Ticaret Hukuku Bütünleme Sınavı – AÜHF – 3/B Sınıfı – 26.07.2018

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2017-2018 Akademik Yılı Ticaret Hukuku 3/A Sınıfı Bütünleme Sınavı Soru-Cevapları

Dr. Başak Şit İmamoğlu.

Sınav Yönergesi: Sınav süresi 80 dakikadır. Mevzuat kullanılmayacaktır.

SORU I. HGO Bankası, İzmir-Alsancak’ta bir şube açmak ve sonrasında da bu şubenin işlerini yürütmek üzere Merve’yi görevlendirmiştir. Merve, şubeyi kurduktan sonra on yıl boyunca şubenin başında bulunmuş, 2018 yılı banka içi denetiminde ise on yıl boyunca mevduat sahiplerinin hesaplarından, kendisine ait hesaba her ay 1,00-TL aktarmak suretiyle, mevduat sahiplerini toplam on milyon TL zarara uğrattığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine, HGO Bankası, mevduat sahiplerinin zararını karşılamıştır.

a) Olaydaki şube, Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak, Ticaret Sicili’ne hangi adla kaydedilmelidir? (10 puan)

Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube ile ilgili ekler yapılabilir (TTK m. 48.1). Bu hüküm doğrultusunda olaydaki şubenin ticaret unvanının asgarî olarak “HGO Bankası A.Ş. İzmir-Alsancak Şubesi” şeklinde olması gerekmektedir

b) Merve’nin hukuki statüsü nedir, ataması kim tarafından nasıl gerçekleştirilmiştir? Neden? (15 puan)

HGO Bankası, Merve’yi şubenin başına geçirmiştir. TBK m. 547’ye göre ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere yetki verdiği kişidir. Bu nedenle Merve’nin hukukî statüsü “ticarî temsilcidir”. Soruda, Merve’nin, Alsancak’taki şubenin işlerini yürütmek üzere atandığı belirtilmektedir. Ticarî temsilcinin yetkisi olayda olduğu gibi belirli bir şube ile sınırlandırılabilmektedir. Olaydaki tacir bir bankadır. Bankaların anonim şirket olarak kurulması zorunludur. Anonim şirketlerde ticarî temsilci atanması özel bir kurala bağlanmıştır. Müdürlerin ve aynı işleve sahip kişiler ile imza yetkisini haiz bulunanların atanmaları ve görevden alınmaları yönetim kurulunun devredilemez yetkilerindendir. Bu hükmün kapsamına ticarî temsilcinin girdiği kabul edildiği takdirde, Merve’nin anonim şirketin ticarî temsilcisi olarak atanabilmesi için yönetim kurulu kararı gerekmektedir. (Öğretide farklı bir görüş olarak, TTK m. 375’te yer alan “imza yetkisini haiz bulunanlar” ifadesinin genel müdür gibi üst düzey yöneticileri kastettiği, bir şubeye ticarî temsilci atanmasında ise yönetim kurulu kararı bulunmasının gerekmediği de belirtilmektedir. ) Ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescili gerekir; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir.

c) Pay sahibi (P), mevduat sahiplerine yapılan bu ödeme nedeniyle, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açmıştır. Yönetim kurulu bu zarardan dolayı sorumlu mudur? Çeşitli ihtimallere göre değerlendiriniz. (15 puan)

Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar (TTK m. 395). Yönetim kurulu üyeleri, somut olayda, özen yükümlülüğüne uygun davranmamış iseler sorumlu tutulabilirler. Zira TTK m. 553’e göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, kusurun kendilerine yüklenebildiği ölçüde, zarardan şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumludurlar.

Belirtmek gerekir ki, olayda Merve’nin ticarî temsilci olarak atanması tek başına yönetimin devri anlamına gelmez, yönetimin devri için esas sözleşmede hüküm bulunması ve yetkinin iç yönerge ile devredilmesi gerekmektedir. Bu hususlar bulunmadıkça, yönetimin devrinin sorumluluğu kaldırdığından da bahsedilemez. Ancak olayda şube müdürü (TTK 367’ye uygun olarak) esas sözleşmeye dayanılarak ve iç yönerge hazırlanılarak atanmış ise, organ sıfatını kazanacağından YK üyeleri, onun seçiminde, kendisine talimat verilmesinde ve üst gözetiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, temsilcinin fiil ve kararlarından, -somut olayda haksız fiilinden- sorumlu tutulamazlar (TTK 553.2). İlliyet bağının kesilmesi de sorumluluktan kurtulmanın başka bir yolu olup TTK’da ayrıca vurgulandığı (m. 553.3) söylenebilir.

d) Pay sahibi (P), açtığı sorumluluk davasında, tazminatın kendisine ödenmesini talep edebilir mi? (10 Puan)

Olayda şirketin doğrudan, (P)’nin ise dolaylı zararı bulunmaktadır. Pay sahipleri, şirketin zararları nedeniyle uğradıkları dolaylı zarar için tazminat davası açabilirler; ancak bu davada tazminatın şirkete ödenmesini talep etmeleri gerekir.

SORU II. Aşağıda birbirinden bağımsız yirmi (20) paragraf yer almaktadır. Bunlardan on (10) tanesi yanlıştır. Yanlış olan paragrafları bularak, neden yanlış olduklarını açıklayınız. Gerekçesiz yanıtlara puan verilmeyecektir. Doğru olan paragraflarla ilgili açıklama yapmayınız. Ondan fazla paragrafın yanıtlanması hâlinde, ilk on yanıtınız değerlendirilecektir (50 puan).

1 – Gerçek kişi (A) ticari işletmesini devrettiğinde, devirden önce doğmuş borçlardan dolayı iki yıl boyunca sorumlu olmaya devam eder. Ancak (A), devirden sonra artık iflâsla değil, sadece haciz yoluyla takip edilebilir.

Ticarî işletmesini devreden (A) devirden itibaren iki yıl boyunca devirden önceki borçlar için sorumlu olmaya devam eder (TBK m. 202). Ancak kişi devir nedeniyle tacir sıfatını kaybetse dahi, İcra İflâs Kanunu m. 44 uyarınca, ticareti terk ettiğini ilan ettiği tarihten itibaren bir yıl daha iflâs yoluyla takip edilebilir. Bu süreden sonra ise sadece haciz yoluyla takip edilir.

2 – (E), bünyesinde 80.000 TL değerinde çeşitli taşınırlar bulunan bir esnaf işletmesi işletmektedir. (E), bankadan aldığı 5.000 TL krediye teminat olarak, banka lehine, işletmenin tamamı üzerinde, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu uyarınca teslimsiz rehin kurabilir.

Ticarî İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (m. 5.2) uyarınca bir işletmenin tamamı üzerinde rehin kurulabilmesi için, işletmede bulunan ve rehne konu olabilecek münferit taşınır unsurların bir veya birkaçının alacağı karşılamaya yetmemesi gerekir. Olayda işletmenin değeri alacaktan oldukça fazla olduğu için, işletmenin tamamı üzerinde rehin kurulamaz. Çeşitli taşınır unsurları üzerinde alacağı karşılamaya yetecek kadar rehin kurulmalıdır.

3 – Tacir (T) ticari işletmesinde yün iplik üretmektedir. Esnaf (E), beş yüz top iplik satın almıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen temerrüt faizi oranı, kanuni faiz oranının yüzde yüzünü aşabilir.

4 – Tacir (T), acentesi (A) ile arasındaki ilişkiyi haklı bir sebep bulunmaksızın feshetmiştir. Acente bir yıl içinde; işletmeye kazandırdığı müşteri çevresi ile işlem yapılmaya devam edilecek olması nedeniyle denkleştirme talebinde bulunabilir.

5 – Tacir (A) kakao ithalatı yapmaktadır. Tacir (B), bir miktar kakaoyu çikolataya dönüştürerek ticarî işletmesinde satmak üzere (A)’dan satın almıştır. Esnaf (E) de aynı kakao ürünlerinden işletmesinde satmak amacıyla satın almıştır. Ürünler ayıplı çıkmıştır. Ayıplı ürünler nedeni ile (B)’nin açacağı dava asliye ticaret mahkemesinde, (E)’nin açacağı dava ise asliye hukuk mahkemesinde görülür.

6 – Faaliyet konusu kamu hizmeti niteliğinde olan bir anonim şirketin esas sözleşmesinde bu yönde bir hüküm sevk edilmişse, ilgili kamu tüzel kişisi, o şirketin yönetim kuruluna temsilci gönderebilir. Bu durumda söz konusu temsilci genel kurul tarafından onaylanmaksızın yönetici sıfatını kazanır.

7 – Sunî ağaç ve çiçek ürünleri için tescilli “MMM” markası İstanbul’da küçük bir dükkânda faaliyet gösteren (M)’ye aittir. Ankara’da yaşayan (K), (M)’den habersiz olarak aynı markayı benzer ürünlerde kullanılmak üzere tescil ettirmiştir. (M), 2.1.2012 tarihinde Ankara’daki (K)’nin de aynı markayı kullandığından haberdar olmuş; ancak herhangi bir işlem yapmamıştır. 2.1.2017 tarihinde Ankara pazarına giren (M) bu sefer, (K)’nin pazardaki faaliyetlerinden rahatsız olmuştur. (M), önceki tarihli markasını gerekçe göstererek, 2.1.2018 tarihinde (K)’ye ait sonraki tarihli tescilin hükümsüzlüğü için dava açabilir.

Sınai Mülkiyet Kanunu (m. 25.6) uyarınca marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez (sessiz kalma yoluyla hak kaybı).

8 – Halka kapalı (X) A.Ş’nin esas sözleşmesinin 14. maddesi şu şekildedir: “Ortaklığın nama yazılı paylarının devri yönetim kurulunun iznine bağlıdır”. Nama yazılı pay sahibi (P), payını (Ü)’ye satmıştır. Şirket yönetim kurulu esas sözleşmedeki hükme dayanarak, herhangi bir teklifte bulunmaksızın ve gerekçe göstermeksizin, (Ü)’yü pay defterine kaydetmekten kaçınabilir.

Şirket esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya payların başvurma anındaki gerçek değerini ödeyerek onay istemini reddedebilir (TTK m. 493.1). Olayda esas sözleşmede önemli bir sebep bulunmamaktadır. Dolayısıyla yönetim kurulu, onay istemini ancak payların gerçek bedelinin ödeyerek reddedebilir.

9 – Pay sahibi (P), HGO İthalat-İhracat A.Ş.’ye sermaye olarak, sahip olduğu taşınır malın kullanma hakkını getirmiştir. Bu ortak, şirket tasfiye edildiğinde, malın kendisine aynen iadesini talep edemez.

Sermaye olarak bir malın mülkiyetini değil de kullanım hakkını getiren ortak, tasfiye sonucunda, malın değerinin verilmesini değil, aynen iadesinin yapılmasını talep edebilir.

10 – HGO İthalat-İhracat A.Ş’nin pay sahibi (P), bazı pay sahiplerini gündemi de göstermek suretiyle genel kurul toplantısına çağırmıştır. Toplantıya katılmayan pay sahibi (A), bu toplantıda alınan kararların yokluğunu talep edebilir.

11 – Kollektif şirket ortaklarından (O) sermaye koyma borcunu ifa etmediği takdirde, her ortak, sermayenin ifası için ortak davasını (actio pro socio) açabilir. Anonim ve limited şirkette ise ortaklara böyle bir olanak tanınmamıştır.

12 – HGO Taşımacılık Anonim Şirketi’nin genel kurulunda, pay sahiplerinin yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası açma haklarının bulunmadığı yönünde bir karar alınmıştır. Bu karar, pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarını ihlal ettiğinden geçersizdir.

13 – Gündemde hem ibraya ilişkin hem de finansal tabloların onaylanmasına ilişkin ayrı maddeler varsa, tabloların onaylanması yönetim kurulu için zımni ibra sonucunu doğurmaz.

14 – HGO Mefruşat A.Ş.’nin esas sözleşmesine göre, şirket yalnızca giyim sektöründe faaliyet göstermek üzere kurulmuştur. Genel kurul onay vermedikçe, şirket, üçüncü kişilerle eğlence sektöründe yaptığı işlemlerle bağlı olmaz.

TTK’da ultra vires ilkesi bulunmadığından, şirket, temsilcinin şirketin işletme konusu dışındaki işlemleriyle de iyiniyetli üçüncü kişilere karşı bağlı olur.

15 – (X) A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi (Ü)’nün şirket kaynaklarını usulsüz şekilde kendi malvarlığına aktardığı tespit edilmiştir. (Ü)’nün görevden alınabilmesi için, gündeme bağlılık ilkesi gereğince, gündemde madde bulunması gerekir.

Yönetim kurulu üyeleri, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler (TTK m. 364). Olayda haklı sebep bulunduğu için, usulüne uygun azil için gündemde madde olması gerekmez.

16 – (X) A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri (A), (B), (C) ve (D)’dir. (A), şirketin akdedeceği iş sözleşmeleri ile ilgili bir yönetim kurulu kararı metni hazırlamış, imzalamış ve toplantı yapılmaksızın metni (B) ve (C)’nin onayına sunmuştur. Karar metni, (B) ve (C) tarafından farklı zamanlarda imzalanmış ve nihayetinde yönetim kurulu karar defterine işlenmiştir. Fizikî toplantı yapılmamış olsa da, karar yeter sayısını sağlayan bu karar geçerlidir.

Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır (TTK 390). Olayda, yazılı öneri (D)’ye gönderilmediği için, karar geçersizdir.

17 – (X) A.Ş’nin bilançosunda, mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar bulunmaktadır. Bu şirket, söz konusu fonları sermayeye ekleyerek iç kaynaklardan sermaye artırımı yapmadıkça, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla dış kaynaklardan sermaye artırımı yapamaz.

18 – Haklı sebeplerin varlığında, azlık pay sahibi, mahkemeden anonim şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme bu davada şirketin feshi için haklı sebeplerin bulunduğunu tespit ederse, taleple bağlılık kuralı nedeniyle, fesih dışında bir karara hükmedemez.

Anonim şirketin haklı sebeple feshi (TTK m. 531), taleple bağlılık ilkesinin kanunî bir istisnasıdır. Buna göre, haklı sebeplerin varlığında, azlık payların sahipleri, asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. “Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

19 – Bir anonim şirket tür değiştirme yoluyla kollektif şirkete dönüşebilir.

Geçerli tür değiştirmeler sınırlı sayıda düzenlenmiştir (TTK m. 531). Buna göre sermaye şirketleri, başka bir sermaye şirketine veya kooperatife dönüşebilir. Anonim şirket bir sermaye şirketidir bu nedenle şahıs şirketi olan kollektif şirkete dönüşemez

20 – Bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları bölünme işleminin hukuken geçerlilik kazanmasından önce yapılacak ilanla alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için istemde bulunmaya çağrılırlar. Birleşmeye katılan şirketlerin alacaklıları ise, birleşmenin hukuken geçerlilik kazanmasından sonra istemde bulunurlarsa, alacakları teminat altına alınır.

Daha Fazlası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir