Kadir Şeker’in Durumu Ne Olacak?

Basına yansıyan olaya göre Konya’da parkta sevgilisini darbeden kişiye müdahale eden Kadir Genç genç, şiddetine maruz kaldığı saldırganı, boğuşma sırasında öldürdü.

Üniversiteye hazırlanan 20 yaşındaki Kadir Şeker’in tutuklanması sosyal medyada #kadiricinadalet etiketiyle gündem oldu. Kadir’in müdahalesi ile bir kadının kurtulduğu, saldırganı öldürmesinin de meşru müdafaa olduğu görüşünü dile getirenler yoğun bir kampanya yürüttü.

Elbetteki soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki tanık beyanları  ve diğer deliller ile maddi gerçekliğe ulaşacağız. Şu an için olayı basına yansıyan haliyle bilmekte ve çoğumuz sosyal medyada oluşan tepkilere göre tepkilerimizi şekillendirmekteyiz.

Kadir Şeker’in İfadesi

Şu an için sadece bu kriminal vaka ile ilgili Facebook adlı sosyal mecra sitesindeki Avukat-Hakim-Savcı Tüm Hukukçular Omuz Omuza! adlı kapalı hukukçular grubunda düşünce ve tepkisini dile getiren hukukçuların görüşlerini bu alanlarda sizlerle paylaşıyoruz. Hukukçuların isimleri, paylaşılan mecranın kapalı grup olması nedeniyle gizlenmiştir.

Görüşleri okuduktan sonra sizlerin de konu ile ilgili düşüncelerinizi aktarmanızı beklemekteyiz.

Hukukçular Ne Dedi?

Olayın oluşu yansıtıldığı gibi olmayabilir. Dosyayı detaylıca incelemeden tasarlama var mı yok mu, meşru müdafaa sınırları içinde mi, yoksa ölen bıçağın üzerine mi düştü vs. anlamak zor.Ayrıca meşru müdafaa sınırları içinde olması kuvvetli ihtimal bile olsa söz konusu suçun ağırlığı göz önünde bulundurularak ilk etapta tutukluluğu mantıklı buluyorum. Aksi durumda ölen kişinin ailesi; şüpheli için öldürüp, kaçtı, yakalandı, serbest kaldı şeklinde düşünecektir. Bu da ceza hukukundaki gözetilen faydalardan biri olan 'intikam duygusunu bastırmayı' imkansız hale getirip, şüphelinin zarar görmesine yol açacaktır.

 Burada çok farklı basına yansıyan ifadeler var, özellikle görgü tanığı durumunda olan kadın Kadir’in elinde çakı benzeri bıçak ile maktüle geldiği yönünde, maktülün bunun üzerine daha çok sinirlendiği şeklinde.. görgü tanığı basına yansıdığı gibi ise olayın şekli değişir.

 Maktulde de bıçak varmıymış ya da niye doğrudan kalbine de daha az öldürücü olabilecek yerine değil,çok mu iri yarı,azılı biraz ayrıntıyla değerlendirmek gerekir bence neticede bir insan ölmüş

 Müdahale etmese kadını öldürme ihtimali var, adam suç makinası (17-18 kaydı varmış), ayrıca maktül bu gence de saldırmış, boğma girişiminde bulunmuş. Benim fikrim meşru müdafaa var, bıçağı üzerinde maktulün kendisini boğma fiili sırasında can havli ile kullanmasında ölçülülük aramak olmamalı, o durumu yaşama psikolojisi farklı bir durumdur.

 Maktulün elinde silah yokken, ve katil zanlısı silahını doğrudan maktulün hayati organlarına yönelik kullanmışken burada meşru mudafadan söz edilemez. Olsa olsa haksız tahrik indirimi olur. Meşru müdafaada korku ve panikle sınırın aşılması durumu da burada zikredilemez. Zira katil zanlısı olaya bizatihi kendisi müdahil olmuştur

 Görgü tanığı (dayak yiyen kadın) Kadir’in elinde bıçakla ve bıçağı göstererek geldiğini söylüyor. Bu tanık ifadesi ile nefsi müdafaa kapsamına alınmaz.

 Meşru savunma sınırının aşılması. Taksirle öldürme kadar ceza verilmeli.

 Bundan sonra artık kadına karşı yapılan tüm şiddet olaylarında arkamızı dönüp gitmek gerekir. Yani anlaşılan bu. Biraz hukuki düşünceden ziyade vicdani kanaat getirmesi lazım karar verecek olan hakimlerin. Nitekim ölen kişinin 19 ayrı suçu olması ve dışarıda rahatça dolaşabiliyor olması da dikkate alınmalı. Ölen kişi bu kadar suç işlerken neden serbesttir bu açıkçası sorgulanmalı. O zaman bu konu hakkında ne yapılacak.

        Söyledikleriniz dikkate alınırsa kürsüde hâkim olarak hukuk insanının görev almaması gerekir. Duygularla hareket edilemez.

        Duygular ile hareket değil. Yerde olduğunuzu düşünün boğazınıza biri yüklendi. Can havliyle kendimizi nasıl savunabiliriz. Aynı oranda nasıl karşılık verebiliriz. Bunu düşünmeliyiz. Elbette hukuken bakıldığında meşru müdafaaya girmeyecektir. Fakat bu hususun dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim. Vicdani kısım budur.

 Daha önceden tanışıklıkları olup olmadığına aralarında husumet olup olmadığına bakılmalı. Sonuçta o gençte oradan tesadüfen geçiyor. Adam karısını dövmeseydi bu olay gerçekleşmeyecekti. Artık yolda kimse kimsenin yüzüne bakmayacak, düşene bir tekme vurup gececek.

 Siddete ugrayan bir kadini, kisinin elinden kurtarmaya yonelik eylemi, kadini orda birakmak istememesi ve saldirganin siktir git, karim o benim seklinde karsisindakine saldirmasi sonucu saldirganin kavga halinde ölmesi ve suphelinin bu sonuca yonelik eylemi mesru mudafa sayilmalidir. Bu ulkede insanlari katleden,tecavuz edenlerin yargilamasinda Turk yargisi her daim,kliselesmis sekilde iyi halden ceza indirimi verirken, mesru mudafaada ketum davranmasi da sorgulanmali!

 Olayda Kadir’in tüm fiilleri kadını kurtarmak için olduğunu düşünürsek tanımadığı birini ÖLDÜRME kastının olmadığı gerçeğinden hareketle devam eden hareketleri maktulün karşı saldırısından kendini korumak yani meşru müdafaa olarak değerlendirilebilir

       Kesinlikle doğru, olayı gözünüzde canlandırın... Zaten şiddet uygulamakta olan bir kişi, birden tüm öfke, enerji ve şiddetini kendinden daha zayıf bir gence saldırı şeklinde yönlendiriyor... Ne kadar korkmuş ve kendini korumak amaçlı hareket ettiğini anlamak gerekir. Hayatın olağan akışında Kadir in yerinde kim olsaydı kendini korumak için saldırgan karşı tüm gücü ile direnç gösterecekti... Bu cebindeki bıçakla da olabilirdi, yerden alıp fırlatacağı bir taş da olabilirdi...

     Öldürmeseydi, sadece yaralasaydı gibi yaklaşımlar belki profesyonel kolluk kuvveti mensuplarından beklenebilir... Ama bu olayda, bu öğrenci genç için söylenebilir mi?

    Kast vardır fakat meşru müdafaa hukuka uygunluk nedeni olursa hukuka aykırılık unsuru ortadan kalkacağı için suç oluşmaz. Eğer sizin dediğiniz gibi düşünürsek taksirle öldürme söz konusu olur ve bu durumda da meşru müdafaanın varlığından olayda söz edilemez

     Sadece kadının feryadı ile kadını kurtarma iradesi var
Yeni TCK da mağdurun korunmasına yönelik düzenlemeyle olaya müdahilliği zorunlu kaldığını düşünüyorum. Sonraki gelişmeler meşru müdafaa kapsamında 

 Şunu da değerlendirmek gerek: görgü tanığı Kadir’in bıçakla maktule doğru gittiğini söylüyor. Ancak maktulün fiziksel durumu, cüssesi, gücü kuvveti de meşru müdafaa kriterleri bakımından değerlendirme konusu yapılmalı. Örneğin; tek başına bir kişiyi saldırı altında iken alt etme imkanı yokken bir silahtan destek alınması meşru müdafaa halini ortadan kaldırmaz. Kadir de muhtemelen adamı tek başına alt etme ve eyleminden vazgeçirme imkanına kendi fiziki kuvvetiyle sahip olmadığını fark ederek bıçakla korkutup vazgeçirmeye karar vermiş. Sonrası ise meşru müdafaada sınırın aşılması ancak korku, panik ve heyecan altında ise yine ceza verilemez.

 Meşru savunmanın şartlarının oluştuğunu düşünmüyorum öldürücü darbeyi vurmamak için elinden gelen her şeyi yapsaydı fotoğrafta göründüğü gibi her tarafı sağlam olmaz bir kaç yerin de darbe olurdu zira bıçağı vuracaksa bile önce muhtemel ölüm sonucu meydana gelmeyecek yerlerine vurrmuş olması gerekirdi (eline,koluna,bacağına vs)

   Olayda nasıl bir arbede ya da boğuşma olduğunun detayları bilinmiyor. Eğer yumruk yumruğa vuruşsalardı ağır darp izleri olabilirdi ölen kişi Ölmez, vücudunda kesiklerle yaralanmış olurdu. (Burada da korku ve heyecanla rasgele sallanan bıçak eli yüzü gözü kesebilirdi). Boğuşma olmuş ise ölen kişi zannımca daha güçlü olmalı. Kadir isimli genç adı üstünde henüz çok genç ve bıçak taşıması da gösteriyor ki çevreden tehlikeler gelme olanağı yüksek bir muhitte yaşıyor. Ölen kişi ile boğuşma esnasında korku, panik, heyecan vs ile bıçağı rasgele sallamış olabilir. Kendisini kurtarmak İçin ölen kişinin neresine denk geleceğini düşünmeyip, bir an önce adamın elinden kurtulmak İçin bıçak ile vurmuştur. Hatta belki de bu esnada ölen kişi gencin boğazını sıkarak boğuyordu, detayları bilmiyoruz. Can tatlıdır. İnsan bence o esnada profesyonel düşünülemez bıçak kurtulmak İçin rasgele saplanmıştır. Güzel bir gelecek hazırlamak İçin dersaneye giden biri husumeti dahi olmayan birini neden kasten öldürmek istesin. Ya da tanımadığı bir kadına şiddet uyguluyor diye neden öldürsün. Kadına şiddet uygulanan olayın seyri ölen kişinin öfkesine hakim olamayıp, aralamak isteyen gence de nefret kusması ve şiddet uygulaması ile değişmiştir. 

 Benim ve Carrera’nın tecrübelerine göre, öldürmek niyetiyle girişilen bıçaklı saldırılarda tek darbe ile yetinilmez. Çünkü bıçak insan vücuduna öyle kolay giriyor ki ne bıçaklayan ne de bıçaklanan bunun farkına varamıyor. Kalbe saplanan bıçak bile 8-10 dakika bıçaklananın boğuşmasına izin veriyor. Ayrıca kalbe tam öldürücü noktaya bıçağı saplamak kolay değil. Üç tane kaburga kemiği onlarca tendon var orada. Tam yerini bilip kaburga açıklıklarını bulup saplamak lazım. Darbenin tek olması ya sanığın çok tecrübeli ya da tesadüfi olduğunu gösterir. Sanığın gençliği ve sabıkasızlığı göz önüne alınırsa bence ikincisi. Maktulün suç geçmişi şiddet eğilimi bana tahrik ettiği izlenimi verdi. Ulvi amaçlar için işlenen cinayetlerin kutsanmasına karşı olsam da (cinayet cinayettir) saldırı ile savunmanın hemzaman oluşu, suç aletinin herkeste bulunabilecek küçük bir çakı oluşu, maktulün şiddet eğilimi ve suç geçmiş, adrenalin etkisi altında oluşu, toplumun kadın cinayetleri konusundaki hassasiyeti ve çaresizliği , devletin bu konudaki acizliğinin insanları ihkakı hakka yöneltmiş olması bir arada düşünüldüğünde olayda meşru savunma şartlarının oluştuğu açıktır. Ancak, sanığın, olayın etkisi ile korku, endişe ve telaş içerisinde kendisine de yönelen şiddeti defetme telaşı ile saldırı ile orantı sınırını aşan eylemi neticesi maktulün ölmesi karşısında, meşru savunma sınırının aşıldığı kanaati oluşmuştur.

 Olayı ben de herkes gibi haberlerden okudum bahsi geçen olay yeri benim yaşamış olduğum Bosna Hersek mahallesine komşu bir mahalledir ve bitişiktir.Kadir kardeşimizin bıçağı yanında taşımasıyla ilgili ben de bir yorumda bulunmak istiyorum.
Adı geçen mahalleler Konya Selçuklu İlçesi’nin en ücra köşelerinde bulunmaktadır ve etrafı metruk arazilerden oluşmaktadır. Mahallelerin içerisinde bir sürü başı boş köpekler dolaşmaktadır. Bunun haricinde her ne kadar mahalle bekçilerimiz sürekli devriye gezse de Konya içerisinde bana göre ıslah edilmesi gereken mahallelerden gelen, ne olduğu belirsiz olan, bir takım yabanıl insanların olduğu orada yaşayan tüm öğrenciler tarafından bilinen bir gerçektir. Bu insanlar okul çağlarındaki çocukları dahi dilendirmektedir. Zaman zaman böyle olaylara elimden geldiği kadar müdahale etmeye çalışsam da elbette bir yerden sonra benim de yapacağım bir şey kalmıyor.
Elbette burada herhangi bir kesimi hedef göstererek onları yadsımak istemiyorum fakat daha önce de popüler olmuş videolardan bir tanesini > https://youtu.be/pjVVQ_gPDSI izlemenizi ve bu konuda ne anlatmaya çalıştığımı daha iyi anlamanızı istiyorum.
Zaman zaman ben de bu tarzda insanlara geceleri bile kütüphane dönüşlerinde rastlıyorum ve kendimi korumak amacıyla yanımda bıçak taşımayı düşündüm. Fakat Kadir’in olayında olduğu gibi bir olay başıma gelmesin diye bıçak taşıma fikrinden vazgeçip biber gazı taşımaya karar verdim.
En son kütüphane dönüşümde biri erkek biri kız olmak üzere önümde iki kişi yüklü miktarda para düşürdü arkalarından ne kadar bağırıp çağırdıysam bile, zannederim bahsettiğim tarzda birinin seslendiğini zannettiler, arkalarına dönüp bakmadılar bile.
Kadir ile herhangi bir tanışıklığım da yoktur ama bıçağı bahsettiğim şahıslar yüzünden taşıdığını düşünerek kasıtlı bir şekilde üzerinde bulundurduğunu düşünmüyorum. Umarım olay basına yansıdığı gibidir ve meşru müdafaa hükümlerinden yararlanır.

 Sınır aşılmıştır ve ölçülülük ilkesi ihlal edilmiş görünüyor.hemen meşru müdafaa diye nitelendirmek yerinde bir yaklasim değildir.tutuklama kararı bu aşamada isabetli bir karardır.aksi takdirde bütün benzer olaylarda ve mudahalerde aynı sonucun doğmasına çanak tutmuş oluruz .

 BİR BAŞKASININ KARŞI KARŞIYA KALDIĞI TEHDİDİ BERTARAF ETMEK İÇİN YAPILAN HAREKET DE ORANTILILIK VAR İSE MEŞRU MÜDAFAA OLARAK NİTELENECEK BİR DAVRANIŞTIR.

HEMEN BELİRTMELİYİM Kİ BEN OLSAM,TÜRKİYE DE İŞLENEN KADIN CİNAYETLERİNİN ÇOKLUĞUNU VE BU NEDENLE SALDIRGANIN 3 NCÜ ŞAHSI ÖLDÜRMEYE TAM TEŞEBBÜS ETTİĞİNİ ,BUNU GİDERMEK İÇİN YAPILAN HAREKETİN MEŞRU MÜDAFAA OLDUĞUNU ESAS ALIRDIM SAVUNMAMDA.YANİ ELİNDE BIÇAKLA GELMESİ DEĞİL ÖLEN KİŞİNİN 3 NCÜ ŞAHSA VERECEĞİ ZARARIN CİDDİYETİ ESASTIR.

 Bu bariz bir meşru müdafaa halinin aşılması. Hukukçu olarak , husumetin bulunup bulunmadığı, sanığın taşıdığı meyve bıçağı diye tabir edilen bıçağın niteliği, görgü tanıklarının ifadeleri...

Birçok parametre var. Üçüncü kişi lehine meşru müdafaa ile başlayan eylemin sınırın aşılması suretiyle kendine dönüşen haksız saldırıyı def etmek için yapılan bir eylem olduğunu düşünüyorum kendisine taksitle adam öldürmeden ceza verilip tahliye edilmeli.

İnce çizgi aksi halde üçüncü kişi lehine meşru müdafaayı bitirebileceğiniz gibi bu durumda her olaya bu kapsamda müdahale edecek binlerce vaka üretebilirseniz

Yapılacak şey tüm dosyayı kapsamlı okumak.Olayın oluş biçimini taraflar arasında geçmişe dayalı husumet olup olmadığı, maktulün aldığı yaranın yeri şekli, sanıktaki boğuşmadan kaynaklı yaraların nedeni, bıçağın niteliği neden taşındığının aydınlatılması, saldırıyı başka türlü defetmenin mümkün olup olmadığı araştırılmadan duygusal saiklerle karar verilmesinin hukukçuyu hataya düşüreceği kanısındayım.

Siz Ne Düşünmektesiniz?

Ankahukuk.Com
Logo
Yeni Üyelik Kaydı
Şifreyi Sıfırla
Araç çubuğuna atla