Cumartesi, Haziran 15, 2024

Esnaf Bağ-Kur Sigortalılığının Tespiti Davaları

- Advertisement -

A. Genel Olarak

Esnaf Bağ-Kur sürelerinin tespitine ilişkin davaların yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin b bendinin 1, 2 ve 3 numaralı alt bentleri, 6, 7, 9. ve geçici 8. maddeleri; anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi öncesi süre yönünden ise aynı Kanun’un geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri olacaktır.

Esnaf Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin geçmişe yönelik tespitine ilişkin olarak kanunlarda tespite imkân veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu, vergiye kayıtlı olan dönemlere ilişkin olarak belli sürede başvurulup borçlanma bedelini ödeyerek sigortalılık verilmesine olanak tanımaktadır.

1479 sayılı Kanun döneminde sigortalılık şartları yönünden pek çok değişiklik yapılmıştır. Her kanunun yürürlükte olduğu dönem için uygulanacağı ancak kazanılmış haklara engel oluşturmayacağı gözetilmelidir.

 Bu durumda, sigortalılık şartlarının her kanun dönemi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

B. 1479 Sayılı Kanunla İlgili Değerlendirmeler

a. 1479 Sayılı Kanun’un Yürürlükte Olduğu Döneme İlişkin Yasal Süreç ve Sigortalılık Şartları, Vergiye Kayıtlı Olan Sürelerin Borçlanılabilmesi ve Şartları

01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü ve 25 inci maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olan gerçek kişiler, meslek kuruluşuna kayıt yaptırarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren zorunlu sigortalı sayılmış iken 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Daha sonra 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun’la 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında yapılan değişiklikle diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden muaf olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun’la kapsam genişletilerek gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, 4956 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle değiştirilen hükümle zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma şartı konulmuştur.

1479 sayılı Kanun’un 24. maddesinde sigortalılık şartları, 25. maddesinde de sigortalı olamayacaklar düzenlenmiştir. 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25. maddelerinin son haline göre; kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulmuş olan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;

  • Esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
  • Kollektif şirketlerin ortakları,
  • Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
  • Limited şirketlerin ortakları,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
  • Donatma iştirakleri ortakları,
  • Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları,

Sigortalı sayılmaktadır.

Buna karşılık;

  • 18 yaşını doldurmamış olanlar (1479 sayılı Kanun Ek Geçici Madde 5 – Ek: 19/4/1979 – 2229/34 md. 18 yaşını doldurmadıkları halde 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi gereğince sigortalı sayılanlardan, bu kanunun yürürlük tarihindeki dönem sonuna kadar 18 yaşını doldurmayanların kazandıkları haklar saklı kalmak kaydıyla sigortalılıklarına son verileceğinden bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar 18 yaşını doldurmayanlardan 1479 sayılı Kanun kapsamına girdikleri halde kayıt ve tescil için başvurmayanların her türlü borç ve yükümlülükleri kaldırılmıştır),
  • Kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle bu tür kuruluşlardan malûllük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunmuş olanlar (dul ve yetim aylığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici veya sürekli kısmi iş göremezlik geliri alanlar hariç),
  • Tarım işi yapanlar (tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç),

Sigortalı sayılmazlar.

Kanunda, geçmişe yönelik olarak sigortalılık sürelerinin tespit olanağı bulunmamakta ise de kurum yapılan yasal değişikliklere göre belli tarihleri gözetmek suretiyle geçmişe yönelik olarak da sigortalılık tescili yapabilmektedir. Yasal düzenlemeler, kurum uygulamaları ve içtihatlar gözetildiğinde uygulamanın aşağıdaki şekilde olması gerektiği düşünülmektedir.

aa.  20.04.1982 öncesine ilişkin süre yönünden

1479 sayılı Kanun’da 14.04.1982 tarih ve 2654 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öncesinde tescil edilmiş olanların kazanılmış hakları korunur. Tescile esas kayıtlar ile kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının devam etmesi şartıyla öncesinde başlayan sigortalılıklarının devam edeceği esas alınmalıdır (Y.10. HD 09.03.2004 tarih 22 – 1750 sayılı kararı).

Kural olarak 1479 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’da olduğu gibi geçmişe dönük sigortalılığın tespitine ilişkin dava açılabileceğine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Ancak istisnai bazı durumlarda dava açılabilmektedir. Bu dönem için açılan davalarda 1479 sayılı Yasa’nın Ek Geçici 12. maddesinin göz önünde tutulması gerekir. Bu madde kuruma 20.04.1982 tarihinden önce giriş bildirgesi verilmiş olmasına, tescil işlemi yapılmasına veya prim ödenmesine rağmen kurumca sigortalılık koşulları yönünden uyuşmazlık çıkartıldığı durumlarda, sigortalıya Ek Geçici 13. maddedeki sürelere tabi olmaksızın sigortalı olunan sürelerin tespitini dava etme hakkı tanımaktadır.

Kişinin 20.04.1982 tarihinden önce prim ödemesi veya tescili yoksa 1479 sayılı Yasa’nın Ek Geçici 13. maddesine göre vergide kayıtlı olduğu süreleri borçlanma isteğinde bulunup bulunmadığı önem taşır. Yasal sürede yapılan borçlanma isteği ile hizmet süreleri elde edilebilir. İlgili maddelerde belirtilen sürelerde borçlanma başvurusu yoksa dava yoluyla sigortalılık süresi elde edilemez.

ab. 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arası süre yönünden

2654 sayılı Yasa ile kanunda 20.04.1982 tarihinde yapılan değişiklikle sigortalı olarak tescil edilebilmek için gerçek veya götürü usulde vergide kayıtlı olmak koşul haline getirilmiş ise de 20.04.1982 tarihinden önce tescili bulunan sigortalılar yönünden bağımsız faaliyetin, esnaf odası kaydının bu tarihten sonra da devamının kanıtlanması durumunda sigortalılığın devam ettiğinin kabulü gerekir.

Sigortalının esnaf odası veya vergi kaydı ile tescil edilmiş olmasına karşın tüm kayıtlarının silinmesi veya sigortalılık koşullarını yitirmiş olması durumunda kurum tarafından icra yoluyla primlerin tahsil edilmesi durumunda da, primleri alınan süreler yönünden sigortalılığın kabulü gerekir.

Ayrıca sigortalılık koşullarını ilk tescil tarihinden sonraki dönemde yitiren sigortalının, hiçbir araştırma yapılmaksızın 3780 ve 4247 sayılı Yasalardan yararlandırılarak primlerinin tahsil edilmesi ve kurum tarafından 5-10 yıl gibi uzun yıllar kullanılması durumunda da primleri ödenen sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekir.

20.04.1982-14.03.1985 dönemi öncesinde tescili bulunmayan sigortalılar, 4956 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar vermiş oldukları işe giriş bildirgesine, re’sen tescile veya tescil talebi yerine geçen prim ödemesine dayalı olarak bu dönemde vergi kayıtları varsa veya doğal olarak 1479 sayılı Yasa’nın 2654 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesindeki diğer koşulları varsa bu dönemin tespitini dava edebilirler.

Bağımsız çalışanlar, 02.08.2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece geçici 18. madde uyarınca vergide kayıtlı süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Ancak geçmişe yönelik hizmetlerini dava yoluyla tespit ettiremezler.

14.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. ve 25. maddelerinde yapılan değişiklikle vergi kaydı yanında esnaf odası veya esnaf sicili kayıtlarının da sigortalılık tesciline esas alınacağı düzenlenmiştir.

1479 sayılı Kanun’a 2654 sayılı Kanun ile eklenen Ek Geçici 13. madde ile  “…sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanun’un yürürlüğe girdiği (20.4.1982) tarihinde başlayacaktır’’ hükmü getirilmiştir. Buna göre, sigortalılık niteliği taşıdığı halde, 20.04.1982 tarihinden önce sigortalı olarak tescil edilmemiş olanların sigortalılıkları 20.04.1982 tarihinden itibaren başlatılacaktır.

1479 sayılı Kanun’a 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesiyle eklenen ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 18. madde uyarınca, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.

 Yukarıda belirtilen düzenleme öncesinde, sigortalılık şartlarının bulunması şartıyla, sigortalılık süresini 20.04.1982 tarihine kadar geriye götürmeye engel bir hüküm bulunmamaktaydı. Yargıtay içtihatlarında tescil işlemi, 1479 sayılı Kanun’a 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile eklenen Geçici 18. maddesinin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden önce yapılanlar yönünden, sigortalılık şartlarının bulunması durumunda, sigortalılık süresinin 20.04.1982 tarihine kadar geriye götürülmesi gerekeceği belirtilmektedir. Örneğin; 01.01.1981 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı bulunan sigortalının kuruma sigortalı olarak kayıt ve tescil işleminin 01.08.2003 tarihi ve öncesinde yapılmış olması durumunda, kurum, anılan durumdaki kişiyi 04.10.2000 tarihinden itibaren sigortalı olarak tescil etmektedir. Ancak yukarıda belirtilen açıklama gereğince bu durumdaki sigortalının 20.04.1982 tarihinden itibaren sigortalı olduğunun kabulü gerekir.

Ancak kanun koyucu, 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18. maddesinde, sigortalılık niteliği taşıdığı halde, anılan maddenin yürürlüğe girdiği 03.08.2003 tarihine kadar kuruma kayıt ve tescilini yaptırmamış olanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği 03.08.2003 tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde (05.02.2004 tarihine kadar) kuruma yazılı olarak başvurulması şartı ile 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasında vergiye kayıtlı olunan dönemleri borçlanabilme imkânı tanımıştır. Şüphesiz borçlanma bedelinin, kanun maddesinde açıkça yazıldığı gibi sağlık sigortası primlerini de kapsayacak şekilde ödenmesi gerekecektir ve usulüne uygun borçlanılması durumunda, bu dönem sigortalılık süresi olarak kabul edilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de sigortalının, daha önce herhangi bir tescilinin bulunmaması ve 02.08.2003 tarihinden itibaren vergi süresinin borçlanılabileceği altı aylık süre içinde 04.10.2000 tarihi sonrası dönem için sigortalı olarak tescilinin bulunması gerekmektedir. 04.10.2000 tarihinden önce sigortalı olarak tescil edilmemiş olanlar ile sigortalı olarak tescillerinin vergi borçlanması için belirtilen altı aylık sürenin sona erdiği 05.02.2004 tarihinden sonraki bir tarihte tescil işlemi yapılanların, anılan Kanun’un Geçici 18. maddesindeki vergi borçlanmasından yararlandırılamayacağı anlaşılmaktadır.

ac. 04.10.2000 – 01.10.2008 tarihleri arası süre yönünden

Sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18. maddesinin yürürlüğe girdiği 03.08.2003 tarihinden önce kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanlar ve aynı madde gereği kuruma süresinde başvurarak vergiye kayıtlı olduğu önceki dönemleri borçlanmamış olanlar yönünden (tescil işlemi 03.08.2003 tarihi ile 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihi arasında yapılmış olanlar yönünden) sigortalılık hak ve mükellefiyetleri, 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacak ve sigortalılığın sona ermesine kadar devam edecektir.

5510 sayılı Kanun’un, 1479 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümleri başlıklı geçici 8. maddesinde “Bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren başlar…” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre sigortalılık niteliği taşıdığı halde 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce kuruma kayıt ve tescil için başvurmamış olanların sigortalılıkları başlayacaktır.

Kanun koyucu 5510 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesinde, “bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanun’un yürürlük tarihi ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla sigortalının bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanun’un 89 uncu maddesine göre iade edilir…” düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunulması durumunda borçlanma hakkından yararlanılabilecek ve 04.10.2000 tarihi ile 01.10.2008 tarihleri arasında vergiye kayıtlı olduğu sürelere sigortalılık verilecektir. Aksi durumda sigortalılık süresi, 01.10.2008 tarihinden itibaren başlayacaktır (Y. 10. HD 29.03.2013 tarih ve 2012/12753-2013/6230; Y.10.HD 29.03.2013 tarih ve 2012/12758-2013/6231 sayılı Kararları).

1479 sayılı Kanun’un geçici 18. maddesinin açıklandığı kısımda da belirtildiği gibi sigortalının daha önce herhangi bir tescilinin bulunmaması ve 01.10.2008 tarihinden itibaren vergi süresinin borçlanılabileceği altı aylık sürenin sona erdiği 01.04.2009 tarihine kadar 01.10.2008 tarihi ve sonrası dönem için sigortalı olarak tescilinin bulunması gerekmektedir. 01.10.2008 tarihinden önce sigortalı olarak tescil edilmemiş olanlar ile sigortalı olarak tescillerinin vergi borçlanması için belirtilen altı aylık sürenin sona erdiği 31.03.2009 tarihinden sonraki bir tarihte tescil işlemi yapılanların, anılan Kanun’un geçici 8. maddesindeki vergi borçlanmasından yararlandırılamayacağı anlaşılmaktadır.

21.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun geçici 3. maddesinin 4. Fıkrasında “oda üyeliğine istinaden Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu üyesi olan ancak bu Kanun’un yürürlüğe girmesiyle üyelik şartlarını taşımadıkları için oda üyelikleri sona erenlerin bu kuruma olan üyelikleri yükümlülüklerini yerine getirmeleri kaydıyla devam eder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan ve vergi kaydı olmaksızın oda kaydına dayalı olarak sigortalı bulunan kişilerin, anılan Yasa’nın 7 ve devamı maddeleri ile odaya üyelik şartlarının değiştirilmesi sonucu oda kaydının sona ermesi haline münhasır olarak oda kaydının bulunmaması halinde dahi yükümlülüklerin ifası şartıyla sigortalılıklarının devam edeceği öngörülmüş olup 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi gereği sigortalılık için gerekli olan kendi nam ve hesabına çalışma koşulunun bulunması halinde zorunlu sigortalı sayılacakları açıktır.

ad. 5510 Sayılı Kanun’un Yürürlükte Olduğu Döneme İlişkin Yasal Süreç Ve Sigortalılık Şartları

Yukarıda da açıklandığı gibi 5510 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesindeki düzenleme gereği sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 01.10.2008 tarihine kadar kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan ve kanunda belirtilen sürede, vergiye kayıtlı oldukları dönemini borçlanmayanların sigortalılığı 01.10.2008 tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu durumdakiler için artık 01.10.2008 tarihi öncesi süre yönünden sigortalılığın tespiti mümkün bulunmamaktadır.

5510 sayılı Kanun’da sigortalı sayılanların düzenlendiği4. maddesinin b bendinin 1, 2 ve 3 numaralı alt bentlerine göre hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları sigortalı sayılır.

5510 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre Kanun’un 4. maddesinin (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılık hak ve yükümlülükleri;

  • Gelir vergisi mükellefi olanlar ile şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının, vergi mükellefiyetlerinin başladıkları,
  • Sermaye şirketlerinden limited şirket ortakları ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri,
  • Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kuruluna seçildikleri,
  • Gelir vergisinden muaf olanların ise esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı oldukları,

Tarihten itibaren başlar.

5510 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların sigortalılıkları;

  • Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
  • Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6. maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği,
  • Dördüncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği,
  • Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği,
  • Limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği,
  • Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği,
  • İflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği,
  • Ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği,

Tarihten,

  • Herhangi bir yabancı ülkede ikamet eden ve o ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başladığı veya ikamet esasına bağlı olarak o ülke sosyal güvenlik sistemine dâhil olduğu,
  • (3) numaralı alt bent kapsamında iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketlerin ortaklarından 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları,
  • Gelir vergisinden muaf olan, ancak esnaf ve sanatkârlar sicili kaydına istinaden 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,

Tarihten bir  gün öncesinden,

  • 6132 sayılı Kanuna tabi jokey ve antrenörler için, lisansları yenilenmeyenlerin lisanslı oldukları yılın sonundan,

İtibaren sona erer.

Ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde 1479 sayılı Yasa’dan farklı olarak anonim şirket kurucu ortakları sigortalı sayılmamış olup anılan yasanın geçici 22. maddesinde ise “bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde belirtilen anonim şirketlerin kurucu ortaklarından daha önce 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesine tabi olarak sigortalı olanlardan sigortalılıklarını devam ettirmek isteyenlerin bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde yazılı talepte bulunmaları halinde sigortalılıkları aynen devam ettirilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede sigortalının yazılı talebi olmasa bile, bu tarih sonrasında devam eden düzenli prim ödemelerinin varlığı halinde, anılan madde kapsamında zorunlu sigortalılık iradesini kuruma karşı ortaya koymuş bulunduğu ve bu bağlamda zorunlu sigortalılık şartlarının mevcut olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

b. Sigortalılık Sürelerinin Durdurulması

1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesinde yine 5510 sayılı Kanun’a 5754 sayılı Kanun ile eklenen geçici 17. maddesinde, Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapıldığı halde 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların, bildirime karşın prim borcunu ödememeleri durumunda, tescil tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulacağı, prim borcuna ait sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmeyeceği, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına kurum alacakları arasında yer verilmeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre anılan kanun maddelerinin kapsadığı süreler gözetilerek 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun bulunması durumunda, prim borcunun bulunduğu sürelere sigortalılık verilmeyecektir. Ancak bu durumda sigortalılık iptal edilmeyip durdurulacağından, primleri ödenerek bu süreye ilişkin sigortalılığın geçerli hale getirilmesi her zaman mümkün bulunacaktır.

c. Aylık Bağlanmasında Gözetilmemiş Olan Esnaf Bağ-Kur Sigortalılık Süreleri

1479 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile değiştirilen ve yürürlükte bulunan ek geçici 6. maddesinde, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20 nci maddesinde belirtilen emekli sandıkları ile kanunla kurulu diğer emekli sandıklarınca kendilerine yaşlılık, malûllük veya ölüm aylığı bağlananlar, 01/10/1972 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamı dışında sayılırlar. Ancak bu kanuna tabi hizmet süreleri, diğer kurum ve sandıklara bildirilmiş ise bu hizmetler geçerli sayılır.

Bu bağlamda yaşlılık aylığı bağlanmış olan sigortalıya, aylık bağlanırken gözetilmeyen 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi, sonradan uyuşmazlık konusu yapılarak aylığının iptali yoluna gidilemeyecektir. Yargıtay uygulamalarında, 1479 sayılı Kanun kapsamında olup aylık bağlanırken bildirilmeyen sürenin kısmen veya tamamen olması konusunda bir ayrım yapılmamaktadır. (Y. 10. HD 05.05.2009 tarih ve 2008/2113 – 2009/8307 sayılı kararı)

d. Zorunlu Sigortalılık Şartları Bulunmayıp Prim Ödenen Süreler Yönünden Sigortalılık Durumu

Yukarıda belirtilen ve zorunlu sigortalı olmayı gerektiren kayıtların hiç birinin bulunmadığı hallerde zorunlu sigortalılıktan söz edilemez. 1479 sayılı Kanun’da, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesine paralel geçmişe yönelik sigortalılık tesciline imkân veren yasal düzenleme bulunmadığından anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi de ilgiliye zorunlu sigortalılık hakkı kazandırmaz. Ancak ödemelerin icra takibi sonucu gerçekleştiği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yatırıldığı hallerde, Medeni Kanun’un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralları çerçevesinde, kurumun geçmişe yönelik prim borçlarını tahsil edip uzun süre nemalandırmasından sonra anılan döneme yönelik sigortalılığın iptalinin iyiniyetle bağdaşmayacağı gözetilerek geçmişe yönelik prim ödemelerinin kapsadığı sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü gerekir. Belirtilen şartları taşımayan ve zorunlu sigortalılık dönemine yönelik olmayan prim ödemelerinin varlığı halinde davacının ödediği primlerin, her bir primin ödendiği tarihten itibaren karşıladığı süre kadar, 1479 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi gerekir.

e. Esnaf Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin tespitine ilişkin davalarda yapılacak işlemler

Bu davalarda;

  • Sigortalının özlük dosyaları,
  • Vergi, oda ve esnaf sicil memurluğu kayıtları,
  • Sigortalılık başlangıç ve bitiş tarihlerini, basamak yükseltme, prim ödeme tarihlerini gösterir hizmet dökümü,
  • Askerlik borçlanması ve benzeri borçlanmalara yönelik başvuru, tebliğ ve prim ödeme belgeleri,
  • Sigortalının geçmişe yönelik af kapsamında prim ödemesi, icra tehdidi veya icra yoluyla prim ödemesi bulunup bulunmadığına dair belgeleri,
  • Aylık tahsisi dosyalarında tahsiste esas alınan hizmetlere ait sicil dosyaları,
  • Kurum işleminin dayanağı olan teftiş raporları,

      Getirtilmelidir. 

Adalet Bakanlığı, İç Denetim Birimi Başkanlığı, Hukuk Rehberi, 2013

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu Hafta İlgi Görenler

İşçinin İş Sözleşmesini Mobbing Nedeniyle Fesih Hakkı

Son yıllarda işçi ve işveren arasındaki çalışma barışını tehdit...

Ölüm Ve Beden Zararlarına İlişkin Tazminat Taleplerinde Zamanaşımı Sorunu

Ölüm ve beden zararına yol açabilen objektif hukuka veya...

Genel Kamu Hukuku – İnsan Hakları Pratik Çalışması – 15.5.2009 – AÜHF

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Genel Kamu Hukuku dersi, “İnsan...

Osmanlı Ceza Muhakemesi Hukukunda Şüpheli Ve Sanığın Susma Hakkı

Kişinin kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya ya da...

Borçlar Hukuku Özel Pratik Çalışması (Kira) – İÜHF – 16.01.2015

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Borçlar Hukuku kira konulu Özel...

İşçinin İş Sözleşmesini Mobbing Nedeniyle Fesih Hakkı

Son yıllarda işçi ve işveren arasındaki çalışma barışını tehdit...

Sendikaya Üye Olduktan Sonra İşçinin Kök Ücretinin...

Davacının taraf sendikaya üye olup işyerinde uygulanmakta olan toplu...

İşçinin Ölümü veya Gaipliğinin İş Sözleşmesine Yönelik...

Ölüm, hukuki açıdan sonuçları olan hem doğal hem de...

Cumhurbaşkanına Yönelik Hakaret İçerikli Paylaşımlar – İş...

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, iş sözleşmesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip...

İşçinin Sık Sık Rahatsızlanarak İstirahat Raporu Alması...

Davacının iş akdi sık sık aldığı istirahat raporları sonucu...

Konkordato Mühletinin İşçi Alacaklarına Etkisi

Ekonomik açıdan zor durumda olan kişileri ve işletmeleri korumak...

İşe İade Davalarında Hak Edilen Ücret Alacaklarının...

T.C YARGITAY12.Hukuk DairesiEsas: 2018/ 3413Karar: 2018 / 7777Karar Tarihi: 11.09.2018 MAHKEMESİ : İcra Hukuk...

Mevsimlik İş Kavramı ve Bu Kavrama Yargıtay’ın...

İş hukuku mevzuatımızda iş kanunlarıyla mevsimlik işlerin çalışma koşulları...

Siteden