Anayasa Mahkemesi’nden Tutuklama Tedbirine İlişkin Kriterler

Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin uygulanmasında kuvvetli suç şüphesi, somut tutuklama nedenleri ve ölçülülük ilkelerine ilişkin kriterleri ortaya koydu.

Anayasa Mahkemesi, bir avukat hakkında yürütülen ceza soruşturmasında uygulanan tutuklama tedbirine ilişkin verdiği kararla, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından tutuklamanın ölçülülüğü ve gerekçelendirilmesine dair değerlendirme kriterlerini ortaya koydu.

Başvuruda, mali nitelikli suç isnatları kapsamında yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama ve tutuklama tedbirlerinin somut gerekçelere dayanmadığı, daha hafif koruma tedbirleri değerlendirilmeden en ağır müdahaleye başvurulduğu ileri sürüldü.

Kuvvetli Suç Şüphesine İlişkin Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi, tutuklama kararına esas alınan delillerin büyük ölçüde mali kayıtlar, MASAK raporları ve tanık beyanlarına dayandığını; başvurucunun ise isnat edilen paraları inkâr etmediğini, bu ödemelerin kurum adına yapıldığını ve belgelerin resmî kanallar aracılığıyla düzenlendiğini savunduğunu tespit etti.

Mahkeme, uyuşmazlığın esasen hukuki ve muhasebesel değerlendirme gerektiren bir nitelik taşıdığına, bu aşamada tutuklamayı zorunlu kılacak yoğunlukta bir kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulamadığına dikkat çekti.

Tutuklama Nedenlerinin Somutlaştırılmaması

Kararda, tutuklama gerekçesi olarak gösterilen kaçma ve delilleri karartma şüphesinin somut olgularla desteklenmediği vurgulandı. Başvurucunun sabit ikametgâhının bulunduğu, mesleğini icra ettiği ve soruşturma sürecinde makamlarla temas hâlinde olduğu dikkate alındığında, kaçma şüphesinin genel ve soyut ifadelerle gerekçelendirildiği belirtildi.

Delil karartma ihtimali bakımından ise, başvurucunun çalıştığı kurumla ilişkisinin sona erdiği, delillerin büyük ölçüde resmî kayıt ve belgelerden oluştuğu, bu nedenle somut bir karartma riskinin ortaya konulamadığı ifade edildi.

Ölçülülük ve Son Çare İlkesi

Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ceza muhakemesinde başvurulabilecek en ağır koruma tedbiri olduğunu, bu nedenle ancak zorunlu hâllerde ve daha hafif tedbirlerin yetersiz kaldığının açıkça gösterilmesi durumunda uygulanabileceğini yineledi.

Somut olayda, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz görüldüğünün açıklanmadığı, tutukluluğun süresi ilerledikçe müdahalenin ağırlığının arttığı ve bu durumun ölçülülük ilkesini zedelediği sonucuna varıldı.

İhlal Kararı ve Tazminat

Bu değerlendirmeler ışığında Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar verdi ve başvurucu lehine manevi tazminata hükmetti.

Kararın Değerlendirilmesi

Karar, özellikle mali suçlar ve belgeye dayalı soruşturmalarda tutuklama tedbirinin otomatik ve kalıp gerekçelerle uygulanamayacağını; her somut olayda kişiye özgü, denetlenebilir ve ölçülü bir değerlendirme yapılması gerektiğini göstermesi bakımından uygulamaya yön veren bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Bunları da Okuyabilirsiniz!

Ankahukuk Sitesi
Ankahukuk Sitesihttps://www.ankahukuk.com
Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

Cevap Bırak

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!