Ceza davası, bir fiilin suç oluşturduğu iddiası üzerine, ceza muhakemesi usulüne göre yetkili ceza mahkemesi önünde yürütülen yargılama faaliyetini ve bu yargılama sonunda verilecek hükmü ifade eden genel bir terimdir. Türk hukukunda bu kavram, çoğu durumda, Cumhuriyet savcısının kamu adına açtığı kamu davası ile bağlantılı olarak kullanılır. Bu sebeple ceza davası terimi, teknik bakımdan kamu davası kavramına dayanmakla birlikte, uygulama dilinde ve gündelik kullanımda daha geniş bir anlatım alanına sahiptir.
Ceza muhakemesi sistematiğinde kamu davası, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170 ve devamı maddeleri çerçevesinde, iddianame veya iddianame yerine geçen dava açan belge ile kurulan ve iddia makamını Cumhuriyet savcısının temsil ettiği davadır. Buna karşılık ceza davası ifadesi, mahkeme önünde görülen ceza yargılamasının bütünü için kullanılan daha genel bir ad niteliği taşır. Bu nedenle sözlük ve ansiklopedi dilinde ceza davası kavramının, kamu davasına atıfla tanımlanması kavramsal isabet bakımından daha uygundur.
Kullanım
Uygulamada en sık karşılaşılan sorulardan biri, ceza davasının ne zaman açılmış sayılacağı meselesidir. Ceza muhakemesinde, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesi tek başına davanın açılması sonucunu doğurmaz. Kamu davası, ancak iddianamenin mahkemece kabulü ile açılmış olur; bu andan itibaren kovuşturma evresi başlar. İddianamenin kabulünden önceki dönem ise kural olarak soruşturma evresi içinde yer alır. Bu sebeple uygulamada kullanılan “ceza davası açıldı” ifadesi, teknik anlamda, çoğu kez iddianamenin kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiğini gösterir.
Ceza davası kavramı, hukukî hayatta, devletin ceza verme yetkisinin yargılama yoluyla kullanılmasını ifade eden başlıca araçlardan biridir. Bu yönüyle ceza davası, yalnızca bir suç isnadının ileri sürülmesini değil; isnadın mahkeme önünde tartışılmasını, delillerin değerlendirilmesini ve sonuçta beraat, mahkûmiyet, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı gibi hükümlere bağlanmasını kapsayan bütün bir yargısal süreci anlatır.
Günlük dilde kullanım
Gündelik dilde ceza davası terimi, çoğu zaman şikâyet, soruşturma ve kovuşturma kavramlarıyla karıştırılır. Oysa bunların her biri farklı usulî aşamalara karşılık gelir. Şikâyet, savcılığa veya kolluğa yapılan bildirimdir; tek başına dava niteliği taşımaz. Savcı, bu bildirim üzerine soruşturma yapar ve yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varırsa iddianame düzenler. Kovuşturma ise, iddianamenin kabulüyle başlayan mahkeme evresidir. Bu nedenle ceza davası, savcılığa yapılan her başvurunun adı değil; suç isnadının mahkeme önüne taşındığı ve hükme bağlandığı yargısal sürecin adıdır.
Benzer biçimde ceza davası ile tazminat davası da birbirinden ayrıdır. Ceza davası, suç teşkil ettiği ileri sürülen fiil ve buna bağlanabilecek ceza yaptırımıyla ilgilidir. Tazminat davası ise, özel hukuk alanında malvarlığı veya kişilik hakkı zararlarının giderilmesine yönelik bir hukuk davasıdır. Her iki dava türü arasında bazı olaylarda bağlantı kurulabilse de, hukukî mahiyetleri ve yargılama rejimleri farklıdır.
Mevzuatta ve hukuk dilinde kullanım biçimi
Mevzuat dili, çoğunlukla ceza davası yerine kamu davası terimini kullanır. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu sisteminde teknik kavram kamu davasıdır. Buna karşılık ceza davası ifadesi, öğretide, içtihatlarda ve uygulama dilinde ceza yargılamasının genel adı olarak yaygın biçimde yerleşmiştir. Akademik metinlerde bu iki terim sıklıkla birlikte kullanılır ve ceza davasının teknik görünümünün kamu davası olduğu belirtilir.
Ceza muhakemesi hukukunda ayrıca, usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davası bulunmaksızın ceza yargılamasının yürütülemeyeceği kabul edilir. Bu anlayış, öğretide ve içtihatta “davasız yargılama olmaz” ilkesiyle ifade edilmektedir. Böylece ceza davası kavramı, yalnızca maddi ceza hukuku bakımından değil, usul hukuku bakımından da dava şartı ve yargılama ilişkisi ekseninde anlam kazanmaktadır.
Köken (Etimoloji)
Ceza kelimesi, Arapça جزاء (cezâ) kökünden Türkçeye geçmiştir ve karşılık, yaptırım, bir fiilin sonucu olarak verilen karşılık anlam alanına sahiptir. Hukuk dilinde bu kelime, özellikle suç karşılığında uygulanan yaptırımı ifade eden teknik bir içerik kazanmıştır.
Dava kelimesi ise Arapça دعوى (da‘vâ) kökünden gelir. Kelimenin temel anlam alanı iddia, talep ve ileri sürülen istem etrafında şekillenir. Usul hukukunda dava, mahkemeden hukukî koruma talep edilmesini ifade eden teknik bir kavram hâline gelmiştir.
Ceza davası tamlaması, bu iki unsurun birleşmesiyle, ceza yaptırımına bağlanabilecek bir fiilin mahkeme önünde yargılanmasını ifade eden yerleşik bir hukuk terimi niteliği kazanmıştır.
bkz: Dava bknz: Kamu davası bkz: Ceza bknz: Ceza muhakemesi




