Evidence
Delil. Evidence, bir iddia veya savunmanın doğruluğunu ispatlamak için mahkemeye sunulan bilgi, belge, tanık anlatımı, uzman görüşü veya maddi bulguyu ifade eder.
Delil. Evidence, bir iddia veya savunmanın doğruluğunu ispatlamak için mahkemeye sunulan bilgi, belge, tanık anlatımı, uzman görüşü veya maddi bulguyu ifade eder. Terim, yargılamanın ispat faaliyetiyle doğrudan ilgilidir.
İngilizce hukuk sistemlerinde evidence kavramı yalnızca delilin varlığını değil, kabul edilebilirliğini de içerir. Relevance, admissibility, hearsay, burden of proof ve standard of proof gibi kavramlar evidence hukukunun temel başlıklarıdır.
Türkçe çeviride evidence genellikle “delil” olarak karşılanır. Ancak evidentiary ifadesi “delil niteliğinde” veya “ispatla ilgili” anlamına gelebilir; proof ise daha çok ispat sonucunu ya da kanıtlamayı vurgular.
Evidence ifadesi çeviri ve uygulamada özellikle 'Delil' karşılığıyla kullanılır. Terimin doğru karşılığı; metnin medeni hukuk, ceza hukuku, idare hukuku, insan hakları veya uluslararası hukuk bağlamına göre belirlenmelidir.
Evidence, İngilizce hukuk dilinde yerleşmiş bir terimdir. Türkçeye aktarılırken kelime kelime çeviriden çok, terimin kullanıldığı hukuk alanındaki teknik işlev esas alınmalıdır.
Bu terimle birlikte bakılabilecek başlıklar
İlgili ve tamamlayıcı başlıklar.
