İçeriğe geç
⚡ Son Tepkiler
📌 Faydalı🔎 İlgi Çekici🎶 Hurri İlahisi: İnsanlığın Bilinen En Eski Şarkısı 🧠 Bilgilendirici1926 Ankara Antlaşması ve Musul Meselesi: Nedenleri, Sonuçları ve Tam Metin 🙂 Fena Değil1. Thko Davasında Yargılanan Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarının Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde Yaptıkları Savunma 📌 Faydalı🧠 BilgilendiriciGümrükte Yolcu Beraberinde Getirilen Eşya Rehberi 2025-2026 📌 Faydalı🧠 BilgilendiriciDava Dilekçesinde Yer Almayan Hususlar Kısmen Islah ile Davaya Dahil Edilemeyecek: 2026 YİBBGK Kararı  ⚡ ŞaşırtıcıO. J. Simpson Vakası – Fotoğrafın Çökerttiği İnkâr 📌 Faydalı🔎 İlgi ÇekiciTers Kelepçe Hangi Hallerde Takılır? 📌 Faydalı🧠 Bilgilendirici7587 Sayılı Kanun Resmi Gazete’de yayınlandı.
Ankahukuk Sözlük

Acele Kamulaştırma

Acele kamulaştırma, kamu yararının gecikmeye tahammül etmeyen zorunlu hâller doğurduğu durumlarda, taşınmazın bedelinin tespiti ve idare adına el koyma sürecinin olağan kamulaştırma prosedürüne göre daha hızlı işletilmesini ifade…

126 görüntülenme11 katkı6 Tanım / Açıklama5 Mevzuat / İçtihat
Ankahukuk Sitesi
Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Ankahukuk Sitesi Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın.Avukat
Doğrulanmış Hukukçu
Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 1040 puan· Güvenilir Katkıcı?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
Üyeyi takip et
Terimi ekleyen üye

Acele kamulaştırma, kamu yararının gecikmeye tahammül etmeyen zorunlu hâller doğurduğu durumlarda, taşınmazın bedelinin tespiti ve idare adına el koyma sürecinin olağan kamulaştırma prosedürüne göre daha hızlı işletilmesini ifade eder. Bu kurum, mülkiyet hakkını ortadan kaldıran değil; kamu hizmeti veya kamu yararı gerekçesiyle mülkiyetin idareye geçirilmesini hızlandıran istisnai bir kamulaştırma yoludur.

Acele kamulaştırmada esas sorun, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunmasıdır. İşlemin acelelik şartına dayanması, idareye sınırsız bir takdir alanı vermez; acelelik gerekçesinin somut, zorunlu ve denetlenebilir olması gerekir.

Hukuki kullanım

Acele kamulaştırma, idare hukuku ve taşınmaz hukuku uygulamasında görülür. Özellikle altyapı, savunma, afet, enerji, ulaşım ve geniş kamu hizmeti projelerinde gündeme gelir. Malikin itiraz, bedel tespiti ve yargısal denetim hakları ortadan kalkmaz; yalnızca kamu yararı gerekçesiyle sürecin bazı aşamaları hızlandırılmış olur.

Köken / Etimoloji

Acele kelimesi Arapça عجل kökünden gelir; çabukluk, gecikmeden yapılma ve sürat anlamlarını taşır. Kamulaştırma ise Türkçe kamu kelimesi ile fiil yapım eklerinden oluşan modern hukuk terimidir. Osmanlıca ve erken Cumhuriyet hukuk dilinde bu alana yakın olarak istimlâk / استملاك kelimesi kullanılmıştır; istimlâk, bir taşınmazın kamu yararı amacıyla mülkiyetinin alınması anlamındadır.

Terim keşfi

Bu terimle birlikte bakılabilecek başlıklar

İlgili ve tamamlayıcı başlıklar.

Kaynak ekle
Katılımcı sözlük

Terime Katkılar

Bu bölümde terime ilişkin tanım ve açıklamalar, mevzuat ve içtihat katkıları, ek kaynaklar, düşünce/notlar ve düzeltmeler yer alır.

Terime katkı sunBilginizi, kaynağınızı veya düşüncenizi paylaşın
  1. Ankahukuk Sitesi
    Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Ankahukuk Sitesi Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın.Avukat
    Doğrulanmış Hukukçu
    Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 1040 puan· Güvenilir Katkıcı?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
    Üyeyi takip et
    1 Temmuz 2026
    Tanım / Açıklama

    T.C.
    DANIŞTAY
    İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
    Esas No : 2024/384
    Karar No : 2024/1023
    TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR) : 1-…
    2-… Bakanlığı VEKİLİ : Av.... II-DAVALILAR YANINDA MÜDAHİL: … Bakanlığı VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI):... VEKİLİ: Av....
    İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/8424, K:2023/7847 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
    YARGILAMA SÜRECİ :
    Dava konusu istem: Kocaeli Serbest Bölgesinin sınırlarının ekli kroki ve koordinat tablosunda gösterildiği şekilde değiştirilmesi ile söz konusu serbest bölgeye dahil edilen ve ekli listede kamulaştırma bilgileri gösterilen taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 2. ve 5. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 14/08/2022 tarih ve 31953 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın, Kocaeli ili, … ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
    Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/8424, K:2023/7847 sayılı kararıyla;
    Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
    Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri; 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 2., 5. maddeleri ile Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 8. maddesinin son fıkrasına yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği, burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Dosyanın incelenmesinden, Kocaeli Serbest Bölgesinin … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeri ve sınırlarının belirlendiği, Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığı, yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçeleriyle, bölge sınırlarının değiştirilerek, yeni alan dahilinde kalan özel mülkiyete ait iki adet parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın alındığı, Kocaeli Serbest Bölgesinin genişleme alanına ait tamamlanmış bir imar planı bulunmamakla birlikte Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 15. fıkrası uyarınca bu bölgelerde imar planı yerine geçen Mekansal Yönetim Planının, Kocaeli Serbest Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile yürürlüğe konulduğunun anlaşıldığı, Uyuşmazlıkta, her ne kadar … tarih ve …sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeri ve sınırları belirlenen Kocaeli Serbest Bölge alanın, oluşan ihtiyaca istinaden 3218 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığınca genişletilebileceği açık ise de, Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığı, yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçelerinin, uyuşmazlığa konu taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyrınca acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma kararında, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumlar ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan üstün kamu yararı somut olarak ortaya konulamadığından, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
    TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler ile müdahil tarafından, acele kamulaştırma işleminin sebep ve amacının genel gerekçede yer aldığı, bölge doluluk oranının çok yüksek olması ve yatırımcılar için yeni arazilere ihtiyaç duyulmasının, bölgeye dahil edilecek (2) adet taşınmazın acele kamulaştırılmasının kamu yararı bakımından gerekli olduğunu ortaya koyduğu, içerik olarak da kamu yararı kararında bulunması gereken hususları ihtiva ettiği; yat üretimi konusunda faaliyet gösterecek yerli ve yabancı yatırımcıların ülke ve bölge ekonomisine ivedilikle katılımını sağlamak maksadıyla, taşınmazların olağan usul ile kamulaştırılması yerine acele kamulaştırma yöntemiyle elde edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
    KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır.
    DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idareler ile müdahilin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
    İNCELEME VE GEREKÇE:
    İLGİLİ MEVZUAT :
    Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü; "Kamulaştırma" başlıklı 46. maddesinde, "Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Satın alma usulü" başlıklı 8. maddesinde; idarelerin, bu Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamalarının esas olduğu, anlaşma olmaması veya ferağ verilmemesi halinde bu Kanunun 10. maddesine göre işlem yapılacağı, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde de; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin, 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle, 8. madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat ederek, taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma, 3. maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği hükme bağlanmıştır.
    Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu'nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktarın, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.
    3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Serbest bölgelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veya yabancı gerçek veya tüzelkişilerce kurulmasına, işletilmesine Cumhurbaşkanınca izin verilir." hükmüne, 5. maddesinde, "Serbest bölge ilan edilen yerlerde ihtiyaç duyulacak arazi ve tesisler Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilir. Cumhurbaşkanı bu arazi ve tesislerin acele kamulaştırılmasını kararlaştırabilir." hükmü yer almış, Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 8. maddesinin son fıkrasında ise, "Bölgede inşa edilecek üstyapıların tabi olacağı yapı ve inşa esasları ile bölge arazisinin kullanımına ilişkin mekânsal yönetim planları her bölge için Genel Müdürlükçe belirlenir. Bölge faaliyete geçmeden önce inşa edilecek üst yapılara ilişkin projeler Genel Müdürlükçe onaylanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür.
    Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur.
    2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür.
    Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
    Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
    Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
    Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
    Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
    Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
    Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
    Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
    Dosyanın incelenmesinden, Kocaeli Serbest Bölgesinin … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeri ve sınırlarının belirlendiği, Kocaeli Serbest Bölgesinin gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliğini gösterdiği, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaştığı, yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamadığı gerekçeleriyle, bölge sınırlarının değiştirilerek, yeni alan dahilinde kalan özel mülkiyete ait iki adet parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın alındığı, Kocaeli Serbest Bölgesinin genişleme alanına ait tamamlanmış bir imar planı bulunmamakla birlikte Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 15. fıkrası uyarınca bu bölgelerde imar planı yerine geçen Mekansal Yönetim Planının, Kocaeli Serbest Bölge Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlıkta, … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeri ve sınırları belirlenen Kocaeli Serbest Bölge alanın, oluşan ihtiyaca istinaden 3218 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığınca genişletilebileceği açık ise de, gemi inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalar için önemli bir cazibe merkezi olma özelliği gösteren ve yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan Kocaeli Serbest Bölgesinin arazisinin %98 oranında doluluğa ulaşması nedeniyle yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamamasına yönelik gerekçelerin, uyuşmazlığa konu taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
    Bu durumda, dava konusu acele kamulaştırma kararında 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın uyuşmazlık konusu parselin acele kamulaştırılmasına yönelik kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
    Bu durumda, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parselin acele kamulaştırılmasına ilişkin kısmının iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1.Davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
    2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu parselin acele kamulaştırılmasına yönelik kısmının iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 02/11/2023 tarih ve E:2022/8424, K:2023/7847 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
    3.Kesin olarak, 09/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
    KARŞI OY X- Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
    Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
    Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
    Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
    Dava konusu işlem ile … tarih ve … sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yeri ve sınırları belirlen Kocaeli Serbest Bölgesinin, yaklaşık 685 bin metrekaresi kullanılabilir durumda olan bölge arazisinin %98 oranında doluluğa ulaşması ve yeni yatırımcıların yatırım taleplerinin karşılanamaması nedeni ile sınırları genişletilmiş, genişleme alanında kalan taşınmazların, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 2. ve 5. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
    Dava konusu Karar ile gemi inşa sektörü için önemli bir üretim merkezi olan Kocaeli Serbest Bölgesinin genişletilerek yatırımcıların yeni yatırım yeri taleplerinin karşılanmasının amaçlandığı, davaya konu taşınmazın da içinde yer aldığı 60.307m2 alanın, yat üretimi konusunda faaliyet gösterecek yatırımcılara tahsis edilerek, yatırımın tamamlanması sonrasında yapılacak yat üretimi faaliyetlerinde yaklaşık 4 bin kişilik istihdam sağlanacağı ve yıllık 250 milyon ABD doları ihracat gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
    Bu durumda, ülke ekonomisinin, sanayisinin ve ticaretinin büyüyüp gelişmesini sağlayacak proje ve yatırımların en kısa sürede ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılarak hayata geçirilebilmesini teminen, genişletilen serbest bölge sınırlarında kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu ve 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinin uygulanabilmesinin şartlarından olan acelelik halinin bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
    Açıklanan nedenlerle, davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

  2. Ankahukuk Sitesi
    Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Ankahukuk Sitesi Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın.Avukat
    Doğrulanmış Hukukçu
    Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 1040 puan· Güvenilir Katkıcı?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
    Üyeyi takip et
    1 Temmuz 2026
    Mevzuat / İçtihat

    T.C.
    DANIŞTAY
    ALTINCI DAİRE
    Esas No : 2024/6969
    Karar No : 2025/4196 DAVACI : [...]
    VEKİLİ :Av. [...]
    DAVALILAR : 1- [...] - [...]
    VEKİLİ :Av. [...]
    2- [...] Taşıma Anonim Şirketi ([...] A.Ş.) Genel Müdürlüğü - [...]
    VEKİLİ : Av. [...]
    3- [...] Kurumu - [...]
    VEKİLİ : Av. [...]
    DAVANIN KONUSU : Ordu ili, Altınordu ilçesi, [...] Mahallesi, [...] ada, [...] parsel sayılı taşınmazın Ordu - Fatsa Doğalgaz Boru Hattı Projesi kapsamında yapılacak olan sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katodik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı amacıyla ihtiyaç duyulacak olan taşınmazların mülkiyet şeklinde ya da daimi/geçici irtifak hakkı kurulmak suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca [...] Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin alınarak 25/11/2023 tarih ve 32380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/11/2023 tarih ve 7884 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istenilmektedir.
    DAVACININ İDDİALARI : Kamulaştırma kararının aceleliğini gerektiren hususların ve üstün kamu yararının idarelerce ortaya konulamadığı, acele kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların maliklerinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet haklarıın ihlal edildiği, tali nitelikteki doğal gaz hattının varlığına ihtiyaç bulunmadığı, kamulaştırma kararı verilen taşınmazlar üzerinde verimli fındık ağaçlarının bulunduğu, belirtilerek kamulaştırma kararının iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
    DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
    [...] Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından; Davanın süresinde açılmadığı, dava konusu taşınmazın mülkiyet ve/veya irtifak haklarının kamulaştırılabilmesi amacıyla 4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanununun 12. maddesi gereğince kamu yararı yerine geçmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun [...] tarih ve [...] sayılı kararı ile "lüzum kararı" verildiği, [...] tarih ve [...] sayılı Genel Müdürlük Onayı ile kamulaştırma kararı alındığı, ülkenin enerji açığının giderilmesine yönelik çalışmalar doğrultusunda, yurt dışından yüksek miktarla ve bedelle ithal edilen doğalgazın tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmelere neden olunmaması amacıyla işin aciliyetine binaen enerji ihtiyacına yönelik olarak inşa ettirilecek petrol ve doğalgaz boru hatları güzergahında bulunan taşınmazların kamulaştırılması amacıyla tesis edilen dava konusu işlem ile Genel Müdürlüklerinin acele el koyma usulünü uygulamaya yetkili kılındıklarını, onaylı projeler kapsamında normal kamulaştırma yöntemi yerine üretilen/satın alınan enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde kamu yararının bulunduğu, dava konusu proje ile enerji yatırımı yapılacağı ve bu enerji yatırımından elde edilecek faydadan kamunun yararlanacağı, dolayısıyla kamulaştırmanın hızlı ve acele yapılmasında kamu menfaatinin bulunduğu ve bu haliyle acelelik halinin gerçekleşmiş bulunduğu, doğalgaz sektöründe dışa bağımlı ve arz güvenliği sıkıntısı ile karşılaşma ihtimali yüksek bir ülke olduğumuzdan hareketle enerjiye yönelik bu ve benzeri yatırımların kamu yararı bakımından büyük önem arz ettiği, kamulaştırma işlemlerinde güzergah tespiti ve hangi taşınmazların kamulaştırılacağının tespitinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 7. maddesi uyarınca idari makamların takdirine bırakıldığı, proje güzergahı belirlenirken arazinin jeolojik durumunun ve topografik yapısının inşaate elverişli olması gibi hususların dikkate alındığı, kamu kurum ve kuruluşların görüş ve tasarrufları, doğalgaz boru hattı tasarım ve yapımı ile ilgili ulusal ve uluslararası standartlar ile [...] Ham Petrol ve Doğalgaz Boru Hattı Tesislerinin Yapımı ve İşletilmesine Dair Teknik Emniyet ve Çevre Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarının yatırım tesisleri dikkate alınarak boru hattı yapım tekniği ve kamu yararı bakımından en uygun güzergahın belirlendiği ve tüm özel geçişlerin buna göre dizayn edildiği, güzergahın belirlenmesinde taşınmaz maliklerinin talepleri doğrultusunda şahsa münhasır uygulamaların yapılmasının mümkün olmadığı, davacının arazisinin kamulaştırılması nedeniyle uğrayacağı değer kaybını ve kullanmakta karşılaşacağı zorluk nedeniyle uğrayacağı zararı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca talep etme hakkının bulunduğu ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
    Cumhurbaşkanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından: Davanın süresinde açılmadığı hususunun resen incelenerek süresinde açılmadıysa davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, çevreci ve ekonomik bir yakıt olan doğal gazın bölgeye sağlayacağı sosyal ve ekonomik refah, ilçelerin doğal gaz ihtiyacının karşılanarak, doğal gazın yeni yerleşim yerlerine ulaştırılması, doğal gaz hattının isabet ettiği taşınmazlarda tapu maliklerinin fazla olması, Kamulaştırma Kanunu uyarınca taşınmaz maliklerinin tamamı ile anlaşma ihtimalinin düşük olması ve açılacak davaların çok uzun sürmesinden ötürü zamanında yer teslimi yapılamayacağından inşaata başlanamayacağı ileri sürülerek kamu yararı uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
    DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ [...]'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
    DANIŞTAY SAVCISI [...]'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, [...] Doğal Gaz Boru Hattı Projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla ekli haritada gösterilen güzergaha isabet eden taşınmazlar ile söz konusu proje kapsamında inşa edilecek sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katodik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların, mülkiyet şeklide ya da daimi/geçici irtifak hakkı kurulmak suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca [...] Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması yolundaki 25.11.2023 günlü, 32380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24.11.2023 günlü, 7884 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Ordu İli, Altınordu İlçesi, [...] Mahallesi, [...] ada, [...] parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
    Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
    4646 Sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun 12/a maddesinde, kamulaştırmanın, bu Kanunda öngörülen faaliyetlerin gerektirmesi halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dahilinde yapılacağı, bu konuda Kurulca verilecek lüzum kararının, kamu yararı kararı yerine geçeceği ve müteakip işlemlerin Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütüleceği hükme bağlanmıştır.
    Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir.
    Dosyanın incelenmesinden, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun [...] günlü, [...] sayılı kararıyla, BOTAŞ'a verilen 23.05.2003 tarihli doğal gaz iletim lisansı kapsamında, Ordu ili hudutlarından geçen [...] doğal gaz bağlantı hattı projesi için lüzumlu olan ve hattın hizmetinde ihtiyaç duyulan, enerji nakil hatları, ulaşım yolları ve röle istasyonu/RMS istasyonu, ölçüm istasyonu, kompresör istasyonu gibi sabit tesisler için lüzumlu olan, özel mülkiyete konu taşınmazların mülkiyet ve/veya irtifak haklarının kamulaştırılabilmesi amacıyla kamu yararı kararı yerine geçmek üzere lüzum kararı verildiği, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün [...] günlü, [...] sayılı başvurusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının [...] günlü, [...] sayılı yazısı üzerine, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının alındığı, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün [...] günlü, [...] sayılı oluru ile kamulaştırma işlemlerine başlanılmasına karar verildiği, [...] Asliye Hukuk Mahkemesinin [...] günlü, E:[...] D.İş, K:[...] sayılı kararı ile geçici ve daimi irtifak hakkı tesisi suretiyle davacının paydaşı olduğu uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verildiği, Ordu Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün [...] günlü, E[...] sayılı yazısı ile proje kapsamında yer alan taşınmazlara ilişkin toprak koruma projesinde belirtilen tedbirlerin alınması şartıyla, tarım arazilerinin irtifak hakkı olarak kullanılmasına izin verildiği anlaşılmaktadır.
    Dava konusu işlem, ilçenin doğal gaz ihtiyacının karşılanarak, doğal gazın yeni yerleşim yerlerine ulaştırılması, çevreci ve ekonomik bir yakıt olan doğal gazın, bölgeye sağlayacağı sosyal ve ekonomik refah, etüt ve mühendislik çalışmaları tamamlanan boru hattı güzergahının, inşaat işini yapacak olan firmaya tesliminin yapılarak bir an evvel inşaat çalışmalarına başlanılması, hattın isabet ettiği taşınmazlarda tapu maliklerinin çok sayıda olduğu ve tapuda intikallerin yapılmadığından, Kamulaştırma Kanunu uyarınca taşınmaz maliklerinin tamamı ile anlaşma ihtimalinin düşük olduğu ve açılacak davaların çok uzun sürmesi nedeniyle zamanında yer teslimi yapılamayacağından inşaata başlanamayacağı gerekçeleriyle tesis edilmiştir.
    Bu durumda, doğal gaz boru hattı güzergahında kalan uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmının daimi irtifak hakkı, bir kısmının da geçici irtifak hakkı tesisi suretiyle, acele kamulaştırılmasının, projenin bir an önce bitirilerek faaliyete geçebilmesine yönelik olduğu, diğer taraftan, projenin de dava konusu edilmediği anlaşıldığından, olayda 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan olağanüstü durumun, acelelik halinin ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmakla, dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/09/2025 tarihinde, davacı vekili Av. [...]'ın, davalı idare Cumharbaşkanlığı vekili Av. [...]'ın, davalı idare BOTAŞ Genel Müdürlüğü vekili Av. [...]'in, davalı idare Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekili Av. [...]'nun geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlanıldı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlenildikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
    İNCELEME VE GEREKÇE:
    MADDİ OLAY:
    [...] Taşıma Anonim Şirketine verilen 23/05/2003 tarihli doğal gaz iletim lisansı kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun [...] günlü, [...] sayılı kararıyla, Ordu ili hudutlarından geçen Fatsa-Ordu doğal gaz bağlantı hattı projesi için lüzumlu olan ve hattın hizmetinde ihtiyaç duyulan, enerji nakil hatları, ulaşım yolları ve röle istasyonu/RMS istasyonu, ölçüm istasyonu, kompresör istasyonu gibi sabit tesisler içingereken özel mülkiyete konu taşınmazların mülkiyet ve/veya irtifak haklarının kamulaştırılabilmesi amacıyla, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 12. Maddesi gereğince kamu yararı kararı yerine geçmek üzere lüzum kararı verilmiştir.
    [...] Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün [...] günlü, [...] sayılı başvurusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının [...] günlü, [...] sayılı yazısı üzerine, dava konusu 24/11/2023 tarih ve 7884 sayılı Cumhurbaşkanı kararı alınarak, BOTAŞ Genel Müdürlüğünün [...] günlü, [...] sayılı onayı ile kamulaştırma işlemlerine başlanılmış, Ordu Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün [...] günlü, E[...] sayılı yazısı ile proje kapsamında yer alan taşınmazlara ilişkin toprak koruma projesinde belirtilen tedbirlerin alınması şartıyla, tarım arazilerinin irtifak hakkı olarak kullanılmasına izin verilmiştir. [...] Asliye Hukuk Mahkemesinin [...] günlü, E:[...] D.İş, K:[...] sayılı kararı ile geçici ve daimi irtifak hakkı tesisi suretiyle davacının paydaşı olduğu uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulmasına karar verilmiştir.
    Bakılan dava, Ordu ili, Altınordu ilçesi, [...] Mahallesi, [...] ada, [...] parsel sayılı taşınmazın [...] - [...] Doğalgaz Boru Hattı Projesi kapsamında yapılacak olan sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katodik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı amacıyla ihtiyaç duyulacak olan taşınmazların mülkiyet şeklinde ya da daimi/geçici irtifak hakkı kurulmak suretiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca [...] Taşıma Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin alınan 24/11/2023 tarih ve 7884 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
    İLGİLİ MEVZUAT:
    Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
    Aynı Kanunun 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
    4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 12. maddesinin (a) bendinde; "Kamulaştırma; bu Kanunda öngörülen faaliyetlerin gerektirmesi halinde, 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda belirtilen esaslar dahilinde kamulaştırma yapılır. Bu konuda Kurulca verilecek lüzum kararı, kamu yararı kararı yerine geçer ve müteakip işlemler Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Kamulaştırılan taşınmazın mülkiyeti Hazineye; kullanma hakkı kamulaştırma bedelini ödeyen tüzel kişiye ait olur. Kullanma hakları, ilgili lisans veya sertifikanın bir cüz’ü olup geçerliliği bunların geçerlilik süresi ile sınırlıdır. Lisans veya sertifikanın sona ermesi veya iptali halinde, tüzel kişilerce ödenmiş bulunan kamulaştırma bedelleri iade edilmez." hükmüne yer verilmiştir.
    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Usul Yönünden:
    Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
    İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasanın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
    Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
    Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
    Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir.
    Uyuşmazlıkta, [...] Asliye Hukuk Mahkemesinin [...] günlü, E:[...] D.İş, K:[...] sayılı kararı ile geçici ve daimi irtifak hakkı tesisi suretiyle davacının paydaşı olduğu uyuşmazlığa konu taşınmazın bir kısmına acele el konulması amacıyla açılan davada verilen K:[...] sayılı kararın 16/09/2024 tebliği üzerine davacı tarafından acele kamulaştırma işleminin öğrenildiği ve 15/10/2024 tarihinde süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış olduğundan davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
    Esas Yönünden:
    Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
    Özel mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmış, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahaleler olabileceği öngörülmüş ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
    Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür.
    Anayasanın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir.
    2942 sayılı Kanunda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
    Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir.
    Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
    Acele kamulaştırma usulü ise 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür.
    Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
    2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
    Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açıktır.
    Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararının "kamu yararı" ve "acelelik hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.
    Dosyanın incelenmesinden; [...] Taşıma Anonim Şirketinin acele kamulaştırma talebi gerekçe raporunda, [...] ili, [...] ilçesi Doğal Gaz Boru Hattı Projesi kapsamında arazi etüd ve mühendislik çalışmaları tamamlanan ve kamulaştırma işlemlerine geçilecek olan hattın isabet ettiği taşınmaz maliklerinin fazla olması, mirasen intikallerinin yapılması için açılacak olan veraset davaları ile ad - soyad yanlışlıkları nedeniyle açılacak olan isim tashihi davalarının uzun süreceği belirtilerek, Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi uyarınca taşınmaz maliklerinin tamamı ile uzlaşma ihtimalinin düşük olduğu ve aynı Kanunun 10. maddesi uyarınca açılacak davaların çok uzun süreceği bu nedenle zamanında yer teslimi yapılamayacağından projenin yapımına da başlanamayacağı, inşaat işini yapacak olan firmaya tesliminin yapılarak bir an evvel inşaat çalışmalarına başlanılması gerektiğinden güzergahın isabet ettiği parsellerde arazi edinimlerinin bir an önce tamamlanması gerektiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan ve stratejik bakımdan büyük önem taşıyan söz konusu projede kamu yararının ve anılan projenin bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
    Bu durumda ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek dağıtım sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, onaylı projeler kapsamında, normal kamulaştırma yöntemi yerine, üretilen/satın alınan enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
    Öte yandan, [...] Asliye Hukuk Mahkemesinin [...] tarih ve E:[...] D.İş, K:[...] sayılı dava dosyası kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlığa konu taşınmazın tapu kaydında "fındık bahçesi" vasfında olduğu belirtilmiş, davacı tarafından da tarım arazilerinin tarım dışı amaçla kullanılamayacağı ileri sürülmüş ise de Ordu Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün [...] tarihli, [...] sayılı yazısında anılan boru hattı güzergahında bulunan tarım arazilerinin 18/11/2024 tarihinde onaylanan toprak koruma projesinde belirtilen tedbirlerin alınması şartıyla, irtifak hakkı olarak kullanılmasının uygun görüldüğü bildirildiğinden davacı yanın bu iddiasına itibar edilmemiştir.
    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1. DAVANIN REDDİNE,
    2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam [...]- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
    4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen [...]-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
    5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
    6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  3. Ankahukuk Sitesi
    Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Ankahukuk Sitesi Ankahukuk SitesiDoğrulanmış Hukukçu1040 puan?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın.Avukat
    Doğrulanmış Hukukçu
    Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi 1040 puan· Güvenilir Katkıcı?Katılım puanıKatılım puanı; yayınlanan içerikler, onaylı yorum/katkılar, oylar, tepkiler, kaydetme, takip ve paylaşım gibi gerçek topluluk hareketlerinden oluşur. Ayrıntı için Hesap Ayarları veya Katılım Puanı kartındaki açıklamaya bakın. Meslek/statüAvukat Yaş49 CinsiyetErkek Doğum tarihi14/01/1977 Bulunduğu şehirAntalya Tam profil için isme tıkla
    Üyeyi takip et
    1 Temmuz 2026
    Mevzuat / İçtihat

    T.C.
    DANIŞTAY
    ALTINCI DAİRE
    Esas No : 2023/9165
    KararNo : 2024/4163 DAVACILAR: 1- ...
    2- ... VEKİLLERİ: Av. ...
    DAVALILAR: 1- ... (temsilen ... Bakanlığı) - ANKARA VEKİLİ: Av. ...
    2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. ...
    İSTEMİN KONUSU : Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Dernek Mahallesi, 5101 ada, 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.
    DAVACILARIN İDDİALARI : Acele kamulaştırma kararı alınmasında hukuki yarar bulunmadığı, acele kamulaştırma şartlarının oluşmadığı, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında geçen Dernek Mahallesinde parselasyon işlemi yapıldığı, bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararının bu aşamada uygunlaması imkanının bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerindeki bina için yıkım kararı verileceği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği belirtilerek dava konusu acele kamulaştırma kararının iptalinin gerektiği ileri sürülmektedir.
    DAVALILARIN SAVUNMALARI:
    1-Cumhurbaşkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davaya konu bölgede Toplu Konut İdaresi ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılan protokol kapsamında hak sahipleri ile görüşmelerin yapıldığı, belirli oranda anlaşma yapıldığı ancak alanın tamamında anlaşma ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan proje uygulamaya geçemeyeceği için acele kamulaştırma yoluna gidildiği, acele kamulaştırma kararı alınmasında üstün kamu yararı bulunduğu, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının hukuka, kanuna ve ilgili mevzuat hükümleri ile hizmet gerekleri ve kamu yararına uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
    2- Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 220 hektarlık alanı kapsadığı, alanda bulunan yapıların tamamına yakınının ruhsatsız, niteliksiz göç alanı, gecekondu, kaçak yapı şeklinde yapıldığını, mevcut çarpık yerleşme alanlarının tasfiye edilerek, çağdaş özelliklere sahip, modern standartlarda yaşam kalitesi yüksek kentsel bir alan oluşturulmasının hedeflendiği, 1. ve 2. etabın tamamlanarak vatandaşlara teslim edildiği, normal kamulaştırma sürecinin uzun sürmesi nedeniyle acele kamulaştırma kararının alındığı, proje alanında bulunan bazı taşınmazların malik sayısının çok fazla olması sebebi ile bürokratik sürecin en az 2 yıl süreceği bu nedenle kentsel dönüşüm projesine bir an önce başlanabilmesi için acele kamulaştırma kararı alındığı, anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
    DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
    DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 31/10/2018 tarih ve 30581 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, Dernek Mahallesi, 5101 ada, 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
    Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
    Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir.
    5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir.
    Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
    Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
    Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
    5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
    Bu itibarla, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusun taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.09.2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararı alındığı, dava konusu taşınmaz için ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:... D.iş K:... sayılı kararıyla acele el koyma kararı verildiği anlaşılmaktadır.Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı ve taşınmazların normal prosedüre göre kamulaştırılması işlemlerinin tamamlanmasının uzun zaman alabileceği yolundaki gerekçenin de tek başına acele kamulaştırma nedeni olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
    Açıklanan nedenlerle; dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
    İNCELEME VE GEREKÇE :
    MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmaz, Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanının sınırları içerisinde kalmaktadır.
    ... tarih ve ... sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararı ile, proje alanında kalan taşınmazların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yolu ile kamulaştırılabilmesi için karar alınmak üzere Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
    Dava konusu 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya ili, Battalgazi ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede mahallesi ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
    Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacılara ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
    Malatya İli, Battalgazi İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ve ... sayılı parseli de kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Malatya Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle, anılan parselin malikleri tarafından açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
    İLGİLİ MEVZUAT:
    Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.
    5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir.
    HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
    Usul Yönünden:
    Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
    İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.
    Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir.
    Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
    Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir.
    Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı, davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.
    Esas Yönünden:
    Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
    Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
    Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
    Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle,olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
    Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır.
    Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır.
    Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.
    Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
    Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.
    Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.
    Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
    Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.
    5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
    Bu açıklamalar çerçevesinde, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Cumhurbaşkanı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
    Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın Malatya Büyükşehir Belediye Meclisinin 10/09/2007 tarihli, 148 sayılı kararıyla sınırları belirlenen kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanında kaldığı, alanda anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazları için Asliye Hukuk Mahkemesinde davaların yoğunluğu nedeniyle bürokratik sürecin uzun süreceği gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/05/2023 tarih ve E:2022/84 D. İş, K:2023/32 sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği görülmüştür.
    Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
    Öte yandan; 30/10/2018 tarih ve 260 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Malatya ili, Battalgazi ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılan başka bir davada: Dairemizin 14/12/2022 tarih ve E:2021/6470, K:2022/11367 sayılı kararıyla dava konusu işlemin 575 ada, 212 sayılı parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş ve karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/04/2023 tarih ve E:2023/291, K:2023/638 sayılı kararıyla onanmıştır.
    KARAR SONUCU:
    Açıklanan nedenlerle;
    1. Dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının İPTALİNE,
    2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
    3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine
    4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Daha fazla katkı gösterGösterilen 9 / 11
Menü