İçeriğe geç

Anayasal Bir Mesele Olarak Ruh Sağlığı: Habeas Mentem Inviolabilem et Socialiter Alitam

Anayasal Bir Mesele Olarak Ruh Sağlığı: Habeas Mentem Inviolabilem et Socialiter Alitam – TBB Dergisi

Tarayıcınızın Türkçe seslendirme özelliği kullanılır.

Ruh sağlığı hakkı, yalnız sağlık hizmetine erişimle sınırlı olmayan; insan onuru, kişisel özerklik, toplumsal katılım ve demokratik düzenle birlikte düşünülmesi gereken bir anayasal meseledir. Zülfiye Yılmaz Yamaç’ın çalışması, küresel ruh sağlığı krizini anayasacılığın kriziyle birlikte okuyarak bireysel patoloji merkezli yaklaşımın ötesine geçen hak temelli bir anayasal çerçeve öneriyor.

Makale Neyi İnceliyor?

Makale ruh sağlığını kişinin yeteneklerinin farkına varabildiği ve toplumsal yaşama etkin ve eşit biçimde katılabildiği bir iyilik hali olarak ele alıyor. Otoriter yönetim pratiklerinin ruh sağlığını bozabildiği, ruhsal kırılganlığın da otoriterliğin sürekliliğini kolaylaştırabildiği yönündeki çift yönlü ilişki anayasa hukuku perspektifinden tartışılıyor.

Çalışma, modern toplum sözleşmesinin sağlamcı varsayımlarını ve eleştirel psikiyatrinin “terapötik devlet” eleştirilerini insan hakları hukukuyla birlikte değerlendiriyor. Uluslararası belgeler, karşılaştırmalı anayasa hukuku ve yargı kararlarından hareketle zihinsel özerklik ve toplumsal destek boyutlarını birlikte koruyan bir yol haritası aranıyor.

Çalışmanın Öne Çıkan Hukuki Noktaları

  • Ruh sağlığı, insan onuru ve toplumsal katılımla bağlantılı anayasal bir hak alanı olarak ele alınıyor.
  • Otoriterleşme ile ruh sağlığındaki bozulma arasında çift yönlü ve kurumsal bir ilişki kuruluyor.
  • Hak temelli ruh sağlığı politikasının yalnız tedaviyi değil toplumsal koşulları da dikkate alması gerektiği savunuluyor.

Ankahukuk Değerlendirme Notu

Makalenin en özgün yönü, ruh sağlığını sosyal devlet veya sağlık hakkının dar bir alt başlığı olmaktan çıkarıp anayasal düzenin niteliğiyle ilişkilendirmesidir. Bu yaklaşım zihinsel bütünlüğün yalnız müdahale yasağıyla değil, eşit katılımı mümkün kılan sosyal koşullarla birlikte korunmasını gündeme getiriyor.

Bununla birlikte anayasa hukukunun psikiyatrik veya sosyal politika alanındaki her sorunu doğrudan çözeceği düşünülmemelidir. Anayasal çerçevenin katkısı; ayrımcılık yasağı, erişilebilir hizmet, kişisel özerklik, ölçülülük ve kamusal yükümlülükler bakımından asgari güvence zemini kurmasıdır.

Bu bölüm Ankahukuk’un editoryal değerlendirmesidir; özgün makaledeki yazar görüşünün yerine geçmez.

Makale Künyesi

Yazar: Zülfiye Yılmaz Yamaç
Yayın: Türkiye Barolar Birliği Dergisi
Sayı: 183
Dönem: Nisan-Mayıs-Haziran 2026
Sayfalar: 1–54
Basım tarihi: 16.07.2026

Makalenin Tam Metnine Ulaşın

Özgün makale Türkiye Barolar Birliği Dergisi tarafından yayımlanmaktadır. Ankahukuk tam metni yeniden yayımlamaz; aşağıdaki bağlantı doğrudan özgün PDF’ye yönlendirir.

📄 Makalenin Tamamını PDF Olarak Oku

TBB Dergisi 183. Sayı

Sık Sorulan Sorular

Ruh sağlığı anayasal bir hak olarak değerlendirilebilir mi?

Makale, ruh sağlığını insan onuru, özerklik, eşitlik ve sağlık hakkıyla bağlantılı anayasal bir mesele olarak değerlendirmektedir.

Otoriterleşme ile ruh sağlığı arasında nasıl bir ilişki kuruluyor?

Çalışma, otoriter yönetim pratiklerinin ruh sağlığını bozabileceğini ve toplumsal ruhsal kırılganlığın da otoriter düzenlerin konsolidasyonunu kolaylaştırabileceğini savunmaktadır.

Hak temelli ruh sağlığı yaklaşımı neyi değiştirir?

Kişiyi yalnız hastalık veya tedavi nesnesi olarak görmek yerine hak sahibi birey olarak ele alır; özerklik, ayrımcılık yasağı, toplumsal katılım ve erişilebilir hizmetleri birlikte önemser.

Bu içeriğe tepkin ne? En fazla 4 tepki seçebilirsin.

Topluluk

Yorumlar ve Katkılar0 katkı

Yorum / katkı ekle

Katkı ekle

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Katkı türü

İlk katkıyı sen bırak. Düşünce, katkı, düzeltme veya ek kaynak ekleyebilirsin.
Menü