PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kıdem Tazminatı



ankahukuk
30 Temmuz 2012, 17:18
İhbar ve Kıdem Tazminatında Esas Alınacak Ücret (http://www.ankahukuk.com/forum/yargi-kararlari/ihbar-ve-kidem-tazminatinda-esas-alinacak-ucret/msg263/#msg263)
ÖZET: Davacı vekili, davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesi ile fark ücret ve diğer işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış ve davanın kabulüne dair karar bu davadan önce kesinleşmiştir. Davacı işçi ilk açtığı kıdem ve ihbar tazminat davasında, fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminatını kısmen talep etmiş ve yargılama sırasında bu ücrete göre belirlenen tüm tazminatı ıslah ile arttırmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde Toplu İş Sözleşmesine göre belirlenecek ücrete göre tazminat isteğini saklı tuttuğuna göre, ilk kesinleşen davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez.

Y.9.HD. E: 2010/ 1409 K: 2011/9747 T: 04.04.2011

Davacı vekili, davalı işveren hakkında açtıkları ilk davada hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatının bordrodaki ücret üzerinden tespit edildiği, ancak davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiğini belirterek, tazminata esas ücretin değişmesi halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma davasının sonuçlandığını, ücretin değiştiğini,

fark kıdem ve ihbar tazminatı doğduğunu belirterek, belirlenen ücrete göre fark kıdem ve ihbar tazminatının davalı işverenden tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalı vekili, davacının tüm alacağının kesinleşmiş yargı kararı ile ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının bu dava ile talep edilen doneme ilişkin kıdem ve ihbar tazminatını Dörtyol İş Mahkemesine açtığı 2001/186 esas sayılı dava da talep ettiği, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu ve daha sonra davayı ıslah ederek müddeabihi arttırdığı ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı, aynı çalışma dönemine ilişkin olarak yeniden kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, ilk davada tazminatın fiilen ödenen ücret üzerinden belirlendiğini, oysa davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma ihtimali nazara alınarak haklarının saklı tutulduğunu, yargılama sırasında ise miktar yönünden ıslah edildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

Belirtmek gerekir ki, tarafları aynı, dava konusu ve sebebi aynı olan iki davanın bulunması halinde, davalar derdestse iki davadan, biri kesinleşmiş ise yanı konuda kesin hükmün varlığından söz edilir. Kesin hüküm bir dava şartıdır.

Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Dava konusunun aynı olması için istenen tüm alacağın hüküm altına alınması veya eksik istenmiş ise dava ve talep haklarının saklı tutması gerekir.

Dosya içeriğine ve kesinleşen kıdem ve ihbar tazminatı dosyasındaki dava dilekçesine göre davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça "davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanma ihtimali bulunduğunu, tazminatlarının belirlenecek ücrete göre değişeceğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş, yargılama sırasında fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminat miktarlarını ıslah ile arttırmış ve arttırılan miktarla hüküm altına alınmıştır. Bu arada davacı vekili, davacının Toplu İş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesi ile fark ücret ve diğer işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış ve davanın kabulüne dair karar bu davadan önce kesinleşmiştir.

Davacı işçi ilk açtığı kıdem ve ihbar tazminat davasında, fiilen ödenen giydirilmiş ücrete göre belirlenen kıdem ve ihbar tazminatını kısmen talep etmiş ve yargılama sırasında bu ücrete göre belirlenen tüm tazminatı ıslah ile arttırmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde Toplu İş Sözleşmesine göre belirlenecek ücrete göre tazminat isteğini saklı tuttuğuna göre, ilk kesinleşen davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez. Islah dilekçesinde bu isteğin tekrar saklı tutulmasına gerek yoktur.

Zira ıslah edilen miktar fiilen ödenen ücrete göre belirlenen tazminatlardır. Davanın konusu değişmemiştir. Davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/04/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 00:56
9. Hukuk Dairesi 1990/4588 E., 1990/7673 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"




T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1990/4588
K. 1990/7673
T. 21.6.1990


ÖZET : 3008 sayılı İş Kanununun 1. maddesine göre; fikri faaliyeti bedeni
faaliyetine üstün olan işçiler, İş Kanunu anlamında işçi değildirler. Bu
nedenle, İş Kanununa dayanan hak iddiasında bulunamazlar. Dolayısıyla İş
Kanununa dayanarak kıdem tazminatı isteyemezler. Her ne kadar 1475 sayılı İş
Kanununun 14. maddesinin değişik hükmüne göre kamu kuruluşlarından emekli
olan işçinin evvelce TC. Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak geçmiş hizmeti
kıdem tazminatında gözönüne alınabilmekte ise de, bu yasada açık hüküm olması
nedeniyledir.


(3008 s. İş K. m. 1)


Davacı, davalıya şehven ödenen kıdem tazminatının geri alınmasına karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


3008 sayılı İş Kanununun 1. maddesine göre; fikri faaliyeti bedeni faaliyetine
üstün olan işçiler, İş Kanunu anlamında işçi değildirler. Bu nedenle İş
Kanununa dayanan hak iddiasında bulunamazlar. Dolayısı ile İş Kanununa
dayanarak kıdem tazminatı isteyemezler. Hen ne kadar 1475 sayılı İş Kanununun
14. maddesinin değişik hükmüne göre kamu kuruluşlarından emekli olan işçinin
evvelce TC. Emekli Sandığı Kanununa tabi olarak geçmiş hizmeti kıdem
tazminatında nazara alınabilmekte ise de, bu yasada açık hüküm olması
nedeniyledir. Borçlanılan askerlik hizmetinin kıdem tazminatı hesabında
nazara alınması ise, yasanın yorumu sonucu Yargıtay İçtihatları ile kabul
edilmiştir. Oysa, 3008 sayılı İş Kanununun dönemindeki fikir işçilerinin
hizmet süreleri için kıdem tazminatı verileceğine dair her hangi bir yasa
hükmü olmadığı gibi bu yolda bir Yargıtay İçtihadıda mevcut değildir. Bu
itibarla, kıyaslama ile 3008 sayılı Kanun dönemindeki fikir işçiliği için İş
Kanununa dayanılarak kıdem tazminatı verilebileceğinin kabulü doğru değildir.
Davalının 12.8.1967 tarihinden önceki çalışması fikri faaliyete dayandığına
göre, sözü edilen döneme ait kıdem tazminatına hak kazanamaz. Bu itibarla
belirtilen dönem için davalıya ödenen kıdem tazminatının istirdadı isteğinin
yazılı şekilde reddi isabetsiz olup bozmayı gerektir-miştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),

ankahukuk
28 Eylül 2012, 00:57
9. Hukuk Dairesi 1990/5890 E., 1990/9679 K.


HİZMET AKDİ
KIDEM TAZMİNATI
YILLIK ÜCRETLİ İZİN
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1990/5890
K. 1990/9679
T. 27.9.1990




ÖZET : Davacının işçilikteki hizmet aktinin sona erme tarihi, işçilikten
sözleşmeli personel statüsüne geçtiği tarihtir. Bu itibarla, kıdem tazminatı
hesabında bu tarihteki tavan sınırının gözönünde tutulması gerekir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazarı yerinde değildir.


2- Davacının işçilikteki hizmet aktinin sona erme tarihi, işçilikten
sözleşmeli personel statüsüne geçtiği 15.7.1988 tarihidir. Bu itibarla, kıdem
tazminatı hesabında 15.7.1988 tarihindeki tavan sınırının gözönünde tutulması
gerekir. Sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken ayrıldığı 14.7.1989
tarihindeki tavan sınırına göre hesap yapılması yanlıştır. Keza, yıllık izin
ücretinin hesabında da işçilikteki hizmet aktinin sona erdiği tarihin dikkate
alınması gerekir. Zira, kanundaki son ücret kavramı işçilikteki hizmet
aktinin feshi veya sona erdiği tarihteki ücreti ifade eder.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.9.1990
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 00:58
9. Hukuk Dairesi 1990/12432 E., 1990/12654 K.


FAİZ ALACAĞI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1990/12432
K. 1990/12654
T. 29.11.1990


ÖZET : Sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan
ödeme almak amacıyla işakdini fesheden işçinin kendisine aylık bağlanması
için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa
müracaatta bulunduğunu işvrene belgelemesi şarttır. İşverenin kıdem tazminatı
ödeme yükümlülüğü fesihten itibaren geriye gitmemek kaydıyla, bu belgenin
kendisine verildiği tarihten başlar. Faiz ödeme yükümlülüğü de anılan
belgenin verildiği tarihten itibaren geçen süre için söz konusudur.


(1475 s. İş K. m. 3, 14/1)


Davacı, kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeniyle faiz alacağının tahsiline
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin, 1. bendinin 4. fıkrası hükmünce
hizmet akdine bağlı bulundukları kanunla kurulan kurum ve sandıklardan
yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacı ile
işakdini fesheden işçinin aynı Kanunun 3. bendi gereğince kendisine aylık
bağlanması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya
sandığa müracaat etmiş olduğunu işverene belgelemesi şarttır. İşverenin kıdem
tazminatı ödeme yükümlülüğü fesihten itibaren geriye gitmemek kaydı ile bu
belgenin kendisine verildiği tarihten itibaren başlar. Faiz ödeme yükümlülüğü
de belgenin verildiği tarihten itibaren geçen süre için söz konusu olur.
Dosyadan, bu belgenin davalıya verildiğini ve verilmişse, hangi tarihte
verildiği anlaşılamamaktadır. Bu husus üzerinde durulup belgenin verildiği
tarih tesbit edilmeden fesih tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması
doğru değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.1990
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 00:58
9. Hukuk Dairesi 1990/11218 E., 1991/2414 K.


İKİNCİ KEZ ALINACAK KIDEM TAZMİNATININ HESABI
YAŞLILIK AYLIĞI
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1990/11218
K. 1991/2414
T. 18.2.1991




ÖZET : İkinci kez alınacak kıdem tazminatının hesabında, ancak emekli olduktan
sonraki çalışma süresi için kıdem tazminatı istenebilir. Kıdem tazminatı
ödenen emeklilikten önceki çalışma süresi, kıdem tazminatı hesabına katılarak
yeniden hesap yapılamaz.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile fazla çalışma parasının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sepelere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, bağlı bulunduğu SSK.'dan yaşlılık aylığı almak amacı ile hizmet
akdini feshetmiş ve gerçekten o tarihte SSK.'nca kendisine yaşlılık aylığı
bağlanmış, işveren tarafından da emeklilik tarihine kadar gerçekleşen kıdem
tazminatı ödenmiştir. Emekli olduktan sonra aynı işyerinde, işçi olarak
çalışmasını sürdürmüş ve 1988 yılına kadar çalıştıktan sonra akdi
feshedilmiştir. Bu durumda davacı, ancak emekli olduktan sonraki çalışma
süresi için kıdem tazminatı isteyebilir. Kıdem tazminatı ödenen emeklilikten
önceki çalışma süresi kıdem tazminatı hesabına dahil edilerek yeniden hesap
yapılamaz. Mahkemenin bu hesap tarzını benimseyerek ve emekli olduğu tarihte
ödenmiş olan kıdem tazminatını mahsup ederek hüküm kurmuş olması doğru
değildir. Kıdem tazminatı ödenen sürenin birleştirilmek suretiyle hesap
yapılması ve ödenenin tenzili sadece işverenin daha az kıdem tazminatı ödemek
amacı ile hareket etmiş olması hali için söz konusudur. Olayda işverenin
böyle bir amaç ve davranışı yoktur. Bu itibarla davacının sadece emekli
olduktan sonraki çalışma süresi için kıdem tazminatı hesap edilerek bu süre
için bulunan miktara karar vermek gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.2.1991
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 00:59
9. Hukuk Dairesi 1990/12848 E., 1991/6573 K.


BİLDİRİMSİZ FESİH HAKKI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"




T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1990/12848
K. 1991/6573
T. 26.3.1991




ÖZET : İşveren, içkili olarak kamyon kullanan ve işyerine içkili halde gelen
davacının iş aktini fesihte haklı olmakla, davacı kıdem tazminatı alamaz.


(1475 s. İş K. m. 14, 17, 77)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası
ile bayram ve hafta tatili gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 1475 sayılı İş Kanununun 77. maddesinin (A) fıkrasına göre, işyerine sarhoş
olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki kullanmak yasaktır. Aynı Kanunun 17.
maddesinin II. bendinin (Ç) fıkrası da, işçinin 77. maddeye aykırı hareket
etmesi halinde, işverene bildirimsiz fesih hakkı vermektedir. Davacının
içkili olarak kamyon kullandığı ve işyerine içkili olarak geldiği dosya
içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, işveren iş aktini fesihte haklı olup
davacı kıdem tazminatı alamaz.


3- Tanık sözlerine göre, davacının dini bayram günlerinin tamamında
çalışmadığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen bütün günlerinde çalışmış gibi hesap
yapılarak hüküm tesisi doğru değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.3.1991 gününde
oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:00
9. Hukuk Dairesi 1991/3406 E., 1991/10053 K.


HİZMET SÜRESİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/3406
K. 1991/10053
T. 1.7.1991




ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 14.maddesinin 6. fıkrası uyarınca, kıdem
tazminatının T.C Emekli Sandığı'na tabi olarak geçen hizmet süresine ait
kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malulluk aylığının başlangıç
tarihinde T.C Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emekli
ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, davalıya fazla ödenen kıdem tazminatının tahsiline karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.


Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı idare, davacı emekli olurken kendisine T.C Emekli Sandığı'na tabi
olarak geçen hizmet süresi için hataen işçilikte geçmiş gibi
değerlendirilerek kıdem tazminatı ödendiğini bildirerek fazlaya ait ödeme
için geri alma isteğinde bulunmuştur.


Gerçekten 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, kıdem
tazminatının T.C Emekli Sandığı'na tabi olarak geçen hizmet süresine ait
kısmı için ödenecek miktar yaşlılık veya malulluk aylığının başlangıç
tarihinde T.C Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emekli
ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu hükme göre davacının T.C
Emekli Sandığı'na tabi olarak geçen hizmet süresine ait tazminat
memuriyetteki hizmet süresi itibariyle tesbit edilecek derece ve kademesinin
emekli olduğu tarihteki T.C Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine
göre karşılığı olan gösterge için öngörülen ikramiye kadar olması
gerekecektir. Hükme esas alınan raporda ise bilirkişi aynı kanun maddesinin
13. fıkrası hükmünce mütalaada bulunmuştur ki, bu fıkranın olay ile doğrudan
bir ilişkisi yoktur. 13. fıkrada, işçiye ödenecek yıllık kıdem tazminatı
miktarının tavanı gösterilmiştir. İşçinin memuriyetteki derece kademesi
karşılığı alabileceği ikramiye miktarı bu sınırın altında olabilir. Şu
durumda az önce açıklanan şekilde hesap yapılarak sonucuna göre bir karar
verilmesi gerekirken yanlış bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edilmiş
olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebebten (BOZULMASINA), peşin
alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1.7.1991 gününde
oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:01
9. Hukuk Dairesi 1991/6126 E., 1991/10066 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/6126
K. 1991/10066
T. 10.7.1991




ÖZET : İhbar ve kıdem tazminatı hesabında, davacının önceki kamu kuruluşunda
geçen hizmet süresinin son kamu kuruluşundaki hizmet süresi ile
birleştirilmesi mümkün değildir.


(1475 s. İş K. m. 13)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


İşçinin değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi
suretiyle ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi, hizmet akdinin son kamu
kuruluşundan yaşlılık veya malullük aylığına yada toptan ödemeye hak
kazanması halinde mümkündür. Olayda, hizmet aktinin bu sebeplerden herhangi
biriyle değil, 1475 sayılı İş Kanununun 13. maddesine göre fesih edildiği
anlaşılmaktadır. Bu durumda, ihbar ve kıdem tazminatı hesabında davacının
önceki kamu kuruluşunda geçen hizmet süresinin son kamu kuruluşundaki hizmet
süresi ile birleştirilmesi mümkün değildir. Kuruluşlardan birinden diğerine
geçerken nakile muvafakat edilmiş olması durumu değiştirmez. Bu husus
gözetilmeksizin hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.7.1991 gününde
oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:02
9. Hukuk Dairesi 1991/7479 E., 1991/12500 K.


KIDEM TAZMİNATI (TUTUKLULUK)
TAZMİNATSIZ FESİH HAKKI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/7479
K. 1991/12500
T. 26.9.1991




ÖZET : Davacının hizmet akti, işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan
tutuklanması üzerine feshedilmiştir. Bu hal, Yargıtay içtihatlarına göre 1475
sayılı İş Kanununun 17/II'deki tazminatsız fesih nedenlerinden
sayılmamaktadır.


(1475 s. İş K. m. 17/II)


Davacı, kıdem tazminatı ile hizmet ikramiyesinin ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, ilamda yazılı şekilde karar vermiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edimekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının hizmet akti, işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan tutuklanması
üzerine fesh edilmiştir. Bu hal, Yargıtay içtihatlarına göre 1475 sayılı İş
Kanununun 17/II'deki tazminatsız fesih nedenlerinden sayılmamaktadır. Bundan
başka tutukluluk nedeniyle devamsızlık da aynı maddenin III. bent hükmüne
göre zorlayıcı sebeblerden kabul edilmektedir. Bu durumda kıdem tazminatına
karar vermek gerekir. Aksine düşünce ile yazılı şekilde kıdem tazminatı
isteğinin reddine karar verilmiş olması doğru değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.9.1991 gününde
oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:03
9. Hukuk Dairesi 1991/6572 E., 1991/11352 K.


KIDEM TAZMİNATI
PRİM ÖDENEN SÜRE
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/6572
K. 1991/11352
T. 9.9.1991




ÖZET : Davacının, çıraklık okulunda iken, yaz tatillerinde işçi olarak
çalıştırılıp sigorta primi ödenen sürelerin kıdem tazminatı hesabında nazara
alınması doğrudur.


(1475 s. İş. K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının, çıraklık okulunda iken, yaz tatillerinde işçi olarak çalıştırılıp,
sigorta primi ödenen sürelerin kıdem tazminatı hesabında nazara alınması
doğrudur. Bunun dışında kalan ve sonradan çıkarılan 3351 sayılı Kanuna göre
borçlanılan çıraklık okulunda geçen sürelerin kıdem tazminatı hesabına dahil
edilmesi ise doğru değildir. Zira, çıraklık okulunda geçen süreler hizmet
akdine dayanamamaktadır. Daire içtihadı bu yönde oluşmuştur.


O halde, 3351 sayılı Kanuna göre borçlanılan sürelere ait isteğin reddine
karar vermek gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
9.9.1991 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:04
9. Hukuk Dairesi 1991/12099 E., 1991/9594 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/12099
K. 1991/9594
T. 12.9.1991


ÖZET : Raporlu olarak geçen sürenin, İş Kanununun 17. maddesinin 1. bendinin
(b) fıkrasının 2. paragrafında öngörülen kısmının da, kıdem tazminatı
hesabında nazara alınması gerekir.


(1475 s. İş. K. m. 17)


Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının 11.7.1988-1.12.1988 tarihleri arasında raporlu olarak geçen
sürenin İş Kanununun 17. maddesinin 1. bendinin (b) fıkrasının 2.
paragrafında öngörülen kısmının da kıdem tazminatı hesabından nazara alınması
gerekir.


3- İş müfettişi raporunda, TİS. hükmüne göre beher hizmet yılı için 40 gün
üzerinden ve yevmiye 9010 TL.'den kıdem tazminatı hesap edilmesi gerektiği
belirtilmiş, davacı da hükme esas alınan bilirkişi raporuna bu yönlerden
itiraz etmiştir. Şu halde fesih tarihinde yürürlükte bulunan TİS.
getirtilerek bu hususlarda inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
12.9.1991 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:05
9. Hukuk Dairesi 1991/13132 E., 1992/675 K.


4/10195 SAYILI KARARNAME
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/13132
K. 1992/675
T. 28.1.1992




ÖZET : Davacının 4/10195 sayılı Kararnameye tabi olarak çalıştığı süre,
emeklilikte kıdem tazminatı hesabına dahil edilemez.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatı ile teminde güçlük zammı alacağının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 4/10195 sayılı Kararnameye tabi personel işçi niteliğinde sayılmaz. Davacı,
4/10195 sayılı Kararnameye tabi olarak çalıştığı sürede işçi sayılamayacağına
ve T.C Emekli Sandığı Kanununa da tabi olmadığına göre, sözü edilen
Kararnameye tabi olarak çalıştığı süre, 1475 sayılı İş Kanununun 14.
maddesinin 4. fıkrası hükmünce, emeklilikte kıdem tazminatı hesabına dahil
edilemez. Bu husus gözözünde tutulmaksızın, anılan sürenin kıdem tazminatına
dahil edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.


3- Teminde güçlük tazminatının müktesep hak teşkil etmeyeceği, gerek 1982,
gerekse 1986 yılı yönetmelik ve yönetmelik eki kararlarda açıkça
belirtilmiştir. Davacı da tahsil durumu itibariyle 10 eksiltmeyle yapılan
ödemeyi 1986 yılından itibaren emekli olduğu 16.1.1990 tarihine kadar
itirazsız kabul edegelmiş ve bu husus iş şartı halini oluşturmuştur. Bu
nedenle kazanılmış hak ihlalinden de söz edilemiyeceğinden temindeki güçlük
tazminatına karar verilmiş olması doğru değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.1.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:06
9. Hukuk Dairesi 1991/12581 E., 1992/741 K.


KIDEM TAZMİNATI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ EMEKLİ SANDIĞINA TABİ HİZMET SÜRESİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/12581
K. 1992/741
T. 30.1.1992




ÖZET : Kıdem tazminatının, T.C Emekli Sandığı'na tabi olarak geçen hizmet
süresine ait kısmı için ödenecek miktar emeklilik ikramiyesi için öngörülen
miktardan fazla olamaz.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı noksan ödenen kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının 1970-1973 yılları arasında T.C Emekli Sandığı Kanununa tabi
olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin 6.
fıkrasına göre, kıdem tazminatının T.C Emekli Sandığı'na tabi olarak geçen
hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık ve maluliyet
aylığının başlangıç tarihinde T.C Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki
hükümlerine göre, emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
Bu husus gözönünde tutulmaksızın anılan süre işçilikte geçmiş gibi kıdem
tazminatı hesabı doğru değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.1.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:07
9. Hukuk Dairesi 1991/12816 E., 1992/824 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/12816
K. 1992/824
T. 31.1.1992




ÖZET : Davacının; sağlık kurulu raporunda kronik şizofreni hastalığına musap
olduğu ve çalışmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.


1475 sayılı İş Kanununun 16/b fıkrası, işçiye bildirimsiz fesih hakkı
tanımıştır. Böyle olunca, ihbar tazminatı gerekmez ise de davacı kıdem
tazminatına hak kazanır.


(1475 s. İş K. m. 16/b)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı; istifa dilekçesi vermek suretiyle işinden ayrılmışsada, bu istifasının
işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulması nedenine dayandığının kabulü
gerekir. Zira, dosyadaki sağlık kurulu raporunda davacının kronik şizofreni
hastalığına musap olduğu, bu haliyle çalışmasının mümkün olmadığı
belirtilmiştir. Bu durum, 1475 sayılı İş Kanununun 16. maddesinin sağlık
sebepleri başlığını taşıyan (b) fıkrasındaki işçiye bildirimsiz fesih hakkı
tanıyan hali oluşturur. Böyle olunca, ihbar tazminatı gerekmez ise de davacı
kıdem tazminatına hak kazanır. O halde, kıdem tazminatına karar vermek
gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.1.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:08
9. Hukuk Dairesi 1991/13049 E., 1992/1301 K.


KIDEM TAZMİNATI
MEVSİMLİK İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/13049
K. 1992/1301
T. 13.2.1992




ÖZET : İş akdinin davacı tarafından feshedildiği anlaşılmakta isede, davalı
İdarenin dahi mevsimlik işin başlangıç ve bitim tarihlerini belirleyemediği
anlaşılmaktadır.


Bir işçinin, ücret ödenmeden her an emre amade belketilmesi yaşam gereklerine
uygun düşmez. Böyle olunca iş aktini fesihte davacıyı haklı görerek kıdem
tazminatına karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 16/II-e)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmekle; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, davalı İdarede 1976-1988 yılları arasındaki işyerindeki işin gereği
aralıklı olarak çalışmış ve 20.2.1989 tarihinde başka bir işverene ait
işyerinde daimi işçiliğe geçmiştir. Davacı, işe çağrılmadığı için daimi
nitelikte iş bulduğunu bildirerek kıdem tazminatı istemiştir.


Mahkemece, davacının başka yerde iş bulup ayrılmış olması nedeniyle davanın
reddine karar verilmiştir.


Gerçekten olayda, iş akdinin davacı tarafından feshedildiği anlaşılmakta ise
de, uzun yıllar mevsimlik iş adı altında geçici ve düzensiz aralıklarla bu
çalışma ortamında çalıştırıldığı, iş oldukça çağrılıp iş bitince çalışmasına
ara verildiği, yılın hangi mevsimlerinde iş çıkıp çıkmıyacağının belli
olmadığı, davalı İdarenin dahi mevsimlik işin başlangıç ve bitim tarihlerini
belirleyemediği anlaşılmaktadır. Bunu, İş Kanununun 16/II. bendinin (e)
fıkrasındaki iş şartlarının esaslı bir tarzda değişmesi, başkalaşması veya
uygulanmaması tarifine uygun bir durum olarak kabul etmek gerekir. Hakkaniyet
te bunu icabettirir. Bir işçinin, ücret ödenmeden her an emre amade
bekletilmesi yaşam gereklerine de uygun düşmez. Böyle olunca, iş akdini
fesihte davacıyı haklı görmek ve gerçekleşecek olan kıdem tazminatına karar
vermek gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.2.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:09
9. Hukuk Dairesi 1991/13903 E., 1992/2261 K.


BORÇLANILAN ASKERLİK SÜRESİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/13903
K. 1992/2261
T. 27.2.1992




ÖZET : Borçlanılan askerlik süresi için evvelce kıdem tazminatı ödenip
ödenmediği tereddüde yer vermiyecek şekilde açıklığa kavuşturulmak ve ona
göre bir karar vermek gerekir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmekle dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılarla toplanan delillere ve kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının şahsi sicil dosyasındaki belgelere göre, emeklilik sebebiyle iş
akdinin feshinde borçlanılan askerlik süresinde hesaba dahil edilerek kıdem
tazminatı ödendiği izlenimi hasıl olmaktadır. Durum böyle ise, borçlanılan
askerlik süresi için yeniden kıdem tazminatı hesaplanarak hüküm altına
alınması doğru olmaz. Şu halde, borçlanılan askerlik süresi için evvelce
kıdem tazminatı ödenip ödenmediği tereddüde yer vermiyecek şekilde açıklığa
kavuşturulmak ve ona göre bir karar vermek gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.2.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:10
9. Hukuk Dairesi 1991/14330 E., 1992/2485 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/14330
K. 1992/2485
T. 2.3.1992


ÖZET : Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için bir tam yıl çalışma şartının
gerçekleşmesi gerekir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı; ihbar, kıdem tazminatı ve ikramiye ile fazla çalışma parasının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre davacının tüm temyiz itirazları ile davalının
aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, dava dilekçesinde isteğine başkaca bir açıklık getirmeksizin
davalıya ait işyerinde 11.10.1988 ile 18.4.1989 tarihleri arası 8 ay 3 günlük
çalışması için kıdem tazminatı istemiştir. 1475 sayılı İş Kanununun 14.
maddesine göre, kıdem tazminatına hak kazanabilmek için bir tam yıl çalışma
şartının gerçekleşmiş olması gerekir. Murisin belirttiği çalışma süresi bir
tam yılı doldurmamıştır. Bu nedenle, kıdem tazminatına hak kazanamayacağından
kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekir.
S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.3.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:11
9. Hukuk Dairesi 1992/2893 E., 1992/3270 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
KÖTÜNİYET TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/2893
K. 1992/3270
T. 23.3.1992


* İHBAR, KIDEM VE KÖTÜNİYET TAZMİNATI


ÖZET : 2822 sayılı Yasanın 45. maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 17/II-g fıkrası
uyarınca iş aktinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Olayın bu cereyan şekline
göre işveren fesihte haklı olup, kıdem ve kötüniyet tazminatı isteyemez.


(2822 s. TSK. m. 45)(1475 s. İş K. m. 17/II-g)


Davacı; ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatıyla sosyal haklardan doğan alacağın
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve tanık sözlerinden davacının 19.2.1990 günü
saat 08.00'de bir kısım işçilerle birlikte daha önce bir işçinin işten
çıkarılmasını protesto etmek amacıyla işi bıraktığı, kendilerini çalıştıran
taşaron tarafından bu eyleminden dolayı ihtar cezası verildiği ve tekrarında
iş aktinin tazminatsız feshedileceğinin bildirildiği, bunu takiben işi
yavaşlatmakla birlikte aynı gün saat 16.30'a kadar çalışmasını sürdürdüğü,
fakat 16.30'dan sonra tekrar direnişe geçtiği, bunun üzerine yine taşaron
tarafından 2822 sayılı Yasanın 45. maddesi ile 1475 sayılı Yasanın 17/II-g
fıkrası uyarınca iş aktinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Olayın bu cereyan
şekline göre işveren fesihte haklı olup davacı, kıdem ve kötüniyet tazminatı
isteyemez. Hernekadar davacı 31.10.1989 tarihinde sendikaya üye olmuş ve
davacı tanıkları da sendikaya üye olması nedeniyle iş aktinin feshedildiğini
söylemiş iseler de, bu ifadeler somut olaylara dayanmayıp mücerret
beyanlardan öteye gitmediği gibi, feshin sendika üyeliğinden aylarca sonraya
ait olması yukarıda belirtildiği suretle davacının direniş yapması olayının
varlığının bir gerçek olarak ortaya çıkması hususları karşısında davacının iş
aktinin sendikaya üye olması sebebine dayandırılmasında isabet olamaz. O
halde; gerek kıdem tazminatı ve gerekse kötüniyet tazminatının reddine karar
vermek gerekir. Yazılı şekilde bu isteklerin kabulü isabetsizdir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:12
9. Hukuk Dairesi 1991/15218 E., 1992/3371 K.


ÇOCUK YARDIMI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/15218
K. 1992/3371
T. 24.3.1992




ÖZET : Çocuk yardımının parasal değerinin kıdem tazminatına yansımasında,
çocuk adedine göre oluşan miktarın bir ayı oluşturan gün sayısı 30'a
bölünmesi gerekir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Toplu İş Sözleşmesinde çocuk yardımının aylık olarak ödeneceği
öngörülmüştür. Bu itibarla, çocuk yardımının parasal değerinin kıdem
tazminatına yansımasında, çocuk adedine göre oluşan miktarın bir ayı
oluşturan gün sayısı 30'a bölünmesi gerekir. Çalışılan gün sayısına bölünmesi
doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.3.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:13
9. Hukuk Dairesi 1991/15678 E., 1992/3882 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/15678
K. 1992/3882
T. 2.4.1992


ÖZET : İş Kanununda, işçinin bir ay içinde üç gün işe devam etmemesi fesih
sebebi olarak gösterilmiştir. Devamsızlığın ispatı davalı işverene aittir.
Davalı bu durumu ispat edememiştir. Böyle olunca davacı ihbar ve kıdem
tazminatına hak kazanır.


(1475 s. İş K. m. 13, 14, 17/f.II)


Davacı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası ile ücret
alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının iş aktinin işe devamsızlığı sözlerini içeren 21.4.1987 tarihli
tutanağa "feshi uygundur" şerhi verilerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Sözü
edilen tutanakta davacının hangi günlerde işe devam etmediği yazılı değildir.
İşverenin noterlikten gönderdiği 27.4.1987 tarihli feshi teyid eden ikinci
fesih yazısında ise, davacının 26.3.1987, 1.4.1987 ve 20.4.1987 tarihlerinde
işe gelmediği yazılıdır. böylece bir ay içinde 3 gün işe devam etmemesi fesih
sebebi olarak gösterilmiştir. O günlerdeki devamsızlığın ispatı davalı
işverene aittir. Davalı bu konuda sözü edilen tutanak dışında bir belge ibraz
etmemiştir. Dinlettiği tanık ifadeleriylede bir ay içinde üç gün devam
etmediğini ispat edebilmiş değildir. Böyle olunca davacı ihbar ve kıdem
tazminatına hak kazanır. O halde gerçekleşecek olan bu hak türlerine karar
verilmelidir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
2.4.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:14
9. Hukuk Dairesi 1991/16257 E., 1992/3937 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ GÜVENLİĞİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1991/16257
K. 1992/3937
T. 9.4.1992




ÖZET : Davacı sigarasını yakmak üzere, çakmağını çaktığı sırada yanıcı
maddenin alev alması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, bu
eyleminden dolayı işten çıkarılmasına karar verildiği anlaşıldığına göre,
ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.


(1475 s. İş K. m. 17/II-h)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin parasının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, çalıştığı oto koltuk imali işyerinde, diğer bir işçinin elini
solventle temizlemekte iken, sigarasını yakmak üzere çakmağını çaktığı sırada
yanıcı maddenin alev alması sonucu arkadaşının kolunun yaralanmasına
sebebiyet verdiği ve işin güvenliğini tehlikeye düşürdüğü anlaşılmaktadır.
Disiplin Kurulunca da bu eyleminden dolayı oybirliği ile işten çıkarılmasına
karar verildiği görülmektedir. Bu durum, 1475 sayılı İş Kanununun 17/II-h
fıkrasındaki fesih sebebini oluşturur ve buna göre işveren hizmet aktini
fesihte haklı olur. Böyle olunca, davacı ihbar ve kıdem tazminatına hak
kazanamayacağından davanın reddine karar vermek gerekir. Olayın cereyan
tarzına ve mevcut duruma ters düşen isabetsiz bilirkişi mütalaasına
dayanılarak aksine hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 9.4.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:16
9. Hukuk Dairesi 1992/1621 E., 1992/7890 K.


FAZLA ÖDENEN KIDEM TAZMİNATININ İSTİRDADI
KAMU DÜZENİ
YABANCI YASA
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/1621
K. 1992/7890
T. 6.7.1992




ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesindeki kıdem tazminatı Türk Kamu
düzeni ile ilgilidir. Bu itibarla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk
Hukukuna göre çözümlenmesi gerekir. Bu husus gözönünde tutulmaksızın yazılı
şekilde hüküm tesisi doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 14)(2675 s. MÖUHK. m. 24, 5)


Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takip konusu alacağın icra
inkar tazminatıyla birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşülündü:


Davacı, davalı Şirketin Libya'daki işyerinde çalışmasına ilişkin kıdem
tazminatının fazla ödendiğini, oysa kıdem tazminatı konusunda Libya
Kanunlarının uygulanması gerektiğini, Libya Kanunlarına göre edenecek kıdem
tazminatının ise, Türk Kanunlarına göre ödenecek kıdem tazminatından daha az
olduğunu ileri sürerek fazla ödenen kısmın istirdadını istemiştir.


Mahkemece, istek yerinde görülerek bilirkişinin tesbit ettiği miktara karar
verilmiştir. Gerçekten Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki
2675 sayılı Kanunun 24. maddesi hükmünce, sözleşmeden doğan borç ilişkileri
tarafların açık olarak seçtikleri Kanuna tabidir. Tarafların açık olarak bir
kanun seçmemiş olmaları halinde borcun ifa yeri hukuku uygulanır. Buna göre,
sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde Libya Kanunları uygulanacaktır. Ancak,
aynı Kanunun 5. maddesinde yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya
uygulanan hükmün Türk Kamu düzenine açıkca aykırı olması halinde Türk
Hukukunun uygulanacağı açıklanmıştır. 1475 sayılı İş Kanununun 14.
maddesindeki kıdem tazminatı Türk Kamu düzeni ile ilgilidir. Bu itibarla,
taraflar arasındaki uyuşmazlığın Türk Hukukuna göre çözümlenmesi gerekir. Bu
husus gözönünde tutulmaksızın hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), bozma nedenine göre tarafların öteki temyiz itirazlarının
incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek
halinde ilgiliye iadesine, 6.7.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:18
9. Hukuk Dairesi 1992/2280 E., 1992/9386 K.


KIDEM TAZMİNATI
TARIM İŞ
TARIM İŞÇİSİ
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/2280
K. 1992/9386
T. 9.9.1992




ÖZET : Davacının tüm çalışmasının tarım işinde geçtiği anlaşılmaktadır. 1475
sayılı İş Kanununun 5. maddesine göre, hakkında İş Kanunu hükümleri
uygulanmaz. Bu itibarla, İş Kanununa göre kıdem tazminatı istenemez. Ancak,
hizmet akitlerinde veya TİS.'inde tarım işçilerine de kıdem tazminatı
ödeneceğine ilişkin hüküm mevcut olduğu takdirde, tarım işçisi de böyle bir
hükme dayanarak İş Mahkemesine dava açmak suretiyle kıdem tazminatı
isteyebilir.


(1475 s. İş K. m. 5)


Davacı kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının tüm çalışmasının tarım işinde geçtiği anlaşılmaktadır. 1475 sayılı
İş Kanununun 5. maddesine göre, hakkında İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu
itibarla, İş Kanununa göre kıdem tazminatı isteyemez. Ancak, hizmet
akitlerinde veya TİS.'inde tarım işçilerine de kıdem tazminatı ödeneceğine
ilişkin hüküm mevcut olduğu taktirde tarım işçisi de böyle bir hükme
dayanarak İş Mahkemesine dava açmak suretiyle kıdem tazminatı isteyebilir.
Davacının emekli olduğu 1990 yılını da kapsayan TİS.nin 88/b maddesinde tarım
işçilerinin TİS.inden yararlandıkları süreye ait kıdem tazminatı
alabilecekleri kararlaştırılmıştır. Görülüyorki, bu madde de tarım işçisinin
kıdem tazminatı TİS.lerinde yararlandırıldıkları süre ile sınırlı
tutulmuştur. Buna göre, tarım işçisi TİS.den ilk defa yararlandırıldığı
tarihten sonra emekli olduğu tarihe kadar geçen süre için kıdem tazminatı
isteyebilecek ve ilk defa TİS.inden yararlanmaya başladığı tarihten önceki ve
hiç TİS.inden yararlanmadığı süre için sözü edilen TİS.ine dayanarak kıdem
tazminatı isteyemeyecektir. Davacı tarım işine ilk defa 1976 yılında girmiş
ve 1990 yılında bu işteki çalışmasından emekli olmuştur. Davalı işveren
davacının TİS.inden ilk defa 1983 yılından itibaren yararlanmaya başladığını
ileri sürmüş ve o tarihten sonraki süre için kıdem tazminatını ödemiştir.
Davadaki ihtilaflı süre 1976-1983 yılları arasıdır. Şu durumda, davacı ancak
1983 yılından önce tarım işçilerinide kapsayan ve işyerinde uygulanmakta olan
bir TİS. varsa ve bundan yararlanmışsa yararlandığı o sürelerinde kıdem
tazminatına dahil edilmesi mümkündür. Aksi halde ise, davanın reddi gerkir.
Bu yönde gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verlimesi
gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile tüm sürelerin kıdem
tazminatında nazara alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 9.9.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:22
9. Hukuk Dairesi 1992/9677 E., 1992/10208 K.


HİZMET AKDİNİN BİLDİRİMSİZ FESHİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
MEVSİMLİK İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/9677
K. 1992/10208
T. 21.9.1992






ÖZET : Davacının yeni mevsim çalışmasına başlanamamasını davet edilmemeden
değil, ödenek yokluğu nedeniyle, ödenek sağlanıncaya kadar iş aktinin,
işverence askıya alınmasının sözkonusu olduğu anlaşılmaktadır. İşverence, iş
akti feshedilmiş değildir.


Bu durum davacıya 1475 sayılı İş Kanununun 16. maddesinin III. bendi gereğince
hizmet aktini bildirimsiz fesih hakkını oluşturur. O halde, ihbar tazminatı
isteğinin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi
isabetsizdir.


(1475 s. İş K. m. 16/III)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, mevsimlik işçi olarak çalışmıştır. Dosya içeriğinden olayda yeni
mevsim çalışması başladığı halde, davacının işe davet edilmeme durumu değil,
ödenek yokluğu nedeniyle yeni mevsim çalışmasına başlanamamasının, ödenek
sağlanıncaya kadar iş aktinin işverence askıya alınmasının sözkonusu olduğu
anlaşılmaktadır. İşverence iş akti feshedilmiş değildir.


Bu durum davacıya 1475 sayılı İş Kanununun 16. maddesinin III. bendi gereğince
hizmet aktini bildirimsiz fesih hakkı veren bir hali oluşturur.Her ne kadar
daha önceden davacının bu maddeye göre bir feshi yoksa da, bu davayı açmakla
anılan madde hükmünce hizmet aktini feshetmiş saymak gerekir. 16. maddenin
III. bendine göre fesih ise, az önce işaret edildiği gibi bildirimsiz fesih
olduğundan davacı ihbar tazminatı isteyemez. O halde, ihbar tazminatı
isteğinin reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.9.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:23
9. Hukuk Dairesi 1992/3164 E., 1992/10375 K.


FESHİ İHBAR SERBESTİSİ
HİZMET AKDİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
SEBEPSİZ ÇIKIŞ TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/3164
K. 1992/10375
T. 24.9.1992






ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 13. maddesine göre, işçi veya işveren herhangi
bir sebep göstermeden oradaki önellere uymak suretiyle hizmet akdini
feshedebilir. Aynı maddeye göre fesihte, feshi ihbar serbestisi ilkesi
mevcuttur. Ancak, ferdi iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmeleriyle bu fesih
serbestisini sınırlayan hükümler getirilebilir.


(1475 s. İş K. m. 13)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatıyla cezai şart alacağının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 1475 sayılı İş Kanununun 13. maddesine göre, işçi veya işveren herhangi bir
sebep göstermeden, oradaki önellere uymak suretiyle hizmet akdini
feshedebilir. 13. maddeye göre; fesihte, feshi ihbar serbestisi ilkesi
mevcuttur. Ancak, ferdi iş sözleşmesi veya TİS.leriyle bu fesih serbestisini
sınırlayan hükümler getirilebilir. Taraflar arasında akdedilmiş olan 1.2.1985
tarihli sözleşmenin 6. maddesinde; fabrika idaresinin, kanuni olmayan
sebeplerden dolayı hizmet akdini feshettiği takdirde hak edilen kıdem
tazminatının iki mislini çıkış tazminatı olarak ödemeyi kabul ettiği
yazılıdır. Buradaki kanuni olmayan sebepler, sözlerinden haklı fesih
sebepleri değil, makul ve meşru olmayan sebepler amaçlanmıştır. Buna göre
işveren makul ve meşru sebepler olmadan İş Kanununun 13. maddesine göre
hizmet akdini feshettiği takdirde buradaki tazminatı ödeyecektir. Şayet meşru
sebepler varsa, bu tazminatı ödemek zorunda olmayacaktır. Makul ve meşru
sebepler, uygulamada ve doktrinde, teknolojide modernleşme nedeni ile
makinaların azaltılması, yeteri kadar hammadde bulunmaması, pazar teminindeki
güçlük nedeni ile malların satılamaması, üretimde rasyonalizasyon tedbirleri
gibi durumlar ile işçinin şahsından ve davranışından doğan, örneğin; işçinin
randımansız çalışması, işinde beceriksizlik göstermesi, mesleki yetersizliği,
işini yerine getirmek için gerekli bilgileri öğrenme yeteneğinin azlığı gibi
haller olarak kabul edilmektedir (Dr. Sarper Süzek, İş Aktini Fesih Hakkının
Kötüye Kullanılması, 1976, sayfa: 34-35 vd.).


Davalının; davacının işinde dikkatsiz ve lakayıt olduğuna, işini gereklerine
uygun olarak yapmadığına dair kendisine yazılı ihtarlarda bulunduğu
görülmektedir. Böylece işverenin davacının işine meşru ve makul sebeplerden
dolayı son verdiği anlaşılmaktadır. Böyle olunca davalının sözleşmenin 6.
maddesindeki kıdem tazminatının iki misli tutarındaki sebepsiz çıkış
tazminatını ödeme zorunda olmayacağından bu isteğin reddine karar vermek
gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup,
bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.9.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:24
9. Hukuk Dairesi 1992/2692 E., 1992/10447 K.


HİZMET AKDİ
İŞ SONU TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
SÖZLEŞMELİ PERSONEL
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/2692
K. 1992/10447
T. 28.9.1992




ÖZET : Davacının sözleşmeli personel statüsüne geçirildiği ve hizmet aktinin
sona erdiği 15.7.1988 tarihinde kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmek
gerekir. Çünkü, hizmet ilişkisi kıdem tazminatını hak edecek şekilde zaten
sona ermiştir.


Davacı, sözleşmeli personel olarak çalıştığı döneme ilişkin iş sonu tazminatı
da istemiştir. Sözleşmeli personel, hizmet akti ile çalışan İş Kanununa tabi
işçi değildir. Davacı, idari sözleşme ile çalıştırılan kamu görevlisidir. Bu
nedenle, sözkonusu döneme ait istekle ilgili uyuşmazlık iş mahkemesinde
değil, idarö yargı yerinde çözümlenmelidir.


(308 s. KHK. geçici m. f.4)(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatı ile iş tazminatının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Davacı; davalı T. E. Bankası AŞ. ile birleşmiş bulunan A. Bankası
AŞ.'de 1.6.1976 tarihinde işçi statüsünde çalışmaya başladığını, 15.7.1988
tarihinde sözleşmeli personel statüsüne geçirildiğini ve 9.8.1990 tarihine
kadar çalıştıktan sonra görevden ayrıldığını; kendisine, işçilikte geçen
hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatı ile sözleşmeli olarak çalıştığı iki
yıl için iş sonu tazminatının ödenmediğini ileri sürerek bu hakların hüküm
altına alınmasını istemiştir.


Davalı ise; davacının, 15.7.1988 tarihi itibariyle işçilikten sözleşmeli
personel statüsüne geçirildikten sonra, 9.8.1990 tarihinde istifa etmek
suretiyle görevinden ayrılması nedeniyle kıdem tazminatına hak
kazanamayacağını; sözleşmeli statüde geçen hizmet süresi de, 399 sayılı
KHK.nin geçici 8. maddesi gereğince, 2 sayılı cetvele tabi personel
olduğundan, TC. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirmeye
tabi tutulacağı için iş sonu tazminatı da isteyemeyeceğini savunmuştur.


Mahkemece, davalının savunması doğrultusunda ve aynı gerekçelerle davanın
reddine karar verilmiştir.


Belirtmek gerekir ki; davacı, 15.7.1988 tarihinde işçilikten sözleşmeli
personel statüsüne geçirilmekle, taraflar arasındaki hizmet akdi sona
ermiştir. Öte yandan, o tarihte yürürlükte bulunan 308 sayılı KHK.'nin geçici
maddesinin 4. fıkrası hükmü ile, sözleşmeli statüye geçirilen işçi
niteliğindeki personelin işçi olarak çalıtıkları süreye ilişkin kıdem
tazminatı hakları saklı tutulmuştur. Bu durumda, davacının sözleşmeli
personel statüsüne geçirildiği ve hizmet akdinin sona erdiği 15.7.1988
tarihinde kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmek gerekir. Böyle
olunca, sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken, özel sebeplerle istifa
etmek suretiyle görevden ayrılmış olması, davacının evvelce doğmuş ve saklı
tutulmakla beraber henüz kendisine ödenmemiş bulunan işçilik dönemine ait
kıdem tazminatı alacağını talep hakkını ortadan kaldırmaz. Çünkü, hizmet
ilişkisi kıdem tazminatını hak edecek şekilde zaten sona ermiştir.


O halde, mahkemece yapılacak iş, işçilikte geçen süreye ait gerçekleşecek
kıdem tazminatını hüküm altına almaktan ibarettir. Aksine düşünce ile kıdem
tazminatı isteğinin reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.


2- Davacı, sözleşmeli personel olarak çalıştığı döneme ilişkin iş sonu
tazminatını da istemiştir. Nevar ki, sözleşmeli personel, hizmet akdi ile
çalışan, İş Kanununa tabi işçi değildir. Bu personel, ilgili KHK. hükümleri
uyarınca idari sözleşme ile çalıştırılan kamu görevlisidir. Bu nedenle söz
konusu döneme ait istekle ilgili uyuşmazlık İş Mahkemesinde çözümlenemez.
Görevli yargı yeri, idarö yargıdır.


Mahkemece, sözleşmeli personel dönemine ilişkin istek hakkında görevsizlik
kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması da doğru
değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
28.9.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:26
9. Hukuk Dairesi 1992/5444 E., 1992/10588 K.


HİZMET AKDİNİN FESHİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞYERİNDE İÇKİ ALEMİ YAPILMASI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/5444
K. 1992/10588
T. 29.9.1992




ÖZET : İşyerinde bekçi olarak çalışan davacı; 23.11.1990 günü diğer bekçi
arkadaşları ile birlikte gece nöbetinde, işyerinde içki alemi yaptıkları
anlaşılmıştır.


İşveren, davacının eylemini 6-7 Aralık 1990 günü öğrenmiş ve hizmet aktini İş
Kanununun 18. maddesinde öngörülen altı iş günü süresi içinde feshetmiştir.


Böyle olunca, işveren fesihte haklı olup, davacı ihbar ve kıdem tazminatı
isteyemez. Bu isteklerin reddine karar vermek gerekirken kabulü doğru
değildir.


(1475 s. İş K. m. 18)


Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde
duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine;
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


İşyerinde bekçi olarak çalışan davacı, 23.11.1990 gününü 24.11.1990 gününe
bağlayan gece nöbetinde diğer gece bekçileriyle birlikte önce kendi evine
gittikleri, oradan içki temin edip, içlerinden birisi de kadın arkadaşını
aldıktan sonra işyerine döndükleri ve işyerinde içki alemi yaptıkları, bunun
haber alınması üzerine işverence haklarında soruşturmaya başlandığı ve
tahkikatın genişletilmesi sırasında 6.12.1990 ve 7.12.1990 günleri ifadesine
başvurulan diğer bekçiler tarafından davacının da birlikte bulunduklarının
ifade edilmesi üzerine 10.12.1990 tarihinde davacının da hizmet aktinin
feshedildiği anlaşılmaktadır. Olay bu ceryan şekline göre işveren davacının
eylemini 6-7 Aralık 1990 günü öğrenmiş hizmet aktinin de İş Kanununun 18.
maddesinde öngörülen altı iş günü süre içinde feshedilmiştir. Böyle olunca
işveren fesihte haklı olup, davacı ihbar ve kıdem tazminatı
isteyemeyeceğinden bu isteklerin reddine karar vermek gerekirken yazılı
şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 29.9.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:27
9. Hukuk Dairesi 1992/3403 E., 1992/10973 K.


FAİZ BAŞLANGICI
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
TEMERRÜT TARİHİ
YILLIK ÜCRETLİ İZİN
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/3403
K. 1992/10973
T. 8.10.1992




ÖZET : Kıdem tazminatı için faiz başlangıcı hizmet aktinin fesih tarihidir. Bu
hak türü için ayrıca temerrüde düşürme sözkonusu değildir.


(1475 s. İş K. m. 5, 14, 17/II)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatıyla yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı 1971 doğumludur. 29.9.1986 tarihinde velisi ile çıraklık sözleşmesi
yapılmıştır. Hizmet aktinin fesih tarihi 4.3.1991'dir. Davalıya ait işyeri
mobilya atölyesidir. Davacının yaşı ve işin niteliği itibarı ile sözlemenin
yapıldığı 29.9.1986 tarihine kadar çırak olduğunun kabulü gerekir. Çıraklar
hakkında ise 1475 sayılı İş Kanununun 5. maddesinde belirtildiği üzere İş
Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu nedenle, 29.9.1986 tarihinden önceki
çıraklıkta geçen sürenin işçilik hakları yönünden değerlendirilmiş olması
doğru değildir. 29.9.1986 tarihinden sonraki çalışma süresine gelince; her ne
kadar bu tarihte çıraklık sözleşmesi yapılmış ise de dosya içeriğinden
davacının bu tarihten sonra çırak olarak değil muntazaman ücret ödenmek
suretiyle ve işçi olarak çalıştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan çıraklık
sözleşmesi görünüşte kalmaktadır. O halde, davada sözkonusu edilen işçilik
haklarının 29.9.1986 tarihinden sonrası için hesaplanıp hüküm altına alınmak,
bu tarihten önceki istekler reddedilmelidir.


3- Davacı dava konusu hak türleri için faiz de istemiştir. Kıdem tazminatı
için faiz başlangıcı hizmet aktinin fesih tarihidir. Bu hak türü için ayrıca
temerrüde düşürme söz konusu değildir. Her ne kadar Mahkemece kıdem tazminatı
için mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizine karar verilmişsede, faiz
başlangıcının gösterilmemesi hatalıdır.


Kıdem tazminatı dışındaki diğer işçilik hakları için ise faiz başlangıcı
temerrüt tarihi olacaktır. Ancak hüküm altına alınan diğer işçilik hakları
için daha önceden bir temerrüde düşürme olmadığı anlaşıldığından o hak
türleri için dava tarihinden itibaren faize karar vermek gerekir. Mahkemece
sözü edilen hak türleri için faize karar verilmemiş olması da bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:29
9. Hukuk Dairesi 1992/6571 E., 1992/11557 K.


BELİRLİ VE BELİRSİZ SÜRELİ SÖZLEŞME
KIDEM TAZMİNATI
SOSYAL YARDIMLAR
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/6571
K. 1992/11557
T. 20.10.1992




ÖZET : 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa göre, öğretmenlerle yapılan
birer yıllık sözleşmeler işin niteliği itibariyle ayrı ayrı süresi belirli
sözleşmeler olup, ardı ardına her sene için yapılmış olması bu sözleşmelerin
belirsiz süreli sözleşme olduğunu göstermez. Süreli belirli olan sözleşme
sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer ve işçi kıdem tazminatına hak
kazanamaz.
625 sayılı Kanunun 33. maddesinde, özel dersanelerde yönetici ve eğitimci
olarak çalışanlar için ek ödemelerden yararlanacakları öngörülmemiştir. Bu
husus gözönünde tutulmaksızın dersanede öğretmen olarak görev yapan davacı
için dengi resmi okullarda ödenen sosyal yardımlara karar verilmesi doğru
değildir.


(1475 s. İş K. m. 14) (625 s. ÖÖK. K. m. 33, 35)


Taraflar arasındaki kıdem tazminatı, ücret ve sosyal hak alacaklarının
ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle
gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya
verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar
avukatınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi
üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları ile davalının
aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa göre, öğretmenlerle yapılan
birer yıllık sözleşmeler, işin niteliği itibariyle ayrı ayrı süresi belirli
sözleşmeler olup, ardı ardına her sene için yapılmış olması bu sözleşmelerin
belirsiz süreli sözleşme olduğunu göstermez. Dairemizin ve Hukuk Genel
Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır (YHGK., 1.7.1992 gün ve 1992/9-335
karar). Davacı bir yıllık sürenin bitiminden bir süre önce akti
yenilemeyeceğini bildirmiştir. Süresi belirli olan sözleşme sürenin bitiminde
kendiliğinden sona erer ve işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz. Zira bu
durum İş Kanununun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatını gerektirecek
hallerden değildir. O halde kıdem tazminatı isteğinin reddine karar vermek
gerekir.


3- 625 sayılı Kanunda, bazı konularda Özel Okullar ile Özel Dersaneler ayrımı
yapılmıştır. Anılan Kanunun 33. maddesinde Özel Okullarda Yöneticilik ve
Eğitim-Öğretim hizmeti yapanların dengi Resmi Okullarda ödenen aylık ve
Sosyal Yardım kapsamındaki ek ödemelerden yararlanacakları belirtilmiştir.
Özel dersaneler için bu ödemeler öngörülmemiştir. Bu husus gözönünde
tutulmaksızın dersanede öğretmen olarak görev yapan davacı için dengi Resmi
Okullarda ödenen Sosyal Yardımlar'a karar verilmiş olması doğru değildir.


4- 625 sayılı Kanunun 35. maddesindeki geç ödemeden dolayı aylık ücretin 1
fazlasıyla ödenmesi zorunluluğuna ilişkin hüküm Özel Öğretim Kurumlarını
kapsamaktadır. Dersanede, Özel Öğretim Kurumu kavramı içinde olduğundan
buradaki 1 fazlasıyla ödeme, dersane öğretmenlerine de uygulama olanağına
sahiptir. Yine 35. maddede, bu 1 fazlasıyla ödemenin aylık ücret için söz
konusu olduğu görülmektedir. Buna göre ödenmeyen aylık ücretler ile ek ders
ücretlerine 1 fazla ödemenin uygulanması doğrudur. Ancak, niteliği
itibariyle 1 fazla ödeme ücret ve ek ders ücretinin brütü üzerinden, değil
net miktarları üzerinden hesaplanması gerekir.


5- 35. maddede öngörülen 1 fazla ödeme faiz niteliğinde değildir. Bu nedenle
dava tarihinden sonrası için 1 fazla ödemeye karar verilmiş olması doğru
değildir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 20.10.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:30
9. Hukuk Dairesi 1992/4182 E., 1992/12212 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
KÖTÜNİYET TAZMİNATI
SÜRESİ BELİRSİZ HİZMET AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/4182
K. 1992/12212
T. 5.11.1992




ÖZET : Davacı, zincirleme sözleşmelerle aralıksız çalıştırılmış olduğuna göre
aradaki ilişkinin süresi belirsiz hizmet akdi olduğunun kabulü gerekir.
Birbirini takibeden sözleşmelere belirli tarihler konulmuş olması
görünüştedir. Hizmet akdinin işveren tarafından feshedildiği ve mahkemece de
böyle kabul edildiğine göre ihbar tazminatına karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 14, 17)


Davacı, kıdem, kötüniyet ve sendikal tazminat ile fazla çalışma parası ve
tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, zincirleme sözleşmelerle aralıksız çalıştırılmış olduğuna göre,
aradaki ilişkinin, süresi belirsiz hizmet akdi olduğunun kabulü
gerekir.Birbirini takibeden sözleşmelere belirli tarihler konulmuş olması
görünüştedir. Hizmet akdinin işveren tarafından feshedildiği ve mahkemece de
böyle kabul edildiğine göre ihbar tazminatına karar vermek gerekir. Ancak,
mahkemece belirli süreli olduğu ifade edilen sözleşme, davacının sendikaya
üye olduğu tarihten takriben dört ay sonra imzalandığına göre fesihte
işverenin kötüniyetli olduğundan, yada hizmet akdini sendikaya üye olması
nedeni ile feshettiğinden söz edilemez. Mahkemenin sendikal tazminat isteğini
reddetmiş olması bu bakımdan doğrudur. Kötüniyet tazminatının reddedilmiş
olması da aynı gerekçe ile yerindedir. O halde, karar sadece ihbar
tazminatına karar verilmek üzere bozulmalıdır. Kötüniyet tazminatı içinde
ihbar tazminatı da vardır.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.11.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:31
9. Hukuk Dairesi 1992/8774 E., 1992/12422 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİNİN FESHİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/8774
K. 1992/12422
T. 10.11.1992




ÖZET : Bilirkişinin olayı teknik ve mevzuat yönünden gereğince inceleyip
ortaya koymadığı, basiretsiz ve tedbirsiz hareketin de feshi gerektirici
nitelikte görülmediği biçimindeki beyan ve mütalaası, davanın kabulü için
yeterli görülemez. Bu durumda, uzman üç kişilik bir bilirkişi heyeti
marifetiyle inceleme yaptırılarak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek
suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.


(1475 s. İş K. m. 17/II-d)


Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde
duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine;
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, davalı Banka Şubesinde şef yardımcısı olarak çalışmaktadır. Kendisini
müşteri olarak gösteren bir şahsın ibraz ettiği, aslında sahte olan ve kısmen
yanmış vaziyette bulunan bir banka cüzdanının yenilenmesi işlemine karıştığı
ve yenilenen cüzdan ile sözü edilen müşterinin başka bir banka şubesinden
yine davacının görev yaptığı şubeden provizyon alınarak para çektiği ve bu
olay üzerine davacının hizmet aktinin 1475 sayılı İş Kanununun 17. maddesinin
II. bendinin (d) fıkrasına göre feshedildiği anlaşılmaktadır.


Davalı, davacının olayda basiretsiz ve tedbirsiz davrandığını ileri
sürmektedir.


Mahkemece, mütalaasına başvurulan bilirkişi düzenlediği raporunda davacıya
atfedilen isnadın İş Kanununun 17. maddesinin II. bendinin (d) fıkrasına
girmediğini, basiretsiz ve tedbirsiz davranışın ancak ünvan tenzilini
gerektireceğini belirtmiş ve mahkemece de, bu mütalaa doğrultusunda davanın
kabulüyle ihbar ve kıdem tazminatına karar verilmiştir. Ancak, bilirkişinin
olayı teknik ve mevzuat yönünden gereğince incelenip ortaya koymadığı,
basiretsiz ve tedbirsiz hareketinin de feshi gerektirici nitelikte
görülmediği biçimindeki beyan ve mütalaası, davanın kabulü için yeterli
görülemez. Bu durumda, konusunda uzman üç kişilik bir bilirkişi heyeti
marifetiyle inceleme yaptırılarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek
suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Noksan
inceleme ve değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 10.11.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:33
9. Hukuk Dairesi 1992/6312 E., 1992/12426 K.


CEZAİ ŞART
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/6312
K. 1992/12426
T. 10.11.1992




ÖZET : Davacının ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanmış olması ayrıca
sözleşmedeki cezai şartı istemesine engel değildir. O halde, burada yapılacak
iş BK.nun 161. maddesinin son fıkrası da gözönünde tutulup gerekli tenkis
yapılarak uygun bir miktara karar verilmelidir.


(818 s. BK. m. 161/son)


Taraflar arasındaki ihbar, kıdem ve sözleşme gereği tazminatın ödetilmesi
davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen
miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin
hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca
istenilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davcının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Taraflar arasındaki sözleşmenin V/b maddesinde öngörülen yaptırım, cezai
şart niteliğindedir. Nitekim, mahkemece de buradaki tazminat cezai şart
olarak kabul edilmiş, ancak ihbar ve kıdem tazminatına hükmedilmiş olması
nedeniyle ayrıca cezai şart gerekmeyeceğinden bahisle bu yöndeki isteğin
reddine karar verilmiştir. Belirtmek gerekirki, davacının ihbar ve kıdem
tazminatına hak kazanmış olması ayrıca sözleşmedeki cezai şartı istemesine
engel değildir. O halde, burada yapılacak iş BK.nun 161. maddesinin son
fıkrası da gözönünde tutulup gerekli tenkis yapılarak uygun bir miktara karar
vermekten ibarettir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
davacı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 10.11.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:34
9. Hukuk Dairesi 1992/9430 E., 1992/12779 K.


HİZMET (İŞ) AKDİ
İHBAR VE SENDİKAL TAZMİNAT
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/9430
K. 1992/12779
T. 24.11.1992






ÖZET : 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesine göre, temsilcinin işine
iade edilmesiyle fesih geçersiz sayılır ve bunun sonucu olarak hizmet akti
devam etmiş olur. Temsilcilik süresinin devamınca işveren, temsilcinin hizmet
aktini aynı nedene dayanarak feshedemez. İşe başlatmaması da işverenin feshi
olarak kabul edilemez. Böyle durumlarda kural olarak temsilci, temsilcilik
süresince ücretlerini almaya devam eder.


Ancak; işveren işe iadeye rağmen davacıyı işe almadığına göre, davacının İş
Kanununun 16. maddesinin II. bendinin (e) fıkrası uyarınca iş şartlarının
uygulanmaması nedeniyle işçinin fesih hakkı mevcuttur. Böyle olunca, davacı
kıdem tazminatına hak kazanırsa da ihbar tazminatına ve dolayısıyla sendikal
tazminata hak kazanamaz.


(2821 s. Sendikalar K. m. 30, 31) (1475 s. İş K. m. 16/II-e)


Taraflar arasındaki ihbar, kıdem ve sendikal tazminatın ödetilmesi davasının
yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın
faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün
süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca
istenilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- İşyeri sendika temsilcisi olan davacının 2821 sayılı Sendikalar Kanununun
30. maddesine göre mahkemece işine iadesine karar verilmiştir. Davacı 6 iş
günü içinde işe başlamak üzere işverene başvurmuştur. Davalı işe
başlatmamıştır. Bunun üzerine davacı bu davayı açarak diğer işçilik hakları
yanında kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı ve ayrıca Sendikalar Kanununun
31. maddesine göre sendikal tazminat istemiştir.


Mahkemece, ihbar ve kıdem tazminatları ile sendikal tazminata karar
verilmiştir.


Belirtmek gerekir ki, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesine göre,
temsilcinin işine iade edimesiyle fesih geçersiz sayılır ve bunun sonucu
olarak hizmet akti devam etmiş olur. Temsilcilik süresinin devamınca işveren
temsilcinin hizmet aktini aynı nedene dayanarak feshedemez. İşe başlatmaması
da işverenin feshi olarak kabul edilemez. Böyle durumlarda kural olarak
temsilci temsilcilik süresince ücretlerini almaya devam eder. Ancak, bu
olayda davacı dava açmakla hizmet aktini kendisi feshetmiş saymak gerekir.
Davada hizmet aktinin işveren tarafından feshedildiğini ileri sürmüş olması
bu sonucu değiştirmez. Ancak bu durumda davacı tarafından feshin haklı olup
olmadığını irdelemek gerekir. İşveren işe iadeye rağmen davacıyı işe
almadığına göre davacının İş Kanununun 16. maddesinin II. bendinin (e)
fıkrası uyarınca iş şartlarının uygulanmaması nedeniyle işçinin fesh hakkının
mevcut olduğunu kabul etmek uygundur. Böyle olunca davacı kıdem tazminatına
hak kazanırsada ihbar tazminatını ve dolayısiyle Sendikal tazminata hak
kazanamaz. O halde, ihbar ve sendikal tazminat isteklerinin reddine karar
vermek gerekir. Aksine hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeple (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 24.11.1992 gününde oyçokluğuyla karar verildi.






KARŞI OY YAZISI


* Davacının bağlı bulunduğu sendikanın işyeri temsilcisi olup, davalı
işverence işten çıkarılmıştır. Davacı, mahkemeye başvurup 2821 sayılı Yasanın
30. maddesi uyarınca işe iade kararı aldırmış ve altı iş günü içinde
işverenden işe alınmasını istemiş isede, işe alınmamıştır. Davacı, bunun
üzerine iş sözleşmesinin davalı işverence feshedildiğinden bahisle, ihbar,
kıdem ve sendikal tazminatlarının tahsili istemini içeren bu davayı açmıştır.
Yerel mahkeme davayı kabul etmiştir.


Dairemizin sayın çoğunluğu, davacı işçi temsilcisinin mahkemece işine iadesine
karar verilmekle fesih işleminin geçersiz hale geldiğini ve sözleşmenin devam
ettiğini ve davacının bu davayı açmakla sözleşmeyi feshettiği sonucuna
vardıktan sonra İş Kanununun 16/II-e maddesi kuralı uyarınca iş şartlarının
uygulanmaması sebebiyle hizmet aktinin haklı olarak bozulduğuna hükmetmiş ve
davacının yalnız kıdem tazminatı almağa hak kazandığını belirterek hükmün bu
kısmını onamıştır. Buna karşılık davacının ihbar ve sendikal tazminatı
alamayacağı gerekçesiyle yerel kararın bu kısmını bozmuştur.


Çoğunluğun, davacının bu davayı açmakla hizmet sözleşmesini feshettiği
görüşüne katılmak mümkün değildir. Nitekim, dava dilekçesinin incelenmesinden
de anlaşılacağı üzere, sözleşmenin davalı işveren tarafından bozulduğu ileri
sürülmüştür. Bu görüşümüzü vurgulamak için dava dilekçesinin ilgili bölümü
aynen karşı oy yazısına geçirmiş bulunuyorum.


"İstanbul Altıncı İş Mahkemesi 1991/276 E., 1991/423 K., 17.7.1991 tarihli
kesin olan kararı ile müvekkilimi işe iade etmiştir. Ancak ekte
fotokopilerini sunduğum sendika yazısı ve işveren avukatının cevabi yazısı ve
işe başlamak için işyerine giden ve işe başlatılmadığı için ekteki zaptı
tutan yazı aslında anlaşılacağı üzere müvekkilim işe alınmayarak iş akti
feshedilmiştir. Mahkeme kararı bizi bağlamaz, denilmiştir".


Mahkemece, davacının işe iadesine karar verilmekle fesih geçersiz hale gelmiş
ve temsilcilik devam ettiği sürece sözleşme devam etmektedir. Davacı bu
aşamada kıdem ve ihbar tazminatı ile sendikal tazminat isteyemez. O halde
mahkemece davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirdi. Bu gerekçe ile
yerel mahkeme kararının tümden b o z u l m a s ı görüşündeyim.




Üye

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:34
9. Hukuk Dairesi 1992/4952 E., 1992/12913 K.


BİR YILLIK ÜCRET TUTARINDA TAZMİNAT
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞYERİ SENDİKA TEMSİLCİLİĞİ
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/4952
K. 1992/12913
T. 30.11.1992




ÖZET : Hizmet akdinin feshi tarihinde davacının işyeri sendika temsilciliği
devam etmekte ise, TİS.nin 9/c maddesindeki tazminatı almaya hak kazanır. O
halde, davacının temsilciliği sabit görülürse bir yıllık ücret tutarındaki
tazminata karar vermek gerekir.


(2822 s. TSK. m. 2)


Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, sosyal haklar ve ücret alacağının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


31.12.1989 ile 31.12.1990 tarihleri arasını kapsayan TİS.nin 9/a maddesinde
sendika yönetici ve temsilcilerinin bu TİS. süresi içerisinde hizmet
akitlerinin feshedilemeyeceği öngörülmüş, (C) bendinde de fesih halinde
işçinin bir yıllık ücreti tutarında tazminat ödeneceği belirtilmiştir.
Davacı, TİS. nin bu maddesi uyarınca bir yıllık ücret tutarında tazminat da
istemiştir.


Gerçekten sözü edilen TİS.nin 9/a-c bentlerinde az önce açıklanan şekilde bir
hükmü içerdiği görülmektedir. Sendikanın dava tarihinden önce işverene
gönderdiği dosyaya konulmuş olan 16.7.1990 tarihli yazısından davacının
işyeri baş temsilcisi olarak atandığının bildirilmiş olduğuda
anlaşılmaktadır. Davacının hizmet akdi 17.12.1990 tarihinde feshedilmiştir.
Şu durumda gerçekten hizmet akdinin feshi tarihinde davacının işyeri sendika
temsilciliği devam etmekte ise, TİS.nin yukarıda belirtilen maddesindeki
tazminatı almaya hak kazanır. O halde, bu nokta üzerinde durulup davacının
temsilciliği sabit görülürse bir yıllık ücret tutarındaki tazminata karar
vermek gerekir. Yazılı şekilde aksine hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.1992
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:35
9. Hukuk Dairesi 1992/7647 E., 1993/2999 K.


İŞÇİLİKTE GEÇEN HİZMET SÜRESİ
KIDEM TAZMİNATI
SÖZLEŞMELİ PERSONEL
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/7647
K. 1993/2999
T. 1.3.1993






ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesine göre; kıdem tazminatı, işçilikte
geçen hizmet süresi için öngörülmüştür. Sözleşmeli personel hizmet akdi ile
çalışan, İş Kanununa tabi işçi değildir. Bu nedenle davacının sözleşmeli
personel olarak çalıştığı dönem için kıdem tazminatı istemesi mümkün
değildir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel
mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, davalı bankada 1.12.1981 tarihinde işçi statüsünde çalışmaya
başladığını, 15.7.1988 tarihinde sözleşmeli personel statüsüne geçirildiğini
ve 8.7.1991 tarihinde görevden ayrıldığını, kendisine kıdem tazminatı
ödenmediğini ileri sürerek istekte bulunmuştur.


Mahkemece, davacının davalı bankada gerek işçi statüsünde ve gerekse
sözleşmeli personel statüsünde çalıştığı tüm süreler dikkate alınarak
gerçekleşen kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.


1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesine göre, kıdem tazminatı işçilikte geçen
hizmet süresi için öngörülmüştür. Sözleşmeli personel hizmet akdi ile
çalışan, İş Kanununa tabi işçi değildir. Bu nedenle, davacının sözleşmeli
personel olarak çalıştığı dönem için kıdem tazminatı istemesi mümkün
değildir.


O halde, mahkemece yapılacak iş işçilikte geçen süreye ait gerçekleşecek kıdem
tazminatını hüküm altına almaktan ibarettir. Buna rağmen mahkemenin davacının
sözleşmeli personel statüsünde geçen hizmet dönemi içinde kıdem tazminatına
hükmetmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1.3.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:38
T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/9774
K. 1993/4784
T. 29.3.1993




ÖZET : İş Kanununun 26. maddesine göre, işçinin ücretinin üçüncü kişi
tarafından ödenmiş olması dahi aradaki ilişkinin hizmet akti ilişkisi
olmadığını göstermez. Bu durumda, işin esası incelenerek sonucuna göre bir
karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 26)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve yıllık ücretli izin
parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, davalıya ait işyerinde hizmet akti ile işçi olarak çalıştığını ve iş
aktinin haksız feshedildiğini ileri sürerek istekte bulunmuştur.


Davacının davalıya ait işyerinde sigortalı işçi olarak ve hizmet akti ile
çalıştığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Buna rağmen
mahkemenin taraflar arasında hizmet akti ilişkisi bulunmadığı ve davacının
hamamda kendi nam ve hesabına ve götürü vergiye tabi olarak çalıştığından
bahisle davanın reddine karar vermiş olması isabetsiz olup, bozmayı
gerektirmiştir. İş Kanununun 26. maddesine göre, işçinin ücretinin üçüncü
kişi tarafından ödenmiş olması dahi aradaki ilişkinin hizmet akti ilişkisi
olmadığını göstermez. Bu durumda, işin esası incelenerek sonucuna göre bir
karar verilmelidir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.3.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:39
12. Hukuk Dairesi 1993/1255 E., 1993/5708 K.


EN YÜKSEK MEVZUAT FAİZİ ORANINDA FAİZ TALEBİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Onikinci Hukuk Dairesi


E. 1993/1255
K. 1993/5708
T. 1.4.1993


Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki Miktat vekili tarafından
istenmesi üzerine; bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye 25.1.1993
tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:


Takip dayanağı İstanbul Altıncı İş Mahkemesinin 8.9.1992 tarihli ve 969-482
sayılı ilamında, 15.431.169 TL.nin 23.12.1991 tarihinden itibaren işleyecek
yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. 1475 sayılı İş
Kanununun 14. maddesi hükmüne göre, kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi
nedeniyle açılacak dava sonunda hakim gecikme süresi için ödenmeyen süreye
göre mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına hükmeder. Bu maddede
yer alan faiz de yasal faizdir. Alacaklının kıdem tazminatı için en yüksek
mevduat faizi oranında faiz istemesinde bir usulsüzlük yoktur. Merciice bu
yön gözetilerek şikayetin reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe
ile kabulü isabetsizdir.


S o n u ç : Alacaklı vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden merci
kararının yukarıda yazılı nedenle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428. maddeleri
uyarınca (BOZULMASINA), 1.4.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:45
9. Hukuk Dairesi 1992/10078 E., 1993/5592 K.


BELİRLİ SÜRELİ VE BELİRSİZ SÜRELİ HİZMET AKDİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞÇİ-İŞVEREN-İŞYERİ
"İçtihat Metni"


T.C.


Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/10078
K. 1993/5592
T. 12.4.1993




ÖZET : Davalı ve karşılık davacı işçi, işverene ait iş yerinde belirli
süreli hizmet akdiyle çalışmakta iken sürenin bitiminden önce iş akti
feshedilmiştir. İş Kanununun 13. maddesine göre; ihbar tazminatı, süresi
belirli olmayan hizmet sözleşmeleri için öngörülmüştür. Aynı kanunun aynı
maddesince bildirimin örnekleri sadece süresi belirli olmayan hizmet
akitlerinin feshinde sözkonusu olup, belirli süreli hizmet akdinin sürenin
bitiminden önce sona erdirilmesi durumunda ihbar tazminatı istenemez.


(1475 s. İş K. m. 13)


Davacı; ücret alacağını, davalı ve karşı davacı ise ikramiye temettü kar payı
ve ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davacının isteğini reddetmiş ve karşı davayı ise kısmen hüküm
altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davacı banka avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla;
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacı ve karşılık davalının aşağıdaki bendin
kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


2- Davalı ve karşılık davacı işçi, işverene ait iş yerinde belirli süreli
hizmet akdiyle çalışmakta iken sürenin bitiminden önce iş akti
feshedilmiştir. İş Kanununun 13. maddesine göre; ihbar tazminatı, süresi
belirli olmayan hizmet sözleşmeleri için öngörülmüştür. Zira, İş Kanununun
13. maddesinde de bildirimin önelleri sadece süresi belirli olmayan hizmet
akitlerinin feshinde sözkonusu olup, belirli süreli hizmet akdinin sürenin
bitiminden önce sona erdirilmesi durumunda ihbar tazminatı istenemez. Bu
nedenle, ihbar tazminatına ilişkin isteğin reddine karar vermek gerekirken
yazılı şekilde kabulü isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.4.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:46
9. Hukuk Dairesi 1992/13027 E., 1993/7332 K.


BELİRLİ SÜRELİ HİZMET AKDİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
SÜRESİ BELİRSİZ HİZMET AKDİ
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/13027
K. 1993/7332
T. 29.4.1993




ÖZET : Davacı; 625 sayılı Yasaya göre birer yıllık sözleşmelerle çalışmakta
iken, davalı işveren sözleşmedeki kural uyarınca yeni dönemin başlamasından
önce sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmiştir. Mahkemece, ihbar tazminatına
da karar verilmiş ise de; bu tazminat, 1475 sayılı İş Kanununun 13.
maddesinde öngörüldüğü üzere süresi belirsiz sürekli hizmet akitlerinde
sözkonusu olur. Belirli süreli akitlerden ihbar önellerinden sözedilemeyeceği
için ihbar tazminatına da karar verilemez.


(1475 s. İş K. m. 13)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de, duruşma
davetiyesinin taraflara tebliği için posta pulu olmadığından duruşma
isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten
sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, 625 sayılı Yasaya göre birer yıllık sözleşmelerle çalışmakta iken
davalı işveren sözleşmedeki kural uyarınca yeni dönem başlamasından önce
sözleşmeyi yenilemiyeceğini bildirmiştir. Mahkemece, ihbar tazminatına da
karar verilmiş ise de; bu tazminat, 1475 sayılı İş Kanununun 13. maddesinde
öngörüldüğü üzere süresi belirsiz sürekli hizmet akitlerinde söz konusu olur.
Belirli süreli akitlerden ihbar önellerinden sözedilemiyeceği için ihbar
tazminatına da karar verilemez. Buna rağmen, isteğin hüküm altına alınması
isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.4.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:47
9. Hukuk Dairesi 1993/796 E., 1993/8073 K.


BELİRLİ VE BELİRSİZ SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1993/796
K. 1993/8073
T. 11.5.1993






ÖZET : İş Kanununun 14. maddesinde, kıdem tazminatı istenebilmesi açısından
belirli ve belirsiz süreli hizmet sözleşmeleri arasında bir ayırım
yapılmamıştır. Bu nedenle belirli süreli hizmet sözleşmesinin anılan maddede
belirtilen fesih ve sona erme hallerinde de koşulları varsa, işçi kıdem
tazminatına hak kazanır.


(1475 s. İş K. m. 14)(818 s. BK. m. 325)


Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde
temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davacı avukatınca
da duruşma talep edilmsi üzerine dosya incelenerek, gereği konuşulup
düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının ve davacının aşağıdaki bendlerin
kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


2- İş Kanununun 14. maddesinde kıdem tazminatı istenebilmesi açısından belirli
ve belirsiz süreli hizmet sözleşmeleri arasında bir ayırım yapılmamıştır. Bu
nedenle belirli süreli hizmet sözleşmesinin anılan maddede belirtilen fesih
ve sona erme hallerinde de koşulları varsa, işçi kıdem tazminatına hak
kazanır.


Tarafların iddia ve savunmalarına, dosyada mevcut bilgi ve belgelere,
olayların akışına ve dinlenen davacı tanıklarının ifadelerine göre taraflar
arasındaki son sözleşme bir ay önce feshi ihbar yapılmadığı için yenilenmiş
ve davacı yeni öğretim yılı başında 16.9.1991 günü okula gelerek göreve
başlamak istemiş isede, işveren tarafından göreve başlatılmadığı ve yerine
başka bir öğretmenin alınmış olduğu, aradan bir ay geçtikten sonra davacının
okula gelmediğine dair tutanak düzenlendiği ve böylece, işe kabul etmemek
suretiyle hizmet akdinin işveren tarafından sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı kıdem tazminatı istemeğe hak kazanmıştır. Buna rağmen
mahkemenin yazılı gerekçe ile kıdem tazminatına ilişkin isteği reddetmiş
olması doğru değildir.


3- Yeni öğretim yılı için taraflar arasındaki bir yıllık hizmet sözleşmesi
yenilendiği halde, işeverenin davacıya görev vermemek suretiyle işi kabulde
temerrüde düştüğü mahkemeninde kabulündedir. Bu nedenle geri kalan süre için
ücrete hükmedilmesi doğrudur. Ne varki, bu ücret miktarı belirlenirken,
BK.nun 325. maddesinde öngörülen koşulların gözetilmesi ve bu çerçevede
gerekli araştırma ve incelemenin yapılması gerekirdi. Ancak bu davada istekle
bağlı kalınarak hüküm altına alınan miktar itibariyle anılan husus bozma
sebebi sayılmamış, sadece bu yöne değinilmekle yetinilmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), davacı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma avukatlık
parasının davalıya, davalı yararına takdir edilen 250.000 lira duruşma
avukatlık parasının ise davacıya yükletilmesine ve peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.5.1993 gününde oybirliğiyle
karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:48
T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1992/14521
K. 1993/8612
T. 20.5.1993


ÖZET : İş Kanununun 14/2. maddesi uyarınca; işçinin kıdemi, hizmet aktinin
devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın, aynı
işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştığı süreler gözönüne alınarak
hesaplanır.


(1475 s. İş K. m. 14/2)


Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme,davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı, davalıya ait işyerinde 9.2.1968-5.7.1973 ve 2.5.1985-25.2.1991
tarihleri arasında aralıklı olarak çalışmış ve yaşlılık aylığı almak amacıyla
işten ayrılmıştır. Son dönem çalışması için kıdem tazminatı ödenmiş,
9.2.1968-5.7.1973 tarihleri arası çalışması dikkate alınmamıştır. Bu dönem
için kendisine kıdem tazminatı ödenmediği anlaşılmaktadır. İş Kanununun 14/2.
maddesi uyarınca; işçinin kıdemi, hizmet aktinin devam etmiş veya fasılalarla
yeniden aktedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik
işyerlerinde çalıştığı süreler gözönüne alınarak hesaplanır. Buna göre,
koşulları gerçekleşmiş ise davacının aynı işverene ait daha önceki çalışma
dönemininde dikkate alınması gerekirken zamanaşımı nedeniyle ilk dönem
çalışmasıyla ilgili isteğin reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
gerektirmiştir. Zira, aralıklı çalışmaya devam ettiğinden hizmetlerin
birleştirilmesi söz konusu olup bu durumda zamanaşımının varlığından söz
edilemez.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.5.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:48
9. Hukuk Dairesi 1993/4588 E., 1993/14626 K.


FESİH
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
YASAL FAİZ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1993/4588
K. 1993/14626
T. 14.10.1993




ÖZET : Hüküm altına alınan ihbar tazminatı için dava tarihinden itibaren 30
yasal faize karar vermek gerekirken, İş Kanununun 14. maddesinde sadece kıdem
tazminatı için öngörülen en yüksek mevduat faizine fesih tarihinden itibaren
hükmedilmesi doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Hüküm altına alınan ihbar tazminatı için dava tarihinden itibaren 30
yasal faize karar vermek gerekirken, İş Kanununun 14. maddesinde sadece kıdem
tazminatı için öngörülen en yüksek mevduat faizine fesih tarihinden itibaren
hükmedilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.1993
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:50
9. Hukuk Dairesi 1993/12002 E., 1994/779 K.


İŞYERİNİ DEVRETME
KIDEM TAZMİNATI
MÜTESELSİL SORUMLULUK
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1993/12002
K. 1994/779
T. 27.1.1994




ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin 2. fıkrasına göre, işyerini
devreden davalının kıdem tazminatından sorumluluğu, devir tarihindeki
çalıştırılan süre ve devir esnasındaki işçinin ücret seviyesi ile sınırlıdır.
Emredici nitelikteki bu hüküm dikkate alınmaksızın tüm süre ve son ücret
üzerinden diğer davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş olması
isabetsizdir.


(1475 s. İş K. m. 14/2)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla;
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalı M..-Meyvesuyu ve Gıda Sanayi AŞ.'nin tüm
temyiz itirazları ile diğer davalı G.. Meyvesuyu Fabrikası Garipçe Köyü
Kalkınma Kooperatifi'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz
itirazları yerinde görülmemiştir.


2- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı işçinin 4.5.1976 tarihinden beri
çalıştığı, işyerinin 30.7.1986 tarihli kira sözleşmesi ile M.. AŞ.'ye
devredildiği anlaşılmaktadır. 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin 2.
fıkrasına göre, işyerini devreden davalı G..'nun kıdem tazminatından
sorumluluğu, devir tarihindeki çalıştırılan süre ve devir esnasındaki işçinin
ücret seviyesi ile sınırlıdır. Emredici nitelikteki bu hüküm dikkate
alınmaksızın davalı, G..'nun da tüm süre ve son ücret üzerinden diğer
davalı M.. ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş olması isabetsiz
olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.1.1994
gününde oyçokluğuyla karar verildi.






KARŞI OY YAZISI
* İş Kanununun 14/2. maddesinde, işyerinin eldeğiştirmesi halinde işlemiş
kıdem tazminatından her iki işverenin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Devreden
işverenin devir tarihindeki ücret ve çalıştırdığı süre ile sınırlı olarak
sorumlu olacağına dair ikinci cümledeki hüküm işçiye karşı dermeyan edilemez.
İşçiye karşı her iki işveren müştereken ve müteselsilen sorumludur. Sınır
getiren hüküm ise, iki işveren arasında ancak rücuda söz konusu olur. Aksini
düşünmek işçiyi mağdur edecek şekilde işyeri devirlerine neden olabilir ki
kanun koyucunun böyle bir amaca yönelik düzenleme yapması düşünülemez. Bu
nedenle sözkonusu hükmü aksi şekilde yorumlayan çoğunluk görüşüne
katılmıyorum.




Üye

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:53
9. Hukuk Dairesi 1994/1541 E., 1994/1202 K.


FESİH
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/1541
K. 1994/1202
T. 13.1.1994




ÖZET : İşçinin, SSK.na borçlandığı muvazzaf askerlik hizmeti süresinin ya da
değişik kamu kuruluşlarında geçen önceki hizmet sürelerinin birleştirilerek
kıdem tazminatı isteyebilmesi için, hizmet aktinin aynı Kanunun 14/4. maddesi
uyarınca yaşlılık veya malüllük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla işçi
tarafından feshedilmiş olması gerekir. Oysa; iş akdi, işverence İş Kanununun
13. maddesi uyarınca ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek feshedilmiştir.
İşçinin kısa bir süre sonra dahi olsa SSK.ya başvurarak yaşlılık aylığı
bağlanmasını istemiş olması bu hukuki sonucu değiştirmez.


(1475 s. İş K. m. 14, 14/4, 13)


Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Davacının aynı işyerindeki 1.8.1975 - 18.10.1977 tarihleri arasındaki
çalışması için kendisine, 18.10.1977 tarihinde işyeri kapatılırken kıdem
tazminatı ödenmiştir. İşyerinin yeniden faaliyete geçtiği 1.5.1980 tarihinden
sonraki çalışmaları için de işveren kıdem tazmatı ödemiştir. Bu durumda
evvelce kıdem tazminatı ödenmek suretiyle sona ermiş bulunan 1.8.1978 -
18.10.1977 tarihleri arasındaki sürenin son hizmet süresiyle birleştirilerek
kıdem tazminatı ödenmesi mümkün değildir. Zira, İş Kanununun 14. maddesine
göre işçiye aynı kıdem süresi için birden fazla kıdem tazminatı ödenemez.


2- İşçinin, SSK.na borçlandığı muvazzaf askerlik hizmeti süresinin ya da
değişik kamu kuruluşlarında geçen önceki hizmet sürelerinin birleştirilerek
kıdem tazminatı isteyebilmesi için, hizmet aktinin 1475 sayılı İş Kanununun
14/4. fıkrası uyarınca yaşlılık veya malüllük aylığı ya da toptan ödeme almak
amacıyla işçi tarafından feshedilmiş olması gerekir. Dosyadaki bilgi ve
belgelere göre, davacı işçinin hizmet akti İş Kanununun 14. maddesinin anılan
fıkrasında belirtilen şekilde değil, işverence İş Kanununun 13. maddesi
uyarınca ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin ve YHGK.nun içtihatları da bu doğrultudadır (HGK.nun 26.1.1994 gün
ve 1993/9-663 esas sayılı kararı). Açıklanan yasal koşullar gerçekleşmediği
için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı
şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. Davacı işçinin
işverence iş aktinin 13. maddesi uyarınca feshinden kısa bir süre sonra dahi
olsa SSK.ya başvurarak yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiş olması da bu
hukuki sonucu değiştirmez.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerden
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
31.1.1994 gününde oyçokluğuyla karar verildi.






KARŞI OY YAZISI
* Mahkemenin kararı 1475 sayılı Yasanın 14/4. madesi ile 1992 yılında alınan
(örneğin; 19.10.1992/9012 esas, 1992/11484 karar sayılı karar) Dairemiz
kararlarına uygundur. Bu nedenle mahkeme kararının onanması görüşünde
olduğumdan çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.


Yukarıda açıklanan daire kararından açıklanan görüşün oluşmasına neden 1991
yılında yayınlanan Başbakanlık genelgesi sonucu kamu işyerinde meydana gelen
gelişmelerdir. Zira, bu genelge ile işçi tasfiyesi sağlıyabilmek için
emekliliği gelen işçilerin hizmet akitlerinin sona erdirilmesi istenmiş,
bunun üzerine kamu işyerlerinde bu durumdaki işçilerden emekli olmaları, yani
hizmet aktinin bizzat işçiler tarafından sona erdirilmesi talep edilmiş, bu
yola giden işçilere hizmet birleştirilmesi yapılarak kıdem tazminatı ödenmiş,
ihbar tazminatı ise ödenmemiştir. İşverenin bu teklifini kabul etmeyen ve
davacı gibi davranan işçilerin hizmet akitleri ise, işveren tarafından İş
Yasasının 13. maddesi gereğince sona erdirilmiş ihbar ve kıdem tazminatı
ödenmiş, ancak kıdem süresi ve tazminatı hesaplanırken hizmet birleştirilmesi
yapılmamıştır.


İşverenin bu farklı uygulaması bizzat emekli olmayı kabul etmeyen işçileri
(işverenlerin resen emekli etme hakkı bulunmadığından) cezalandırma amacını
güden kötüniyetli bir davranış olup, yasa tarafından himaye edilmesi mümkün
değildir.


İş Yasasının 14/4. maddesinin bu gelişmeler sonucu işçi lehine yorumuna engel
bir durum olmadığı için Dairemizin 1992 yılında oluşan görüşünün
sürdürülmesinin, iş hukuku ilkelerine uygun olacağını düşünmekteyim.


Zira, İş Yasasının 14/4. maddesinde; çoğunluğun kabul ettiği gibi maddede
belirtilen nedenlerle hizmet aktinin işçi tarafından sona erdirilmesinden
bahsedilmemiş, anılan maddede "....yaşlılık veya malüllük aylığına .... HAK
KAZANAN" ifadesi kullanılmıştır. Davacının hizmet akti sona erdirildiği
tarihte yaşlılık aylığına hak kazandığı ve hemen kuruma başvurarak emekli
aylığını bağlattığı anlaşıldığına göre, davacının kamu kuruluşlarında geçen
hizmetlerinin birleştirilerek kendisine kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.
Mahkemenin bu yöndeki kararı yasal olup, onanmalıdır.




Üye


KARŞI OY YAZISI
* Borçlanılan askerlik süresinin kıdem tazminatının hesabında hiçbir suretle
dikkate alınamıyacağı düşüncesinde olduğumdan yerel mahkeme hükmünün çoğunluk
görüşünden farklı gerekçeyle b o z u l m a s ı düşüncesindeyim. Bu nedenle
çoğunluk görüşünün sonucuna katılmakla birlikte gerekçesine katılmıyorum.


Üye

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:54
9. Hukuk Dairesi 1993/14090 E., 1994/2244 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
İŞ AKDİNİN FESHİ
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1993/14090
K. 1994/2244
T. 14.2.1994






ÖZET : Davacı, işveren vekilinin olay günü işe geç gelmesi nedeni ile
kendisine hakaret ettiği için işi bırakmıştır. İşçi yönünden, İş Kanununun
16/2. maddesi uyarınca haklı fesih sebebidir. Bu durumda, davacı ihbar
tazminatı isteyemez ise de kıdem tazminatına hak kazanır.


(1475 s. İş K. m. 16/2)


Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücretiyle genel tatil
gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı, işveren vekilinin olay günü işe geç gelmesi nedeni ile kendisine
hakaret ettiği için işi bırakmıştır. Gerçekten işveren vekilinin işçiye
hakaret etmesi işçi yönünden İş Kanununun 16/2. maddesi uyarınca haklı fesih
sebebidir. Bu durumda, davacı ihbar tazminatı isteyemez ise de, kıdem
tazminatına hak kazanır. İşverenin, işçinin haklı sebeple iş aktini fesh
etmesinden sonra devamsızlıktan söz ederek iş aktini fesh ettiğini bildirmesi
bu sonucu değiştirmez. Zira, işçinin feshi ile hukuki sonuçlar doğmuştur. O
halde gerçekleşecek kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.2.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:54
T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/2617
K. 1994/2413
T. 15.2.1994




ÖZET : Davacının iş aktinin feshi tarihinde her yıl için isteyebileceği en çok
kıdem tazminatı miktarı tavanı aşılarak yapılan hesaba göre hüküm kurulması
doğru değildir.


Öte yandan, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 42.
maddesinin 5. fıkrasına göre, grevde geçen süre kıdem tazminatı hesabında
dikkate alınamaz.


(2822 s. TSK. m. 42/5)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının iş aktinin feshi tarihinde her yıl için isteyebileceği en çok
kıdem tazminatı miktarı 3.385.188 TL. olduğu halde, bu tavan aşılarak yapılan
hesaba göre hüküm kurulması doğru değildir.


Öte yandan, 2822 sayılı TİSGLK.nun 42. maddesinin 5. fıkrasına göre, grevde
geçen süre kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamaz. Buna rağmen, grevde
geçen 12.3.1991-1.8.1991 tarihleri arasındaki sürenin kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınmış olması da keza yasaya aykırıdır.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.2.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:55
9. Hukuk Dairesi 1994/3683 E., 1994/3048 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ (HİZMET) AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/3683
K. 1994/3048
T. 1.3.1994




ÖZET : Davacının hizmet akti, işyeriyle ilgili olmayan bir suçtan dolayı
tutuklanması üzerine devamsızlıktan feshedilmiştir. Bu durum İş Kanununun
17/III. maddesinde öngörülen işçinin şahsına bağlı zorunlu sebebi oluşturur.
Bu nedenle, iş aktini fesheden işveren ihbar tazminatı ile sorumlu tutulamaz.


(1475 s. İş K. m. 17/III)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafındna temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının hizmet akti, işyeriyle ilgili olmayan bir suçtan dolayı
tutuklanması üzerine devamsızlıktan feshedilmiştir. Davacının işyeri dışında
işlediği bir suçtan tutuklanarak işe devam edememesi İş Kanununun 17/III.
maddesinde öngörülen işçinin şahsına bağlı zorunlu sebebi oluşturur. Bu
nedenle, iş aktini fesheden işveren ihbar tazminatı ile sorumlu tutulamaz.
Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. O halde, ihbar
tazminatına ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1.3.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:56
9. Hukuk Dairesi 1993/15285 E., 1994/3136 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1993/15285
K. 1994/3136
T. 3.3.1994






ÖZET : Hizmet akti; işveren tarafından değil, yaşlılık aylığı almak amacı ile
davacı tarafından feshedilmiştir. İhbar tazminatı; önceden bildirme koşuluna
uymadan iş aktini fesheden tarafın, diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu bir
tazminattır. Somut olayda, iş akti yaşlılık aylığı almak amacı ile işçi
tarafından feshedildiğinden, ihbar tazminatına ilişkin isteğin reddi gerekir.


(1475 s. İş K. m. 13, 14)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, hizmet ikramiyesi ile TİS. gereği tazminatın
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının hizmet akti, işveren tarafından değil, yaşlılık aylığı almak
amacı ile davacı tarafından feshedilmiştir. Esasen, işverenin işçiyi re'sen
emekliye sevk yetkisi yoktur. Davacı, SSK.'na başvurarak yaşlılık aylığı
balğanmasını istediği ve kendisine Kurum'ca yaşlılık aylığı bağlandığı
anlaşılmaktadır. İhbar tazminatı, önceden bildirme koşuluna uymadan iş aktini
fesheden tarafın diğer tarafa ödemekle yükümlü olduğu bir tazminattır. Somut
olayda, iş akti yaşlılık aylığı almak amacı ile işçi tarafından feshedilmiş
bulunduğundan, ihbar tazminatına ilişkin isteğin reddi gerekirken, aksine
düşünce ile kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.3.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:56
9. Hukuk Dairesi 1994/1793 E., 1994/7252 K.


HİZMET AKDİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/1793
K. 1994/7252
T. 12.5.1994




ÖZET: İş Kanununun 14. maddesi hükmüne göre, kıdem tazminatının hesabında bir
yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. Sözkonusu
hüküm, mutlak emredici bir hüküm olup sözleşmelerle değiştirilemez. Bu
nedenle TİS'nin 24. maddesinde yer alan "hizmet aktinin en az bir yıl
devamından sonra hak kazanılan kıdemin hesabında, altı aydan fazla süreler
yıla tamamlanır" hükmü, yasanın emredici kuralına aykırı olduğundan
geçersizdir.


(1475 s. İş K. m. 14)


Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücretiyle ücret
alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.


2- İş Kanununun 14. maddesi hükmüne göre, kıdem tazminatının hesabında bir
yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. Sözkonusu
hüküm, mutlak emredici bir hüküm olup, sözleşmelerle değiştirilemez. Bu
nedenle TİS'nin 24. maddesinde yer alan "hizmet aktinin en az bir yıl
devamından sonra hak kazanılan kıdemin hesabında, altı aydan fazla süreler
yıla tamamlanır" hükmü, yasanın emredici kuralına aykırı olduğundan
geçersizdir. Mahkemece bu yön gözetilmeden düzenlenen bilirkişi raporuna göre
hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
12.5.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:57
9. Hukuk Dairesi 1994/9371 E., 1994/10259 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ (HİZMET) AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/9371
K. 1994/10259
T. 28.6.1994






ÖZET : 1475 sayılı İş Kanununun 14/4. maddesine göre, değişik kamu
kurumlarında geçen hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında dikkate
alınabilmesi için, işçinin iş aktini yaşlılık veya malüllük aylığı ya da
toptan ödeme almak amacıyla feshetmiş bulunması gerekir.


Somut olayda; iş akti, işçi tarafından değil işveren tarafından İş Kanununun
13. maddesine göre ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle
feshedilmiştir. Bu durumda, davacının başka bir kamu kuruluşunda 1.8.1965-
31.8.1974 tarihlerindeki memuriyet süresi kıdem tazminatı hesabında dikkate
alınamaz.


(1475 s. İş K. m. 13, 14/4)


Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir.


2- Davalının temyizine gelince:


1475 sayılı İş Kanununun 14/4. maddesine göre, değişik kamu kurumlarında geçen
hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi çin,
işçinin iş aktini yaşlılık veya malüllük aylığı ya da toptan ödeme almak
amacıyla feshetmiş bulunması gerekir.


Somut olayda; iş akti, az önce yukarıda açıklanan nedenlerle işçi tarafından
değil, işveren tarafından iş Kanununun 13. maddesine göre ihbar ve kıdem
tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmiştir. Bu durumda davacının başka bir
kamu kuruluşunda memuriyet statüsünde çalıştığı 1.8.1965-31.8.1974 tarihleri
arasındaki hizmet süresi kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamaz.
Dairemizin ve YHGK.'nun yerleşmiş uygulaması da bu doğrultudadır (HGK.nun
14.2.1990 gün, 1989/9-683 E., 1990/71 K.; HGK. nun 26.1.1994 gün, 1993/9-663
E., 1994/15 K.; HGK.nun 9.3.1994 gün, 1994/9-5 E. sayılı kararları).
Mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.6.1994
gününde oyçokluğuyla karar verildi.


KARŞI OY YAZISI
* Mahkemenin kararı, 1475 sayılı Yasanın 14/4. maddesi ile 1992 yılında alınan
(örneğin 19.10.1992 gün, 92/9012 esas, 92/11484 karar sayılı karar) Dairemiz
kararlarına uygundur. Bu nedenle mahkeme kararının onanması görüşünde
olduğumdan çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.


Yukarıda açıklanan Daire kararından, açıklanan görüşün oluşmasına neden 1991
yılında yayınlanan Başbakanlık genelgesi sonucu kamu işyerlerinde meydana
gelen gelişmelerdir. Zira, bu genelge ile işçi tasfiyesi sağlayabilmek için
emekliliği gelen işçilerin hizmet akitlerinin sona erdirilmesi istenmiş,
bunun üzerine kamu işlerlerinde bu durumdaki işçilerden emekli olmaları yeni
hizmet aktinin bizzat işçiler tarafından sona erdirilmesi talep edilmiş, bu
yola giden işçilere hizmet birleştirilmesi yapılarak kıdem tazminatı ödenmiş,
ihbar tazminatı ise ödenmemiştir. İşverinin bu teklifini kabul etmeyen ve
davacı gibi davranan işçilerin hizmet akitleri ise işveren tarafından İş
Yasasının 13. maddesi gereğince sona erdirilmiş ihbar ve kıdem tazminatı
ödenmiş ancak kıdem süresi ve tazminatı hesaplanırken hizmet birleştirilmesi
yapılmamıştır.


İşverenin bu farklı uygulaması bizzat emekli olmayı kabul etmeyen işçileri
(işverenlerin re'sen emekli etme hakkı bulunmadığından) cezalandırma amacını
güden kötüniyetli bir davranış olup, yasa tarafından himaye edilmesi mümkün
değildir.


İş Yasasının 14/4. maddesinin bu gelişmeler sonucu işçi lehine yorumuna engel
bir durum olmadığı için Dairemizin 1992 yılında oluşan görüşünün
sürdürülmesinin, iş hukuku ilkelerine uygun olacağını düşünmekteyim.


Zira; İş Yasasının 14/4. maddesine; çoğunluğun kabul ettiği gibi, madde de
belirtilen nedenlerle hizmet aktinin işçi tarafından sona erdirilmesinden
bahsedilmemiş, anılan madde de "......yaşlılık veya malüllük aylığına... HAK
KAZANAN" ifadesi kullanılmıştır. Davacının hizmet akti sona erdirildiği
tarihte yaşlılık aylığına hak kazandığı ve hemen kuruma başvurarak emekli
aylığını bağlattığı anlaşıldığına göre davacının kamu kuruluşlarında geçen
hizmetlerinin birleştirilerek kendisine kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.
Mahkemenin bu yöndeki kararı yasal olup, o n a n m a l ı d ı r .


Üye

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:58
9. Hukuk Dairesi 1994/5617 E., 1994/10421 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİNİN FESHİ
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/5617
K. 1994/10421
T. 30.6.1994




ÖZET : Davacının, davalıya ait işyerinde çalışırken aynı işyerinde bir kadın
işçiye sarkıntılık yapmıştır. Bu davranış İş Kanununun 17/2. maddesi uyarınca
işverene iş akdini bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkı verir. Böyle
olunca, davacı ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.


(1475 s. İş K. m. 17/2)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla;
dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının, davalıya ait işyerinde çalışırken aynı işyerinde çalışmakta olan
bir kadın işçiye sarkıntılık yaptığı, olaya maruz kalan işçinin şikayeti
üzerine düzenlenen tutanak içeriği, olayların akışı ve iş müfettişi raporunda
yer alan açıklamalardan anlaşılmaktadır. Bu davranış İş Kanununun 17/2.
maddesi uyarınca işverene, iş akdini bildirimsiz ve tazminatsız fesih hakkı
verir. Böyle olunca davacı ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz. Buna
rağmen isteklerin hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.6.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:59
T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/2494
K. 1994/10546
T. 5.7.1994




ÖZET: Davacı; dava dilekçesinde, ödeme sırasında faize ilişkin hakkını saklı
tuttuğunu bildirdiği halde, mahkemece kıdem tazminatı ödenirken faize ilişkin
hakkın saklı tutulmadığından sözedilerek davanın reddine karar verilmiştir.


Davacının duruşmada delillerini ibraz ettiğini bildirmesi davalı tarafta
bulunan belgelerden vazgeçtiği anlamına gelmez. Bu nedenle, ödeme
belgelerinin getirtilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm verilmesi
doğru değildir.


(818 s. BK. m. 113/2)


Taraflar arasındaki, kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi
içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi
üzerine; dosya incelenerek, gereği konuşulup düşünüldü:


Dava, kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeni ile faiz istemine ilişkindir.


Mahkemece, kıdem tazminatı ödenirken faize ilişkin hakkın saklı tutulması
nedeni ile, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı; dava dilekçesinde,
ödeme sırasında faize ilişkin hakkını saklı tuttuğunu bildirmiştir. Ödeme
belgeleri davalı tarafta bulunduğuna göre mahkemece bunların istenmesi
gerekir. Davacı vekilinin duruşma sırasında, delilerini ibraz ettiğini
bildirmesi, davalı tarafta bulunan belgelerin getirtilmesinden vazgeçildiği
anlamına gelmez. Bu nedenle ödeme belgelerinin getirtilip, incelenmesi
gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup,
bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
davacı yararına takdir edilen 750.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 5.7.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 01:59
9. Hukuk Dairesi 1994/2774 E., 1994/11001 K.


DEĞİŞİK KAMU KURULUŞLARINDA GEÇEN HİZMET SÜRELERİ
İŞ AKDİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/2774
K. 1994/11001
T. 12.7.1994




ÖZET: 1475 sayılı İş Kanununun 14/4. maddesine göre, değişik kamu
kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında dikkate
alınabilmesi için; işçinin, iş akdinin yaşlılık veya malüllük aylığı yada
toptan ödeme almak amacıyla kendisi tarafından feshedilmiş olması gerekir.


Davacının iş akdi, İş Kanununun 13. maddesine göre işveren tarafından
feshedildiğinden, emeklilik şartı gerçekleşmemiştir. Fesihten bir süre sonra
emekliliğini istemiş olması bu hukuki sonucu değiştiremez. Bu itibarla,
davacının emekli sandığına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin kıdem
tazminatı hesabında birleştirilerek dikkate alınması doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 14/4, 13)


Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı farkı, eksik ödenen ücret alacakları ve
yıllık izin ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;
ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan
alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak
temyizen incelenmesi davalı avukatlarınca istenilmesi üzerine; dosya
incelenerek, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 1475 sayılı İş Kanununun 14/4. maddesine göre, değişik kamu kuruluşlarında
geçen hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınabilmesi için;
işçinin, iş akdinin yaşlılık veya malüllük aylığı yada toptan ödeme almak
amacıyla kendisi tarafından feshedilmiş olması gerekir.


Somut olayda davacının iş akdi, İş Kanununun 13. maddesine göre işveren
tarafından feshedilmiştir. Böylece, emeklilik şartı gerçekleşmemiştir.
Davacının, fesihten bir süre sonra emekliliğini istemiş olması bu hukuki
sonucu değiştirmez. Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş
içtihatları da bu doğrultudadır (HGK.nun 14.2.1990 gün, 1989/9-683 E.,
1990/71-K. sayılı; HGK.nun 26.1.1994 gün, 1993/9-663 E., 1994/15 K.; HGK.nun
9.3.1994 gün, 1994/9-5 esas sayılı kararları). Bu itibarla, davacının emekli
sandığına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin kıdem tazminatı hesabında
birleştirilerek dikkate alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 750.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 12.7.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:01
9. Hukuk Dairesi 1994/12175 E., 1994/16615 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİNİN FESHİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/12175
K. 1994/16615
T. 25.11.1994




ÖZET: Davacı hasta olması nedeniyle işyerine gidememiştir. İş aktinin feshi,
davalı işveren yönünden haklı fesih sayılamaz. 1475 sayılı İş Kanununun
17/II-f maddesine göre ardı ardına iki gün devamsızlık hali iş aktini haklı
nedenle fesih yetkisi verirsede; bu koşul gerçekleşmediğinden ihbar ve kıdem
tazminatlarının hüküm altına alınması gerekir.
(1475 s. İş K. m. 17/II-f, 14)


Davacı; noksan bildirimin tesbiti ile ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatı,
fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası ile hafta tatili ücretinin
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalılardan A.......... Otelcilik ve davacı avukatı
tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşulup
düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeblere göre, davalının temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir.


2- Davacının temyizine gelince:


Dosya içinde bulunan, SSK. Tepecik Hastanesi raporunda, davacının
16.6.1993'den itibaren iş görebilir şeklinde bir açıklama yer almaktadır. Bu
rapordanda anlaşıldığı üzere davacı, 15.6.1993 tarihinde hasta olması nedeni
ile işyerine gidememiştir. Bu durumda, 16.6.1993 günlü devamsızlığı nedeni
ile iş akdinin feshi davalı işveren yönünden haklı fesih sayılamaz. Gerçekten
1475 sayılı İş Kanunu'nun 17/II-f maddesine göre, ardı ardına iki gün
devamsızlık hali iş akdini haklı nedenle fesih yetkisi verir. Olayda bu koşul
gerçekleşmediğinden ihbar ve kıdem tazminatlarının hüküm altına alınması
gerekir. Aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz
olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.11.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:02
9. Hukuk Dairesi 1994/12325 E., 1994/17134 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİNİN BOZULMASI
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/12325
K. 1994/17134
T. 2.12.1994




ÖZET: Davacı işçinin, üst üste üç gün gelmemesi nedeniyle iş akti bozulmuştur.
Bu durumda, feshin haklı olduğu dikkate alınarak ihbar ve kıdem tazminatı
isteğinin reddi gerekir.


(1475 s. İş K. m 17/f, 14/1)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Dosyadaki bilgi ve belgelere, tutanaklara ve bu tutanakları doğrulayan davalı
işverenin tanık ifadelerine göre; davacı işçinin, 13, 14 ve 15.8.1992
günlerinde üst üste üç gün gelmemesi nedeniyle iş akdinin feshedildiği
anlaşılmaktadır. Bu durumda, feshin haklı olduğu dikkate alınarak ihbar ve
kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken davacı
tanıklarının mücerret ifadelerine dayanılarak isteklerin hüküm altına
alınması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.12.1994
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:03
9. Hukuk Dairesi 1994/13192 E., 1994/17177 K.


HAKLI FESİH
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/13192
K. 1994/17177
T. 5.12.1994






ÖZET: Banka müfettişi tarafından hazırlanan soruşturma evraklarına ve
bilirkişi raporundaki açıklamalara göre; davacının, bankada görevli
Mualla'nın bulunmadığı sırada üçüncü kişilere karşılıksız provizyon verdiği
ve bu nedenle işverenin güvenini sarsıcı davranışlarda bulunduğu
anlaşılmıştır. Bu durum, İş Kanununun 17/II. maddesi çevresinde haklı fesih
sebebi olduğundan davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine
karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 17/II)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai ve yıllık ücretli izin
parası,hafta ve genel tatil gündelikleri ile ücret alacağının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle banka müfettişi tarafından
hazırlanan soruşturma evraklarına ve bilirkişilerce düzenlenen rapordaki
açıklamalara göre; davacının bankada görevli M.'nın bulunmadığı sırada
üçüncü kişilere karşılıksız provizyon verdiği ve böylece bankacılık
işlemlerine aykırı biçimde işverenin güvenini sarsıcı davranışlarda bulunduğu
anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu işlemlerden zarar doğmadığı ileri sürülmüş
ise de bu durum İş Kanununun 17/II. maddesi çerçevesinde oluşan haklı fesih
nedenini ortadan kaldırmaz. Böyle olunca, ihbar ve kıdem tazminatı
isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile
yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:03
9. Hukuk Dairesi 1994/13155 E., 1994/17394 K.


İŞ AKDİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/13155
K. 1994/17394
T. 8.12.1994




ÖZET: İşyerini devreden işveren; işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasında
işçinin aldığı ücretle sınırlı olmak üzere, kıdem tazminatı ödemekle
yükümlüdür. Yasada öngörülen bu sorumluluğun sözleşme ile ortadan
kaldırılması da hukuken mümkün değildir. Buna rağmen mahkemenin işyerini
devreden davalıyı kıdem tazminatından sorumlu tutmaması doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 14/2)


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalıların temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir.


2- Davacının temyizine gelince:


A- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının çalıştığı işyerinin
............. A.Ş. tarafından diğer davalı Şirkete devredildiği
anlaşılmaktadır. Bu durumda, 1475 sayılı İş Kanununun 14/2. maddesi uyarınca
işyerini devreden işveren, işçiyi çalıştırdığı süre ve devir esnasında
işçinin aldığı ücretle sınırlı olmak üzere kıdem tazminatı ödemekle
yükümlüdür. Yasada öngörülen bu sorumluluğun sözleşme ile ortadan
kaldırılması da hukuken mümkün değildir. Buna rağmen mahkemenin işyerini
devreden davalı ............. A.Ş.'nin kıdem tazminatından sorumlu tutulmamış
olması bozmayı gerektirmiştir.


B- Davacı yararına hükmün altına alınan miktar için avukatlık ücretine
hükmedilmemiş olması keza hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
(BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
8.12.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:04
9. Hukuk Dairesi 1994/16560 E., 1995/5227 K.


HİZMET SÜRELERİNİN BİRLEŞTİRİLMESİ
İŞ AKDİ
KIDEM TAZMİNATI
ZAMANAŞIMI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/16560
K. 1995/5227
T. 21.2.1995


ÖZET : İşçinin kıdemi; hizmet akdinin devam etmiş veya aralıklarla yeniden
aktedilmiş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik
işyerlerinde çalıştığı süreler gözönüne alınarak hesaplanır. Bu durumda,
davacının İş Kanununun 14/2. maddesi uyarınca yeniden aktedilen bir akte
dayanarak çalışmış olması, hizmet sürelerinin birleştirilmesini engellemez.
Sözkonusu hizmet birleştirmelerinde, önceki dönem çalışması yönünden
zamanaşımı işlemez. Böyle olunca, gerçekleşecek kıdem tazminatının hüküm
altına alınması gerekir.


(1475 s. İş K. m. 14/2)


Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1475 sayılı İş Kanununun 14/2. maddesi uyarınca; işçinin kıdemi, hizmet
aktinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden aktedilmiş olmasına
bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştığı süreler
gözönüne alınarak hesaplanır.


Somut olayda, davacının iş akti, işyeri ile ilgili olmayan bir suçtan dolayı
tutuklanması üzerine, 1977 yılında feshedilmiştir. Dairemizin yerleşmiş
içtihatlarına göre, bu fesih İş Kanununun 17/III. maddesindeki işçinin
şahsına bağlı zorunlu nedene dayalı ve kıdem tazminatına hak kazandıran bir
fesihtir. Davacı, 1978 yılında tekrar aynı işyerinde çalışmaya başlamış ve
1994 yılında da emekli olmak suretiyle işten ayrılmıştır. Bu durumda,
davacının İş Kanununun 14/2. maddesi uyarınca yeniden aktedilen bir akte
dayanarak çalışmış olması, hizmet sürelerinin birleşmesini engellemez. Söz
konusu hizmet birleştirilmelerinde, önceki dönem çalışması yönünden
zamanaşımı işlemez. Böyle olunca, gerçekleşecek kıdem tazminatının hüküm
altına alınması gerekirken, yerleşmiş içtihatların aksine yazılı şekilde
hüküm tesisi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.2.1995
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:05
9. Hukuk Dairesi 1994/19016 E., 1995/10963 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
ÜCRETİN YABANCI PARA İLE ÖDENMESİ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1994/19016
K. 1995/10963
T. 3.4.1995




ÖZET: Taraflar arasında bağıtlanan hizmet sözleşmesinde, çalışma karşılığının
Libya Dinarı olarak ödeneceği kararlaştırılmış, Amerikan Doları'ndan
sözedilmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının isteğinin Libya
Dinarı olduğu kabul edilerek, buna göre alacak miktarlarını saptamak ve
istekler aşılmamak suretiyle alacaklara Libya Dinarı olarak aynen veya fiili
ödeme tarihindeki efektif kur üzerinden Türk Lirası karşılığının davalılardan
tahsiline karar verilmelidir.


(818 s. BK. m. 18, 19)
(1086 s. HUMK. m. 72, 74)


Davacı, yemek ve yatak kesintisiyle ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Taraflar arasında bağıtlanan hizmet sözleşmesinde çalışma karşılığının
Libya Dinarı olarak ödeneceği kararlaştırılmış, hiç bir surette Amerikan
Doları'ndan sözedilmemiştir. Buna rağmen, dava konusu isteklerin Amerikan
Doları olarak talep edilmesi ve mahkemece de buna göre hüküm kurulması doğru
değildir. Davacı, sözleşmede kararlaştırılan Libya Dinarı'nı yabancı para
borcu olarak istiyebilir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının
isteğinin Libya Dinarı olduğu kabul edilerek buna göre alacak miktarlarını
saptamak ve istekler aşılmamak suretiyle hak edilen dava konusu alacaklara
Libya Dinarı olarak aynen veya fiili ödeme tarihindeki efektif kur üzerinden
Türk Lirası karşılığının davalılardan tahsiline karar vermekten ibarettir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.4.1995
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:05
9. Hukuk Dairesi 1995/11294 E., 1995/31679 K.


1475 SAYILI İŞ KANUNUNUN 5. MADDESİ
BAHÇIVAN
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/11294
K. 1995/31679
T. 16.10.1995




ÖZET : Davacı, bahçıan olarak çalıştığını ileri sürdüğüne göre, bu konu
üzerinde durularak hakkında İş Kanununun 5. maddesinin uygulanıp
uygulanmayacağı araştırılmadan, ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin hüküm
altına alınması doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 5/d)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli izin parası
ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünldü:


Davacı, dava dilekçesinde bahçıvan olduğunu açıklamıştır. Bu konu üzerinde
durulup, İş Kanununun 5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı düşünülmeden,
isteklerin hüküm altına alınması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
16.10.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:06
9. Hukuk Dairesi 1995/21185 E., 1995/31705 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ AKDİ
ÜCRETLİ İZİN İLE BAYRAM VE GENEL TATİL GÜNDELİKLERİNİN ÖDENMESİ
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/21185
K. 1995/31705
T. 17.10.1995




ÖZET : Görgüye dayanmayan davacı tanıklarının anlatımına değer verilerek ihbar
ve kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınması doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 13, 14)


Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık ücretli
izin parası ile bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesi davasının
yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın
faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün
süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca
istenilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle devamsızlık tutanakları ile
tutanak mümzilerinin anlatımlarına göre, davacının işyerine gelmeyerek işi
terk ettiği anlaşılmaktadır. Bu yazılı ve gizli sözlü deliller karşısında
görgüye dayanmayan davacı tanıklarının anlatımına itibar edilerek ihbar ve
kıdem tazminatı isteklerinin hüküm altına alınması isabetsiz olup, bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 6.000.000.- lira duruşma avukatlık parası ile
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.10.1995
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:06
9. Hukuk Dairesi 1995/21148 E., 1995/31699 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞVERENİN GÜVENİNİ KÖTÜYE KULLANMAK
"İçtihat Metni"




T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/21148
K. 1995/31699
T. 17.10.1995






ÖZET : Davacının; davalı bankanın şube şef yardımcısı görevini yapmakta iken,
işyerinin kapalı olduğu bir cumartesi günü, bir banka müşterisinin hesabından
virman yoluyla kendi hesabına bir miktar para geçirdiği ve üç gün bu parayı
kullanarak işverenin güvenini kötüye kullandığından, ihbar ve kıdem tazminatı
isteklerinin reddine karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 17/II-d, 14)


Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatıyla, kıdem ödülü alacağının
ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle
gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya
verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen
incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği
konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davalı bankanın şube şef yardımcısı görevini yapmakta olan davacının,
işyerinin kapalı olduğu bir cumartesi günü Fermin isimli bir banka
müşterisinin hesabından virman yoluyla, kendi hesabına 1.400.000 TL'sini
geçirdiği ve üç gün bu parayı kullanarak işverenin güvenini kötüye kullandığı
anlaşılmaktadır. Gerçekten davalı bankanın teftiş kurulunun konuyla ilgili
açtığı soruşturma sırasında davacının, soruşturmayı yürüten müfettişe verdiği
ayrı ayrı zamanlardaki ifadelerinde, arkadaşından aldığı bir borcu kapatmak
için böyle bir davranışta bulunduğunu, hata ettiğini itiraf etmiştir. Her ne
kadar Fermin mahkemede verdiği ifadede kendisinin talimatı üzerine davacının
böyle bir davranışta bulunduğunu bildirmişse de, olayların akışından,
dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının müfettişe verdiği ifadelerden, bu
tanığın ifadesine itibar etme olanağı yoktur. Böyle bir talimatın aslında
davacıya değil, bankaya verilmesi icap ederdi. Bu maddi ve hukuki olgular
karşısında davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar
vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulü isabetsiz olup, bozmayı
gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 6.000.000.- TL. duruşma avukatlık parasının
karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde
ilgiliye iadesine, 17.10.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:07
9. Hukuk Dairesi 1995/20815 E., 1995/34962 K.


FAİZ
İŞ SÖZLEŞMESİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/20815
K. 1995/34962
T. 4.12.1995




ÖZET : Emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi
için, SSK.'na başvurmuş olduğunu ve emekliliğe hak kazandığını belgelemiş
olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden haberdar
edilmeden kıdem tazminatı istenemeyeceği gibi, işten ayrıldığı tarihten de
faize hak kazanamaz.


(1475 s. İş K. m. 14/3) (818 s. BK. m. 113)


Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma parası ve izin ücretinin ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- 1475 sayılı İş Kanununun 14/3. maddesinde; "işçinin, birinci bendin 4.
fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için, aylık ya da toptan ödemeye hak
kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme
yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu Kuruma ya da
sandığa müracaat ettiğini belgelemesi şarttır..." denilmektedir. Bu hükme
göre, emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi
için SSK.'na başvurmuş olduğunu ve emekliliğe hak kazandığını belgelemiş
olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden haberdar
edilmeden kıdem tazminatı istenemeyeceği gibi, işten ayrıldığı tarihten de
faize hak kazanamaz. Bu husus dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm
tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 4.12.1995
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:08
9. Hukuk Dairesi 1995/30176 E., 1995/35836 K.


DEVAMSIZLIK NEDENİYLE SÖZLEŞMENİN FESHİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ SÖZLEŞMESİ
MANEVİ TAZMİNAT
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/30176
K. 1995/35836
T. 19.12.1995






ÖZET : Davacının; bir haftalık raporunun bitiminden itibaren üst üste iki gün
devamsızlıkta bulunduğu, bunun üzerine davalı bankaca sözleşmenin
feshedildiği ve davacının devamsızlık konusunda haklı olmadığı tanık
anlatımları ile anlaşıldığına göre, belirtilen şekildeki devamsızlık, 1475
sayılı İş Kanununun 17/II-f maddesindeki hali oluşturduğundan; işverene, iş
sözleşmesini haklı olarak feshetme yetkisi verir. Böyle olunca, ihbar ve
kıdem tazminatı istekleri ile koşulları gerçekleşmemiş bulunan manevi
tazminatın reddine karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 17/II-f) (818 s. BK. m. 47, 49)


Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faziiyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün, süresi
içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi
üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Dosya içeriğine göre, davacının bir haftalık raporunun hitamında 29.2.1992
tarihinden itibaren üst üste iki gün devamsızlıkta bulunduğu, bunun üzerine
davalı bankaca sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı
tanıklarının devamsızlık konusunda davacının haklı nedeni bulunduğunu
bildirmiş değillerdir. Belirtilen şekildeki devamsızlık, 1475 sayılı İş
Kanununun 17/II-f maddesindeki hali oluşturmakta olup, işverene, iş
sözleşmesini haklı olarak feshetme yetkisi verir. Böyle olunca ihbar ve kıdem
tazminatı istekleri ile koşulları gerçekleşmemiş bulunan manevi tazminatın
reddine karar verilmesi gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten (BOZULMASINA),
davalı yararına takdir edilen 6.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 19.12.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:08
9. Hukuk Dairesi 1995/30093 E., 1995/35809 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ SÖZLEŞMESİ
İŞVERENİN GÜVENİNİ KÖTÜYE KULLANMAK
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/30093
K. 1995/35809
T. 19.12.1995




ÖZET : Davacının, davalıya ait işyerinde bilet satışı ile görevli bulunduğu
sırada, bilet bedellerini teslim etmediğinden sözedilerek hakkında ceza
mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Davacı, delil yetersizliğinden beraat
etmişse de, bu karar hukuk hakimini bağlamaz.


Bilet parasının teslim edilmemesi, 1475 sayılı İş Kanununun 17/II-d bendince
işverenin güvenini kötüye kullanmak halini oluşturduğundan, davalının
sözleşmeyi feshi nedeniyle davacı ihbar ve kıdem tazminatı isteyemez.


(1475 s. İş K. m. 17/II-d, 13, 14)


Taraflar arasındaki ihbar, kıdem ve manevi tazminat ile fazla mesai alacağının
ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle
gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya
verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen
incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği
konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının, davalıya ait işyerinde bilet satışı ile görevli bulunduğu sırada
üçüncü kişilere sattığı bilet bedellerini teslim etmediği, üzerinde tuttuğu,
tutulan tutanaklardan, hakkında açılan kamu davası ile ilgili dosya
içeriğinden, ceza mahkemesinde dinlenen tanık ifadelerinden ve bilirkişi
raporundan açık ve kesin olarak anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı,
hakkında açılan kamu davası sonunda beraat etmiş ise de, beraat kararı delil
yetersizliğine dayanmakta ve bu nedenle de hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte
bulunmamaktadır. Bilet parasının teslim edilmemesi eylemi 1475 sayılı İş
Kanununun 17/II-d bendinde öngörülen işverinin güvenini kötüye kullanmak
halini oluşturur. Böyle olunca, davalının sözleşmeyi feshi haklı nedene
dayandığından davacı ihbar ve kıdem tazminatı isteyemez.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.12.1995
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:08
9. Hukuk Dairesi 1996/2504 E., 1996/2524 K.


GECİKME FAİZİ
İŞ SÖZLEŞMESİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1996/2504
K. 1996/2524
T. 15.2.1996




ÖZET : Emeklilik nedeniyle işçinin, kıdem tazminatı isteğinde bulunabilmesi
için, SSK.'na başvurmuş olduğunu ve emekliye hak kazandığını belgelemiş
olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden haberdar
edilmeden kıdem tazminatı istenemeyeceği gibi, işten ayrıldığı tarihten de
faize hak kazanamaz.


Faiz hesabı için, emekliliğin belgelendirildiği tarih esas alınır.


Faiz hesabında, bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate
alınması gerekirken, üç aylık mevduata uygulanan faiz oranı üzerinden yapılan
hesaplamaya dayanarak hüküm kurulması doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 14/3) (818 s. BK. m. 113)


Davacı, kıdem tazminatı ve gecikme faizinin ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyaya işveren tarafından 20.4.1995 tarihli yazı ekinde gönderilen kıdem
tazminat bordrosunda ihtirazi kayıt şerhinin bulunmadığı, sonradan davacı
vekiline yetki verilerek getirtilen 2.10.1995 tarihli yazı ekindeki kıdem
tazminat bordrosunda davacının faiz hakkını saklı tuttuğuna dair şerh mevcut
olduğu anlaşılmıştır. Her iki bordro da fotokopi olup, aslının aynı olduğu
işyeri görevlilerince tasdik edilmiştir. Öncelikle bu konu üzerinde
durularak, kıdem tazminat bordrosunun aslı getirtilip, taraflardan çelişki
sorularak giderilmeden, davanın kabulü hatalı olup hüküm bu yönden
bozulmalıdır.


2- Kabule göre de;
Davacı, emekli olmak suretiyle işyerinden ayrıldığını, fakat kıdem
tazminatının geç ödendiğini iddia ederek, gecikme süresine göre faiz
isteğinde bulunmuştur.


Mahkemece, emeklilik tarihinden hesap yapılmış ve hüküm kurulmuştur.


1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasında; "işçinin, birinci
bendin 4. fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için, aylık yada toptan ödemeye
hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme
yapılması için, yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma yada
sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır..." denilmektedir. Bu
hükme göre, emeklilik nedeniyle işçinin kıdem tazminatı isteğinde
bulunabilmesi için SSK.'na başvurmuş olduğunu ve emekliye hak kazandığını
belgelemiş olması gerekir. Bu prosedür izlenmeden ve işveren gelişmelerden
haberdar edilmeden kıdem tazminatı istenemiyeceği gibi, işten ayrıldığı
tarihten de faize hak kazanamaz. Hesaplamada faiz hesabı için emekliliğin
belgelendirildiği tarih esas alınarak, o tarihteki orana göre faiz hükmetmek
gerekir. Bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı
olup bozmayı gerektirmiştir.


3- Faiz hesabında, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre bir yıllık mevduata
uygulanan en yüksek faiz oranı dikkate alınması gerekirken, daha yüksek
olarak bildirilen üç aylık mevduata uygulanan faiz oranı üzerinden yapılan
hesaplamaya dayanılarak hüküm kurulması da hatalıdır.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.2.1996
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:09
9. Hukuk Dairesi 1995/33957 E., 1996/7035 K.


DİSİPLİN KURULU KARARI
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
İŞ SÖZLEŞMESİ
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1995/33957
K. 1996/7035
T. 3.4.1996




ÖZET : Mahkemece; davacının, davalı işverene hakaret ettiği kabul edilerek
ihbar ve kıdem tazminatının reddine karar verilmiştir.


Oysa ki; iş yerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin 78. maddesinde, disiplin
kurulu kararı olmadan işçilere ceza verilemeyeceği belirlenmiştir. İşveren bu
maddeye uymadan davacının hizmet sözleşmesini sona erdirdiğinden, ihbar ve
kıdem tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken reddedilmesi doğru değildir.


(1475 s. İş K. m. 13, 14, 17/II)


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatıyla ikramiye alacağının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.


Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı; hizmet akdinin davalı işveren tarafından feshedildiğini, ihbar,
kıdem tazminatının ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise davacının işverene
hakaret ettiğini, bu nedenle hizmet akdinin haklı olarak İş Kanununun 17/II.
maddesi gereği sona erdirildiğini savunmuştur. Mahkemece, davalının savunması
yerinde görülerek isteklerin reddine karar verilmiştir.


İş yerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinin 78. maddesi gereğince disiplin
kurulu kararı olmadan işçilere ceza verilemez ve iş akdinin feshi ile ilgili
cezalar oybirliği ile verilmesi gerekir. İşveren, toplu iş sözleşmesinin
anılan maddesine uymadan, olayı disiplin kuruluna götürmeden davacının hizmet
akdini sona erdirmiş bulunduğundan, Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulu'nun
istikrar kazanan kararları gereği davacının ihbar ve kıdem tazminatı
isteklerinin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile bu taleplerin reddedilmesi
bozmayı gerektirmiştir.


S o n u ç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.4.1996
gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:10
9. Hukuk Dairesi 1996/12437 E., 1996/14589 K.


GEÇMİŞ GÜNLER FAİZİ
İTİRAZIN İPTALİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1996/12437
K. 1996/14589
T. 27.6.1996




ÖZET : Davacı kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizinin
tahsili için icra takibinde bulunmuş, davalı işverenin itirazı üzerine
itirazın kısmen iptaline karar verilerek mükerrer ödemeye yol açmıştır.


Bu durumda mahkemece yapılacak iş, itirazın 42.915.899.- TL. için iptali ile
icranın bu miktar için devamına, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar
verilmekle yetinilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 13) (2004 s. İİK. m. 67, 68)


Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının
ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı; kıdem tazminatının geç ödenmesi nedeniyle geçmiş günler faizinin
tahsili amacı ile icra takibine başvurmuş, davalı işverenin itirazı üzerine
bu takip durduğundan itirazın iptali ile icranın devamına karar verilmesi
istemi ile bu davayı açmış bulunmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama
sonunda, itirazın kısmen haksızlığı sonucuna varılarak istek doğrultusunda
hüküm kurulmuş olmakla birlikte, ayrıca mükerrer ödemeye yol açacak şekilde
tahsile de karar vermiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, itirazın
42.915.899.- TL. için iptali ile icranın bu miktar için devamına, fazlaya
ilişkin isteğin reddine karar vermekle yetinmekten ibarettir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.6.1996
gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:11
T.C.
Y A R G I T A Y
Dokuzuncu Hukuk Dairesi


E. 1996/7565
K. 1996/15521
T. 9.7.1996




ÖZET : Davacı işçinin; raporlu olduğu bir sırada, rakip olabilecek bir başka
işyerinde çalışması, doğruluk ve bağlılık kuralı ile bağdaşmaz. Böyle olunca,
davalı işveren tarafından iş aktinin feshi haklı nedene dayandığından,
davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmelidir.


(1475 s. İş K. m. 13, 14)


Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan
yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle
birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün, süresi
içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi
üzerine; dosya incelenerek, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacı işçinin, raporlu olduğu bir sırada, kayınvalidesine ait aynı türde bir
işyerinde çalıştığı dosya içinde bulunan tutanak ve bunu doğrulayan davalı
tanıklarının açık anlatımlarından anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı
tanıkları çalışmanın söz konusu olmadığını açıklamış iseler de, bu
açıklamalar soyut beyanlardan ibarettir. Bölge Çalışma Müdürlüğünce
düzenlenen raporun da, gerçek durumu yansıtmadığı sonucuna varılmaktadır.
Gerçekten davalı tanıkları somut olgulara dayanmışlar ve tutulan tutanak da
bu olguyu doğrulamıştır.


Raporlu iken bir işçinin, rakip olabilecek bir başka işyerinde çalışması
doğruluk ve bağlılık kuralı ile bağdaşmaz. Böyle olunca, davacı işçinin iş
aktinin davalı işveren tarafından feshi haklı nedene dayandığından, ihbar ve
kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar vermek gerekir.


S o n u ç : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen nedenle (BOZULMASINA),
bozma nedenine göre sair hususlar üzerinde durulmasına yer olmadığına, davalı
yararına takdir edilen 6.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa
yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
9.7.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
28 Eylül 2012, 02:12
9. Hukuk Dairesi 1997/21478 E., 1998/1883 K.


ASKERLİK BORÇLANMASI
EMEKLİLİK
KAMU KURULUŞU
KIDEM TAZMİNATI
ÖZELLEŞTİRME
"İçtihat Metni"




T.C.
Y A R G I T A Y
9.HUKUK DAİRESİ


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO : 1997/21478
KARAR NO : 1998/1883






Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı işçi, davalıya ait işyerinde çalışırken davalı işveren
tarafından sözleşmesi feshedilip 27.2.1997 tarihine kadar çalıştırıldığı
29.2.1997 tarihinde de ihbar ve kıdem tazminatları davacı adına Pamukbank'da
açtırılan hesaba yatırıldığı bu işlemlerden daha önce 3.2.1997 tarihinde
kendisine fesih bildiriminin tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı daha önce borçlandığı askerlik süresinin de kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınması gerektiğinden söz ederek fark tazminat isteğinde
bulunmaktadır. Mahkemece askerlik hizmetinin işe girmeden önce gerçekleştiği
gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin YHGK'nun denetimindende geçen kararlılık kazanmış
uygulamasına göre muvazzaf askerlik hizmetinin hizmet aktinin kurulmasından
önce yada sonra gerçekleşmiş olmasının borçlanılan askerlik hizmetinin kıdem
tazminatının hesabında dikkate alınması açısından bir etkisi olamaz. Yeterki
son işvereninin Kamu Kurumu niteliğinde bulunduğu anlaşılsın. Böyle bir
durumda 1475 Sayılı İş Kanununun 14/4. maddesi çerçevesinde sonuca gitmek
gerekir.
Somut olay yönünden istek değerlendirmeye tabi tutulacak olursa;
davacı işçi adına bankaya ihbar tazminatı yatırılmasından önce bağlı
bulunduğu SSK.na emeklilik için başvurmuştur. Yine Dairemizin uygulamasına
göre, işten ayrılan bir işçinin ihbar tazminatının ödenmesinden önce
emeklilik için SSK'na başvurduğu takdirde borçlanılan askerlik süresi kıdem
tazminatının hesabında göz önünde tutulması gerekir. Olayda bu koşul
gerçekleşmiştir. Bu durumda çözümlenmesi gereken sorun Altınova Çimento
A.Ş.'nin fesih tarihinde kamu kuruluşu niteliğini özelleştirme sonucu
kaybedip etmediğidir. Dosyadaki bilgiler bu konuda sonuca varmak için yeterli
değildir. Şayet bu nitelik kaybedilmişse dava red edilmeli aksi halde
gerçekleşen fark tazminat hüküm altına alınmalıdır. Bu durumda mahkemece
yapılacak iş; ilgili mercilerden gerekli soruşturma yapılarak özelleştirme
tarihi tesbit edilmek ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle
BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
18.2.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 00:55
9. Hukuk Dairesi 1999/3767 E., 1999/4413 K.


ADAPAZARI ŞEKER FABRİKASI
HUSUMET
KIDEM TAZMİNATI FARK HESABI
TURHAL ŞEKER FABRİKASI
TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
"İçtihat Metni"


T.C.


Y A R G I T A Y


9.HUKUK DAİRESİ




ESAS NO : 1999/3767
KARAR NO : 1999/4413




Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı işçi A.. Şeker fabrikasına ait işyerinden emekli olmak
suretiyle işinden ayrılmış ve kendisine geçen hizmeti için kıdem tazminatı
ödenmiştir.


Davacı işçi daha önce T.. Şeker Fabrikasında geçen hizmetinin
dikkate alınmamış olması nedeniyle davalı Türkiye Şeker Fabrikaları Genel
Müdürlüğünü hasım göstererek fark kıdem tazminatı isteğiyle bu davayı
açmıştır.


Mahkemece her iki Şeker Fabrikasının kamu tüzel kişisi oldukları
vurgulanarak istek hüküm altına alınmıştır.


Ülkemizin Cumhuriyet dönemi ilk dört Şeker Fabrikasından biri olan
T.. Şeker Fabrikasının kamu İktisadi Teşebbüsü olarak Türk sanayindeki
yerini aldığı bilinen bir gerçektir.


A.. Şeker Fabrikasına gelince davalı Genel Müdürlüğün
savunmasında da belirtildiği gibi özel hukuk tüzel kişisidir. Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunun 22.12.1985 gün ve 417-1188 sayılı kararında da açıklandığı
üzere Konya, Kütahya, Adapazarı, Amasya ve Kayseri Şeker Fabrikaları, Türkiye
Şeker Fabrikaları A.Ş.nin iştiraki ile kurulan tüzel kişiliğe sahip
kuruluşlardır. Bunların dışında kalan diğer fabrikalar ise genel müdürlüğe
doğrudan doğruya bağlı müdürlükler eliyle işletilen tüzel kişilikleri
bulunmayan işyerleridir. Bir başka deyimle bu sonuncu gruba giren yerler
tüzel kişiliğe sahip ve sermayeleri ile sınırlı sorumlulukları olan
kuruluşlar haline dönüştürülmemişlerdir. Bu açıklamalara göre her iki
fabrikada geçen hizmetler birleştirilemeyeceği gibi; esasen böyle bir istekle
açılan davada davalı Genel Müdürlüğe husumet tevcih edilemez. Böyle olunca
davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmelidir.


SONUÇ : Temyiz o lunan kararın yukarıda gösterilen sebeple


BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
8.3.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 00:56
9. Hukuk Dairesi 1999/2768 E., 1999/7356 K.


ABD HAVA KUVVETLERİ
AVANS ŞEKLİNDE ÖDEME
BOİNG
FARK KIDEM TAZMİNATI
İNCİRLİK HAVA ÜSSÜNDE ÇALIŞMA
TUMPANE
VBR
"İçtihat Metni"


T.C.


Y A R G I T A Y


9.HUKUK DAİRESİ


ESAS NO : 1999/2768
KARAR NO : 1999/7356




Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı işçi 1.10.1972 tarihinde T... Company işyerinde çalışmaya
başlamış ve 30.6.1973 tarihine kadar bu çalışması devam etmiştir.Daha sonra
işyerinin 1.7.1973 tarihinde ihale ile B.. Services İnternational şirketine
geçtiği ve bu şirket nezdinde çalışırken sebebi anlaşılamayan kıdem tazminatı
adı altında 31.12.1977 tarihinde 67.149 TL nin davacıya ödendiği, bu ödemeden
sonrada yani hizmete hiç bir kesinti olmaksızın 30.9.1983 tarihine kadar
davacının çalıştığı, 1.10.1983 tarihinde işyerinin H... and V.. Services
şirketine geçtiği bu şirket nezdindede çalışmanın 30.9.1988 tarihine kadar
sürdüğü, 1.10.1988 tarihinde işyerinin V..Brown and Root Services
şirketine geçtiği ve bu şirketin de 30.3.1994 tarihine kadar devam ettiği
bütün bunlardan sonra davacının Amerikan Hava Kuvvetlerine bağlı olarak
çalışmasını sürdürdüğü ve sonunda da onun tarafından 31.12.1977 ve 12.1.1998
dönemini kapsayacak şekilde kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmek
suretiyle hizmet sözleşmesinin fesh edildiği anlaşılmaktadır.


Davacı işçi 16.10.1972-31.12.1977 döneminde geçen hizmetinin de kıdem
tazminatı hesabında dikkate alınması gerektiğinden söz ederek fark kıdem
tazminatı isteğinde bulunmuş mahkemece de istek doğrultusunda hüküm
kurulmuştur.


İlk dönemle ilgili bu uyuşmazlığın çözümlenmesine geçilmeden önce
belirtmek gerekir ki; 31.12.1977 tarihinde davacıya yapılan ödemenin nedeni
anlaşılamamaktadır.Gerçekten bu tarihte işverenin değişmesi söz konusu
değildir.Ödemeyi yapan Boing Services İnternetional 1.7.1973- 30.9.1983
tarihleri arasında işveren sıfatını sürdürmüştür.Bundan başka işverenler
değiştiği halde davacı işçinin kesintisiz şekilde çalışmasını sürdürdüğü de
gözlenmektedir.


Hizmette devamlılık unsuru gerçekleştiğinden ve herhangi bir neden
olmaksızın 31.12.1977 tarihinde davacıya kıdem tazminatı adı altında bir
ödeme yapılmış olduğuna göre, işçinin korunması ilkesi karşısında çeşitli
şirketler nezdinde geçen tüm çalışmaların kıdem tazminatı hesabında dikkate
alınması gerekir.Mahkemede bu esaslar çerçevesinde bütünlüğü kabul etmiştir
ki bu isabetli bir çözüm şeklidir.Ne varki kıdem tazminatı adı altında
yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren yürütülecek olan yasal faizi ile
birlikte mahsup edilmiş değildir.Söz konusu mahsup yapılarak bulunacak miktar
hüküm altına alınmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA,
davalı yararına takdir edilen 20.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı
tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye
iadesine, 15.4.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.






KARŞI OY YAZISI


-----------------






Davalı tarafından yapılan ihaleler sonucu önceki tarihlerde muhtelif
müteahit şirketler tarafından işletilen işyeri işçilerinden davacıya 1977

ankahukuk
29 Eylül 2012, 00:58
9. Hukuk Dairesi 1999/6948 E., 1999/8678 K.


KIDEM TAZMİNATI
MUVAZZAF ASKERLİK SÜRESİ
ÖLÜM
"İçtihat Metni"


T.C.


Y A R G I T A Y


9.HUKUK DAİRESİ


Y A R G I T A Y İ L A M I




ESAS NO : 1999/6948
KARAR NO : 1999/8678


Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini
istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi,gereği konuşulup düşünüldü:




Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacıların murisi işçinin ölümü nedeniyle kıdem tazminatı ödendiği
konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.Ancak, davacılar
murislerinin ölmeden önce muazzaf askerlikte geçen süreyi borçlandığını bu
itibarla kıdem tazminatının hesabında anılan sürenin de dikkate alınmasından
söz ederek fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuşlardır.


1475 sayılı İş Kanununun 14/4. fıkrasına göre değişik kamu
kuruluşlarında bu arada muvazzaf askerlikte geçen sürenin kıdem tazminatı
hesabında dikkate alınabilmesi için hizmet aktinin yaşlılık veya malüllük
aylığına ya da toptan ödemeye hak kazandığı için işçinin hizmet sözleşmesini
feshetmiş olması gerekir.Dairemizin uzun yıllardan beri kararlılık kazanmış
uygulaması bu doğrultudadır.Mahkemece, ölüm halinde de toptan ödeme koşulu
gerçekleştiği gerekçe gösterilerek istek kabul edilmiş ise de; böyle bir
durumda iradi bir toptan ödeme koşulu gerçekleşmiş değildir.Konu Dairemiz
yönüne müteaddit defalar intikal ettiğinde yerleşmiş içtihatlardan dönülmesi
görüşü benimsenmemiştir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin
alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10/5/1999 gününde
oyçokluğuyla karar verildi.




KARŞI OY YAZISI


----------------


Mahkemenin kararı 1475 sayılı Yasanın 14 maddesinin lafsına ve ruhuna
uygundur. Anılan maddenin birinci bendinin dördüncü fıkrasında bağlı
bulundukları kanunla kurulu kurum ve sandıkdan yaşlılık, emeklilik ve
malüllük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla akdin feshini ve ölüm
sebebiyle hizmet akdinin sona ermesini kıdem tazminatına hak kazanma hali
olarak düzenlenmiş, üçüncü fıkrada ise "Yukarıda anılan birinci bendin 4'ncü
fıkrası hükmünden faydalanması için aylık ve toptan ödemeye hak kazanmış
bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması ve toptan ödeme yapılması için
yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma ve sandığa müracaat
etmiş olduğunu belgelemesi şarttır.İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz"
hükmü getirilmiştir.Ölüm, ölüm aylığına veya toptan ödemeye hak kazandıran
bir durumdur.Dava konumuzda davacıların murisi ölüm tarihinde toptan ödemeye
ve yaşlılık aylığına hak kazanmış durumdadır.Ölen bir kişinin toptan ödeme
veya yaşlılık aylığı almak için hizmet akdini sona erdirmesi fiilen mümkün
değildir.Zira ölümle yaşam ve hizmet akdi sona ermiştir.Açıklanan bu
nedenlerle davacılara 14 ncü maddenin 4 ncü fıkrası gereği murislerinin kamu
kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu
kuruluşu işvereni olan davalı tarafından kıdem tazminatı ödenmesi
gerekir.Dairemiz çoğunluğunun bozma kararı yasanın düzenleniş amacına uygun
olmadığı gibi ölen işçilerin bazı hallerde uzun yıllar kamu kurumlarında
geçen hizmetlerine rağmen mirasçılarının ya çok az ya da hiçbir surette kıdem
tazminatı alamamaları gibi adalet duygularını rencide edici sonuç
yaratabilecektir.Bu nedenlerle mahkeme kararının onanması görüşünde
olduğumdan bozma kararına katılamıyorum.


Üye

ankahukuk
29 Eylül 2012, 00:59
9. Hukuk Dairesi 1999/10010 E., 1999/11241 K.


BASIN-İŞ
FAİZ BAŞLANGIÇ TARİHİ
GAZETECİ
KIDEM TAZMİNATI FAİZİ
"İçtihat Metni"


T.C.


Y A R G I T A Y


9.HUKUK DAİRESİ Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO : 1999/10010


KARAR NO : 1999/11241






Davacı, kıdem tazminatı ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya
incelendi,gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I




1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni
gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Hüküm altına alınan kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en
yüksek faize karar verilmesi ve faizin fesih tarihinden yürütülmesi
hatalıdır.Gerçekten davacı işçi gazeteci olup 5953 sayılı "Basınmesleğinde
Çalışanlar ile Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin tanzimi Hakkındaki
kanun" hükümlerine tabidir ki, bu kanunda kıdem tazminatına yürütülecek faiz
özel bir düzenlemeye bağlı tutulmamıştır.Bunun sonucu olarak faiz bakımından
uygulanacak yasa kuralı Borçlar Kanununda öngörülendir.Faiz başlangıç
tarihide akdin feshi tarihi olmayıp daha önce temerrüd söz konusu değilse
dava tarihi olmalıdır.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin
alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.6.1999 gününde
oybirliğiyle ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:00
Hukuk Genel Kurulu 2000/9-1759 E., 2000/1766 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


Taraflar arasındaki "kıdem tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3.İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.7.1999 gün ve 1998/1197 E. 1999/487 K.sayılı kararın incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 11.11.1999 gün ve 1999/14775 E. 1999/17402 K. sayılı ilamiyle; (....Davacı davalı üniversitede yabancı diller okulunda Fransızca okutmanlığına atanarak 24.4.1973-24.4.1974 süreli idari sözleşme ile çalışmaya başlayıp tip sözleşmelerle 23.10.1997 tarihine kadar çalışıp bağlı bulunduğu SSK.dan yaşlılık aylığı almak suretiyle görevinden ayrıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.


Mahkemece davacının 506 sayılı Yasaya tabi olarak işyerinde çalışmakta iken emeklilik nedeniyle iş aktinin son bulduğu kabul edilerek kıdem tazminatı istemi hüküm altına alınmış davalı vekilince karar temyiz edilmiştir.


Davacı Fransız uyruklu olup 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun kabulünden önceki mevzuatta öngörülen prosedür uyarınca davalı üniversite yabancı diller okulunda Fransızca okutmanlığına 24.4.1973 tarihinde atanarak birer yıllık sözleşmelerle çalışmış 2547 sayılı Kanun ve 12.7.1982 gün ve 8/5102 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca düzenlenen sözleşmelerle görevini sürdürmüştür.


Dosya içinde bulunan ve taraflarca düzenlenen sözleşmenin dayanağını oluşturan 2547 sayılı Yüksek Öğretim kanununun "yabancı uyruklu öğretim elemanı" başlıklı 34.maddesinde yüksek öğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları,ilgili fakülte enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar.Bunlar,öğretim görevleri bakımından bu konuda aylıklı öğretim elemanları için konulmuş olan hükümlere tabidirler. Yabancı uyruklu öğretim elemanlarının bu şekilde atanmaları veya görevlendirilmeleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Bakanlar Kurulu kararlarını gerektiren hükümlerine tabi olmadan,Yüksek Öğretim Kurulunca İçişleri Bakanlığına bildirilir ve iki ay içerisinde alınacak olumlu görüş neticesinde ilgili üniversitesince sözleşmesi yapılır" denilmektedir. Görüldüğü gibi davacı atama tasarrufu ile göreve başladıktan sonra taraflarca sözleşmesi düzenlenmiştir.Bu durum karşısında sözleşme hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğinden sözleşmenin idari sözleşme niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.


Mahkemece dava dilekçesinin görev noktasından reddi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


TEMYİZ EDEN : Davalı vekili


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 6.12.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:01
Hukuk Genel Kurulu 2000/9-1792 E., 2000/1797 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


Taraflar arasındaki " ihbar-kıdem tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 22.12.1999 gün ve 1998/887 E. 1999/1159 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 10.4.2000 gün ve 2000/1247-4994 sayılı ilamiyle; (....1-Dosyadaki yazılara,toplanan delilerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2-Davacı işçinin belirli süreli hizmet akdi ile çalıştığı şeklindeki gerekçeye dayanılmış ise de taraflar arasında bu konuda yapılmış yazılı bir hizmet akdi olmadığı gibi davacının muhtelif işyerlerinde çalıştırıldığı ve son çalışmasının da inşaattaki kalıp işinin bitimi nedeniyle sona erdiği dosya içeriği ile bellidir.Davacı işçinin şikayeti üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğünce yapılan soruşturma ve inceleme sonucunda davacının ihbar ve kıdem tazminatına da hak kazandığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda çalışma süresi dikkate alınarak ihbar ve kıdem tazminatları hüküm altına alınmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


TEMYİZ EDEN : Davacı vekili


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:02
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Ankara 6.İş Mahkemesi'nce dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen 19.6.2000 gün ve 1999/2014- 2000/390 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 25.9.2000 gün ve 2000/11970-12335 sayılı ilamiyle; (...Davacı, davalı yöneticiliğindeki apartmana ait konut işyerinde kapıcılık hizmetinde bulunduğunu iş aktinin haksız olarak feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.


Mahkemece konut işyerinin davacının işe başladığı tarihten önce merkezi ısıtma sistemine terk edildiği, bu şekilde kalorifersiz nitelik kazandığı, davacının da kapıcılık hizmeti yanında servis taşımacılığı suretiyle ticari faaliyette bulunduğu ve kapıcılık hizmetini aynı konuta veya işverene hasretmediği, konutun bu niteliği ve davacının çalışma şekline göre davacının 1475 sayılı İş Kanunu kapsamında sayılamayacağı uyuşmazlığın 1475 sayılı İş Kanunun dışında kaldığı İş Mahkemelerinin görevli olamayacağı belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, yerel mahkemenin kömür kaloriferli iken, merkezi ısıtma sistemine geçen konut işyerinin kalorifersiz konut sayılması gerektiği görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir. Kaloriferli konuttan amaç, konutun ister kömürlü, ister mazotlu veya doğal gaz olsun bir cihazla ısıtılmakta olmasıdır. Kullanılan yakıt ile kapıcının kalorifer işini yapıp yapmamasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, kapıcının gördüğü hizmetin niteliği ne olursa olsun, kaloriferli konutta çalışıyor olması yeterlidir. Bu kapsamda, kaloriferli olan konut işyerinin davacı işe girmeden önce merkezi ısıtma sistemine geçirilmesi konutun kalorifersiz nitelik kazanmasını sağlamaz. Davacı işçi kaloriferli konut işyerinde çalıştığına göre 1475 sayılı İş Kanununun 5. maddesinin II. Fıkrasının (e) bendi gereğince iş kanunu hükümlerine tabi olup, istemleri konusunda işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekir. Yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


TEMYİZ EDEN : Daacı vekili


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:02
Hukuk Genel Kurulu 2001/9-204 E., 2001/206 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
ÜCRETLİ İZİN ALACAĞI
"İçtihat Metni"


Taraflar arasındaki "ihbar-kıdem tazminatı ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; A... 6.İş Mahkemesince davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 17.4.2000 gün ve 1999/1272 E.-2000/154 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 27.9.2000 gün ve 2000/8168-12716 sayılı ilamı ile;
(...1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendler dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2-Toplu İş Sözleşmesinin 11.maddesinde düzenlenen ve hüküm altına alınan tazminatın kabulü için gerekli sebep olmadıkça işten çıkarmanın söz konusu olması gerekir. Davacının odacılık kadrosunun işyerinde tasarruf tedbirleri sebebiyle personel kısıtlamasına gidildiğinden iptal edilmesi sebebiyle sona erdirildiği dosya içerisinden anlaşılmaktadır.


İşyerinde böyle bir uygulamaya gerçekten gerek duyuluyorsa bu hususun gerekli sebep olarak kabulü gerekir. Somut olayda davacının hizmet akdi sona erdikten sonra işyerinde devamlı çalıştıran bir işçi işe alınmamıştır. Haftanın 2-3 günü temizlik için işçi çalıştırmış olmasıda bu sonucu değiştirir nitelikte değildir. Bu nedenle TİS 11.maddesine dayalı tazminat isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.


3-TİS.nin 25.maddesinde düzenlenen izin yardımının izne çıkışlarda ödeneceği ve ücretli izin alacağının dışında bir ödeme olduğu anlaşıldığından, fiilen izin kullanılmaması durumunda ödeneceği konusunda bir düzenlemede bulunmadığından bu isteğin kabul edilmiş olması bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


TEMYİZ EDEN : Taraf vekilleri


HUKUK GENEL KURULU KARARI


Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


1-Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin kurulan hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, ancak davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilmiştir. Bu durumda davacı yönünden hüküm kesinleşmiştir. O nedenle davacının direnme kararını temyize hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda temyiz istemleri reddedilmelidir.


2-Davalı vekilinin temyizine gelince;


Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


S O N U Ç : 1-Hakkındaki hüküm kesinleşmiş bulunan davacının direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından temyiz istemlerinin REDDİNE, istek halinde peşin harcın iadesine,


2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,28.2.2001 gününde, oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:03
9. Hukuk Dairesi 2001/9531 E., 2001/13503 K.


GEÇİCİ İŞÇİ
İŞÇİLİKTEN MEMURİYETE GEÇMEK
KIDEM TAZMİNATI
KÖY HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi






ESAS NO : 2001/9531
KARAR NO : 2001/13503










YARGITAY KARARI


Davacı işçi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı işyerinde geçici işçi statüsünde yaklaşık on yıl kadar çalıştıktan sonra 3.4.1998 tarih ve4359 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine geçici 7. madde uyarınca memuriyet sırasına girip başarı kazanması üzerine memuriyet statüsüne geçirilmiş ve iki yıl kadar da bu statüde çalışmıştır. Davacı zorlama ile memuriyete geçirildiğini iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş mahkemece sadece kıdem tazminatına karar verilmiştir.
Anılan yasanın geçici 7. maddesi açık olup işçilikten memuriyete geçmek için işçinin yazılı müracaatını gerekli görmüş ve başarı kazanması halinde de memuriyete geçirilebileceği kuralına yer vermiştir. Böyle olunca davacının baskı ile memuriyete geçirilmesi gibi bir durumun olayda sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bundan başka aynı geçici 7. madde 4. fıkrasında şeklinde bir kural yeralmaktadır. Bu itibarla işçilik süresi için davacı işçinin kıdem tazminatına da hak kazanamadığı açıktır. Böyle olunca davanın reddine karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:04
T.C.
Y A R G I T AY
9.Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO :2001/10162
KARAR NO :2001/14059






ÖZET: İşyeri dışında da olsa PKK terör örgütü eylemlerine katılmaktan dolayı mahkumiyete dayalı
devamsızlık halinde kıdem tazminatı ödenmez


1475 İş Kanunu'nun 14.maddesi 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun169.Maddesi 3713 Sayılı) Terörle
Mücadele Kanunu'nun 5.Maddesi


Davacı davalıya kamu kurumuna ait işyerinde çalışmakta iken PKK ve terör olaylarına
karışmaktan dolayı hakkında kamu davası açılmış ve sonuçta TCK.nın 169 maddesi 3713 Sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 5.maddesi uyarınca hüküm giymiştir.Bu durumda davacının,işyeri
dışında bir suçtan tutuklanıp hüküm giymesi sözkonusu olduğu için devamsızlık sonucu işine son
verildiğinin kabulü ile kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru değildir.Zira devlete karşı
işlenmiş bir suç sözkonusu olduğundan kamu işyerinde çalıştırılması düşünülemez.Konu ile ilgili
Dairemizin yerleşmiş içtihatları bu dorultudadır.Böyle olunca kıdem tazminatı isteğinin reddine karar
verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.9.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:05
T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


YARGITAY İLAMI


ESAS NO : 2001/12981
KARAR NO : 2001/13966




ÖZET: İşyerinin özelleştirilmesi sonucu hizmet akdi ile çalışan işçilerin sözleşmelerinin yasa gereği zorunlu biçimde son bulacağı düşünülerek kıdem tazminatlarının hüküm altına alınması gerekir. Davacı işçinin oluşan yeni durum karşısında iradesi dışında memuriyete geçirilmeyi istemiş olmasının sonuca bir etkisi olduğu düşünülemez


( H.U.M.K. 1062 / 22. maddesi Özelleştirme kanunu)




YARGITAY KARARI


İşyerinin özelleştirilmesi sonucu hizmet akti ile çalışan işçilerin sözleşmelerinin yasa gereği zorunlu biçimde son bulacağı düşünülerek kıdem tazminatlarının hüküm altına alınması gerekir. Davacı işçinin oluşan yeni durum karşısında iradesi dışında memuriyete geçirilmeyi istemiş olmasının sonuca bir etkisi olduğu düşünülemez. Gerçekten böyle bir istek olmasa dahi davalı işveren hizmet sözleşmesi ile çalışanları yasa gereği memuriyete geçirme durumunda bulunduğu kabul edilmelidir.Böyle olunca mütalaasına başvurulan bilirkişi tarafından hesaplanan kıdem tazminatı miktarı bir değerlendirmeye tabii tutularak hüküm altına alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:05
T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


YARGITAY İLAMI


ESAS NO : 2001/10248
KARAR NO : 2001/14283




ÖZET : İzin isteği işverence reddedilen ve buna rağmen işyerini terkeden işçinin bu devamsızlığı
sırasında işlediği bir suçtan dolayı gizlenmesi ve daha sonra tutuklanması zorunlu olarak işe
gelememe halini oluşturmaz.


(1475.S.K. 13,14 ve 17. mad.)


Davacı işçi davalıya ait Ankara'daki işyerinde çalışırken 12.12.1998 tarihinde
davalı işverenden Antalya'ya gitmek için izin istediği, fakat işverenin bu izini vermediği buna rağmen
13.12.1998 Pazar günü davacının Antalya'ya gittiği, 14 günde orada kaldığı 15'inde de bir suç işlediği
ve mahkeme önüne çıkmaktan korktuğu için birkaç gün saklandığı, 19.12.1998 tarihinde emniyette
gözetim altına alındığı 21.12.1998 de de tutuklandığı tutuk halinin 26.3.1999 a kadar devam ettiği bu
arada devamsızlık nedeniyle davalı işverenin hizmet akdinin 18.12.1998 tarihinde feshettiği
dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu olaylar üzerine davacı işçi işveren aleyhine ihbar
ve kıdem tazminatı isteği ile de dava açmış mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur. Ne var ki,
baştan davalı işveren davacıya istediği izni vermemekle birlikte davacı Antalya'ya gittiği gibi ikinci
işgününde suç işlemiş ve gizlenmiştir. Üç gün sonra da tutuklandığı görülmektedir. Böyle bir
durumda dairemizin uygulamalarına ters düşecek şekilde zorunlu olarak işe devam edememe
koşulunun gerçekleştiği görüşü benimsenemez.
Böyle olunca ihbar ve kıdem tazminatı istekleri reddedilmelidir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:06
9. Hukuk Dairesi 2001/10140 E., 2001/14826 K.


EMEKLİ SANDIĞINA BAĞLI OLMA
HEKİM
İŞYERİ HEKİMİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


YARGITAY İLAMI


ESAS NO : 2001/10140
KARAR NO : 2001/14826




ÖZET : İşyeri hekimlerinin çalışma şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkındaki Yönetmeliğe göre 5434 Sayılı Kanun'a tabi olarak bir kamu sağlık kurumunda görevli iken bir başka işyerinde hizmet akdi ile işyeri hekimi olarak çalışmak mümkündür.Koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir.


(1475 S.K.14. maddesi,5434 S.K. 12. mad.)


Davacı, davalı şirkete ait işyerinde çalışırken emeklilik nedeniyle doktorluğu bıraktığından dolayı kıdem tazminatı talebinde bulunduğunu, işverenin eksik kıdem tazminatı ödemesi nedeniyle bakiye kıdem tazminatı karşılığı 414.000.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı savunmasında, ayda 22 saat fiili çalışması bulunan davacıya bu saatlerin toplamı gün sayısı karşılığı kıdem tazminatı ödendiğini savunmuştur.
Mahkeme ise, davacının çalıştığını belirttiği dönemler arasında aynı zamanda sağlık ocağı doktorluğu görevini yürütdüğü gibi, emekli sandığı işdirakçisi de olduğundan 5434 sayılı Emekli Sandığı Yasasının 12. maddesinin son fıkrası gereğince davanın reddi yönüne gitmişdir.
Davacının iş yeri hekimi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme, 5434 sayılı Emekli Sandığı Yasasının 12. maddesi hükümleri gereğince davacının davasının reddine karar vermiştir.
Yasanın, Sandıktan Faydalanacaklar başlıklı bu maddelerinde, emekli sandığı iştirakçilerinin İş ve İşçi Sigortaları Kanunlarının hükümlerinden faydalanamıyacakları belirtilmektedir. Mahkeme davacı doktorunda emekli sandığı iştirakçisi olduğunu vurgulayarak hakkında İş Yasası hükümlerinin uygulanamıyacağı sonucuna ulaşmıştır.
Davacı ile davalı işveren arasında düzenlenen sözleşmelerin başlığı hizmet sözleşmesi olup, bu sözleşmenin hukuki niteliği üzerinde durmak gerekir. Doktrinde taraflar arasında kurulan hukuki ilişkinin bir hizmet sözleşmesine dayanabileceği gibi istisna veya vekalet sözleşmesine dayanabileceği görüşü yer almaktadır.
İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükmünde; işyerinde bulunması gereken muayene odası ile yer ve donatıma ilişkin hüküm, işin, işverenin işyerinde yapılması gerekliliğine işaret etmekte olup, sözleşmelerde de bu yön açıkca belirtilmektedir. Yine Yönetmelik de yıllık izin hakkından söz edilmesi ve bunun sözleşmede yer alışı, aylık ücret belirlenmesi ve sözleşmede hüküm bulunmayan konularda İş Kanunu hükümlerinin geçerli olacağının belirlenmesi karşısında taraflar arasında ki akdin hizmet akdi olduğu açıktır.
İşyeri hekiminin hangi sosyal güvenlik kurumunun kapsamına gireceği de ayrı bir inceleme konusunu oluşturmaktadır. Hekim, hizmet ilişkisi içerisinde çalıştığından Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına gireceği kuşkusuzdur. Ancak, davacı gibi işyeri hekimliği ikinci bir iş olarak yapıldığından hekimin 5434 sayılı Emekli Sandığı kapsamında olması da mümkündür. Bu durumda iki sigortalılık müessesesi çatışmaktadır. Ancak, bir kimse iki ayrı kurum da sigortalı olamıyacağından daha önce kurulmuş olan sigortalılığa değer vermek gerekir. Emekli Sandığı Kanununun 12. maddesi hükmü bu şekilde anlaşılmalıdır. Mahkemenin maddeyi bir başka şekilde yorumlaması ve İş Yeri Hekimliğinin özelliğini de gözardı ederek kamu sağlık kurumunda aynı anda çalışmayı engel kabul ederek verdiği karar ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:07
9. Hukuk Dairesi 2001/10264 E., 2001/15254 K.


GERÇEK İŞVEREN
HİZMET AKDİNİN TASFİYESİ
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
MUVAZAA
TASFİYE (HİZMET AKDİNİN)
"İçtihat Metni"


YARGITAY KARARI






Davacı işçi davalı idareye ait işyerinde ihaleyle işin bir bölümünü üstlenmiş olan taşeron işçisi olarak uzun yıllardan beri çalıştığı,Dairemizin denetiminden de geçen bu çalışma şeklinin gerçek duruma uygun olmadığı, bir başka anlatımla davacının taşeron işçisi gibi gösterilmiş bulunmakla birlikte gerçek işverenin davalı idarenin olduğu, gerçek işverenin durumunda bulunan bu davalı tarafından hizmet akdinin 31.12.1998 tarihinde feshedildiği 1999 Mart ayı içinde de kendisine ihbar ve kıdem tazminatları ödendiği: davalı idarenin yönetim kurulu kararına dayanılarak bu ödemenin eksik olduğu kabul edilerek geri kalan kısmının'da ödenmek sureti ile hizmet akdi ilişkisinin tasfiye edildiği davacı işçinin de anlatılan bütün bu olguları kabul ettiği ve tasfiyeyi doğruladığı1.1.1999 tarihinden itibaren davacının çalıştığı bölümün yeni bir taşerona ihale ile verildiği ve böylece MARSAŞ isimli firmanın aynı işi yürüttüğü,davacı işçininde MARSAŞ firmasının işçisi olarak 1.1.1999 tarihinden itibaren işe başladığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı gibi, bütün bu hususlar her iki tarafında kabulündedir.
Davacı işçinin 1998 Aralık ayı sonuna kadarki dönem için gerçekleşmiş olan ihbar ve kıdem tazminatlarının eksik ödendiğini ileri sürerek fark tazminat isteğiyle bu davayı açtığı açıktır.Mahkemece Dairemizin içtihatlarına dayanılarak davacının ara vermeksizin çalışmasını sürdürdüğü,kendisine yapılmış olan ihbar ve kıdem tazminatı ödemelerinin gerçek tazminatlar olmayıp avans niteliğinde bulunduğu,bu bakımdan gerçek bir feshin söz konusu olmadığı vurgulanarak davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda bu konuya ilişkin daha önceki dairemiz kararlarında da vurgulandığı üzere davalı idarenin gerçek işveren durumunda bulunduğu ve onun tarafından yapılan işlemde davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatları, farkları da ödenmek suretiyle tasfiye edildiği ve bu tasfiyeyi davacıda kabul etmiş olduğuna göre ortada taraf iradelerinin birleştiği bir "tasfiye" olayının bulunduğu, somut olayın özellikleri bakımından kabul edilmelidir. Bu bakımdan mahkemenin,vardığı sonuç doğru değildir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, dayanak olarak gösterilen dairemiz kararlarıda tasfiye ile ilgili olmayıp muvazaaya ilişkin bulunmaktadır.
Açıklanan bu olgular karşısında gösterilen gerekçe hatalı olduğu için 1998 yılı sonuna kadar gerçekleşmiş olan haklar denetime elverişli bir şekilde hesaplattırılarak önceki ödeme tutarlarının daha yüksek olduğu takdirde davanın reddine, aksi halde aradaki farkın hüküm altına alınmasına karar verilmelidir.
Yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile davanın reddi isabetsizdir
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 97.500.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:08
9. Hukuk Dairesi 2001/11791 E., 2001/15490 K.


DİSİPLİN KURULU
FESİH
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T AY
9.Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO :2001/11791
KARAR NO :2001/15490






ÖZET : Toplu İŞ Sözleşmesinde uyarı ve ihtar dışında her türlü cezanın disiplin kurulundan
geçirilmesi gerektiği öngörüldüğüne göre;disiplin kurulundan geçirilmeden akdin feshi haksız nitelik
kazanır. Bunun sonucu olarak davacı ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanır.


(1475 Sayılı İş Kanunu'nun 17/II-h maddesi)




Davacı işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışta bulunduğu gerekçesi ile
sözleşmesi feshedilmiştir.Ancak işyerinde fesih tarihinde uygulanmakta olan TİS. 21/B maddesine
göre uyarı ihtar dışında her türlü cezanın disiplin kurulundan geçirilmesi gerekir.
Disiplin Kurulu başlıklı 21-A maddesinde "kuruluş ve çalışma yöntemi işbu sözleşmenin
imza tarihinden itibaren 50 den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde 30 gün içinde disiplin kurulu kurulur...
" kuralına yer verilmiştir. Bu maddeden Toplu İş Sözleşmesinin "Grup Toplu İş Sözleşmesi" olduğu
izlenimi uyanmaktadır. Bu durumda anılan madde uyarınca mahkemece inceleme yapılarak,
gerçekten disiplin kurulu oluşturulmuş ise fesih işleminin disiplin kurulundan geçirilmesi gerekir.
Somut olayda ise mahkemece bu hükümler üzerinde durulmamıştır. Disiplin kurulu oluşturulduğu
halde fesih işlemine geçilmemiş ise işlem haksız nitelik kazanır.Bunun sonucu olarak da davacı işçi,
ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanır.Aksi halde şimdiki gibi hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 8.10.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:08
9. Hukuk Dairesi 2001/10219 E., 2001/16653 K.


DERSHANE
EĞİTİME HAZIRLIK ÖDENEĞİ
KIDEM TAZMİNATI
ÖZEL EĞİTİM KURUMU
ÜCRET
"İçtihat Metni"




T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


YARGITAY İLAMI


ESAS NO : 2001/10219
KARAR NO : 2001/16653






ÖZET :1- Devamsızlık nedeniyle işe gelmeyen ve bu nedenle hizmet akdi feshedilen
davacı öğretmenin kıdem tazminatı isteği ile çalışılmayan süreye ait üretim hüküm
altına alınması hatalıdır.
2- 625 Sayılı kanunda,bazı konularda Özel Okullar ile Özel dershaneler ayırımı
yapılmıştır.Anılan Kanunun 33. maddesi Özel Dershaneleri kapsamadığından özel
dershanede öğretmen olarak görev yapan davacı işin sosyal yardım niteliğindeki
öğretim yılına hazırlık ödeneğinin hüküm altına alınması doğru değildir.


(1475 Sayılı İş kanununun 14 ve 26. maddeleri,625 Sayılı Özel Öğretim Kurumu’nun 33. maddesi)


YARGITAY KARARI


1- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının davalı işverene ait özel dershanede
öğretmen olarak çalışmakta iken, 19.6.1998 tarihinden itibaren işe gelmediği, 20.6.1998
tarihinde açılışı yapılan bir dershanenin kurucu ortakları arasında yer aldığı, davalı işverence
bu durum 21.6.1998 tarihli tutanakla tesbit edildikten sonra işyeri ile ilişiğinin kesildiği
anlaşılmaktadır. Buna göre akdin davalı işverence haklı olarak feshedildiği açıktır. Buna
rağmen davacının kıdem tazminatı isteği ile çalışılmayan süreye ait ücretin hüküm altına
alınması hatalıdır.
2- 625 Sayılı Kanunda bazı konularda Özel Okullar ile özel Dershaneler ayırımı
yapılmıştır. Anılan Kanunun 33. maddesinde Özel Okullarda yöneticilik ve Eğitim-Öğretim
hizmeti yapanların dengi Resmi Okullarda ödenen aylık ve Sosyal Yardım kapsamındaki ek
ödemelerden yararlanacakları belirtilmiştir. Özel Dershaneler için bu ödemeler
öngörülmemiştir. Bu husus gözönünde tutulmaksızın dershanede öğretmen olarak görev
yapan davacı için Resmi okullarda ödenen Sosyal Yardım niteliğindeki öğretim yılına hazırlık
ödeneğinin hüküm altına alınması da doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.10.2001 gününde oybirliği ile
karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:09
9. Hukuk Dairesi 2001/11695 E., 2001/17615 K.


KIDEM TAZMİNATI
ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI KANUNU
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi




ESAS NO : 2001/11695
KARAR NO : 2001/17615


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı işçi davalıya ait özel okulda 625 sayılı Yasaya tabi öğretmen olarak çalışmıştır. 28.5.1999 tarihli dilekçesiyle eşinin yurt dışında görevlendirildiğinden sözederek 1999-2000 eğitim-öğretim yılında yurt dışında olacağını, 2000-2001 döneminde ise görevinin başında olma arzusunu taşıdığını bildirmiştir. Eğitim dönemi sonunda davacı öğretmen işinden bu şekilde ayrılmıştır. Bir yıl yurtdışında kaldıktan sonra işverence işe başlatılmadığından sözederek kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş, mahkemece Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesinin 22. maddesi uyarınca 4 yıla kadar izin verilebileceği ve işçinin anılan dilekçesinin izin isteği niteliğinde olduğu gerekçesiyle, isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesinin 1. maddesinde yönergenin amacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer kanunlarda yazılı olan izinler konusunun bakanlık personeli yönünden açıklanması olduğu yazılıdır. Davacı ise Milli Eğitim Bakanlığı personeli olmayıp özel okulda görev yapmıştır. Özel okulların anılan bakanlıktan ruhsat alınarak açılması ve bakanlıkça denetlenmeleri bu sonucu değiştirmez. Kaldı ki 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları ile 1475 sayılı İş Kanununda böyle bir izin öngörülmemiştir. Böyle olunca davacı hakkında Milli Eğitim Bakanlığı İzin Yönergesinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Davacının bir eğitim dönemi için işyerine gelmeyeceğini bildirerek işinden ayrılması, sözleşmesini kendisinin feshettiği şeklinde değerlendirilmelidir. Davacının isteğinin izin talebi olarak değerlendirilmesi mümkün görülmediği gibi, ücretsiz izin işçinin tek taraflı isteği ile yürürlüğe konulamaz. Davalının böyle bir talebi kabul ettiği de kanıtlanamamıştır. Davacının 1 yıllık belirli süreli hizmet akti sonunda akti yenilemeyerek işyerinden ayrılması yukarda açıklandığı gibi işçinin feshi niteliğindedir. Davacının eşinin yurt dışında bir göreve atanması da davalı işverenin bir eylemi değildir. Bu sebeplerle aktin feshi 1475 sayılı Yasanın 16. maddesinde sayılan haklı fesih hallerinden de değildir. Böyle olunca davacının kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 97.500.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.








KARŞI OY: Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının hizmet akdini feshetmeyip işverenden eşinin yurtdışına görevlendirilmesi nedeniyle öğretim döneminde çalışmasını aksatmaksızın bir yıl ücretsiz izin istediği, bu isteği reddedilmemesi üzerine hizmet akdinin askıya alındığı yolundaki güven ile işyerinden ayrılıp tekrar döndüğünde ise alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda kıdem tazminatı talebinin kabulü yerinde olduğundan yerel mahkeme kararının onanması düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.




Üye

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:10
9. Hukuk Dairesi 2001/15931 E., 2002/348 K.


ÇALIŞMA İZNİ
DENKLİK BELGESİ
KIDEM TAZMİNATI
OTURMA İZNİ
YABANCI UYRUKLU İŞÇİ
ZORLAYICI SEBEP
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi




E. 2001/15931
K. 2002/348
T. 17.01.2002




YARGITAY KARARI


Azerbaycan uyruklu ve makine mühendisi olan davacı işçi davalıya ait işyerinde
1.3.1997 tarihinde çalışmaya başlamış bu hizmeti 4.3.2000 tarihine kadar süre gelmiştir. İşe
başladığı tarihte Türkiye’de çalışabilmesi için gerekli olan çalışma ve ikamet izinlerini ilgili
mercilerden sağlamıştır. Ancak son yılda böyle bir izin alınması yükümlülüğü karşısında,
davacı işçi yine ilgili mercilere başvurmuş ise de bunun için Azerbaycan’dan aldığı
diplomanın Türkiye’de denkliliğini gösteren bir belgenin de gerekli olduğu belirtildiğinden
böyle bir denklik belgesini sağlayamamıştır. Bu gelişmeler üzerine davalı işveren davacı
işçiye son defa iki günlük bir süre tanıyarak ikamet belgesini çıkartması istenmiş fakat süre
geçmesine rağmen davacı yine bu belgeyi temin edip çalışma iznini işverene ibraz
edememiştir. İşveren çalışma koşullarının, gerçekleşmediğini vurgulayarak davacının
sözleşmesini feshetmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki yabancı uyruklu bir işçinin Türkiye’de çalışmasının bir
takım zorluklar ortaya çıkaracağı kaçınılmazdır. Ancak burada asıl önemli olan davacı işçinin
başlangıçta onanmayan denklik belgesinin sonradan istenmesi karşısında müşkül bir durumda
kaldığı ve sonuçta bunu sağlayamadığı açık seçik ortadadır. Sonradan oluşan bu olumsuz
durum 1475 S.İş K. 17/III. Maddesi kapsamına giren “zorlayıcı sebep” olarak
değerlendirilmelidir. Dairemizin kararlık kazanmış uygulamalarında işyeri dışında işyeri ile
ilgili olmayan bir suç nedeniyle işçinin tutuklanması hali “zorlayıcı sebep” olarak nasıl
düşünülmüş ise, bu somut olayda da “denklik belgesinin” sağlanamamış olması da aynı
şekilde değerlendirilmelidir.
Bu koşullarda davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanamadığı şeklinde ki
mahkemenin gerekçesi isabetli ise de kıdem tazminatının reddi konusundaki görüşü
hatalıdır. Buna göre kıdem tazminatı hesabı yapılarak belirlenecek miktar hüküm altına
alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.1.2002 gününde oyçokluğu ile
karar verildi.






KARŞI OY


Davacıya Türkiye’de 15.12.1999’a kadar çalışması için izin verildiği ve daha
sonra iznin uzatılabilmesi için davalı şirket tarafından Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’na
20.12.1999 tarihinde başvurulduğu ve Bakanlık 24.12.1999 tarihli cevabi yazısı ile “... kişinin
ek de gönderilen formda belirtilen belgelerle Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na
başvurması ve adı geçen kuruluşça diplomasının denkliğinin belirlenmesinden sonra gerekli
işlemin yapılacağı...” belirtilmişdir. Davacıyı çalıştırmakta olan şirketin yeni çalışma izni
alabilmek için resmi makamlara başvurduğu ancak, davacının Makine Mühendisliği ile ilgili
denklik belgesini Yüksek Öğretim Kurumuna sunmadığı ve bu yönden kendisine düşen görevi
yapmaktan kaçındığı ve işverence kendisine bu yönde yeterli süreler verildiği görülmektedir.
Daire çoğunluk kararında; “başlangıçta aranmayan denklik belgesinin sonradan
istenmesi karşısında davacının müşkül durumda kaldığı ve bunu sağlıyamadığı ve bu
durumun 1475 sayılı İş Kanununun 17/III. Maddesi kapsamında zorlayıcı sebep olarak
değerlendirilmesi gerektiği ...” belirtilmektedir.
Zorlayıcı neden, kaçınılamayan ve önceden görülemeyen dıştan gelen olaydır. Okul
bitirme belgesinin verilmesinden ve Yüksek Öğrenim Kurumuna başvurulmasından davacının
kaçındığı açıktır. Diplomanın ibrazı ve denklik belgesi istenmesi kaçınılmayan ve önceden
görülemeyen bir olay değildir. Davacı diplomasını ekleyerek Yüksek Öğrenim Kurumuna
başvurmaktan kaçınmaktadır. Bu kaçınma eylemi davacı işçinin kendisinden doğmakta olup,
bu işlemleri yapmış olsaydı çalışmaya devam edebilecekti. Yani ortada davacının istek ve
iradesi dışında doğan ve gelişen bir durum bulunmamaktadır. İşçinin kendi kusurundan doğan
olay zorlayıcı neden olamaz. Bozma kararında örnek olarak gösterilen tutukluluk halini bu
olaya benzetmenin hiçbir hukuksal dayanağı yoktur. Tutukluluk halinde, tutukluluğa neden
olan olay veya olaylar bir anda gerçekleşmekte ve bu olayların önceden görülmesi mümkün
olmayıp, ayrıca olaylar dıştan gelmektedir. Burada ise davacı tüm ısrarlara ve verilen sürelere
karşılık kendisinde bulunması gereken yüksek okul diploması ile denkliğe karar verecek
mercie başvurmamakta ve dolayısıyla işveren kendisini çalıştırması için gerekli izni
alamamaktadır. İşveren kendisine düşen görevi yapmış olup, davacı işçi iş görmekten
kaçınmıştır. Bu nedenle mahkemece verilen kararın ONANMASI görüşündeyiz.




Üye Üye

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:10
9. Hukuk Dairesi 2001/16808 E., 2002/1717 K.


ASKERLİK SÜRESİ
KIDEM TAZMİNATI
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ


"ÖZET"


TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDE, KIDEM SÜRESİNİN TESPİTİNDE ASKERLİK SÜRESİNİN DE NAZARA ALINACAĞI KABUL EDİLMİŞ, MAHKEMECE BU DÜZENLEME DİKKATE ALINARAK, İŞ KANUNU 13'E GÖRE HİZMET AKDİ FESHEDİLEN DAVACIYA KIDEM TAZMİNATI ÖDENMİŞTİR. ANCAK KIDEM TAZMİNATININ HANGİ HALLERDE ÖDENECEĞİ VE NE ŞEKİLDE HESAPLANACAĞI KAMU DÜZENİ İLE İLGİLİDİR VE AYKIRI UYGULAMALARA CEZA YAPTIRIMI GETİRİLMİŞTİR. YASANIN BU AÇIK HÜKMÜNE AYKIRI OLAN TİS'DE Kİ DÜZENLEME GEÇERLİ DEĞİLDİR.


"İçtihat Metni"


Davacı, 1.2.1999-1.1.1997 arası çalıştığının tesbitiyle kıdem, ihbar, kötüniyet ve sendikal tazminat, izin ücreti, ikramiye ve ilave tediye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde, taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalı işverenin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının tesbiti istediği ve mahkemece tesbitine karar verilen 1996 yılı içerisindeki 3 ay 11 gün sigortalı hizmet süresi ile ilgili olarak işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna prim bordrosu verildiği anlaşıldığından bu süre ile ilgili hizmet tesbiti isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.


3- Toplu İş Sözleşmesinin 38/B. Maddesinde kıdem süresinin tesbitinde askerlik süresinin de nazara alınacağı kabul edilmiş, mahkemece de bu düzenlemeye değer verilerek hizmet akti 1475 sayılı yasanın 13. maddesi gereğince feshedilen davacıya kıdem tazminatı ödenmiştir. 1475 sayılı yasanın 14.maddesindeki kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği ve ne şekilde hesaplanacağı olgusu kamu düzeni ile ilgilidir. Bu nedenle aykırı uygulamalarla ilgili yasaya ceza yaptırımı getirilmiştir. Yasanın bu açık hükmüne aykırı olan Toplu İş Sözleşmesinin 38/B. Maddesindeki düzenleme geçerli değildir. Bu maddeye dayalı davacı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.


4 Kıdem tazminatı dışındaki hüküm altına alınan alacaklarda daha önce temerrüt söz konusu olmadığından dava tarihi yerine fesih tarihinden faiz yürütülmesi yine bozma nedenidir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:11
9. Hukuk Dairesi 2001/16808 E., 2002/1717 K.


ASKERLİK SÜRESİ
KIDEM TAZMİNATI
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNDE, KIDEM SÜRESİNİN TESPİTİNDE ASKERLİK SÜRESİNİN DE NAZARA ALINACAĞI KABUL EDİLMİŞ, MAHKEMECE BU DÜZENLEME DİKKATE ALINARAK, İŞ KANUNU 13'E GÖRE HİZMET AKDİ FESHEDİLEN DAVACIYA KIDEM TAZMİNATI ÖDENMİŞTİR. ANCAK KIDEM TAZMİNATININ HANGİ HALLERDE ÖDENECEĞİ VE NE ŞEKİLDE HESAPLANACAĞI KAMU DÜZENİ İLE İLGİLİDİR VE AYKIRI UYGULAMALARA CEZA YAPTIRIMI GETİRİLMİŞTİR. YASANIN BU AÇIK HÜKMÜNE AYKIRI OLAN TİS'DE Kİ DÜZENLEME GEÇERLİ DEĞİLDİR.


"İçtihat Metni"


Davacı, 1.2.1999-1.1.1997 arası çalıştığının tesbitiyle kıdem, ihbar, kötüniyet ve sendikal tazminat, izin ücreti, ikramiye ve ilave tediye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde, taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalı işverenin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacının tesbiti istediği ve mahkemece tesbitine karar verilen 1996 yılı içerisindeki 3 ay 11 gün sigortalı hizmet süresi ile ilgili olarak işveren tarafından Sosyal Sigortalar Kurumuna prim bordrosu verildiği anlaşıldığından bu süre ile ilgili hizmet tesbiti isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.


3- Toplu İş Sözleşmesinin 38/B. Maddesinde kıdem süresinin tesbitinde askerlik süresinin de nazara alınacağı kabul edilmiş, mahkemece de bu düzenlemeye değer verilerek hizmet akti 1475 sayılı yasanın 13. maddesi gereğince feshedilen davacıya kıdem tazminatı ödenmiştir. 1475 sayılı yasanın 14.maddesindeki kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği ve ne şekilde hesaplanacağı olgusu kamu düzeni ile ilgilidir. Bu nedenle aykırı uygulamalarla ilgili yasaya ceza yaptırımı getirilmiştir. Yasanın bu açık hükmüne aykırı olan Toplu İş Sözleşmesinin 38/B. Maddesindeki düzenleme geçerli değildir. Bu maddeye dayalı davacı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.


4 Kıdem tazminatı dışındaki hüküm altına alınan alacaklarda daha önce temerrüt söz konusu olmadığından dava tarihi yerine fesih tarihinden faiz yürütülmesi yine bozma nedenidir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:12
Davacı, fark ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma parası ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davacı Avukatınca da duruşma talep edilmiş ise de; HUMK'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Mütalaasına başvurulan bilirkişi tarafından fazla mesai, bayram tatili genel tatil günleri ve hafta tatili günleri çalışma karşılığı alacak miktarları tesbit edilmiş, mahkemece bu bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulurken dosya içindeki verilere uygun şekilde bir belirleme yoluna gidilerek rapordaki miktarlar düşürülmüştür. Mahkeme böylece ve gerçeğe uygun biçimde alacak miktarlarını tespit etmiştir. Aslında burda mahkemenin yaptığı iş gerçek fazla mesai ve diğer tatil günleri çalışmalarını belirlemekten ibarettir. Böyle olunca hüküm altına alınan miktarlar itibariyle davalı yararına vekalet ücretine hükmetmek gerekir.


3-Davacı davasını açtıktan sonra ıslah yoluna başvurduğuna göre kıdem tazminatı dışındaki işçilik alacaklarından hüküm altına alınanlar için faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin dikkate alınması gerekirken sonraki ıslah tarihine göre faize karar verilmesi dairemizin bu konuda kararlılık kazanmış uygulamalarına aykırıdır.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.2.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY: HUMK.nun 87/son cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden önce fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan kısmi davada davalı önceden temerrüde düşürülmemişse, dava açılmakla oluşan temerrüdün ilk kısmi davaya konu alacaklarla ilgili olduğu, bilahare açılan ek davada istenen bakiye alacaklarla ilgili olarak ek dava tarihi itibariyle borçlunun temerrüde düşürüldüğü, bunun sonucu olarak ek davaya konu alacaklara ek dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, gerek dairemiz, gerek Hukuk Genel Kurulunca istikrarlı şekilde kabul edilmektedir.


Anılan Anayasa Mahkemesi kararından sonra, ilk davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuşsa, ek dava açılmasına gerek kalmadan, açılan ilk davanın yargılaması sırasında ek davaya konu olabilecek bakiye alacaklar ıslah yoluyla istenebilmektedir.


Dava konumuzda böyle bir ıslah söz konusudur. Burada ıslah yoluyla istenen bakiye alacaklarla ilgili olarak faiz başlangıcı ilk dava tarihimi, yoksa ıslah tarihimi olacaktır.


Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, harç alınması, zaman aşımı ve temerrüde düşürülme gibi usul ve yasa hükümlerini değiştirmiş değildir. Bu nedenle ilk kısmi davada istenen miktarla ilgili olarak önceki gibi faiz başlangıcının ilk dava tarihi, ıslah sureti ile istenen bakiye alacaklara ise, ıslah talebi ile ilgili harcın yatırılma, başka bir anlatımla ıslahın gerçekleştiği tarihin faiz başlangıcı olarak kabulü gerekir.


Bu sebeplerle daire çoğunluğunun ıslaha konu bakiye alacaklara ilk kısmi dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği yolundaki bozma kararına katılamıyorum.


Kararın bu yönden de Onanması görüşündeyim.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:14
9. Hukuk Dairesi 2001/17508 E., 2002/2791 K.


HAKLI NEDENLE FESİH
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
ŞİRKETTE FESHE YETKİLİ ORGAN
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


FESİH HAKKININ İŞ KANUNU 18. MADDEDE BELİRTİLEN 6 GÜNLÜK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE İÇERİSİNDE KULLANILIP KULLANILMADIĞININ ANLAŞILABİLMESİ İÇİN ÖNCELİKLE ANONİM ŞİRKETTE FESHE YETKİLİ OLAN ORGANIN HANGİSİ OLDUĞUNUN BELİRLENMESİ GEREKİR.


"İçtihat Metni"


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde, davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


Davacı işçinin davalıya ait işyerinde çalışırken kusurlu eyleminden dolayı zarara sebebiyet verdiği ve zarar miktarının da 10 günlük ücreti tutarından daha fazla olduğu iddiasıyle sözleşmesine son verildiği görülmektedir. Davacı işçi bu dava ile ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Mahkemece esas yönünden bir inceleme yapılmadan 1475 İş Kanunu'nun 18. nci maddesinde öngörülen 6 iş günlük sürenin geçirildikten sonra davalı işverenin akdi fesih yoluna gittiği kabul edilmiş ve her iki istek de böylece hüküm altına alınmıştır. Davalı işverenin bir Anonim Şirket olduğu açıktır. Anonim şirkette feshe yetkili olan makamın öncelikle belirlenerek bu konuda hak düşürücü 6 iş günlük sürenin geçip geçmediği sorunu çözümlenmelidir. Somut olayda vardiya amiri 19.9.1998 tarihinde durumunu tesbit etmiş ve personel müdürlüğüne işi havale etmiştir. Disiplin kurulunca 24.9.1998 tarihinde fesih yoluna gidilmesi kararlaştırılmıştır. Dosya içeriğine göre personel müdürü olur vermek suretiyle aynı gün bunu onaylamıştır. Şayet personel müdürü feshe yetkili ise davalı işverenin işlemi yasaya uygundur.


Yetkili makam yönetim kurulu gibi bir organ ise onun önüne soruşturma evrakının hangi tarihte intikal ettirildiği önem taşır. Bir başka anlatımla yönetim kurulu konuya vakıf olduktan sonra altı iş günlük süreyi geçirmişse o zaman fesih haksız nitelik kazanır. Bu hususlar düşünülmeden yazılı şekilde fesih işlemi haksız sayılarak ihbar ve kıdem tazminatlarının hüküm altına alınması hatalıdır.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:15
9. Hukuk Dairesi 2001/18348 E., 2002/3479 K.


EKONOMİK KRİZ
FARK KIDEM TAZMİNATI
İŞVERENİN DEĞİŞİMİ
İŞYERİNİN EL DEĞİŞTİRMESİ
KAPSAMDIŞI PERSONEL
KIDEM TAZMİNATI ESAS ALINACAK GÜN SAYISI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T AY
9.Hukuk Dairesi




E. 2001/18348
K. 2002/3479
T. 11.03.2002




YARGITAY KARARI




Davacı işçi davalıya ait işyerinde kapsamdışı personel olarak çalışmakta iken sözleşmesini haklı nedenle feshedip 1475 sayılı iş kanununu 14.maddesi uyarınca kendisine her yıl 30 gün üzerinden kıdem tazminatı ödenmiştir. Açmış olduğu bu davayla, Toplu İş Sözleşmesinde öngörülen 45 günlük süre üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini iddia ederek fark kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.


Mahkemece, mütalasına başvurulan bilirkişi raporu doğrultusunda istek hüküm altına alınmıştır. Bilirkişi, düzenlediği raporda davacı gibi aynı durumda bulunan işçilere 45 gün üzerinden hesaplama yapıldığını vurgulayarak, eşit işe eşit ücret prensibi dikkate alınarak davacı için de 45 günlük sürenin esas alınarak sorunun çözümlenmesinin uygun olacağını açıklamıştır.


Dosyadaki bilgi ve belgelere ve mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporuna göre kapsam dışı 4 işçinin sözleşmeleri 1997 yılı içinde son bulmuştur. Davacının ise 2000 yılında sözleşmesi bozulduğuna göre arada üç yıl gibi uzun bir süre mevcuttur. Gerçekten 1997 yılından sonra ekonomik krizin ortaya çıkması sonucu davacı ve bir kısım işçiler sözleşmelerini 1475 sayılı yasanan 16.maddesine göre fesih yoluna gitmişlerdir. Bundan başka 1997 ile 2000 yılları arasında işverenin de değiştiği görülmektedir. Bir başka anlatımla işyeri el değiştirmiştir. Yeni işveren ile eski işverenin uygulamalarının farklılığından söz edilemez.


Son olarak, ayrıca şu hususun da belirtilmesi önem taşımaktadır. Her işçi işverenle yapmış olduğu sözleşmeye göre özel hükümler konulmak suretiyle çalıştırılabilir. Bir an için yukardaki hususlar gerçekleşmemiş olsa dahi mahkemece önceki sözleşmeleri feshedilen işçilerin hizmet akitleri getirtilerek özel hükümler taşıyıp taşımadıkları tesbit edilmeliydi.Bu
Esas No: 2001/18348
Karar No:3479




hususlar dahi araştırılmadan bütün işçiler için aynı durum sözkonusuymuş gibi isteğin hüküm altına alınması hatalıdır.
Açıklanan nedenlerden dolayı isteğin reddine karar verilmelidir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.3.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:19
9. Hukuk Dairesi 2002/3591 E., 2002/4048 K.


HAKLI NEDEN
İHBAR TAZMİNATI
İŞ YERİNİN DEVRİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.HUKUK DAİRESİ






E. 2002/3591
K. 2002/4048
T. 13.03.2002






YARGITAY KARARI


Dosyadaki bilgi ve belgelere göre Samsun da ki bir mıntıkanın temizlik işleri Vezirköprü imar İnşaat Limitet Şirketi tarafından yürütülmekte iken 15.9.1999 dan itibaren temizlik işi bu kez dava dışı Gazi İmar İnşaat Limitet Şirketi tarafından üstlenilmiştir. Bir bakıma burada işyerinin devri ya da el değiştirmesi sözkonusudur. Davacı ve bir kısım işçilerin devirden sonra devralan işveren nezdinde çalıştıkları dinlenen davacı tanıkları tarafından ifade edilmiş ise de seri halinde açılan ve aynı gün mahkemece yargılaması yapılan davacılar için tanıklar genel anlatımlarda bulunmuşlardır. Oysa tereddütlerin giderilebilmesi için her bir davacı ile ilgili olarak tanıklardan ayrı ayrı açıklamaların istenmesi ve her bir davanın özellikleri dikkate alınarak hüküm kurulması gerekir. Bu bilgiler toplandıktan sonra; ortada bir işyeri devrinin bulunduğu göz önünde tutulmalıdır. 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesi ile ilgili olarak dairemizin öğretideki baskın görüşe uygun olarak, salt işyerinin devri ya da el değiştirilmesi özel bir neden sözkonusu değilse işçiye fesih hakkı vermez. Somut olayda bu konunun açıklığa kavuşturularak; devir esnasında açık ve kesin bir fesih iradesi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Fesih işçi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi işveren tarafından da gerçekleştirilebilir. Böyle bir fesih sözkonusu olmadığı takdirde işçinin sözleşmesinin devralan işveren nezdinde devam ettiği kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatı koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmalıdır. Bu yönler açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde isteklerin hüküm altına alınması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:20
9. Hukuk Dairesi 2001/18371 E., 2002/4008 K.


İHBAR TAZMİNATI
İŞYERİNİN EL DEĞİŞTİRMESİ
KIDEM TAZMİNATI
MAL VARLIĞININ DEVRİ
SORUMLULUK
YILLIK ÜCRETLİ İZİN ALACAĞI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi






ESAS NO : 2001/18371
KARAR NO : 2002/4008
YARGITAY KARARI


Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı işçi 5.1.1991 tarihinden 30.08.1997 tarihine kadar Barkon Bartın Konser ve Gıda Sanayi AŞ. ye ait işyerinde çalışmış ve bu son tarihte işveren tarafından sözleşmesi feshedilmiştir. Esasen davacı da Anonim Şirkete karşı daha önce bir dava açarak ihbar ve kıdem tazminatları ile birlikte yıllık ücretli izin alacağı isteklerinde bulunmuştur. Yapılan inceleme sonucunda mahkemece dava kabul edilmiş ve icra takibinde bulunularak bunların tahsili yoluna gidilmiştir. İcra takibinden davacı işçi sonuç alamayınca bu kez fesihten sonra işyerini devralan davalı Limitet Şirkete karşı aynı isteklerde bulunarak ikinci davayı açmıştır. Dosya içeriğinden davacının Limitet Şirkette bir çalışması olmadığı anlaşılmaktadır. Böyle olunca önceki dönemden davalının sorumlu tutulması olanağı yoktur.
1475 sayılı İş Kanunu ihbar, kıdem tazminatları ve yıllık ücretli izin alacağı konularında özel hükümler getirmiştir. Bu kanunun 13.maddesine göre hizmet akdini fesheden işveren ihbar tazminatından 14. maddesine göre de kıdem tazminatından sorumlu tutulmalıdır. Anılan Kanunun 53. maddesine göre de işyeri el değiştirmiş ise ve işçi çalışmasını sürdürdüğü takdirde yıllık izin ücretinden son işveren sorumludur. Somut olayda ise yeni işveren nezdinde bir çalışma söz konusu olmadığı için son iş verenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu konuda da fesih tarihinde işveren sıfatı taşıyan gerçek ya da tüzel kişi sorumlu olur. Görüldüğü üzere bu düzenlemeler özel nitelik taşımaktadır. Bu bakımdan Borçlar Kanunu 179. maddesinin olayda uygulanma yeri yoktur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.3.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY : Davacı, çalıştığı işyerini davalı şirketin devraldığını, bu nedenle işletmeyi devreden şirketle birlikte sorumlu olduğunu iddia ederek bu davayı açmıştır. Borçlar Kanunu'nun 179. maddesindeki koşullar (Bir muamele ki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralma hali vs.) oluşmuşsa davalının dava konusu alacaklardan sorumluluğu söz konusu alacaktır. Ancak dosyadan bu husus kesin şekilde anlaşılamamaktadır.
Mahkemece bu konudaki taraf delilleri toplanmalı B.K. 179. madde koşulları gerçekleşmişse şimdiki gibi karar verilmeli, aksi halde dava reddedilmelidir.
Kararın bu gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumdan daire çoğunluğunun bozma gerekçesine katılamıyorum. Zira 1475 sayılı İş Yasasının 14 ve 53. maddesindeki düzenlemeler B.K.nun 179. maddesi koşullarında işletmeyi devralan yeni işverenin anılan maddeden ve diğer işçilik haklarından doğan sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte değildir. İş Kanunu'nun anılan maddeleri işyerini her hangi bir suretle devralan işverenin kıdem tazminatı ve izin alacakları ile ilgili sorumlulukları düzenlenmiştir. İş yasalarında diğer işçilik alacakları ile ilgili yeni işverenin mesuliyeti konusunda hüküm mevcut değildir. İş yasaları işletmenin aktif ve pasifi ile devredilmeyip herhangi bir nedenle el değiştirmesi halinde işçilerin önceki devreden işveren yanındaki çalışmaları ile ilgili kıdem ve izin haklarını korumak için böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Bu düzenlemeler nedeni ile Borçlar Kanunu'nun 179. maddesinin (İşletmenin aktif ve pasifi ile devri mevcut olduğu halde) işçilik alacaklarında uygulanmayacağını kabul etmek işçi aleyhine bir sonuç doğurur niteliktedir. Bir işverenin tek işletmesi mevcutken tüm işçilerini işten çıkarıp muamelekini ve işletmenin tüm aktif ve pasifiyle yeni bir işverene devri halinde, olayımızda olduğu gibi hükmi şahsiyetini sürdürse de, bir tabela şirketi haline geleceğinden, daire çoğunluğu görüşü benimsenirse devirden önce işten çıkarılan işçiler hiçbir surette alacaklarını elde edemeyeceklerdir.
Böyle bir sonuç yasal düzenlemeler genel hukuk ilkeleri ve adalet duygusu ile de bağdaştırılamaz.

ankahukuk
29 Eylül 2012, 01:22
9. Hukuk Dairesi 2002/8491 E., 2002/7389 K.


EN YÜKSEK BANKA MEVDUAT FAİZİ
FAİZ ORANI
KIDEM TAZMİNATI


"ÖZET"


KIDEM TAZMİNATINDA FAİZ MİKTARI BELİRLENİRKEN ORAN BELİRTİLMEKSİZİN MEVDUATA UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN %101 ORANINDA FAİZİN YÜRÜTÜLMESİ HATALIDIR.


"İçtihat Metni"


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde, davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Dava konusu kıdem tazminatı alacağının davacının banka hesabına ödenmesi ile ilgili dosyaya ibraz edilen, 15.9.1999 13.10.1999 3.11.1999 tarihli dekontlar nazara alınmadan bakiye kıdem tazminatına karar verilmesi hatalıdır. Gerekli görülürse bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmelidir.


3- Kıdem tazminatına oran belirtilmeksizin mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmesi gerekirken % 101 faizin yürütülmesi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş usuli kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak % 101'i geçmemek üzere mevduata uygulanan en yüksek faize karar vermekten ibarettir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 9.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 00:59
9. Hukuk Dairesi 2002/1187 E., 2002/9239 K.


İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
KÖTÜNİYET TAZMİNATI


"ÖZET"


DAVACI İŞÇİNİN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI HAK EDECEK ŞEKİLDE İŞİNE SON VERİLDİĞİNE GÖRE; KÖTÜNİYET TAZMİNATININ HÜKÜM ALTINA ALINMASI DOĞRU DEĞİLDİR. AYRICA, KÖTÜNİYETİN OLUŞMASI HALİNDE KIDEM TAZMİNATI ADIYLA BİR ALACAK HÜKÜM ALTINA ALINMIŞ İSE KÖTÜNİYET TAZMİNATI OLARAK İHBAR TAZMİNATININ İKİ KATI TUTARINDA BİR MİKTARA KARAR VERİLMELİDİR.


"İçtihat Metni"


Davacı, ihbar, kıdem ve kötüniyet tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı işçinin ihbar ve kıdem tazminatı hak edecek şekilde işine son verildiği anlaşılmaktadır. Bu iki tazminatın mahkemece hüküm altına alınması isabetlidir. Ne var ki, kötüniyet tazminatı isteği de hüküm altına alınmıştır. Kötüniyetin oluştuğunun ispatı iddia eden davacı işçiye düşer. Somut olayda bu olgu kanıtlanmış değildir. Buna rağmen kötüniyet tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, kötüniyetin oluşması halinde kıdem tazminatı adıyla bir alacak hüküm altına alınmış ise kötüniyet tazminatı olarak ihbar tazminatının iki katı tutarın da bir miktara karar verilmelidir.


3- Mahkemece ikinci defa bilirkişi incelemesinin yaptırılmasına karar verilmesi üzerine masraflar davalıdan alınmıştır. Bu olgu açıkken yapılmış olan tüm masrafların davalıdan tahsiline karar verilmiş olması da ayrı bir bozma nedenidir.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alman temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.5.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:01
9. Hukuk Dairesi 2002/1210 E., 2002/9283 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


HAKLI OLARAK İŞ AKTİNİ SONA ERDİREN İŞÇİNİN KIDEM TAZMİNATI HAKKI BULUNMAKLA BİRLİKTE, AKİT KENDİSİ TARAFINDAN SONA ERDİRİLDİĞİNDEN İHBAR TAZMİNATI TALEP ETME HAKKI BULUNMAMAKTADIR.


"İçtihat Metni"


Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma, senelik izin ücreti ile hafta, bayram ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:


KARAR


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Davacı dava dilekçesinde işçilik haklarının ödenmediği gerekçesiyle işten ayrılmak zorunda kaldığını ifade ettiği gibi, mahkeme kararının gerekçe bölümünde işçilik hakları ödenmeyen işçinin hizmet akdini sona erdirme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir. Haklı olarak iş akdini sona erdiren işçinin kıdem tazminatı hakkı bulunmakla birlikte, akit kendisi tarafından sona erdirildiğinden ihbar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30/5/2002 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:03
11. Hukuk Dairesi 2002/4835 E., 2002/7702 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
YARGITAY
ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2002/4835 2002/7702
YARGITAY KARARI


MAHKEMESİ : Adana Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
GÜNÜ : 22.10.2001
SAYISI : 2001/623 - 2001/878
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.10.2001 tarih ve 2001/623 - 2001/878 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 15.06.1994 tarihinden itibaren yenilenen belirli süreli sözleşmelerle, davalının "açma-kapama, abonesiz su kullananların takibi ve idarenin gerekli gördüğü diğer işlerini" aralıksız olarak 31.01.2000 tarihine kadar yaptığını, asıl işveren olan davalının ödemesi gereken kıdem tazminatlarının, işçilerinin yoğun baskısı nedeniyle müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, toplam 46.439.091.000.-TL.nın belirtilen muhtelif ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 33 ncü maddesinde davacıya ödenecek kalemlerin tek tek sayıldığını, gerek davacının teklifinde, gerekse sözleşmede kıdem tazminatının davalı tarafından ödeneceğine dair hüküm olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 1475 sayılı Yasa'nın 1/son maddesine göre, belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili İş Kanunu'ndan doğan ve hizmet akdinden doğan yüklemlerinden asıl işverenin de birlikte sorumlu olacağı, davalı ASKİ'nin asıl işveren olduğu, 112 işçinin asıl olarak ASKİ'nin işlerini yürüttüğü, ücret vs. ödemelerinin ASKİ tarafından yapıldığı, bu işçilerin hizmet akdinin davacı ile davalı ASKİ arasındaki sözleşmenin feshi ile sona erdiği, davacının işçilere ödediği kıdem tazminatından asıl işveren olan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taşeron tarafından işçilere ödenen kıdem tazminatının asıl işverenden rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında zincirleme şeklinde akdedilen ve 15.06.1994-31.01.2000 dönemini kapsayan "Açma Kapama Hizmet Kiralama" sözleşmesi bulunduğu tartışmasızdır. Davacı, sözleşme gereği çalıştırılan ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle işine son verilen işçilere ödediği kıdem tazminatını, asıl işveren olan davalıdan tahsilini istemiştir.
1475 sayılı İş Kanunu'nun 1/son maddesine göre, "Bir işverenden belirli bir işin bir bölümünde veya eklentilerinde iş alan ve işçilerini münhasıran o işyerinde ve eklentilerinde çalıştıran diğer bir işverenin kendi işçilerine karşı o işyeri ile ilgili ve bu kanundan veya hizmet akdinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren de birlikte sorumludur.". Anılan Yasa maddesinde yazılı asıl işverenin sorumluluğu, işçilere karşı olan bir sorumluluktur. Taşeron ile asıl işveren arasındaki bir düzenlemeyi içermeyen 1475 sayılı Yasa'nın 1/son maddesinin dava konusu olaya uygulanması mümkün değildir. Uyuşmazlığın, davacı ile davalı arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmede, davalı idarenin davacı yükleniciye karşı nelerden sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. İşçilere ödenecek kıdem tazminatından davalı idarenin sorumlu olacağına dair bir hüküm ise bulunmamaktadır. İşin ihalesinden, %15 müteahhitlik karı alan davacının kıdem tazminatını karşılaması durumunda, davacının zararına iş yapmış olacağı yönündeki bilirkişi görüşü ise, tacirin basiretli davranması gerektiği yönündeki TTK.nun 20/2 nci maddesindeki düzenlemeye aykırı düşmektedir. Bu durumda, işçilere ödenecek kıdem tazminatından, davacı yüklenicinin sorumlu olduğunu kabul etmek gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:04
9. Hukuk Dairesi 2002/9485 E., 2002/23582 K.


BELİRLİ SÜRELİ SÖZLEŞMENİN YENİLENMEMESİ
KIDEM TAZMİNATI
ÖĞRETMEN
ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


YARGITAY İLAMI


ESAS NO : 2002/9485
KARAR NO : 2002/23582


MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi
TARİHİ : 9.4.2002
NO : 1404 / 178
DAVACI : Hamdi Yücel adına Avukat Bekir Uluğ
DAVALI : Özel Beşiktaş Jimnastik Kulübü (İlköğretim Okul Müdürlüğü) adına
Avukat Sadık Ülker


DAVA : Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


YARGITAY KARARI


Davacı hizmet akdinin davalı işverence sona erdirildiği belirterek kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren belirli süreli olan akdin kendiliğinden sona erdiğini belirterek isteğin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece savunmaya itibar edilerek isteğin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre öğretmen olarak bir yıllık hizmet akdi ile çalıştığı, akdin işverence yeni dönem için yenilenmeyeceği bildirilmek suretiyle sona erdiği anlaşılmaktadır. Akdin 5.maddesinde taraflardan biri akdi yenilememek istediği takdirde sürenin bitiminden en geç bir ay önce durumu diğer tarafa yazılı olarak bildirmesi, aksi halde akdin kendiliğinden yenileneceği düzenlenmiştir. Buna göre akdin sona ermesi taraflardan birinin belirtilen şekilde açıklanan iradesine bağlanmıştır. Sözkonusu hizmet akdi işverenin akdin yenilenmemesi konusundaki irade açıklaması ile sona ermiş olduğundan kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir. Yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:06
9. Hukuk Dairesi 2002/14357 E., 2003/1741 K.


İHBAR TAZMİNATI
İŞ (HİZMET) AKTİNİN FESHİ
KIDEM TAZMİNATI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
"ÖZET"


HİZMET AKDİNİN DAVACI İŞÇİ TARAFINDAN HAKLI NEDENLE FESHEDİLDİĞİNDEN KIDEM TAZMİNATININ HÜKÜM ALTINA ALINMASI DOĞRUDUR. ANCAK; İHBAR TAZMİNATI TALEP EDEMEZ.


"İçtihat Metni"


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, hafta ve genel tatil gündelikleri ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Dosya içeriğinden hizmet aktinin davacı işçi tarafından 1475 sayılı iş Kanununun 16/ll-e maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiği anlaşıldığından kıdem tazminatının hüküm, altına alınması doğru ise de, hizmet akdinin feshedenin haklı da olsa aynı Yasanın 13. maddesi gereğince ihbar tazminatı talep etmesi mümkün olmadığından ihbar tazminatı isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


Sonuç: Temyiz olunan hararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.2.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:08
9. Hukuk Dairesi 2002/14367 E., 2003/1749 K.


HİZMET SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI
YILLIK İZİN ÜCRETİ, SOSYAL YARDIM ALACAĞI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
"ÖZET"


İŞ MÜFETTİŞLİĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN RAPORDA, DAVACININ; HİZMET AKTİNİN MESAİ SAATLERİNDE UYUMASI NEDENİYLE FESHEDİLMİŞTİR. TUTULAN TUTANAKLAR AKSİ SABİT OLUNCAYA KADAR GEÇERLİDİR. DAVACI YARGILAMA SIRASINDA BU TESBİTLERİN AKSİNİ KANITLAYAMADIĞINDAN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATI İSTEĞİNİN REDDİ GEREKİR.


"İçtihat Metni"


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, bayram, hafta ve genel tatil gündelikleri ile sosyal yardım alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının hizmet akdinin sona ermesini müteakip iş Müfettişliği tarafından düzenlenen raporda; işyerinde, bekçi olarak çalışan davacının hizmet akdinin mesai saatlerinde uyuması sebebiyle 1475 sayılı Yasanın 17/11. maddesi gereğince feshedildiği tesbit edilmiştir. Aynı Yasanın 89/son maddesi gereğince iş hayatını izleme, denetleme ve teftişiyle ilgili memurlar tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar muteberdir. Davacı yargılama sırasında iş müfettişinin bu tesbitlerinin aksini kanıtlayamadığından ihbar ve kıdem tazminatlarının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.2.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:09
9. Hukuk Dairesi 2002/15397 E., 2003/1794 K.


FAİZ
KIDEM TAZMİNATI
YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
"ÖZET"


YAŞLILIK AYLIĞI BAĞLANMASINA KARAR VERİLMİŞSE; BU BELGENİN S.S.KURUMU TARAFINDAN İŞVERENE BİLDİRİLİR. BU BAĞLAMDA; MAHKEMECE; DAVACININ EMEKLİLİK TARİHİNİN TESBİTİ İLE BU TARİHTEN İTİBAREN KIDEM TAZMİNATINA FAİZ YÜRÜTÜLMESİ GEREKİR.


"İçtihat Metni"


Taraflar arasındaki kıdem, ihbar tazminatı ile ücretli izin, fazla mesai ve genel tatil ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2-1475 sayılı iş Kanununun 14/3 maddesine göre işçinin emekliliğe hak kazandığına dair Sosyal Sigortalar Kurumu belgesinin işverene bildirilmesi gerekir. Dosya içeriğine göre davacının 17.9.1999 tarihindeki müracaatı üzerine anılan kurumca 22.5.2000 tarihinde yaşlılık aylığı bağlama kararı verilmiştir. Bunun işverene bildirilip bildirilmediği ise anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu husus araştırılmaksızın davacının işten ayrıldığı 13.9.1999 tarihinden itibaren kıdem tazminatı için faiz yürütülmesi hatalıdır.


ı Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.2.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:10
9. Hukuk Dairesi 2002/16177 E., 2003/2790 K.


EMEKLİLİK
HİZMET BİRLEŞTİNRMESİ
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.HUKUK DAİRESİ


E : 2002/16177
K : 2003/2790


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının iki dönem çalışma süreleri birleştirilmek suretiyle 1.12.1994 - 1.6.2000 tarihleri arasında hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatı hesabı yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle Sosyal Sigortalar Kurumu yazılarından, davacının 1.12.1994 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığı, emekli olduğu 31.12.1997 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğü ve kendisine kurumca yaşlılık aylığı bağlandığı, daha sonra tekrar 1.1.1999 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primine tabi olarak iş yerinde işe girdiği 1.6.2000 tarihinde de işine davalıca haksız olarak son verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı 31.12.1997 tarihinde emekli olup kendisine kurumca yaşlılık aylığı bağlandığına ve iş ilişkisinin kesildiğine göre, iş aktinin bu tarihte sona erdiğinin kabulü gerekir. Ancak davacıya emekli olduğu tarihte kıdem tazminatının ödenmediği anlaşılmaktadır. 1.12.1994 - 31.12.1997 tarihleri arası hizmet süresi bir hesaplamaya tabi tutularak bu tazminatın hüküm altına alınması gerekir. Davacı daha sonra 1.1.1999 tarihinde yeniden iş yerine girmiş olmakla yeni bir hizmet aktiyle çalışmaya başlamış demektir. O halde 1.1.1999 tarihinden iş aktinin haksız olarak son verildiği 1.6.2000 tarihine kadar ki ikinci dönem çalışması için ayrı bir kıdem tazminatı hesabının yapılması ve bu süreyle ilgili kıdem ve ihbar tazminatına karar verilmesi gerekir. Mahkemenin her iki hizmet dönemleri birleştirilmek suretiyle kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.


SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.3.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:11
9. Hukuk Dairesi 2003/1375 E., 2003/2718 K.


KIDEM TAZMİNATI
YÜZDE BEŞ MESAİ ÜCRETİ
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 1 ]
"ÖZET"


DAVACININ ÇALIŞTIĞI SAVUNMA MUHABİRLİĞİ BİRİMİNDE GÖREVİNİ ETKİN ŞEKİLDE YAPMASINI SAĞLAYAN HABER KAYNAKLARI ÜZERİNDE GÜVENİRLİĞİ SARSILIP MESLEK ONUM İNCİNMİŞTİR. BAŞKA BİR ANLATIMLA; GAZETENİN ÇALIŞMA ŞEKLİNİN MESLEK ETİK İLKELERİNE UYGUN OLMASI GEREKİR. AKSİ BİR TUTUM VE DAVRANIŞIN ORTAYA KONMASI VE DİĞER BASIN ORGANLARINA YANSIMASI BASIN İŞ KANUNUNUN 11. MADDESİNE AYKIRIDIR. İKİNCİ FIKRASINDA DA "İŞ AKDİNİ BİRİNCİ FIKRAYA GÖRE FESHEDEN GAZETECİ, İŞVERENİN KUSURU NETİCESİNDE İŞ AKDİNİ FESHETMİŞ OLSA İDİ NE MİKTAR TAZMİNAT ALACAK İDİYSE O MİKTAR TAZMİNAT İSTEYEBİLİR." BU NEDENLERLE; DAVACI HEM KIDEM TAZMİNATI VE HEM DE FAZLA ÇALIŞTIĞIM KANITLADIĞINDAN %5 FAZLA MESAİ ÜCRETİNİ İSTEYEBİLİR.


"İçtihat Metni"


Davacı, kıdem tazminatı, izin, ikramiye, fazla çalışma ile fazla çalışma ücretinin %5 fazlasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmiş ise de, HUMK.nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm davacı tarafın aşağıdaki bendlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.


2- Davacı Gazeteci savunma muhabirliğinde birlikte çalıştığı diğer bir dosyadaki davanın davacısı olan muhabirin davalı Gazete'nin Ankara Bürosunda haber kaynaklarına verilen bir yemekte konuşulanların üçüncü kişilere aktarılmayacağı güvencesi misafirlere verildiği halde dışarıya sızdırıldığı; bu durumun Gazetecilik Meslek ilkelerinin en önemlisi olan "haber kaynağının her koşulda gizli tutulması ilkesinin ihlal edildiği, olay nedeniyle anılan gazeteci yanında aynı haber kaynaklarına sahip kendisinin de rencide olduğu bu nedenle iş akdini 5953 sayılı Basın iş Kanununun 11. maddesi gereğince feshettiğinden söz ederek kıdem tazminatı, izin ücreti, ikramiye, fazla çalışma ücreti ve %5 fazlası isteklerinde bulunmuştur.


Mahkemece yıllık izin ücreti ve ikramiye alacağına hükmedilmiş, diğer istekler red edilmiş karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.


5953 sayılı "Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında"ki Kanun (Basın iş Kanunu) temelde basında çalışanları korumak için çıkarılmıştır. Gerçekten de gazetecilerin toplumu bilgilendirme görevi büyük bir zahmet ve özveri gerektirir. Bazı ayrıcalıklı düzenlemelerin varlığına rağmen Basın iş Kanununun yeterli olmadığı, tam bir koruma sağlamadığı özellikle önemli ölçüde boşluklar taşıdığı düşüncesi gerek Yargıda gerek Öğretide paylaşılmaktadır.


Öte yandan Türkiye'de basının "kendi kendini kontroluna" ilişkin bir çok çalışmalar yapılmış, kurumlar oluşturulmuştur. Basın Konseyi ve Basın Meslek ilkeleri bu bağlamda ortaya çıkmıştır. Basın Meslek ilkelerinin 1.1. maddesine


göre "Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyuna kişisel, siyasal, ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır". Bu ilke bir çok ülkelerin basın meslek ahlak yasalarında da yer almıştır.


Basın iş Kanununun 11. maddesinin ilk fıkrasına göre "Bir mevkutenin veçhe ve karakterinde gazeteci için şeref ve şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici bir vaziyet ihdas edecek şekilde bariz bir değişiklik vukuu halinde gazeteci ihbar müddetini beklemeden akdi feshedebilir". Anılan fıkranın gazetenin dünya görüşü veya siyasi çizgisindeki değişikliğin bir müeyyidesi olarak yorumlanması oldukça dar bir yorumdur. Yasanın konuluş amacı karşısında yetersiz kalır, gazeteciye gerekli koruma sağlamaz.


Veçhe ve karakter sözcükleri (objektiflik) ile gazetecinin şeref ve şöhreti manevi menfaati (sübjektif) sözcüklerini birlikte ele almak gerekir. Gazetenin dünya görüşü ve siyasi çizgisi yanında insanlık ve sosyolojik boyutunda basın meslek etiğinin de gözönünde tutulması gerekir. Başka bir anlatımla gazetenin çalışma şeklinin meslek etik ilkelerine uygun olması gerekir. Aksi bir tutum ve davranışın ortaya konması ve diğer basın organlarına yansıması Basın Kanununun 11. maddesinin ilk fıkrasına aykırılık oluşturur.


Anılan maddenin ikinci fıkrasındaki, "iş akdini birinci fıkranın verdiği hakka dayanarak fesheden gazeteci, işverenin kusuru neticesinde iş akdini feshetmiş olsa idi ne miktar tazminat alacak idiyse o miktar tazminat isteyebilir" düzenlemesi ilk fıkranın tamamlayıcısı ve müeyyidesidir. Müeyyidenin ağırlığı ve işverenin kusuru ile özdeşleştirilmesi ilk fıkranın ne derece genişlikte ve önemde olduğunu vurgular. Başka bir anlatımla bu hüküm işverenin kusuru olması durumunda işçinin iş akdini fesih etme hakkı bulunduğunu da düşündürmektedir.


Dosyadaki bilgi ve belgelere göre somut olay şu şekilde gerçekleşmiştir. Davalı Gazetenin Ankara temsilcisinin talebi üzerine, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı ve Jandarma Genel Komutanlığı Organize Suçlar Dairesi Başkanı 1 Mayıs 2001 tarihinde anılan Gazetenin Ankara Bürosu'nda yemeğe davet edilmiştir. Orada konuşulanların üçüncü kişilere aktarılmaya-cağı konusunda misafirlere yine onların istekleri uyarınca Gazete sorumlularınca güvence verilmiştir. Görüşmede Gazetenin Ankara Temsilcisi ve Haber Müdür Yardımcısı da bulunmuştur. Ancak, yemekten bir gün sonra konuşulanlar Adalet Bakanı dahil olmak üzere üçüncü kişilere sızdırılmıştır.


Maddi olguların bu gelişim süreci C... Gazetesinin 9-10 Mayıs 2001;


R..... Gazetesinin 9 Mayıs 2001 tarihli nüshalarında ayrıntısıyla yazılmış, diğer bazı gazetelerin internet sitelerinde yer almıştır.


Davacı olayın asıl muhatabı olan muhabir ile savunma biriminde birlikte çalışmaktadır. Haber kaynaklarından kendisi de yararlanmaktadır. Söz konusu yemekte yapılan konuşmaların dışarı sızdırılması kendisinin de güvenirliğini tartışılır hale getirmiştir. Çalışmasını zorlaştıracağı gibi, olayların bu gelişim seyrinin basında yer alması, çalıştığı gazetenin meslek etiğinin eleştirilmesi Basın iş Kanununun 11. maddesinin ilk ve ikinci fıkrasının aradığı sübjektif ve objektif koşulları taşımakta olup anılan maddeye göre davacıya haklı bir fesih hakkı tanımaktadır.


Davacının kıdem tazminatı isteminin kabulü yerine yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.


3- Davacının fazla mesai ve %5 fazla ödeme istemlerinin normatif dayanağı Basın iş Kanununun Ek 1. maddesidir. Davalı taraf hizmet sözleşmesindeki "(gazeteci) işverenin yazılı talimatı ve muvafakati olmadan fazla mesai yapamaz" hükmüne dayanarak isteğin reddini istemiştir. Anılan savunma mahkemece de uygun görülmüştür, ikinci bir gerekçe de muhabirlerin günlük çalışma sürelerinin kendileri tarafından belirlendiğidir.


Muhabirlik idari bir görev değildir. Kamuyu ilgilendiren bilgileri araştırma, kaynağına inme, gözlemlerde ve röportajlarda bulunma, genellikle de olay yerlerine gitme, günün sonunda da bilgileri yazı işlerine sunma gibi işlevleri bulunur. Günlük görevin ne zaman sona ereceği işin bitme durumuna bağlı bulunduğundan kendisinin dahi bilmesi düşünülemez. Şu durumda bir muhabir yasanın aradığı şekilde fazla mesai yapmış ise bunun karşılığını almalıdır. Yasa da bunu emredici olarak düzenlemiştir.


Kaldı ki dosya içerisindeki belgelerden davacı için bir kısım işlerde fazla mesai tahakkuku yapıldığı anlaşılmakta ise de, bu konuda işverenin izni olduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır.


Somut olayda davacının fazla çalışmasının da bulunduğu tanık beyanları ve dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durum belirlenerek %5 zamlı ödemesi ile birlikte hesaplandıktan sonra Dairemizin indirim ilkeleri de gözönün-de tutularak bir sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.3.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:13
13. Hukuk Dairesi 2003/635 E., 2003/5066 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
SÜRELİ HİZMET SÖZLEŞMESİ
"İçtihat Metni"


T.C.
YARGITAY
13.HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
Sayı :


Esas 2003 Karar
635 5066


Y A R G I T A Y İ L A M I




MAHKEMESİ : A 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 1.10.2002
NO : 359-682
DAVACI : R A. vekili avukat A U.
DAVALI : B D.vekili avukat N İ.




Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.


KARAR


Davacı, davalıya ait ticari takside şoför olarak çalıştığını, sözleşmesinin haksız fesih edildiğini, iş kanunundan doğan haklarının verilmediğini ileri sürerek şimdilik 30.000.000 TL.nin faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiş, bilirkişi raporuna göre ek dava açmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kıdem, ihbar tazminatı ve izin ücreti alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının davalıya ait ticari takside şoför olarak çalıştığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı iş akdinin haksız fesih edildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile izin ücreti alacağının verilmesini istemiştir. Davalı iş akdi bulunmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki hizmet ilişkisi ile bu ilişkinin hukuki niteliğine göre olayda 1475 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca olaya iş kanununun uygulanmasına olanak yoktur. Kıdem tazminatı ve izin ücreti iş kanununa tabi sözleşmelerde işçinin yasanın 14. maddesi koşulları oluşması halinde isteyebileceği bir tazminattır. İş kanunu uygulanamayacağından kıdem tazminatı ve izin ücreti istenemez. Yanlar arasında belirsiz süreli hizmet sözleşmesi vardır. Böyle bir sözleşmenin işveren tarafından feshi halinde 24.6.1959 günlü E/32-K/26 sayılı içtihadı birleştirme kararında benimsendiği gibi işçi B.K. 325. ve 96. maddelerine dayanarak çalışmasına engel olunmasından doğan zararı isteyebilir. Sözleşmeye aykırı hareketten itibaren Borçlar Kanunu hükümlerine göre gerekli olan feshi ihbar süresinin sonuna kadar geçerli olduğunun kural olarak kabul edilmesi gerekeceğinden tazminatın feshi ihbar süresinin sonuna kadar hesaplanması gerekir. Mahkemece Borçlar Kanunun 341. maddesi gözetilerek tazminatın hesap edilip, davacının bunun dışında kalan kıdem-ihbar tazminatı ve izin ücreti taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, olaya uymayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bent gereğince davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.4.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:14
9. Hukuk Dairesi 2002/24554 E., 2003/8314 K.


DELİLLERİN TOPLANMASI
EMEKLİLİK
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.HUKUK DAİRESİ


E : 2002/24554
K : 2003/8314




Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.İlave tediye alacağının hak kazanılan tarihlerdeki ücretlere göre belirlenmesi gerekirken son ücret üzerinden yapılan hesaplamaya değer verilerek hüküm kurulması hatalıdır.
3.Davacı emekli olarak işyerinden ayrılmış ve dava dilekçesinde kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanmasını istemiştir. 1475 sayılı iş kanununun 14.maddesi emeklilik halinde davacının emekli olduğuna dair belgeyi işverene verdiği tarihten itibaren faiz uygulanması gerekir. Dosyada böyle bir belgeye rastlanmamıştır. Mahkemece davacıdan böyle bir belgeyi alıp işverene verip vermediği sorulmalı vermiş ise belgenin ibraz tarihi saptanmalı ve bu tarihten itibaren kıdem tazminatına faiz yürütülmelidir. Eğer davacı böyle bir belgeyi işverene ibraz etmemiş ise şimdiki gibi dava tarihinden itibaren faize karar verilmelidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.5.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan V. Üye Üye Üye Üye
.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:15
9. Hukuk Dairesi 2002/27237 E., 2003/9915 K.


HAKLI FESİH
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


E : 2002/27237
K : 2003/9915
Y A R G I T A Y K A R A R I




Kamu kurumuna ait işyerinde 2495 Sayılı Yasa kapsamında çalışan davacı, yasadışı Hizbullah Örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandığını tutukluluğunun 45 günü geçtiği gerekçesiyle feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, iş aktinin davacının tutuklanması nedeniyle feshedildiği, feshin 1475 Sayılı Yasanın 17/II maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı kabul edilmiştir.
Davacı, davalı işyerinde 2495 Sayılı Yasa kapsamında çalışmakta olup, aynı yasanın 21.maddesi uyarınca sendika üyesi olamayacağından, dayanışma aidatı dahi ödese işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanamaz. Bu açıdan davacının tutukluluğunun 45 günü geçtiği ve Toplu İş Sözleşmesinin 50.maddesi uyarınca işlem yapılmasının sonuca etkisi yoktur. Kaldı ki tutuklanan davacı görevden uzaklaştırılmış ve tahliye olduktan sonra işe dönme başvurusu yaptığında işe alınmamış ve iş aktinin 1475 Sayılı Kanunun 17/II.maddesi uyarınca fesih işlemi onay makamı olan Valilik oluruna 20.07.1999 tarihinde sunulmuştur. Bu olgulara göre Devlete karşı işlenen suçlardan dolayı devamsızlık nedeniyle feshin gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir. Davacı hakkında açılan kamu davası 4616 Sayılı Yasa uyarınca ertelenmiş ise de, sonuçta söz konusu kararda davacının eyleminin yasadışı örgüte yardım ve yataklık olduğu kanaatine varıldığından, devlete karşı işlenen bu suç nedeniyle devamsızlık üzerine feshin gerçekleştirilmesi haklı bir nedendir. Kıdem tazminatının reddi yerine kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:16
9. Hukuk Dairesi 2002/27210 E., 2003/9899 K.


İŞ YERİNİN DEVRİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


E : 2002/27210
K : 2003/9899


Y A R G I T A Y K A R A R I




1475 Sayılı İş Kanunu'nun 14.maddesinin 3.fıkrası uyarınca "işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir nedenle başka bir işverene geçmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiye çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır." Davalı gerçek kişilerin şirketleşmeden önceki işçilik alacaklarından sorumluluklarına karar verilip belirtilen düzenleme karşısında kıdem tazminatından husumetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle red kararı verilmesi çelişkiden ibarettir. Davalılar Ömer Kenan Yalçınkaya mirasçılarının şirketleşme tarihindeki ücret ve süre üzerinden kıdem tazminatından sorumluluğuna karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:16
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı farkının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


KARAR : Emeklilik nedeniyle hizmet akdi sona eren ve hesaplanan kıdem tazminatından bir kısmı taksitler halinde ödenen davacı önceki ödemeleri Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi uyarınca öncelikle faize sayıldığını belirterek kalan kıdem tazminatı ile faiz alacağını icra takibine koymuş olup, davalının itirazı üzerine itirazın iptali isteminde bulunmuştur.


Mahkemece, takipten önceki ödemelerin faize sayılması kabul edilerek itirazın iptaline karar verilmiştir.


Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin uygulanabilmesi, bir başka anlamda kısmi ödemelerin öncelikle faize sayılabilmesi için ödeme anında taraf iradelerinin birleşmesi gerekir. Takipten önce davacı yapılan kısmi ödemeleri ödeme anında öncelikle faize saydığına dair bir irade beyanında bulunmadığına göre bu ödemelerin faiz alacağına mahsubu mümkün değildir. Davalının bu yöndeki itirazı yerinde olduğundan davacı istemin reddi gerekir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.


SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.7.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:17
9. Hukuk Dairesi 2003/18970 E., 2004/9000 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
YILLIK ÜCRETLİ İZİN
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2003/18970
KARAR NO :2004/9000


MAHKEMESİ :D İş Mahkemesi
TARİHİ :18.9.2003
NO :68/655
DAVACI :Mehmet
DAVALILAR :1.S.Ltd.Şti. 2.S. San.Tic.AŞ.
DAVA :Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, ocak ayı ücreti ve bayram tatili ile hafta tatili gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı S. Ltd.Şirketinin tüm S. AŞ.nin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacının davalılardan S. AŞ.ne ait işyerinde çalışır iken 1998 yılında işyerinin S. Ltd.Şirketine devir edildiği hizmet aktinin Ltd.şirket tarafından sona erdirildiği anlaşıldığından S. AŞ.nin ihbar tazminatından sorumlu tutulması hatalıdır. Kıdem tazminatından ise AŞ.nin sorumluluğu 1475 sayılı yasanın 14/2.maddesi gereğince işyerinin devrinden önceki süre ve devir tarihindeki ücret nazara alınarak belirlenecek kıdem tazminatından sorumlu tutulması gerekir. Tüm çalışma süresi nazara alınarak hesaplanan kıdem tazminatından S. AŞ.nin sorumlu tutulmasıda bozma nedenidir.
3.Davalılardan S. AŞ.nin devirden sonra doğan hafta tatili, genel tatil ve ücret alacaklarından da sorumlu tutulması mümkün değildir. Devirden önceki hak kazanılan hafta tatili, genel tatil ve ücret alacaklarından ise sorumluluğu Borçlar Kanununun 179/1 maddesindeki koşulların mevcudiyeti halinde mümkündür. Mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılmadan tüm çalışma süresinden doğan ücret, hafta tatili, genel tatil alacaklarından davalı S. AŞ.nin sorumlu tutulmasıda bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, .2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:18
9. Hukuk Dairesi 2003/17422 E., 2004/6471 K.


KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2003/17422
KARAR NO :2004/6471


MAHKEMESİ :K Asliye Hukuk Hakimliği (İş)
TARİHİ :8.8.2003
NO :872/405
DAVACI :Mehmet
DAVALI :K.Tic.AŞ.
DAVA :Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dairemizin yerleşik uygulaması ile 1475 sayılı iş kanununun 14/5.maddesi uyarınca emeklilik halinde kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi esası borçlanılan askerlik süresinin kamu kurumundaki hizmet ile birleştirilmesi içinde kabul edilmiştir. Ancak birleştirme için aynı madde gereği son işverenin kamu kuruluşu olması gerekir. Davalı işyeri kamu kurumu iken özelleştirilmiş davalı işverene satılmıştır. Davacı özel tüzel kişilik kazanan ve kamu kurumu niteliğini yitiren davalı işveren nezdinde iken ayrılmıştır. Davalı kamu kuruluşu olmadığından borçlanılan askerlik süresi birleştirilemez. Kaldı ki davacının iş sözleşmesi ihbar tazminatı ödenmek suretiyle davalı işverence feshedilmiştir. Fark kıdem tazminatının reddi yerine kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:19
9. Hukuk Dairesi 2003/17487 E., 2004/6215 K.


İŞ AKDİNİN FESHİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2003/17487
KARAR NO :2004/6215


MAHKEMESİ :İ 1. İş Mahkemesi
TARİHİ :17.6.2003
NO :1352/545
DAVACI :Tahsin
DAVALI :P.TAŞ.


DAVA :Davacı, cezai şart, kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesi ile T. hisse senedinin iadesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davalı Avukatıncada duruşma talep edilmiş ise de; HUMK.nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacının kıdem tazminatı isteğinden eğitim giderleri indirilerek hüküm kurulmuştur. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 4.maddesinde düzenlenen eğitim giderinin 30 ay içinde haklı neden bulunmadığı halde akdin feshi halinde talep edilmesi mümkündür. Davacı muvazzaf askerlik sebebiyle işten ayrılmak zorunda kalmıştır. Yasal zorunluluktan doğan bu ayrılma nedeniyle işverenin davacıdan eğitim gederi talep etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işveren askerlik dönüşü davacıyı işe Kabul etmemiştir. Bu nedenlerle eğitim giderleri indirilmeden davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulü gerekir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:19
9. Hukuk Dairesi 2003/14525 E., 2004/8338 K.


İHBAR TAZMİNATI
İŞ AKDİNİN FESHİ
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


DAVA :Taraflar arasındaki ihbar, kıdem tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin ile bayram tatili gündeliğinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.4.2004 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, şeker hastası olduğundan söz ederek, işverenden izin istediğini, bu isteğin işverence kabul edildiğini, ancak bir süre sonra devamsızlık sebebiyle çıkarıldığını belirterek ihbar ve kıdem tazminatları isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı işverence yapılan feshin haklı olduğu gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacının şeker hastası olduğu ve davalı işverene telefon ederek izin istediği sabittir. Her ne kadar davalı işveren izin vermediğini belirtmiş buna karşılık davacı ise işverenin izin isteğini kabul ettiğini ileri sürmüş ve bu konu kesin olarak belirlenememekte ise de davacının rahatsız olduğu anlaşıldığına göre, devamsızlığın geçerli bir mazerete dayandığının kabulü gerekir. Diğer tarafta davalı işverence 4.3.2002 tarihine kadar çalıştığı kabul edilerek Mart 2002 ayında 4 günlük ücret tahakkuku yapılmıştır. Bu durum da, davalı işverenin işçinin 17.2.2002 den itibaren işyerine gelmediği iddiasıyla çelişmektedir. Davacı işçi işe 4.3.2002 tarihinde kendisine izin verildiğini ileri sürdüğüne göre, anılan bordro bu durumu teyit etmektedir.
Böyle olunca davacının iş sözleşmesinin feshi haklı bir nedene dayanmadığından, mahkemece her iki tazminat isteğinin kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 375.000.000 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:20
9. Hukuk Dairesi 2003/21845 E., 2004/9557 K.


FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ
KIDEM TAZMİNATI
KÖTÜNİYET TAZMİNATI
YILLIK ÜCRETLİ İZİN
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2003/21845
KARAR NO :2004/9557


MAHKEMESİ :İ 2. İş Mahkemesi
TARİHİ :8.10.2003
NO :1196/602
DAVACI :M.Necat
DAVALI :M. TAŞ.
DAVA :Davacı, kıdem, kötüniyet tazminatı, ücret, yıllık izin ücreti ile fazla çalışma parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Mahkemece izin ücreti alacağından hakkaniyet indirimi yapılması yerinde görülmemiştir. Davacı son 5 yıllık izin ücreti alacağı isteğinde bulunmuştur. Mahkemece son 5 yılda kullandırılması gerekli izin süresi belirlenmeli bu yıllarda kullandırılan izinler indirilerek bakiye süre izin ücreti alacağı hesaplanmalı ve sonucuna gore hüküm kurulmalıdır. Dava konusu yapılmayan önceki yılların hesaplamada değerlendirilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:21
9. Hukuk Dairesi 2004/5260 E., 2004/18897 K.


İŞ (HİZMET) AKDİ
KIDEM TAZMİNATI
"ÖZET"


(1475 s. İş K. m. 14)


"İçtihat Metni"


Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla çalışma ve izin ücreti, yemek, yol parası ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.


Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle Kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2- Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için kanunda öngörüldüğü şekilde bir tam yıl çalışmış olmak gerekir. Bu sürenin hesabında davacının talebi ile verilen uzun süreli ücretsiz izinde geçen günler dikkate alınmaz. Hükme esas alınan 12.12.2003 tarihli bilirkişi raporunda ise kıdeme esas sürenin hesabında bu hususa dikkat edilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş bu konuda bilirkişiden ek rapor aldırılarak ücretsiz izin belgelerinde belirtilen günlerin çalıştığı günlerden indirilerek yeniden tazminata esas sürenin bulunmasından ibarettir. Karar bu yönden hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.


Sonuç : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:22
Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve hafta tatili gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı yetkisizlik yönünden reddetmiştir.


Hüküm süresi içinde davacı avukat tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.


Mahkemece davalının ikametgahının İstanbul olduğu ve davacının işini yaptığı yerin de Ankara olmadığı gerekçesi ile davalı işverenin yetki itirazı kabul edilerek, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde işini yaptığı yerin Ankara olduğunu belirtmiş, davalı da fesih bildiriminde davacının Ankara bürosunda çalıştığını açıklamıştır. Dosya içeriğine göre davalı şirket merkezi her ne kadar İstanbul'da ise de işin fiilen yapıldığı yer Ankara'dır. 5521 sayılı Kanunun 5. maddesine göre işçinin işini yaptığı yer mahkemesinin de yetkili olduğu öngörülmüştür. Buna göre dava yetkili yer mahkemesinde açılmıştır. Bu nedenle, işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz paranın istek halinde ilgiliye iadesine, 27.9.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:23
9. Hukuk Dairesi 2003/23868 E., 2004/22053 K.


GECİKME FAİZİ
KIDEM TAZMİNATI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


KIDEM TAZMİNATININ GÜNÜNDE ÖDENMEMESİ HALİNDE, BANKALARIN FİİLEN UYGULADIKLARI EN YÜKSEK MEVDUAT FAİZİ ORANI DİKKATE ALINARAK GECİKME FAİZİ HESAPLANIR.


"İçtihat Metni"


Taraflar arasındaki kıdem tazminatı farkı ve faiz alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek gereği konuşulup düşünüldü:


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.


2.Davacı işçiye davalı işverence zaman zaman yapılan ve devamlılık arz etmeyen prim 2 adı altındaki ödemelerin tazminata esas ücrete eklenmesi doğru değildir. Mahkemece, gerekirse bilirkişiden ek rapor tanzimi istenmeli ve anılan prim eklenmeksizin tazminat hesabı yapılarak sonuca gidilmelidir.


3. Kıdem tazminatı gecikme faizi hesabında Merkez Bankasınca bildirilen faiz oranı esas alınmıştır. Oysa anılan kurumca bildirilen faiz oranı, bankaların belli dönemler arasında uygulayacaklarını bildirdikleri faiz oranıdır. Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi halinde bankaların fiilen uyguladıkları en yüksek mevduat faizi oranının dikkate alınacağı ise, 1475 sayılı İş Kanununun 14. maddesinin emredici hükmüdür. O halde, bankalarca fiilen uygulanan en yüksek banka mevduat faizi oranı tespit edilerek sonuca gidilmelidir.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:24
9. Hukuk Dairesi 2004/5892 E., 2004/22156 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
ÜCRETLİ İZİN
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2004/5892
KARAR NO :2004/22156


MAHKEMESİ :M İş Mahkemesi
TARİHİ :17.9.2003
NO :904/599
DAVACI :Karani adına Avukat K
DAVALI :B.AŞ.adına Avukat A
DAVA :Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.İşveren tarafından ücretli izne çıkarılan davacının peşin ödemesi gereken izin ücretinin ödenmemesi sebebi ile hizmet aktinin davacı tarafından haklı nedenle sona erdirildiği anlaşıldığından ihbar tazminatının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 6.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan V. Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
01 Ekim 2012, 01:25
9. Hukuk Dairesi 2004/8774 E., 2004/24770 K.


İHBAR ÖNELİ
KIDEM TAZMİNATI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


AKDİN FESHİNDEN ÖNCEKİ DÖNEM İÇERİSİNDE ALINAN VE BİRBİRİ ARDINA GELEN RAPOR SÜRELERİ İHBAR ÖNELİNE 6 HAFTA EKLENMEK SURETİYLE BULUNAN SÜREYİ AŞAN KISIM KADAR SÜRE KIDEM TAZMİNATINA ESAS SÜRENİN HESABINDA NAZARA ALINMAMASI GEREKİR,


"İçtihat Metni"


Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.


Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Davacının muhtelif yıllarda alınan istirahat raporları toplanarak bu süreden ihbar önelini 6 hafta aşan süre indirim yapılarak kıdem tazminatına esas süre belirlenmiş, mahkemece bu hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur. Dairemizin uygulamasına göre akdin feshinden önceki dönem içerisinde alınan ve birbiri ardına gelen rapor süreleri ihbar öneline 6 hafta eklenmek suretiyle bulunan süreyi aşan kısım kadar süre kıdem tazminatına esas sürenin hesabında nazara alınmaması gerekir. Somut olayda davacının aktin feshinden önceki süre içerisinde aldığı rapor ve hastanede yattığı süre toplam 57 gündür. Bu süre ihbar öneline 6 hafta eklenmesi ile bulunan süreden azdır. Bu sebeple makul süre hesabında her raporlu sürenin ihbar öneline altı hafta eklenmesi suretiyle hesaplanıp bu sürelerin kıdem tazminatına esas sürenin hesabından düşülmesi gerekir. Bu esasa göre fark kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde davanın reddi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.


Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

ankahukuk
12 Ekim 2012, 00:03
12. Hukuk Dairesi 2004/19473 E., 2004/24405 K.


İLAMA DAYALI TAKİP
KIDEM TAZMİNATI İÇİN FAİZ HESAPLANMASI
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
5663 KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNDA ... [ Madde 3 ]
"ÖZET"


TAKİP DAYANAĞI İLAMDA BELİRTİLEN MİKTARDAKİ KIDEM TAZMİNATININ, AKDİN FESHEDİLDİĞİ TARİHTEN İTİBAREN EN YÜKSEK MEVDUAT FAİZİYLE BİRLİKTE TAHSİLİNE KARAR VERİLDİĞİNE GÖRE; KIDEM TAZMİNATI İÇİN FAİZ HESAPLAMASININ, AKDİN FESHEDİLDİĞİ TARİHTEN TAKİP TARİHİNE KADAR, BİR SENELİK DEVRELER HALİNDE, DEVRE TARİHLERİNİN BAŞLANGICINDA 1 YILLIK VADELİ MEVDUATA KAMU BANKALARINCA FİİLEN UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZ ORANI SORULARAK TESBİT EDİLMESİ VE ONA GÖRE YAPILMASI GEREKİR.


"İçtihat Metni"


Mahalli mahkemesinden verilen mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.


Takip dayanağı ilamda 1.532.935.251.-TL. kıdem tazminatının aktin feshedildiği 26.3.2001 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kıdem tazminatı için faiz hesaplamasının 26.3.2001 tarihinden takip tarihine kadar, bir senelik devreler halinde, devre tarihlerinin başlangıcında 1 yıllık vadeli mevduata kamu bankalarınca uygulanan (fiilen uygulanan) en yüksek faiz oranı sorularak tesbit edilmesi ve ona göre yapılması gerekir.


Merkez Bankası mevduat kabul edemediği için bu banka tarafından fiilen uygulanan bir faiz oranından söz edilemez. Yasa gereği diğer bankaların uygulayacakları en düşük ve en yüksek faiz oranlarını gösteren ve bu konuda Merkez Bankasına yaptıkları bildirimler hesaplamada dikkate alınamaz. Dairemizin süreklilik kazanan yeni uygulaması diğer Yargıtay Dairelerine uygun olarak yukarıda açıklanan şekilde oluşmuştur.


O halde, Mahkemece 18.6.2004 tarihli bilirkişi raporunda Yasaya uygun olarak yapılan hesaplama sonucu fazladan talep edildiği belirlenen 2.145.519.026.-TL için şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken istemin tümden reddi isabetsizdir.


Sonuç: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle IİK. 366 ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 25.11.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ankahukuk
12 Ekim 2012, 00:04
9. Hukuk Dairesi 2004/17073 E., 2005/6991 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
YILLIK İZİN ÜCRETİ
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2004/17073
KARAR NO :2005/6991


MAHKEMESİ : İ 4.İş Mahkemesi
TARİHİ : 25.5.2004
NO : 759-324
DAVACI : Mevlüt adına Avukat A
DAVALI : Halil adına Avukat K


DAVA :Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, izin ücreti ile genel tatil ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacının 12.5.1998-26.11.2001 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı 24.1.2001-26.8.2001 döneminde .. sebebiyle istirahali kaldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
1475 sayılı İş Kanununun 17/I. Maddesinde belirlenen ihbar önellerine altı hafta eklenmesinden sonra bulunacak süre kıdem ve ihbar tazminatına esas süreden düşülmesi gerekir. Bu nedenle kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının hesabında raporlu süre düşülmeden daha fazla anılan tazminatlara karar verilmesi hatalıdır.
3. Öte yönden yıllık izin ücreti hesabında rastgelen raporlu günde dikkate alınmaz ayrıca raporl u a .. rastgelen Ulusal Bayram ve Genel tatil günlerinde davacının çalışması sözkonusu olamayacağından bu dönemdeki tatil günlerinde çalışma ücretinede karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.3.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.




Başkan Üye Üye Üye Üye






KARŞI OY YAZISI : Davacı 12.5.1998-26.11.2001 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışırken 7 ay süreyle rapor almış olup, davalı işveren bu sürenin hizmet belirlemesinde gözönüne alınmaması gerektiğini ileri sürmektedir.
Davalı işveren davacının hizmet akdini 1475 sayılı yasının 17/1. maddesinin kendisine verdiği hakka rağmen sona erdirmemiş ve fesih, raporun bitiş tarihinden çok sonra yapılmıştır.
Uzun süreli rapor (hastalık izni alınmasında, 1475 sayılı İş Kanununun 17/1. maddesi gereğince ihbar önellerine altı hafta eklenmesiyle tesbit edilen sürenin üzerindeki bölümün hizmet süresinde gözönüne alınıp alınmayacağı uyuşmazlık konusudur.
1475 sayılı iş kanununun 14. maddesinde "...işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her tam yıl yol için işçiye kıdem tazminatı ödenir..." hükmü gereğince, kıdem tazminatına hak kazanılmasının koşullarından biriside hizmet akdinin en az bir tam yıl devam etmiş olmasıdır.
3008-931-1475 sayılı yazılarda "...üçyıldan fazla çalışmış olmak şartıyla..." şeklinde düzenlemeler mevcut iken 4.7.1975 tarih ve 1927 sayılı yasa ile 12.7.1975 tarihinden geçerli olmak üzere yazılan değişiklikle madde metni şekle dönüşmüştür.
Yukarıda da belirtildiği şekilde daha önceki düzenlemelerde "çalışmış olmak şartıyla" sözcükleri yer almışken 1927 sayılı yasa ile bu ifade yerine "hizmet akdinin devamı süresince" sözcükleri kabul edilmiştir.
Çalışılan süre, çalışmanın fiilen sürdürüldüğü anlamanın karşılığı olup, hizmet akdinin devamı süresi ise, akdin başlangıcından bitimine kadar geçen süreyi kapsar.
1927 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin hükümet gerekçesinde, "...kıdem tazminatına hak kazanılacak sürenin sadece işyerinde fiilen çalışılan süreleri değil, işçinin istirahat, izin ve diğerleri gibi hizmet akdinin aslında kaldığı bütün durumları da kapsayacağı açıktır..." denilmektedir.
14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan hizmet akdinin devamı süresince sözlerinden hizmet akdinin devam ettiği süreyi amaçladığı açıktır.
Ayrıca 14. maddenin birinci fıkrasının son parafrafında yer alan"çalıştıkları süreler" tabirinde irdelenmesi gerekir. Yasa koyucu aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde fazlalarla yapılmış akit sürelerinin değerlendirilmesi için "çalıştıkları süreler"tabirini kullanmasında ki amaç akitler arasındaki sürelerin dikkate alınmamasıdır. Yine aynı paragrafın devamında, "...işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır..." ifadesi yer almaktadır. Yasa koyucu madde de değişik ifadeler kullanmışsa da gerçek iradesinin ne olduğunu yukarıda belirtilen ve 1927 yılında birinci fıkrada yaptğı değişiklikle ortaya koymuştur.
Ayrıca 17. maddenin 1 nolu bendinin üçüncü fıkrasında yer alan"...işçinin işe gidemediği süreler için ücret işlemez..." sözcüklerinin başka türlü anlaşılmaması gerekir. Çünkü, bu gibi durumlarda sosyal güvenlik kurumu devreye girip işçiye geçici işgöremezlik süresince ödemede bulunmaktadır. İşçiye bu süre içinde ücret ödenmemesi akdin askıda sayılması ile ilgili değildir.
Bu anlatımlardan çıkan sonuç makul ölçüyü aştığı ileri sunulan hastalık süresince, hizmet akdinin askıya alındığı şeklindeki görüşün yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Ayrıca, 1475 sayılı iş kanununun 51. maddesinin (a) fıkrasında işçinin tutulduğu hastalıktan ödünü işine gidemediği günlerin yıllık izin hakkının belirlenmesinde çalışılmış gibi sayılacağı belirtilmektedir. Aynı kanunun 49. maddesinde de "en az bir yıl çalışmış
olanlar" sözleri yer almasına karşılık 51. maddede "çalışmış olma" sözüne açıklık getirilmiş ve hastalıktan ö.... işe gidilmeyen günlerinde çalışmış gibi bir yıllık sürenin hesabında gözönüne alınacağı kabul edilmiş olmakla 14. maddenin birinci fıkrasının son parafrafındaki "çalıştıkları süreler" tabiride açıklığa kavuşturulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı hastalıkta geçen süreninde hizmet akdinin kapsamı içinde kıldığı ve bu süreninde kıdem tazminatı hesabında gözönünde tutulması gerektiği düşüncesiyle bozma kararına katılamıyorum.




Üye

ankahukuk
12 Ekim 2012, 00:06
9. Hukuk Dairesi 2004/13318 E., 2005/7728 K.


İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
SENDİKAL TAZMİNAT
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
ESAS NO :2004/13318
KARAR NO :2005/7728


MAHKEMESİ :B 2. İş Mahkemesi
TARİHİ :18.2.2004
NO :1073/45
DAVACI :Özcan adına Avukat M
DAVALI :Ö.Tic.AŞ.adına Avukat E
DAVA :Davacı, kıdem, ihbar, sendikal ve kötüniyet tazminatı, ikramiye ile yakacak paralarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde çalışır iken sendikaya üye olduğu için işverence iş akdinin 9.9.2002 tarihinde kötüniyetli olarak feshedildiğini belirterek kötüniyet veya sendikal tazminat isteğinde bulunmuştur. Davalı davacının sendikaya üyeliğinden haberdar olmadığını, iş akdinin ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek suretiyle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin kötüniyetle veya sendikaya üye olduğu için feshedildiğinin kanıtlanmadığından isteğin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının 30.8.2002 tarihinde sendika üyeliğine kabul edildiği, 3.9.2002 tarihinde de işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği,diğer bir ifade ile davacının fesih tarihine yakın bir günde sendikaya üye olduğu, davacı tanıkları davacının sendikaya üye olunması yönünde çalışmalarının bulunduğunu, bunun işverence öğrenilmesi üzerine iş akdinin feshedildiğini beyan ettikleri dikkate alındığında işyerinde sendikal faaliyetlerin başladığı ve devam ettiği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda işyerinde toplu iş sözleşmesi prosedürünün başlatılıp başlatılmadığının, davacının üyesi olduğu sendikanın çoğunluk tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na başvurup vurmadığının, başvurunun varlığı halinde yetki prosedürüne ilişkin dosyanın getirtilerek işyerindeki sendikalı işçi sayısının tespit edilip bunlardan kaç sendika üyesi işçinin işten çıkartıldığının ve kaç üye işçinin çalışmaya devam ettiğinin, ayrıca sendika üyesi olmayan işçilerinde işten çıkartılıp çıkartılmadığının varsa sayılarının saptanarak bu araştırma sonucunda elde edilecek verilerin bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca göre karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 8.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
12 Ekim 2012, 00:08
9. Hukuk Dairesi 2004/13286 E., 2005/7706 K.


FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"


T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2004/13286
KARAR NO :2005/7706


MAHKEMESİ :B 2. İş Mahkemesi
TARİHİ :10.12.2003
NO :669/891
DAVACI :Tahir adına Avukat Ü
DAVALI :A. AŞ.adına
Avukat T


DAVA :Taraflar arasındaki ihbar, kıdem tazminatı, izin, fazla çalışma ile hafta ve bayram tatili gündeliklerinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı avukatıncada duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 8.3.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat G geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere gore, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçi iş sözleşmesi davalıya ait işyerinde bölge müdürü olarak çalıştığı sırada işyerinde sekreter olarak çalışan bir bayan işçiye cinsel tacizde bulunduğu ve bayan işçinin karşılık vermemesi üzerine işten çıkartmakla tehdit ettiği ileri sürülerek davalı işverence feshedilmiştir. Davacı işçi açmış olduğu bu davada feshin haksız olduğunu ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, mahkemece isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
İşyerinde sekreter olarak çalışan bayan işçinin işverene gönderdiği 7.5.2002 tarihli mektupta davacının eylemleri yer ve zaman belirtilerek açıklanmıştır. İlk olarak işyerinde ve bayan işçinin odasında bu eylemlere giriştiği, ardından çeşitli yerlerde davacı ile birlikte görüldüğü ve baskı sonucu bu eylemlerine göz yumduğu yazılı olarak ifade edilmiştir. Bir süre sonra davacının kıskançlık krizlerine girerek bayan işçinin başka erkeklerle konuşmasını yasakladığı ve işyerinde odasına gelenleri göndermesini istediği bu yönde bayan işçiye baskı yaptığı da anılan yazıda açıklanmıştır. Son olarak bayan işçiyi işten çıkarmakla tehdit ettiği bu şekilde ilişkiye zorladığı hususu da bayan işçinin yazısında yer almıştır. Sözü geçen bayan işçi bu hususları mahkemede de tekrarlamıştır.
Davacı tanıkları ise, bayan işçinin bir başka işçi ile ilişkisinin olduğunu ve bu yüzden davacıya karşı komplo kurulduğunu belirtmişlerse de, şikayet dilekçesinin içeriği ve davalı tanığı beyanına göre davacının sekreter olarak çalışan bayan işçiye karşı işyerindeki konumunu da kullanarak baskı oluşturmak suretiyle duygusal ilişkiye zorladığı anlaşılmaktadır. Gerçekten, bir bayan işçinin nedensiz yere kendisinin cinsel tacize uğradığı yönünde bu kadar ayrıntılı olarak açıklamada bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacı işçi, daha sonra bayan işçinin rızasıyla bu tür eylemlerine devam etmişse de, davacının
işyerinde haiz olduğu yönetici konumu sebebiyle baskı oluşturarak bu eylemlere giriştiği ve son dönemlerde bayan işçinin karşı çıkmaları üzerine işten çıkartmakla tehdit ettiği ve en nihayetinde bayan işçinin baskılar sonucu istifa ettiği ve aynı gün cinsel taciz iddialarıyla ilgili durumu davalı işverene bildirdiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı ile bayan işçi arasında yaşananlar iş düzenini bozacak nitelikte olduğu gibi doğruluk ve bağlılığa da aykırı eylemler niteliğindedir. Bu durumda ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmelidir.
3-Mahkemece davacı işçinin bölge müdürü konumunda çalıştığı ve mesaisini kendisinin belirlediği gerekçesiyle fazla çalışma ücreti isteğinin reddine karar verilmiştir. Davacı işçinin son görevi bölge müdürlüğü ise de, daha önce daha alt görevlerde çalıştığı anlaşılmaktır. Bu dönemler için fazla çalışma ücreti hesaplanmalı ve taktiri indirim hususu da düşünülmek suretiyle bir karar verilmelidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 400 YTL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 8.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.




Başkan Üye Üye Üye Üye

ankahukuk
12 Ekim 2012, 00:09
9. Hukuk Dairesi 2004/21959 E., 2005/10347 K.


EK DERS ÜCRETİ
İHBAR TAZMİNATI
KIDEM TAZMİNATI
"İçtihat Metni"




T.C.
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi


Y A R G I T A Y İ L A M I


ESAS NO :2004/21959
KARAR NO :2005/10347


MAHKEMESİ :A 12. İş Mahkemesi
TARİHİ :29.6.2004
NO :1444-714
DAVACI : Celile adına Avukat H
DAVALI :G AŞ. adına Avukat T
DAVA :Davacı,kıdem, ihbar tazminatı ile ek ders ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.


Yerel mahkeme,isteği kısmen kabul etmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacının temyizine gelince,
2.Davacının davalı okul işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren sınıf öğretmenliği yanında müdür yardımcılığı görevini de üstlendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından yıllık izin ücreti talebinin anılan dönemde yıllık izinlerin ücret karşılığı kullandırıldığı davalı tarafından kanıtlanamadığından kabulü yerine reddi hatalıdır.
3.Davacının belirli süreli hizmet akdinin süre sona ermeden 9 ay 25 gün kala davalı işveren tarafından feshedildiği halde çalışmamaktan dolayı tasarruf ettiği miktar ile başka bir iş ile kazandığı veya kazanmaktan kasten feragat etdiği miktar konusunda bir araştırmaya gidilmeden Borçlar Kanununun 325. maddesi uyarınca yapılan indirimin %80 oranında belirlenmesi isabetli değildir.
4.Davacının ek ders ücretlerini takip eden aybaşından ödenmemesi nedeni ile oluşan % 1 fazla ödemelerin 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunundan kaynaklanmış olması nedeni ile Borçlar Kanunuun 44. maddesi uyarınca indirime gidilmesi doğru ise de % 80 oranında yapılan indirim fahistir. Bu durumda daha düşük oranda bir indirime gidilmesi ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,28.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye