Alıntı
Adil olmayan yasalar mevcuttur: Onlara itaat etmekle yetinelim mi, yoksa bu yasaları değiştirinceye kadar onlara itaat mı edelim, yoksa bu yasaları ihlal mi edelim? Bu tür bir devlet yönetimi altında insanlar genellikle çoğunluğu ikna edinceye kadar beklemek gerektiğine inanırlar. Eğer yasalara karşı gelirlerse, çözümün mevcut kötülükten daha kötü olacağını düşünürler. Fakat bilinmelidir ki devletin kendisi çözüm olarak mevcut kötülükten daha kötüdür.
Henry David ThoreauAdalet, herkese kendi payına düşeni vermek için sürekli ve sonsuz bir iradedir.
UlpianRoma hukuk geleneğinin en meşhur adalet tanımlarından biridir. Romalı hukukçu Ulpian’ın bu ünlü tanımı, hukukun temel amacını hakkaniyet ve liyakat ekseninde tanımlayan evrensel bir ilkedir. Bu ifade, adaletin yalnızca yazılı yasaların uygulanması değil, bireylerin hak ettiklerini teslim etmeye yönelik bilinçli, kararlı ve kesintisiz bir ahlaki çaba olduğunu vurgular. Hukuk felsefesindeki "herkese hakkını vermek" prensibinin en yetkin anlatımlarından biri kabul edilen bu yaklaşım, adalet kavramını zamanla değişen bir durumdan ziyade, insan ilişkilerinde daimî olması gereken erdemli bir tutum olarak konumlandırır. Bu bağlamda adalet, devletin ve toplumun düzenini koruyan temel bir zemin görevi görürken, aynı zamanda bireysel ve toplumsal vicdanın merkezinde yer alan sürekli bir sorumluluk bilincini temsil eder.
Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece Hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir
Piero CalamandreiBu anlamlı söz, İtalyan hukukçu ve yazar Piero Calamandrei'ye ait olup, hukukun hayatımızdaki sessiz ama hayati rolünü çok zarif bir şekilde ifade etmektedir.
