Cumartesi, Haziran 15, 2024

İdare Hukuku Pratik Çalışmaları – Marmara Üni. Hukuk – 2012-2013 Yılı

- Advertisement -

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku, 2012-2013 öğretim yılı pratik çalışmaları

10.05.2013 Tarihli Pratik Çalışma

OLAY I
Bayan S, 1.1.2004 tarihinde başladığı avukatlık stajının avukat A’nın yanında yapması gereken altı aylık kısmı dahilinde, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu’nun 22.6.2004 günlü kararı uyarınca Frankfurt Barosu ile İstanbul Barosu arasındaki stajyer değişim programı çerçevesinde A’nın da muvafakati ile 8.7.2004-4.9.2004 tarihleri arasında Frankfurt’a gitmiştir. Staj süresinin bitiminde (1.1.2005) Bayan S, İstanbul Barosu levhasına yazılmasını talep etmiş ve bu talep Baro yönetim kurulunca kabul edilmiştir. Bu karar Türkiye Barolar Birliği’nin olumsuz görüşüyle birlikte Adalet Bakanlığı’na gönderilmiş ve Bakanlıkça uygun bulunmama kararı onaylanmıştır. Karar 1.3.2005 tarihinde S’ye tebliğ edilmiştir.
1136 Sayılı Avukatlık Kanunu
Madde 15:
Avukatlık stajı bir yıldır. Stajın bu kısmında yer alan hükümler uyarınca ilk altı ayı mahkemelerde ve kalan altı ayı da en az beş yıl kıdemi olan (bu beş yıllık kıdem hesabına kanunun 4 üncü maddesinde yazılı hizmette geçen süreler de dahildir.) bir avukat yanında yapılır.
Madde 23:Staj kesintisiz olarak yapılır. Stajyerin haklı nedenlere dayanarak devam etmediği günler, engelin kalkmasından sonraki bir ay içinde başvurduğu takdirde, mahkeme stajı sırasında Adalet Komisyonu, avukat yanındaki staj sırasında ise Baro Yönetim Kurulu kararı ile tamamlattırılır. Stajın yapıldığı yere göre adalet komisyonu başkanı ve Baro Başkanı, haklı bir engelin bulunması halinde yanında staj yaptığı avukatın da görüşünü alarak stajyere otuz günü aşmamak üzere izin verebilir.
Stajyer, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idari makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak, Baro Yönetim Kurulunca verilen ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür.
Stajyerler, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorundadırlar.
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliği
Madde 22:
Her Baro, kendi örgütsel oluşumu içinde, stajyerin, özgür, bağımsız, meslek ilkelerine bağlı, uygulamada karşılaştığı sorunları hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğü kurallarına uygun olarak çözümleyebilecek, adil ve etkin bir yargılamaya ulaşmak amacıyla yargının kurucu bir öğesi olarak görev yapan avukatlar yetiştirmek için staj eğitimi çalışmaları yapar.
Barolar, Avukatlık Kanunu ve Yönetmelik hükümleri ile kendilerine verilen staj eğitim görevinin; bilimsel ilkelere uygun ve sürekli olarak yerine getirilmesi amacıyla Staj Eğitim birimleri oluşturabilirler. Bu birimlerin kuruluşu, işleyişi, yetki ve sorumlulukları ile benzeri konular her Baronun kendi genel kurulunca bu Yönetmelikteki ilkelere göre kabul edeceği iç Yönetmeliklerle belirlenir.
Staj eğitim birimlerinde stajyerlere verilecek eğitim, avukat yanında yapılan staj süresinden sayılır ve stajın kesintisiz yapılacağı kuralına aykırı olarak nitelendirilemez.
Sorular
1-
İdari işlemin hukuki gerekçesini yazınız.
2- Bu kararın hukuka aykırılığı hangi gerekçelerle ileri sürülebilir? Belirtiniz.
3- Bu kararın iptali için, S’nin yanında staj yaptığı avukat A dava açmak istemektedir.
Av. A’nın dava açıp açamayacağını açıklayınız.
4- Bu işleme karşı açılacak dava;
a) Kime karşı,
b) Ne süre içinde,
c) Hangi mahkemede açılmalıdır?

OLAY II
İstanbul A ilçesi Emniyet Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yapmakta olan P, 6.11.2002 tarihinde görevli olduğu sırada iftar yapmak için gittiği lokantada ekip arkadaşı olan diğer polis memuru D tarafından silahın yanlışlıkla ateşlenmesi sonucunda yaralanarak hayatını kaybetmiştir.
Sorular
1-
P’nin yakınları bu olaya karşı dava açmak istemektedirler. Bu kişiler,
a- Ne tür bir davayı,
b- Hangi Mahkemede,
c- Ne süre içinde açmalıdırlar?
2- Olayda idarenin sorumluluğunun hangi esasa dayandırılabileceğini tartışınız
3- İdarenin savunmasının ne yönde olabileceğini belirtiniz.

İptal ve Tam Yargı Davası Dilekçe Örneği

………………………………… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİ VARDIR
DURUŞMA TALEPLİDİR
DAVACI : ………. ………………….. (TC Kimlik No: ……………..)
Adres: …………………………………….
VEKİLİ : Av. ……………………. ………………. (TC Kimlik No: …………………………)
Adres: …………………………………………..
Tel:……………………
DAVALI : ……………………. …………………………
Adres: ……………………………………..
KONU : İşlemin İptali, Yürütmenin Durdurulması ve Duruşma Talebimizden İbarettir
UYUŞMAZLIK KONUSU
MİKTAR :
…………….. TL
AÇIKLAMALAR :

  1. Ülkemizde şeker rejimi 19.4.2001 tarih 4634 sayılı yasayla düzenlenmiştir. Yasanın genel gerekçesinde “şeker üretiminde istikrarın sağlanması ve korunmasının, sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesinin, Avrupa Birliği düzenlemeleri yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası taahhütlere uyum sağlanması ile özelleştirmeye olanak sağlayacak hukukî alt yapının hazırlanmasının ilke olarak benimsendiği” vurgulanmıştır. Yine aynı gerekçede getirilen yeni düzenlemeyle “halen şeker fabrikalarında istihdam edilen otuz bin civarında işçi” ile “geçimini pancar tarımıyla sağlayan binlerce çiftçinin” gözetilerek şeker fabrikalarının iç pazar paylarının kotalara bağlandığı belirtilmiştir. Şeker Yasasının 2.maddesinde kanunun amacının “…yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihracata yönelik olarak Türkiye’de şeker rejimini, şeker üretimindeki usul ve esaslar ile fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerini düzenlemek” olduğu hükmüne yer verilmiştir.
  2. Kotaların tespitinin nasıl yapılacağı yasanın 3. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre: “Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının %10’unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak %50’sine kadar artırmaya, %50’sine kadar eksiltmeye yetkilidir. Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez. Şirketlerin A ve B kotaları her yıl en geç 30 Haziran tarihine kadar, yurt içi şeker talebi, fabrikaların işleme ve şeker üretim kapasiteleri göz önünde bulundurularak Kurul tarafından müteakip beşer yılık dönemler için tespit edilir.
    Kotalar, fabrikaların üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanları esas alınmak suretiyle hesaplanır. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır. Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için kota temin etmeleri zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.”
  3. Yasal çerçeve bu olmakla beraber, dava konusu ettiğimiz müvekkil şirkete tahsis edilen toplam 69.680 ton kota işleminde yasa hükümleri dikkate alınmamış; kamu yararı amaçlanmamıştır. İşlemin iptali gerekmektedir: Kotalar, fabrikaların üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanları esas alınmak suretiyle hesaplanır” maddesine dayanılarak yapılan hesaplama yasa maddesi yanlış yorumlanarak ve müvekkil şirkete ilişkin veriler eksik girilerek hatalı olarak yapılmıştır.
  4. Öncelikle yasanın amaçladığı ve kurumun da varlık sebebini oluşturan “şeker üretiminde ve arzında istikrarın” sağlanması bakımından öne çıkan yurt içi talep ya da ulusal arz miktarının Kurul tarafından yönetmelikte öngörülen değişken faktörler göz önüne alınmaksızın hesaplandığı açıktır. Yönetmeliğe göre “Yurt içi talep tahmini; Kurul tarafından temin edilecek geçmiş yıllara ait, şirketlerin satış ve dış ticaret bilgileri ile ilgili resmi ve özel kuruluşların tüketim ve tüketimi etkileyen unsurlara, dış ticarete ilişkin verileri de göz önüne alınarak
    Kurum veya gerektiğinde Kurumun uygun göreceği uzman bir kuruluş veya firma tarafından hesaplanır.” Böyle bir hesaplama yapılmaksızın, özellikle yurda kaçak yollardan giren şeker miktarının 900.000 tona ulaşması ve 2003, 2004 ve 2005 yıllarında toplam 1.207.631 ton kaçak şeker ele geçirilmesi; ülke şeker tüketiminin fabrikalarca yapılan satışların neredeyse iki katı civarında olması; Polonya, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkelerin üyeliklerine bağlı olarak AB şeker sektöründe yaşanan değişiklikler ve ülkemize etkileri; şeker pancarına alternatif nişasta bazlı üreticilere sağlanan (AB içinde %2 olan) %10-15’lik kotalar gibi çok sayıda faktörün değerlendirilmesi yapılmadan, 10 yıllık bir süre için sabit bir ülke kotasına odaklanılmıştır. Bu rakama bağlı olarak fabrika kotaları da belirlenirken kendi içinde haksız oranlarda tahsislere gidilmiştir. Bunun en ağır örneğini müvekkil şirket oluşturmaktadır: 120-130 bin tonlarda üretim kapasitesine sahip bir fabrika bunun yarısıyla yetinmek ve nominal kapasitelere dayalı olarak başında elde ettikleri yüksek kotaların avantajıyla daha da güçlenen diğer özel fabrikalarla haksız bir rekabete sürüklenmektedir. Tabii ki bu bölgesel kayıplara yol açmakta, Amasyalı pancar üreticisi başta olmak üzere yöre ekonomisinin bütün unsurları bu durumdan zarar görmektedir. Böylesine hassas bir alanda düzenleyici faaliyette bulunan bir kurumun her kararında ne tür toplumsal etkilere yol açtığını hesaplaması, adil olması ve kamu yararını üstte tutması gerekirdi.
  5. 19.4.2001 tarih 4634 sayılı yasanın 3. maddesinde yer alan “…İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır” hükmü Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
    Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunuyoruz. Bu hükümle yasanın yürürlüğe girmesi öncesinde kapasite artırımı ve kuruluş izni almış iki fabrikaya ayrıcalık sağlanmaktadır. Bu durum yasanın bundan böyle kapasite artırımı ve yeni fabrika kurulmasının kota teminine bağlı olduğu yolundaki hükmü birlikte düşünüldüğünde tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. “İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırımı izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır” ifadesiyle kapasitesini Kanunun yayım tarihinden sonra önemli ölçüde artırmış bulunan Kayseri Şeker Fabrikalarının önemli avantajlar sağladığı açıktır. Adı geçen fabrika kapasitesini 2002 yılında 5000 ton/günden 6500 ton/güne ve 2003 yılında 6500 ton/günden 9500 ton/güne revize ederek günlük işleme kapasitesini toplamda %90 oranında artırmıştır. Böylece, 2002/2003 kampanya döneminde 148.900 ton olan şeker kotası 2004/2005 yılı dönemine gelindiğinde 190.440 tona çıkartılmıştır. Bu dönemde, Şeker Kurulu şeker üretim kotasını yıllık 2.149 bin ton seviyesinde belirlemiş ve yeni eklenen kapasiteleri dikkate almamıştır. Ülke talebi ve arzında meydana gelen değişimi hesaba katmaksızın verilen kapasite artırıma yönelik izinler, sektörü daha büyük çıkmaza sokmakta ve Amasya’da olduğu gibi birçok bölgenin kotasından yapılan kesintilerle kapasitesi artırılan fabrikalara yeni kotalar verildiği anlaşılmaktadır. Aynı durum, Konya Şeker
    Fabrikası için de geçerlidir.”
  6. Danıştay 13. Dairesi tarafından 4634 sayılı yasanın geçici 8. maddesinin iptaliyle yürürlüğünün durdurulması yönünde Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuştur (2005/68 E.). Kurumun görev süresinin 31 Aralık 2004 itibarıyla sona erdirilmesine ve Şeker Kurulu’nun görev ve yetki süresinin 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durduran Danıştay 13. Dairesinin başvurusunda öngörüldüğü gibi, “Anayasa’ya göre yasama yetkisinin TBMM’ye ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği,
    ‘iptali istenen maddede yetki devrinin çerçevesi ve sınırlarının çizilmediği, Bakanlar Kurulu’na kural koyucu, geniş bir takdir alanı tanındığı’ görüşü temelinde bir karar verilirse 31.12.2004 ile 31.12.2006 tarihleri arasında ve bugün Şeker Kurumu bir bağımsız idari otorite ve kamu tüzel kişisi olarak varlığını sürdürüyor demektir. Bu durumda “şeker kurulu” tarafından alınmış 17.12.2006 tarihli dava konusu işlem yok hükmünde olacaktır.
    Anayasa ve idare hukuku ilkeleri karşısında böyle bir durumda Kurumun yetkilerinin ve tüzel kişiliğinin organlarından birine yani şeker kuruluna geçtiği kabul edilemez.
    DELİLLER : Her tür delil.
    HUKUKİ SEBEPLER : 4634 sayılı Şeker Kanunu ve ilgili yönetmelik, 2577 sayılı İYUK.
    TALEP SONUCU : Şeker Kurumu Başkanlığınca müvekkil şirkete ikinci beş yıllık 2007/2008 pazarlama yılı pancar şekeri kotasının 67.000 ton A kotası ve 2.680 ton B kotası olmak üzere 17.11.2006 tarih ve 1603 sayılı toplam 69.680 ton olarak tahsisi işleminin iptali ile yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
    EKLER:
    1- Dava konusu işlem
    2- Başvurular
    3- Emsal kararlar
    Davacı Vekili
    Av.

06.05.2013 Tarihli Pratik Çalışma

İdare Hukuku-II Dersi
06.05.2013 tarihli Pratik Çalışma
Olay-1
Bay A, Edirne İli, 24 pafta, 12 ada, 210A parselde bulunan taşınmazı üzerindeki inşaatın durdurulmasına ilişkin 25.12.2011 tarihli belediye meclisi kararı ile Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın re’sen yaptığı imar planının ve inşaat ruhsatının iptaline yönelik 15.02.2012 tarihli belediye başkanlığı işleminin iptalini istemektedir.
Olay-2
İmar planında Organize Sanayi Bölgesi olarak ayrılan taşınmazların bu amaçta kullanılmak üzere kamulaştırılması üzerine C Köyü Muhtarlığı kamulaştırma işlemlerinin iptali için İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Davalar devam ederken, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca sanayi
sitesinin alt yapı tesisleri inşaatı ihalesi gazetede ilan edilmiş, C Köyü Muhtarlığı bunun üzerine davalı idareye başvurarak kamulaştırma ile ilgili davalar sonuçlanıncaya kadar ihalenin ertelenmesini istemiştir. İdare ise bu istemi ihale yapıldığından bahisle kabul etmemiş ve C Köyü Muhtarlığı bu kez ihalenin iptali istemiyle dava açmıştır.
Olay-3
Batman İli, Sason İlçesi, Halk Eğitim Merkezi’nde öğretmen olarak görev yapan Bay M, 2011 yılı Temmuz ayı maaşının eksik hesaplandığından bahisle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 01.08.2011 tarihli işlem ile aylıksız izin süresinin uzatılmasına ilişkin 28.07.2011 tarihli işlemin iptalini ve aylığının eksik ödenen kısmının tazminini dava konusu etmek istemektedir.
Pratik Çalışmaya İlişkin Tartışma Konuları
 Olaydaki idari işlemler ve hukuki nitelikleri
 Dava süreleri
 Yetki-Görev
 Davalar arası bağlantı
 Birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle dava açma
 Birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açması

Pratik Çalışmalar – 1

İdare Hukuku-1 Pratik Çalışma
OLAY 1

Bir soygun olayı nedeniyle Tekirdağ-İstanbul karayolunda yapılan arama esnasında 9O km hız sınırını aşan Bay A’ya jandarma tarafından dur ihtarı yapılmıştır. İhtarın Bay A tarafından dikkate alınmaması üzerine uyarı ateşi açılmış ancak araç sahibi Bay A uyarı ateşini açan jandarmaları görmesine rağmen ehliyetsiz olmasının da verdiği korku ve panik sonucu durmamıştır. Bunun üzerine araca ateş açılmış ve araç ağır hasara uğramıştır. Araç sahibi Bay A, uğradığı maddi zararının giderilmesi amacıyla dava açmak istemektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
Jandarma Nizamnamesi
Madde 270:
Jandarmanın suç faillerini takip sırasında gerekli uyarı ve ihtarı yaptıktan sonra durulmaması halinde silah kullanma yetkisi bulunmaktadır.
SORULAR
1- Olaydaki idari faaliyeti belirleyerek türü hakkında bilgi veriniz.
2- Jandarmanın eylemi hukuka uygun mudur? Gerekçeleriyle yazınız.
OLAY 2
A Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından Büyükşehir Belediyesi Tarife Komisyonunca belirlenen ücret oranında, şehir genelindeki alışveriş ve ticaret merkezi gibi yerlerin binaya ait hizmet otoparklarına gelen müşteriden ilk üç saate
kadar ücret alınmamasına karar verilmiştir.
SORULAR
1-Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından gerçekleştirilen faaliyetin hukuki niteliğini yazınız.
2-Alışveriş ve ticaret merkezi gibi yerlerin binaya ait hizmet otoparklarına gelen müşteriden ilk üç saate kadar ücret alınmaması yasağı hukuka uygun mudur? Açıklayınız.
3- Ulaşım Koordinasyon Merkezi tarafından ilk üç saate kadar ücret alınmaması kararına karşı kamu külfetlerinde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle dava açılabilir mi?
Gerekçeleriyle açıklayınız.

Pratik Çalışmalar – 2

İdare Hukuku-II Dersi Pratik Çalışma
11.05.2012
PRATİK ÇALIŞMA-I

Dava, 3.1.2004 günlü, 25335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 29.12.2003 günlü, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali, anılan kararın dayanağı olan 5021 sayılı Kanunun Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması; T.imar bankasına, bankanın mevduat kabul etme izni kaldırılıp, faaliyeti sona erdirilmeden önce devlet iç borçlanma senet bedeli olarak … ytl yatıran davacının, bankada ödediği bedelin karşılığı senedin olmadığını, aracı kuruluş yetkisi olmayan bankanın açığa satış yaptığını öğrenmesi üzerine; adı geçen bankanın açığa satış yapmasını engellemeyen, yeterli denetim yapmayan davalı idarelerin hizmet kusuru işledikleri iddiasıyla uğradığını iddia ettiği zararın söz konusu idarelerden müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
SORU: Söz konusu davayı, ilk inceleme aşamasında “birden fazla işleme karşı, aynı dilekçe ile dava açılması” bakımından inceleyiniz.
Pratik Çalışma II
Adana Tekel Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapmakta iken re’sen emekliye sevkedilen Bay A bu işlemin iptali istemiyle Adana 1.İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Bu dava sırasında Adana 1.İdare Mahkemesince verilen
yürütmeyi durdurma kararı üzerine Bay A’nın ilgili idare tarafından Erzurum Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlüğüne müdür yardımcısı olarak ataması gerçekleştirilmiştir.
Soru: Söz konusu atama işleminin hukuka uygun olup olmadığını tartışınız.

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu Hafta İlgi Görenler

İşçinin İş Sözleşmesini Mobbing Nedeniyle Fesih Hakkı

Son yıllarda işçi ve işveren arasındaki çalışma barışını tehdit...

Ölüm Ve Beden Zararlarına İlişkin Tazminat Taleplerinde Zamanaşımı Sorunu

Ölüm ve beden zararına yol açabilen objektif hukuka veya...

Genel Kamu Hukuku – İnsan Hakları Pratik Çalışması – 15.5.2009 – AÜHF

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Genel Kamu Hukuku dersi, “İnsan...

Osmanlı Ceza Muhakemesi Hukukunda Şüpheli Ve Sanığın Susma Hakkı

Kişinin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya ya da...

Borçlar Hukuku Özel Pratik Çalışması (Kira) – İÜHF – 16.01.2015

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Borçlar Hukuku kira konulu Özel...

Sorularla Türk Medeni Kanunu Kişiler Hukuku –...

Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre kişiler hukuku, bireylerin medeni...

İdare Hukuku Vize Sınavı İçin Pratik Çalışma-...

2018-2019 Öğretim Yılı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku...

Siyaset Bilimi (Soru Cevap Şeklinde – 339...

339 soru ve cevabından oluşan siyaset bilimi dersi S.1- Felsefe...

İdare Hukuku Vize Sınavı İçin Pratik Çalışma-...

2018-2019 Öğretim Yılı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku...

İdare Hukuku Pratik Çalışmalar – Marmara Üni....

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku, 18.03.2016 tarihli pratik...

İdare Hukuku Pratik Çalışmalar – Marmara Üni....

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku, 11.03.2016 tarihli pratik...

İdare Hukuku Pratik Çalışmalar – Marmara Üni....

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku, 15.04.2016 tarihli pratik...

İdare Hukuku Pratik Çalışmalar – Marmara Üni....

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku, 22.04.2016 tarihli pratik...

Siteden