Haberde ve hukukta dil

Detaylı analiz gerektiren kapsamlı dosyalar, sürekli takip gerektiren uzun yargılamalar ve yüzlerce sanığın yargılandığı davalar uzman gazetecilerin takibine muhtaç.

Gazetecilik, her şeyden önce, deneyim aktarımı ile ilerleyen bir usta-çırak mesleği. Alanda çalışan gazeteciler mesleğin nasıl yapılacağını daha kıdemli meslektaşlarından öğrenir.

Ancak özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler, Türkiye medyasındaki el değiştirmeler, kıdemli gazetecilerin hızlı bir biçimde işsizleştirilmesi ve haber merkezi kadrolarının da aynı hızda küçülmesi bu deneyim aktarımını neredeyse olanaksız kıldı. Medya mahallesinde durum böyleyken, yargıda ise işler örneği görülmedik ölçüde arttı.

Detaylı analiz gerektiren kapsamlı dosyalar, sürekli takip gerektiren uzun yargılamalar ve yüzlerce sanığın yargılandığı davalar uzman gazetecilerin takibine muhtaç.

Haberde ve hukukta dil

Tutuklama nedir sorusunun cevabını her yargı muhabirinin net bir biçimde bilmesi gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, şüpheli veya sanığın kaçma riski varsa, delillerin tamamı henüz toplanmamışsa ve karartılma ihtimali varsa, tutuklama kararı verilebilir.

Ceza muhakemesinde en önemli koruma tedbirlerinden olan tutuklama, bir yargıç kararıyla verilir. Yargıç, anayasada ve yasada belirtilen koşullar varsa henüz suçluluğu konusunda kesin karar verilmemiş şüpheli veya sanığın özgürlüğünü bu kararla geçici olarak kaldırabilir.

Adaletsizlik tutuklu ve tutuksuz yargılanma örneklerinde sıklıkla yaşanıyor. Medyada Yanlı haberlerle oluşturulan hava, tutuksuz yargılanabilecek bir sanığın tutuklanması sonucunu doğurabiliyor. Yargılama sonucunda aklanacak da olsa bu süreyi hapishanede geçiriyor.

Medya “bu suçu işleyen biri nasıl hâlâ dışarda gezebiliyor?” haberleştirmesiyle algı yaratabiliyor. Oysa “dışarıda gezen kişi” yargılaması başlamamış, hatta kimi örneklerde yaşandığı üzere iddianamesi hazırlanmamış, ceza almamış biridir. Medyanın bu yaklaşımı, masumiyet karinesinin ilk elden ihlalidir.

Belli davalarda bu durum kızgınlık yaratsa da tutuklama yönünde ısrarlı haberler yapmak ve bu konuda kamuoyu baskısı yaratmak, adli yargılama sisteminin dengelerine -hele de yaşadığımız dönemde ciddi zararlar veriyor. Muhabir ve editöre tutuklu/tutuksuz yargılama ayrımını ve koşullarını iyi bilmesi ve bunlara hakkaniyetle yaklaşması önerilir.

Tutukluluk

Sanık veya şüphelinin hürriyetinin kaldırılmasından başlayıp salıverilmesine ya da cezanın infazının başlamasına kadar devam eden kısıtlılık durumu.

Habercilikte hakkaniyet için iki örnek

12 Eylül 2016’da İstanbul Çekmeköy’de nöbetten dönen hemşire Ayşegül Terzi, şort giydiği gerekçesiyle kendisine tekme atan güvenlik görevlisi Abdullah Çakıroğlu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcı, Çakıroğlu’nun ifadesini alıp serbest bıraktı. Olay hem medyada hem de sosyal medyada infial uyandırdı. Yoğun bir kampanya sonucu Çakıroğlu 17 Eylül’de gözaltına alındı ve ardından serbest bırakıldı. Çakıroğlu’nun serbest bırakılması üzerine tepkiler daha da yoğunlaştı. Çakıroğlu 19 Eylül’de yeniden gözaltına alındı ve ardından tutuklandı. 26 Ekim’de tahliye, 27 Ekim’de tahliyeye itiraz, 28 Ekim’de yeniden gözaltı…
“İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “hakaret” ile yargılanan Çakıroğlu için savcı 2 yıl 3 aydan 8 yıla kadar hapis cezası istedi. Dava sonucunda 3 yıl 10 aylık hapis cezası alan Çakıroğlu’nun avukatları hapis cezasına itiraz etti. Çakıroğlu’nun hareketi öfke yaratsa da haberlerde temel hukuk kurallarının medya tarafından ihlal edilmemesi gerekir.
Star gazetesi yazarı Ersoy Dede, “tekme” yargılamasını 2017’de İstanbul Ataşehir’de başörtülü bir kadının yumruklanmasıyla karşılaştırdı.
“İstanbul Ataşehir’de başörtülü bir kadını yumruklayan saldırgan için karar çıktı… 5 ay 16 gün… O da ertelendi zaten… Şu kadar yıllık sanığım, daha böyle jet hızıyla yargılandığım olmadı… Suç duyurusu, iddianamesi, mahkeme günü vesairesi derken aylar sürmesi gereken bir dava, şak diye görüldü bitti arkadaş… Ceza? Ceza yok… ‘Bi daha yapma evlâdım, tamam mı!’… Demek yargıda işlerin daha hızlı yürüyebilmesi için, başörtülü kadınlara tekme tokat saldırmak lazımmış…

Soruşturma ve kovuşturma aşamaları

Ceza muhakemesinin iki evresi vardır: Soruşturma ve kovuşturma.

Haberlerde, “Yargılandığı davada X tutuklandı!” cümlesi sık kullanılır.

Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği
Kovuşturma:
İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre.
Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre.
Gözaltına alma: Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulması.
İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi.
Sorgu: Şüpheli veya sanığın, hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi.
Yakalama: Kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin vücut veya hayatına yönelik var olan bir tehlikenin giderilmesi için denetim altına alınması gereken veya suç işlediği yönünde hakkında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan kişinin gözaltına veya muhafaza altına alma işlemlerinden önce özgürlüğünün geçici olarak ve fiilen kısıtlanarak denetim altına alınması.
Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi.
Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi.

Oysa konuya yakından bakınca çoğu zaman daha davanın açılmadığı, soruşturmanın sürdüğü, teknik bir hata yapıldığı görülür.

Normalde bir ceza muhakemesi sürecinde önce soruşturma başlar, soruşturma aşamasında savcı bir kişinin ifadesini almak için davet eder ya da gözaltı talimatı verir. Bu aşamada şüphelinin ifadesini alır -ancak şu günlerde genellikle bu aşama gözaltına alma ile sonuçlanıyor.

Soruşturma neticesinde o kişinin tutuklanmasının gerektiğini düşünürse savcı şüpheliyi sulh ceza hakimliğine gönderir.

Medya bu aşamayı genellikle yargılamanın başladığı şeklinde haberleştirebiliyor: “Yargılandığı davada X, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı!”

Oysa daha yargılama başlamadığı gibi, soruşturmanın sonucunda şüphelinin yargılanmasına yer olmadığına bile karar verilebilir. Sulh ceza hakimliği, soruşturmanın sağlıklı yürümesi için savcının tutuklama ya da adli kontrol şartıyla serbest bırakılması taleplerini değerlendirir ve bu konuda karar verir.

Şüpheli ve sanık karıştırılıyor

Şüpheli tanımı soruşturma aşaması için geçerlidir ve bir savcı X’in sanık olduğuna karar veremez; savcının yaptığı soruşturma boyunca X sadece şüphelidir. X’in sanık haline gelmesi, iddianamenin hazırlanması ve kabulü ile olur. Mahkeme bitimine kadar X, artık sanıktır.

Haber dili

2004-2008 tarihleri arasında ulusal yedi gazetenin taranması sonucunda hazırlanan Türkiye’de Yazılı Basının Yargıya İlişkin Haberleri Sunumu çalışmasında haber yazımında kullanılan dil de incelenmiş. 2004’ten bugüne yargı haberlerinde kullanılan dilin giderek daha da kötüleştiği ortada.

Çalışmada, 2005 tarihli, bir mankenin odaya iki erkekle çıktığına yönelik Hürriyet gazetesi haberine yer veriliyor. Haber, otel güvenlikçisinin anlatımı doğru kabul edilerek verilmiş. Dava sürecini etkileyebilecek şekilde kurgulanmış. Bu yönüyle söz konusu mankenin görüntülerinin sızdırılmasına yönelik davaya konu eylemi haklılaştıran, ahlakçı bir bakış açısı söz konusu. Araştırmada, bu haber, “eylemi haklılaştıran” koduyla değerlendirilmiş.

2018’de ardı ardına gazete manşetlerine yansıyan ve uzun süre de yerini koruyan Adnan Hoca (Oktar) operasyonu, Şule Çet cinayeti, Sinem Gedik-Mustafa Ceceli çiftinin boşanma davası haberlerini gördük. Medya bu haberlerde keskin dilini en çirkin biçimde kullandı.

Dava: Hukuksal bir sonuç elde etmek, bir hüküm sağlamak için bir yargı organına başvurma ve bunun sonucu olarak yargı organınca çözümü, hükme bağlanması gereken konu.

Duruşma/Celse: Duruşma, mahkeme salonunda yoklama işleminin yapılmasından hükmün verilmesine kadar geçen süreyi kapsıyor. Ceza muhakemesinde her bir oturumun adı celse olarak söyleniyor. Duruşma bu sürecin hepsini anlatan bir kavram olarak kullanılıyor. Davanın bir sonraki duruşmasının tarihi verilirken “erteleme” sözcüğü kullanılmamalıdır. “Gelecek duruşma 5 Mart’a ertelendi” yerine “gelecek duruşma 5 Mart’ta.” denilebilir.

Karar: Davanın sonunda açıklanan hüküm ya da karar, en önemli aşamalardan biri. “5 yıl hapisle cezalandırıldı” gibi bir ifade yerine “5 yıl hapis cezası aldı” doğru kullanım.

Bir operasyonun haberleştirilmesi

Prof. Dr. Aslı Tunç, Adnan Oktar operasyonunun 15 ayrı gazetede 17 Temmuz 2018’de haberleştirilmesiyle ilgili “cinsellik, din sömürüsü, nü tablolar, villalar, polisiye şeyler, firar etme çabaları, her şey var” diyor.

“Müthiş bir sansasyonelleştirme ve magazinleştirme göze çarpıyor. Ve neredeyse bütün haberlerde sanki muhabir orada, muhabirin yanında her şey oluvermiş gibi sunuluyor. Adnan Oktar kaçıyor, polis baskın yapıyor. 15 haberin altısında haber kaynağı diye bir şey yok.”(Kaynak)

Prof. Dr. Tunç çalışmasında muhabirlere soruyor: “Kimden duydun sen bu haberi? Sen orada mıydın? Kim yazdı, servis mi yazdı, ajans haberi mi, özel haber mi?”

Yargı muhabiri Gökçer Tahincioğlu’nun Adnan Oktar operasyonuyla ilgili yayınlara yaptığı eleştiri, yargı muhabirlerine yol gösterir nitelikte:

“Tedbir konuluyorsa mal varlığına Adnan Oktar’ın, hangi mal varlıklarına konulmuş, neden o mal varlıklarına konulmuş da diğerlerine konulmamış. Ben biraz eski kafayla bir adliye muhabirinin bunların tamamına hâkim olması gerektiğini düşünüyorum. Bunların tamamına hâkim olmazsanız bence bir dosyayı izleme şansınız yoktur.

“Adnan Hoca grubuna operasyon yapılıyor ben mesela bu adamın neyi vardı bilmiyorum, 3500 lira maaş alıyormuş onu biliyorum o da hâkimlik sorgusundan. Hâkimlik sorgusu da avukat girecek, çıkacak, bize verince oradan öğreneceğimiz bir şey. Peki var mı bütün bunların içerisinde iş mahkemesine giden bir muhabir arkadaş. Yok. Oradaki hâkimi tanıyan, kalemden birisini bilen. Adliyeye hakimiyet bunların tamamını izleyebilmeyi sağlar.

Kaynak: Yargı Haberciliği Elkitabı

Ankahukuk.Com
Logo
Yeni Üyelik Kaydı
Şifreyi Sıfırla
Araç çubuğuna atla