Adlî kaza

📝 2 ileti 🗓️ 06.03.2026
🔗 bağlantı

Adlî kaza, en genel anlamıyla, adlî yargı kolu içinde yürütülen yargılama faaliyetini ve bu faaliyeti yerine getiren mahkemeler düzenini ifade eden, ağırlıkla klasik/öğretisel terminolojiye ait bir terimdir. Terimdeki kaza unsuru “yargılama (hüküm verme) fonksiyonu”nu; adlî sıfatı ise bu fonksiyonun idarî yargıdan ayrılan alanını anlatır. Modern mevzuat dilinde “adlî kaza” yerine çoğunlukla adlî yargı ibaresi kullanılmaktadır.

Bugünkü kavramsal karşılık şu şekilde kurulabilir: adlî kaza ≈ adlî yargı (yargı kolu). Bu çerçevede adlî kaza, adlî yargı içinde yer alan iki temel yargılama alanını kapsar: hukuk (medenî) yargısı ve ceza yargısı. Nitekim adlî yargı ilk derece mahkemelerinin hukuk ve ceza mahkemeleri olduğu, kurucu kanun sistematiğinde açıkça ifade edilmiştir.

Bu nedenle adlî kaza; “mahkemelerin yaptığı her türlü yargılama” anlamında sınırsız bir üst kavram olarak değil, idarî yargının görev alanı dışında kalan ve kural olarak özel hukuk uyuşmazlıkları ile suç isnadı ve yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkları çözen yargı faaliyetini işaret eden bir terim olarak anlaşılmalıdır.

Kullanım

Hukuki hayatta: “Adlî kaza” terimi, güncel pratikte “adlî yargı” terimine göre daha az kullanılsa da, özellikle yargı kolu ayrımının tartışıldığı metinlerde ve öğretide işlevsel bir kavramlaştırma aracı olarak karşımıza çıkar. Başlıca kullanım alanları şunlardır:

  • Yargı yolu ayrımı: Bir uyuşmazlığın adlî kazaya (adlî yargıya) mı yoksa idarî kazaya (idarî yargıya) mı girdiğini ifade etmek ve buna göre “doğru yargı yolunu” belirlemek.
  • Görev alanını somutlaştırma: Özel hukuk sözleşmesinden doğan alacak/borç ilişkileri ve şahıs–malvarlığına ilişkin çekişmelerin kural olarak adlî kazaya; idarenin kamu gücüne dayalı tek yanlı işlem ve eylemlerinden doğan uyuşmazlıkların ise kural olarak idarî kazaya ait olduğunu kavramsal düzlemde ayırmak.
  • Teşkilat ve kanun yolu bağlantısı: Adlî yargı bakımından Yargıtayın “son inceleme mercii” konumunun (anayasal düzenleme çerçevesinde) adlî kazanın kurumsal tepesini göstermesi; yargı kolları arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarının ise Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından kesin olarak çözülmesi.

Terimin klasik literatürdeki yaygınlığı, “kaza” kelimesinin yargılama fonksiyonunu karşılayan teknik kullanımından beslenir. Nitekim Cumhuriyet döneminin erken ve orta dönem hukuk metinlerinde “adlî kaza teşkilâtı” ve “idarî kaza teşkilâtı” ikiliğinin, yargı düzeninin iki ana kolunu anlatmak üzere sistematik biçimde kullanıldığı görülür.

Günlük dilde: “Adlî kaza” ifadesi gündelik konuşmada yaygın değildir. Bunun yerine genellikle adliye (mekânsal/kursumsal çağrışımla), adlî yargı (yargı kolu olarak) veya doğrudan asliye/sulh/ceza mahkemesi gibi mahkeme adları tercih edilir. Resmî yazışma veya akademik metinlerde ise “adlî kaza” bazen “adliye mahkemelerinde görülen (adlî yargı kolundaki) işler” anlamını taşıyacak şekilde kullanılabilir; ancak bu kullanımda “adliye”nin mekânsal çağrışımı ile “adlî kaza”nın fonksiyonel/yargısal çağrışımı birbirine karıştırılmamalıdır.

İlmî Heyetin kararları icaplarına göre tesis edilen muamele ve kararlar alehine hiçbir idarî ve adlî kaza merciine başvurulamaz.

Kaynak: Anayasa Mahkemesi, E. 1963/63, K. 1963/128, 30.05.1963 (R.G. 16.07.1963/11455).

Köken (Etimoloji)

Adlî (adlî/adli), Arapça ʿadl (عدل) kök ailesiyle bağlantılıdır; kök anlam alanı “denge, denklik, adalet” ekseninde şekillenir. Türkçede “adlî” sıfatı, hukuk dilinde “adalete ve yargıya ilişkin” anlamında teknikleşerek adlî yargı, adlî sicil, adlî tıp gibi birleşik terimlerin kurucu unsuru hâline gelmiştir.

Kaza (kazâ), Arapça qaḍāʾ (قضاء) kökünden gelir; klasik terminolojide “hüküm verme, yargılama, yargı kararı/yargı görevi” anlamlarını taşır. Osmanlı–Tanzimat sonrası hukuk dilinde “kaza” ve “kazaî” kelimeleri yargılama fonksiyonu bağlamında yoğun biçimde kullanılmış; modern hukuk dilinde ise “yargı/yargılama” terminolojisi güçlendikçe “kaza” daha çok tarihsel ve öğretisel bir kullanım alanına çekilmiştir.

Bu iki unsur birleştiğinde adlî kaza, köken ve terim geleneği bakımından da “adalete/yargıya ilişkin yargılama (hüküm verme) faaliyeti” anlamını karşılar.

Bkz: Adli yargı, Adalet

🔗 bağlantı

Adlî kaza, modern Türk hukuk dilinde büyük ölçüde adlî yargı kavramına karşılık gelen; özel hukuk ve ceza alanındaki uyuşmazlıkların adlî yargı teşkilatı içinde çözümlenmesini ifade eden terminolojik bir kavramdır. Anayasa m. 142, mahkemelerin kuruluş ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini; Anayasa m. 154 ise adlî yargının nihai inceleme mercii olarak Yargıtay’ı düzenler. 5235 sayılı Kanun adlî yargı mahkemelerinin kuruluş/görev/yetkilerini belirler. Adlî–idarî yargı ayrılığı anayasal düzeyde benimsenmiş olup, idarenin kamu gücü kullandığı işlem ve eylemleri kural olarak idarî yargıda; özel hukuk alanına giren uyuşmazlıklar ise adlî yargıda görülür (AYM E.2013/68, K.2013/165). Kısaca: adlî kaza, “adli yargı kolu içinde yargılama” demektir.

İleti ekle

İleti gönderimi şu an kapalı.