Adî Ortaklık Sözleşmesinin İspatı Meselesi

Bu kapsamlı çalışma, adî ortaklık kuracak olan girişimciler ve hukukçular için hayati uyarılar içermektedir. Kuruluş aşamasındaki "basitlik" ve "güven", ileride telafisi güç hukuki süreçlere dönüşebilir. Makale, akademik bir perspektifle mevcut hukuk sistemindeki bu çelişkiyi (geçerlilikte serbestlik - ispatta sınırlama) ele alırken, Yargıtay’ın güncel kararlarıyla da uygulamaya ışık tutmaktadır.

Adî ortaklık sözleşmesinin ispatı nasıl yapılır? Yazılı sözleşme yoksa ortaklık ilişkisi nasıl kanıtlanır? Dr. Melis Taşpolat Tuğsavul’un makalesi, HMK m. 200 çerçevesinde senetle ispat kuralını, Yargıtay’ın güncel kararlarını ve gizli ortaklıklarda ispat meselelerini detaylıca analiz ediyor.

Bu makale, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Melis Taşpolat Tuğsavul tarafından kaleme alınmış olup, ticari hayatta esnekliği nedeniyle sıkça tercih edilen ancak uyuşmazlık anında ciddi ispat güçlükleri doğuran adî ortaklık sözleşmelerini usul hukuku perspektifiyle derinlemesine incelemekte.

Adî ortaklıklar, Türk hukuk sisteminde tüzel kişiliği bulunmayan, iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve sermayelerini birleştirdikleri en temel ve esnek ortaklık yapısıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 620-645. maddeleri arasında düzenlenen bu yapı; joint venture, konsorsiyum ve kartel gibi karmaşık ticari modellerin de temelini oluşturur. Ancak bu esnekliğin ve “şekil serbestisi” ilkesinin getirdiği bir risk vardır: Uyuşmazlık halinde ortaklık ilişkisinin varlığını ispatlamak.

İspat Yükü ve Senetle İspat Zorunluluğu Makalede vurgulandığı üzere, adî ortaklık sözleşmesinin geçerliliği için kanunen bir şekil şartı aranmasa da, uyuşmazlık çıktığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 200 uyarınca “senetle ispat” kuralı devreye girmektedir. Eğer ortaklık konusunun miktar veya değeri kanuni sınırı (günümüzde oldukça düşük bir meblağdır) aşıyorsa, ortaklığın varlığını iddia eden taraf bunu yazılı bir belge ile kanıtlamak zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir; yazılı bir sözleşme yoksa tanık dinletilebilmesi için karşı tarafın açık muvafakati gerekmektedir.

Doktrindeki Görüş Ayrılıkları ve Tartışmalar Dr. Taşpolat Tuğsavul, makalesinde bu katı ispat kuralına yönelik doktrindeki eleştirilere de yer vermektedir. Bazı hukukçular, şekil serbestisi olan bir sözleşme tipinde bu kadar katı bir ispat şartının aranmasının, Borçlar Kanunu’ndaki “serbestlik” ilkesini pratikte işlevsiz hale getirdiğini savunmakta. Toplumda hukukî destek alma alışkanlığının düşük olması ve insanların sözlü anlaşmalara güvenmesi, senetle ispat zorunluluğu nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açabilmekte.

Gizli Ortaklık ve Delil Başlangıcı Çalışmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Türk hukukunda pozitif bir düzenlemesi bulunmayan ancak uygulamada sıkça rastlanan “gizli ortaklık” (iç ortaklık) kavramıdır. Makalede, gizli ortaklıkların ispatında Yargıtay’ın mahkeme dışı ikrarları (örneğin savcılık ifadeleri) nasıl değerlendirdiği ve bu tür ilişkilerde de dış ortaklıklardaki ispat kurallarının uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmakta. Ayrıca, yazılı belgenin olmadığı durumlarda ispatı kolaylaştıran “delil başlangıcı” (HMK m. 202) ve “yemin” gibi alternatif kanıt yöntemlerinin adî ortaklıklar özelindeki uygulama biçimleri detaylandırılmakta.

MAKALENİN TAMAMINI OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ!

 

Bunları da Okuyabilirsiniz!

Ankahukuk Sitesi
Ankahukuk Sitesihttps://www.ankahukuk.com
Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

Cevap Bırak

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!

İlginizi Çekebilir

Bugün İlgi Görenler

Hukuk ve Yaşam