Manevi Zarar Kavramı ve Manevi Tazminatın İşlevi
Tarayıcınızın Türkçe seslendirme özelliği kullanılır.
Manevi zarar kavramının kanunda açık biçimde tanımlanmamış olması, manevi tazminatın hangi zararı gidermeyi amaçladığı konusunda farklı teorilerin gelişmesine yol açıyor. Av. Ezgi Şahin’in çalışması sübjektif, objektif ve karma teorileri karşılaştırıyor; manevi tazminatın tatmin, telafi, önleme-caydırma ve cezalandırma işlevlerini Türk hukuku bakımından değerlendiriyor.
Makale Neyi İnceliyor?
Sübjektif teori manevi zararı kişinin ihlal nedeniyle duyduğu acı, elem ve ıstırap üzerinden açıklarken objektif teori kişilik değerlerinde meydana gelen nesnel eksilmeye odaklanıyor. Karma teori ise objektif eksilme ile sübjektif duygusal sonucu birlikte arıyor.
Yazar objektif teoriye katılıyor. Bu yaklaşım, ayırt etme gücü bulunmayan kişiler ile tüzel kişilerin manevi zararını da açıklayabilmesi ve zarar kavramını ölçülmesi imkânsız duygusal yoğunluğa bütünüyle bağımlı kılmaması nedeniyle tercih ediliyor.
Manevi tazminatın işlevi bakımından çalışma, eksilen kişilik değerinin mümkün olduğunca giderilmesini esas alıyor. Önleme ve caydırma işlevinin özellikle Yargıtay içtihatlarında görünür olduğu; buna karşılık Anglo-Sakson hukukundaki cezalandırıcı tazminat anlayışının Türk hukukunun temel yapısıyla bağdaşmadığı sonucuna varılıyor.
Çalışmanın Öne Çıkan Hukuki Noktaları
- Manevi zararın sübjektif, objektif ve karma teorilerle açıklanması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
- Makale objektif zarar anlayışını benimseyerek kişilik değerindeki eksilmeyi merkeze alıyor.
- Manevi tazminatın cezalandırıcı değil giderici; belirli ölçüde önleyici ve caydırıcı bir işlev taşıdığı savunuluyor.
Ankahukuk Değerlendirme Notu
Objektif teori, manevi zararı yalnız kişinin hissettiği acının varlığına bağlamadığı için ayırt etme gücü bulunmayan kişiler ve tüzel kişiler bakımından daha kapsayıcı bir açıklama sunuyor. Hukuki güvenlik bakımından da zararın varlığı ile tazminat miktarının birbirinden ayrıştırılmasına yardımcı olabilir.
Bununla birlikte “objektif eksilme” kabulü tazminat miktarını otomatik hale getirmez. İhlalin ağırlığı, tarafların durumu ve olayın etkileri hâkimin takdirinde önemini korur. Caydırıcılık da Türk hukukunda tazminatı cezalandırıcı yaptırıma dönüştürecek bağımsız bir miktar artırma gerekçesi olarak kullanılmamalıdır.
Bu bölüm Ankahukuk’un editoryal değerlendirmesidir; özgün makaledeki yazar görüşünün yerine geçmez.
Makale Künyesi
Özgün başlık: Manevi Zarar Kavramı ve Manevi Tazminatın İşlevi
Yazar: Ezgi Şahin
Yayın: İstanbul Barosu Dergisi
Cilt / Sayı: 100 / 2026/3
Dönem: Mayıs-Haziran 2026
Sayfalar: 117–144
Dergi bölümü: Makale
ISSN: 1304-737X
Makalenin Tam Metnine Ulaşın
İstanbul Barosu bu sayıyı tek PDF halinde yayımlamaktadır. Ana bağlantı, PDF’yi bu makalenin başladığı sayfada açacak şekilde hazırlanmıştır.
📖 Makalenin Yer Aldığı PDF Sayfasını Aç
İstanbul Barosu Dergisi Cilt 100, Sayı 2026/3
Kaynak PDF İstanbul Barosu tarafından yayımlanmaktadır; Ankahukuk özgün makaleyi yeniden yayımlamaz.
Sık Sorulan Sorular
Manevi zarar nedir?
Makalenin benimsediği objektif yaklaşıma göre manevi zarar, kişilik hakkının ihlali nedeniyle kişilik değerlerinde meydana gelen objektif eksilmedir.
Manevi zarar için mutlaka acı ve ıstırap hissedilmesi gerekir mi?
Objektif teoriye göre hayır. Kişinin duygusal deneyimi zararın varlığının zorunlu unsuru değildir; bu yaklaşım ayırt etme gücü olmayan kişiler ve tüzel kişiler bakımından da önemlidir.
Manevi tazminatın amacı cezalandırmak mıdır?
Türk hukukunda temel işlev zarar görenin kişilik değerindeki eksilmeyi mümkün olduğunca gidermektir. Caydırıcı etki kabul edilse de cezalandırıcı tazminat anlayışı esas alınmaz.
💬Yorumlar ve Katkılar0 katkı
✎ Yorum / katkı ekle