Terim Ara
Kelimeyi yazın, anında sonuçları görün.
Ana Sayfa / Sözlük / Hukuk Ansiklopedisi / Adli para cezası

Adli para cezası

1) Kavram ve tanım Adlî para cezası, ceza hukukunda bir suçun karşılığı olarak mahkeme kararıyla hükmedilen; hükümlünün belirli bir parayı Devlet Hazinesine ödemesini zorunlu kılan bir ceza türüdür. Türk ceza adalet sist…
Görüntülenme: 7 Tarih: 23 Şubat 2026
Adli para cezası

1) Kavram ve tanım

Adlî para cezası, ceza hukukunda bir suçun karşılığı olarak mahkeme kararıyla hükmedilen; hükümlünün belirli bir parayı Devlet Hazinesine ödemesini zorunlu kılan bir ceza türüdür. Türk ceza adalet sisteminde adlî para cezası, hapis cezasıyla birlikte suç karşılığında öngörülen iki temel yaptırımdan biridir. Bu yönüyle adlî para cezası, idarenin (mülkî amir, belediye, çeşitli kurullar vb.) verdiği idarî para cezalarından ayrılır. İdarî para cezası “kabahat” rejiminin bir parçasıyken, adlî para cezası doğrudan “suç” karşılığında ve ceza yargılaması sonucunda doğar.

TCK m. 52’ye göre adlî para cezası, gün birimi esasına göre belirlenen bir tam gün sayısının, yine gün birimi başına belirlenen para miktarıyla çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın ödenmesinden ibarettir. Dolayısıyla adlî para cezası, basitçe “toplu bir para” değil; iki aşamalı bir hesaplama tekniğine dayanan ve bireyselleştirme imkânı veren bir ceza türüdür.

2) Amaç ve ceza siyaseti içindeki yeri

Adlî para cezasının temel amaçları arasında şunlar sayılabilir:

  1. Caydırıcılık: Suç işleyen kişinin ekonomik bir külfete katlanması, yeniden suç işlemeyi önlemeyi hedefler.
  2. Orantılılık ve bireyselleştirme: Kişinin ekonomik gücüne göre bir gün karşılığı miktar belirlenerek, aynı gün sayısının farklı kişiler açısından aşırı ağır ya da anlamsız derecede hafif kalmasının önüne geçilmesi amaçlanır.
  3. Hapis cezasının olumsuz etkilerini azaltma: Özellikle kısa süreli hapis cezalarının, kişinin aile ve iş hayatını yıkıcı biçimde etkilemesi, cezaevi ortamının kriminolojik riskler doğurması gibi sebeplerle, para cezası kimi zaman daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir.
  4. İnfaz ekonomisi: Hapis cezasının devlet açısından infaz maliyeti bulunurken, adlî para cezası devletin doğrudan bir gelir elde ettiği, kamu kaynaklarına daha az yük getiren bir yaptırım türü olabilir.

Bu amaçlar, modern ceza hukukunda “hapis cezasının son çare olması” (ultima ratio) anlayışıyla da uyumlu kabul edilir. Ancak adlî para cezasının da sosyal adalet bakımından hassas yönleri vardır: Ekonomik gücü düşük kişilerin para cezasını ödeyememesi hâlinde özgürlüğü kısıtlayıcı sonuçlar (hapse çevirme / kamuya yararlı iş) ortaya çıkabileceğinden, sistemde kişinin durumunu gözeten mekanizmalar ayrıca önem taşır.

3) Adlî para cezasının türleri: Seçimlik mi, birlikte mi?

Adlî para cezası uygulamada genellikle üç farklı görünümde karşımıza çıkar:

  • Doğrudan adlî para cezası: Kanun, suçun yaptırımı olarak yalnız adlî para cezası öngörebilir.
  • Seçimlik ceza olarak adlî para cezası: Kanun, “hapis veya adlî para cezası” şeklinde seçimlik bir yaptırım öngörebilir. Bu durumda mahkeme, olayın özelliklerine göre hapis mi para cezası mı uygun olduğuna karar verir.
  • Hapis cezasıyla birlikte adlî para cezası: Bazı suçlarda hapis cezasına ek olarak adlî para cezası da öngörülür. Böylece fail hem özgürlük hem de malvarlığı bakımından yaptırıma tabi tutulabilir.

4) Hesaplama sistemi (gün birimi yöntemi)

TCK m. 52, adlî para cezasının hesaplanmasında **“gün para cezası sistemi”**ni benimser. Bu sistemin karakteri şudur:

  1. Önce tam gün sayısı belirlenir: Kanunun izin verdiği sınırlar içinde mahkeme, suçun ağırlığı ve olayın koşulları gibi etkenleri değerlendirerek bir gün sayısı tespit eder. TCK m. 52/1’e göre bu gün sayısı kural olarak 5 günden az olamaz ve (aksine düzenleme yoksa) 730 günden fazla olamaz.
  2. Sonra bir gün karşılığı para miktarı belirlenir: TCK m. 52/2’ye göre bir gün karşılığı miktar, kişinin ekonomik ve şahsî hâlleri göz önüne alınarak belirlenir. Güncel hükme göre bu miktar en az 100 TL, en fazla 500 TL arasındadır (2024 değişikliği ile alt-üst sınır yükseltilmiştir).
  3. Sonuç: Gün sayısı × birim miktar: Bulunan çarpım, hükümlünün Devlet Hazinesine ödemesi gereken toplam adlî para cezası tutarıdır.
  4. Kararda iki unsur ayrı ayrı yazılır: TCK m. 52/3 gereği, mahkeme kararında hem “kaç gün” hem de “günlüğü kaç TL” olduğu açıkça gösterilmelidir.

Bu yöntem, adlî para cezasının kişiselleştirilmesine hizmet eder ve aynı zamanda yargısal denetimi kolaylaştırır: Üst mahkemeler, gün sayısının ve birim miktarın nasıl belirlendiğini inceleyebilir.

5) İnfaz (ödetme) süreci: Ödeme emri, taksit, kamuya yararlı iş

Adlî para cezasının kesinleşmesiyle birlikte infaz aşamasına geçilir. 5275 sayılı Kanun m. 106’ya göre süreç genel hatlarıyla şöyledir:

  • Adlî para cezasını içeren ilam, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.
  • Savcılık, hükümlüye bir ödeme emri tebliğ eder.
  • Hükümlü, tebliğ edilen ödeme emrinden sonra belirlenen süre içinde ödemezse, ödenmeyen kısım bakımından bir dizi infaz mekanizması devreye girebilir.

Özellikle m. 106/3, para cezasının ödenmemesi hâlinde “ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı”nın, savcı kararıyla hapse çevrilmesi ve ayrıca kamuya yararlı bir işte çalışma biçiminde infaz edilmesine karar verilmesi sistemini düzenler. Burada “iki saat çalışma = bir gün” esasına yer verilmiştir. Denetimli serbestlik müdürlüğü günlük çalışma süresini (en az 2, en çok 8 saat) belirler. Programın gereklerine uyulmaması hâlinde ise kalan kısmın açık ceza infaz kurumunda infaz edilmesi gündeme gelebilir.

Taksitlendirme bakımından, hükümde taksit yer almıyorsa dahi m. 106/6 kapsamında belirli koşullarla savcılık aşamasında taksite izin verilebilen bir düzenleme mevcuttur. Buna göre, bir ay içinde cezanın üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine kalan kısmın iki eşit taksitte ödenmesine izin verilebilir.

Ayrıca m. 106/8, kişi hapis yattığı ya da kamuya yararlı işte çalıştığı günler dışında kalan günlere karşılık gelen parayı öderse, infazın duracağı (hapisten çıkarma / çalıştırmayı sona erdirme) kuralını içerir. Böylece sistem, sonradan ödeme imkânı doğan kişiye özgürlüğüne yeniden kavuşma şansı tanır.

6) Hapse çevirmenin sınırları ve bazı sonuçlar

Adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesi, sınırsız değildir. 5275 sayılı Kanun m. 106/7 uyarınca, para cezası yerine çektirilen hapis süresi 3 yılı geçemez; birden fazla hüküm söz konusuysa toplam süre 5 yılı geçemez. Bu düzenleme, para cezasından kaynaklı özgürlük kısıtlamasının aşırı boyutlara ulaşmasını engellemeyi hedefler.

Öte yandan m. 106/9, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazının ertelenemeyeceği ve koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağına ilişkin önemli bir kural getirir (16. madde saklı tutularak). Bu nedenle kişi, para cezasını ödememeyi tercih ettiğinde, hapis infazı bakımından bazı klasik kolaylaştırıcı mekanizmalardan yararlanamayabilir.

7) Çocuklar açısından özel kural

5275 sayılı Kanun m. 106/4, çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde bu cezanın hapse çevrilemeyeceğini öngörür. Bu, çocuk adalet sisteminde özgürlüğü bağlayıcı sonuçlardan kaçınma yaklaşımıyla uyumludur. Çocuk bakımından tahsil/takip rejimi farklı mekanizmalar üzerinden yürütülür.

8) Adlî para cezası ile idarî para cezası arasındaki fark

Uygulamada en sık karıştırılan mesele, adlî para cezasının “ceza mahkemesi kararıyla verilen suç yaptırımı” olması; idarî para cezasının ise idare tarafından (kabahatler veya özel kanunlar çerçevesinde) tesis edilen bir idarî yaptırım olmasıdır. Kabahatler Kanunu m. 16 ve 17, idarî para cezalarının genel niteliğini ve taksitlendirmeye ilişkin çerçeveyi düzenler. Ancak bu sistem, adlî para cezasındaki gün birimi esasından ve hapse çevirme/denetimli serbestlik ilişkilerinden farklıdır.

Bu ayrım özellikle kanun yolu, görevli yargı yeri, sicil etkileri, infaz usulü ve ödeme/tahsil süreçlerinde önem kazanır.


Sonuç / Özet

  • Adlî para cezası, suç karşılığında mahkemece hükmedilen ve Devlet Hazinesine ödenen bir cezadır (TCK m. 52).
  • Gün birimi sistemi uygulanır: “tam gün sayısı” × “bir gün karşılığı miktar”; kararda her ikisi ayrı yazılır (TCK m. 52/3).
  • İnfaz 5275 sayılı Kanun m. 106’ya göre yürür; ödeme emri tebliği, ödeme/taksit imkânları ve ödenmemesi hâlinde kamuya yararlı işte çalıştırma ve/veya hapse çevirme mekanizmaları bulunur.
  • Ödenmemesi nedeniyle çevrilecek hapis için süre sınırları vardır (3 yıl / çoklu hükümler 5 yıl) ve bazı infaz kolaylıkları uygulanmaz (5275 m. 106/7, 106/9).
  • Çocuklar yönünden, adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevirme yasağı gibi koruyucu düzenlemeler vardır (5275 m. 106/4).
  • Adlî para cezası, idarî para cezası ile aynı değildir; farklı bir hukuk rejimine tabidir.

Kaynak: Apilex.ai