Ud’un çağrışımlarla yüklü sesi, cazın açık alanları ve Avrupa oda müziğinin dingin estetiği… Anouar Brahem, Le Pas du Chat Noir ile dinleyiciyi yüksek sesli anlatılardan uzak, ince ve sezgisel bir dünyaya davet ediyor. Albüm, adını “siyah kedinin adımı” metaforundan alıyor; tıpkı müziği gibi, fark edilmeden ilerleyen ama iz bırakan bir zarafet sunuyor.
Doğu ile Batı Arasında Doğal Bir Diyalog
Bu çalışma, Doğu–Batı füzyonunu gösterişli karşılaşmalarla değil, doğal bir sohbet gibi kuruyor. Ud’un merkezde olduğu yapı; piyano, akordeon ve kontrbasın nefes alan eşlikleriyle genişliyor. Cazın doğaçlama ruhu, Arap müziğinin makam geleneğiyle çatışmadan; aksine, birbirini dinleyerek ilerliyor. Ortaya çıkan ses, ne tamamen caz ne de yalnızca etnik: zamansız.
Boşlukların Anlattığı
Le Pas du Chat Noir’da sessizlik, enstrümanlar kadar belirleyici. Brahem, notalar arasındaki boşlukları bilinçli bir anlatı aracı olarak kullanıyor. Bu tercih, albümü “arka plan müziği” olmaktan çıkarıp odaklanmış bir dinleme deneyimine dönüştürüyor. Melodiler acele etmiyor; dinleyiciden de aynı sabrı talep ediyor.
ECM Estetiği ve İncelik
Albümün berrak prodüksiyonu, her enstrümanın kendi alanını bulmasını sağlıyor. Detaylara gösterilen özen, ECM geleneğinin ayırt edici niteliğiyle örtüşüyor: soğuk değil, şeffaf; mesafeli değil, derin. Bu sayede müzik, duyguyu yükseltmek için ses seviyesine değil, niyete yaslanıyor.






