Gündem

Osman Kavala dahil 9 sanık Gezi Parkı Davası’nda beraat etti, 7 sanığın dosyaları ayrıldı.

Gezi Parkı olaylarını organize ettikleri iddiasıyla yargılanan 9 sanık hakkında 18.02.2020 tarihli duruşmada beraat kararı verildi. Ancak cezaevinden tahliyesi beklenen dava sanıklarından Osman Kavala, hakkında 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında gözaltı kararı çıkarılması nedeniyle tahliye olamadı.

Soruşturma ve Dava Süreci

Gezi Parkı soruşturma dosyası 18 Ekim 2017’de işadamı Osman Kavala’nın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla aralandı. 

Kavala’nın tutukluluğunun birinci yılında Kasım 2018’de dosyada ikinci dalga gözaltılar geldi. Gözaltına alınanların birçoğu serbest bırakılırken sivil toplum kuruluşu çalışanı Yiğit Aksakoğlu tutuklandı.

Şubat 2019’da soruşturma tamamlanıp iddianame açıklandığında Kavala, yaklaşık 500 gündür tutukluydu. İddianameyle birlikte şüpheli sayısı da 16’ya çıktı.

Davanın ilk duruşması 24 ve 25 Haziran 2019’da Silivri Cezaevi yerleşkesinde yapıldığında Kavala 20 aydır tutukluydu. Yiğit Aksakoğlu’nun serbest bırakıldığı duruşmada mahkeme başkanı, Kavala’nın da ev hapsiyle serbest bırakılması yönünde görüş bildirdi. Kavala, oy çokluğuyla tahliye edilmedi.

Gezi Parkı davasında şu ana kadar altı duruşma yapıldı. 6 Şubat’ta duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

18 Şubat 2020 Salı günü Silivri Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yapılan yedinci duruşmada mahkeme, 9 sanık hakkında beraat kararı verdi.

Gezi Parkı davasında kimler yargılanıyordu?

Sanıklar şöyle: Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman, Can Atalay, Yiğit Aksakoğlu, Çiğdem Mater Utku, Mine Özerden, Ali Hakan Altınay, Ayşe Pınar Alabora, Memet Ali Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Emekçi ve Yiğit Ali Ekmekçi.

Yargılananlara hangi suçlamalar yöneltiliyordu?

ddianamede Gezi Parkı protestoları “bir darbe kalkışması” olarak tanımlıyor. 16 sanık temelde, “protestoları örgütlemek ve finanse etmekle” suçlanıyor.

Sanıklara yöneltilen suçlamalardan bazıları;

  • “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme”
  • “Mala zarar verme”
  • “Nitelikli mala zarar verme”
  • “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi”
  • “İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme”
  • “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet”
  • “Nitelikli yağma”
  • “Nitelikli yaralama”
  • “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet”ti

Savcılığın iddiası ne idi?

İddianame 2013’te Gezi Parkı eylemleri sürerken Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın (KOM) hazırladığı rapora dayanıyor. Raporda, Kavala’nın üyesi olduğu Açık Toplum Vakfı’nın George Soros bağlantılı Açık Toplum Enstitüsü’ne yakın olduğu yazıyor. Enstitünün bazı ülkelerde isyan başlattığı savunuluyor. Sivil itaatsizlik yönteminin uygulayıcısı Ivan Maroviç’in Mısır’da olduğu bir tarihte Memet Ali Alabora’nın da orada olduğu belirtilerek, Alabora’nın sonrasında sahnelediği ‘Mi Minör’ adlı oyunla halkı galeyana getirmeye çalıştığı öne sürülüyordu.

Savcılığın suçlaması da bu iddianın üzerinde yükseliyor ve Kavala’nın 80 ilde milyonlarca kişinin katıldığı eylemleri finanse ettiği iddia ediliyordu. 

Sanıklar hakkında hangi cezalar istendi?

Davada 16 sanığın ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapisleri istendi.

Sanıklar için istenen toplam ceza 47 bin 520 yıldı.

Davada müştekiler kimlerdi?

İddianamede 746 müşteki yer alıyordu.

Müştekilerin başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 61. hükümetin bakanları var.

61. hükümetin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Dönemin Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ ve Emrullah İşler; dönemin Ulaştırma, Denizclik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler de müştekiler arasında.

Son olarak Gezi eylemleri sırasında darp edilerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’a ölümcül tekmeyi attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan’ın davaya müdahil olma talebi “zarar gördüğü” gerekçesiyle Aralık ayındaki duruşmada kabul edildi.

Kararın ardından Ali İsmail Korkmaz’ın abisi Gürkan Korkmaz, Mevlüt Saldoğan’ın kardeşine ölümcül tekmeyi attığını ve mahkemede sanığın kendisini “Vurduğum kişi Ali İsmail Korkmaz değildi. Ben devletimi savundum” şeklinde savunduğunu hatırlatmış ve şunları söylemişti:

“Mevlüt Saldoğan’ın Ali İsmail’i öldüren tekmeleri sonucu ayağı inciniyor, çünkü o kadar sert vurmuş ve hastaneye gidip rapor almış. Şimdi de o aldığı rapora istinaden ‘Gezi sürecinde ben de eylemlerden mağdur oldum’ deyip müşteki olmuş. Mahkeme de maalesef bu adamın katılım talebini kabul etmiş.

“Oysa Mevlüt Saldoğan eyleminden ötürü ceza almış ve cezası da Yargıtay tarafından onanmıştı. Böyle bir kişinin çıkıp yargılamaya katılması ne akla, mantığa ne de adalete sığar.”

Suçlamalara karşı hangi deliller gösterildi?

Kavala’ya yöneltilen eylemleri finanse etme iddiasına ilişkin Gezi Parkı’na sandviç, poğaça, plastik masa-sandalye ve ses sistemi gönderdiği belirtiliyor. Kavala da bunu inkar etmiyor. Diğer deliller telefon görüşmeleri, mesajlar ve yurtdışı seyahatleri.

Tutuksuz yargılanan kişilerin suç işlediğine ilişkin iddianın arkasında ise tweet atmak, basın açıklaması yapmak, avukatlık görevini yerine getirmek, şiddetsiz eylem toplantısına katılmak gibi eylemler yer alıyor. Bunlara ek olarak ‘duran adam’ eylemi, ‘piyano çalan adam’ ve ‘yeryüzü iftarları’ da suç eylemi olarak yansıtılıyor.

Duruşmalarda neler yaşandı?

24 Haziran 2019’daki ilk duruşmada Kavala’nın avukatı Prof. Dr. Köksal Bayraktar ve Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan, Kavala’nın tutuklanmasından 16 ay sonra açıklanan 660 sayfalık iddianamede 312. maddeyi ihlal eden bir suç olmadığını ve zaten ‘Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ suçundan ihraç edilmiş veya ceza almış kişilerce hazırlandığını vurguladılar.

Gezi davasının iki gün süren ilk celsesi Osman Kavala’nın tutukluğunun devam etmesi ve Yiğit Aksakoğlu’nun tahliye edilmesi ara kararıyla sona erdi. Bir avukatın sorusuyla oy çokluğuyla verildiği öğrenilen kararın gerekçesi açıklanmadı.

18 Temmuz’daki duruşmada mahkeme Başkanı Mahmut Başbuğ, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına oy çokluğuyla karar verildiğini açıkladı.

Dava boyunca ilk defa söz alan Pınar Alabora ve Memet Ali Alabora’nın avukatı müvekkillerinin can güvenliği sebebiyle yurtdışında olduğunu belirtti. İfadelerinin istinabe yoluyla alınmasını talep etti. Alabora çiftinin ifadesinin istinabe yoluyla ifadesinin alınması talebi reddedildi.

24 Aralık’taki duruşmada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala hakkında, tutukluluğunun insan hakları ihlali olduğu gerekçesiyle derhal salıverilme kararı vermesi nedeniyle Kavala’nın serbest bırakabileceğine dair bir beklenti vardı.

Fakat Kavala tahliye edilmedi.

Mahkeme hükmüne gerekçe olarak, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘derhal serbest bırakılmalı’ kararının kesinleşmemesini”, “suçun vasfını ve katalog suçlardan olmasını” ve “tutuklamanın ölçülü olmasını” gösterildi.

Osman Kavala, karar sonrası bir açıklama yayımladı.

28 Ocak’taki duruşmada avukatlar dosyada ‘ihbarcı’ olarak yer alan eski asker ve TKP’nin eski üyesi Murat Papuç’un dinlenmesiyle ilgili usul hatası yapıldığını belirterek mahkeme heyetinin reddini istedi. Mahkeme bu talebi reddederken müdafii avukatlar salonu terk etti. Avukatlara alkışlarla destek veren izleyiciler salondan çıkartıldı.

TKP “Murat Papuç’un ifadesi olarak dosyaya konulmuş olan bölüm tek kelimeyle zırvadır. Esasen 2015 yılında TKP üyeliği sonlandırılan Papuç’un sağlıklı bir ruh durumunda olmadığı, artık bir politik kişilik olarak hareket etmediği bilinen bir şeydir” açıklamasında bulunmuştu.

Duruşma sonunda Kavala tahliye edilmedi, bunun gerekçesi olarak da “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleşmediğinin bildirilmiş olması” gösterildi.

AİHM ne karar verdi?

AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğa itirazını öncelikli olarak görüştü ve Türkiye’nin birden fazla hak ihlali tespit etti.

Mahkeme, Kavala’nın özgürlüğünün haksız yere kısıtlandığını, esas amacın onu susturmak olduğunu belirtti.

Mahkeme ortada makul şüphe olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma suçlaması için bahane edilen eylemlerin bir insan hakları savunucusunun normal eylemleri olduğuna hükmetti.

AİHM yargının etkin bir şekilde işlemediğini, OHAL nedeniyle artan iş yükünün kabul edilebilir bir gerekçe olmadığını kararlaştırdı.

Mahkeme Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılması için gerekli olan her şeyi yapması ve Kavala’yı derhal serbest bırakması gerektiğine hükmetti.

AİHM kararı neden uygulanmadı?

Bu karar, Türk yargısı tarafından “henüz kesinleşmediği” için uygulanmadı.

Karar, 10 Aralık’ta açıklandı ve verildiği tarihten üç ay sonra kesinleşiyor.

Bazı yorumculara göre mahkeme bu yüzden bugünkü duruşmada karar açıklamayı planlıyor. Aksi takdirde Kavala’nın serbest bırakılması gerekecek.

Daha önce eski HDP lideri Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davada da benzer bir seyir olmuştu. AİHM’in serbest bırakma kararının ardından Demirtaş hakkında hüküm verilmiş, böylece Demirtaş’ın yasal statüsü tutukludan hükümlüye dönüştüğü için AİHM’in kararını uygulama zorunluluğu kalmamıştı.

Mahkeme heyetinin yapısı dava başladıktan sonra değişikliğe uğradı mı?

Evet. 24 ve 25 Haziran 2019’da yapılan ilk duruşmada ve 18 ve 19 Temmuz 2019’da yapılan ikinci duruşmada mahkeme başkanı Mahmut Başbuğ’du. Başbuğ, her iki duruşmanın ara kararına Kavala’nın ev hapsine alınarak tahliye edilmesi gerektiği yönünde muhalefet şerhi düştü. İkinci duruşmanın ardından Mahmut Başbuğ, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnamesiyle aynı mahkemenin diğer heyetinin başkanlığına getirildi, heyetin diğer üyesinin de yeri değiştirildi. Başkan Başbuğ’un yerine Galip Mehmet Perk, üye hakimin yerine de Talip Ergen getirildi. İlk duruşmada hem Kavala hem de Aksakoğlu için ‘tutukluluğun devamı’ yönünde oy kullanan kıdemli üye Ahmet Tarık Çiftçioğlu’nun ise yeri değiştirilmedi.

Yeni heyetin duruşmalardaki tavrı, sözleri, ruh hali nasıl?

Galip Mehmet Perk başkanlığındaki heyet, 8 Ekim 2019’da yapılan üçüncü duruşmada yargılamaya katıldı. Perk, o gün yargılananları yeniden sorguladı. Onlara yönelttiği sorularda Gezi Parkı eylemleri için ‘vandallık’ ifadesini kullandı. 

Heyet, o gün savcılığın tanığı Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi Murat Papuç’u mahkemede dinlemeye karar verdi ve 24 Aralık 2019’da yapılacak bir sonraki duruşmaya çağırdı. Papuç, ‘can güvenliği’ gerekçesiyle mahkemeye gelmedi. Heyet de avukatlara haber vermeden yeni bir duruşma yaparak Papuç’u özel olarak dinledi.

Bu gelişmelerden sonra Twitter’da mahkeme başkanının adıyla açılmış bir hesap olduğu fark edildi. Hesaptan Berkin Elvan’a ‘terörist’ diyen bir başka kullanıcının tweet’i beğenilmişti. Söz konusu durum basına yansıyınca Perk, hesabın kendisine ait olmadığını söyledi ve hesap ertesi gün kapandı. 

Yeni heyetin yargılamaya katılmasından sonra Ali İsmail Korkmaz’a ölümcül tekmeyi vuran polis Mevlüt Saldoğan, davaya mağdur olarak kabul edildi. Saldoğan iddianamede müşteki olarak yer alıyordu. Ali İsmail’in annesi Emel Korkmaz bu duruma tepki gösterince mahkeme başkanı Perk, “Taş atılmış, o yüzden mağdur” dedi.

Avukatlar, bu gelişmeler nedeniyle 28 Ocak’taki beşinci duruşmada heyeti reddetti. Heyet bunu da reddedince avukatlar ve izleyiciler alkışlarla salonu terk etti. Başkan Perk, salonda hiçbir avukat kalmamasına rağmen Kavala’yı sorguladı. 

Dava dosyasında Fetullahçı yapının etkisi var mı?

Hem de en başından itibaren. Gezi Parkı soruşturması kaçak durumda bulunan savcı Muammer Akkaş tarafından başlatıldı. Dinleme ve fiziki takip kararlarını darbe girişiminden sonra tutuklanan ve ihraç edilen hakimler Menekşe Uyar ve Süleyman Karaçöl verdi. Kavala’nın ve Aksakoğlu’nun tutuklu bulunduğu dönemde dosyadaki Fetullahçı yapı etkisi gündeme gelmişti. Savcılık, bunun üzerine iddianamede “Tüm deliller ve tapelerin yeniden kıymetlendirilmesi yaptırıldı ve örgütün dosya üzerindeki tüm etkileri ortadan kaldırıldı” ifadesine yer vermişti. Açıklanan esas hakkındaki mütalaada aynı açıklamaya yer verildi.  

Buna ek olarak 15 Haziran 2013’te KOM Daire Başkanlığı’nca hazırlanan Gezi Parkı eylemleriyle ilgili rapor da suçlamalara dayanak olarak gösteriliyor. Söz konusu yazı dönemin KOM daire başkanı 1’inci sınıf emniyet müdürü Mehmet Yeşilkaya tarafından hazırlandı. Yeşilkaya, darbe girişiminin ardından  ‘FETÖ’ suçlamasıyla tutuklandı. Yeşilkaya’nın yazdığı yazıyı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç teslim aldı. Ardıç da ‘FETÖ’ suçlamasıyla tutuklu.

Hazırlanan iddianamede şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızın soruşturma safahatı sonunda ve özellikle 2016 yılı sonrasında soruşturmaya konu tüm delillerin ve özellikle de tapelerin tamamının yeniden kıymetlendirilmesinin yaptırıldığı, bu nedenle de iddia edildiğinin aksine dosyanın dış etkilerden ve bahsi geçen örgüt militanlarının dosya üzerindeki tüm etkilerinin ortadan kaldırıldığı hususunun da izahı zaruret arz etmiştir.”

Bu açıklamada yer alan “yeniden kıymetlendirme” ifadesi tartışmaları büyüttü.

Sanıklardan Avukat Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Özgür Karaduman savunmasında, “Fethullahçı çetenin hazırladığı tutanak ve tapelerin ‘yeniden kıymetlendirilmesi’yle hazırlanan bir iddianamenin savunmasını yapıyoruz” dedi.

Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın avukatı Fikret İlkiz ise “İddianamenin son kısmında delillerin yeniden kıymetlendirildiği yazıyor. Kim yaptı bu kıymetlendirmeyi? Ceza Muhakemesi Kanunu açısından ‘kıymetlendirme’ nedir? Yeniden kıymetlendirme hangi Ceza Muhakemesi Kanununda var? Hukuksuz ve yasadışı dinlemelerle oluşturulan, toplanan delillerin izahını yapmamak için bu açıklama yapılmış. Bu yüzden biz bu iddianamenin dilini anlamadık ama genel felsefî duruşunu anladık” ifadelerini kullandı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise davanın ilk duruşmasının görüldüğü 25 Haziran 2019’da yaptığı konuşmada “Önceden FETÖ’cü bürokratların hazırladığı iddianameler vardı, beraat verildi. Aradan bir süre geçti, ‘demokratik hakkınızı niye kullanıyorsunuz’ diye intikam almak için aynı iddianameleri ‘yeniden kıymetlendirme’ diye kullanmaya başladılar” diye konuştu.

Gezi Parkı davasında karar ne oldu?

Davada sanıklar Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Mehmet Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden’in beraatine karar verildi.

Mahkeme heyeti beraat gerekçesini, sanıklar hakkında söz konusu suçlardan hukuka uygun somut ve kesin delil bulunmaması olarak açıkladı.

Heyet ayrıca tek tutuklu sanık Osman Kavala’nın başka suçtan hükmü olmaması halinde tahliye edilmesine hükmetti ve yurtdışında bulunan sanıkların dosyasının ayrılmasına karar verdi.

Sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora hakkında çıkarılan yakalama kararları kaldırılırken, “ifadelerinin alınmasına yönelik” ayrı ayrı yakalama emri çıkarılmasına karar verildi.

Osman Kavala, Gözaltında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi Parkı eylemleri davasında beraat ettirilen ve hakkında tahliye kararı verilen Osman Kavala hakkında 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında yeniden gözaltı kararı verdi.

Kavala, hakkında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir başka soruşturma kapsamında ‘anayasal düzeni bozmaya teşebbüs’ suçlamasıyla İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. (Kaynaklar 123 )


Recommend0 recommendationsPublished in Gündem
Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Ücretsiz olan sitemizin gelişimi için reklam gelirleri, takdir edeceğiniz üzere önem arz etmektedir. Bu nedenle reklam engelleyici programınızı kapatmanızı rica edeceğiz.