Hukuk, çoğu zaman kağıt üzerinde başlar.
Bir başlık, bir taraf bilgisi, birkaç maddelik talep sonucu…
Dosya numarasıyla anılan bir uyuşmazlık.
Oysa her dilekçenin arkasında, dosyaya sığmayan bir hayat vardır.
Avukatın masasındaki o klasör, müvekkilin hayatında genellikle bir kırılma anına karşılık gelir. Bir boşanma dilekçesi yalnızca evliliğin bitişi değildir; çoğu zaman geceleri uykusuz geçen ayların, söylenememiş cümlelerin ve ertelenmiş kararların sonucudur. Bir işçilik alacağı davası, rakamlardan ibaret değildir; emeğin karşılığını alamamanın yarattığı sessiz öfkenin hukuk diline tercümesidir.
Hukuk, bu noktada bir çeviri faaliyeti görür.
İnsan duyguları, hukukun teknik diline çevrilir.
Acı, “zarar” olur.
Öfke, “hak ihlali”ne dönüşür.
Bekleyiş, “yargılama süreci” olarak kayda geçer.
Dosyaya Girenler ve Giremeyenler
Dilekçeler, bilinçli olarak sade tutulur. Çünkü hukuk, duyguyla değil delille konuşur. Ancak bu sadelik, çoğu zaman geride kalanları görünmez kılar. Dosyada yazmayan her şey, aslında en ağır yükü taşır.
Bir tanığın ifadesine sığmayan utanç,
Bir bilirkişi raporunda ölçülemeyen hayal kırıklığı,
Bir hüküm fıkrasında yer bulamayan pişmanlık…
Bunların hiçbiri hükümde yazmaz. Ama hüküm verildiğinde, hepsi oradadır.
Avukat ile Müvekkil Arasında Görünmeyen Sözleşme
Avukatlık yalnızca hukuki temsil değildir. Aynı zamanda, müvekkilin yaşadığı karmaşayı hukuken anlamlı hâle getirme çabasıdır. Müvekkil çoğu zaman avukata yalnızca haklılığını değil, yaşadığı yükü de anlatır.
Bu yüzden iyi bir dilekçe, yalnızca mevzuata uygun olmakla yetinmez.
Aynı zamanda insanî bir adalet duygusunu da satır aralarına taşır.
Her dilekçe, aslında şu soruya cevap arar:
“Bu yaşananlar hukuk düzeni içinde nereye oturur?”
Karar ve Sonrası
Mahkeme karar verdiğinde, dosya kapanır.
Ama hayat kapanmaz.
Taraflardan biri kararı “kazanç” olarak görürken, diğeri için bu karar yalnızca yeni bir başlangıç olabilir. Hukuk, uyuşmazlığı çözer; fakat yaşanmışlığı silmez.
Bu nedenle hukuk, yalnızca kurallar bütünü değil; insan hikâyelerinin resmî kaydıdır.
Ve her dilekçe, her ne kadar soğuk bir dille yazılmış olsa da, arkasında mutlaka bir insan bırakır.





