaki değerden girer. Ne kadarının tenkis edileceği seçim hakkının kullanıldığı tarihteki değere göre hesaplanır.

Davalının seçim hakkını kullanmaması halinde seçim hakkı davacıya geçer. Seçim hakkı bir kez kullanılmak ile sona erer.

Terekenin hesabında intifa veya irat kazandırmalarının değerinin ve bundan ne kadar kazanç elde edilebileceğinin parasal olarak hesaplanması gerekir. Eğer bu değer tasarruf nisabı aşıyorsa tenkis söz konusu olur. Burada mirasçılara bir seçimlik hak tanınmıştır. Mirasçılar tasarruf nisabı sayılan bedeli vererek yükümlülüğün kaldırılmasını isteyebilir veya tenkis ettirebilir.

Bir kişiye ivazlı miras sözleşmesiyle kazandırmada bulunulmuşsa ve daha sonra kazandırılan konunun tenkisi istenebilir. Tenkis istenirse, bu kişi de karşılık olarak verdiği ivazı tenkis oranında geri isteyebilir.

İvazlı feragat söz konusuysa, feragat edene ödenen ivaz tenkis edilebilir. Bu durumda feragat edenin saklı payını aşan kısım dikkate alınır. Bu durumda kişi isterse diğer mirasçıların saklı paylarını aşan kısmı geri verir, isterse tamamını geri vererek paylaştırmaya mirasçı olarak dönebilir.

Vasiyet konusu bir yüklemeyle birlikte vasiyet edilmişse, vasiyet konusu tenkis edilirse kişi yüklemenin de tenkisini isteyebilir.

Ön mirasçı saklı paylı ise ve bir art mirasçı atama söz konusuysa, saklı paylı mirasçı art mirasçıya geçirmesi gereken kısım kendi saklı payına zarar veriyorsa bunun tenkisini isteyebilir.

Kendisine tenkisine tabi bir sağlararası kazandırma yapılan kimse, miras geçtiği anda elinde ne varsa onu iade eder. Ancak bunun için iyiniyetli olması gerekir. Aksi halde, kötü niyetli zilyedin geri verme borcu hükümleri uygulanır. İyiniyetin tespiti somut olaya göre yapılır.

Denkleştirme

Denkleştirmeye tabi tasarruflar terekeye eklenir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı tasarruflardan biri denkleştirmeye tabi ise bunun tamamı terekeye eklenir. Tenkise tabi olduğunda ise sadece tenkise tabi kısım terekeye eklenir.

Denkleştirme yükümlüsü ve denkleştirme isteyen her zaman kanuni mirasçılardır. Tenkis ise saklı paylı mirasçılar tarafından istenir ve üçüncü kişilerden de istenebilir. Tasarruf yapıldığı anda kanuni mirasçı olmasa da ölüm anında bu sıfata sahipse bu kişiden denkleştirme istenebilir. Miras bırakanın ölümü anında kanuni mirasçılık sıfatı kaybolmuşsa bu kişiden denkleştirme istenemez. Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer.

Denkleştirmeye tabi olanlar birinci, ikinci, üçüncü zümre, eş ve evlatlıktır. Altsoy dışındaki kanuni mirasçılar, mirasbırakanın ölümü halinde kural olarak karşılıksız, kendileri lehine tasarruf edilmiş malları terekeye iade etmek zorunda değildir. Ancak mirasbırakan tasarrufu yaparken ölümü üzerine tasarruf konusunun terekeye iade edilmesi gerektiğini gösteren bir şart koymuş ise, diğer mirasçıların talebi üzerine mal terekeye döndürülür.
Atanmış mirasçılar denkleştirme borçlusu veya alacaklısı değildir.

Mirasbırakanın altsoya bıraktığı mallar denkleştirmeye tabidir. Ancak mirasbırakan tasarrufunda bunun aksini kararlaştırılabilir.

Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer.

Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.
Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.

Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.

Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.
Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri aşan kısım için mevcuttur. Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.

Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir.

Mirastan Yoksunluk

Mirastan yoksunluk yasal ve atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları için söz konusu olabilir. Mirastan yoksunluk ıskat ile benzerlikler taşımasına rağmen sebepleri ve şartları açısından birbirlerinden farklıdır.

Iskat için mutlaka bir ölüme bağlı tasarruf şarttır. Yoksunluk için ölüme bağlı tasarruf gerekmez. Kanundaki sayılan sebeplerden birisi gerçekleşince yoksunluk kendiliğinden gerçekleşir.

Iskat sadece kanuni mirasçılar için geçerlidir. Yoksunluk ise atanmış mirasçılar ve vasiyet alacaklıları için de geçerlidir.

Af halinde yoksunluk ortadan kalkar. Çıkarılmada böyle bir hüküm yoktur. Çıkarılmada da yoksunluk hükmünün kıyasen uygulanması tartışmalıdır.
Iskat ve yoksunluğun sebepleri birbirinde farklıdır.

Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler mirastan yoksun olur. Kast olmadan sayılan fiilleri ihmalle işleyenler veya hukuka uygun olarak bu fiilleri kasten işleyenler mirastan yoksun olmaz. Suça teşvik edenler ve yardımcı olanlar da mirastan yoksun kalacaktır. Fiil teşebbüs aşamasında kalmış ve mirasbırakan fiil üzerine yoksunluk konusunda bir tasarrufta bulunmamışsa, bunun zımni bir af sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler mirastan yoksun olur. Geçici olarak kayıplar bu maddenin kapsamına girmez. Çünkü geçici olarak kaybedenler daha sonra ıskat tasarrufunda bulunabilir.

Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler mirastan yoksun olur. Burada yapmasını sağlamak, geri almasını sağlamak, yapmasını engellemek, geri almasını engellemek şeklinde dört fiil düzenlenmiştir. Bu dört ihtimal aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla gerçekleşmiş olmalıdır.

Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar mirastan yoksun olur.

Mirasçıların açılmış olan butlan davasını devam ettirmesi halinde evlenmenin butlanına karar verilirse, eski eş mirastan yoksun olur.
Boşanan eşler, birbirlerinin mirasından yoksun olur.

Yoksunluk nispidir. Yoksun bırakmaya neden olacak fiilli kim işlediyse o şahıs mirastan uzaklaşır. Ama kanuni mirasçılıkta mirastan yoksun olan kişinin altsoyu onun payını alır. Vasiyet alacaklısı veya atanmış mirasçı varsa bu tasarruf hükümsüz olur.

Mirastan yoksunluk miras bırakanın affı ile ortadan kalkar. Af, mirasbırakandan kaynaklanmalıdır. Hüküm giymiş bir şahsın ceza affına neden olması mirasbırakanın yoksunluğuna etki etmez. Af tasarrufunda bulunurken ayırt etme gücü aranır.

Öldürme, temyiz kudretinden yoksun bırakılma, ölüme bağlı tasarrufun ölümden sonra ortadan kaldırılması hallerinde af mümkün olmayacaktır.

Miras Payının Devri

Miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır. Miras payının devri açılmış ve açılmamış mirasta farklıdır.

Açılmamış miras payının devri, müstakbel mirasçının kendisine düşme ihtimali olan miras payını bir başka mirasçıya veya üçüncü bir kişiye bırakmasıdır. Mirasbırakan bu sözleşmeye katılmalı veya izin vermiş olmalıdır. Mirasbırakan katılmadığı için veya izin vermediği sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.

irasbırakanın onayı devir sözleşmesinden sonra da verilebilir. Kanunda bu sözleşme için şekil öngörülmemiştir. Mirasçılardan birisi diğer bir mirasçıya devrediyorsa bu sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılmasının yeterli olduğu, diğer sözleşmelerde noterde yapılmasının gerekli olduğu kabul edilmektedir. Bu sözleşme devralan için bir alacak hakkı doğurmaktadır. Mirasa bağlı diğer haklar halen devredendedir. Devralan, sadece devreden miras paylaşımından payı aldıktan sonra muaccel olacak bir alacak hakkı elde etmiştir. Devralan, miras ortaklığına girmez.
Açılmış miras payı üzerinde devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılabilir. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.

Terekede taşınmaz mallar bulunsa dahi, tereke hakkında yapılan adi yazılı sözleşme veya üçüncü kişiye devirde noterde yapılan sözleşme yeterli olacaktır.

Yargıtay bir içtihadı birleştirme kararında, mirasçılar arasındaki sözleşmelerde bir münferit malın devir sözleşmesinin de konu olmasını kabul etmiştir. Mirasçılar ile üçüncü kişiler arasındaki sözleşmede bu mümkün olmayacaktır.

Açılmış tereke üzerinde ve mirasçılar arasında yapılan sözleşmede, genel kanaat devredenin miras ortaklığından çıktığı yönündedir. Açılmış terekede mirasçılarından biri ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmede sözleşmeyi yapan kişi miras ortaklığından çıkmaz. Açılmamış terekede devreden miras ortaklığından çıkmaz.

Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.

Açılmış veya açılmamış miras payı rehne konu olamaz. Ancak hacze konu olabilir. Hacizli alacaklı hakimde paylaştırmaya bir kayyım atanmasını isteyebilir.

Yorum ekle

Yorum yazmak için tıklayınız!

Araç çubuğuna atla