Yargıtay’dan Yurt Dışı Çalışma ve Uygulanacak Hukuk Uyuşmazlığına Bozma Kararı

Bu kararda temel uyuşmazlık, Gürcistan’da geçen çalışma dönemi bakımından hangi hukukun uygulanacağı ve taraflar arasındaki 25.04.2017 tarihli sözleşmede yer alan hukuk seçiminin geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Yargıtay, sözleşmenin Gürcüce ve İngilizce düzenlenmiş olması, buna karşılık işçinin bu dilleri bildiğinin ispatlanamamış bulunması nedeniyle geçerli bir hukuk seçimi iradesinin ortaya konulamadığını kabul etmiştir. Bu nedenle, Gürcistan’daki çalışma dönemi yönünden de 5718 sayılı MÖHUK m. 27 çerçevesinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu sonucuna varılmıştır. Kararda ayrıca alacakların hangi para birimi üzerinden hesaplanacağı, Türkiye’deki dönem için TL; Gürcistan’daki dönem için ise koşullara göre yabancı para ve vergi uygulaması dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının hesabında da hem uygulanacak hukuk hem de ispat ve hesap yöntemleri bakımından eksiklikler bulunduğunu belirleyerek bozma yoluna gitmiştir. Özellikle mahkemenin, dava dilekçesindeki talep miktarları ile ıslah sonrası artırım miktarlarını birbirine karıştırarak hüküm kurması da usul ve esas bakımından isabetsiz bulunmuştur.
T. C.
Y A R G I T A Y
9 . H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
Esas No : 2025/109
Karar No : 2025/6798
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 16.10.2024
SAYISI : 2023/944 E., 2024/3227 K.
DAVACI : N. N. vekili Avukat Y. M.Ç.
DAVALILAR :1. A. Ltd. Şti vekili Avukat B. N.
2. B. AŞ vekili Avukat H. M. U.
DAVA TARİHİ : 28.02.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 45. İş Mahkemesi
TARİHİ : 20.12.2022
SAYISI : 2020/114 E., 2022/808 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılardan BBBBB AŞ (BBBBB İnşaat) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait yurt içi ve yurt dışı şantiyelerde 01.06.2011-19.09.2019 tarihleri arasında kesintisiz topoğraf olarak çalıştığını, en son Gürcistan’da bulunan şantiyede 2.500,00 Amerikan Doları (USD) ile çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde; somut uyuşmazlığa Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiğini, taraflar arasında kararlaştırılan ücretin yabancı para olmayıp Türk Lirası (TL) olduğunu, müvekkili Şirketler arasında ortak sorumluluk doğuracak organik hiçbir bağ bulunmadığını, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirketlerdeki çalışmasının kesintisiz olmadığını, bordrolarda görülen ücret ile çalıştığının kabulü gerektiğini, davacının iddia ettiği şekilde bir çalışma sistemi olmadığını, nadiren yapılan fazla çalışmalar ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışmalarının karşılığının bordolardaki tahakkuklardan anlaşılacağı üzere davacıya ödendiğini, yapılan iş mevsimlik bir iş olduğundan davacının yıllık ücretli izin hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının topoğraf olarak 04.06.2011-19.09.2019 tarihleri arasında 8 yıl 3 ay 16 gün davalılar nezdinde çalışmasının bulunduğu, bunun 04.06.2011-24.03.2017 tarihleri arasındaki dönemdeki kısmının Türkiye’de, geri kalan kısmının Gürcistan’da geçtiği, Türkiye’deki çalışma dönemi yönünden 4857 Sayılı İş Kanunu’nun uygulanması gerektiği, Gürcistan’daki dönem için ise uyuşmazlık konusu alacaklar bakımından Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiği, davacının Gürcistan’daki çalışma döneminde ücretinin brüt 3.496,95 USD olduğu, Türkiye’deki çalışma döneminde ise ücretinin brüt 6.434,37 TL olduğu, Gürcistan kanunlarında kıdem tazminatına ilişkin düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle Türkiye’deki çalışma dönemine göre kıdem tazminatı hesabı yapıldığı, ayrıca Gürcistan kanunlarında iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi hâlinde işçiye bilgi verilmesinin düzenlendiği, bu hususun yapılmaması hâlinde işçiye en az 2 aylık ücreti tutarında tazminat ödeneceğinin düzenlendiği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunduğu ve davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının tanık beyanları ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı B.İnşaat vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davada Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiğini, Türk hukukuna göre hüküm tesisinin hatalı olduğunu,
b. Gürcistan hukukuna göre hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini,
c. Davacının hizmet süresinin hatalı tespit edildiğini,
d. Davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, Gürcistan hukukunda kıdem tazminatı uygulaması bulunmadığı belirtilerek Türkiye’de çalışılan son tarihe göre döviz kuru üzerinden tazminat hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kıdem tazminatı kabul edilecek ise bunun Türkiye’de alınan son ücret üzerinden TL olarak hesaplanması gerektiğini,
e. Ücret seviyesinin hatalı tespit edildiğini, davacının ücret bordrolarında görünen ücret seviyesinde çalıştığını,
f. Bilirkişi tarafından ücret brütleştirmesi yapılırken Türk hukukuna göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu ayrıca giydirilmiş ücretinde hatalı belirlendiğini,
g. Yıllık ücretli izin hesabının hatalı yapıldığını, davacının yıllık ücretli alacağı bulunmadığını,
h. Tanıklar ile davacı arasında menfaat birliği bulunduğunu, tanıklar arasında Gürcistan’da çalışması olmayan tanığın olduğunu, bu nedenlerle tanık anlatımlarına değer verilmemesi gerektiğini,
ı. Davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerine hak kazandığını ispatlayamadığını,
j. Hükmedilen faizin hukuka aykırı olduğunu, davacının Türkiye’de çalıştığı dönemler yönünden TL üzerinden hesaplama yapılması ve buna göre faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının 2017 yılına kadar Edirne’de sadece son iki yıl yurt dışında çalışmış olması karşısında yabancı hukukun uygulanmasının mümkün olmadığını,
b. Islahla toplamda talep edilen alacak miktarlarının kararda eksik yazıldığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarında sadece talep artırılan miktarlar üzerinden karar verildiğini,
c. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının zamsız ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu,
d. Kıdem tazminatı hesabında davacının çalışma süresinin tamamı yerine 2011-2017 arası dönemin dikkate alınmış olması ve son ücret olan net 2.500,00 USD yerine Türkiye’deki son ücretin esas alınmış olmasının bozmayı gerektirdiğini,
e. Gürcistan dönemine ilişkin olarak taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinde davacıya tanınan bazı hakların hükme esas alınan bilirkişi raporunda yok sayıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, hizmet süresi, aylık brüt ücret miktarı, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı ile hesaba esas alınan giydirilmiş ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacaklarının ispatı, zamanaşımı ve hükmün doğru şekilde kurulup kurulmadığına ilişkindir.
1.Somut uyuşmazlıkta davacının davalı işverenler nezdinde 04.06.2011 tarihinde başlayan çalışması 25.03.2017 tarihine kadar Türkiye’de, bu tarihten sonra ise Gürcistan’da yer alan şantiyede devam etmiştir. Gürcistan’daki çalışma dönemi yönünden taraflar arasında yeni bir iş sözleşmesi imzalanmış olup imzalanan 25.04.2017 tarihli iş sözleşmesinin Türkçe tercümesinde, uyuşmazlık hâlinde Gürcistan hukukun uygulanacağı yazılıdır. Ne var ki sözleşmenin dili Gürcüce ve İngilizce olup ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça, davacı işçinin İngilizce ve Gürcüce bildiği ispatlanamadığına göre geçerli bir hukuk seçiminin varlığından söz etmek mümkün değildir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Şu hâlde somut olayda Gürcistan’da geçen çalışma dönemi yönünden geçerli bir hukuk seçimi bulunmadığından dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında ve tarafların tâbiiyeti, yerleşim yerleri, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer dikkate alındığında; hukuk seçimi anlaşması bulunmayan Gürcistan’da geçen çalışma dönemi bakımından daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının tüm çalışma dönemi yönünden Türk hukuku uygulanması gerekirken 25.03.2017 tarihinden sonra Gürcistan’da geçen çalışma dönemi için Gürcistan hukukunun uygulanması hatalı olmuştur. Bu itibarla Mahkemece uyuşmazlık konusu dönemin tamamı yönünden Türk hukuku uygulanmalıdır.
2. Davaya konu alacakların hangi para birimi üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınacağı ve hüküm altına alınan alacak kalemlerine işletilecek faiz bir diğer uyuşmazlık konusudur. Bu noktada iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı alacaklar dışında diğer alacak kalemleri için Türkiye’de geçen dönem TL cinsinden hesaplanarak hüküm altına alınmalı ve alacağın TL olarak hüküm altına alındığı gözetilerek faize hükmedilmelidir. Gürcistan’da geçen dönem çalışma süresi yönünden ise alacaklar USD cinsinden hesaplanarak hüküm altına alınmalı ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun dikkate alınarak faize hükmedilmelidir.
İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı alacaklara gelince; davacının son ücreti 2.500,00 USD olup kıdem tazminatı, fesih tarihindeki kıdem tazminat tavanı ve fesih tarihindeki döviz kuru dikkate alınarak USD üzerinden hesaplanmalı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı ise son ücret olan 2.500,00 USD dikkate alınarak hesaplanmalır.
Ayrıca iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı alacaklar dışında diğer alacak kalemleri yönünden Türkiye’de çalışılan ve Gürcistan’da çalışılan dönemler yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği de gözetilmelidir.
3. 10.02.2010 tarihli ve 27489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gürcistan Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın “Bağımlı Faaliyetler” başlıklı 15/2 hükmü şöyledir:
“2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın, bir Akit Devlet mukiminin diğer Akit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla elde ettiği gelir, eğer:
a) Gelir elde eden kişi ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir oniki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde kalırsa, ve
b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve
c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa yalnızca ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir.”
Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı işçinin 2.500,00 USD olarak belirlenen net ücretine gelir vergisi eklendiği görülmektedir. Yukarı paragrafta yer verilen çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki düzenlemeye göre Gürcistan’da ifa ettiği çalışma dolayısıyla gelir elde eden kişi ilgili mali yıl içinde başlayan veya sona eren herhangi bir on iki aylık dönemde bir veya birkaç seferde toplam 183 günü aşmayacak şekilde kalırsa elde edilecek gelirin yalnızca ilk bahsedilen devlet olan Türkiye’de vergilendirilmesi gerekecektir. Davacı işçinin ise sözü edilen dönemdeki çalışmalarında 183 günden fazla bir süre Gürcistan’da kaldığı anlaşıldığından gelirin Türkiye’de vergilendirilmesi mümkün değildir. O hâlde, davacının ücreti brütleştirilirken %15 gelir vergisi eklenmek sureti ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
4. Kabule göre ise davacı tarafça Mahkemece yapılması muhtemel %30 indirimin de dikkate alındığı belirtilerek fazla çalışma ücreti yönünden 28.976,59 USD, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı yönünden 918,76 USD talep artırımında bulunulduğu, dava dilekçesinde ise fazla çalışma ücretinin 1.000,00 USD, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin de 500,00 USD olarak talep edildiği, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin sadece artırılan miktarlarının “taleple bağlı kalınarak” hüküm altına alındığı anlaşılmış olup dava dilekçesinde talep edilen miktarlar dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olması da hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yorumlar ve Katkılar
Düşünceni, katkını, düzeltmeni veya ek kaynak önerini paylaş.