Sinema Eseri Üzerinden RTÜK Mevzuatı Kapsamında Yapılan Değişikliklerin Meşruluğu ile İlgili Karar İncelemesi

RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan yada eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklerin yapılamayacağını öngören 5846 sayılı Kanunun 16/3 hükmü ile çelişmesi halinde ne olur?


Davanın Konusu
Davacı, “B.B.” adlı sinema filminin (“Eser”) yapımcısı ile davalı ara-sında eserin işleme, çoğaltma, umuma iletim haklarının davalıya devri ve temlikine ilişkin olarak imzalanan Yayın Hakkı Lisans Sözleşmesi (“Sözleşme”) uyarınca, davalıya tanınan “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkına dayanılarak Eser üzerinde yapılandeğişikliklerin, Eser’in mahiyetini ve hususiyetini bozduğunu iddia ederek;
(i)Davalının Eser üzerindeki manevi haklara tecavüz teşkil eden ey-lemlerinin tespitini,
(ii)Davalının Eser üzerindeki manevi haklara tecavüz teşkil eden eylemlerinin ref’ini,
(iii)Eser’in değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının, yayın ve temsilinin menedilmesini,
(iv)Davalının tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişik-likleri düzeltmesini veya bunları eski hale getirmesini talep etmiştir.
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin (“Mahkeme”) 2011/9 E. sayılı dosyası ile görülen yargılama sürecinde, bir hukukçu ve bir film yönetmeninden oluşan bilirkişi heyetince dosyaya sunulan ve Mahkeme tarafından karara esas alınan bilirkişi raporunda;
(i) Sahne kesme/montajlama şeklinde yapılan değişikliklerin RTÜKmevzuatına ve diğer mevzuata uygun olduğu ölçüde hukuka uygun olduğu,
(ii)Eser’in paralı kanalda yayınlanması sebebiyle etki alanı az olsa da ve yapılan sahne kesme/montajlamanın Eser’in hususiyetini bozduğu düşünülebilecek olsa da bu değişikliklerin kapsam ve nitelik itiba-riyle filmin akışı içerisinde büyük ölçüde anlaşılabilmesi sebebiyle Eser’in mahiyet ve hususiyetinin bozulduğundan söz edilemeyeceği,
(iii)RTÜK mevzuatı kapsamında yapılan değişikliklerin ağırlıklı ola-rak küfürlü sözlerin çıkarılmasından ibaret olduğu,
(iv)Eser’in (8) numaralı sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sah-nesinin Eser’den tamamen çıkartılmasının ise, Eser’in mahiyet ve hususiyetini bozduğu ve RTÜK uygulamaları ve diğer mevzuat ile de meşru gösterilemeyecek bir değişiklik olduğu belirtilmiştir.
Mahkeme 02.04.2013 tarihli kararıyla, bilirkişi raporunda yer alan değerlendirmeleri dikkate alarak davanın kısmen kabulü ile;
(i)Eser’in (8) numaralı sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sah-nesinin Eser’den tamamen çıkartılmasının, davacıların eserden kaynaklanan manevi haklarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespi-tine ve ref’ine,
(ii)Eser’in davalının değiştirdiği şekilde çoğaltılmasının ve yayınlan-masının men’ine,
(iii)Değiştirilmiş halde çoğaltılan filmlerin (8) numaralı sahne ola-rak nitelendirilen “Bakkal” sahnesinin düzeltilmesi suretiyle eski hale getirilmesine,
(iv)Eser’de yapılan sair değişikliklerin RTÜK mevzuatı çerçevesinde kalması sebebiyle zorunlu yapılan değişiklik olarak kabul edilmesine ve bu değişiklikler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın ve Karara Esas Alınan Bilirkişi Raporunun İncelenmesi
İncelememize konu davada uyuşmazlık; (i) davacıların sahibi olduk-ları Eser’in yayınlanması için davalı ile imzaladıkları Sözleşme kapsamın-da davalıya tanıdıkları “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan yada eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklerin yapılamaya-cağını öngören 5846 sayılı Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’nun (“FSEK”) 16/3 hükmü ile çelişmesi halinde hangi müesseseye üstünlük tanınacağı ve (ii) hangi değişikliklerin eserin mahiyetini ve hususiyetini bozacağı nokta-sında toplanmaktadır.
Mahkeme uyuşmazlığa ilişkin olarak, Sözleşme ile davalıya yetki ve-rilmiş olsa dahi Eser üzerinde yapılan değişikliklerin, (i) RTÜK mevzuatı gereğince zaruriyet arz etmesi halinde FSEK’in 16/II maddesinde öngö-rülen istisna olarak kabul edilebileceği, (ii) ancak eserin mahiyetini ve hususiyetini bozması ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedelemesi ha-linde FSEK’nın 16/III hükmüne aykırılık teşkil edeceği görüşünü benim-semiştir. Bu noktadan hareketle de Mahkeme, hangi kapsamda ve surette yapılan değişikliklerin eserin mahiyetini ve hususiyetini bozduğunun ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeler mahiyette olduğunun tespitine yönelmiştir. Mahkeme, bu hususta yapılacak tespiti bilirkişi heyetine bı-rakarak, bilirkişi heyetinin raporundaki değerlendirmelerini esas alarak hüküm oluşturmuştur.
İncelememizde, davada hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, eserin mahiyetini veya hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklere ilişkin tespitler değerlendirilecektir. Bu değerlendirme sürecinde ise;
(i)Öncelikle bir sinema eserinin mahiyetini ve hususiyetini oluştu-ran unsurların genel hatlarını belirleyerek resmini çekmek,
(ii)Ardından bu hatlar üzerinden hareket ederek davaya konu filmin hususiyet arz ettiği noktaları tespit etmek,
(iii)Böylelikle de bu noktalara herhangi bir müdahale yapılıp ya-pılmadığını ve şayet müdahalede bulunulmuş ise bu müdahalenin (de-ğişikliğin) filmin veya eser sahibinin hususiyetini bozup bozmadığını belirlemek gerekecektir.
(i) Prof. Dr. Ünal Tekinalp’e göre bir sinema eserinin hususiyeti, yönetmenin -varsa- özgün müzik bestecisinin, senaryo ve diyalog yazarının hususi izlerinin bir bileşkesidir.1 Bu genellemeden hareketle, FSEK’nın 8/III hükmüne göre sinema eserlerinde eser sahibi olarak tanıtılan yö-netmenin -varsa- özgün müzik bestecisinin, senaryo ve diyalog yazarının eser üzerindeki kişisel izlerinin, bir sinema eserinin hususiyetinin kurucu unsurlarından olduğu söylenebilecektir.
Prof. Dr. Şafak N. Erel’e göre, sinema eserinin hususiyetinin asılönemli olan unsuru, özellik taşıyan bir fikrî yaratımdır.2 Şu halde, özel-lik arz eden bir fikrin sinema eserindeki yansıması, eserin hususiyetinin toplandığı nokta olarak kabul edilebilir ve bu noktayı gölgeler mahiyette yapılan her türlü müdahale, eserin doğrudan hususiyetine yapılan bir mü-dahale olarak algılanabilecektir.
Yrd. Doç. Dr. Yalçın Tosun’a göre, filmin senaryosu, diyalogları gibiilk düşünsel zemini oluşturan kısımları da, filmin teknik olmayan ancak yine de FSEK’ya göre yaratımın orijinal sayılmasında rolü olan parçalar-dır.3 Bu bağlamda, bir filmin senaryosunun ve diyaloglarının da, filmin hususiyetinin önemli bir parçası olduğu ve filmin bu unsurlarına yapıla-cak müdahalelerin, kaçınılmaz olarak filmin hususiyetini de etkileyeceği düşünülebilecektir.
Dr. Yalçın Tosun’a göre, filmin konusunun filme yansıtılışı ve filmioluşturan düşünsel yapının orijinalliği, filmin hususiyetini oluşturmak-tadır.4 Şu halde, senaryonun filme aktarılma şekli dahi, filmin hususiyet kazandığı bir nokta olarak görülebilecektir.
(ii) Bir sinema eserinin hususiyetini oluşturan ve orijinalliğine delalet eden unsurlara ilişkin doktrinde yer alan ve yukarıda izah olunan gö-rüşler çerçevesinde, dava konusu filmin hususiyet arz eden ve orijinalliği ile göze çarpan noktaları belirlemek, hangi değişikliklerin aslında filmin hususiyetine yönelik olduğunu tespit edebilmek açısından zaruridir.
Bu bağlamda, “B.B.” adlı sinema filminin öne çıkan özellikleri hak-kında bilgilendirmede bulunmakta yarar bulunmaktadır. Davaya konu filmde, çeşitli sorunları bulunan birkaç bireyin hayatı, gerçekçi bir şekil-de ele alınmaktadır. Hayatın içinde olan şiddet, cinsellik ve küfür gibi un-surlar çarpıcı bir şekilde işlenmekte ve bu unsurlar hayatın içinde olduğu hali ile filme aktarılmaktadır.
Filmin bu yönü ve özellikleri, bilirkişi raporunda yer alan “eserin, özellikleri içinde bir bölgedeki şiddetin, cinselliğin, gençlerin bazı so-runlarının çarpıcı bir şekilde gösterilmesi temel konum niteliğindedir.” ifadesiyle de tevsik edilmiştir.
Bir sinema eserinin hususiyetini ortaya koyan unsurlara ilişkin ola-rak yukarıda yer verilen doktrin görüşleri çerçevesinde, “B.B.” adlı sinema filminin hususiyetini taşıyan unsurlar aşağıdaki gibi yorumlanabilecektir:
Filmde hayatın doğal gerçekliğinin, dramatize edilen kurmaca hikâye içerisinde mümkün olduğunca korunması fikri, filmin benzer türdeki drama filmler arasındaki orijinalliğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple de, “B.B.” adlı sinema filminde hayatın gerçekçi bir üslupla iş-lenmesi, filmin hususiyetinin ve ayırıcı özelliğinin bir parçasıdır.
Filmde, gerçek hayatın olduğu hali ile işlenmesi, yukarıda da izah edildiği üzere filmin düşünsel zeminidir. Bu düşünsel zeminin filme yansıtılması ve hayata geçirilmesi, pekâlâ filmin senaryosu ve diyalog-ları vasıtasıyla mümkün olabilmektedir. Zira filmde yaşanan olaylar ve hikâyenin kahramanları arasında geçen diyaloglar, filmin konusunun işleniş üslubunu belirlemektedir. Bu sebeple, filmde yaşanan olayla-rın aksettirildiği sahneler ve hikâyenin kahramanları arasında geçen diyaloglar, filmin hususiyetini taşıyan düşünsel zeminin somutlaşmış halidir ve bu unsurlar da aynı şekilde eser sahibinin hususi izlerini ta-şıyarak filmin hususiyetini temsil etmektedir.
“B.B.” adlı sinema filmi, yukarıda dikkat çekilen yönleriyle eser sahi-binin hususi izlerini taşımaktadır ve filmin hususiyeti de bu yönlerin bir bileşkesi olarak izleyiciye sunulmaktadır.
Sözleşme ile davalıya film üzerinde değişiklik yapma yetkisi verilmiş olsa dahi, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zedeler mahiyetteki müdahaleler (değişiklikler) üzerine eser sahibinin, bu değişiklikleri men etme hakkına sahip olduğu nok-tasında duraksama yoktur. Gerek Mahkeme gerekse bilirkişi heyeti, bu hususta FSEK’nın 16/III hükmünü de dikkate alarak, ortak bir duruş ser-gilemiştir. Zira ilgili hükümde, “Eser sahibi, kayıtsız ve şartsız olarak yazılı izin vermiş olsa bile şeref ve itibarının zedeleyen veya eserin mahiyet ve hususiyetlerinin bozan her türlü değiştirmeleri menedebilir. Menetme yetkisinden bu hususta sözleşme yapılmış olsa bile vazgeç-mek hükümsüzdür.” denmekle, “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkının kullanım sınırları da açıkça ortayakonmaktadır.
Bu bağlamda, dava konusu filmde yapılan değişikliklerin eserin ma-hiyetini ve hususiyetini bozan ya da eser sahibinin şeref ve itibarını zede-leyen bir nitelikte olup olmadığı tespit edilmelidir. Diğer bir deyişle artık önem arz eden husus; filmde yapılan değişiklikler sonrasında, filmin ori-jinalliğinin temel taşı olarak görülebilecek amacın (hayatın gerçekçi bir üslupla filme yansıtılması) zarar görüp görmediğidir.
(iii) Davalının, sözleşme ile kendisine tanınan “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkı çerçevesinde, davakonusu filmin şiddet, argo ve küfür içeren bazı sahnelerde ses kestiği, bazı sahnelerde ise sahneyi kısmen kesip montajladığı; filmin 8. sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sahnesini ise tamamen filmden çıkardığı bilirkişi raporu ile de tespit edilmiştir.
Eser’de yapılan söz konusu değişikliklerin, Eser’in senaryosu ve di-yaloglarına yönelik olduğu açıktır. Bu yöndeki tespitin ardından, yukarıda da açıkladığımız üzere, filme hususiyet katan bu yönler (diyaloglar, sahne) itibariyle yapılan müdahalelerin Eser’in hususiyetini etkileyip etki-lemediği veya eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyip zedelemediği, her somut değişiklik özelinde incelenmelidir.
Doç. Dr. Mustafa Ateş’e göre, eser sahibinin muvafakati olmaksızıneser üzerinde yapılan her türlü değişiklik, eser sahibi ile eser arasındaki aidiyet ilişkisini değiştirmektedir.5 Zira eser sahibi, eserini oluşturduktan sonra, eseri ile arasındaki bağı da şekillendirmiş olmaktadır. Eserin, sahibi ile arasındaki bağ şekillendikten sonra, eser sahibinin hususi izini taşıyan herhangi bir unsuruna yapılan müdahale hususiyet ilişkisini ka-çınılmaz olarak değiştirmektedir. Bu noktadan hareketle, Eser’deki diya-logların bazı yerlerde kesilmesinin ve bazı yerlerde de sahnenin kısmen kesilerek montajlanmasının, bunun yanı sıra Eser’in 8. sahnesi olarak nitelendirilen “Bakkal” sahnesinin ise tamamen filmden çıkarılmasının, dava konusu sinema eseri ile eser sahibi arasındaki aidiyet ilişkisini etki-leyeceği kabul edilmelidir.
İlaveten bir eserin, eser sahibinin öznel anlayışı dikkate alınmaksızın bir başkası tarafından değerlendirilerek değiştirilmesi, eseri üzerindeki hâkimiyetini ve eserinin hususiyetini koruma hakkına sahip olması gere-ken eser sahibinin bu konumunu büyük ölçüde zayıflatmış olmaktadır  ki bu da eser sahibinin, eserinin bütünlüğünü muhafaza etme hakkının açık ihlalidir.6 Bu bağlamda, Eser üzerinde RTÜK mevzuatına dayanılarak ger-çekleştirilen değişikliklerin, eser sahibinin izah olunan hakkını ihlal ettiği sonucuna varılabilecektir.
Bilirkişi raporunda, Eser’in 8. sahnesinin tamamıyla filmden çıka-rılmasının, filmin mahiyet ve hususiyetini bozduğuna kanaat getirilmiş ve fakat bunun dışındaki değişikliklerin, film üzerinde değişiklik yapıldığı tarihte yürüklükte olan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun (“Mülga RTÜK Kanunu”) kapsamında meşru-laştırılabileceği belirtilmiştir. Raporda, film üzerinde yapılan değişiklik-lerin filmin hususiyetini bozduğunun iddia edilebileceği kabul edilmiş, ancak bu değişikliklerin filmin akışı içerisinde büyük ölçüde anlaşılabilir olduğu ileri sürülerek gerçekte filmin mahiyet ve hususiyetini bozan bir değişikliğin olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bilirkişi heyetinin bu yöndeki değerlendirmesi dikkate alındığında; değişiklik sonrasında filmin mahiyet ve hususiyetinin bozulmasının, de-ğişikliğe rağmen filmin akışının anlaşılamamasına bağlandığı görülmek-tedir ki bilirkişi heyetinin bu çıkarımının, herhangi bir hukuki dayanağı olduğunu söylemek güçtür. Zira eserde, eser sahibinin izni olmaksızın yapılabilecek değişikliklerin kapsamı, mahiyeti ve sınırları, FSEK’in 16/II maddesin altında düzenlenmiştir.
FSEK’in 16/II maddesinde, “Kanunun veya eser sahibinin müsaa-desiyle bir eseri işleyen, umuma arz eden, çoğaltan, yayımlayan, tem-sil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususî bir izni olmaksızın da yapabilir.” denmekle, eser sahibinin izniolmaksızın eser üzerinde yapılabilecek değişiklikler açıkça sınırlandırıl-mıştır. Bunun yanı sıra ilgili hükmün istisnası olan FSEK’in 16/III mad-desine göre; eser sahibi, eserde değişiklik yapılabilmesi yönünde izin ver-miş olsa dahi (ki dava konusu olayda bu durum söz konusudur), eser sahibinin eserle hususiyet ilişkisini zedeleyen ve eserin bütünlüğünü bu sınırı aşacak şekilde bozan değişiklikler, iznin kapsamı dâhilinde kabul edilemeyecektir.7
Görüleceği üzere eser üzerinde, eser sahibinin izni olmaksızın yapı-lan değişiklikler, eser sahibinin bu yönde izni olsa dahi, eserin hususiye-tini bozduğu ölçüde eser sahibi tarafından men edilebilecektir. Şu halde yapılan değişikliğin, filmin bütünü ve akışı esas alındığında anlaşılabilir olması, filmin hususiyetinin bozulup bozulmadığını tespit etme noktasın-da önem arz etmeyecektir. Diğer bir deyişle, filmin mahiyetini, bütünlüğü-nü ve hususiyetini bozan bir değişikliğin, filmin bütünü ve akışı itibariyle anlaşılabilir olması, bu değişikliği meşru hale getirmeyecektir.
Eser sahibinin izni olmaksızın eser üzerinde yapılabilecek değişik-liklerin sınırları, Türk hukuku kapsamında yukarıda izah edildiği kap-samda iken, mukayeseli hukukların konuya ilişkin yaklaşımını görmek de, dava konusu maddi olayı yorumlamak noktasında yeni bakış açıları sunacaktır.
Fransız hukukunda, görsel işitsel eserlerin televizyonda yayınlan-maları, manevi hak ihlallerinin en çok rastlandığı alan olarak dikkat çekmektedir.8 Buna örnek olarak, görsel işitsel eser yayınlanırken eser sahiplerinin onayı olmaksızın bazı sahnelerin kesilerek yayınlanması ya da dağıtılması sonucu eser sahibinin hak araması verilebilir. Fransız İlk Derece Mahkemesi, önüne gelen bu mahiyetteki bir vakıaya ilişkin ola-rak, eserin “bütünlüğüne ve harmonisine” zarar verildiği nedeniyle eser sahibinin manevi hakkının ihlal edildiğine karar vererek, filmin orijinal halinin yayınlanmasına ve tazminat ödenmesine karar vermiştir.9 “B.B.” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin de bu mahiyette olduğu göz önüne alındığında, eser sahibinin manevi hakkının ihlal edildiği söylene-bilecektir.
Amerikan Hukukunda, DVD formatındaki sinema filmlerinin şiddet veya çıplaklık içeren sahnelerini keserek izlenebilecek şekilde müşteri-lerine sunan bir şirketin bu mahiyetteki eylemlerinin, eserler üzerinde mali hakları ellerinde tutan yapım şirketlerinin özellikle işleme haklarına tecavüz teşkil ettiği kabul edilmiştir.10 “B.B” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin gerekçesi olarak da küfür ve şiddet unsurları gösterilmiş olduğundan, bu gerekçe ile dahi yapılmış olsa sahne kesmenin Amerikan hukuku altında meşru kabul edilmediği anlaşılmaktadır.
Yabancı hukukların, eser üzerinde eser sahibinin izni olmaksızın ya-pılan değişikliklere karşı yaklaşımı dikkate alındığında; “B.B” adlı sinema filminde yapılan değişikliklerin, Mülga RTÜK Kanunu gereğince meşru olarak kabul edilip edilemeyeceğinin bir önemi kalmamaktadır. Zira söz konusu değişiklik, eserin mahiyet ve hususiyetini bozar bir nitelikte oldu-ğu sürece, bu değişikliğin mevzuat kapsamındaki uygunluğuna değil, eser sahibinin FSEK’den doğan haklarına üstünlük tanınmaktadır.
Bu hususların yanında, dava konusu filmin “izle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanıyor olmasına da ayrıca bir parantez açılması ge-rekebilecektir. Dava konusu filmin “izle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanması sebebiyle göreceli olarak daha denetlenebilir olduğu ve etki alanının da daha az olduğu bilirkişi raporunda dikkate alınmış olsa da, bu gerçeğe bağlanması gereken sonuç gerek bilirkişi raporunda gerekse Mahkeme’nin gerekçeli kararında göz ardı edilmiştir.
“İzle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanan filmi belirli bir be-del ödeyerek izleyen kişiler, özgür iradeleriyle dava konusu filmi izlemeyi seçmektedirler ve filmin orijinal halini izlemek yönündeki tercihlerini de bu suretle açıkça ortaya koymaktadırlar. Gerek Mülga RTÜK Kanunu, gerekse 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun (“RTÜK Kanunu”) kapsamında, “yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması ve müstehcen olmaması” ilkesi hâkimdir. Söz konusu kanunlarda bu ilke-nin benimsenmesinin amacı, çocuk ve genç izleyicilerin toplumun genel kabul görmüş değer yargılarına aykırı yayınlara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. Bu yöndeki çıkarıma, söz konusu ilkenin somutlaştırıldığı ilgili kanun maddelerinin (Mülga RTÜK Kanunu’nun 4. maddesi ve RTÜK Kanunu’nun 8. maddesi) gerekçesi üzerinden ulaş-mak mümkündür. Bu sebeple, “izle öde” uygulaması olan kanallarda ya-yınlanan ve ancak satın alınarak izlenmesi mümkün olabilen dava konu-su filmin yayınına, çocuk ve genç izleyicilerin maruz kalması söz konusu olamayacaktır.
Bu bağlamda, izleyicinin kendi özgür iradesiyle dava konusu filmi izlemeyi seçtiği, diğer bir deyişle filmin yayınına maruz kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığı şüphesizdir, zira film “izle öde” uygula-ması olan kanallarda yayınlanmaktadır. Bilirkişi raporunda bu husustan bahsedilmekte ise de, izleyicinin filmi izlemek yönündeki tercihi dikkate alınmamış ve sanki izleyici, filmde mevzuata aykırılık teşkil eden diyalog veya sahnelere maruz kalabilirmiş gibi düşünülerek değerlendirmede bu-lunulmuştur.
“İzle öde” uygulaması olan kanallarda, özel olarak bir bedel öde-nerek izlenebilen dava konusu filmin belirli yönleriyle, Mülga RTÜK Ka-nunu’na aykırılık teşkil ettiği varsayımında dahi, bu filmin orijinal hali ile yayınlanması kanunun amacına ters düşmeyecektir. Zira kanun ile amaçlanan, çocuk ve genç izleyicilerin toplumun genel kabul görmüş de-ğer yargılarına aykırı yayınlara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda özel bir tercihte bu-lunarak izlenebilecek dava konusu filme “maruz kalmak” gibi bir durum söz konusu olamayacağından, kanunun amacına ters düşen bir durum da oluşmayacaktır.
SONUÇ
Dava konusu “B.B.” adlı sinema filminin yayınlanması için davalı ile imzalanan Yayın Hakkı Lisans Sözleşmesi kapsamında davalıya “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkı tanın-mış olsa dahi, bu hakka dayanılarak eser üzerinde yapılan değişiklikler, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozduğu ölçüde FSEK’nın 16/III madde-si gereğince eser sahibi tarafından men edilebilir. Bu noktada, gerek bi-lirkişi heyeti gerekse Mahkeme nezdinde herhangi bir duraksama yoktur.
Dava konusu filmden bir sahnenin tamamıyla çıkartılması dışında diyaloglar ve sahneler üzerinde yapılan değişiklikler, Mülga RTÜK Kanu-nu’na dayandırılarak meşru addedilmiş olsa dahi, bu değişikliklerin ese-rin mahiyetini, bütünlüğünü ve hususiyetini bozması halinde, FSEK’nın 16/III hükmü devreye girecektir ve ilgili hüküm gereğince de eser sahibine bu değişiklikleri men etme hakkı tanınmalıdır.
Film üzerinde yapılan değişikliklerin, filmin bütünü ve akışı dikkate alındığında anlaşılabiliyor olması da önem arz etmemektedir, zira eserin bütünlüğünü ve hususiyetini bozan değişikliklerin eser sahibi tarafından men edilebilmesi için “eserin bütününden değişikliğin anlaşılamaması” gibi bir koşul öngörülmemiştir.
Yukarıda izah olunan tüm bu hususların yanında, “izle öde” uygula-ması olan kanallarda yayınlanan ve izleyicinin özellikle tercih ederek ve bir bedel ödeyerek izleyebileceği dava konusu filmin Mülga RTÜK Kanunu kapsamında denetlenmesi, bu kanunun amacının dışına çıkmak olarak yorumlanabilecektir. Zira ilgili kanun ile amaçlanan, çocuk ve genç iz-leyicilerin toplumun genel kabul görmüş değer yargılarına aykırı yayın-lara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. “İzle öde” uygulaması olan kanallarda özel bir tercihte bulunarak izlenebilecek dava konusu filme “maruz kalmak” gibi bir durum söz konusu olamayacağın-dan, kanunun koruduğu değerlere ve himaye ettiği amaca ters düşen bir durum da oluşmayacaktır.
Bütün bu hususlar dikkate alındığında, dava konusu “B.B” adlı sine-ma filminin diyalogları ve sahneleri üzerinde eser sahibinin izni olmak-sızın yapılan tüm değişikliklere ilişkin olarak eser sahibinin men etme hakkının doğacağı kanaatindeyiz.
Av. Gönenç GÜRKAYNAK – Av. Ceyda KARAOĞLAN – İSTANBUL BAROSU AVUKATLARI
BU ÇALIŞMA, İSTANBUL BAROSU DERGİSİNİN KASIM-ARALIK 2013 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.
DİPNOTLAR
1 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2006, s. 118.
2 Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınevi, 3.Bası, Ankara, 2009, s. 73.
3 Yalçın Tosun, Sinema Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2009, s. 78.
4 Tosun, a.g.e, s. 83.
5 Mustafa Ateş, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılması, Ankara, 2003, s. 146.
6 Ioannis Kikkis, “Bilgi Toplumunda Eser Sahibinin Manevi Hakkının Geleceği”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, İstanbul 2007, S.12, s. 960.
7 Tosun, a.g.e. s. 324
8 TOSUN, a.g.e. s. 333
9 TOSUN, a.g.e. s. 335
10 TOSUN, a.g.e. s. 343
KAYNAKÇA
•Ioannis Kikkis, “Bilgi Toplumunda Eser Sahibinin Manevi Hakkının Geleceği”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi, İstanbul 2007, S.12, s. 96.
•Mustafa Ateş, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Hakların Kapsamı ve Sınırlandırılma-sı, Ankara, 2003, s. 146.
•Şafak N. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yetkin Yayınevi, 3. Bası, Ankara, 2009.
•Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2006.
•Yalçın Tosun, Sinema Eserleri ve Eser Sahibinin Hakları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, 2009, s. 78.

Düşüncelerinizi duymaktan mutluluk duyarız

Yorumda Bulunun!

Yeni Üyelik Kaydı
İsim - Soyisim (gerekli)
Short Description
Long Description
Cinsiyet (gerekli)
Doğum Tarihi (gerekli)
Şehir
Meslek (gerekli)
Okunan/Bitirilen Hukuk Fakültesi (gerekli)
Hakkında

Üye hakkında, kısa, biyografik bilgi

Şifreyi Sıfırla